Etiket: Elif

  • CHP – NRW Birliği Genel Sekreteri Elif Akçit hayatını kaybetti

    Almanya’nın Duisburg şehrinde CHP-NRW Birliği Genel Sekreteri olarak görev yapan Elif Akçit, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Almanya’nın Duisburg şehrinde yer alan CHP – NRW Birliği Genel Sekreteri olarak görev yapan Elif Akçit, 5 aydır tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

    Elif Akçit, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Almanya’daki etkinliklerinde de görev alıyordu. Akçit, en son Türkiye’de düzenlenen seçimler nediyle görev yaparken beyin kanaması geçirmişti. Akçit için Almanya’da cenaze töreni düzenleneceği bildirildi.

  • Küçük Elif Sema, MPS hastalığının pençesine düştü

    Hatay’ın Dörtyol ilçesinde 4 yaşındaki Elif Sema Demiröz’e dünyada ender görülen genetik hastalıklardan Mukopolisakkaridoz (MPS) Tip 4A teşhisi konuldu. Sürekli ağlayan ve psikolojisi de bozulduğu gözlenen Elif Sema’nın, yakalandığı hastalık nedeniyle yaşı 5 yaşından küçük olduğu için ilaç tedavisine başlanamıyor. Kızlarının yürüyememe, konuşamama ve görememe gibi risklerle karşıya kalabileceğini öğrendiklerini belirten Demiröz ailesi, yetkililerden yardım bekliyor.

    Baba Orhan Demiröz (34) kızının rahatsızlığı nedeniyle tedavi için sürekli il dışındaki hastanelere gitmek zorunda kaldıklarını, bu nedenle çalıştığı iş yerinden de ayrılmak zorunda kaldığını söyledi. Yaklaşık 6 aydır çalışamadığını belirten Demiröz, “Kızım Elif Sema’nın göğsünde şekil bozukluğunu fark etmemizin ardından çeşitli hastanelere götürdük. Bize kendisi küçük olduğu için zamanla düzelebileceği ifade edildi. Yürümesinde gittikçe bozukluklar başladı bunun üzerine Adana’daki bir ortopedi hastanesine gittik. Burada yapılan MR tetkikler sonucu bize ’skolyoz’ olduğu söylendi. Burada doktorlar kızımın vücudunda şekil bozukluğunun daha fazla olması nedeniyle bizi araştırma hastanesine yönlendirdi. Hastanenin çocuk metabolizma bölümünde yapılan muayenede bunun farklı bir hastalık, ’MPS’ olduğu söylenerek bununla ilgili tahliller yapıldı. İngiltere’ye tahlillerimiz gönderildi. 15 gün önce kızımın hastalığının ’MPS Tip 4A’ olduğu, bu hastalığın eklem yerlerinde gevşemeye neden olacağını, zamanla duymayacağını, konuşamayabileceğini hatta görmeyebileceğini öğrendik. Tedavi için doktorumuzla görüştüğümüzde bize 5 yaşın altında herhangi bir tedavisinin olmadığını söyledi” diye konuştu.

    Kızının hastalığını araştırdıklarında haftada ya da ayda yaklaşık 4 saatlik damardan enzim alabileceğini, bu tedavinin kızının boyunun uzamasına fazla bir etki etmeyeceğini ancak yürümesinin, konuşmasının ve görmesinin kaybolmasının önüne geçebileceğini anlatan Demiröz, ilacın ise yurt dışından geldiğini, tedavinin ise uzun süreceğini öğrendiklerini söyledi. Demiröz, “Benim Sağlık Bakanlığımızdan tek isteğim çocuğumun tedavisi için gerekli olan ilacın temini için harekete geçerek süreci hızlandırmasıdır” dedi.

    Anne Sevda Demiröz ise kızının MPS hastalığını öğrendiğinde çok üzüldüğünü belirterek, “Devletin ilaç tedavisi için 5 yaş altına onay vermediğini, tedavinin başlayabileceği 2018 yılı Haziran ayına kadar kızımın yürüyemeyebileceğini, konuşamayabileceğini öğrendiğimde çok kötü oldum” diyerek gözyaşlarını tutamadı.

    Kızının da hastalığı nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu söyleyen Sevda Demiröz, “Kendisine her yaklaşandan korkar duruma geldi. Sürekli doktor gördüğünden her yaklaşanı gördüğünde bir şey yapacak sanıyor huzursuz oluyor. Devletimizden tek isteğimiz kızım için gerekli tedavinin onayını vermesi. Kızımın yürüyüp bana ’anne’ demesi bile yeter başka bir isteğim yok” dedi.

  • Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş’tan öğrencilere “elif gibi dik olun” nasihati

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Kastamonu Üniversitesinden mezun olan öğrencilere her zaman yanlış karşısında elif gibi dik olmaları tavsiyesinde bulundu.

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Kastamonu Üniversitesi tarafından Kuzeykent miting alanında düzenlenen 2016-2017 akademik yılı mezuniyet törenine katıldı. Kastamonu Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde konuşan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, anneleri ve babaları tebrik ederek, çocuklarının bugünlere bir günde gelmediklerini ve uzun emekler sonucu bu yaşlara eriştiğini söyledi. Anne ve babaların evlatlarını yetiştirirken yemeyip yedirdiği, içmeyip içirdiğini, ellerindeki bütün imkanları evlatlarının yetişmesi için harcadıklarına dikkat çeken Kurtulmuş, “Evlatlarınızda sizlerin bu çabalarını boşa çıkarmadı. Şimdi en büyük armağanı evlatları, anne ve babalarına vermiş oluyor” dedi.

    Çocuklarının da bu emekleri boşa çıkarmadığını söyleyen Kurtulmuş, “Birçoğunuz ana kucağından ayrılarak gurbetlere geldi. Kastamonu güzel bir şehir ama bir kısmınız uzun süre gurbette kaldı. Gurbetin zorluklarıyla okuyarak diplomanızı aldınız. Allah bu diplomanızı hayırlı etsin. Diploma sahibi oldunuz ama inşallah iyi birde iş sahibi olursunuz. Elde ettiğiniz bu diplomalarla inşallah devlete, millete ve insanlığa hayırlı işlerde bulunursunuz. Bununla birlikte inşallah iyi bir eşlerde bulup güzel bir aile hayatı kurarsınız” diye konuştu.

    Mezun olacak gençlere de nasihatlerde bulunan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

    “Diploma her şey değildir. Asıl olan insanın erdemli, faziletli ve erdemle olmasıdır. Her biriniz öylesiniz. Hayatta çok zorluklarla karşılaşacaksınız. Hayat, her zaman bu eğitim hayatınızda olduğu gibi böyle problemsiz, sorunsuz, neşeli olmayacak. Nice yanlışlıklar göreceksiniz. Hayatın nice cilveleriyle karşılaşacaksınız. Nice yanlış insanlarla nice yanlış meselelerle karşılaşacaksınız. Siz hiçbir zaman doğruluktan ayrılmayın. Karşınızdakiler hangi yanlışlığı yaparsa yapsın siz elif gibi dimdik olun, elif gibi dosdoğru olun ve hayata hep erdemli ve faziletli olarak devam edin. Bilgili olmanın yanında dünyada olanları takip edin. Bilginiz arttırın, meslekteki bilginizi arttırın ama her zaman bilgi tek başına yeterli değildir. Bilginin yanında hikmetli ve irfanlıda olun. Yani insanlara hayırlı hizmet edebilmek için gayret edin, insanlara en güzel şekilde hizmet edin. Bu mesleklerinizi, bu millete hizmet için insanlara hizmet etmek için kullanın. Allah yardımcınız olsun. Siz bildiklerinizle amel edin, Allah size bilmediklerinizi öğretecektir. Siz insanların müşkülünü ortadan kaldırmak için gayret edin, Allah sizi darda koymayacaktır. Her zaman eşlerinizle, dostlarınızla, arkadaşlarınızla ve ailenizle Allah sizi hep beraber mutlu ve mesut yaşamanızı nasip etsin.”

    Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın ise, Kastamonu Üniversitesinin fakültelerde ve yüksekokullarda açılan yeni bölümlerle büyümeye devam ettiğini belirterek, “2017-2018 Akademik Yılı için Tıp Fakültemize ilk öğrencilerimizi alacak” dedi.

    Kastamonu Üniversitesinde 2017 yılı itibariyle toplam 27 bin 265 öğrencinin tahsil gördüğünü ifade eden Rektör Aydın, “2017 yılı itibariyle üniversitemizde 40 ülkeden toplam bin 514 milletlerarası talebemiz mevcuttur. Bugün itibari ile 8 patenti, bir teknoloji tasarımı tescil edilmiş olan üniversitemiz teknoloji üretebilir hale de gelmiştir” diye konuştu.

    Kastamonu Üniversitesinden 5 bin 753 öğrencinin mezun olduğunu söyleyen Rektör Aydın, “Sevgili gençler; hayatınızın bu önemli dönüm noktasında sizleri en kalbi hislerle kucaklıyor, gelecek günlerin size başarı, sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini temenni ediyor; gözlerinizden öpüyorum. Yolunuz ve bahtınız açık olsun” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından 2016-2017 eğitim-öğretim dönemini birincilikle tamamlayan Hediye Nur Büyüksamancı, yaş kütüğüne plaketini çaktı. Ardından Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, dönem birincisi olan Büyüksamancı’ya hediyesini takdim etti. Daha sonra Yüksekokullarda birinci olan öğrencilere hediyeleri verildi. Törende ayrıca üniversiteyi çeşitli organizasyonlarda temsil eden öğrencilere de madalyaları verildi. Halk oyunların gösterisinin yer aldığı mezuniyet töreninde, Kastamonu Üniversitesinde okuyan yabancı öğrenciler halk oyunlarını sergilerken Kastamonu’nun yöresel oyunları da oynandı. Törenin ardından Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ile birlikte öğrenciler, hep bir ağızdan yemin ederek keplerini hep birlikte hava atarak mezun olmanın sevincini yaşadı. Törende Kurtulmuş, kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyen öğrencileri de kırmadı.

    Törenin sonunda ise, sanatçılar Merve Özbey ile Erdem Kınay sahne alacak.

  • (Özel Haber) Kızılay şehidi Elif Gizem Akaya’nın arkadaşlarından büyük vefa

    Ankara Kızılay’da düzenlenen terör saldırısında şehit olan Türk Hava Kurumu Üniversitesi öğrencisi Elif Gizem Akaya’nın adını yaşatmak isteyen arkadaşları, başlattıkları sosyal sorumluluk projesi kapsamında meslek lisesi öğrencilerinin mühendisliği tanıması ve tercih etmesine katkı sağlıyor.

    13 Mart 2016 tarihinde Ankara Kızılay’da düzenlenen hain terör saldırısında şehit olan Türk Hava Kurumu Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü 1. sınıf öğrencisi olan Elif Gizem Akkaya’nın adını yaşatmak isteyen genç mühendis adayları, önemli bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Proje kapsamında liseli gençlerle buluşan üniversite öğrencileri, geleceğin mühendisleriyle yaptıkları çalışmaları sergide topluyor.

    Şehit Elif Gizem Akkaya’nın annesi Gülten Akkaya, hain terör saldırısında gencecik çocukların bir hiç uğruna yok edildiklerini söyleyerek, “Türk Hava Kurumu Üniversitesi Milli Eğitim Bakanlığından onay alarak kızımın adını yaşatmak adına ve bu terör olayına bir nebze dikkat çekmek için güzel bir proje başlatmışlar. Bu proje terörün kaynağının cehaletten olduğu düşünülerek insanları daha çok bilinçlendirmek, cehaleti ortadan kaldırmak için özellikle lise öğrencilerinin üniversite okumaya yönelik teşvik etmek için kurgulanmış bir proje. Lise öğrencilerine üniversiteleri gezdirip özellikle mühendis olmaları konusunda teşvik ediyorlar. Bu proje beni çok onurlandırdı. Kızını kaybetmiş bir anneye kızının adını taşıyan bir proje verilebilecek en güzel hediyedir. Türkiye’de bütün üniversitelere yayılabileceğini düşünmek beni çok onurlandırıyor” diye konuştu.

    Projenin Genel Koordinatörü Elektrik Elektronik bölümü 3. sınıf öğrencisi Muhammed Taha Korkmaz, teröre karşı silahının kalemi, kitabı, bilgisi olduğunun altını çizerek, “Teröre bir tepki göstermek istedik. Elif’in adını yaşatmak, onu anmak istedik. Mühendis adayı olarak elimizdeki silahımız; kalemimiz, bilgimiz, kitabımız. Biz ancak bu şekilde tepki gösterebilirdik. Üniversite okumayı düşünmeyen daha çok kırsal kesimlerde bulunan liseleri tercih ederek buradaki çocukları bilinçlendirmeyi amaçladık. Bu ülkede bilinçli gençler yetişirse terörün o kadar azalacağı düşüncesindeydik. Onun için böyle sosyal sorumluluk projesine başladık. Bu tarz projelerin devam etmesini istiyoruz, sahip çıkılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Proje kapsamında 2 ay süren bir eğitim çalışması yaptıklarını kaydeden projenin eğitim sorumlusu Bilgisayar Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Mustafa Çetindağ, “Proje kapsamında lise öğrencilerine eğitim verdik, mühendislik nedir, mühendislik alanında neler yapılabilir, gençlerin neden mühendislik veya üniversite okuması gerektiği konusunda belli başlı sorularına cevap vererek onları eğitime yönlendirdik. Daha sonra basit düzeyde temel elektronik ve robotik alanda dersler verdik, derslerin asıl amacı çocuklar bir proje yaptıktan sonra çocukların hevesini arttırmaktı. 2 aylık bir eğitim verdik. Çocuklara projeler yaptırdık. Çocuklar dijital termometre, robot gibi birçok proje yaptılar. 9 üniversite ile birlikte çalıştık. Çocukların 2 ay sonucunda mühendisliğe bakış açılarının farklı olduğunu gördük. Amaç da buydu. Terörün cehaletten doğduğu düşüncesindeyiz ve bu cehaleti kırmakta bütün inanların borcudur” açıklamasında bulundu.

  • Şölen CEO’su Elif Çoban, yerel zincirlere çağrıda bulundu

    Şölen’in CEO’su Elif Çoban, Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı’nda, yerel satış noktalarının üreticinin müşterisiyle arasında kurduğu değer zincirinin en önemli halkası olduğuna dikkat çekerek, yerel zincirlere “Raflarda yeniye ne kadar yer açarsanız, tüketici o kadar kazanır. Daha çok ürün deneme fırsatı bulur, oluşan rekabet ortamında bir yandan markalar kazanır bir yandan da siz kazanırsınız” çağrısında bulundu.

    Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştirilen Yerel Zincirler Buluşuyor Konferansı’na Şölen markasıyla Elif Çoban katıldı. ’Farklılaşma, Markalaşma’ başlıklı oturumda Şölen CEO’su Elif Çoban, şirketin markalaşma hikayesini anlatırken, yerel zincirlere de ‘yeni ve farklı olana’ cesaretle sahip çıkma önerisinde bulundu.

    Yerel satış noktalarının önemine dikkat çeken Elif Çoban, bir ürünün raflarda yer aldığı oranda tüketiciyle tanışma fırsatı olduğunu söyledi. Türkiye’den doğan, adını tüm dünyaya duyuran bir şirketin Türk tüketicisiyle de daha rahat bir şekilde buluşması gerektiğini hatırlatan Çoban, “Sizler daha iyi biliyorsunuz ki marketlerde bırakın bir metrekareyi bir santimetrelik bir alanın bile anlamı çok büyük. Bu alanların doğru belirlenmesiyle birlikte raf kullanımı, müşteri yönlendirme konularında siz de verimlilik esasında yeni bir döneme geçmiş olacaksınız. Böylece başarılı bir ticari döngü oluşacak. Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan meselesine gelecek olursak; siz ne kadar yer açarsanız, tüketici o kadar çok ürün deneme fırsatı bulacak. Bir yandan markalar kazanırken bir yandan da siz kazanacaksınız. Biz yenilikçi ürün üretmekte, kazandığımızı işimize ve ürünümüze yatırmakta ne kadar özverili ve cesursak, sizin de bizim ürünümüzün görünürlüğüne daha çok şans vermek için aynı cesareti sergilemeniz gerekiyor” dedi.

    Şölen’in 1989 yılında sadece 50 kişilik bir ekiple kurulmuş genç bir şirket olduğunu hatırlatan Elif Çoban, “Pazarda bu kadar köklü, yerleşik markalar varsa, mutlaka bir çıkış yolu bulmalısınız. Aksi halde, tutunmanız mümkün değil, imkansız. Biz, bu çıkış yolunu yenilikçilikte bulduk. Türkiye’yi Türkiye’de olmayan ürünlerle tanıştırdık. Perakendecinin, yerel zincirin rafında bana da yer açması için kuş kondurmam gerekiyordu, biz bu kuşu kondurduk” şeklinde konuştu.

    Elif Çoban, ihracatla, küreselleşerek büyüdüklerini söyleyerek “Farklı pazarlara ki bu pazarların önemli bir bölümü gelişmiş, Batı ülkeleriydi, üstün nitelikli ürünler satarak iyi bir öğrenme süreci geçirdik. Ardından, elde ettiğimiz bilgi birikimini, gözlem gücünü yenilikçi damarlarımızla besledik. İhracattan kazandığımız her kuruşu işimize, Türkiye’ye yatırdık. Çoban Ailesi olarak bugün de topluca benimsediğimiz ana ilkemiz budur. Ne kazanıyorsak, işimizi büyütmek için harcıyoruz” ifadelerini kullandı.