Etiket: Eleştirisi

  • Sinan Oğan’dan Parti Genel Merkezine “Hatemi” Eleştirisi

    MHP eski Milletvekili Sinan Oğan, 8 Nisan’da mahkemenin alacağı kongre kararı öncesinde parti genel merkezini eleştirerek, “En son bu kurultay olmasın diye gideceğiniz yer patrikhane avukatları mı?” dedi.

    Tokat’ta basın mensupları ile bir araya gelen Sinan Oğan, gündeme ilişkin konularda açıklamalarda bulundu. Konuşmasında yaşanan terör olaylarına değinen Oğan, “Muhalefete kulak verin. Bu işi bilenlere kulak verin, burnunuzun dikine gitmeyin. Yazıktır, günahtır, her gün onlarca şehidimiz geliyor. Türkiye hiçbir zaman bu kadar fazla şehit vermemişti. Artık dünyada savaşlarda bile iki ülkenin savaşında bile bu kadar fazla şehit olmuyor. Son 8 ayda verilen şehit sayısı 450’yi buldu. Biz 2002’de hükümeti devrettiğimizde bir yıldaki toplam şehit sayısı 7 idi. O nedenle hükümetin derhal Güneydoğu ve Doğu Anadolu için terörle mücadele konseptini düzenlemesi lazım” diye konuştu.

    “EN SON BU KURULTAY OLMASIN DİYE GİDECEĞİNİZ YER PATRİKHANE AVUKATLARI MI?”

    8 Nisan’da mahkemenin alacağı kararı beklediklerini ve Türk adaletine inandıklarını ve güvendiklerini ifade eden Oğan, “Bu sebeple de devam eden dava üzerinden herhangi bir şey ifade etmeyeceğim. Çünkü adalete müdahale kabul edilemez. Olayın diğer boyutunda MHP Genel Merkezi’nin 9 sayfalık bir savunması ortaya çıktı. Maalesef Türk milliyetçileri olarak dün bir kez daha üzüldük. Bu hareket mahkeme kapılarına düşürüldüğünde çağrıda bulunmuştuk ve demiştik ki ‘Sayın genel başkanım bizi mahkeme kapılarına düşürmeyin gelin 548 delegenin oyunu dikkate alın ve kurultay kararını verin. Mahkeme karar vermek durumunda kalmasın’ demiştik. Biz o zaman üzülmüştük bir de dün üzüldük. Patrikhane avukatlarından sayın genel merkezimizin yardım istediğini gördük. Hüseyin Hatemi ve Kezban Hatemi’den yardım istenildiğine şahit olduk. Sayın genel merkez yöneticileri siz ne yapıyorsunuz? En son bu kurultay olmasın diye gideceğiniz yer patrikhane avukatları mı? Ama şunu unutmayın değil patrikhane avukatları, gitseniz Vatikan’dan, Papa’dan bile destek alsanız fayda etmeyecek. O sebeple bu ülkede yeterince Ülkücü avukatları, hukuk adamları, hukuk profesörleri vardır. Eğer bir mütalaa alacaksınız sayın genel merkez yöneticileri mütalaa alacağınız yer patrikhane avukatları değil Türk milliyetçilerinin, Ülkücülerinin Ülkücü avukatların bulunduğu yerdir” şeklinde konuştu.

    Sinan Oğan, Tokat’taki programının ardından Çorum’a hareket etti.

  • Milletvekili Hamza Dağ’dan Kocaoğlu’na Yamanlar Eleştirisi

    AK Parti İzmir Milletvekili Hamza Dağ, İzmir’in Çiğli ilçesindeki Harmandalı bölgesinde bulunan çöp depolama alanının Yamanlar’a taşınmasıyla ilgili İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun açıklamalarına tepki göstererek, “Biz, başkanın bu tavrına alıştık, çok da önemsemiyoruz. Güzel İzmir’imiz için en uygun yerin, doğaya verilecek zararın minimuma indirilecek alanın bulunabilmesi için bizlerde elimizden geleni yapmaya hazırız” dedi.

    Çiğli ilçesindeki Harmandalı bölgesinde, geçen günlerde çöp depolama alanındaki kaymalar bazı hayvanların telef olmasına neden olmuş, olayın ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da, çöp depolama alanının Yamanlar bölgesine kaydırılması konusunda açıklama yapmıştı. Bu açıklamaların ardından çöp tesislerinin Yamanlar dağına kaydırılmasına sivil toplum kuruluşları karşı çıkarken, Kocaoğlu’na bir tepki de AK Parti İzmir Milletvekili ve AK Parti MKYK üyesi Hamza Dağ’dan geldi. İhlas Haber Ajansına konuşan Dağ, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanına sert çıktı. İzmir’in en önemli sorunlarının başında çöp konusunun geldiğini ifade eden Dağ, Harmandalı bölgesinde önlem alınması gerektiğini söyledi.

    “ÖNLEM ALINMAZSA DAHA BÜYÜK ACI YAŞANABİLİR”

    AK Partili Dağ, İzmir’de en önemli sorunların başında çöp konusunun geldiğini belirterek şöyle konuştu: “Hatta bu sorun o kadar büyük bir sorun haline gelmiştir ki bu konu üzerine belgesel çekilmiş, yapılmayan eylem ve protesto kalmamıştır. İzmir Büyükşehir Belediyesi yıllardır bu konuda vaatlerde bulunmuş, her seçim öncesi ilçe sakinlerine tarih vermiş; ama bir arpa boyu yol alınamamıştır. Vahşi depolama anlayışı ile çalıştırılan Çiğli Harmandalı çöp depolama alanı bölge insanını canından bezdirmiş, koku ve patlama riski nedeniyle bölgeyi yaşanamaz hale getirmiştir. Nitekim daha önceki patlamalar sonrasında da ifade ettiğimiz gibi burası tehlike saçmaktadır. Eğer bir an önce önlem alınmazsa korkarız ki çok daha büyük acı yaşanabilir.”

    “BİZ BAŞKANIN TAVRINA ALIŞTIK, ÇOK DA ÖNEMSEMİYORUZ”

    Hamza Dağ, Yamanlar dağına çöp tesislerinin kaydırılmadan önce işin bilimsel boyutunun incelenmesi gerektiğini kaydederek, konunun en ince detayına kadar araştırılması gerektiğini söyledi. İşte tam da bu noktada bir çözüm üretilmesi gerektiğini büyükşehir belediye başkanının da söylediğini anlatan Dağ, şöyle konuştu:

    “Ama her zaman ki gibi kendisi kolay olanı seçerek, çözüm yolu arayışından ziyade yaşanan her sıkıntı da iktidarı ve biz milletvekillerini suçlamaktadır. Bir an bile durup düşünüp acaba ’biz nerede hata yapıyoruz’ diye bir öz eleştiride bulunmamaktadır. Bir belediyenin yapması gereken en temel hizmetler ulaşım, çöp ve su hizmetleridir. 11 yıldan bu güne belediye başkanlığı yapmakta olanlar bu çöp sorununa neden çözüm bulamamışlardır. Bu şehri yönetenler çöp depolama alanı için tek bir yer bulabildik, o da burası buraya yapılmalıdır, başka yer bulunamaz diyebilecek kadar bu işe samimiyetsiz yaklaşıyorlarsa aslında denilebilecek çok bir şey yoktur. Bu işin siyasi boyutudur. Biz başkanın bu tavrına alıştık, çok da önemsemiyoruz. Ama burada asıl incelenmesi ve irdelenmesi gereken konu bu işin bilimsel boyutudur. Çünkü konu ile ilgili çalışan sivil toplum kuruluşlarının ve onay vermeyen kurumların Yamanlar dağına çöp depolama alanı yapılmasının çevreye çok ciddi zararı olacağından ve onarılmayacak yara açılacağından bahsetmektedir. Yamanlar dağına çöp depolanmasına karşı çıkanların hazırlamış oldukları rapor incelenmeli ve bütün bu iddialar en ince detayına kadar araştırılıp ondan sonra en uygun yer neresi ise orası için adım atılmalıdır.”

    “İSTİŞAREYE ÖNEM VEREN BİR SİYASİ HAREKET OLDUK”

    AK Parti İzmir Milletvekili ve AK Parti MKYK üyesi Hamza Dağ, sözlerine şöyle devam etti:

    “Güzel İzmir’imiz için en uygun yerin, doğaya verilecek zararın minimuma indirilecek alanın, bulunabilmesi için bizlerde elimizden geleni yapmaya hazırız. Biz her zaman istişareye önem veren bir siyasi hareket olduk. Biz biliyoruz ki her zaman en doğru karar istişare ile alınır. Ama bunun için bu konunun tüm taraflarca ele alınması ve istişare ile hareket edilmesi gerekiyor. Biz burayı uygun gördük, başka yer olmaz, burası olacak şeklinde ki bir dayatma ile bu iş olmaz. Eğer sayın başkan İzmir’in çöp depolama alanı sorununun çözümünde bizlerin ve İzmir kamuoyunun desteğini almak istiyorsa istişare mekanizmasını harekete geçirmelidir. İzmir coğrafi olarak küçük bir şehir değildir. Çöp depolama alanı için mutlaka uygun yer bulunabilir. Bunun için Yamanlar dağında belirlenen alan tekrar gözden geçirilmeli, ilgili tüm kurumlar ve STK’lar harekete geçirilerek, ortak akıl ile hareket edilip sorun çözülmelidir. Bu şekilde üretilecek bir çözüme kimse karşı çıkmayacağı gibi, İzmir’imiz içinde en doğrusu olacaktır.”

  • Kılıçdaroğlu’ndan “Anayasa” Eleştirisi

    Cumhuriyet halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Ahmet Piriştina adı verilen arabalı vapurun ilk seferine çıkma törenine katıldı. Kılıçdaroğlu, iktidar partisinin anayasa değişiklik teklifi ve Suriyeli göçmenler üzerinden Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu eleştirdi.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi, görevi başında yaşamını yitiren Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’nın adını verdiği yeni arabalı vapuru bugün sefere aldı. 32 milyon liralık geminin hizmete alınma törenine, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı. Üçkuyular Vapur İskelesi’nde yapılan törende konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, iktidar partisinin anayasa değişiklik teklifi ve Suriyeli göçmenler üzerinden Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu eleştirdi. Kılıçdaroğlu, Anayasa tartışmalarına değinerek, “Bize diyorlar ki, ‘gelin yeni Anayasa yapalım.’ Net ve açık olarak şunu söyledik; Eğer bir Anayasa çalışması yapılacaksa şartlarımız var. İlk 4 madde bizim için asla tartışılamaz. İlk 4 madde bu devleti kuranların kurucu iradesi, buna dokundurtmayız. Başkanlık sistemini kabul etmiyoruz. Parlamenter sistemi güçlendirecekseniz konuşuruz” dedi.

    “ÇIKIN ANLATIN”

    Daha sonra Anayasa’nın ilk 4 maddesini okuyan Kılıçdaroğlu, “Bunun nesini değiştireceksiniz? ‘Efendim diyorlar, hiçbir koşul ileri sürmeyin.’ Davutoğlu’na buradan çağrı yapıyorum; ilk 4 maddenin nesini değiştireceksiniz, çıkın bir anlatın, ben de anlayayım. Parlamentoda bir tek CHP’li milletvekili dahi kalsa, bu değişikliklerin hiçbirini parlamentodan geçiremeyeceklerdir” diye konuştu.

    “KAYSERİ PAZARLIĞI YAPTILAR”

    Suriyeli göçmenlerle ilgili Avrupa Birliği (AB) ile yapılan anlaşmaları da eleştiren Kılıçdaroğlu, “İktidarı defalarca uyardık, ‘Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürüklemeyin’ dedik. Ama bunlar geldiler, Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürüklediler. Bugün 2,5 milyonu aşkın göçmen Türkiye’den Avrupa’ya gitmek istiyor. İnsan yaşamı para pazarlığı olamaz. Davutoğlu, Avrupa’ya gidiyor, ’Suriyeliler bizde kalsın onları biz alalım’, birisi de diyor ki, ’parayı almadan gelme.’ Sanki adam Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı değil de sarayın tahsildar memuru. Avrupalılar diyor, ’size 3 milyar avro verelim siz bunları burada tutun’, bizde diyoruz ki, 6 milyar avro gerekirse biz size ödeyelim, onların tamamı sizde kalsın. AB Temel Haklar Bildirgesi, bir göçmenin hayatı pazarlık konusu olamaz diyor. Bunlar gittiler Kayseri pazarlığı yaptılar. Kayserililerden özür diliyorum, Kayserililer akıllı insanlardır. ‘Suriyelileri göndereceğiz size’ diyorlar. Bunu kabul etmiyor ve doğru bulmuyoruz. Herkes aklını başına almalı. Umarım Türkiye 2,5 milyon Suriyelinin dramını yaşamaz” şeklinde konuştu.

    PİRİŞTİNA: “HER SİYASETÇİYE NASİP OLMAZ”

    Törende konuşan ve görevi başındayken geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden İzmir eski Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’nın, oğlu Buca Belediye Başkanı Levent Piriştina, “Her siyasetçiye nasip olmazdı. Umuyorum her siyasetçi kalplerde böyle anılsın. Onun İzmir sevdası büyüktü. Bugün ne mutlu ki adını taşıyan sokaklar var ama bu çok daha anlamlı olacak” dedi.

    KOCAOĞLU: “VAPURLARA 450 MİLYON HARCADIK”

    İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu da, “12 yıl önce kaybettiğimiz efsane belediye başkanımız Ahmet Piriştina anısına bir arabalı vapurumuza ismini verdik. Ahmet Piriştina isminin kentimizin birçok köşesinde verdiğimiz isimlerle yaşamasını sağladık. Bunlardan birisi Kent Arşivi’ne Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi’nin adını verdik. Denizcilik İşletmeleri’nden yolcu vapurlarını devralan Ahmet Piriştina’dır. Körfezde kokuyu gideren büyük kanal projesini bitiren yine Ahmet Piriştina’dır. Biz yüzülebilir körfez hedefi koyduk. 450 milyon lira vapurlara vererek İzmir Körfezi’ndeki ulaşımı çağın da ötesine taşımak üzere hem arabalı vapurlarımız hem de yolcu vapurlarımız körfezde salınmaktadır” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Ahmet Piriştina arabalı vapurunun kurdelesi kesildi. Kılıçdaroğlu ve beraberindekiler, daha sonra vapuru gezdi.

  • CHP Genel Sekreterinden Yeni Anayasa Eleştirisi

    CHP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, “Yargı üzerindeki vesayeti ortadan kaldıracağız. Türkiye’de darbe hukukunu, hukuk sisteminden arındıracağız” dedi.

    CHP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, Bergama ilçesinde temaslarda bulundu. Vatandaşla sohbet eden Sındır, daha sonra Bergama İlçe Örgütünü ziyaret etti. Burada konuşma yapan Sındır, anayasada darbe hukukunun izlerini kaldırmak istediklerini ifade ederek, yargı üzerindeki vesayeti kaldıracaklarını söyledi. Sındır, yasama, yürütme ve yargıyı birbirinden ayıracaklarını belirterek şöyle konuştu:

    “Basını dördüncü bir kuvvet olarak belirleyeceğiz. Basın özgürlüğünü mutlak hale getireceğiz. Yargı üzerindeki vesayeti ortadan kaldıracağız. Bağımsız bir yargı olacak. Türkiye’de darbe hukukunu, hukuk sisteminden arındıracağız.”

    Sındır, Türkiye’de yeni bir anayasa yazılmasını kabul etmediklerini belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Biz anayasamızda darbe hukukunun izlerini ortadan kaldırmak, özgürlükleri ve demokrasiyi yeniden daha ileri götürmek, bunların önündeki engelleri kaldırmak istiyoruz’ dedik. ’Bu komisyonun adının da Türkiye’yi Darbe Hukukundan Ayırma Komisyonu olmalıdır’ dedik. Yeni anayasa değil.”

  • Çipras’tan Avrupa’ya “Mülteci” Eleştirisi

    Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, mülteci krizinin Avrupa’nın avlusunun önüne kadar geldiğini ve bunun onları yattıkları derin uykudan uyandırdığını söyledi. Türkiye ve Yunanistan olarak bugün bir adım attıklarını belirten Çipras, “Bütün gücümle mücadele vermeye, ideolojik farklılıkları gözetmeksizin, bu farklılıkları bir kenara atarak dayanışmaya, istikrara yön vermek üzere mücadele edeceğim” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu ile İzmir Başbakanlık Ofisi’ndeki ikili görüşmeleri ve düzenlenen basın toplantısının ardından Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, 4. Türkiye-Yunanistan İş Forumu Yüksek Düzeyli Oturumu’na katıldı. Programın ardından İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından düzenlenen Onursal Doktor Unvanı Takdim Töreni’ne katılan Çipras’ı onlarca öğrenci dinlemeye gelirken, törene İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ekrem Demirtaş ile üniversitenin rektörü Prof. Dr. Oğuz Esen de katıldı.

    Törende konuşan Çipras, “Şimdilerde mülteci krizi yaşıyoruz. Bütün yöremizi etkiliyor. 70 yıl içinde istikrar dönemi yaşadık. Güneydoğu Anadolu’daki mülteci krizi Avrupa’yı yattıkları derin uykudan uyandırdı. Çünkü evlerinin avlularına kadar geldi. 70 yıllık barış döneminden sonra gelecek nesillere borcumuz var, geçmişimize karşı da borcumuz var. İşbirliği içinde sorunlarımıza çözüm üretebiliriz. Bugün Türkiye ve Yunanistan bir adım attı. Sadece ilişkiler için değil, insani değerler yönünde birer adım attık. Yolumuz büyük bir yol ama bu hedef çok büyük. Sabır, ısrar ve inatla bu yön değiştirme çalışmalarını üretmek zorundayız. Ben karalıyım ve bunu başaracağız. Bütün gücümle mücadele vermeye, ideolojik farklılıkları gözetmeksizin, bu farklılıkları bir kenara atarak dayanışmaya, istikrara yön vermek üzere mücadele edeceğim” diye konuştu.

    “SOLCU BAŞBAKANA ONUR VERMENİZ BİR PARADOKS”

    Tarihi bir şehir olan İzmir’de olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Çipras, “Belki bazı insanların anlatımlarda olumsuzluklar olabilir ama İzmir uzun yıllardır değişik dinlerde ve değişik milletlerde insanlar barış içinde yaşadı. Bugün onur günüdür. Bilimsel açıdan çalışma yapmak senelere mahsustur. Ben faal bir siyasette olduğum için böyle bir zamanım yok. Ben sadece bilimin değerinden söz etmek istiyorum. Bilimin değeri her yerde kovuşturuluyor çünkü bunlar toplumsal açıdan karşılığı yok. Üniversitelerin bilimselciliği geri kalmışlığa karşı kale teşkil eder. Bugün Yunanistan Başbakanı olarak konuşmak istemiyorum. Siyasi açıdan solcu Avrupalı bir başbakanım. Sizlere siyasi ekonomi öğrencilerine hitap etmek istiyorum. Basın mensupları bunu paradoks olarak nitelendirebilirler fakat bugün üniversitede böyle büyük onur vermeniz, bir solcu başbakana bu vermeniz bir paradoks teşkil eder. Bu çok tuhaf bir paradoks olan durum, çünkü Marksizm’in başlangıç noktası ister istemez bilimsel olaydır” ifadelerini kullandı.

    “BUGÜN, DOĞRU YOL ALMIYOR”

    “Marksizm, siyasi ekonominin kritik edilmesidir” diyen Çipras, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu kapitalizmin tecrübesidir. Yani bir sürü düşünürlerin belirttiği gibi bu bir objektif görüş açısı değildir. Buna zıt olarak, bilinçli olarak emekçilerin gücüyle ortaya konmuştur. Emekçinin bakış açısı ortada olan durumu yansıtır. Her iki durumda da bu durumun değişmesi demektir. Bilimin değişmesi, gerçeğin ulaştırılmasıdır. İkinci durumda da siyasetteki pratikte toplumla, toplumdaki süreçle karşı karşıyayız. Bu öyle bir süreçtir ki bu toplumu değiştirmek nasıl olacaktır? Bakış açımızı ona göre değiştirmek zorundayız. Bir taraftan güçler bütün dünyanın takındığı olumlu bakıştır. Menfaati olanlar bir tarafta, diğer yönden de diğerleri. Bugün doğru yol almıyor. Bazı kişiler hayal kırıklığına uğramıştır, değişikliğe ihtiyaçları vardır. Benim sol bakış açım, siyaset alanında ne demiş olursa olsun neyi değiştireceğiz? Marks’ın deyişi ile ‘bir şeyi değiştirmek için onu tanımak lazım.’ Bugün sizin krallığınıza, bilimsel krallığınıza geliyorum, bugün neyi değiştirmemiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor ve sonra nasıl değiştirebiliriz, buna bakmamız lazım.”

    “İYİMSER BİR EKONOMİSTİN BİLE AŞAMAYACAĞI KRİZ DÖNEMİNDEYİZ“

    “Bu yaşadığımız ekonomi insanların hayatına gerçek bir yön vermiyor mu?” diye soran Çipras, şunları söyledi:

    “70’lerdeki krizden de söz etmek istiyorum. O zamanki kriz sermaye, banka krizi değildi, daha sahiciydi. Bugün daha zor bir kriz dönemindeyiz. Biz iyimser bir ekonomistin bile aşamayacağı kriz dönemindeyiz. Üst pay çıkarmak için değil, en uç neoliberal düşüncelerin bile varamadığı teknotrat krizlere işaret ediyor. Borç ekonomisidir bu. Para ekonomisi az kişinin menfaatine uygun olarak hareket ediyor. Ama şimdi kişilerin değil ülkelerin menfaatine hizmet ediyor.”

    “BİR MEKANİZMA DERHAL YÜRÜRLÜĞE GİRDİ”

    Her ülkenin vatandaşlarının ihtiyaçlarını karşılamak zorunda olduğunu ve röntgen çeker gibi faizleri ona göre belirlemesi gerektiğini kaydeden Çipras, şunları söyledi:

    “Banka sisteminin geleceğe yönelik günleri görmesi gerekir. Diyorlar ki; ‘eğer ucuz para istiyorsan, hemen istiyorsan bu siyaseti dayattığım siyaseti uygulayacaksın’ diyorlar. ‘Büyük fabrikalara yüksek kar sağlayacaksın. Alt yapılarını özelleştireceksin, artık hassas vatandaşları, işçileri korumayacaksın’ diyorlar. Girişimcilerin ve işçilerin alanını serbest bırakmayacaksın’ diyorlar. Bugün yürürlükte olan sistemin büyük bir sorunu var. Güvensiz bir sistem. Esasında güven zor kazanılır, kolay kaybedilir. 6 yıl önce Yunanistan’da bütün piyasada güven gitti, olimpiyat yarışmalarını bile kazanan Yunanistan aniden çöktü. Bu büyük başarısızlık. Bunu arzu edenler için bir başarı oldu. Başka bir mekanizma derhal yürürlüğe girerek çok az insanın menfaatine uyarak, IMF’nin de öncülüğünde çok zor şartlarda kemer sıkma politikası uyguladı. Ne dediler? ‘Ya bütün bu dayatmaları kabul edersiniz ya da istifa edersiniz’ dediler. Seçim kazandıktan sonra bize dediler ki ‘biz anlaşma yapmaya gelmedik, dediklerimizi uygulamaya geldik’ dediler.”

    “YUMRUĞUMUZU MASAYA VURUP AVRUPA’NIN GELECEĞİNE YÖN VERMEK ARZUSUNDAYIZ”

    Bu siyasetin bir sonuç vermeyeceğini düşündüklerini ifade eden Çipras, “Bu insanlara, vatandaşlara fayda sağlamayacaktı. Artık bizler yumruğumuzu masaya vurup bütün Avrupa’nın geleceğine yön vermek arzusundayız. Efendi duruşumuzu entegre etmeye çalışıyoruz bu gelişmelere. Bu mimariyi esasında sarsmak istiyoruz. Çabalarımız neticesinde ufak adımlar atıyoruz. Kemer sıkma politikalarının ekonomik ve toplumsal yönlerden işe yaramadığını gördüler. Kemer sıkma politikaları aşırı sağcılara, ırkçılara birer yer açtı. Refah karşıtı olanların bu tip uygulamalarla hiçbir yere varamayacağı anlaşıldı. Bu siyaset artık bir çıkmaza giriyor. Beklentisi olmayan ülkeler tehlikeli yerlere gider” şeklinde konuştu.

    “ÇOCUKLARIMIZIN BİRBİRLERİNE AŞIK OLMALARINI İSTİYORUZ”

    Törende konuşan İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ekrem Demirtaş ise, Çipras’a “Yunanistan’dan sonra burada da aday olabilirsiniz ve rahat seçimi kazanırsınız. Aleksis Çipras, ekonomik krizden etkilenen insanlara umut oldu. Önemi giderek artan mülteci krizini şiddet dışı yöntemlerle başarıyla yönetti. Siz öğrenci hareketlerinin içinde yer aldınız. Ben de 68 kuşağının içindeydim. Amacımız daha iyi eğitim, daha güçlü ekonomi, sosyal adalet ve daha fazla demokrasi idi” dedi.

    Yunanistan ile ekonomik ilişkilerin artması gerektiğini belirten Demirtaş, “Hatta çocuklarımızın birbirlerine aşık olmalarını istiyoruz” diye konuştu. Demirtaş’ın bu sözü, salonda gülüşmelere neden olurken, izleyiciler tarafından alkışlandı. Demirtaş’ın konuşmasının ardından Çipras’a verilecek politik iktisat alanında onursal doktora unvanı için senato kararı okundu. Ardından, Çipras sahneye davet edilerek kendisine doktora unvanı verildi. Çipras’a ayrıca, cübbe ve Moda Tasarımı Bölümü’ndeki akademisyen ve öğrenciler tarafından dokunulan halı hediye edildi.