Etiket: Eleştirisi

  • Tabip Odası’ndan ‘tıp fakültesi sayısı’ eleştirisi

    Samsun Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Oğuz Uzun, Türkiye’de tıp fakültelerinin sayısının fazla olduğunu belirterek, “2006 yılında 50 tane tıp fakültesi varken, bugün 88 tane tıp fakültesi var” dedi.

    Samsun Tabip Odası Yönetim Kurulu üyeleri, Atakum ilçesinde bir kafede basınla tanışma toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Başkan Uzun, sağlık sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

    Türkiye’de gereğinden fazla tıp fakültesi olduğunu belirten Prof. Dr. Oğuz Uzun, “Yönetim kurulumuz yeni seçildi. Kendimizi tanıtmak için bir arada olduk. Samsun Tabip Odası’nın asıl amacı, hekimlik değerlerini yüceltmek ve yükseltmektir. Son yıllarda hekimler, değersizleştirilme dönemi geçiriyorlar. Bu tüm hekimleri üzüyor ve moralini bozuyor. Bu değersizleştirme sadece hekimleri etkilemiyor aynı zamanda da sağlık sistemini etkiliyor. Hekimler başarılı insanlar. Üniversite sınavlarında en üst sıralarda yer alıyorlar. Üniversitede 6 yıllık bir eğitim alıyorlar. Bu eğitimler bittikten sonra da ömür boyu eğitim görüyorlar. Tıp eğitiminde de ciddi sorunlar var. 2006 yılında ülkemizde 50 tane tıp fakültesi varken, bugün 88 tane tıp fakültesi var. 60 milyon nüfuslu İngiltere’de bu rakam 32, 83 milyonluk Almanya’da ise 40 tıp fakültesi var. Aşırı bir tıp fakültesi ve doktor yetiştirme hevesi var. Ama doktorluk hata affetmeyen bir meslek. Kesinlikle bu rakamları kaldıracak bir yapı şu anda yok” diye konuştu.

    Toplantı, konuşmanın ardından sona erdi.

  • Devlet eski Bakanı Masum Türker’den Moddy’s eleştirisi:

    Ekonomiden Sorumlu Devlet Eski Bakanı Masum Türker, “2008 krizi sonrası G-20’de alınan kararlar gereği, Türkiye muhasebe standardını yükseltmesine karşı, Moddy’s bu standardı yapmadı” dedi.

    Ekonomiden Sorumlu Devlet eski Bakanı Masum Türker, kısa adı TÜRMOB olan Türkiye Serbest Muhasebeciler, Mali Müşavirler Odaları Birliği’nin 15-16 Ekim tarihleri arasında yapılacak Genel Başkanlık seçimlerinde aday olduğunu açıkladı. Ankara Gazeteciler Cemiyeti’nde gerçekleştirdiği basın toplantısında, yenilikçi ve güçlü bir TÜRMOB için aday olduğunu açıkladı. Türkiye Muhasebeciler Platformu’nun Genel Başkan adayı olarak seçimlere katılacağını anlatan Türker, “TÜRMOB için değişim ve dönüşümü gerçekleştirmek üzere meslek mensuplarının taban hareketi olarak Türkiye Muhasebeciler Platformu’nun Genel Başkan adayı olarak seçimlere katılacağım” ifadelerini kullandı.

    Maliye politikalarını geliştirmeye yönelik fonksiyonlarını eskisi gibi tekrar öne çıkarmaya çalışacaklarını anlatan Türker, “Eskisi gibi TÜRMOB’un fonksiyonlarını öne çıkarmak için kamu yararın korumak adına yola çıkıyoruz. Temel hedef Türk ekonomisini korumak ve yapılacak ekonomik darbelere de karşı çıkmaktır” dedi.

    Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moddy’s’in ülkemiz ile ilgili geçen hafta yapmış olduğu açıklamaya ilişkin Türker, “Egemen sermayenin kontrolünde olan bu derecelendirme kuruluşları yanlış beyanlarda bulunarak, ekonomik darbe peşindeler” diye konuştu.

    Türker, “2008’de yaşanan global ekonomik krizle birlikte G-20’lerde alınan iki karar vardı. Birisi Muhasebe Standartlarının yeniden gözden geçirilmesi, bir diğeri ise derecelendirme kuruluşlarının standartlarının belirlenmesidir. TÜRMOB, muhasebe standartlarının geliştirilmesinde sorumlu olan IFAC’ın ayın zamanda G-20 komite üyesidir. Bu alandaki çalışmalarını tamamlamıştır. Bugün Türkiye’de üretilen finansal tablolarla ilgili olarak yapılacak uluslararası değerlendirmede hiç kimse ve özellikle dünya düzeyinde söz söylemeye kimsenin hakkı yoktur. Oysa, derecelendirme kuruluşları hala standartlarını belirlemedikleri gibi bu tabloları red ederek kendilerince bir tablo yaratıp bunu kamuoyuyla paylaşmaktadırlar. Bize bundan sonra düşen görev ülkemize karşı, Moddys’s gibi uluslararası derecelendirme kuruluşlarının haksız yere yaptıkları derecelendirmeyi kamu yarırını koruma adına TÜRMOB olarak karşı koymaktır. Bunu dile getirirken, meselenin hükümetimizle veya iktidarla ilgisi yoktur, bu Türkiye’nin milli birlik ve beraberlik öngörüsünün bu düşüncenin, hissiyatın gereğidir. TÜRMOB Genel Başkan adayı olarak sesleniyorum, Moddy’s yayınladığı rapor ekonomik bir darbe gerçekleştirmeye yöneliktir. Bunu dile getirmeyle ilgili en etkin kuruluş bu ülkede görev yapan muhasebecilerdir” dedi.

    Türker, seçilmeleri halinde temel hedeflerini anlatırken, “Mesleğimizi etkileyen mesleki ve düzenleyici politikalara ilişkin yapılan Yasa, Yönetmelik, Tebliğ vb. değişiklikleri öngörmek, bilgilendirmek ve oluşturulmasını desteklemektir. Bu amaçla mesleğimizin olduğu tüm kesimleri ve paydaşları kapsayan anlaşılabilir ve daha tutarlı bir tutum içinde Türkiye genelindeki Kamu yararını ve mesleğin çıkarlarına uygun hale getirmeye çalışacağız. Kamu yararını korumak üzere, ülke çapında Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirlik mesleğini etkin ve güçlü kılmaya, mesleki faaliyetlerin yüksek kalite ve mesleki standartlar çerçevesinde yapılmasını sağlayacak meslek mensuplarının bunlara bağlılığını destekleyecek ve mesleki uzmanlığın ilgili olduğu yerlerde özellikle ekonomik alanda kamu yararı konularında görüşlerimizi belirterek Türkiye Ekonomisinin gelişmesine katkıda bulunacağız” açıklamasını yaptı.

  • İkinci el otomobilde yüksek fiyat eleştirisi

    Zonguldak’ta hafta sonu açılan ikinci el otomobil pazarında vatandaşlar fiyatların yüksek olmasını eleştirdi.

    Acılık Caddesi üzerinde bulunan sanayi sitesinde kurulan ikinci el otomobil pazarında satılık araçlar görücüye çıkıyor. 1990 model ila 2016 model arasındaki çeşitli araçlar yeni sahiplerini bekliyor. Otomobil pazarını gezen vatandaşlar ise fiyatların yüksek olmasını eleştiriyor.

    Otomobil pazarındaki fiyatların yüksek olmasından dolayı Karabük ve Ankara’ya da gitmeyi düşündüğünü söyleyen Muhammet Çakal, “Bugün araba pazarındayım, araba bakmaya geldim. Fiyatlar çok yüksek. Mecburen bekliyoruz. Arabaya ihtiyacımız var, fiyatlar yüksek olduğu için alamayız. Başka otomobil pazarlarına da gideceğim. Araştıracağım. Piyasayı insanlar kendileri yükseltiyor. 6 bin liralık arabaya ufak tefek masraf yapıyor. 10 bin liradan satmaya kalkıyor. Bu arabayı kim alır? Tabii alıcılar da oluyor ama herkes piyasayı kendisi yükseltiyor. Mecbur şimdi ya Karabük’e ya da Ankara’ya araba aramaya gideceğiz. Ankara’da ucuz diyorlar ama bakacağız” diye konuştu.

    Otomobil satıcıları ise fiyatların piyasa değerinde olduğunu ifade ettiler.

  • Nevzat Alaca’dan “Olimpiyat” Eleştirisi

    Türkiye Tekvando Federasyonu (TTF) Başkan adayı Nevzat Alaca, Tekvando Federasyonunun olimpiyatlara iki sporcu ile katılacak olmasını eleştirerek, “Daha önce 8 tekvando sporcusuyla katıldığımız olimpiyatlara 2 sporcuyla katılıyor olmamız, Türkiye’nin bu sporda ne kadar gerilediğinin net bir göstergesi” dedi.

    Sonbaharda yapılacak olan Tekvando Federasyonu Başkanlığı’na adaylığını açıklayan Nevzat Alaca, İHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye Tekvando Federasyonun tekvandoyu iyi yönetemediğini ifade eden Alaca, “Bu yıl olimpiyat oyunları düzenlenecek. Bu yıl olimpiyat oyunlarına katılım bazında çok iyi bir noktada değiliz. Bu sorun diğer branşlarda da mevcut ama bizi ilgilendiren nokta tekvando. Bu seneki olimpiyat kotamız 8 sporcuydu ama biz 2 sporcu ile katılabilme şansı elde edebildik. Tekvandoda dünyada söz sahibi olmuş, takım halinde dünyada ikincilik elde etmiş bir ülkenin böyle bir organizasyonda iki sporcu ile temsil edilmesi içler acısı bir durum. Geçmişteki olimpiyat oyunlarına daha çok sporcuyla katılıyorduk. Şimdi daha çok sporcu ile katılmamız gerekirken maalesef bu konuda geriye gidiyoruz. Ülkemizde tekvando tabanımız çok güçlü, 350 bin lisanslı sporcumuz var, belki bir o kadar da lisansız sporcumuz vardır. Bir federasyonun en büyük görevi de bu lisansız sporcuların lisanslarını çıkararak onları kontrol altına almaktır ama federasyonumuz bu konuda da başarılı değil” diye konuştu.

    “TEKVANDOYU HAK ETTİĞİ YERE TAŞIYACAĞIZ”

    Tekvando Federasyonu’na aday olma sebeplerini de açıklayan Alaca, amaçlarının tekvandoyu hak ettiği yere taşımak olduğunu belirterek, “Mevcut Tekvando Federasyonu’nun yaptığı çalışmalarının eksik olduğunu, bunun yanında büyük hatalar yaptığını gördüğümüzden dolayı arkadaşlarımızla, kulüplerimizle ve delegelerle istişareler yaptık. Yapmış olduğumuz bu istişareler sonucunda da Türkiye Tekvando Federasyonu Başkanlığına aday olma karar aldık. Tabi bu adaylık sürecimiz 2012 yılından beri süregelen bir şey. 2012 yılında da bir adaylık sürecimiz olmuştu. O zaman yaklaşık 55 ili gezerek delegelerimize neler yapabileceğimizi anlatmıştık. Fakat o zamanki seçim sürecinin antidemokratik olmasından dolayı hedefimize ulaşamamıştık. O süreçten sonra da kulüplerimizle ve antrenörlerimiz ile bağlarımızı koparmadık, federasyonumuzun yapmış olduğu eksiklikleri, aksaklıkları ve hataları takip ettik ve bu süreçte de onları yeri geldiğinde uyardık, yeri geldiğinde eleştirdik. Bizim Tekvando Federasyonu’na aday olmamızın asıl nedeni tekvando camiasını sosyal, kültürel ve sportif alanlarda hak ettiği yere oturtmak ve bu sporu yapan sporcularımızı, antrenörlerimizi, hakemlerimizi ve yöneticilerimizi maksimum düzeyde kalkındırmaktır” şeklinde konuştu.

  • HDP’li Yüksekdağ’dan Meclis Başkanı Kahraman’a ’Laiklik’ Eleştirisi

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, “Dindar bir Anayasa’dan bahsediyor. Bu vurguların her birisi aslında din temelli, inanç ayrımcılığı temelli saldırıların, savaşların, çatışmaların cehennemine dönüşmüş bu coğrafyada din temelli ayrımcılığı, inkarcılığı, katliamcılığı davet etmek demektir’’ dedi.

    HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ TBMM’de Partisi’nin grup toplantısında konuştu. Yüksekdağ, Ermenilerin Türkiye topraklarından sürüldüğünü iddia ederek, Ermenilerin acısını paylaştıklarını belirtti ve Ermeni halkından özür diledi.

    Yüksekdağ, TBMM Başkanı Kahraman’ın ’yeni Anayasa’da laiklik olmamalı’ sözlerini eleştirerek, “Laikliği bir cümle veya kavram üzerinde dahi olmaması gerektiğini iddia ediyor, Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi Başkanı. Dindar bir Anayasa’dan bahsediyor. Bu vurguların her birisi aslında din temelli, inanç ayrımcılığı temelli saldırıların, savaşların, çatışmaların cehennemine dönüşmüş bu coğrafyada din temelli ayrımcılığı, inkarcılığı, katliamcılığı davet etmek demektir. Bakın Ortadoğu, Mezopotamya gerçekliğinin, bakın Türkiye’nin tarihine mezhepçilik, din ayrımı üzerinden geliştirilen, gerçekleştirilen kutuplaştırmalar, ’farklı bir inanç taşıyor’ diye ’farklı bir mezhebe aittir’ diye gerçekleştirilen katliamlar, bunların hangisi Türkiye topraklarına huzur getirdi, hangisi gerçek anlamda istikrar ve yurt sağladı? Bugün yurt bildiğimiz topraklar, bugün ortak vatan dediğimiz, demek istediğimiz topraklar, geride bıraktığımız tarih ve süreç boyunca din, mezhep savaşlarını, çatışmaların ve bu temeldeki ayrımcılık ve katliamların coğrafyasına dönüştürülmüş durumda. Bugün bu hatadan dönmek, tarihteki bu yanlışı, bu suçu ortadan kaldırmak yerine daha fazla din vurgusu yaparak hakimiyet ve hegemonya kurma peşindeler” diye konuştu.

    “Dindar olanlar, samimi ve dürüstlük temelinde dine, İslam’a sahip çıkanlar normal koşullarda Türkiye’de yaşanan sayısız kirliliğe, haksızlığa, yolsuzluğa, tecavüze, tacize, istismara tutum almalıdır” diyen Yüksekdağ, şöyle devam etti:

    “Yıllardır, 13 yıl boyunca halkın samimi din duygularını, inanç ve inanç değerlerini kendi siyasetlerinin malzemesi halime getirdiler. Bu Zaman kadar kullandılar ve bir Başkanlık Anayasası’nı referandumdan geçirebilmek için Başkanlık Anayasası’nı masum ve meşru gösterilmesi için dinin kutsallık elbisesini giydiriyorlar.”

    Yüksekdağ, dokunulmazlık konusunda ise, “Dokunulmazlık fezlekelerini iki gün sonra komisyona getirecekler. Söyledikleri bu sözler sonucunda itiraz eden, kararlı bir şekilde mücadele eden, onların hilafet etmelerine projelerine taş koyan olmasın diye Halkların Demokratik Partisi’ni istemiyorlar. HDP bu Meclis’te olmazsa ırkçı, ayrımcı söylemlerinin alanının genişleyeceğini düşünüyorlar. Ama halkların Demokratik Partisi gücünü, iradesini onların anti-demokratik, despot siyasetini engelleme büyütüldüğünde bu Meclis altında kazanmadı. Halkların Demokratik Partisi Türkiye halklarının demokratik şansı ve güvencesidir. Anayasa’yı, rejimi kendi istedikleri gibi despotik, faşist bir biçimde değiştirmek isteyenlere karşı zulüm. Sömürü iktidarını inşa etmek isteyenlere karşı HDP en güçlü direniştir’’ şeklinde konuştu.

    Dokunulmazlıklara kaldırılmasına ‘evet’ diyenlerin Anayasa’yı askıya almaya ‘evet’ diyeceklerini belirten Yüksekdağ, “Dokunulmazlıkların kaldırılmasına ‘evet’ diyenler, iktidarla aynı cenahta, safta, suça ortak olacaklar. İktidarı, muhalefetiyle bütün milletvekilleri tarihe kara bir leke olarak adlarını yazdıracaklar” diye konuştu.

    Dolmabahçe mutabakatına yönelik olarak ise Yüksekdağ, “Bunu bize unutturamazsınız. Sizler karşılıklı oturup, bir mutabakat yaptığınızı hatırlamak istemiyor olabilirsiniz, pişman olabilirsiniz. Ama biz size unutturmayacağız. Bizler ‘barış’ dediğimiz için pişman değiliz. Bizler barışı sağlamak, çözümü üretmek için pişman değiliz. Pişman olan sizsiniz’’ ifadelerini kullandı.

    Kilis’e roket düşmesine ilişkin olarak Yüksekdağ, “Kim atmış nerden atmış bunların cevabı yok. Hükümet yetkilileri ‘IŞİD atıyor’ demediler” şeklinde konuştu.

    Amedspor’a yapılan saldırıya karşı ilişkin Yüksekdağ’ın değerlendirmesi ise şöyle oldu:

    “Türkiye’de futbol siyasetin doğrudan bir aracı haline gelmiştir. Siyasi iktidarlar tarafından kullanıldı. Bugün de ırkçılık, şovenizm ve nefret suçları futbol sahalarında ve futbol takımlarına taraftarlarına karşı işleniyor. Biz bu ırkçı saldırganlığı karşısında Amedspor’un yanında olduğumuz gibi bugün de yanındayız, yanında olacağız.”

    Yüksekdağ, konuşmasından önce Amedspor atkısı kürsüye asıldı ve bazı milletvekilleri atkıları boyunlarına taktılar.