Etiket: Ellerde

  • Fidanlar Minik Ellerde Hayat Buldu

    Antalya’nın Kumluca İlçesi’nde kreş öğrencileri selvi fidanı dikti.

    Kumluca’da Orman İşletme Müdürlüğü tarafından organize edilen etkinlikte Masal Diyarı Eğitim ve Kültür Derneği öğrencileri fidan dikti. Sarıkavak Mahallesi Horozötmez Mevkiinde yaklaşık 20 Bin metrekarelik alanda gerçekleştirilen fidan dikim etkinliğinde fidanlar minik ellerde hayat buldu. Kumluca Orman İşletme Müdür Yardımcısı Cevdet Atlaş, “İşletme Müdürlüğümüz tarafından hazırlanan yaklaşık 20 Bin Metrekarelik alanda çocuklarımızla birlikte fidan dikimi gerçekleştirdik. Minik öğrencilerimizle küçük bir alan fidan diktik. İlk ve Orta Okul öğrencilerimizle hazırlanan alanın geri kalan bölümlerinde fidan dikimi yapacağız. Bu çalışmamızla, çocuklarımıza doğayı, ormanı ve ağacı sevdirmeyi, ağaçlara sahip olma duygusunu kazandırmayı amaçlıyoruz” dedi.

  • “Asaletin Simgesi” Narin Ellerde Üretilip Dünyaya Tanıtılacak

    Bülent Ecevit Üniversitesi, “Asaletin Simgesi” olarak kabul gören Devrek bastonunun üretimi ve tanıtımı için kolları sıvadı. Devrek MYO’da açılan atölyede öğrenciler; bastonların yapım aşamalarını öğrenecek hem de bastonun tanıtımı dünyaya yapılacak.

    Zonguldak’ın Devrek ilçesinde “Kızılcık” sopasından yapılan ve uzun tarihe sahip Devrek bastonu; Bülent Ecevit Üniversitesi tarafından üretilmeye başlandı. “Asaletin Simgesi” olarak kabul edilen Devrek bastonu, geçmişten günümüze birçok cumhurbaşkanı, başbakan gibi devlet başkanlarına takdim edilmiş, büyük ilgi görmüştü.

    BEÜ’NÜN UYGULAMA MERKEZİ FAALİYETE GEÇTİ

    BEÜ Devrek Meslek Yüksek Okulu’nda açılan Devrek Bastonu Uygulama ve Araştırma Merkezinin tanıtımı yapıldı. Uygulama ve Araştırma Merkezini gezen BEÜ Rektörü Mahmut Özer; merkezin açılışını yaparak çalışmaları inceledi.

    Atölyede öğrencilerle, yok olmaya yüz tutan mesleği yaptıklarını hatırlatan Baston Atölyesi Eğitmeni Necati Akçasu, “Sene başında öğrencilerimizle başladık. Öğrencilerimizle birlikte dönem başından beri yapmaya başladık. Bugün de açılışımız yapılacak. Buradaki amacımız geleneksel el sanatları ölmesin gelecek nesillere aktarılsın diye çünkü yok olmaya yüz tutmuş bir el sanatı çıraklık ve ustalık olayı bittiği için maddi getirisi olmadığı için dükkanlarımıza çırak gelmemekte dolayısıyla üniversitelerimizdeki el sanatları bölümümüzde öğrencilerimize bu mesleği icra ettirmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

    “ÜNİVERSİTE, DEVREK BASTONUNU ÜRETİYOR”

    Üniversitelerin sadece eğitim ve araştırma değil aynı zamanda topluma hizmet katkıda bulunması gerektiğini ifade eden BEÜ Rektörü Prof. Dr Mahmut Özer, üniversitenin Devrek bastonunu üreterek dünyaya tanıtacağını aktardı.

    Manevi açıdan önemli bir adım atıldığının altını çizen Rektör Mahmut Özer, şöyle devam etti:

    “Mücevher el yapımı ile ilgili birim bir atölyemiz var. Onun da katkılarıyla çok farklı bir konseptte tüketicilere ulaştırılacak. Bizden sahip olduğumuz tüm becerilerimizi baston üretimine katmış olacağız. Bu aynı zamanda Devrek bastonu ile ilgili Devrek’teki zanaatkarları da sanatçıları da motive edecek. Buradaki öğretilen yeni konseptteki, inovatif bir şekilde üretilen Devrek bastonu ile ilgili bilgi birikimi ilerlere taşınmış olacak. Şu çok önemli üniversitenin bulunmuş olduğu bölgedeki sektörlere yerel ufku olan alanlara katkı üretmesi ve onu kalıcı kılması üniversitenin en temel fonksiyonlarından bir tanesi üniversiteler sadece eğitim ve araştırma değil aynı zamanda topluma hizmet katkıda bulunması gerekiyor. Bu küçük olsa da manevi anlamda çok büyük bir adım. Daha önce burada yıllardan beri Devrek bastonu üretilmesine rağmen Devrek Meslek Yüksek Okulu’nda geleneksel el sanatları anlamında hiçbir akademik program yoktu. Geleneksel el sanatlarını daha yeni açtık. 4 yıllık bir mazisi var. Hızlı bir şekilde Devrek Bastonu Uygulama Araştırma Merkezi devreye girdi ve üniversite Devrek bastonunu üretiyor. Öğrencilerimiz el becerilerini geliştiriyor ve buradan mezun olacaklar. Aynı zamanda Devrek bastonunu çok daha ulusal ölçekte çok iyi noktalara taşımış olacak. Bunu gerçekten çok önemsiyorum.”

    “KAĞIT ÜRETİMİ VE MÜCELLİTHANEYİ KURMAYI PLANLIYORUZ“

    Devrek bastonunun haricinde kağıt üretimi ve mücellithane kurmayı planladıklarını dile getiren Prof. Dr. Mahmut Özer, “İnşallah bundan sonra sadece el sanatlarında değil aynı zamanda kağıt üretimi ve mücellithaneyi yani cilt yapımını da kurmayı planlıyoruz. Çünkü bu bildiğiniz gibi bu topraklarda kitap basımı müthiş bir deneyimi olan bin yıllardır devam eden bir gelenek ama bunlarla ilgili akademik bir bilgi üretimi yok. Önceden mücellithaneler vardı. Ustaların bilgi birikimi vardı. Özel üretimler yapılarak tüm dünya hayran kalırdı. O yüzden bundan sonraki hedefimiz Devrek bastonuna ilave olarak aynı zamanda burada geleneksel olarak kağıt üretimini sağlamak ve bunu mücellithaneyle taçlandırmak. Devrek’teki geleneksel el sanatları bölümü buradaki arkadaşların katkılarıyla ulusal ölçekte gerçekten referans bir merkez haline gelecek” diye konuştu.

    “BASTONUN YURT DIŞINDA DA TANITIMINI YAPMAYI HEDEFLİYORUZ”

    Devrek bastonunun yapımından tanıtımına kadar birçok faaliyetleri üstlendiklerini ifade eden Devrek Bastonu Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Öğretim görevlisi Afitap Bulut, “Valimizin ve Rektör hocamızın destekleriyle açılan araştırma merkezimize biz Devrek bastonunun yapımından tanıtımına kadar birçok faaliyetleri üstlenmiş durumdayız. Özellikle var olan ustalarımızla yaptığımız görüşmelerde onların sorunlarını tespit ettik. Özellikle pazarlama ile ilgili sorunların olduğunu gördük. İnovatif çalışmalarla birlikte Devrek bastonunun yurt içinde ve yurt dışında tanımını daha çok hedeflemeyi amaçlıyoruz” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından Devrek Bastonu Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından BEÜ Rektörü Mahmut Özer’e özel baston hediye edildi. BEÜ Rektörü Prof. Dr Mahmut Özer, senato üyelerine Devrek Bastonu Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde üretilen bastonlardan hediye etti. Atölyede 28 öğrenci Devrek bastonunun yapılış aşamalarını öğrenerek baston üretiyor.

  • Ağaç Dalları Hünerli Ellerde Hayat Buluyor

    Adana’nın Kozan ilçesinde doğada bulunan ağaç dalları hünerli eller sayesinde tabiattaki canlı varlıkların şekillerine dönüştürülerek hayat buluyor.

    Tekin Özdil ve Fikret Şener adlı iki arkadaş, kurdukları atölyede ağaç dallarını çeşitli aşamalardan geçirdikten sonra doğada bulunan kuş, fare, keçi gibi canlılara benzer ürünlere dönüştürerek ortaya çıkarmış oldukları eserleriyle dikkat çekiyor. Özdil ve Şener’in kabaktan yapmış oldukları lambalar ise doğal güzelliği ile dikkatleri üzerine çekiyor.

    Emekli olduktan sonra bol vaktinin olduğunu ve bu vaktini doğada bulunan ağaç dallarına şekil vererek değerlendirdiğini ifade eden Tekin Özdil, “Doğadaki farklı malzemeleri bakış açısını değiştirerek yeni bir ürünler yapmaya gayret ettik. Bu ürünleri tasarlarken arkadaşlarımız ile ucundan kenarından şurası şöyle olsun burası böyle olsun gibi yaklaşımlarımızla bunları hep birlikte ortaya çıkardık. Önce Kaz yaptık daha sonra işi geliştirdik pelikandı, kartaldı, yılandı, kertenkeleydi, fareydi gibi hayvanları ağaç dallarından yapmaya başladık. Malzemeler tamamen doğadan toplama malzemeler. Biz bunları küçük küçük rütujlarla birbirine adapte ettik. Ortaya bu ürünler çıktı. Ürüne bağlı olarak yapım aşaması değişiyor. Bir aylık çalışmayı gerektiren ürünümüzde var, bir haftada yapabildiğimiz üründe var. Standart bir süre yok burada. Kozan’ın Adana’nın tanıtımı, turizme katkı sağlayabilir miyiz? Kozan dışından insanları buraya çekebilir miyiz düşüncesi daha sonra baktık ürünleri beğenmeye başladık ticari yönünü de düşündük. Bununla ilgili kurumsal firmalarla da temas halindeyiz. Amatör aletlerle şuanda bu ürünleri üretiyoruz ama biraz daha profesyonel alet alabilirsek ekonomimiz yeterse daha güzel ürünler çıkaracağız. Hem de çok mutlu oluyoruz” dedi.

  • Ellerde Titreme Ve Aşırı Terleme Hipertiroidi Belirtisi Olabilir

    Denizli Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Ümit Özkan, hızlı kilo kaybı, ellerde titreme, aşırı terleme, gözlerde fırlama ve kanlanma ile görme bozukluğunun hipertiroidi belirtileri olduğunu söyledi.

    Hipertiroidizmin, tiroid bezinden aşırı tiroid hormonu salgılanmasıyla oluşan bir hastalık olduğunu dile getiren Dahiliye Uzmanı Dr. Ümit Özkan, bu hastalığa tirotoksikoz ismi de verildiğini söyledi. Özkan, “Bu hastalığın sebepleri graves hastalığı, toksik nodüler guatr, tiroiditi, aşırı iyot alımı, aşırı tiroid hormonu alımıdır. Hipertirodi rahatsızlığına sahip olanların büyük çoğunluğu graves hastasıdır. Hipertiroid probleminde guatr, sinirlilik, uykusuzluk, huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü, duygusal tutarsızlık, saldırgan tavır, sıkıntı, el ve ayaklarda titreme, vücudun ısınma hissi ve sıcaktan dolayı tahammülsüzlük, kilo kaybı, çarpıntı, taşikardi, nefes darlığı, kalp ritm bozukluğu, kalp ağrısı, kalp yetmezliği, saçlarda cansızlaşma ve dökülme, bağırsak problemleri,gözlerde çıkıntılık, kemik erimesi ve erkeklerde meme büyümesi durumları yaşanır. Bağışıklık sisteminde bozulma ile gerçekleşen ve hastaları çok rahatsız ederek yaşam kalitesini düşüren bu hastalık, hemen tedavi edilmelidir” dedi.

    Hipertiroidinin, ilaç tedavisi, radyoaktif iyot tedavisi ve cerrahi tedavi olmak üzere üç şekilde tedavi edildiğini ifade eden Dahiliye Uzmanı Dr. Ümit Özkan, “Hastalığın ilaçla tedavisinde amaç, tiroid hormonlarını normal seviyeye indirmektir. İlaç tedavisi sık sık yapılan kontrollerle beraber genelde 9 ay-1 yıl sürer. İlaç tedavisi sırasında ateş ve boğaz ağrısı görülürse, doktora başvurmak gerekir çünkü bu durum vücutta lökositlerin azalmış olduğunun işareti olabilir. Tedaviden önce ilaçlar kesilir, tedavi sonrası yeniden başlanır. Eğer hastada guatr büyükse ya da çapı büyük olan bir sıcak nodül bulunuyorsa genelde cerrahi operasyon önerilir. Hastanın hormonları ilaç tedavisiyle normal seviyeye getirildikten sonra, ameliyatla tiroid bezinin bir bölümü ya da tamamı alınır. Hipertiroidi tedavi edilmezse hastada kilo kaybı devam eder; kalpte ritim bozukluğu, kalp yetmezliği ve bir iltihap veya enfeksiyon sırasında tiroid krizi, şok ve ölüm oluşur. O nedenle, hipertiroidi mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır” diye konuştu.

  • (Özel Haber) Yaralı Bulunan Şahin Ve Kartal Emin Ellerde

    Eskişehir’de farklı ilçelerinde vatandaşlar tarafından yaralı olarak bulunan şahin ve kaya kartalı, tedavi edilmesi için Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne getirildi.

    Eskişehir Orman ve Su İşleri Milli Parklar Şube Müdürlüğü, Eskişehir’in Sarıcakaya ve Karagözler mahallelerinde bulunan yaralı şahin ve kaya kartalını tedavi etmeye hazırlanıyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bulunan rehabilitasyon merkezinde, özellikle nesli tükenme tehlikesi olan hayvanların sağlıklarına kavuşması için çaba gösteren Milli Parklar Şube Müdürü Mehmet Sait Kanar, vatandaşların yaralı halde buldukları kuşlarla yakından ilgileniyor. Yaralı şahinlerin Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekiplerince doğadan alınarak tedavileri için getirilmesinin ardından açıklama yapan Şube Müdürü Mehmet Sait Kanar, şahinlere yapılacak tedavi sürecinden bahsetti. Kanar, “Orman ve Su İşleri Bakanlığı’mız Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü’müzün özellikle Türkiye çapında yaban hayvanları koruma konusunda büyük bir gayret içerindedir. Eskişehir ilimizde de Şube Müdürlüğümüzce 2 adet doğada, yardıma muhtaç, yaralı olan hayvanlarımızı aldık. Bunları rehabilite edip uçabilecek hale getirip tekrar doğaya salacağız” dedi.

    “NESLİN TEHLİKEYE DÜŞMEMESİNİ SAĞLAYACAK BİR ÇALIŞMA İÇERİSİNDEYİZ”

    Milli Parklar Şube Müdürü Mehmet Sait Kanar, yaralı olarak gelen hayvanların tedavi edilmesinin ardından tekrar doğaya salınarak neslinin devam etmesine özen gösterdiklerini vurgulayarak, “Vatandaşların bize ihbar sonucu bu kuşları doğadan gittik aldık. Özellikle genç bireyler, uçma yeteneğini kazanmamış bireyler vatandaşlar tarafından bulunduğunda bizlere haber veriliyor. Yetişkinler genellikle yaralı ya da kanatları kırılmış ya da bir şekilde doğada tahrip olmuş uçma yeteneği kaybolmuş hayvanlarımız oluyor. Biz bunları gelip, tedavilerini görüp uçabilecek hale getirip tekrar doğaya salmaya çalışıyoruz. Yaralarını tedavi ediyoruz ve doğadaki dengeyi koruyarak bunların nesli tehlikeye düşmemesini sağlayacak bir çalışma içerisinde bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

    TEDAVİ SÜRECİ DEĞİŞİLİK GÖSTEREBİLİYOR

    Tedavi süreçlerinin her hayvanın yaralanma durumuna göre değişiklik gösterdiğini ifade eden Kanar, “Küçük hayvanların yaklaşık 5-6 ay olduğu süreçler var. Daha kısa sürede yani 10-15 veya 20 günlük bir tedavi süreci sonunda doğaya saldıklarımız da var. Tedaviye cevap verip de uçuş yeteneğini kazanamayacak, tekrar doğaya döndüğünde hayatını sürdüremeyeceklerini de salmıyoruz. Bunları normal fiziki hayatlarını sürdürüp tamamlayıncaya kadar rehabilitasyon merkezinde devam ediyoruz. Veya bunları en yakın bir hayvanat bahçesi veya bunları isteyen başka bir kurum-kuruluş olursa da bunların burada yaşamlarını devam ettirecek yaşama ortamlarını da sağlıyoruz. Ama bu uçuş sağlayacak, yeni yumurtadan çıkmış, yuvadan düşmüş bir yavruysa bu 6 ay, 8 ay belki yılları bulabilecek bir bakım sürecini de bulabiliyor tabii ki” şeklinde konuştu.