Etiket: Eleştirdi

  • (Özel Haber) 53 yıl önce darbeye kalkışmıştı, şimdi darbecileri eleştirdi

    Talat Aydemir’le birlikte 1963’darbe girişiminde bulunan Harp Okulu öğrencilerinden Zihni Çetiner, 15 Temmuz

    darcilerini ‘darbecilerin yüzkarası’ diyerek sert sözlerle eleştirdi.

    20 Mayıs 1963’de darbe girişiminde bulunan ve başarısız olup yakalandıktan sonra idam edilen Emekli Albay Talat Aydemir’in öğrencisi olan ve o dönem birlikte hareket ettiklerini belirten Zihni Çetiner, 15 Temmuz darbe girişimini değerlendirdi.

    “Darbecilerin yüz karası”

    15 Temmuz darbe girişimini yapanları darbecilerin yüzkarası olarak nitelendiren Çetiner, darbecilerin halkın üzerine ateş açmasının kabul edilemez olduğunu ve asıl darbeyi millete karşı yaptıklarını belirtti. Milletin meclisinin bombalandığını ve gözlerin kırpılmadan kan akıtıldığını söyleyen Çetiner, böyle bir darbe girişiminin olamayacağını ifade etti.

    İki darbe girişiminin benzerliklerini anlattı

    15 Temmuz darbe girişimi ile yaptıkları 20 Mayıs 1963 darbesi arasında benzerlikler olduğuna da işaret eden Çetiner, “Bizim yaptığımız hareketle, darbe girişimcilerinin yaptığı hareket arasındaki benzerlik; her iki harekette de birlikler arasında koordinasyon eksikliği bulunuyor. Biz Talat Aydemir’i evinden alıp Harp Okulu’na getirdiğimiz zaman Ankara’daki birlikler arasında koordinasyonu sağlayamadık. İkinci benzerlik ise o zamanki radyo Ankara’nın merkezindeydi. Ankara radyo evini teslim aldık ama Etimesgut’daki verici istasyonu hükümet güçlerinin elindeydi. Etimesgut’u teslim alamadık. O zaman 28. Tümen Kurmayı Ali Elverdi radyoyu basıp, TSK’nın bu ihtilali desteklemediğini söyledi. Burada da aynı şey oldu, özel kanalların yayınını kesemediler. TRT’yi kapattılar, diğer kanalları kapatamadılar” dedi.

    “Hava kuvvetleri örgütleniyor kara örgütlenmiyor”

    15 Temmuz günü gerçekleştirilen girişimin Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından başlatıldığını ancak cumhuriyetine bağlı askerlerin gerçeği anlayınca yerinden kıpırdamayarak birliği bozduğuna dikkat çeken Çetiner, darbeyi milletin önlediği kadar bazı askerlerin de emre itaat etmemeleri sebebiyle önlediğini söyledi.

    Girişim ordusunda bir başıbozukluk olduğunu belirten Çetiner, “Hava kuvvetleri iyi örgütleniyor ama kara ordusu örgütlenmiyor. Kara ordusunun olmadığı harekat başarılamaz. Biz de, kara kuvvetleri harekete geçmek için geç kalmıştı” diye konuştu.

    Kendi yaptıkları ihtilal girişimiyle 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ikisinde de hareketin kumanda merkezinin parçalanmış olduğunu dile getiren Çetiner, herkesin istediği gibi hareket ettiğine dikkat çekti.

    “Bizim de girişimimiz MİT’e ihbar edildi, erken başlattık”

    1963 yılında ihtilal yapacaklarını Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) haberi olduğunu öğrenince aynı 15 Temmuz darbecileri gibi alelacele hareket ettikleri dile getiren Çetiner, “Biz darbeyi gece yapacaktık ancak MİT’in ihbar alması sebebiyle 23.30’da gerçekleştirdik. Zırhlı birlikler 23.30’da çıktık ama harp okulu 45 dakika geç çıktı ve 00.15’te geldi. Bu nedenle tanklar piyadesiz kaldı. MİT, bunların da hareketinin istihbaratını alıyor. Darbeciler de alelacele harekete geçiyorlar. Karar verdikleri saatten tam 6 saat önce harekete geçiyorlar. Darbe girişimi hareketi istihbarat edildiği için 20.30-21.00 ‘de tanklar çıkmak zorunda kalıyor. Organizasyon var, örgütlenmişler ama ihbar edildiği için telaşla hareket ediliyor. Başarısızlığın en büyük etkilerinden biri de bu” diye konuştu.

    Darbe girişimcilerinin yaptıklarının hiçbir ulvi değerle izah edilemeyeceğini belirten Çetiner, bunun vahşet olduğunu söyledi.

    “İkinci darbe asla olmaz, o iş bitti”

    FETÖ örgütü tarafından ikinci bir darbe yapılma ihtimalinin zayıf olduğunu da dile getiren Çetiner, “Orduda belki yüzde 5 oranında unsurları kalabilir ama yeniden örgütlendirip de birlikleri harekete geçiremezler. FETÖ tarafından asla ikinci bir darbe olmaz. O iş bitti” dedi.

  • MHP’li Sinan Oğan Prompter Kullanan Siyasileri Eleştirdi

    Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Adayı Sinan Oğan, miting ve toplantılarda konuşma yapan siyasilerin prompter kullandıklarına dikkat çekerek, prompter olmadan konuşamayacaklarını iddia etti.

    Gaziantep’te katıldığı iftar programı sonrası MHP Gaziantep İl Örgütüne yönelik yaptığı konuşmada prompter kullanan siyasilere eleştirilerde bulunan Oğan, “Birçok yerde konuşmaları ve hitabeti ile ilgili övgüyle bahsedilen siyasiler var. Onların önünden camı alın bakalım konuşabiliyor mu. Biz de konuşmayı biliyoruz, hem de camsız, kağıtsız” dedi.

    “YENİ BİR GEMEREK VAKASIYLA KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 19 Mayıs’taki MHP Tüzük Kongresi’nde alınan kararlara yönelik aldığı yürütmeyi durdurma kararıyla ilgili olarak da konuşan Oğan, “Maalesef ki MHP açısından bir mahkeme süreci daha başlatılmış oldu. Genel Merkezimiz biz artık mahkemeye başvurmayacağımız demiş olmasına rağmen Genel Merkezle çok yakın ilişkiler içerisinde olan bir delegemizin mahkemeye müracaat ettirilmesi neticesinde yürütmeyi durdurma kararı alınmıştır. Burada yeni bir Gemerek vakıasıyla karşı karşıyayız. Hukukun katline maalesef seyirci kalınmış durumdadır. Bütün Türkiye hukukun nasıl katledildiğini seyrediyor” ifadelerini kullandı.

    “BU DAVAYI KİMSENİN EGOSUNA KURBAN ETMEYECEĞİZ”

    Milliyetçi Hareket Partisi’nin bir düzen partisi olmadığına vurgu yapan MHP’li Oğan, “Biz hiç kimsenin dayatmasını kabul edecek değiliz. Tek bir genel başkan, kafasına göre şu kişiyi görevden aldım, şu ili kapattım diyemez. Bu hareket bir düzen partisi değildir, bu dava şehit kanıyla yıkanmıştır. Bu dava Allah davasıdır. Türkiye’nin kaderi Milliyetçi Hareket Partisi’nin elindedir. Bu ülke bölünüp içinden bir Kürdistan mı çıkarılacak, yoksa büyüyüp bir Turan mı olacak bunun farkına varmalıyız. Bu ülkeyi BOP’çuların, eyalet sistemi isteyenlerin, başkanlık isteyenlerin eline bırakmayalım. Hiç kimse muhalefetin birlik beraberliğini bozamayacaktır. Biz dört ayrı başkan adayıyız, hepimiz aynı şeyleri düşüneceğiz diye bir şey yok. Ama yeri geldiği zaman da dördümüz bir masa etrafında toplanıp istişare edebiliriz. Yarıştığımız arkadaşlarımız bizim düşmanımız değil, ülküdaşlarımızdır. Her kim kazanırsa Ülkücü hareket kazanmış olacak, diğer herkes onun çevresinde kenetlenecek” diye konuştu.

    “AK SAÇLILAR HAREKETİ KURACAĞIZ”

    Genel Başkan seçilmesi durumunda hayata geçireceği projelere değinen Oğan, “Ak saçlılar hareketi kuracağız. Dava adına hizmet etmiş büyüklerimizi bulacağız ve 200 kişilik bir heyeti kuracağız. Yeri geldi mi ak saçlılarımız genel başkanı da karşısına alacak ve uyaracak, öğüt verecek. Eğer öyle olsaydı ülkücüler mahkeme kapılarında karşılaşmayacaktı. Kontenjan sistemini ortadan kaldıracağız. Örneğin, Gaziantep’e sandık kurulacak, Gaziantep kimi istiyorsa onu seçecek. Genel başkan yardımcısı milletvekili olamayacak, milletvekili olan genel başkan yardımcısı olamayacak. Herkesin tek bir işi olacak” şeklinde konuştu.

  • Bakan Soylu YPG Arması Takan ABD Askerlerini Eleştirdi

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye’nin bölgesinde güçlü olmasının şart olduğunu belirterek “Güçlü olmazsak dün YPG armasını takan Amerikan askerleri gelirler sınırımızda Aponun flamalarıyla gösteri yaparlar. Güçlü olursak herkes haddini, sınırını çok net bir şekilde bilebilir. Bu da insana yatırımdan geçer” dedi

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Trabzon’da Anadolu Eğitim Kültür ve İrfan Derneği’nin (ANADER) açılışına katıldı. Açılışa Bakan Soylu’nun yanı sıra Vali Abdil Celil Öz, Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Mithat Kutanoğlu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Baykal, ANADER’in kurucusu AK Parti eski Trabzon Milletvekili Asım Aykan ve davetliler katıldı.

    İlk olarak söz alan derneğin kurucusu AK Parti eski Trabzon Milletvekili Asım Aykan, derneğin kuruluş amacını anlattı.

    Daha sonra kürsüye gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, Amerikan askerlerinin Suriye’de DAEŞ’e yönelik yürütülen operasyonda YPG arması takmasını eleştirerek “Etrafımızdaki coğrafyada yaşananları görüyorsunuz. Suriye’de, Irak’ta yaşananları görüyoruz. En yakın dostlarımız müttefiklerimiz dediğimiz Avrupa’lı devletlerin nasıl bir ikiyüzlülük içerisinde olduklarını net bir şekilde görüyoruz. En ufak bir açığımızı kendi menfaatleri uğruna tarihsel, coğrafi, medeni olarak bir farklılığımızı, bizim zenginlik olarak telakki ettiğimiz farklılığımızı kendi menfaatleri uğruna hemen devreye girip nasıl yönetme arzusu içinde olduklarını hep beraber görüyoruz. Onun için ekonomide de, siyasette de, sosyal hayatta da, kültürde de, eğitimde de, emniyette de en iyi olmanın gayretini ortaya koyabilmeliyiz. Güçlü olmazsak dün YPG armasını takan Amerikan askerleri gelirler sınırımızda Apo’nun flamalarıyla gösteri yaparlar. Güçlü olursak herkes haddini, sınırını çok net bir şekilde bilebilir. Bu da insana yatırımdan geçer” dedi.

    Konuşmaların ardından ANADER’in açılışı dualarla yapıldı.

  • Sinan Oğan Çankırı’dan Bahçeli’yi Eleştirdi

    MHP Genel Başkan Adayı Sinan Oğan, “Sorun tabanda değil, sorun tavanda” dedi.

    Oğan, “Kutlu Anadolu Yürüyüşü” adını verdiği kurultay çalışmaları kapsamında geldiği Çankırı’da Atatürk Kültür Merkezi’nde partililere seslendi. Kurultay çalışmaları kapsamında kent kent gezdiklerini anlatan Oğan, Çankırı’nın sorunları üzerinden iktidara yüklendi.

    Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi’nin anlamsız kontenjan uygulamaları yüzünden 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde başarılı olamadığını anlatan Oğan, bölücü bir partinin gerisinde kalan MHP’nin meclis dışına itildiğini kaydetti.

    MHP Genel Merkez yöneticilerinin yorulduğunu ifade eden Oğan şunları kaydetti:

    “Bu memleket bizim olduğu halde, biz Türk Milliyetçileri olduğumuz halde bizim gücümüz bu mudur? PKK’lılar siyasal olarak bizden daha mı güçlüler? Değil, değil işte buradasınız. Ayakta dinliyorsunuz, salonu doldurmuşsunuz. Sorun sizde değil. Sorun tabanda değil, sorun tavanda. Sorum artık Milliyetçi Hareket Partisinin Genel Merkez Yönetiminin yorulmuş olmasında ve iktidarı arzulayan, iktidar umudu veren bir yapıdan uzak olmasından kaynaklanıyor.”

    Oğan, Türkiye’nin kaderinin MHP ile aynı olduğunu, partinin kaderinin değişmesiyle Türkiye’nin kaderinin de değişeceğine inandığını sözlerine ekledi.

  • İsmail Koncuk, Aydın Milli Eğitim Müdürü Töre’nin Açıklamalarını Eleştirdi

    Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Aydın Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre’nin hakkında açılan davaları onuru saydığı yönündeki açıklamalarına ilişkin, “Eğitim Bir Sen’li olmandan duyduğun mutluluk seni ilgilendirir diyeceğim ama şu anda il milli eğitim müdürü olduğunu unutmuşsun. Bir sendika toplantısında bunları söylemeni de yadırgamıyorum, çünkü sizin gibiler gerçekte o makamın insanı değilsiniz, o makama verecek hiçbir değere de sahip değilsiniz” dedi.

    Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Eğitim Bir Sen’in toplantısına katılan ve burada yaptığı konuşmada hakkında açılan davaları onuru saydığını söyleyen Aydın Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre’nin açıklamalarını sosyal medya hesabından eleştirerek, “Aydın Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre, Eğitim Bir Sen tarafından düzenlenen toplantıda ‘Türkiye’de görevden alınan okul müdürlerinden geriye dönmeyen tek il biziz. Şu anda mahkemelerde görevimi kötüye kullandığımdan dolayı suç duyurusu yapıyorlar. Gerek paralel yapının açtığı davalar, gerekse bu arkadaşların açtığı davalar bizim onurumuzdur. Bu tür davalar bazı kişilerin onuru olur. Benim de onurumdan biri bu açılan davalardır’ demiş ve Türkiye’de Eğitim Bir Sen’de görev alan ilk bayan yönetici olduğunu, Eğitim Bir Sen’li olmanın büyük mutluluk olduğunu, Aydın’da Eğitim Bir Sen çatısı altında toplanan ve bu davaya emeği geçen, bu davanın aşığı olan tüm çalışma arkadaşlarına emeklerinden ve çalışmalarından dolayı teşekkür ettiğini de sözlerine ekleyivermiş” ifadelerini kullandı.

    “Eğitim Bir Sen’li olmandan duyduğun mutluluk seni ilgilendirir diyeceğim ama şu anda il milli eğitim müdürü olduğunu unutmuşsun” diyen Koncuk, şunları kaydetti: “Bir sendika toplantısında bunları söylemeni de yadırgamıyorum, çünkü sizin gibiler gerçekte o makamın insanı değilsiniz, o makama verecek hiçbir değere de sahip değilsiniz. Sizin gibi küçük düşünenler, herkesin müdürü olmaktansa, makamını korumak için her türlü ayıplı yolu yol olarak görürler. Şayet, sen o makama alın terin, bilgin ve tecrübenle gelmiş olsaydın, bir grubun değil, devletin bürokratı olmayı tercih eder ve kimseye yağ çekme gereği duymazdın. Tabi bu duygular sana çok uzak. Sen yağcılık yapmaya devam et, sen yöneticileri göreve döndürmemek için yaptığın hukuksuzlukla övünmeye, hakkında açılan davalarla gurur duymaya devam et. Ey Pervin Töre denilen müptezel; sen bu açıklamanla ne kadar küçük olduğunu sadece Aydın iline değil, tüm ülkeye ilan etmişsin. Sana yazıklar olsun, hiçbir özelliğin olmadığı halde seni oraya milli eğitim müdürü olarak atayanlara da yazıklar olsun. Senin onur diye övündüğün şey, başka insanların hakkını gasp etmek, alın terini çalmaktır, yani kul hakkıdır. Kul hakkı yemek hiçbir insanı onur sahibi yapmaz, yapsa yapsa onursuz yapar. Yazık sana.”