Etiket: Eleştirisi

  • 15 Temmuz Meydanı için “geride kalındı” eleştirisi

    İzmir Büyükşehir Belediyesi ekim ayı olağan meclis toplantısının ikinci oturumunda söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Bilal Doğan, 15 Temmuz şehitleri için pek çok kentte anıtlar inşa edilmesine rağmen İzmir’in bu konuda geri kaldığını belirtti. Doğan, 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Meydanı projesinin 2019 yılının Temmuz ayına yetişmesini istediklerini söyledi.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi Ekim ayı olağan meclis toplantısının ikinci oturumu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanvekili Sırrı Aydoğan idaresinde gerçekleşti. Oturumun dilek ve temenniler bölümünde söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Bilal Doğan, bitiş tarihi 23 Kasım 2016’dan 18 Ağustos 2017’ye ertelenen Mithatpaşa Taşıt Altgeçidi ve 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Meydanı’nda kamu zararı oluştuğunu savundu. İnşaatın henüz yarısının bitmiş olduğunu söyleyen Doğan, “Bizim dileğimiz bu projenin de diğer çalışmalar gibi belirsizliğe dönüşmemesidir. Diğer birçok kentte 15 Temmuz şehitlerimiz için görkemli anıtlar inşa edilirken İzmir bu konuda yine geri kalmıştır. Bu eserin 2019 yılının temmuz ayına yetişmesini istiyoruz” diye konuştu.

    “Bürokratlar mı başkanı yanlış yönlendirdi?”

    Mustafa Kemal Sahil Bulvarı üzerinde Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesi önündeki kesimde yapımı devam eden 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri Meydanı ile ilgili konuşmasına devam eden Doğan, “Geçen yıl burada ortak bir karar alarak 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında yaşamını kaybeden şehitlerimizin adlarını ölümsüzleştirmek için Mithatpaşa’da yapılacak projede destek sunmuştuk ama ne yazık ki hayal kırıklığına uğradık. Ne zaman biteceği meçhul, ulaşıma getireceği katkıdan çok kent içi trafiğe verdiği zarar ve inşaatı su basmasıyla ile halk arasındaki adı ‘Kanal İzmir’ olan alt geçit ile ilgili eleştirilerimizi sıkça dile getirmiştik ama İzmir Büyükşehir Belediyesi yine bildiğini okumaya devam ediyor. Bunlar yetmezmiş gibi söz konusu proje alanını gezen Başkan Aziz Kocaoğlu geçtiğimiz günlerde, ‘İnşaat çok hızlı ilerliyor; Ekim ayında açarız’ şeklinde açıklamalarda bulundu. Bu açıklamanın ardında ne vardı? Yine bürokratlar mı başkanı yanlış yönlendirdi?” dedi.

    “İnşaatın yarısı bitmedi”

    23 Kasım 2016 tarihinde tamamlanması planlanan projenin bitiş tarihinin sürekli ertelendiğini dile getiren Doğan, “Önce 18 Ağustos 2017’ye ertelendi ama ne yazık ki bu süre zarfında da tamamlanamadı. 450 metrelik yol için üç kez ihaleye çıkıldığını ve oluşan kamu zararının katlanarak arttığını sizlere hatırlatmak isterim. Şantiye alanında yaptığımız incelemede bırakın hizmete açmayı daha inşaatın yarısının bitmemiş olduğunu sizlere hatırlatmak isterim. Defalarca ertelenen bu proje yine vaktinde tamamlanamayacak. Belediyenin her projesi gibi 15 Temmuz Demokrasi Meydanı Projesi için 11 Ağustos’ta çıkılan ihalede yedi teklif gelirken kritik süreç hale sonuçlandırılamamış, iki aydır yüklenici firma ile sözleşme imzalanıp yer teslimi yapılamamıştır. Daha altını bitiremediğiniz işin üstünü nasıl ihale ediyorsunuz? Bu nasıl ihale mantığıdır. Alt geçit bitmeden meydan nasıl yapılacak? Siz önce elinizdeki işi doğru düzgün bitirin. İnşaat yapılacak alan şuanda yok hükmündedir. Usul hatası söz konusudur. Bizim dileğimiz bu projenin de diğer çalışmalar gibi belirsizliğe dönüşmemesidir. Diğer birçok kentte 15 Temmuz şehitlerimiz için görkemli anıtlar inşa edilirken İzmir bu konuda yine geri kalmıştır. Bu eserin 2019 yılının temmuz ayına yetişmesini istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Can güvenliğine dikkat çektiler

    Doğan’ın ardından konuşan Aydoğan da, “İzmir Büyükşehir Belediyesinde tüm işler yasalara uygun açık ve rahat yapılmaktadır” dedi.

    TÜPRAŞ’ta meydana gelen patlamanın ardından hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet dileyen Aydoğan, “İş güvenliği çok önemli bir konu. Cuma günü önemli bir toplantı var. Ben de sunum yapacağım. Gerçekten Türkiye’de çok iç açısı bir durum yok. Dünyada her saniyede bir işçi ölüyor. Türkiye’de de giderek artıyor bu sayı. Bu ihmalleri önlemek lazım” diye konuştu.

  • TZOB Başkan Vekili Gamzeli’den “gümrük vergisi” eleştirisi

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Nejat Gamzeli, “Hasat yoğunluğunun arttığı dönemde gümrük vergilerini düşürmek çiftçimizi mağdur etmiştir” dedi.

    Çankırı Ziraat Odası’nda basın mensuplarıyla bir araya gelen ve gümrük vergisi oranlarının düşürülmesiyle ilgili konuşan Nejat Gamzeli, gümrük vergilerinin canlı hayvan ithalatında yüzde 135’ten yüzde 26’ya, karkas ette yüzde 100’den yüzde 40’a, buğdayda yüzde 130’dan yüzde 45’e, mahlutta yüzde 130’dan yüzde 45’e, arpada yüzde 130’dan yüzde 35’e, mısırda ise yüzde 130’dan yüzde 25’e çekildiğini dile getirdi.

    Gamzeli konuşmasında, girdi fiyatları yüksek, verim düşükken gümrük vergilerinin indirilmesinin çiftçinin rekabet gücünü azaltacağına da dikkat çekerek, “Çiftçimizin tedirginliğe girmesine, adeta buğdayda piyasanın durmasına neden olan gümrük vergilerinin indirilmesi kararı fiyatları düşürdü. Hasat yoğunluğunun arttığı dönemde gümrük vergilerini düşürmek çiftçimizi mağdur etmiştir. Çiftçi, tüccar ve sanayici önünü göremediği için ne yapacağını bilememektedir” diye konuştu.

    Gamzeli konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Gümrük Birliği kapsamına tarımın da dahil edileceği söylendi. Etki analizleri gerçekleştirilmeden böyle bir şeyin yapılmasının doğru olmayacağını düşünüyoruz. Bu, Türk tarımının sonu olur. Ekmeği bile Fransız, Alman buğdayıyla yaparız. Kendi çiftçimiz yerine yabancılara para kazandırırız. Çiftçi dostu olan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) mağduriyetini gidermek için acilen çiftçinin alın terinin karşılığını verecek makul müdahale alım fiyatı açıklamalı, belirsizliği ortadan kaldırmalıdır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Faruk Çelik, duruma müdahale etmeli, çiftçimizin mağduriyetine son vermelidir. Çiftçimiz Bakanımızdan TMO’nun müdahale alım fiyatı açıklaması ve piyasaya etkin olarak girmesi konusunda destek bekliyor. Bakanımızın talepleri karşılıksız bırakmayacağını düşünüyoruz.”

    Nejat Gamzeli açıklamasını şöyle tamamladı: “Çiftçi alın teri olan ürününü hak ettiği değerden satabilmeli. Hasadın yoğunlaştığı bugünlerde TMO alım merkezlerini artırmalı, pazar günleri de çalışarak ürününü acilen satmak zorunda olan çiftçilerimizi tüccarın eline bırakmamalıdır. TMO, emanete hızlı alım yapmalıdır. Bu yıl rekoltenin yüksek olacağı tahmini de göz önüne alındığında üretimin yoğun olduğu ilçelerde de geçici alım merkezlerinin kurulması üreticimizin mağdur olmasını önleyecektir.”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na yürüyüş eleştirisi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü ile ilgili olarak, “Sizin 15 Temmuz’dakilerden ne farkınız var? Onların eline F-16’ları vardı, helikopter, tank, top ile saldırıyorlardı. Sizler de şu anda yollarda yürüyüşler yapıyorsunuz, akşam da karavanda istirahat ediyorsunuz” dedi. Gazetecilere de seslenen Erdoğan, “Manşetini, kalemini terör örgütü emrine veren ile silah ile dağa çıkan arasında fark yoktur” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Huber Köşkü’nde düzenlenen iftar programında medya temsilcileri ve yöneticileri ile bir araya geldi. Programa İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Mücahid Ören, İhlas Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Hamit Arvas, İhlas Gazetecilik Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kapan, TGRT Haber Genel Yayın Yönetmeni Ercan Seki, Türkiye Gazetesi Yayın Koordinatörü Yücel Koç, İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar ve Türkiye Gazetesi Ankara Grup Başkanı Nuri Elibol’un yanı sıra medya temsilcisi katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, medyanın önemine değinerek, “Tarif edilen hakikat hakikat olmaktan çıkar. Kasıtlı bir haber gerçek anlamda bir haber değildir. Bizler ülkemizde senelerce haber yerine ağır bir propaganda ile karşı karşıya kaldık. Bilhassa medya dünyasının köşe başlarında bulunanlar ellerindeki bütün gücü milletin gelişmesi için, demokrasinin güçlenmesi için değil kendileri için kullandılar. Darbe dönemlerinde Türk medyasının nasıl kötü bir imtihan verdiğini sizler daha iyi biliyorsunuz. Bugün ülkemizde bakanlığımızın rakamlarını veriyorum, mesleğini gazeteci olarak ifade ederek cezaevinde bulunan 177 kişiden sadece 2’si sarı basın kartı sahibidir. Bu 177 kişiden biri cinayet suçundan, diğerleri de terör örgütleriyle olan ilişkileri sebebiyle cezaevinde bulunuyor. Bunu öyle bir dezenformasyonla Batı dünyasına bildiriyorlar ki Batı dünyası da alıyor onunla bizim önümüze geliyor” dedi.

    “Manşetini, kalemini terör örgütü emrine veren ile silah ile dağa çıkan arasında fark yoktur”

    Erdoğan, gazetecilik ile ilgili son zamanlarda yaşanan tartışmalara değinerek, “Medya sektöründe farklı seslerin dillendirilmesine özellikle imkan sağlamaya gayret ediyoruz. Bugün medyamızın daha renkli, daha demokratik, daha çoğulcu olduğu bir gerçektir. Ülkemizde artık hiç kimse milli iradeyi yok sayamaz. Türkiye’de anayasa ve yasalar herkes için bağlayıcıdır. Nasıl siyasetçiler hukuk içinde hareket etmek zorundaysa medyacıların da hukuka bağlı olmak zorunda olduğunu görüyoruz. Yasalar herkes için bağlayıcıdır. Medya da hukuka bağlı kalmak zorundadır. Özgürlük sınırsız hürriyetin olduğu bir şey değildir. Özgürlüklerin de bir sınırı vardır. Bende kalkıp sınırsız özgürlüğümün olduğunu söyleyemem. Haber peşinde koşmakla ihanete aracılık etmek farklı şeylerdir. Manşetini, kalemini gazete sayfalarını terör örgütü emrine verenler ile eline silah alıp dağa çıkanlar arasında bana göre temelde hiçbir fark yoktur. Dünyanın hiçbir ülkesinde devlet sıralarını yasa dışı yollar ile tarif ederek, eğip bükerek sözüm ona haberleştirmek gazeteci faaliyeti olarak görülmez. Milletin bütün sırlarını, menfaatini bu şekilde yer ile yeksan etmek kimsenin haddine değildir. FETÖ’cülerin servis ettiği çarpıtmalar üzerinden devleti, devletin güvenliğini hedef almak gazetecilik ile bağdaşmaz” diye konuştu.

    “Sizin 15 Temmuz’dakilerden ne farkınız var?

    CHP liderinin Ankara’dan İstanbul’a gerçekleştirdiği yürüyüşü de eleştiren Erdoğan, “Bugün ortalığı ayağa kaldıranlar FETÖ ile işbirliğini sorgulamalılar. Hukuk önünde hiç kimse dokunulmaz asla değildir. Kendi istedikleri kararlar çıkmadıklarında yargı kurumuna saldıranlar en büyük zararı bu ülkeye veriyorlar. Unutmayın adalet yollarda değil, adliye binalarında aranır. Rahmetli Demirel’in ifade ettiği gibi ’yollar yürümek ile aşınmaz’, varsa bir haksızlık müracaat edeceğin yer bellidir. Siyasette söyleyeceği sözü olanın bunu ifade edeceği yer yol kenarları değil, Meclis kürsüsüdür. Gelirsin Mecliste bunu ifade edersin. Mahkeme kararına itirazın da usulleri bellidir. Bunu dışında hareket tarzının ne ülkeye ne de adalete bir katkısı olmayacaktır. Biz ülkemizi güçlü kılmak istiyorsak o zaman ülkeyi karıştırmanın bir anlamı yoktur. Sizin 15 Temmuz’dakilerden ne farkınız var? Onların eline F-16’ları vardı, helikopter, tank, top ile saldırıyorlardı. Sizler de şu anda yollarda yürüyüşler yapıyorsunuz, akşam da karavanda istirahat ediyorsunuz. Sizler kalkıp da ‘TEM’i, E-5’i işgal ederiz’ diyecek olursanız o zaman durum 15 Temmuz’a dönüşür, ona müsaade etmek gibi bir lüksümüz asla yok. Yapılan iş şu anda hukuki değildir. Bunu böyle gidişiniz şu anki hükümetimizin bir inceliğidir, bir lütfudur” şeklinde konuştu.

    “Halkımızın morallerinin yüksek tutulması sizler ile beraber olacaktır”

    Medya temsilcilerinden ricada bulunduğunu ifade eden Erdoğan, “Yerli ve milli olarak ülkemizin ve milletimizin menfaatinin olduğu yerde bana göre diğerleri teferruattır. Şu anda dağlarda olanlar ile dağlara kaçırılanlar, onların verdiği destekler ile ülkemizi hala karıştırmanın gayreti içinde ekonomide ciddi bir sıçramanın ortaya çıktığı dönemde bunun bize kazandıracağı bir şey yoktur. İlk çeyrekte yüzde 5 büyümenin yakalandığı Türkiye’de artık 2017’yi çok daha farklı bir şekilde oranlarını yükselterek gerçekleştirecektir. 2023 hedeflerimiz çok büyük, bu hedefleri yakalamamız lazım. Halkımızın morallerinin yüksek tutulması sizler ile beraber olacaktır. Gerek yazılı, gerek görsel medyada halkımız bu enformasyon kanallarının kendilerini teşvik edici maliyeti gördüğünde inanıyorum ki herkes işine çok daha farklı sarılacaktır” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan, Kılıçdaroğlu’na Rabia eleştirisi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Rabia işaretiyle ilgili açıklamalarına ilişkin, “Türkiye’de muhalefet partisinin başındaki zat, benim Rabia işaretimi çok kıskanmış. Herhalde çok hoşuna gitmiş. ‘Bir terör örgütünün işaretini kullanan’ diyor. İçini söyle içini. Bu işaretin içeriğinde tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet var. Acaba beyefendi sen bu ülkede tek millet değil de çok millet mi istiyorsun” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iç güvenlik birimleriyle iftar programında bir araya geldi. Gölbaşı Özel Harekat Dairesi Başkanlığında gerçekleştirilen programa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da katıldı. İftar programının ardından iç güvenlik mensuplarına seslenen Erdoğan, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

    “Gezi’de beraber yürüdüklerinizin paçavraları var, bizim ise tek bayrağımız var”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Rabia işareti hakkında yaptığı açıklamaları ele alan Erdoğan, “Burada imini bile anmaktan edep ediyorum. Türkiye’de muhalefet partisinin başındaki zat, benim Rabia işaretimi çok kıskanmış. Herhalde çok hoşuna gitmiş. ‘Bir terör örgütünün işaretini kullanan’ diyor. İçini söyle içini. Bu işaretin içeriğinde tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet var. Acaba beyefendi sen bu ülkede tek millet değil de çok millet mi istiyorsun? Şuanda içeride olan ama adı milletvekili olan teröristler var ya, zaman zaman omuz omuza verip İstiklal Caddesi’nde yürüyorsunuz ya geçenlerde Gezi olaylarının dördüncü yıldönümünü kutladınız. O kan verdiğimiz, 2 polisimizin şehit olduğu Gezi olaylarının yıldönümünü mü kutluyorsunuz? Beraber yürüdünüz o yollarda siz ve onların kendi paçavraları var, bayrakları yok, bizim ise tek bayrağımız var” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’yi bölmek isteyenlerle Hakkari’de terör örgütünün paçavralarını dalgalandırdın”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na seslendiği konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

    “Bizim bayrağımızın rengi bellidir, şehidimizin kanı. Hilalimiz bağımsızlığımızın ifadesi, yıldız bizim şehitlerimizin ta kendisidir. Üç tek vatan 870 bin kilometrekare tek vatan. O da mı seni rahatsız etti yoksa? Şuanda el ele kol kola dolaştıkların Güneydoğu Anadolu’yu, Doğu Anadolu’yu bölmek parçalamak istediler, oralarda kendilerine göre devlet kurma çabalarına girdiler ve onlarla beraber gittin, Hakkari’de bir tane Türk bayrağı dalgalandıramadın, onların paçavralarını dalgalandırdın. Onların verdiği destekle miting yaptın. Şimdi hangi yüzle sen bu işarete ‘terör örgütünün işareti’ diye hakaret ediyorsun. Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka devlet, tanımıyoruz. Eğer senin bildiğin bir devlet varsa buyur git, bu kadar açık konuşuyorum. Bunu için diyoruz ki; ‘Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız.’ Bunun başka çıkışı yok.”

    “Teröristlerin üstesinden gelmeden mücadelenin diğer boyutlarında başarışı olmak mümkün değil”

    Terörle mücadelenin siyasi, sosyal, diplomatik pek çok boyutunun olduğuna vurgu yapan Erdoğan, “Terör örgütleriyle mücadelenin siyasi, sosyal, diplomatik pek çok boyutu olduğunu biliyoruz ama teröristlerin üstesinden gelmeden mücadelenin diğer boyutlarında başarışı olmak mümkün değil. Bu sebeple güvenlik güçlerimizin terör örgütlerine karşı yürüttükleri mücadelenin bekamız açısından hayati önemi vardır. Biz bir tane terör örgütüyle boğuşmuyoruz ki, sadece PKK, DHKP-C değil, sınırlarımızın dışında PYD, YPG, DEAŞ değil, FETÖ değil. Bizim için bu milletin değerlerine karşı duranların hepsi teröristtir. Bölücü örgütün büyük umutlarla başlattığı çukur eylemleri sizlerin üstün gayreti ve fedakarlığıyla başarısızlığa uğradı. Güvenlik güçlerimizin son aylarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizin kırsalında gerçekleştirdiği başarılı operasyonları da takdirle takip ediyoruz. Çukur eylemlerinde ev ev, bina bina, sokak sokak şehirlerimizi teröristlerden temizleyen kahramanlarımızın her birinin alnından öpüyorum” ifadelerini kullandı.

    “Terör örgütlerini yuvalandıkları her yerde bulup, başlarını ezmek milletimize karşı boynumuzun borcu”

    Terörle mücadelede başarılı operasyonlara imza atan güvenlik güçlerini kutlayan Erdoğan, “Son aylarda bölücü terör örgütüne tarihin en büyük darbesini vuran, ulaşılmaz denen dağları aşan, girilemez denilen mağaraları tarumar eden, erişilemez denilen silah mühimmat depolarını birer birer ele geçiren kahramanlarımızın her birini alınlarından öpüyorum. Sizler teröristleri etkisiz hale getirdikçe bizler terörün asıl kaynaklarına karşı verdiğimiz mücadeledeki gücümüz de artıyor. Ülkemize yönelik faaliyet gösteren terör örgütlerini Suriye ve Irak başta olmak üzere yuvalandıkları her yerde bulup başlarını ezmek milletimize karşı boynumuzun borcu” açıklamalarında bulundu.

    “Türkiye 15 Temmuz’dan sonra her konuda olduğu gibi terörle mücadelede de yeni bir döneme girmiştir”

    15 Temmuz’dan sonra Türkiye’nin her alanda yeni bir sürecin içine girdiğine vurgu yapan Erdoğan, “Türkiye 15 Temmuz’dan sonra her konuda olduğu gibi terörle mücadelede de yeni bir döneme girmiştir. Siz bu mücadelede terörle mücadelenin rakamlarını yıktınız ve yeni rakamlar inşa ettiniz. Yurt içinde yaptığımız operasyonlarla Suriye’de gerçekleştirdiğimiz Fırat Kalkanı Harekatı’yla Irak’taki Sincar ve Karaçok Dağlarına yaptığımız operasyonlar yeni terörle mücadele konseptimizin ilk adımlarıdır. Artık Türkiye’yle şöyle böyle uğraşalım yok. Ya masada oturur konuşuruz, arazide beraber çalışırız yoksa kalkıp da Türkiye’yi taciz etmeye yeltenenler bedelini öderler. Bugüne kadar hiçbir şehidimizin kanını yerde bırakmadık bırakmayız. Sizlerin verdiği mücadele bu politikanın omurgasıdır. Şehitlerimize ve ecdadımıza layık olmanın yolu buradan geçer. Birileri ne derse desin biz inandıklarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Kendilerine başka Rabia adayanlar varsa kendi yollarından gitsin ama biz yolumuzdan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na “Gezi tweeti” eleştirisi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, olağanüstü hal durumu ile ilgili eleştirilere cevap vererek, “Herkes görüyor ve biliyor ki olağanüstü hal sadece terörle mücadele için vardır. Bugüne kadar hangi iş adamının işi gücü olağanüstü halden dolayı zarar görmüştür” dedi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun gezi olayları yıl dönümünde attığı tweet’i de hatırlatan Erdoğan, “Size ne yapıldı ki, hak ve özgürlük mücadelesi veriyorsunuz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İş adamları Derneği (MÜSİAD) Genel Kuruluna katıldı. Erdoğan burada yaptığı konuşmasında ülke ekonomisinden siyasete birçok konuya değindi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Gezi Parkı’nın 4’nücü yıl dönümünde attığı tweet üzerinden eleştiren Erdoğan, “Türkiye’de de ana muhalefet başında bulunan zat tweet atıyor. Attığı tweet çok enteresan, ’4’üncü yıl dönümünü kutladığımız gezi olaylarında hak ve özgürlük mücadelesi verenleri minnet ile anıyorum’ diyor. Bu nasıl hak ve özgürlük mücadelesi ya. Yani bir şehri yakacak, yıkacaksınız, polislerimizi şehit edecek cam çerçeve her şeyi indireceksiniz ve buna hak ve özgürlük mücadelesi diyeceksiniz. Size ne yapıldı ki hak ve özgürlük mücadelesi veriyorsunuz. Hak ve özgürlük mücadelesini vermek Yeşiköy Havalimanından kaçarak, Bakırköy Belediye Başkanı evine sığınmak mıdır? Zaten 15 Temmuz’da da kaçaklardansın. Yani 7 Ağustos’ta bizim buluşmamıza gelişin bir vesileydi. Önce gelemeyeceğini söyledi. Sonra baskılar yapıldı son anda geleceğini söyledi. Dürüst değil. Hatta biliyorsunuz Yenikapı buluşmasına daha sonra da biz orada yokuz demeye başladı” diye konuştu.

    “Olağanüstü hal yalnızca ve yalnızca, terörle mücadele için var”

    Erdoğan, olağanüstü hal durumu ile ilgili açıklamalarda bulunarak, “Gün yatırım ruhudur. Müteşebbis yatırım ruhunu kaybetmesin. Böyle bir zamanda yatırım şansını değerlendirirsen gelecek daha bereketli olacak. İçeride dışarıda 16 Nisan için aykırı çalışanlar olmadı mı? Oldu. Onları biliyoruz, kimler olduklarını gayet iyi biliyoruz. Buradan bakarak endişe beyan edenler orada da bir sıkıntı olmadığını gördüler. İş adamlarına diyoruz ki, yatırım yapın, üretin ihracatı zorlayın istihdamı zorlayın. Böylece siz de kazanın ülkemizde kazansın. Buna karşılık birileri hala olağanüstü hal var diye söyleniyor. Eskiden OHAL döneminde patronlar fabrika kapılarına giremiyordu. Biz geldik fabrika kapılarını açtık. Bu OHAL yasaların hukukun bize verdiği yetkiyi kullanmamızı kolaylaştırıyor” dedi.

    OHAL’in yalnızca terör ile mücadele için var olduğunu iş dünyasının bundan etkilenmediğini kaydeden Erdoğan, “Herkes görüyor ve biliyor ki OHAL sadece terörle mücadele için vardır. Bugüne kadar hangi iş adamın işi gücü OHAL’den dolayı zarar görmüştür. Terörist olmayan için OHAL yok hükmündedir. Terörle mücadelenin gerektirdiği kararda bu uygulama hak hükmündedir. Buyurun Fransa 2 yıldır uzatıyor. Ne oldu orada darbe girişimi mi oldu? 10-15 kişi öldü diye OHAL yaptılar. Sürekli yeniliyorlar. Biz de devletimizi yıkmaya yönelik darbe girişimi oldu. MÜSİAD üyelerine güveniyorum. İnşallah yeni Türkiye inşasını sizlerle birlikte gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.