Etiket: eleştiri

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan CHP’li Tezcan’a eleştiri

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kalkıp Tayyip Erdoğan’la ilgili ’Diktatör, faşist diktatör’ git yat aşağı. Şahsıma bu lafı eden kişi, kendisini vurdular, ben geçmiş olsun diye kendisini arıyorum. Diktatör kalkıp da seni arar mı be? Ben seni arıyorum. Bu insaniliktir. Bu bir merhamettir. Rahmet duygusudur. Ama yok. Bunların bu ülkede dikili ağacı yok” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Manisa’daki toplu açılış programlarının ardından Manisa Organize Sanayi Bölgesinde bulunan Vestel’i ziyaret etti. Erdoğan burada Zorlu Holding tarafından 600 milyon dolarlık yatırımla Manisa’nın Gördes ilçesinde hayata geçirilen Türkiye’nin ilk nikel-kobalt işletme tesisi Meta Nikel Kobalt ile 120 milyon Euro yatırımla Manisa’daki Vestel City’de hayata geçirilen Venus Akıllı Telefon ve Tablet Fabrikası’nın açılışına katıldı.

    Fabrika çalışanları tarafından karşılanan Erdoğan, çalışanları selamladı. Vestel tanıtım filminin gösterilmesinin ardından konuşan Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, açılacak tesisler hakkında bilgi verdi. Katma değerli ürünlerle Türkiye’nin ihracat açığını kapattıklarını söyleyen Zorlu, 600 milyon dolarlık yapılan yatırımla açılan Meta Nikel Kobalt işleme tesisine devam edecek yatırımlarla 1 milyar dolarlık yatırım tutarına ulaşacaklarını söyledi. Avrupa’da LCD televizyonlarda üretimde 2., beyaz eşya üretiminde ise Avrupa’da 5. olduklarını sözlerine ekleyen Zorlu, sanayi 4.0 hamlesini başlatan ilk Türk fabrikası olduklarını belirtti. Zorlu, ayrıca 10 milyon üretim kapasitesine sahip olan Venus Akıllı Telefon ve Tablet Fabrikası’nda ise 200 mühendis ve bin mavi yakalı personele istihdam sağlanacağını açıkladı.

    “5 babayiğitten biri Zorlu”

    Tesislerin açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Açılışını yaptığımız Vestel Akıllı Telefon ve Tablet Fabrikası ile Zorlu Meta Nikel Kobalt tesisisin Zorlu Grubuna, şehrimize, ülkemize hayırlı olmasını Allah’tan temenni ediyorum. Fabrikamızın sanayi üretimiyle bilişim teknolojilerini bir araya getirmeyi hedefleyen endüstri 4.0 uygulamalarının öncülerinden olmasını çok çok önemli görüyorum. Özellikle dün ve bugün iki önemli buluşmayı gerçekleştirmiş oluyoruz. Birisi, yerli ve milli otomobilimizi inşallah 2020’ye kadar üreteceğiz. Burada 5 babayiğit bir araya geldi bunlardan bir tanesi de Zorlu. Dün bunun müjdesini vermiştik. Bugün de burada yine 600 milyon liralık bir yatırımın, özellikle açılışını yapıyoruz. Bu da gerek grup için gerekse ülkemiz için önemli bir adım. Yılda 6 milyon akıllı telefon ve tablet üretme kapasitesine sahip bu fabrikanın özellikle ülkemizin önünde yeni ufukların açılmasına vesile olacağına inanıyorum. Açılışını yaptığımız Meta Nikel Kobalt tesisinin ilk fazı yürürlüğe girerken, 2023’ü hedefleyen ikinci fazı için çalışmalara başlandığını görmekten de ayrıca memnuniyet duyuyorum” dedi.

    “Elektrikli otomobil üretmek için attığımız ilk adımını heyecanını yaşadığımız bir günde böyle bir tesisin açılışını yapıyor olmak ayrıca benim için çok çok anlamlı. Bu otomobillerin bataryalarında kullanılan iki ana maddesinden biri olan kobalt üretiminde Avrupa’nın en büyüğü durumundayız. Gerektiğinde mevcut kapasitemizi kat be kat arttıracak imkanlarına da sahibiz. Dolayısıyla elektrikli otomobillerin bataryalarının üretiminde rekabet konusunda oldukça avantajlı bir konuma sahip olabiliriz. Zorlu’nun bu tesisini ülkemizin geleceğine yapılmış önemli bir yatırım olarak görüyorum. Her iki yatırımın da ülkemize kazandırılmasında emeği geçenleri gönülden tebrik ediyorum. Bu vesileyle dün Ankara’da imza törenini gerçekleştirdiğimiz Türkiye’nin otomobili projesinde yer alan 5 babayiğitten biri olan Zorlu Grubumuzu buradan bir kez daha kutluyorum” diye konuştu.

    “Avrupa’da 6’ncıyız”

    Yerli otomobille ilgili olarak Erdoğan, “Bu proje Türkiye için sadece basit bir otomobil üretme projesi değil. Kendi otomobilimizle birlikte daha önce defalarca kaçırdığımız dünyadaki o sıçrama dönemlerinden sonuncusunu yakalama imkanı elde edeceğiz. Teknolojiye dayalı bu tür yatırımların çok geniş bir etki alanı olduğu biliniyor. Yerli otomobil girişimimizi de bu şekilde sonuçlanacağına ben yürekten inanıyorum. Böylece Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline gelme iddiasını hayata geçirme yolunda önemli bir adım atmış olacaktır. Bugün ülkemiz ekonomisinin önde gelen kuruluşlarına baktığımızda aralarında Vestel’in de bulunduğu önemli bir bölümünün yaklaşık yarım asırlık bir geçmişe sahip olduğunu görüyoruz. İşte az önce 70 milyon dolardan ihracatta nereye geldiğimizi söylüyor Zorlu. 2 milyar dolara geldiğimizi söylüyor. Demek ki azmettikten sonra, inandıktan sora açılmayacak dağ yok. Azmettiler, inandılar buraya geldiler. Bu geometrik olarak artış devam edecektir. Bütün mesele bu azmi kaybetmeyelim. Türkiye ekonomisinin lokomotifliğini bugün rahmetli Menderes’in 1950’lerde attığı temeller üzerinde kurulan, rahmetli Özal’ın da 1980’lerde önünü açtığı bir nesil yapıyor. Ancak tüm bu gayretlere rağmen ekonomimizin ölçeği 2002 yılına geldiğimizde sadece 236 milyar dolar gelir hacmine ulaşabilmişti. Bu ülkemizin ne tarihine, ne birikimine, ne dinamizmine, ne hedeflerine uygun olmayan gerçekten üzüntü verici bir tabloyu ifade ediyordu. Geçtiğimiz 15 yıl ülkemiz ve milletimizle birlikte ekonomimizin lokomotifleri olan şirketlerimizin de kabuk değiştirdiği, sınırlarımızı aşarak küresel bir vizyon kazandığı bir dönem olmuştur. Artık bunu dünya söylüyor ve işte şimdi biz G20 ülkelerinden bir tanesiyiz. 16-17 o aralıktayız. Avrupa’da 6’ncıyız. Öyle bir konuma sahibiz” dedi.

    “İhracatımız 36 milyar dolardan en son 154 buçuk milyar dolar seviyesini buldu”

    Türkiye’nin son 15 yılda yaşadığı ekonomik kalkınmayı açıklayan Erdoğan, “Özel sektörümüzün bu dönemde nasıl bir gelişme kaydettiğini ifade etmek isterim. 2002 yılında ülkemizde satılan otomobil sayısı 91 bindi. Geçtiğimiz yıl bu rakam 757 bin. Bakın nereden nereye. Bu refah düzeyini gösteriyor. Buzdolabı satışı yılda 1 milyon adetten 2 milyon 700 bin adete. Çamaşır makinesi satışı yılda 824 binden, 2 milyon 200 binin üzerine çıktı. Verilen inşaat ruhsatlarının sayısına bakıyoruz. Aynı dönemde 36 bin metrekareden 204 bin metrekareye yükseldi. İhracatımız 36 milyar dolardan en son 154 buçuk milyar dolar seviyesini buldu. Koşuyoruz be. Yürümüyoruz, koşuyoruz. Daha iyi olacak. Bize bu yakışmaz. İlk 10 ülke arasına gireceğiz. Ülkemizde yapılan kamu ve özel sektör yatırımlarının tutarının yılda 70 milyar liradan, 760 milyar liraya çıkması da bir başka önemli göstergedir” diye konuştu.

    Erdoğan’dan CHP’li Bülent Tezcan eleştirisi

    CHP Parti Sözcüsü Bülent Tezcan’ın kendisine yönelik ’diktatör’ demesiyle ilgili konuşan Erdoğan, “Türkiye tarihinin en büyük 3. dönüşümünü başarıyla tamamlamıştır. Şimdi 2023 hedeflerimizin ışığında ülkemizi 4. bir hamle dönemine hazırlıyoruz. Tıpkı küresel düzeydeki endüstri 4.0 atılımı gibi. Türkiye’de kalkınma 4.0’ını başlatmıştır. Zorlu grubunun açılışını yaptığımız tesisleri bu yeni dönemin işaretleri olarak değerlendiriyorum. Türkiye’nin gerçek gündemi bu konular olmalıdır. Kalkıp Tayyip Erdoğan’la ilgili ’Diktatör, faşist diktatör’ Git yat aşağı. Şahsıma bu lafı eden kişi, kendisini vurdular ben geçmiş olsun diye kendisini arıyorum. Diktatör kalkıp da seni arar mı be? Ben seni arıyorum. Bu insaniliktir. Bu bir merhamettir. Rahmet duygusudur. Ama yok. Bunların bu ülkede dikili ağacı yok. Siyasetçilerimizin, iş dünyamızın, akademisyenlerimizin, medyamızın, ülkeye ve millete söyleyecek sözü olan herkesin bu konuları tartışması, fikir üretmesi, proje ortaya koyması lazım. Partimizin bazı belediye başkanlarımızın istifadan ayrılmaları ile ilgili konuşuyorsun. Sana ne? Sen kendi partinin içinde bak. Bizim partimizin kendi içindeki şu anda uygulamış olduğu stratejisi, taktik bunların hiçbiri seni ilgilendirmez. Sen kendine bak. Bunca yıldır partinin başındasın kazandığın bir tane seçim var mı onu söyle. Batıda adam bir seçim kaybediyor çekip gidiyor. Sen 9 seçim kaybettin hala ordasın. Biz mutluyuz. Niye mutluyuz. Böyle başarısız, aşırı derecede gol yiyen bir kaleci olduğu zaman zaten önemli değil” dedi.

    “55 teröristi etkisiz hale getirdik”

    Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz sadece Allah’ın huzurunda rükuda eğiliriz. Ülkemiz geçmişte kısır çekişmelerin, vizyonsuz devlet ve siyaset yönetiminin hesapsız kitapsız atılan adımların bedelini ödemiştir. Artık hiç kimsenin milletimizin karşısına böyle bir üslupla çıkmaması gerekiyor. Biz sorumluluklarımızın farkındayız. İş dünyamız da sorumluluklarının farkında. Milletimiz bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde o eşsiz irfanıyla doğruları yanlışları, eksikleri fazlaları değerlendirecek kararını verecektir. Ne terör örgütlerinin alçak saldırıları ne de ülkemizi köşeye sıkıştırmaya yönelik dış baskılar hedeflerimize ulaşmamızı engelleyemeyecektir. İşte şu anda biliyorsunuz şehidimizle beraber şurada iki gün içinde 9 şehidimiz oldu, Allah’tan kendilerine rahmet diliyorum. Ama hesabını çok ağır sorduk ve 55 teröristi etkisiz hale getirdik. Şu an o bölgede ciddi aramalarımız taramalarımız devam ediyor. Aldığım bilgilere baktığımızda çok daha farklı müjdeler de gelecek. Kandil’se Kandil. Sincar’sa Sincar. Şehidimizin kanının yerde bırakmayacağız”

    Erdoğan’ın konuşmasının ardından Zorlu tarafından Erdoğan’a 2003 yılındaki ilk ziyaretinde çekilen fotoğrafı hediye etti. Sonrasında ise Erdoğan ve beraberindekiler tesislerin açılış kurdelesini kesti.

    Açılışta Erdoğan’a Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç da eşlik etti.

  • Başkan adayı Sezer’den ETO’ya eleştiri

    Seçim çalışmalarını sürdüren Eskişehir Ticaret Odası (ETO) başkan adayı Ayhan Sezer, mevcut yönetimi eleştirerek “Aidat ödeyen üyemizin parasıyla ultra lüks otellerde seminer adı altında tatiller yapılacağına, Emek’te çare bekleyen üyelerimizle ilgilenilse, çözümler çok daha hızlı olacak” dedi.

    Seçim çalışmaları kapsamında Emek Mahallesine giden Sezer, Dilek Caddesi boyunca ticaret erbaplarıyla bir araya gelerek sorun ve şikayetlerini dinledi. Eskişehir Ticaret Odası üyelerinin ilgisizlikten ve yalnız bırakılmaktan şikayetçi olduğunu iddia eden Sezer, “Aidat ödeyen üyemizin parasıyla ultra lüks otellerde seminer adı altında tatiller yapılacağına, Emek’te çare bekleyen üyelerimizle ilgilenilse, çözümler çok daha hızlı olacak” dedi.

    Ticaret Odasının kendi dönemlerinde sadece üye odaklı çalışacağını da söyleyen Sezer, “Kimse şüphe etmesin. Bu şehrin parası bu şehirde kalacak. ’Hep Beraber’ büyüyüp aynı şekilde kazanacağız” ifadelerini kullandı.

  • Galericilerden ‘MTV’ zammına eleştiri

    Motorlu Taşıtlar Vergisi’ne (MTV) getirilen yüzde 40’lık zammı değerlendiren Galerici Ahmet Yurtlu, “Yapılan zam vicdanlara sığmadı” dedi.

    Kayseri’de galericilik yapan Ahmet Yurtlu, MTV’ye getirilen yüzde 40 oranındaki zammı değerlendirdi. Yapılan zammın ardından vatandaşların otomobil alırken çekineceğini kaydeden Yurtlu, zammın vicdanlara sığmadığını kaydetti. Zammın sadece hususi otomobillere getirildiğini belirten Ahmet Yurtlu, zammın adil bir şekilde halka pay edilmesini isteyerek, şunları söyledi:

    “Vergiye gelen zammın ardından insanların alırken imtina etmesi kaçınılmazdır. Gelen zammın çok fahiş bir zam olduğunun altını çizmek istiyoruz. Beklenilen rakamların çok üzerinde bir rakamdır. Otomotiv sektöründe yapılan bu zam vicdanlara sığmadı. Alınan kararların öncelikle kamuoyu vicdanında bir karşılığı olması gerekiyor. Bunu kime sorarsanız sorun, yüzde 10 enflasyonun olduğu bir ülkede yüzde 40’lık bir zammın çok fahiş olduğunu söyleyecektir. Bu konuda da bütün kamuoyu hem fikirdir. Biz bunu normal bulmuyoruz. Bu işin kolay tarafı olduğunu düşünüyorum. Kaçak vergi önlense bu açık kapanacak. Maliye bakanımızdan ‘Savunma sanayisine aktarılacak’ gibi vicdanları rahatlatacak açıklamalar geldi. Biz her zaman devletimizi vergilerimizle destekleyen insanlarız. Verginin kutsal olduğunun bilincindeyiz. Bunun daha adil bir şekilde halka pay edilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na eleştiri

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Varsın birileri ülkesinin değil terör örgütlerinin safında yer alsın. Beraber sözde adalet yürüyüşü yapsınlar. Önce siz İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki işçilerinin adaletle haklarını versin. Şişli Belediyesi’ndeki o taşeron temizlik işçilerinin önce adaletle haklarını verin. Sen daha bunları halledemiyorsun kalkıp, Türkiye’yi Almanya’ya şikayet ediyorsun” dedi.

    Isparta Hükümet Meydanı’nda toplu açılış törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmada, eğitim, sağlık, ulaşım, iletişim, sosyal yardım, toplu konut ve diğer alanlarda Türkiye’ye çağ atlattıklarını kaydetti. Isparta’nın da bu yatırımlardan payını aldığını dile getiren Erdoğan, “Örneğin Isparta’ya kazandırdığımız derslik sayısı 1426, üniversitemiz her geçen gün büyüyerek kendi alanında önemli bir marka haline geldi. Sağlıkta en önemli projelerinden olan şehir hastanelerinden biri ilklerinden Isparta’da faaliyete geçti. Yatırım bedeli 1,1 milyar TL, bu dev tesis 5 aya yakın süredir sizlere hizmet veriyor. Biz sizin içi varız, bundan 15 yıl önce Isparta’ya böyle bir şehir hastanesi yapılacak deseydiler, inanır mıydınız? Ama yaptık mı, biz söz veririz ve yaparız, Elhamdülillah biraz sonra kontrole gideceğim, bakalım hastalar ne diyor. Toplu konutta 4 bine yakın projeyi hayata geçirdik. Ulaştırmada yaptığımız yatırımların tutarı 1 milyarı buldu. Isparta-Antalya karayolunun büyük bölümü tamamlandı. Bunlara sürekli yenilerini ekliyoruz” diye konuştu.

    “At binenin kılıç kuşananın”

    Isparta’da 235 milyon yatırım bedeli bulunan meyve suyu fabrikasının açılışını yaptıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık elmalarınız çürüğe gitmeyecek, yüzlerce kardeşim benim, elmasını toplayacak ve oraya verecek. Eskiden bu elmalar çürüyordu, bu iş at binenin kılıç kuşananındır. Bu böyle olur, şimdi burada da kamu yatırımlarının açılışını yapıyoruz. Kurum ve belediyelere ait 252 milyar liralık yatırımın resmi açılışını yaparak hizmet hanesine yeni kalemlerimizi ekliyoruz. Üniversitemize gelen öğrencilerimizin yer yurt sorunu olmayacak. Üniversitemizin 59 milyon liralık yatırımı, TOKİ’nin Keçiborlu da 158 konutu tamamlandı. Kurumların hizmet binaları inşa edildi, çiftçiye yönelik 65 milyon destekleme projesi hayata geçirildi. Isparta ve ilçe belediyelerinin resmi açılışını gerçekleştiriyoruz” şeklinde konuştu.

    “İstiklal mücadelesini vermiş bir şehir”

    Isparta’nın kadim bir şehir olduğunu vurgulayan Erdoğan, “ Son 800 yıldır Türk milleti olarak bu topraklarda kendi hükümdarlığımız altında yaşıyoruz. Bu süreçte ne zaman devletimiz güçlü olmuşsa, imar faaliyetlerini artırmışsa, adaleti tesis etmişse Isparta büyümüş, refah içinde yaşamıştır. Ancak bir dönem Celali İsyanları gibi karışıklık ve deprem gibi tabi afetler şehri hırpalamıştır. Milli mücadele döneminde Isparta kendi kurduğu demir ağıyla işgalcilere karşı verdiği mücadeleyle adını tarihe altın harflerle kazınmıştır. Düşmanlar bir hafta bile dayanamamıştır. Isparta bayrağı ve ezanı tehdit altına girdiğinde kimsenin çağrısına ihtiyaç duymadan mücadelesini vermiş bir şehirdir. Bu vesileyle istiklal harbimizin tüm sarıklı kalpaklı mücadelecilerini rahmetle anıyorum. Aziz Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını da rahmetle anıyorum” ifadelerine yer verdi.

    “Milletin huzurunu kaçıran bedelini ödeyecek”

    Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

    “Isparta 15 Temmuz’daki duruşunuzla Hafız İbrahim efendinin torunları olduğunu göstermiştir. Ülkemizin bölücü terör örgütü PKK ile DEAŞ’la, FETÖ’yle diğer terör örgütleriyle yürüttüğümüz mücadelenin tamamı bu istikbal kavgasının sonuçlarıdır. Suriye ve Irak’ta sınırlarımız boyunca oluşturulmaya çalışılan terör devletin de amacı budur. Avrupa ülkelerinin bir kısmının ölçüsüz ve temelsiz ithamlarının kızgınlıklarının maruz kaldığımız örtülü ambargoların da sebebi budur. Biz bu durum karşısında ecdadımızdan aldığımız ilhamla, sesimizin yettiği tonla yüreğimizden gelerek diyoruz ki, başaramayacaksınız, milletimizi bölemeyeceksiniz, bayrağımızı indiremeyeceksiniz, ezanlarımızı susturamayacaksınız, vatanımızı parçalayamayacaksınız, devletimizi yıkamayacaksınız, hakkın ve hakikatin son ümidini kıramayacaksınız. Özgürlüğü uğruna nice canlar feda etmiş bu millete, bize meydanı bu çapulculara bırakıp kaçmak yakışmaz değil mi? Yakışır mı, bize yakışan tek millet diyerek 80 milyon bir beraber ve kardeş olarak Türkiye olmaktır. İkincisi tek bayrak. Bayrak üzerindeki şehitlerimizin kanı vardır. Üçüncüsü tek vatan diyerek, 780 bin kilometre karelik vatan toprakları üzerinde operasyon yaptırdık mı? Yaptırmadık. Ve Tendürek Dağlarında, Gabar’da, Cudi’de hatta Kandil’de bunları gömdük mü? Gömmeye de devam edeceğiz. Milletimin huzurunu kaçıranlar bedelini ödeyecek. Parlamentodan onaylandıktan sonra bana geldiğinde ben onaylarım. Şu nedir bu nedir ben buna bakmam. Allah ne der ben buna bakarım. 4’ncü geliyor tek devlet. Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka devletimiz yok. Bu devlete sahip çıkacağız. Paralel devlet, bilmem PKK’nın bilmem nesiymiş asla. Türkiye Cumhuriyeti devletinin altında ülkemizi büyüteceğiz.”

    “Koalisyonlarla ülkemiz yavaşlatıldı”

    Türkiye’nin yapması gerekenleri yapmaya devam ettikçe kimsenin önünde durmayacağını ifade eden Erdoğan, “Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız hep birlikte Türkiye olacağız. Biz birbirimizi seviyoruz değil mi? Ne için. Yaradan’dan ötürü yaratılanı seviyoruz. Bizim sevgi anlayışımız bu. İşte bunu böyle bildikleri için ülkemizi yıllarca koalisyonlarla, bürokratik oligarşik çarkları yavaşlattılar. Sürekli kavga, sürekli fitne pompalayarak enerjimizi heyecanımızı zamanımızı aldılar. 2019 yerel seçimlerine hazır mıyız? Ardından 2019 seçimlerine var mıyız. Ardından Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak. Kapı kapı dolaşmamız lazım. Hanım kardeşlerin unutmayın kale içeriden fetholur. Siz bu işin anahtarı olacaksınız. Gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız. Dayanışma içinde bunu halledeceğiz. Ne zamanki milletimiz istikrar ve güven ortamını belirli limanına gitmiştir işte o zaman işler değişmiştir. Şimdide bunu yapmak istiyorlar ama geçti. Şimdi sür eşeği Niğde’ye. Ülkemizin son dönmemde büyük bir değişiminin arkasında olmasının sebebi yıllarca tavşana kaç tazıya tut oyununu görmüş olmasıdır” diye konuştu.

    “AK Partinin değerlerinden uzaklaşan yorulmuştur, defoludur”

    Siyasetin milletin sıkıntılarını görüp de çözüm üretmesinin birilerini ürküttüğünün altını çizen Erdoğan, “Kısır yılların ülkemize ağır maliyetleri olmuştur. 15 yıllık istikrar ve güven ikliminin korunması çok önemlidir. 16 Nisan’daki oylamayla yürürlüğe giren yeni yönetim sitem bu konuda ülkemize çok önemli imkanlar getirecek. En azından aylar boyunca kurulamadığı zamanlarda yeterli çoğunluğu sağlamak üzere karanlık pazarlıklara gerek kalmayan bir döneme giriyoruz. Cumhurbaşkanıyla, meclisiyle, yargısıyla daha güçlü bir Türkiye’nin temellerini 16 Nisan’da sizlerle temelini attık. Şimdi bize 2019 kadar yeni döneme uygun şekilde kendimizi yenilemek ve tazelemek için partimizde köklü bir değişimi gerçekleştirmekte kararlıyız. AK Parti’nin değerlerinden uzaklaşmış olan herkes bizim gözümüzde yorulmuştur. Yolunu kaybetmiştir, defolu hale gelmiştir. Bize ülkemizin şehrinin geleceği için donanımı olan projesi olan enerjisi olan yol arkadaşları lazımdır. AK Parti’de görev değişimi bir bayrak yarışıdır. Yeni arkadaşlarımızla saflarımızı sıklaştırarak yola devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “Sana bu yürüyüşü sağlayan, bu imkanı veren kim?”

    2019 yılına kadar mevcudu ileriye taşıyacak yatırımları kat ve kat yapmaları gerektiğini işaret eden Erdoğan, “2019 yılına kadar projelerimizi tamamlayıp milletimizin önüne çıkacağız. Biz asla ,’10 dönüm bostan yan gel yat Osman’ anlayışı içinde olmadık. Milletimizin teveccühüne layık olabilmek için daha çok çalışacağız. Rabbim bizi mahcup etmesin. Ülkemize gözünü dikenlere karşı rabbim bizi mahcup etmesin. Kritik bir dönemde sorumluluk almanın farkındayız. Çok çalışarak en iyi ekipleri oluşturarak Allahın yardımıyla vazifemizi hakkıyla yerine getirmenin gayreti içinde olacağız. Biz bu yoldan dönmeyeceğiz. Varsın birileri ülkesinin değil terör örgütlerinin safında yer alsın. Beraber sözde adalet yürüyüşü yapsınlar. Önce siz İzmir Büyükşehir Belediyesi’ndeki işçilerinin adaletle haklarını versin. Şişli Belediyesi’ndeki o taşeron temizlik işçilerinin önce adaletle haklarını verin. Sen daha bunları halledemiyorsun kalkıp, Türkiye’yi Almanya’ya şikayet ediyorsun. Bir defa 29 gün yürüdün Ankara İstanbul. Sana bu yürüyüşü sağlayan, bu imkanı veren kim? Bu hükümet polisiyle her şeyiyle seni koruma altına alıyor, sen hala bu ülkede güvenlik yok, özgürlük yok diyorsun. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Biz hak hakikat yolundan milletimizin yolundan ayrılmayacağız” dedi.

    “Malazgirt’te olacağım her yıl”

    “Biz seferle mükellefiz zafer Allah’a ait” diyen Erdoğan, “Bunu bileceğiz. Son nefesimize kadar mücadelemizi böyle sürdüreceğiz. Ecdadımız bunun tersini düşünseydi Sultan Alparslan, Malazgirt’e kendisinden 3-4 kat büyük ordunun karşısına çıkmaya cesaret edebilir miydi? Bu sene 26 Ağustos kutlamalarında Malazgirt’teyim. Nasıl Çanakkale’ye gidiyorsam her yıl bundan sonra her yıl Malazgirt’teyim. Malazgirt Ovası’ndan sesleneceğim. Tek mesele güç dengesi olsa yeni düvele meydan okuyabilir miydik? Fatih İstanbul’un surlarını geçebilir miydi. Tek mesele güç dengesi olsa istiklal harbini kazanabilir miydik? 15 Temmuz’da milletimiz tankların savaş uçaklarının zırhların karşısına yüreğiyle ve çıplak elleriyle çıkabilir miydi? İnanç inanç. Asıl mesele iman meselesidir. Cesaret, güven, Türk milleti olarak bizde bunlar ziyadesiyle mevcut. Kalan eksiklikleri sadece zaman meselesidir. 15 yılda savunma sanayimizin dışa bağımlılığını yüzde 80’den 40’a indirdik. Biz birbirimize inanalım. Birbirimiz Allah için sevelim. 80 milyon bir olacağız. Yaradan da ötürü birbirimizi seveceğiz. Ümmet bilinci budur. Birbirimizin arkasından asla konuşmayacağız.”dedi.

    Erdoğan, yaptığı Rabia işaretini terör örgütünün işareti olduğunu ileri süren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na şöyle seslendi:

    “Tek devlet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet inşallah dersine çalışır. Bunun içinde karşı olunacak bir şey var mı?”

    Konuşmaların ardından Erdoğan, bakanlar ve Isparta protokolü ile toplu açılış hizmetlerinin kurdelesini kesti. Erdoğan, vatandaşlara satranç takımı hediye etmeyi de ihmal etmedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya da eşlik etti.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan insan hakları konusunda CHP’ye sert eleştiri

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bugün bize insan hakları konusunda eleştiriler getiren, sözde adalet yürüyüşlerine çıkan muhalefet partisinin geçmişi ise tarihimizin en utanç verici insan hakları ihlalleri ile bunlara verdiği desteklerle doludur” dedi.

    AK Parti Genel Merkezi tarafından düzenlenen 15 Temmuz ve İnsan Hakları Paneli’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, insan hakları konusunda CHP’yi eleştirdi. Erdoğan, “Ankara’dan İstanbul’a devlet korumasında yürüyenlerin adalet konusunda, özgürlükler ve insan hakları konusunda yaptıkları eleştirilerin hiçbir karşılığı yoktur. Böyle bir güvenlik ortamını hiçbir zaman size kimse sağlamazdı ama biz sağladık. Farkımız bu. Yürüyüşü de yaptın rahatça, mitingi de yaptın rahatça. Bunu sana biz sağladık” ifadelerini kullandı.

    “Ha DSP, ha CHP ne farkı var”

    AK Parti iktidarının Güneydoğu’da yaptığı yatırımları anlatan ve terör örgütünün yapılan yatırımları bombaladığını anlatan, bunun üzerine HDP’nin Kürtleri sokağa döktüğünü söyleyen Erdoğan, şimdi başka birilerinin de halkı sokağa çekmeye çalıştığını kaydederek, yurtdışına kaçan HDP’li milletvekillerinin aldıkları maaşların hak olmadığını söyledi. Merve Kavakçı’dan örnek veren Erdoğan, “Merve Kavakçı milletvekili seçildiği halde, şuanda ebediyette olan zat ‘atın bu kadını şu Meclisten dışarı’ diye Mecliste meydan okuyordu. Hangi zihniyetti o, işte bu CHP zihniyeti. Ha DSP, ha CHP ne farkı var. O günden bu güne hak ihlalinden öte vatandaşlıktan da çıkarttılar. Asıl insan hakları ihlali bu” diye konuştu.

    “Yürüyüşü de yaptın rahatça, mitingi de yaptın rahatça. Bunu sana biz sağladık”

    “Bugün bize insan hakları konusunda eleştiriler getiren, sözde adalet yürüyüşlerine çıkan muhalefet partisinin geçmişi ise tarihimizin en utanç verici insan hakları ihlalleri ile bunlara verdiği desteklerle doludur” açıklamasında bulunan Erdoğan, geçmişten de örnekler vererek CHP’yi sert dille eleştirdi. Erdoğan, “Bunlar Menderes ve iki arkadaşı ipe gittiği zaman alkışlayanlardan değil miydi? Biz parlamentonun kahir ekseriyetine sahip olduğumuz bir dönemde AK Parti olarak bizi kapatma girişimine girdiklerinde o dönemde CHP’nin Genel başkanı, şuanda da milletvekili ‘Ankara’da yargıçlar var’ diyordu. Böyle bir parti kapatılacak, sen, ‘Ankara’da yargıçlar var’ diyorsun. Çünkü hayatları hep böyle geçmiş. 28 Şubat döneminde Türkiye belki de dünyanın en barışçıl eylemine sahne oldu. Milyonlarca insan İstanbul’dan başlayarak Anadolu’ya kat edecek şekilde el ele tutuşarak kızlarımıza başörtüsü konusunda uygulanan zulmü protesto etmeye karar vermişti. Bu eylem Bolu’da devlet şiddeti ile engellendiğinde şuanda insan hakları havarisi kesilen CHP’liler mağdurların değil, yine zalimlerin yanında saf tutmuştu. CHP Genel başkanına yürüyüşünde eşlik eden dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü ile bu partide milletvekilliği, yöneticilik yapmış pek çok isim bu dönemde uygulanan zulümlerin sembol isimleriydi. Bugün Ankara’dan İstanbul’a devlet korumasında yürüyenlerin adalet konusunda, özgürlükler ve insan hakları konusunda yaptıkları eleştirilerin hiçbir karşılığı yoktur. Böyle bir güvenlik ortamını hiçbir zaman size kimse sağlamazdı ama biz sağladık. Farkımız bu. Yürüyüşü de yaptın rahatça, mitingi de yaptın rahatça. Bunu sana biz sağladık. Bak şuanda OHAL var, OHAL olmasaydı başka şeylerde olabilirdi, huzur içinde bunu yaptın, acaba bir teşekkür geldi mi? Gelmez onların kitabında bu yok. Bu partinin darbeler karşısındaki tavrını da biz çok iyi biliriz” şeklinde konuştu.

    Ahmet Türk’ün sağlık nedenleri ile serbest bırakıldığını hatırlatan Erdoğan, “Şayet böyle bir kara sicile sahip olmasaydı, o gün beraber yürürken bir tanesi de, Adalet Bakanımız da burada, çok hasta olduğu için Mardin Belediye Başkanı, hastalığı sebebiyle serbest bırakıldı, bu nasıl hasta, serbest bırakılıyor, yürüyüşte maşallah yürüyor. Sayın Bakan, bunlar tam teşekküllü hastaneden rapor almıyorlar mı, rapor aldılar mı, bu raporu size gösterdiler mi, nasıl bunlara bence çıkma izni verildi. Bunlar kontrollü göz hapsinde olması gerekirdi. Milletinin yanında saf tutmuş olsaydı bu partinin yaptığı itirazlara, gerçekleştirdiği eylemlere başka bir gözle bakabilirdik. Biliyoruz ki, bunların amacı kesinlikle adalet değildir, insan hakları değildir, özgürlükleri savunmak değildir. Bunlar FETÖ gibi, PKK gibi terör örgütlerini ve onların destekçilerini arkalarına alarak ülkedeki meşru hükümeti, meşru siyasi düzeni yıpratmanın peşindedir. Milletimiz bunlara itibar edip ülke yönetimini teslim etmiyor. Benim milletim hiçbir zaman bunlara bu ülkede iktidar şansı vermeyecek. Milletten alamadıkları yetkiyi kaosla elde etmenin hesabı içindeler. Milletin vermediği emaneti terör örgütleri ile kol kola girip gaspetmenin peşindeler. Başaramayacaklar. Bunlar 2007 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de benzen yollara tevessül etmişlerdi. Bunlar 2013 yılında Gezi olaylarında da aynı umuda kapılmışlardı. Bunların gözleri 2014 mahalli idareler ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, 7 Haziran 2015 seçimlerinde de aynı hevesle parlamıştı. Milletimiz her defasında kendilerine sandıkta hadlerini bildirdi ve yerlerine oturttu” ifadelerini kullandı.

    “Aslında ülkemize Nobel Barış Ödülü verilmesi gerekir”

    15 Temmuz darbe girişiminin nasıl bir şiddet, nasıl bir insan hakları ihlali olduğunu anlamak için o gece ile ilgili görüntülere, fotoğraflara ve şahit ifadelerine bakmanın yeterli olacağını söyleyen Erdoğan, “Türkiye’nin yaşadığı bu travmanın yüzde 1’ine dahi maruz kalmamış ülkelerin verdikleri tepkilerle bizim uygulamalarımızı yan yana getirdiğinizde aslında ülkemize Nobel Barış Ödülü verilmesi gerekir. Tabi Nobel Barış Ödülü de sipariş üzere verildiği için buraya böyle bir ödül gelmez” dedi.

    “Amerika’ya bakıyorsunuz, Batıya bakıyorsunuz, tek tip özel cezaevi elbisesi ile duruşmaya giderler”

    Cezaevlerindeki işkence iddialarının yalan olduğunun, mahkemeler başladığında güya işkenceye maruz kalanların gayet gürbüz bir şekilde, takım elbiseleri ve tüm çirkeflikleri ile arzu endam ettiklerini kaydeden Erdoğan, “Ama Amerika’ya bakıyorsunuz, Batıya bakıyorsunuz, tek tip özel cezaevi elbisesi ile duruşmaya giderler. Bunları da görüyoruz. Ölümcül hasta denilenlerin ne kadar sağlıklı olduğuna hep beraber şahitlik ettik” diye konuştu.

    “OHAL’a hala ihtiyacımız var”

    Pazartesi günü MGK toplantısı olacağını belirten Erdoğan, “OHAL’i masaya yatıracağız ve teklifimizi hükümetimize yapacağız. Şuandaki görünümle bizim OHAL’a hala ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.