Etiket: eleştiri

  • Abdülhamit Gül’den Medyaya Sert Eleştiri

    Ak Parti Genel Sekreteri ve Gaziantep Milletvekili Abdülhamit Gül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret eden yayınlar yaptığını ileri sürdüğü bazı medya kuruluşlarını sert bir dille eleştirdi.

    Gül, resmi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret eden bir yayının linkini paylaşarak, yorum yaptı. Ak Partili Gül, paylaşımındaki yorumda, “Şimdi bu basın özgürlüğü mü oluyor. 2016’ya da Cumhurbaşkanımıza hakaretle girdiniz. Hakaretlerinizle, kininizle 2016’da da kıvranıp duracaksınız’’ ifadesini kullandı.

  • Yılmaz Vural’dan Aziz Yıldırım’a Eleştiri

    Zeytinburnu Belediyesi Gençlik Meclisi tarafından düzenlenen söyleşide konuşan Türk futbolunun usta isimlerinden Yılmaz Vural, Aziz Yıldırım ile ilgili eleştiride bulunarak, “Müdahil olmak istediği antrenörü seçiyor” dedi.

    Zeytinburnu Belediyesi Gençlik Merkezi’nin düzenlediği Spor Söyleşileri, Türk futbolunun iki önemli ismi Yılmaz Vural ve Ali Gültiken’i Zeytinburnulu gençlerle buluşturdu. Söyleşiye sporseverler yoğun ilgi gösterirken, spor dünyasının iki ünlü ismine soru sorma imkanı buldular.

    Söyleşide, Türkiye’deki futbol dünyasının işleyişi hakkında sorulan soruya cevap veren Vural, “Türkiye’de ilişkilerle bir yere geliniyor. İş ile bir yere gelinmiyor. Bakın benim şimdi Bursaspor takımında kulüp başkanı hariç gazetecisinden amigosuna kadar hepsi yakın arkadaşım. Hepsi bana neden takımın başına gelmiyor diye soruyor. Ben kimseye telefon etmem. Cumhurbaşkanı’ndan tutun da herkese kadar ulaşabiliyoruz. Arasak birisini desek ki şurada şu var, burada bu var hepsi de bize yardımcı olurlar. O zaman belki de orayı hak eden birisinin önünü kapatırız. Dolayısı ile herkes bizim gibi düşünmüyor. Herkes ilişkileri ön planda tutuyor. Biz bu konuda eksiğiz galiba. Çünkü telefonumuz herkeste var, bizi isteyen arar diyoruz ama kimsenin de bizi aramaya niyeti yok” dedi.

    “YILDIRIM, KENDİSİNİN MÜDAHİL OLMAK İSTEDİĞİ ANTRENÖRÜ SEÇİYOR”

    Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım ile çalışmanın çok zor olduğunu ifade eden Vural sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Fenerbahçe Kulüp Başkanı Aziz Bey ile çalışmak çok kolay değil. Çünkü her şeyin içerisinde olmaya çalışıyor, öyle bir mantığı var. Ben başkanım, taşın altına elimi koydum ve ben her şeyin içinde olurum. Bu duruma müsaade eden vardır, etmeyen vardır. Ben böyle bir duruma müsaade etmem. Ama Beşiktaş’a bakıyorum bir başkanı var, antrenörü özgür bırakmış hiçbir şeye müdahil olmuyor. Böyle başkanlar benim çalışma tarzıma göre daha uygun. Dolayısıyla herkes birbirini tanıyor. Böyle bir antrenöre ihtiyacı varsa çağırıyor zaten kendisinin müdahil olmak istediği antrenörü o seçiyor zaten.”

    “BEN GİTTİM, HAKAN KUTLU GELDİ”

    Geçtiğimiz sezon Mersin İdmanyurdu’nun başından neden ayrıldığı sorusuna cevap veren Vural, oyuncuların gittiği ilk antrenmana çıkmadığını ileri sürerek, “Gittiğim ilk antrenmana oyuncular çıkmadılar, ben de şaşırdım ve bir süre müdahil olmadım. Oyuncular bizim gelmemizi fırsat bilip ekonomik sıkıntıları gidermeyi düşündüklerinden bu tepkiyi koymuşlar. Baktım ki bu iş uzadı. 5’te antrenman var, saat 7 oldu. Ne olduğunu sordum onlara. Bana dediler ki ‘oyuncular paralarını istiyor.’ Ben de onlara paralarını vermeyeceksiniz neden bizi getirdiniz buraya dedim. Daha sonra yine aynı olay tekrarlandı. Ben de üzülerek dedim ki burada durulmaz. Niyetim aslında tepkilerini ölçmekti, baktım hiç tepki yok. Kapıdan çıktım, niyetim yarım saat sonra dönmekti. Bir de baktım ki ben kapıdan çıktım dönene kadar Hakan Kutlu’yu getirmişler ve sözleşmemi tekrardan feshettiler” diye konuştu.

    Söyleşi sonunda Zeytinburnu Belediye Başkan Yardımcısı Erdem Zekeriya İskenderoğlu tarafından Vural’a ve Gültiken’e çiçek verildi.

  • Vali Şahin’den ‘Karadenizli Müteahhitlere’ Ağır Eleştiri

    Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, kentte zaman içerisinde restorasyonu yapılan tarihi binaların tam manasıyla düzenlenemediğini söyledi. Vali Şahin, tarihi binaların tadilatını yapan müteahhitlere de atıfta bulunarak, “Çoğu da benim Karadenizli hemşehrilerim, binayı görünce duramıyor. ‘Biraz da kaçak ilave edelim’ diyor ve ‘İşimi yürütürüm’ diyor, o tarihi binaları değerli arkadaşlarım hak ile yeksan etti eski tabirle yerle bir ettiler” dedi.

    Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen ‘Edirne’nin Arkeolojik Kimliği ve Turizm Potansiyeli’ konulu programda konuşan Vali Şahin, 19 Ağustos 1905 yılında Kaleiçi semtinde meydana gelen büyük yangın sonrası aralarında Rum, Ermeni, Bulgar ve Musevi hanelerinin de bulunduğu yaklaşık bin 400 tarihi binanın yanıp kül olduğunu söyledi. Vali Şahin, söz konusu binaların restorasyonunun ardından zaman içerisinde bazı müteahhitlerin yanlış çalışmalar yapması sonucu eski görkem ve ihtişamını yitirdiğini belirtti.

    “ÜÇ KURUŞ, BEŞ KURUŞ İÇİN TARİHİ YOK ETTİLER”

    Vali Şahin, tarihi binaların tadilatını veya restorasyonunu yapan müteahhitlere eleştirilerde bulunarak, “Edirne’de zaman içerisinde çok değişti. Ama tam istediğimiz anlamda mı? o da değil, işin bir artı tarafı bir de bardağın boş tarafını da bakmak lazım. 1900’lü yılların başında meydana gelen büyük yangında Edirne’nin Kaleiçi Semti neredeyse kül oldu. Dönemim padişahı 2. Abdülhamit’in fermanıyla özel projeler çizildi. Yangında bin 400 bina yanıp küldü. Özel projeler yaptırılarak Kaleiçi Semti yenileniyor. Muazzam bir proje yapılıyor, yenileniyor. Ama gel ki o Osmanlı’nın torunları, keratalar hiç boş durmuyor, çoğu da benim Karadenizli hemşehrilerim binayı görünce duramıyor. ‘Biraz da kaçak ilave edelim’ diyor ve ‘İşimi yürütürüm’ diyor, o tarihi binaları değerli arkadaşlarım hak ile yeksan etti eski tabirle yerle bir ettiler. Üç kuruşu, beş kuruşu o günlük kazanacağım diye ama o binalar bugüne kalsaydı belki bugün yıkılmaya yüz tutmuş olsa bile onun görünümü bir farklı olurdu. Onun görünümü bizlere çok şey kazandırırdı” diye konuştu.

    “KÜLTÜR VARLIKLARI KORUMA KURULU ÇOK GEÇ KURULDU”

    Edirne’de kurulan Kültür Varlıkları Koruma Kurulu’nun, kuruluş döneminin çok ertelendiğine ve bunun bir takım olumsuz sonuçları olduğuna değinen Vali Şahin, “Kültür Varlıkları Koruma Kurulu, ilk önce açılması gereken İstanbul, Bursa’nın akabinden bakın İzmir’i bile saymıyorum, Edirne’de açılması gereken bir kurul olması gerekirken, bu kurul 1990 yılların başlarında açılmış bir kurul. Keşke bu kurul 1950’lilerde, 1940’larda kurulsaydı, bugün o tarihi Askeri Hastane’de yerinde dururdu, o birçok binalar bu müteahhitlerin ellerine düşmesi engellenirdi. Ama ne yapalım, ‘late is better than never’ yani geç olmak hiç olmamaktan iyidir ve bugün hasbelkader kurul görevini yürütüyor” şeklinde konuştu.

    “ORTAK BİR KAZI FONU OLUŞTURMAK GEREKİYOR”

    Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan da kent genelinde devam edilen bir kazı çalışmasının sürdüğünü ancak kamu ve devlet kanalından yeterli destek alamamasından dolayı tamamlanma sürelerinin uzun süreçler oluşturduğunu belirtti. Gürkan, devam edilen tüm kazılar için gelecek dönemde ilgili öğretim görevlileri ve kazı başkanları ile de bir araya gelerek, ortak bir ‘Kazı Fonu’ oluşturulabilmesi için çalışma başlatacaklarını sözlerine ekledi.

    ‘Edirne’nin Arkeolojik Kimliği ve Turizm Potansiyeli’ konulu konferansa, Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Lalapaşa Kaymakamı Faysal Yılmaz, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Lalapaşa Belediye Başkanı Bülent Şahinşah, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu, Müze Müdürü Hasan Karakaya, EDESOB Başkanı Emin İnağ, Trakya Üniversitesi öğretim üyeleri, öğrenciler ve çok sayıda basın mensubu katıldı.

  • Eğitim Sistemine Eleştiri

    Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mithat Sevin, mevcut eğitim sistemi ile Asım’ın Nesli’nin yetiştirilemeyeceğini, ülkeyi talan etmeye kalkışan Gezi Nesli’nin yetişebileceğini söyledi.

    Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi tarafından düzenlenen 1. Teşkilat Eğitim Programı, Manavgat-Gündoğdu Mahallesinde yapılıyor. Antalya Merkez ve 19 ilçenin başkan, yönetim kurulu ve kadınlar komisyonunun bulunduğu programa, Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mithat Sevin de katıldı. Bütün üye ve çalışanları ile her türlü yasal platformlarda, özlük ve mesleki kazanımları adına mücadele ettiklerini belirten Sevin, “Demokratik, hukuk devleti anlayışının tam anlamıyla yerleşerek, ülkemizin ne aç hürlerin ne de tok esirlerin ülkesi olması yerine karnı tok sırtı pek, özgürlüklerin doya doya yaşandığı, sosyal ve sendikal hakların vücut bulduğu büyük bir Türkiye idealimizden bir an bile geri durmadık. Çalışma hayatının lokomotif kadrosu, eğitim alanının geleceği ve ümidi olan bir kadroyuz. Eğitim ve çalışma hayatının geleceği, birlikte ortaya koyacağımız performansla doğrudan ilgilidir. Dünü bugüne, bugünü yarınlara taşıyacak geleceğimiz olan çocuklarımızı ve gençlerimizi yetiştirecek olan bizler, sizler hep birlikte ülkemizin her şeyi olan çocuklarımızı daha huzurlu, daha adil, yaşanabilir bir ortama kavuşturmak için sorumluluk yüklenen, gençleri yetiştirecek olan mimar kadroyuz” dedi.

    Konuşmasında özeleştirilerde de bulunan Sevin, “Ülkeyi imar ederken nesli ihya etmeyi ihmal ederseniz, ihmal ettiğiniz nesil imar ettiğiniz Ülkeyi tahrip eder. Binlerce cana mal olan terör olayları, Gezi ayaklanması bunun neticesidir. Eğitimciler olarak yetişen bu neslin maalesef mimarları da biziz. Bu eğitim sistemi ile ’Asımın nesli’ milli bir nesil yetiştirmek de imkansız. Bu nedenle eğitim sisteminde köklü değişikliklerin yapılması zorunludur. Bunun için, Milli Eğitim Müfredatının değiştirilmesi, ders kitaplarının yeniden yazılması, öğretmen yetiştirme sisteminin gözden geçirilmesi, vb. çalışmaların yapılmasına ihtiyaç vardır. Eğitim Bir Sen olarak bu konuda bize düşen ne varsa taşın altına elimizi koymaya hazırız” dedi.

    YETİME SAHİP ÇIKALIM

    Eğitim-Bir -Sen olarak ‘Her sınıfın bir yetim kardeşi var’ isimli projenin ortağı olduklarına dikkat çeken Sevin, “Yüreğinden kopup gelen derin bir şevkat duygusuyla bir yetimi kucaklayıp bağrına basan, yanaklarına öpücükler konduran, ona yalnızlığını ve yetimliğini unutturmaya çalışan bir kimse, ilâhî rahmet sağanağı altında yıkanmış ve günahlarından arınmış olmaktadır. Bir yetim gülüyorsa, başına şefkat eli değdiği içindir. Bir yetim gülüyorsa, bütün bir toplum gülüyor demektir. Bu açıdan proje ortağı olduğumuz “her sınıfın bir yetim kardeşi var” projemize her üyemizin sahip çıkmasını ve destek olmasını bekliyor ve istiyoruz” diye konuştu.

    KIYAFET DAYATMASINA BOYUN EĞMEYECEĞİZ

    Kravatın Hırvatlar tarafından icat edildiğini belirten Sevin, “Hırvatlar bile bu kadar zulme ve dayatmaya yol açacağını bilselerdi kravatı icat etmezlerdi. Darbe döneminin tortusu, askeri mantıkla insan benliğini hiçe sayarak zapturapt altına almak için dizayn edilmiş, özgürlüklere boyunduruk takan, eğitim çalışanlarını ’ne giyeceğine karar veremeyen bir birey gören çağ dışı yönetmelik değiştirilinceye kadar serbest kıyafet eylemine devam edeceğiz. ’Öğrenciye serbest kıyafet hakkının verildiği, öğrenciyi eğiten kişiye ise ’sen ne zaman ne giymen gerektiğine karar veremezsin’ muamelesinin yapıldığı bir sistem sorunlu ve çelişkilidir. Mayıs sıcağının hatırının öğretmenin hatırından daha fazla sayıldığı sistem öğretmene kıymet vermeyen bir sistemdir. Atölye dersinde öğretmeni kravata mahkûm edip, sınıf öğretmenini beden eğitimi dersinde iskarpine mecbur eden anlayış derslerin doğasına aykırı, eğitimin verimliliğinin önüne şekilselliği geçiren bir anlayıştır. Yaklaşık dört yıldır devam ettirdiğimiz eylemlilik sürecinde hiçbir olumsuzluk yaşanmamışken, bunu görmezden gelmek işi savsaklamak; eski Türkiye mantığıyla yöneticilik yapan bazı vali ve kaymakamlara eğitimcileri arkadaşlarının ve öğrencilerinin gözünün önde azarlatmak, okul ziyaretlerinde okulun eksiklikleri ve eğitimin niteliği yerine kıyafet avcılığına yönlendirmektir. Tüm bunlar, eğitimcilerin enerjisini derslerine vererek verimlilik üretmek yerine boyun bağıyla onları oyalamaktır. Bu açıdan; “Kılık-kıyafet yönetmeliğine uymayanlar değil, çağ dışı yönetmeliği uygulamaya çalışanlar sorunludur” dedi.

    2 gün sürecek olan eğitim programında Genel Merkez’den Hıdır Yıldırım ve Mehmet Baki Öztürk gibi eğitimciler konuşmacı olarak oturuma katılacak.

  • Eğitim Birsen’den Öğretmenler Günü Kutlamalarına Eleştiri

    Eğitim Bir-Sen Malatya Şube Başkanı Kerem Yıldırım, 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün kışla düzeni anlayışı ile kutlanıldığını belirterek, “Darbecilerin ruhunu yansıtan, izlerini taşıyan, törenleri ve ritüelleriyle sorgulanmaksızın her yıl tekrarlanan Öğretmenler günü, millet iradesini hiçe sayanların himmetiyle ihdas edildiği günden beri kabul sorunu yaşamaktadır” dedi

    Başkan Yıldırım, yaptığı açıklamada, öğretmenler gününün her yıl, 12 Eylül 1983 tarihinde ‘Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği’nin yayınlanmasından sonra kışla düzeni anlayışıyla kutlandığını belirtti. Yıldırım, “Darbecilerin ruhunu yansıtan, izlerini taşıyan, törenleri ve ritüelleriyle sorgulanmaksızın her yıl tekrarlanan Öğretmenler günü, millet iradesini hiçe sayanların himmetiyle “Öğretmenlere de bir gün olsun” denilerek ihdas edildiği günden beri kabul sorunu yaşamaktadır. Darbecilerin yeri milletin vicdanında nasıl meşrulaşmadıysa, 24 Kasım da aynı şekilde meşrulaşamamıştır” diye konuştu. Kutlamaların pratikte öğretmenlere hiç bir katkı sunmadığını belirten Yıldırım, “12 Eylül darbesi sonrası olduğu gibi 28 Şubat’ta da geniş salonlara yoklama yapılarak alınan öğretmenlere antidemokratik diskur(nutuk) çekilmiş, kutlanmaya başladığı günden bu yana içi doldurulamayan, yasak savmak kabilinden törenler ve beylik konuşmalarla öğretmenler günü geçiştirilmiştir. Öğretmenlere pratikte her hangi bir katkı sunamayan, çocuk masumiyetinin suni teneffüsüyle bu güne kadar gelen 24 Kasım, ideolojik devletin bir ritüeli olmaktan öteye geçemeyen bir ’belirli’ gündür. Öğretmenlerin günü kutlanacaksa, bu, militarist biçimde öğretmenleri belli saatte, belli yerde bulunmaya zorlayarak değil, öğretmeni bir makama götürüp ’günümü kutla’ yaklaşımı yerine, bütün devlet Erkânının da hocası olan öğretmenlerin kendi mekânlarında ziyaret edildiği ve önemsendiği bir nezaket çerçevesinde olmalıdır. Eğitim yöneticilerini ve öğretmenleri heyetler halinde protokolü oluşturan zevatın ayağına götürerek; komedi programlarındaki skeçlere, seza uygulamalara imza atılma dönemi kapanmalıdır. Yıllarıdır devam ede gelen şablonların yönetmeliklerle devam ettirilmesi de, 24 Kasım’da sorgulanmalıdır” ifadelerine yer verdi.

    Yıldırım son olarak bundan sonraki süreçte öğretmenlerin gönülden iştirak edecekleri ve kökü derinlerde olan bir öğretmenler günü yaşanmasını temenni ederek, tüm öğretmenlerin emeklerinin değeri anlaşılan, mesleğin itibarı ön plana çıkan günlerde buluşmayı diledi.