Etiket: eleştiri

  • Şahin’den Kılıçdaroğlu’na eleştiri

    Eski TBMM Başkanı ve AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Ankara’dan İstanbul’a yürüyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek, “18 Mayıs 2015’te sayın Kılıçdaroğlu Zaman gazetesindeydi ve Ekrem Dumanlı’yla görüşmüştü. Ekrem Dumanlı’dan o gizli belgeleri alarak Berberoğlu’na götüren kurye kimdi? Biz şimdi adalet istiyoruz arkadaş. O kimdi? Bazılarının yüreğine ateş düştü. Övez konmuş gibi güvelek tutmaya başladın. O yüzden koşuyor, o yüzden yürüyor. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, siz adalet çeşmesinden su içmeye giderken biz geliyorduk” dedi.

    AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, Karabük’ün Safranbolu ilçesinde partisinin bayramlaşma programına katıldı. Sunal Tülbentçi Öğretmenevinde düzenlenen programda konuşan Şahin, Ankara’dan İstanbul’a ’Adalet Yürüyüşü’nü sürdüren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi.

    “Türkiye’ye diz çöktürmek istiyorlar”

    Şahin, yaklaşık 70 gün önce halk oylaması yapıldığını, muhalefetin ’evet’ çıkarsa Türkiye’nin karışacağını, bölüneceğini söylediğini anımsatarak, “Ne Türkiye karıştı ne de bölündü. Baktı ki, Türkiye karışmıyor ’Acaba Türkiye’yi nasıl karıştırırız.’ diye düşünmeye başladılar. Türkiye’nin şuanda en önemli konusu envai çeşit terör örgütleriyle mücadele etmek ve başarılı olmaktır. Çünkü Türkiye’ye terör örgütleri kullanılarak diz çöktürülmek isteniyor. PKK terör örgütü piyondur, maşadır, DEAŞ’ta öyledir, FETÖ terör örgütü de maşadır, piyondur. Bunlar başka güçlerin, ülkelerin hesabına Türkiye’yle mücadele ediyorlar, Türkiye’ye diz çöktürmek istiyorlar. Bu millet ve bu milletin beklentileri doğrultusunda bu ülkeye hizmet ede devletimiz ve hükümetimiz buna izin vermeyecektir. Asla Türkiye’ye diz çöktürtemeyeceklerdir, ay yıldızlı bayrağımızı asla indirtemeyeceklerdir ve Türkiye’yi asla bölemeyeceklerdir” diye konuştu.

    “FETÖ terör örgütü mensuplarına destek çıkıyor, onları cesaretlendiriyor”

    Şahin, Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz’u darbe girişimi olarak kabul etmediğini ve Kılıçdaroğlu’nun, ’Ben 20 Temmuz darbesine karşıyım’ dediğini hatırlatarak, “20 Temmuz’da ne oldu? 20 Temmuz’da bu terör örgütüyle daha kapsamlı, daha netice alıcı mücadele edebilmek için anayasanın verdiği yetkiyle OHAL ilan edildi. Sayın Kılıçdaroğlu, ’Siz bu FETÖ terör örgütü mensuplarından hesap sormak için 20 Temmuz’da OHAL ilan ettiniz. Aslında gerçek darbe budur.’ diyor. Yani FETÖ terör örgütüne destek çıkıyor ve ’kontrollü darbedir’ diyor. ’Bu darbeyi aslında FETÖ terör örgütü mensupları yapmamıştır, devlet yapmıştır, hükümet yapmıştır.’ demek istiyor. Böylece FETÖ terör örgütü mensuplarına destek çıkıyor, onları cesaretlendiriyor” dedi.

    “O gizli belgeleri alarak Berberoğlu’na götüren kurye kimdi?”

    Şahin, Kılıçdaroğlu’nun, “İstanbul’a yürüyeceğim, gerekirse Tekirdağ, Edirne’ye gideceğim” dediğini belirterek şunları söyledi:

    “Orada HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş var. Böylece PKK terör örgütü mensuplarına da destek verebileceğini ima ediyor. Sayın Kılıçdaroğlu; diyelim ki Maltepe’ye vardın, ne yapacaksın? Cezaevini mi basacaksın? Cezaevini basıp arkadaşını mı cezaevinden kurtaracaksın? Veya bu cezayı veren İstanbul 14’üncü Ceza Mahkemesini de mi basacaksın? Hakimlere yeni karar mı yazdıracaksın? Beraat kararı mı yazdıracaksın? Nedir amacın? Yürüme nedenlerinden bir tanesi kendisidir. Sayın Enis Berberoğlu’nun hüküm giymesine yol açan o belgeler, yayınlanmaması gereken belgeler ve gizlilik içeren o belgeler Cumhuriyet gazetesinde Can Dündar tarafından yayınlandı. Peki o belgeleri Can Dündar’a kim verdi? Can Dündar kitapta diyor ki; ’Bana bu belgeleri bir solcu milletvekili getirdi.’ Cumhuriyet savcılığı araştırma yaptı. 27 Mayıs 2015’te Cumhuriyet gazetesi yakınında Berberoğlu’nun cep telefonu sinyal verdi. Mahkeme o belgelerin sayın Berberoğlu tarafından Can Dündar’a teslim edildiğini tespit ederek bu hükmü verdi. Ancak bu belgelerin medya imamı Zaman gazetesinin eski Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’dan alındığını tahmin ediyorlar. Kim aldı Ekrem Dumanlı’dan? 27 Mayıs’tan 10 gün önce 18 Mayıs 2015’te sayın Kılıçdaroğlu Zaman gazetesindeydi ve Ekrem Dumanlı’yla görüşmüştü. Ekrem Dumanlı’dan o gizli belgeleri alarak Berberoğlu’na götüren kurye kimdi? Biz şimdi adalet istiyoruz arkadaş. Adaleti biz istiyoruz. Emniyet güçlerimiz, istihbaratımız, savcımız Ekrem Dumanlı’dan o belgeleri alarak Berberoğlu’na getiren kurye kimdi? Onun ortaya çıkmasını istiyoruz. O nedenle adalet istiyoruz. O kimdi? Bazılarının yüreğine ateş düştü. Övez konmuş gibi güvelek tutmaya başladın, o yüzden koşuyor, o yüzden yürüyor. Biz adalet istiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu; Siz adalet çeşmesinden su içmeye giderken biz geliyorduk. Bizim ismimiz ’Adalet ve Kalkınma Partisi.”

    “’Adalet Yürüyüşü’nde amacın gezi eylemlerini yeniden başlatmak”

    Adaletin gereği olarak tüm terör örgütlerinden hesap sorulması için yargının, emniyetin elini güçlendirdiklerini kaydeden Mehmet Ali Şahin ’Adalet Yürüyüşü’nde amacın gezi eylemlerini yeniden başlatmak olduğunu da ileri sürerek, “Amaç gezi eylemlerini yeniden başlatmak. Maltepe’ye gidecekler, gezi eylemlerine benzer eylemler başlatarak hani diyorlardı ya ’Evet çıkarsa Türkiye karışacak’ diye. İşte onun gereğini yapmak için Türkiye’yi karıştırmak istiyorlar. Yok öyle yağma. Türkiye yargı kararlarını bir kaç kişi yürüdü diye askıya alacak muz cumhuriyeti değildir. Yargı kararlarını sen yürüdün diye ey Kılıçdaroğlu, Türkiye bu kararları askıya alacak, değiştirecek değildir. Beğenmeyebilirsin yargı kararlarını. Gayet doğal. Onun yolu var. İşte avukatları Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptı. Yargıtay’a gelecek. Bunun yolu bu. Yürüyerek bir kararı temyiz etmek mümkün değildir. Yasalarımızda yürüyerek temyiz yolu yoktur. Sadece terör örgütlerini cesaretlendiriyor. Ama Türkiye devleti, hükümeti, hükümetin emrindeki güvenlik güçlerimiz hiçbir oldu bittiye pabuç bırakmayacak, hevesiniz kursağınızda kalacaktır” ifadelerini kaydetti.

    Kılıçdaroğlu’na eleştirisini sürdüren Şahin, “Kimler yürüyor yanında? Köprüde silah çekerek oraya gelen masum insanları şehit eden asker elbisesi giymiş olan şuanda tutuklu eski askerin babası yürüyor. İsmi bende var. Onlarla yürüyor. Meclis’i bombalayan ve şuanda yargılanan o hainlerin yakınlarıyla yürüyor. Adalet istiyormuş. Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü onları cesaretlendirdi. Ama netice alamayacaksınız” dedi.

    Şahin, geçtiğimiz günlerde Safranbolu Belediye Başkanı AK Partili Necdet Aksoy’un İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındığını da hatırlatarak, “FETÖ ile mücadele ediyoruz. Mücadele ederken bizim arkadaşlarımızdan biri hakkında iddialar varsa onu da görmezlikten gelemeyiz. Bu iddialar hakkında tabii ki yargılanacak. Bunun sonunda suçsuzsa aklanmasını dilerim” dedi.

    Şahin daha sonra partisinin Karabük İl teşkilatı ile Yenice ve Yortan Belde teşkilatlarında da bayramlaşma programına katılarak partililerle tek tek bayramlaştı.

  • Kosova Müftüsü’nden cami ruhsatı verilmemesine eleştiri

    Kosova İslam Birliği Başkanı Naim Ternava, “Vetevendosje” partisinin idaresindeki Priştine Belediyesi’nin 5 yıldan bu yana yeni caminin yapımı için ruhsat vermemesini anlamsız bulduğunu açıkladı.

    “Priştine’de posta binası yanında Merkez Camii’nin yapımı için belediye tarafından ruhsat verilmemesi anlamsızdır. Arazi tahsis edilmiş, inşaat ruhsatı verilmiyor” şeklinde açıklama yapan Müftü Ternava, ruhsat verilmemesi durumunda caminin ruhsatsız inşa edileceğinin altını çizdi.

    “Sabrımız tükendi. Ruhsat verilmemesi durumunun uzaması halinde camiyi ruhsatsız inşa edeceğiz. Bu karar nedeniyle tutuklanacak kişi varsa o da benim” dedi.

    Caminin inşa edilmemesi nedeniyle müminlerden sert eleştiriler aldığını hatırlatan Müftü Naim Ternava, “Caminin yapımı Türkiye’nin bağışlarıyla gerçekleşecek. Tiran’da inşa edilen cami aynı kaynaktan finanse edilmiştir. En büyük sorun ruhsattır. Belediye, cami projesi konusunda bizlere karışamaz. Cami projesini halk seçmiştir” ifadelerini kullandı.

    Priştine’de yapımı planlanan caminin temeli 5 yıl önce, Kosova’nın o dönem Cumhurbaşkanı Atifete Jahjaga’nın katılımıyla gerçekleşmişti. 2012 yılında Priştine’yi kazanan Vetevendosje Hareketi partisinin belediye yetkilileri, cami projesine karşı çıkıyor.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP’li vekile sert eleştiri

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘evet’ oyu kullanacaklar için kullandığı ifadeler nedeniyle CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’u eleştirerek, “Kimi denize döküyorsun sen. Bu ülkede ‘evet’ diyen bu ülkenin vatandaşlarını Yunan ile nasıl eşit hale getirirsin” dedi.

    CHP Konya Milletvekili Hüsnü Bozkurt’un “Buradan en az yüzde 60-65 ‘hayır’ çıkacak. Belki ‘evet’ çıktı, kimse heveslenmesin, biz yine Samsun’dan başlarız. Amasya’ya, Sivas’a gideriz, Ankara’ya geliriz, buradan İnönü’ye, Sakarya’ya, Dumlupınar’a, ulan sizi İzmir’e kadar kovalamazsak anamızdan emdiğimiz süt helal olmasın. Sizi de, sizin yedi göbek sülalenizi de, bütün emperyalistleri yine İzmir’den denize dökeriz ama bu memleketi sizin gibi haramzadelere asla teslim etmeyiz. 16 Nisan günü ‘hayır’ çıkacak siz tıpkı Kaddafi, Saddam, Hitler, Mussolini gibi yok olup gideceksiniz” sözlerini katıldığı bir televizyon programında değerlendiren Erdoğan, “Ben CHP Lideri’nin buna uyarı yaptığı kanaatindeyim. Onun dili başka söyler, hafızası başkadır. Ödüllendirmiş de olabilir” şeklinde konuştu.

    “Bu ülkenin vatandaşlarını Yunan ile nasıl eşit hale getirirsin”

    Kendilerinin “evet” dediğini, “Hayır” diyenleri de anlayışla karşılayacaklarını söyleyen Erdoğan, “Ama öyle ifadeyle giriyor ki işe, ‘biz Samsun’dan gireriz’ diyor. Samsunlu seni Samsun’a sokmaz, seni Sivas’a sokmaz, Amasya’ya sokmaz. Ankara’ya bile sokmaz seni. Kimi denize döküyorsun sen. Bu ülkede ‘evet’ diyen bu ülkenin vatandaşlarını Yunan ile nasıl eşit hale getirirsin” dedi. Sen ne geri zekalısın ya. Demokrasiden zerre nasibini almamış geri zekalı birisi bu adam. Bu adam bu partinin içinde 1 dakika tutulmaması lazım, kesin ihraç talebi ile partisinden atılması lazım. CHP bitecek, bu adamlar sayesinde bitecek. Şakşakçıları görüyorsunuz, yazıklar olsun. Bu kadar gaza geliş olur mu? Göbeğini kaşıyan adamlar falan varsa, işte bunlar. Biz ‘hayır’ diyenleri denize dökmeyiz. Biz onlara güzel bir demokrasi müzesi yapacağız, o demokrasi müzesinde onları biz objelerle orada süs eşyası olarak saklarız. Bunlar milletin iradesine saygısı olmayan tipler. Benim milletim en güzel cevabı bunlara 16 Nisan’da verecektir. Bu siyasetin dili değildir, benim milletim buna layık değildir. Sen kalkıp bu ülkede yüzde 50 artı bir diyelim ki verdi, sen ona ‘İzmir’den denize dökeriz’ diyeceksin. Yüzde 52 bana verdiler, neredeydin sen. Yüzde 52 bana oy verdi, beni cumhurbaşkanı seçti, sen neredeydin. Bir benzetme daha yapıyorsun, yok Kaddafi, yok Saddam’dı, yakışıyor mu bunlar? Çok çirkin, yazıklar olsun bu CHP’nin yönetici kadrosuna. CHP yönetici kadrosundan bir şey beklemiyorum ama CHP’ye gönül veren vatandaşlarıma sesleniyorum, gelin şu tabloyu görün, bu tablo ile bir yere gidilmez. Biz onun için Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yeni bir sürecin başlamasını ve ülkemizde şu iki sihirli kavramın ikame edilmesini istiyoruz, istikrar ve güven” diye konuştu.

  • Geri Kabul Anlaşması’nın 1. yılında AB’ye sert eleştiri

    Halkların Köprüsü Derneği, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması’nın ardından ölümlerin durmadığını ve mültecilerin geçiş rotasının Ege Denizi’nden Akdeniz’e kaydığını belirtti.

    Avrupa Birliği ile Türkiye arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması’nın uygulanmaya başlamasının üzerinden 1 yıl geçti. Halkların Köprüsü Derneği de, anlaşmanın 1’inci yılında süreci değerlendirmek üzere basın açıklaması düzenledi. Dernek adına basın açıklamasını okuyan Başkan Yardımcısı Yıldırım Şahin, Türkiye’de mülteci sayısının 3,5 milyona dayandığını ve anlaşmanın ardından Türkiye’den Yunanistan’a geçişlerin yüzde 98 oranında azaldığını; fakat AB’nin anlaşmayı Ege Denizi’nde mülteci ölümlerinin azaldığı gerçeği ile meşrulaştırmaya çalıştığını dile getirdi.

    AB’ye sert eleştiri

    Göç rotasının Ege Denizi’nden Akdeniz’e kaydığını vurgulayan Şahin, “Anlaşmadan bu yana Ege Denizi’nde yaklaşık 70 ölüm ve kayıp saptandı. 2015-2016 yılında bu rakam bin 100 idi. Ancak AB’nin Ege Denizi yolunu kapatması ile çok daha riskli ve ölümcül olan merkezi Akdeniz yolundaki mülteci geçişleri ve ölümleri arttı. Bu rotada ilk 3 ayda ölen 649 kişiden hiç kimse bahsetmiyor. Avrupa Komisyonu rakamlarına göre 1 yılda Yunanistan’dan geri gönderilen insan sayısı bin 487’dir. Türkiye’den AB ülkelerine ise sadece 3 bin 565 Suriyeli alınmıştır. Bunun toplam 72 bin kişilik hedefe kıyasla çok düşük bir rakam olduğu; anlaşmanın yürütülemediği ortadadır. Üstelik Türkiye’de 3,5 milyon Suriyeli olduğu gerçeği göz önüne alındığında anlaşmanın sorumluluk paylaşma gibi hiçbir niyetinin olmadığı gibi 72 bin kişi gibi küçük bir grubu bile Avrupa’ya kabul etmekte çok isteksiz olduğu açıktır” diye konuştu.

    “AB mültecilere hiçbir insani çözüm sunmamıştır”

    Anlaşmanın Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz etkilediğini, Suriye’de kalıcı barışı tesis edemediğini söyleyen Şahin, şu ifadeleri kullandı:

    “Bu anlaşma mültecilerin hakkını arama hakkını elinden aldı. En önemli ve vahşi sonucu budur. İnsan hakları ve varsa AB değerleri büyük bir erozyona uğradı. Mülteci meselesini AB sınırları dışında tutma politikası insan hakları temelli politikaları sildi. Bu anlaşma sadece Suriyeli mültecileri içermektedir ve diğer ülke menşeli mültecilerin durumunun daha da ağırlaşmasına yol açmıştır. Sonuç olarak, bu anlaşma 1 yıl sonra, anlaşmanın imzalandığı gün kadar utanç vericidir. AB, mültecilerin Türkiye’deki durumuna sorumluğu paylaşmamak üzere gözlerini kapatmıştır. Anlaşma Türkiye-AB ilişkilerini çok olumsuz etkilemiş eskisinden daha kötü hale getirmiştir. Suriye’de kalıcı bir barış sağlanmamıştır. Suriye’den dışarıya göç sürmektedir. AB mültecilere hiçbir insani çözüm sunmamıştır. Sorun olduğu yerde durmaktadır. Sadece kısmen ve şimdilik AB sınırları dışındaymış gibi yapılmaktadır. Yunanistan’da ana karada ve adalarda mültecilere yapılan insan hakları ihlalleri AB’nin itibarının yerle bir olmasına yol açmıştır. AB ciddi anlamda bir itibar ve gelecek sorunu ile karşı karşıyadır. Suriye’de emperyalist devletlerin vekalet savaşı son bulmalı ve kalıcı barış sağlanmalıdır. AB ve diğer uluslararası kurumlar, ABD, Avrupa Devletleri vb. gibi başta Suriye’de askeri aktivasyon gösteren devletler olmak üzere tüm devletler mülteci sorumluluğunu paylaşmalı ve mülteci kabul etmelidir. Mülteci ve göçmenler için sınırlar açılmalı ve güvenli geçiş sağlanmalıdır. Türkiye, Suriyelilere ve diğer ülkelerden gelmiş olan tüm mültecilere mülteci statüsü vermelidir. İsteyenlere vatandaşlık yolu açılmalıdır.”

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek’ten Avrupa’ya sert eleştiri

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Avrupa’nın referandum karşısındaki tavrını eleştirerek, “Avrupa’nın tavrını görüyorsunuz değil mi? Ne kadar acıklı bir tavır. Türkiye güçlenecek, önü açılacak korkusu ile bütün değerlerini ilkelerini çiğniyorlar. Maalesef bölücü terör örgütüne ‘hayır’ kampanyası için meydanlarını açıyorlar. Avrupa’ya en iyi cevabımız ‘Evet’ olur” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği İzmir’in Bayraklı ilçesinde vatandaşlarla mitingde bir araya geldi. Partililer tarafından büyük bir coşkuyla karşılanan Şimşek, alandakileri Kürtçe de selamladı. 16 Nisan’da oylanacak olan anayasa değişikliğinin neden değişmesi gerektiğini anlatan Şimşek, “Mevcut parlamenter sistem maalesef yönetimde istikrarı getiremedi. Hükümetlerin ortalama ömrü 1,5 yıl bile olmuş, bu hükümetler Türkiye’nin sorunlarına derman olabilir mi? Bu anayasa değişikliğinin en önemli sebebi yönetimde istikrarı sağlamak. Sandığa gideceksiniz, meclisi seçeceksiniz, ayrıca hükümeti ve hükümetin başını seçeceksiniz: Ondan sonra meclis yasa, denetim görevini yapacak. Hükümet krizleri artık tarihe gömülecek. Bu yeni sistem Türkiye’de istikrarı getirecek. Artık hükümetler 5 yılda bir gelecek. 5 yılda proje vizyonu, programın ortaya konulması ve projelerin hayata geçirilmesi. Bütün bunlar daha çok istikrar, daha çok refah demek. Cumhuriyetin ilk döneminde çok hızlı reformlar yapılmıştır. Allah Atatürk’ten razı olsun reformlar yapmış. İkinci Dünya Savaşından sonra Menderes gelmiş. 80 darbesi sonrası Rahmetli Özal geldi, reformlar yaptı. Türkiye tam çıkış yapmışken, 90’lı yıllarda krizli yıllar. Çok partili koalisyonla ne oldu 2001’de Türkiye iflasın eşiğine geldi. Türkiye artık bu dönemleri yaşamasın. Güçlü Türkiye için bu anayasa değişikliği olmazsa olmazdır” diye konuştu.

    “Mevcut anayasa askerlere yazdırıldı”

    Mevcut anayasanın askerlere yazdırıldığını, bir vesayet rejimi olduğunu belirten Şimşek, ”Cumhurbaşkanının büyük yetkileri var. İstediği zaman bakanlar kuruluna başkanlık yapıyor. Bütün kararnameler, atamalar cumhurbaşkanının onayına bağlı. Cumhurbaşkanının kanunları veto yetkisi var. Peki yarın öbür gün Cumhurbaşkanı ayrı başbakan ayır partiden olma ihtimali var mı? Böyle olursa siyasi kriz yaşanmaz mı? İşte bu krizin yaşanmaması için bu anaysa değişikliğinin yapılması lazım. Bir hükümetin iki başı olmaz. Muhalefetin söylediği gibi rejimle ilgisi yok. Türkiye Cumhuriyeti demokratik laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bu anayasa değişikliğinin bu temel ilkelerle ilgisi de yok. Sadece ve sadece hükümet sistemi değişikliğidir. Bu anayasa değişikliğinin cumhurbaşkanının şahsıyla, partimizle ilgisi yok. Biz bu ülke tekrar sorun yaşamasın diye, tekrar krizleri yaşamasın diye bu sistemi öngördük ve getirdik. Bundan sonra milletin değerleri ile barışık olmayan, milletin çoğunluğunu kucaklamayan kendini değiştirmeyen partiler zor iktidara gelir. Muhalefet milleti kucaklarsa milletin takdirine bağlı” dedi.

    Eyaletlere bölünme iddialarına yanıt

    Muhalefetin “Bir tane adama bu kadar yetki verilir mi” sözlerini eleştiren Başbakan Yardımcısı Şimşek, şöyle devam etti:

    “Yetkilerin hepsini millet verir. Milletin verdiği yetkilerin çerçevesi de kanunlarla sınırlanmıştır. Kimse bu kanunların dışına çıkamaz. ‘Sınırsız yetkiler kimseye verilmiyor. O iddialar yanlış. Meclisi feshetme yetkisine sahip cumhurbaşkanı diyorlar’ yok öyle bir şey. Cumhurbaşkanı erken seçim kararı alırsa hem kendini hem meclisi feshetmiş olur: İkisinin de feshi aynı gün oluyor. Bu sistemde kutuplaşma olmaz. Birlikte çalışması lazım. Diyorlar ki yargı, meclis birinin takibine girecek. Ya anayasa değişikliğini okumamışlar, ya da kötü niyetliler. Bunlar bilerek yapıyorlar. Dünyanın en iyi uygulamalarını, başarılı ülkelerin normlarını ve standartlarını baz alıyor. Yargının üst kurulu hakimler ve savcılar yüksek kurulu. Bunu sizin seçtiğiniz meclis, nitelikli çocuklukla 13 üyenin çoğunluğunu atayacak. Hani tek kişi atıyordu. Yok öyle bir şey. Yarı yanlış ile yarı doğruları harmanlayıp milletin kafasını karıştırıyorlar. Bugün Amerika’da başkan yargının bütün üst düzeyini atıyor. Amerika az mı demokratik? Bugün Fransa’da başkanlık sistemi var. Almanya az mı demokratik? Kim atıyor federal meclis atıyor. Başkanlık sisteminin eyalet sistemi ile alakası yok. Fransa başkanlık sistemi var eyalet yok, Almanya’da parlamenter sistem eyalet var. İlla başkanlık sistemde eyalet olur ya da parlamenter sistemde olamaz diye bir şey yok.”

    Seçme seçilme yaşını 18’ e indirilmesine itiraz edildiğini belirten Şimşek, “18-25 yarası 8 milyon civarında kardeşimiz var. Bunlar meclise girmesin mi? Avrupa’ya bakın, herkes diyor Avrupa demokratik. Bu demokrasilerin büyük kısmında 18 yaş hem seçme hem seçilme yaşı. Fatih Sultan Mehmet bir çağ açtığında İstanbul’u fethettiğinde kaç yaşındaydı? Şu gençlerin kullandığı Facebook’un kurucusu kaç yaşındaydı? Biz gençlerimize güveniyoruz.”

    Meclisin zayıflayacağı iddialarının aksine daha güçleneceğini dile getiren Şimşek, “Şu anda yasama ve yürütme ayrı sanıyorsunuz. O kadar da değil. Çoğunluğu elinde tutan parti komisyonlara da hakim. Yeni sistemde artık hükümet kanun tasarısı göndermeyecek. Meclis denetimi yapacak. Cumhurbaşkanı yasalara aykırı bir iş yaptı ne olacak. Meclis sadece ve sadece 1 çoğunlukla yüce divana gönderebilecek. Eğer suç işlemişse yüce divan hesabını soracak” ifadelerini kullandı.

    “Büyük oyunun yeni fasılları sahneleniyor”

    Türkiye’nin zor bir coğrafyada olduğuna dikkat çeken Mehmet Şimşek, “Bugün Suriye’de yaşananları görüyorsunuz. Birinci dünya savaşında büyük bir oyun sahnelendi. Osmanlı üzerinde büyük bir operasyon yapıldı. Yüz yıl sonra büyük oyunun yeni fasılları sahneleniyor. Böyle bir durumda güçlü bir hükümet bu memleketi daha ileriye taşır. Bu nedenle bu sıradan bir anayasa değişikliği değil” diye konuştu.

    Vatandaşlara zaman zaman Kürtçe olarak da hitap eden Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bundan 20 yıl önce rahatlıkla Kürtçe konuşulamadığını ve bu yasakları AK Parti’nin kaldırdığına işaret etti.

    Avrupa’da terör propagandaları

    Türkiye’de bütün etnik grupların, mezheplerin birer tehdit değil birer zenginlik olduğunu meselenin ise terör meselesi olduğunu vurgulayan Şimşek, “Terör örgütünün derdi, Kürt kardeşlerimizin hakkı, hukuku değil, terör örgütünü derdi hak, hukuk, adalet, kalkınma olsaydı silahlarını gömmüş olmaları lazımdı. Biz Kürt kardeşlerimizin inancını, dilini, kültürünü ana sütü gibi helal gördük. Bütün bu haklarını en iyi şekilde yaşaması için yasakları kaldırdık. Şimdi terör örgütü hayır kampanyası yapıyor. Bunları zaten biliyorsunuz. Bakın kim ‘evet’ için kim ‘hayır’ için çalışıyor. Vesayet sistemi Türkiye’yi çok oyaladı. Avrupa’nın tavrını görüyorsunuz. Kendi değerlerini, kendi lekelerini. Anayasa değişikliği Türkiye’nin önünü açacak korkusu ile bütün değerlerini ilkelerini çiğniyorlar. Maalesef bölücü terör örgütüne ‘hayır’ kampanyası için meydanlarını açıyorlar. Avrupa’ya en iyi cevabımız ne olur? Evet olur. Avrupa ’evet ’ için toplantılara izin vermiyor. Ama terör örgütü kampanyalarına izin veriyor. Türkiye önemli bir aktör olursa, onları etkileyecek. Türkiye zayıf olduğu zaman sorun yok” dedi.

    “Terörle mücadele ne değişecek, diyorlar”

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile terörle daha etkin mücadele edileceğini belirten ve bununla ilgili eleştirilere yanıt veren Mehmet Şimşek, “Terör örgütünün daha önce hendeklere gömüldüğü gibi tarihe gömülmesi için güçlü bir ’evet.’ Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi terörle mücadele elimizi güçlendirecek. Türkiye’de güçlü hükümet olursa, milletin desteği ile terörle daha güçlü mücadele ediyoruz. Diyorlar ki ‘ne değişecek?’ 7 Haziran 2015’de seçime gittik, hükümet kurulamadı. Bölücü terör örgütü bunu fırsat bildi, gitti bazı mahallelerde hendek kazdı, çukur kazdı. Sandılar ki güçlü irade ortaya konulamaz. Ama onları hepsi o çukurlarda gömüldü. Çünkü 1 Kasım’da bu millet tekrar istikrardan yana tercih kulandı. Artık bu belirsizlikler olmasın, yaşanmasın. Bütün sorunlar çözüme kavuşabilecek. Terörde bir sorundur, işsizlik de bir sorundur. Bunların hepsini çözmek için daha çok reformlar yapacağız” diye konuştu.

    “Yeni sistemde hain girişimler geçit bulmayacak”

    Yeni anayasa değişikliği ile FETÖ darbe girişimi gibi kalkışmaların bir daha olma ihtimalinin olmayacağına da vurgu yapan Şimşek, “Vesayet sistemi sona ereceği için asla böyle bir kalkışma olmaz. Bu millet dünyaya ders vermiştir. Bundan sonra dünyanın herhangi bir yerinde bir gurup kalkışmaya geçmeden önce, ‘acaba Türkiye’deki gibi millet dik durur mu’ diye düşünmek zorunda kalacak. Bu millet tarih yazmıştır. Bu millet FETÖ ihanet şebekesini çökertmiştir. Hiç merak etmeyin. Bundan sonra milletin gücü ile iktidara gelen hükümetler ne PKK gibi terör örgütü ne FETÖ gibi ihanet şebekelerine ne de DEAŞ gibi terör örgütlerine asla ve asla geçit vermez. Çünkü her şeyin başı milletin verdiği güçlü destektir. İşte cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde kalkınma hızlanacak hem de hain girişimler geçit bulmayacak, başarılı olmayacak.”

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, mini miting öncesi İzmir Mardinliler Federasyonu ve Mardin Savurlular Kültür ve Dayanışma Derneği’ni ziyaret etti. Ziyaretler basın kapalı olarak gerçekleşti.