Etiket: Eli

  • Hakkari ASP’den Evleri Yanan Arar Ailesine Yardım Eli

    Hakkari Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü (ASP) ile Hakkari Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) bir süre önce evleri yanan Arar ailesine yardım eli uzattı.

    Şehirden 40 kilometre mesafede bulunan Hakkari- Çukurca karayolu üzerindeki Geçimli köyünde ikamet eden 4 nüfuslu Arar ailesinin evi bilinmeyen bir nedenden dolayı yanmaya başladı. Köylüler, jandarma ekipleri ve Hakkari itfaiye ekibinin müdahalesine rağmen ev kullanılamaz hale gelirken aile ise dışarıda kalmıştı. Hakkari ASP İl Müdürü Mehmet Akif Bildirici, basına yansıyan yangın haberi üzerine durumu Hakkari Valiliğine bildirdi. Valiliğin talimatları doğrultusunda ASP Müdürü Mehmet Akif Bildirici oluşturulan ekip ve SYDV personeli ile birlikte Geçimli köyüne hareket ederek Ekrem Arar ailesini ziyaret etti. ASP yetkilileri, aile bireyleri ile dayanışma içinde olduklarını göstermek, sıkıntılarını dinlemek için aileyi ziyaret ettiklerini, sıkıntılarının giderilmesi için Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile ortak çalışma yürüttüklerini ve aileye imkanlar dahilinde her türlü yardımı yapacaklarını ifade ettiler.

  • Bakan Çelik: “Herkesin Eli Tetikte”

    BURSA (İHA) – Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Bütün güçler körfezde, belli coğrafyada konuşlanmış durumda. Herkesin eli tetikte. Herkes de kurtarmak için uğraşıyor. Nasıl bir anlayış ise, gelen bölgeye bir iyilik olsun diye geliyor ve çok enteresandır ‘Beni davet ettiler de geldim’ diyor Rusya. Milyonlarca insan evinden oluyor. Bu insanlar denizlerde atık muamelesi görüyorlar” dedi.

    İnegöl Ticaret ve Sanayi Odasının (İTSO) kuruluşunun 125. yılında, İnegöl ve ülke ekonomisinin gelişimine katkı koyan oda üyelerinin ödüllendirildiği “İnegöl’ün Yıldızları 2015 Ödül Töreni”ne katılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İlk kez soğuk savaştan sonra bu derece bir durumla karşı karşıya olunduğunu ifade eden Faruk Çelik, “Bütün güçler körfezde, belli coğrafyada konuşlanmış durumda. Herkesin eli tetikte. Herkes de kurtarmak için uğraşıyor. Nasıl bir anlayış ise, gelen bölgeye bir iyilik olsun diye geliyor ve çok enteresandır ‘Beni davet ettiler de geldim’ diyor Rusya. Buradaki olumsuzlukları yok etmek için parlamentodan karar çıkarıp geldik diyorlar. Milyonlarca insan evinden oluyor. Bu insanlar denizlerde atık muamelesi görüyorlar. Ateş çemberi içerisinde bırakılan insanlar var etrafımızda. İçler acısı bir tablo. Allah kimseyi vatansız bırakmasın derken herkese şemsiye oluyoruz. Bu bizim medeniyetimizin, inancımızın gereğidir. Bize kol kanat açacak bir mevki var mı? Onun için bu ülkede yaşarken, rastgele tapusu verilmiş bir ülke değiliz. Kanımızla, canımızla aldığımız bir toprak parçasıdır. Buradan başka gidecek yerimiz yok. Bu ülke üstünde hesap yapanların hesaplarını boşa çıkaracak olan sağlam bir duruş sergileme zorunluluğumuz var. Kimsenin yalpalamaya hakkı yok, gideceğimiz yer yok. Gideceğimiz yer, şehit kanlarıyla sulanmış olan vatanımızdır, gideceğimiz yer de, öleceğimiz yer de burasıdır” diye konuştu.

    “KİMİN MAŞASI OLDUĞUNUZ ORTAYA ÇIKTI”

    Bölgedeki istikrarsızlığı Türkiye’ye taşımaya çalıştıklarını ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

    “Mağdur ve mazlum halkların ümidi olmuşken, düğmeye basıp Türkiye’nin yükselişini aşağıya çekmeye çalışanlara karşı duruşumuzu korumamız lazım. Terör belasından çektiklerimizi herkes biliyor. Yüreklerimiz dağlanıyor. Peki derdiniz ne? Dert demokrasi. Demokratik bir açılım gerçekleşti. Derdin ne? Bölgeler arası kalkınmadaki eşitsizlik. Şanlıurfa’ya, Bingöl’e, Diyarbakır’a yatırımlar yapıldı. Orada daha büyük havaalanları var. Hangi yatırım? Duble yollar mı? Bunları oradaki vatandaşlarımız hak ettikleri için yapıyoruz. Kesinlikle hiçbir vatandaş arasında eşitsizlik düşünmedik. Devlet bu yatırımları götürüyor. Hak ve özgürlük konusunda, yatırım konusunda söylenecek bir şey olamaz. Buradaki işveren-işçi payı öderken orada ödenmiyor. Neden? Daha kolay işçi bulunabilsin, daha çok kişi iş ve aş bulsun, göçü önleyelim, herkes doğduğu yerde doysun diye devletimiz bu çabayı veriyor. Neye itiraz ediyorsunuz? Maşasınız. Terörün gerekçesi olmaz ama gerekçe diye ortaya konan argümanlar ortadan kalktığına göre kimin maşası olduğunuz ortaya çıktı. Devletimiz bu noktadan sonra kesinlikle hiçbir vatandaşımıza zarar gelmeyecek hassasiyette yalnız teröristlerle milimetrik bir mücadele veriyor. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Kalkınma hamleleri, demokratik gelişimler devam edecek. Her insanımız aynı hakları yaşayıp yaşamaya devam ediyor. Vatandaşımız olup bitenleri iyi anlamlandırıyor ve terör belasını estirenlere gerekli duruşu Diyarbakırlı, Şanlıurfalı, Şırnaklı kardeşlerimiz de sergiliyorlar. Dimdik devletlerinin yanındalar. Devletlerinin arkalarında olduğu hissini veriyoruz. Böyle bir istikrarsız bölgede bizi de istikrarsızlaştırmak için çalışıyorlar. 1 Kasım’da milletimizin tekrar istikrarı tercih etmesiyle bunlara geçit verilmeyeceği net bir tavırla ortaya kondu. Bu dönemde ne yapmamız gerekiyor? 3-4 yıllık patinaj döneminden sonra reform dönemlerini başlatmamız gerekiyor. Yeni bir anayasa konusunda her siyasi parti evet diyor. Göreceğiz bakalım bu evetler ne anlama gelecek, ne diyecekler. Yeni bir anayasa mutlaka yapılmalı ve buna öncülük edeceğiz.”

    “ASGARİ ÜCRET BİN 300 TL OLDU DİYE KIYAMET KOPMAZ”

    AB sürecinin çok önemli olduğunu belirten Çelik, “İlişkilerimiz çok güzel devam ediyor. Hükümet olarak hızlı adımlar atacağız. Çalışma hayatıyla ilgili işçi-işveren dengesini iyi kurmamız gerekiyor. Sosyal devlet olma gereklerini bir bütünlük içerisinde değerlendirmeliyiz. Bu ülkenin insanları olarak beraber oturup sorunlarımızı çözmemiz gerekiyor. Asgari ücret bin 300 TL oldu diye kıyamet kopmaz. İşverenin piyasada rekabet koşullarını artıracak birçok yöntem var. Bu yönde talepte bulunmaları gerekiyor. Asgari ücretin artması kıyamet demek değildir. Bir insan bin 300 lirayı alıp ailesini geçindirebilecek mi? Bunu kendimize sormamız lazım. Benim için çalışanıma daha farklı imkanlar sunuyorum diyebilirsiniz. Ama bunun getirdiği rekabet edememe sorunuyla ilgili konuları çözmeniz lazım. İşçi ve işverenle bu yöne eğilmemiz gerekiyor. Gariban alın teriyle 8-9 saat çalışan, akşama çocuğuna çikolata götürmeye çalışan bir insanın ekmeğine göz koymuşuz gibi bir algı haksız bir algıdır. Buradan çıkılması gerekiyor. Uzun yıllar çeşitli görevlerden sonra 2 aydır Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak göreve başladım. İlk ziyaretlerimizi siyasete başladığımız bölgeye gerçekleştiriyoruz. Huzur istiyorsak ekonomimizin güçlü olması gerekiyor. Bu dünya için de geçerli. Saygın ülke olmak istiyorsak, sizin daha da güçlenmeniz gerekiyor. 2 milyar insan yoksul, 1 milyarı günlük 1 doların altında hayatını devam ettiriyor. 800 milyon insan dünyada aç. Hastalıkların yüzde 15’i yeterli beslenememeden kaynaklanıyor. Dünyada 1 milyar 400 milyon kişi gerektiğinden daha fazla kilolu, 500 milyon kişi obez. Bir tarafta sefalet, bir tarafta sefa. Tarım Bakanı olarak dünyadaki bu açlığa baktım. Dünyada tarıma elverişli arazinin toplamı 5 milyar hektar. Bunun ancak yüzde 28’i tarım için kullanılıyor. 7 milyar insanın 2 milyonu yoksul, 800 milyonu aç. Açların sayısı ve yoksulların sayısı artıyor. İnegöl’ümüz de bir yönüyle tarım şehridir. Kayıtlı 17 bin büyükbaş, 53 bin küçükbaş hayvan var. Tarım da, mobilya meşakkatli bir sektör. Her şeyden etkileniyor. Havza bazlı sistemin kurulmasıyla ilgili yoğun çalışmalar sürdürüyoruz. Çobanlık psikolojik olarak dışlanmış bir meslek, bu beni üzüyor. Yanlış algılar var. Bunlara ihtiyaç yok. Çoban olmak da, köylü olmak da, çiftçi, üretici, insanların karnını doyurup onları yaşama bağlayacak işlerdir. Biz toprakla uğraştığımızı gençlere gösterelim. Patatesin ağaçta yetişmediğini öğretelim. İnsanımızın topraktan, tarımdan uzaklaşmalarını engelleyelim. Tarımdan kopmak hayattan kopmaktır. Bu toplumsal bilincin artırılması, tarımda kat edilen mesafelere yeni gelişmelerin ilave edilmesi konusunda çalışmalıyız” şeklinde konuştu.

  • Artvin’de Yaban Hayatına Şefkat Eli

    Artvin’de kış şartları ile birlikte yaban hayvanları da zorluk yaşıyor. Ancak duyarlı vatandaşlar yaban hayvanlarına bulundukları zor şartlarda yardım ederek hayata tutunmalarını sağlıyor.

    Borçka iilçesindeki Borçka Barajı’nda yaralı martıyı gören vatandaşlar martının tedavi edilmesini sağlarken, martının diğer kuşlarla arasında çıkan boğuşmalardan dolayı kanatlarından yaralandığı belirlendi. Yaralı martıya vatandaşlar sahip çıktı. Yoldan geçerken gördüğü yaralı martıyı evinde bir gün misafir eden Aytekin Hatınoğlu, kanadı kırık martıyı Artvin Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’ne teslim ederek tedavi edilmesini sağladı.

    Hatınoğlu, yaralı kuşun tedavi için Erzurum Hayvan Kliniği’ne gönderildiğini söyledi.

    DEREDE KÖPEK İLE DOMUZUN ÖLÜM KALIM MÜCADELESİ

    Öte yandan yine Artvin’de kış şartları nedeniyle aç kalan ve yerleşim yerlerine inen bir domuz ise derede karşılaştığı bir av köpeği ile zorlu bir mücadeleye girişti. Domuzun köpekle kavgasını gören köylüler ise domuzu köpekten kurtararak ormanlık alana kaçmasını sağladı. Köpek ile domuzun mücadelesi ise cep telefonu kameralarına yansıdı.

  • Siverekli Üçüzleri Yardım Eli Uzandı

    Bir süre önce premetüre doğan üçüz kız bebekleri için yardım isteyen babanın yardımına belediye yetişti.

    Siverek ilçe merkezine 35 kilometre uzaklıktaki Bağlık Mahallesinde yaşayan Feride ve Mehmet Emin İpek çifti, 4 ay önce Diyarbakır Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde prematüre üçüz kız bebeklerini kucağına almış, bebeklerin ihtiyaçlarını karşılayamadığı için yardım istemişti. Siverek Belediye Başkanı Resul Yılmaz’ın talimatı ile Belediye Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü tarafından üçüzler için bez ve mama, ailece için ise giyecek, gıda malzemesi ile oyuncaklar alınarak aileye teslim edildi. Yardım ile ilgili bilgi veren Belediye Sosyal yardım İşleri Müdür Vekili Eyüp Tahtacı, “Üçüz bebeklerimizin ailesi kırsal alanda yaşıyor. Ekonomik durumları iyi olmadığını öğrenilmesinin ardından Belediye Başkanımız Resul Yılmaz’ın talimatıyla üçüzlere mama gibi ihtiyaç malzemelerinin dışında diğer çocuklara da elbise aileye gıda malzemeleri getirip teslim ettik. Bundan sonra da üçüz bebeklerimize yardımcı olacağız”dedi

  • Kızılay Foça Şubesinden Suriyeli Mültecilere Yardım Eli

    Türk Kızılay’ı Foça Şubesi, ilçeye bağlı Gerenköy’deki Suriyeli sığınmacı ailelere yardımda bulundu.

    Türk Kızılay’ı Foça Şubesi, ilçede yaşayan sığınmacıları soğuk kış günlerinde unutmadı. Şubenin yönetim kurulu üyeleri, vatandaşlar tarafından bağışlanan battaniye, yatak, yorgan ve giysileri sığınmacı ailelere ulaştırdı. Kızılay’a bağlı üye ve gönüllülerde, Gerenköy’deki sığınmacılara yiyecek yardımı yaptı.

    Derme çatma yapılarda 11 aileye mensup 80 kişinin barınmaya çalıştığını belirten Kızılay Foça Şube Başkanı Ali Cevat Çiftçi, duyarlı vatandaşları insanlık dramının yaşandığı mahalleri görmeye çağırdı. Çiftçi, “Havaların buz kestiği şu günlerde ayakları çorapsız, terlikle dolaşan çocuklar, analar, yaşlılar var. Savaştan kaçıp sığındıkları ülkemizde durumları hiç iç açıcı değil. Gençler çalışmak, ekmeklerini çıkarmak istiyor, fakat iş yok. Bu koşullarda olanaklarımızı zorlayarak bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Bütün vatandaşlarımızı bu sefaletin çilesini azaltmak için desteğe çağırıyoruz” dedi.

    Çiftçi, isteyen vatandaşların Ziraat Bankası Türk Kızılay’ı Foça Şubesi’nin hesabına bağışta bulunabileceklerini de sözlerine ekledi.

    URLA KIZILAY ŞUBESİNDEN YILIN İLK DOSTLUK TOPLANTISI

    Öte yandan Türk Kızılay’ı Urla Şubesi, her ay mülki amirlerle düzenlenen dostluk kahvaltısını gerçekleştirdi. Düzenlenen kahvaltıya, Urla Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Eski Dekanı Prof. Dr. Mesut Önen, Urla Cumhuriyet Başsavcısı Utku Salih Dinçer, Jandarma Komutanı Binbaşı Cemil Erdemir, Sulh Hukuk Hakimi Emin Dörtyaman, Türk Kızılay’ı Urla Şubesi Başkanı Nurgül Saltık, muhtarlar ve Kızılay gönüllüleri katıldı. Televizyonlarda kırmızı yelekli ekibi gördüğünde her işin çözüleceğini dile getiren Urla Kaymakamı Murat Sefa Demiryürek, “Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın varsa, bu çalışan başarılı kadınların arkasında da fedakar kocaları var. Meslek hayatım boyunca hiçbir zaman fotoğraf için iş yapmamaya çalıştım. Yaptığımız iş ete kemiğe bürünsün. Ayakları yere bassın. İlk olarak madde bağımlıları ile başladık. O çocuklarla gerçekten güzel bir çalışma ortamı sağlandı. Onlarda düzenli olarak devam ettiler. Bu önemli bir işti. Bu ekip bunu çok güzel bir şekilde sağladı. Kadın elinin değdiği her yerde ayrı bir güzellik var. Hep beraber yürümeye devam edeceğiz. Urla için daha güzel şeyler olacak” ifadelerini kullandı.

    Türk Kızılay’ı Urla Şubesi Başkanı Nurgül Saltık ise şöyle konuştu:

    “Ege Üniversitesi Rektörlüğü, Urla Kaymakamlığımız Sosyal Yardımlaşma Vakfı, Mimar Sinan Anadolu Meslek Lisesi, İŞ-KUR ve Kızılay desteğiyle bizler altı aydır bir proje üretiyoruz. Projemizin ilk altı ayı tamamlandı. İlk olarak madde bağımlıları ile başladık. Savcımız desteğiyle cezaevlerindeki mahkumlarımıza ulaştık. Daha sonra kadınlarımız girdi devreye ve çok güzel boyutlara ulaştık. Ben hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız ve iyi ki bizimlesiniz” dedi.