Etiket: eleştiri

  • Bakan Çavuşoğlu’dan Avrupa medyasına eleştiri

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa medyasını eleştirerek, “Yatıyor kalkıyor yukarıdan talimatı alıyor her gün Recep Tayyip Erdoğan’a, Türkiye’ye ve Müslümanlara saldırıyor. Aynı sistem, Wilders kafasında hepsi. ’Popülizm yapacağız, çok satacağız’ diye bir sistem kontrol ediyor” dedi.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, AK Parti il Başkanı Rıza Sümer ile birlikte Akseki ve İbradı ilçelerinde halk oylamasına yönelik çalışmalarını sürdürdü. İlk olarak Akseki ilçesini ziyaret eden Çavuşoğlu, kendisini karşılayan vatandaşlarla tek tek tokalaşarak sohbet etti. Bakan Çavuşoğlu, daha sonra AK Parti Hükümetinin Akseki ilçesinde yaptığı yatırımları anlattı. Her koalisyon döneminde krizler olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, “Hep kriz. Bu riski almaya mecbur muyuz? Bugün istikrar sisteme bağlı olmalı, şahıslara değil. Sistemin kendisini güçlü yapmamız lazım. Halkın yüzde 50 artı bir oyuyla seçilen cumhurbaşkanı güçlü bir sistem olacaktır” dedi.

    Türkiye’nin istikrarsızlığa mahkum edilmemesi gerektiğinin altını çizen Çavuşoğlu, “Soruyor bana Avrupa’daki, siyasetçiler Cumhurbaşkanı Meclisi istediği zaman feshedebilecekmiş. Onlara diyorum ki şu anki sistemde feshedebiliyor doğru ama yeni sistemde Meclisi feshetme değil de seçime götürürse kendisi de seçime gitmek zorunda. Bunu biliyor muydunuz? ’Yok bizim gazeteler böyle yazmadı’ diyor. Senin gazeteciler yalancı. Yatıyor kalkıyor yukarıdan talimatı alıyor her gün Recep Tayyip Erdoğan’a, Türkiye’ye ve Müslümanlara saldırıyor. Senin gazetecilerin ırkçı, senin basının yalancı. Aynı sistem, Wilders kafasında hepsi. ’Popülizm yapacağız, çok satacağız’ diye bir sistem kontrol ediyor. Neymiş efendim ’Avrupa’da basın hürmüş’, öyle diyorlar. Vallahi billahi de hür değil. Sistemin yüzde 100 kontrolü altında. Avrupa’daki ülkelerin çoğunda basın sistemin yüzde 100 kontrolü altında. Bakın bazı ülkeler sağ sol, yarı sağ tüm bu akımların gazetecileri Türkiye’ye yönelik attıkları manşette kelimesi kelimesine, virgülüne kadar aynı şey. Bu tesadüf mü? Bir merkezde hazırlanıyor, tüm gazetelere servis ediliyor. Oradan da amaca hizmet ediyor” dedi.

    Bakan Çavuşoğlu, buradaki mitingin ardından İbradı ilçesine geçti. Cumhuriyet Meydanı’nda, kurulan platformdan halka hitap eden Çavuşoğlu, yeni sistemi anlattı.

  • MHP’li Akçay’dan Ahmet Necdet Sezer’e eleştiri

    MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, anayasa değişikliğiyle cumhurbaşkanına sorumluluk yüklendiğine dikkat çekerek, “Sorumsuz cumhurbaşkanı olursa kitap da atar, kriz de çıkarır. Cumhurbaşkanına anayasada sorumluluk yüklenseydi Ahmet Necdet Sezer’in 2001 yılında sebep olduğu krizden dolayı Yüce Divan’da yargılanması gerekirdi. Beyefendi bunları hiç hesap etmeden şimdi çıkıp ‘Hayır diyeceğim’ diyor. Ne dersen de ama bu millet sizin ödettiğiniz bedelleri unutmayacaktır ve ‘Evet’ diyecektir” dedi.

    MHP Genel Merkezi tarafından Manisa’da ‘Anayasa Referandumu ve Siyasi Gelişmeler’ toplantısı yapıldı. Şehzadeler ilçesindeki Tarihi Rum Mehmet Paşa Bedesteninde gerçekleştirilen toplantıya MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, MHP MYK Üyesi Hüseyin Akgül, MHP Manisa İl Başkanı Erkan Öztürk ve çok sayıda partili katıldı.

    Saygı duruşunda bulunulması ve istiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda MHP Manisa İl Başkanı Erkan Öztürk ve MHP MYK Üyesi Hüseyin Akgül’ün ardından kürsüye çıkan MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Milliyetçi Hareket Partisi’nin anayasa değişikliğinin inisiyatif sahibi ve sorumluluk sahibi olduğunu söyledi. Akçay, “MHP, Türkiye’nin gündemine getirilmek istenen tehlikeleri bertaraf etmiştir ve bazı yanlış kesimleri, bazı hainleri ve ülkemiz üzerine başka hesap taşıyanları direk kapının dışına atmıştır. Bu çok önemli, hem ülkemiz bakımından hem de Milliyetçi Hareket Partisi bakımından çok tarihi önemli bir hamledir.” dedi.

    “Sistemden kaynaklanan sorunlar yaşandı”

    Cumhuriyetin başından bugüne kadar bütün cumhurbaşkanları ve başbakanlarının ilişkilerinin sorunlu olduğuna dikkat çeken Akçay, “Hep sorun yaşanmıştır. Bu kişilerle ilgili değildir. Şahıslarla, siyasi görüşleriyle, partisiyle ilgili değildir. Sistemden kaynaklanan bir sorun vardır. Öyle ki baba ile oğlundan birini cumhurbaşkanı birini başbakan yapsanız sorun kaçınılmazdır. Demirel’in görev süresi dolduktan sonra iktidarıyla muhalefetiyle büyük bir çoğunlukla Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer cumhurbaşkanı seçildi. Eleştiriler vardı ama o zaman bütün partiler oy verdi. Ümit ettiler, demokrat, cumhurbaşkanı olarak iyi çalışma yapar zannettiler. Sezer göreve geldi ki Bu anayasada 104. Maddede yazar: ‘Cumhurbaşkanı milletin ve kurumların çalışmasını gözetir’ der. Şimdi sağlar diye değiştirdik biz bunu. 2001 krizi nasıl çıktı? Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Milli Güvenlik Kurulu Toplantısında Başbakan Ecevit’e Anayasa Kitapçığını fırlatmasıyla başbakan ve cumhurbaşkanı arasında çıkan bir kriz. Milliyetçi Hareket Partisinin bir hatası var mı, yok. Ama hükümet ortağısınız ve maalesef millet olarak ülke olarak bedel ödedik ve faturası da başta Demokratik Sol Parti olmak üzere Milliyeti Hareket Partisi’ne çıktı. Ne adına, ben size söyleyeyim neden; bu anayasada cumhurbaşkanına hiçbir şekilde sorumluluk yüklenmiyor da ondan. Eğer anayasanızda cumhurbaşkanına sadece geniş yetki var. O da 1982 Anayasası, darbecilerin yaptığı bir anayasa olduğu için, Kenan Evren’e göre yapılan bir anayasa olduğu için geniş yetkileri vermiş, hiçbir sorumluluk da vermemiş. Sorumsuz cumhurbaşkanı olursa kitap da atar, kriz de çıkarır. Normalde bütün samimiyetimle söylüyorum cumhurbaşkanına anayasada sorumluluk yüklenseydi Ahmet Necdet Sezer’in bu sebep olduğu krizden dolayı Yüce Divan’da yargılanması gerekirdi. Beyefendi bunları hiç hesap etmeden şimdi çıkıp ‘Hayır diyeceğim’ diyor. Ne dersen de ama bu millet sizin ödettiğiniz bedelleri unutmayacaktır ve ‘Evet’ diyecektir” şeklinde konuştu.

    “Utanmadan yalan söylüyorlar”

    Cumhuriyetin elden gittiğine dair hayır cephesinin yalan söylemeye devam ettiğini dile getiren Akçay konuşmasını şöyle tamamladı:

    “Bu hükümet sistemini değiştirerek pek çok krizlere gebe olan bu sistem çözülecek. Vesayet odaklarına, gazete patronlarına, holding patronlarına hükümet yıkıp hükümet kurmalarına mani olacak bir sistem gelecek. Bu cumhuriyet bitiyor diyen Cumhuriyet Halk Partisi, FETÖ’cüler, yalancılar, bu Perinçek’çiler ve onların kervanına katılıp zararlılık yapanlar utanmadan, sıkılmadan yalan söylüyorlar. Cumhuriyet daha da güçleniyor. Cumhuriyet nedir? Cumhuriyet, halkın yöneticilerini yani hükümeti belirli sürelerle belirli yetkilerle seçmesidir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin milletimize verilmiş sözü ve yemini vardır. Bu ülke için verdiğimiz yemin vardır, vazgeçemeyiz. Millet için evet, cumhuriyet için evet, devlet için evet, Türkiye için evet diyoruz.”

  • Belçika’daki Türk kökenli siyasetçiden, Avrupa siyasetine eleştiri

    Belçika’da Belediye Başkanlığı görevinde bulunan Türk kökenli Sait Köse, son günlerde Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tavır alan Avrupa siyasetini eleştirdi.

    Avrupa’ya başkentlik yapan Brüksel’in Türk mahallesini barındıran Schaerbeek Belediyesi’nde 2000 yılından bu yana üç dönemdir Belediye Başkanı olarak görev yapan Türk kökenli Sait Köse, son günlerde Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı tavır alan Avrupa siyasetini eleştirdi.

    İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Sait Köse, AB’nin yaptıklarını tutarsızlık olduğuna değindi ve Türkiye’deki referandum öncesi Türkiyeli siyasetçilere izin verilmeyerek ortaya iki vitesli bir demokrasi meydana geldiğini savundu.

    “İki vitesli demokrasi”

    Avrupa’nın yaptığında bir tutarsızlık olduğunu belirten Sait Köse, konuşmasının devamında “Biz diyoruz ki, Avrupa Birliği ve Avrupa demokrasinin lokomotifi. Öyleyse her zaman öncü olmaları gerekiyor. Öyle gerekiyorken, Avrupa’da Türkiye’deki referandumla ilgili yapılacak mitinglerin bazılarını iptal ediyorlar, bazılarına seslenmiyorlar, bazı görüşlere, evet veya hayır çok önemli değil ama bazı görüşlere izin veriyorlar, bazılarına izin vermiyorlar. Sanki böyle bir tutarsızlık var ve katalogdan seçer gibi “Sen miting yap, sen konuş, sen konuşma” der gibi bir halleri var. Bunu ben çok demokratik bulmuyorum. Bir de madalyonun öbür yüzü var. Diyorlar ki, “Herkes kendi memleketinde siyasetini yapsın, buraya gelmesinler.” Sonuçta demokrasi var, oy kullanacak bu insanlar. Bu insanlarında bilgilendirilmeleri gerekiyor. Aynı şekilde, Avrupa’da seçimlerde önce biz bunu çok yaşadık, çok gördük. Belçikalı siyasetçiler, Türkiye’ye gidiyorlar ve Türkiye’deki Belçikalı seçmenden, tatil dönemlerinde özellikle, oy istiyorlar. İki vitesli bir demokrasi oluyor. Bu da hiç hoş değil.” ifadelerine yer verdi.”

    “Türkiye’den gelen siyasetçiler buranın iç siyasetine müdahalede bulunmuyor”

    Türkiye’den Avrupa’ya gelen siyasetçilerin Avrupa’nın iç siyasetine karışmak amacıyla gelmediğine değinen Sait Köse, “Çünkü sonuçta seçimler Türkiye’de olacak ve Türkiye’deki referandumla alakalı bir oylama yapılacak. Türkiye’den gelen Türk siyasilere burada Avrupa’nın ve özellikle Almanya’nın iç siyasetine herhangi bir müdahalede bulunmuyorlar. Bu sadece bilgilendirme toplantıları. Ben bunda bir sakınca görmüyorum. Kaldı ki, bugün ülkeler hep birbirlerine bağlı. Avrupa Birliği büyük bir ülke oluşturmak istiyordu. Tabi bunda da çok başarılı olunmadı. Ama ister istemez öbürünün iç siyasetine karışmak zorunda. O yüzden Dışişleri Bakanlığı yapılmış. O yüzden büyükelçiler var. bu da gayet doğal.” diye konuştu. PKK konusunda Avrupa’nın yine çifte standart uyguladığını anımsatan Sait Köse, yine iki vitesli demokrasi konusuna vurgu yaparak, terör olayları konusunda iki vitesli izlenim ve yaptırımların uygulandığına dikkat çekti.

    Köse, “Bugün dünyada terör örgütleri belli. Bunları listesi var. O listede bulunan terör örgütlerine hiçbir şekilde, kim olursa olsun, PKK olsun, diğerleri olsun hiçbir şekilde izin ve müsamaha verilmemeli.” dedi.

    “Belçikalı siyasetçiler oy için Türkiye’ye gidiyor”

    Türkiye’deki siyasetçilerin oy için Avrupa’nın birçok ülkesine geldiklerini ve bu yüzden eleştirildiklerinin altını çizen Türk kökenli Belediye Başkan Yardımcısı, Belçikalı siyasetçilerin yaz döneminde Türkiye’ye gittiklerini ve orada oy istediklerini hatırlattı.

    Köse konuşmasında, “Siyasetçiler meydanlarda, gündelik olayların dışına çıkıyorlar ve insanlardan oy almaya gidiyorlar. Belçika’da da, Türkiye’de de, Almanya’da da Amerika’da da değişmez. Biz öyle bir hisse kapılıyoruz ki, “Belçikalılar bize o dönemlerde çok yaklaşıyorlar ve sonra unutuyorlar” diye. Aslında sadece Belçikalılar böyle değil. Bütün seçilmişler seçim dönemlerinde daha çok halkın arasında olmak zorundalar. Bunun yanında mutlaka kendi görevleri var. seçilmişse daha önce, o günlerde görevlerini biraz kenara bırakmak zorunda kalıyorlar. Halkta da bir algı oluşuyor. “Seçim döneminde bizi görüyorlar, sonra bizi unutuyorlar” diye. Halbuki bu doğru bir algı değil.” dedi.

    “Türkiye siyaseti daha heyecanlı”

    Avrupalı Türklerin Türkiye siyasetine daha çok önem vermelerini doğal karşıladığını belirten Sait Köse, sakin bir görünüme sahip olan Belçika siyasetinin aksine Türkiye siyasetinin daha sıcak ve daha heyecanlı olduğu belirtti.

    Başka ülkelerdeki sorunların bu ülkeye taşınmaması gerektiğinin de önemli olduğunu ifade eden Sait Köse, konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü:

    “Çünkü burada farklı topluluklardan insanlar yaşıyor. Bunların barış içinde, kardeşlik içinde, huzur içinde yaşamalarını istiyorsak, o ülkelerde olan sorunları buraya taşımamalı. Sosyal medya dediğimiz bir algı var, medya var, medyada, izlediklerini televizyon kanallarında, paylaşım yaptıkları sosyal paylaşım sayfalarında hangi konular daha çok işleniyorsa, hangi konular daha ön plandaysa ister istemez insanların beyinleri oraya odaklanıyor. Bu da çok doğal. Kaldı ki, şu da var. Türkiye’de siyaset daha araretli ve ateşli. Tırnak içerisinde daha eğlenceli diyebilirim. Burada biraz daha monoton geçiyor. Burada meydanlarda miting olmuyor. Belçika’da meydanlarda miting olduğunu ben hiç görmedim ama bir kez biz 2012 yılında burada Schaerbeek’te yaptık. Ama genelde burada böyle küçük toplantılar, küçük konferanslar veya mektupla, faklı iletişim ağlarıyla insanlara ulaşılmaya çalışılıyor. Türkiye’de seçimler çok çok daha heyecanlı olduğu için ister istemez bizim insanımızın beyni oraya doğru kayıyor.” dedi

  • Melo’dan TFF’ye eleştiri

    Galatasaray’ın eski futbolcusu Felipe Melo, dün akşam oynanan Medipol Başakşehir maçı üzerinden Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) eleştiride bulundu.

    Ziraat Türkiye Kupası son 16 turunda Galatasaray’ın Medipol Başakşehir’e 2-1 mağlup olarak kupaya veda ettiği karşılaşmada hakem Mete Kalkavan eleştirilerin hedefi olmuştu. Galatasaray’ın eski orta sahası Felipe Melo da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Mete Kalkavan ve TFF’ye yüklendi.

    Şu an ülkesi takımlarından Palmeiras’ta forma giyen Felipe Melo’nun sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalar şöyle:

    “Yeter artık TFF. Galatasaray’a haksızlık yapmayı bırak. Armasında tek 4 yıldız olan bu takıma istemesen de saygı duyman gerekiyor. Unutma.”

  • Başbakan Yıldırım’dan yeni anayasa konusunda CHP ve HDP’ye sert eleştiri

    Başbakan Binali Yıldırım, anayasa konusundaki tartışmalara işaret ederek, “Rejim değişiyor, kıyamet kopuyor, memleket elden gidiyor. Kim söylüyor? HDP, ayağını kaldırıyor, CHP onun yerine basıyor. Biri ayağını kaldırıyor, biri aynı yere basıyor. Mecliste de bunu yaptılar. Belli ki sokakta da kol kola ’hayırcılar korosuna’ katılacaklar” dedi.

    Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü’nde ’Gençdes 2017 Projesi” çerçevesinde gerçekleştirilen lansman toplantısında projenin detaylarına ilişkin bilgi verdi. Yıldırım, gençlere en büyük desteğin gençlerin siyasete girmesi olduğunu belirterek, “Seçme hakkını AK Parti olarak 18 yaşa indirdik, seçmeye gelince buyurun seçin, seçilmeye gelince sen daha gençsin biraz daha bekle, 25 yaşına el ondan sonra seçilirsin. Öyle iş olmaz. ’Seçen seçilir’ dedik ve kararı verdik. Bu anayasa değişikliğiyle 18 yaşına giren her kız erkek bütün gençler siyasete girecek. Hem seçecek hem seçilecek. Memleketin kaderi üzerinde söz sahibi olacak. En büyük destek bu. Tabii bu destek Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Bey’in desteklerinin olmayacağı anlamına gelmiyor. Hocam, kültür ve sanatla uğraş, dünya işleriyle uğraşma. Kültür sanat, maneviyat, ruh. Açık konuşayım ben mühendisim, rakamlarla, projelerle uğraşırım, köprü, tüneldi, yoldu. Bu da bi iş. Amelelik yapan da lazım ama sanat da lazım. Sanat ruha hitap ediyor. Onun için sanat, kültür alanında şiir bilim, teknoloji alanında fikirleri olan, yenilikçi fikirleri olan gençlere fırsat sağlayalım. Bu sene 54 milyon para ayırmışız, az para değil. Geçen sene 8 milyon ayrılmış, daha az genç bundan istifade etmiş. Her bir gence bin lira versen, 54 bin gencimiz bundan yararlanacak. Ne yapacak? Etkinlik düzenleyecek, kitap basacak, tiyatro kulübü kuracak. Memleketimizin kültür zenginliğin tanıtılmasına katkı sağlayacak. Gençler geleceğimiz. Bugün nüfusumuzun yüzde 100’ü gençlerden olmayacak ama yarın yüzde 100’ü gençlerden olacak. Dolayısıyla şimdiden bizim gençlerimize hakkı olan yatırımı yapmamız lazım. Bizim yoksullukla, imkansızlıklarla gençliğimiz geçti. İstiyoruz ki bütün gençlerimize her türlü kaynağı ayıralım” ifadelerini kullandı.

    İnsana yapılan yatırımın nesilden nesile devam edecek bir ömrü olduğunu anlatan Yıldırım, gelişmenin de kalkınmanın da temelinde eğitim, kültür ve sanatın olduğunu ifade etti. Kendisi için hazırlanan konuşma metnine işaret eden Yıldırım, “Hocam burada epey edebi yazılar var isterseniz şimdi resmi konuşmaya geçelim. Siz iletişimciydiniz, siz bilirsiniz, bunları okumayınca mutsuz oluyorlar. Gece yarılarına kadar hazırlıyoruz, işte çıkıyor Başbakan kafasına göre konuşuyor, bu da iyi olmuyor. Söyleyeceklerimi söyledim, şimdi bakalım kartlarda ne var? Gençlerimizin hayalleri adına, umutları adına heyecan verici bir gündeyiz. Bugün hep beraber vatandaşlarımıza Gençdes Projesi’nin hayata geçirilmesi yolunda önemli bir adım atıyoruz .Bu proje çerçevesinde gerçekleştirilecek eserler, Türkiye’ye yeni ufuklar kazandıracak. Hepimize yol gösterecek neticeler ortaya çıkacak” diye konuştu.

    “Zaman zaman keşke bu imkanlar bizim gençliğimizde de olsaydı diye düşünmeden edemiyoruz” diyen Yıldırım, “İdealleri, hayalleri olan genç insanların geçmişte nasıl büyük engellerle karşılaştığını birebir yaşadık. Yoksulluklar, imkansızlıklar nedeniyle umudunu kaybeden pek çok insan oldu. Belki bu yüzden Türkiye, nice fikir adamlarını, sanatçılarını, düşünürlerini daha yolun başında kaybetti. Onların ne bir elinden tutan oldu ne de kendilerine imkan sağlayan. İşte bu yönüyle çok müstesna gördüğüm bu projeyi çıkış noktası olarak görüyorum” dedi.

    Yıldırım, konuşmasında şunları kaydetti:

    “Türkiye’nin gençleri umutlarını yaşatsın, hayallerini gerçeğe dönüştürsün istiyoruz. Zengin dünyalarıyla bize yeni açılımlar getirsin. Bu ülkenin gençleri, taptaze hissiyatları ülkemize heyecan katsınlar istiyoruz. Bütün bu beklentilerimizi dile getirirken bile inanın büyük bir heyecan duyuyorum. Gençlerimizin ve yüreklerinin kıpır kıpır ettiğine eminim. Gençdes Projesi bizim adeta üzerine titrediğimiz bir proje. Bu projeden beklentimiz büyük. Bu proje vesilesiyle gençlerimizin kültüre, sanata ilgisi ve katılımı çok daha artacak. Gençlerimiz, çeşitli imkansızlıklar sebebiyle gerçekleştiremedikleri pek çok düşünceyi hayata geçirecek. Gerçekleştirilen bir projesi olmayan gençlerimiz de düşünmeye, hayal kurmaya başlayacaklar. Biz, hükümet olarak onların her zaman yanında olacağız. Her zaman destek vereceğiz.”

    “Biz eski günlerin özlemini torunlarımızla gidermiş oluyoruz”

    Bu projeyle Türkiye’nin geleceğine damga vuracak büyük kültür adamları, kadınların ortaya çıkacağını anlatan Yıldırım, sinema, tiyatro, müzik dersleri ve nice zengin sanat ürünleri ortaya çıkacağını söyledi. Yıldırım, “Ben çocukken karnemi aldığımda babam karneye bakardı, diğer notları bırakır spor, resim, müzik bunları yüksek görünce ’Ne kadar lüzumsuz işlerle uğraşıyorsun oğlum, şu matematiğe fiziğe’. Müzikle, resimle, topla niye vakit geçiriyorsun biraz daha fizik çalış, matematik çalış, öbürlerine kafa yor diye terslenirdi bana. Niye? O köyde doğmuş, köyde büyümüş. Ömrünü fiziki çalışma ile geçirmiş. İşin, zihinsel ve sanatsal tarafına vakit ayıracak imkanı olmamış. Onun için hayat doğmak, çalışmak çalışmak, ondan sonra da darı dünyadan göç etmek. Ama şimdi önümüzde çok güzel günler var. Benim torun var çok güzel piyano çalıyor, ne kadar güzel bir şey. Biz mesela hep hayal ettik bir enstrüman çalabilsek diye, çalamadık. Bunları gördükçe biz eski günlerin özlemini torunlarımızla gidermiş oluyoruz” şeklinde konuştu.

    Programda bulunan bakanların isimlerini söyleyen Yıldırım’ın “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Fatma Betül Sayan Kaya, eksiksiz söyledim değil mi?” ifadesi salonda gülüşmelere neden oldu. Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Eskiden kütüphaneye gideceksiniz, giderken çıkarkan bir merasim. Büyük bir mesele. Hocam bir ödev vermişti. Sömestr tatilinde şu ödevi yap dedi bana, Alpullu Şeker Fabrikası’nın tarihi, kuruluşu falan. Biliyorsunuz, Türkiye’nin en önce kurulan Atatürk dönemindeki şeker fabrikası. Gittik kütüphaneleri ara tara bir şey yok. Nerede bu dedik, gittim Kırklareli’ye. Fabrikaya gittim, yalan yanlış oradakilerin anlattıklarıyla ödevi hazırladım. Şimdi böyle mi? Şimdi hemen cep telefonu, bilgisayar anan kim baban kim? Sülalesini, bütün detaylarını öğreniyoruz. Dakikasında her türlü bilgi elinin altında. Bunu kim yaptı arkadaşlar? Bu iktidar, AK Parti iktidarı yaptı. Bilgi toplumunda, internet kullanımında dünya ortalamasının üzerine çıkıyor” şeklinde konuştu.

    “Teröristler ne halt ettiklerini görsünler”

    2006 yılında Hakkari’ye yaptığı ziyarete değinen Yıldırım, “Sokağa çıkmıyor insanlar, sokakta çocuklardan başka kimse yok. Bizim etrafımızda da böyle 40-50 tane güvenlikçi, güya dolaşacağız. Gittik, çocuklar etrafımızı sardı. Bizimle fotoğraf çektiriyor hepsi. Ayrılıp geleceğiz. Pekii dedim çocuklar, fotoğrafları çektirdik. Ne yapacağız? Şimdi nasıl siz bunları edineceksiniz? Koley bakanım dedi, nasıl koley? E-mailimiz var, e-maile gönder dedi. Hakkari 2006, bu teröristler ne halt ettiklerini görsünler. Bu gençliği zehirleyemezsiniz, geleceğini karartamazsınız. Çünkü dünyayı avucunun içine almış bir gençlikten bahsediyoruz. Bugün onların imkansızlarını istismar edebilirsiniz ama yarın onlar bu ülkenin en vatansever evladı olarak karşınıza çıkacak. Bayrağı, milletiyle bir ve bütün olarak sizlere meydan okuyacak” ifadelerini kullandı.

    “Milletimizin de anayasa değişikliğine vereceği onayla 18 yaşını dolduran gençlerimiz de artık siyasetin içinde olacak” diyen Yıldırım, “Bu faslı anlattım. Bugüne kadar gençler seçilsin ama seçilmesin dediler. Gençlerimiz bugüne kadar sandığa gidip oy verdiler ama ülkelerine hizmet vermek için aday olamadılar. Yeni anayasa değişikliği ile seçilme yaşı 18’e düşürüldü. Ben anlamıyorum CHP niye karşı çıkıyor? Gençlerin CHP’ye bir zararı mı var? CHP’nin kafası yaşlanmış. CHP, dünde kalmayı tercih ediyor. Dün dünde kaldı cancağazım. Bugün yeni bir gün, yeni şeyler söylemek lazım. AK Parti yeni şeyler söyleyen, yeni şeyler yapan bir iktidar. Bu anayasa değişikliğini çok abartıyorlar. Rejim değişiyor, kıyamet kopuyor, memleket elden gidiyor. Kim söylüyor? HDP. Ayağını kaldırıyor, CHP onun yerine basıyor. Biri ayağını kaldırıyor, biri aynı yere basıyor. Mecliste de bunu yaptılar. Belli ki sokakta da kol kola ’hayırcılar korosuna’ katılacaklar. Pekii, ey CHP, Atatürk’ün partisi milli şef İnönü’nün partisi ne hallere düştün? Ülkeyi bölenlerle kol kola girmek yakışır mı Atatürk’ün partisine? Millet her şeyi görüyor. Bu değişikliğin sebebi CHP’dir. 2007’de millet iradesine karşı durdu, Cumhurbaşkanını seçtirmedi, icatlar ortaya koydu, millet sen seçtirmiyorsun ben seçiyorum dedi. Şimdi yaptığımız iş, orada yarım kalan işi tamamlamak” şeklinde konuştu.

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı ise, 2023 hedefleri için en büyük kaynağın ’genç ve dinamik nüfus’ olduğunu belirterek, “Bugün kültür ve sanat alanında önemli bir projeyi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. 2016 yılında gençlerimizin kültürel ve sanatsal faaliyetini artırmak için Gençdes Projesi’ni başlattık, 91 başvuru yapıldı. 8 milyon 300 bin lira destek verilmesi kararlaştırıldı” dedi.

    Bakan Avcı, 53 milyon 600 bin lira ödenekle bu projenin 2017 yılında devam edeceğini ifade etti.

    Gençdes Projesi’nin kapsamı ve başvuru koşulları

    Proje, gençlerin kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılımını artırmayı amaçlayan, sanatın çeşitli dallarında üretecekleri eser ve projeler ile gençlere ve çocuklara yönelik üretilecek eser ve projelerin hayata geçirilmesini sağlayacak destekleme programı olarak nitelendiriliyor. Projeye başvuruyu şahıs şirketleri ile tüzel kişiler yapabilecek. Desteklenecek projeler arasında Türk tarihinin önemli şahsiyetleri ve olayları ile masal kahramanlarını tanıtımına yönelik uzun metraj animasyon ve belgesel, çocukların sorumlu birey olarak yetişmelerine katkı sağlayacak içeriğe sahip uzun metraj animasyon ve bilgisayar oyunu yer alıyor. Başvuruları 14-29 yaş arasındaki gençler ile gençlere ve çocuklara yönelik etkinlik ve projeler için gerçek ve tüzel kişiler yapabilecek. Sanatsal faaliyet desteği kapsamında başvuruları 14-29 yaş arasındaki gençler yapabilirken, animasyon film, belgesel film ve kısa film, dergi, edebi eser yazım, tiyatro metin yazım ve müzik yapımı desteklenecek projeler arasında yer alıyor. Başvurular, Kültür ve Turizm Bakanlığı web sitesinde erişilebilen Gençdes başvuru sistemi üzerinden online olarak yapılabilecek.