Etiket: Eleştirdi

  • Burhan Kuzu, yeni anayasa çalışmaları üzerinden CHP’yi eleştirdi:

    AK Parti İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu, anayasa oylamalarında CHP’nin sergilediği tutumu eleştirerek, “Çok yanlış bilgiler veriyorlar. Rejim elden gidiyor diye halbuki cumhuriyet yerinde, laiklik yerinde, demokrasi yerinde. Atatürk’ümüz yerinde duruyor. Nereden çıkarıyorsun bunları? Vatandaşlara korku salmak panik atağa sürüklemekten başka bir şey yok” dedi.

    TBMM eski Anayasa Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Burhan Kuzu, Afyonkarahisar’da gerçekleştirilen “Anayasa Çalışmaları ve Hükümet Sistemi” isimli toplantıya katıldı. Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nun da katıldığı toplantıya girerken kendisini bekleyen gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kuzu, ‘yeni anayasa’ ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Anayasa çalışmaları ve oylamalardaki CHP’nin tutumunu eleştiren Kuzu, “Mecliste tabi baya bir uğraş verdik. Kimi hoş olmayan tablolar da yaşandı. Dolayısıyla o süreç artık geride kaldı. Bundan sonra milletimize biz köy köy, kasaba kasaba gezerek anlatacağız. Bu tür toplantılar da yapacağız. Bilim adamları çerçevesinde basına açık veya kapalı şeklinde sistemi anlatacağız. Muhalefet partilerimiz özellikle CHP çok yanlış bilgiler veriyor. İşte ‘rejim elden gitti, parlamento bitti’ gibi. Esas tabi kendi kafasındaki, aklındaki topluma çok söyleyemediği bir takım şeylerin etkisinde kalarak, ’biz hükümete gelemeyiz endişesi’ ile bunu pek diyemiyorlar. Halbuki ben yaptığım konuşmada da söyledim, ‘bu model Türkiye’yi normalleştirecek bir modeldir.’ Bu modelde her siyasi parti, kazanabilir çünkü göstereceği aday önemli burada, partiden ziyade. Herkesi kucaklayan, ılımlı, demokratik, hakikaten, özgürlükten yana, bir insan yüzde 51 alarak gelebilir. Ama bunu almak kolay olmadığı içinde, daha çok ılımlı, toleranslı insanlar, bu modelde öne çıkarlar. Bu da Türkiye bakımdan çok önemli bence. Siyasi partilerimizin meclise girmelerine bir engel yok ama koalisyonlara artık paydos, iki başlılığa paydos. Bunlardan çok çekti Türkiye. Getirmek istediğimiz modelin aslı esası bu. Çok yanlış bilgiler veriyorlar. Rejim elden gidiyor diye halbuki cumhuriyet yerinde, laiklik yerinde, demokrasi yerinde. Hukukun üstünlügü yerinde, Atatürk’ümüz yerinde duruyor. Cumhuriyet ilelebet yaşayacak. Nereden çıkarıyorsun bunları? Vatandaşlara korku salmak panik atağa sürüklemekten başka bir şey yok. Ama biz de bunun doğru olmadığını anlatacağız millete” diye konuştu.

    “Yapılan anketlerde hep yüzde 50’nin üzerinde gözüküyor”

    Kuzu, bir gazetecinin referandumdan beklenen oy oranı sorusunu “Anlatmamız lazım. Bir yüzde veremem ama yapılan anketlerde hep yüzde 50’nin üzerinde gözüküyor. Bu oran değişebilir ama sahada ben inanıyorum ki biz anlattıkça belli kesimin yapmış olduğu o kara propaganda da yavaş yavaş gerçeği görmelerini sağlayacak. Mitingler yapacağız, değişik toplantılar yaparak dernektir, vakıftır, sendikadır meydana toplantıları şeklinde yapacağız. Ben inanıyorum ki millet bundan önceki bizim dönenimizde yapılan 2 referandum gibi bunu da mutlaka olumlu olarak değerlendiren ve ‘evet’ oyu ile bu sistemdeki arızaları giderecek diye ben düşünüyorum” diye cevap verdi.

    “Oyun bilmeyen birisi gelir yerim dar der”

    Son olarak Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinde yapılacak bir referandumda anayasal bir sıkıntı olup, olmadığı yönündeki bir soruya da cevap veren Kuzu şöyle konuştu:

    “OHAL süresince referandum çalışmaları sıkıntı oluşturmaz. Mesela bir seneyi geçkin Avrupa’nın göbeğinde Fransa’da OHAL var, hatta bizden çok sert. Asker sokaklarda yani bizde sokaklarda falan asker de yok. Vatandaşa sorsan Türkiye’de OHAL var desen kavram olarak hani nerde diyecekler. Ortada öyle bir hal yok yani. Ortada rastgele aramalar yok. Polis çevirmesi yok. Terörle ilgili istihbaratlar hariç tabi. Fransa Nisan’da seçim yapacak. Hem de OHAL içerisinde yapacak bunu. Yani olmaz diye bir şey yok. Sandık ortada duruyor. Sandık güvenliğiyle alakalı bir sorun olmaz. Oyun bilmeyen birisi gelir yerim dar der ya, bence o bahane yeterli bir bahane değildir. Düzgün ve doğru bir gerekçe değil yani.”

    Kuzu açıklamalarının ardından termal bir otelde devam eden toplantıya katıldı.

  • Dün partisini eleştirdi, bugün noterden istifasını gönderdi

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bilecik Belediye Meclis Üyesi Erdoğan Yeşil, parti üyeliğinden istifasını noter aracılığı ile gönderdi.

    CHP Bilecik Belediye Meclis Üyesi Erdoğan Yeşil, geçtiğimiz gün sosyal medya üzerinden partisinin son günlerdeki tutumuna tepki göstererek, “CHP Atatürk çizgisinden çıkmış ya da çıkarılmıştır” demişti. Bu sabah Bilecik Noterliğine giden Yeşil, “CHP üyeliğimden gördüğüm lüzum üzerine bu tarihten (20 Kasım 2016) itibaren istifa ediyorum. İstifa ettiğimi bildirir, gereğin yapılmasını dilerim” yazılı dilekçesini noter huzurunda partisine gönderdi.

    “Şahsımca gördüğüm sakıncalar nedeni ile bugün itibari istifa etmiş bulunuyorum”

    Ardından sosyal medya üzerinden paylaşım yapan Yeşil, “Bilecik’ te yaşamak hem çok zor, hem de çok keyifli. Küçük bir il olmamız nedeni ile herkesin kesiştiği bir nokta elbet oluyor. Dolayısı ile yaşam hayatım boyunca hiç kimseyi, dili, dini, mezhebi ve siyasi tavrı nedeni ile eleştirmedim saygı duydum. Aynı saygıyı ben de sizlerden şahsım adına göstermenizi rica ediyorum. Mensubu olduğum CHP şahsımca gördüğüm sakıncalar nedeni ile bu gün itibari istifa etmiş bulunuyorum. İstifa dilekçem ilgili makama bu sabah gönderilmiştir. Bu süre zarfında çalışmış olduğum tüm partili arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Kimse ile şahsi bir sorunum olmadı, olamaz. Yine destek veren tüm dostlara ayrı ayrı teşekkürlerimi sunuyorum, saygı çerçevesinde eleştirenlere de saygı duyuyorum. Bundan sonraki yakın süreçte siyasi bir planım ve tasarrufum olmamıştır. Siz değerli dostlarımın bilgilerine sunarım” ifadelerine yer verdi.

    “Bizleri partimize bağlayan ulu önderimiz Atatürk’ tür”

    Yeşil geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden partisinin eleştirerek şu paylaşımı yapmıştı:

    “CHP Atatürk’ün ilke, inkılap ve fikirleri ile çağdaş medeniyet yolunda ilerlemesi için kurulmuştur. Bizleri partimize bağlayan ulu önderimiz Atatürk’ tür. Lakin günümüzdeki CHP tamamen Atatürk çizgisinden çıkmış ya da çıkarılmıştır. Bugün ülkemizin en büyük sorunu olan PKK terör örgütü bağlantılı Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile aynı safta yer alması, destek çıkması, benim için kabul edilemez bir durumdur.”

    Öte yandan geçtiğimiz sene CHP Bilecik Belediyesi Meclis üyesi Ali Çakır’da partisinden istifa ederek, meclis üyeliğini Bağımsız olarak devam ettiriyor.

  • Esnaf kemençe çalarak eleştirdi, başkan ziyaret edip dörtlük okudu

    Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, belediye çalışmalarını kemençe eşliğinde türkü söyleyerek eleştiren esnaf Ertuğrul Kambur’u iş yerinde ziyaret ederek, bir dörtlük okudu.

    Yol yapım çalışmaları esnasında büyük sıkıntılar yaşayan bir esnaf, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak’a kemençe ile türkü söyleyerek göndermede bulunmuştu. Başkan Kadir Albayrak da kemençesiyle türkü söyleyerek yol yapım çalışmaları hakkında kendisine göndermede bulunan esnaf Ertuğrul Kambur’u ziyaret etti. Başkan Albayrak, “Üslup güzel, kibar ve hoş, çok beğendim. Hiç hakaret etmeden yazılmış. Eleştiriler olacaktır ve bizlerde bunlara saygı duymak zorundayız. Tenkitlere saygı duymadan bir sonuca varamayız çünkü. Bizde bu yaklaşıma karşı sizlere bir dörtlükle geldik, bakalım beğenecek misiniz” dedi.

    Daha sonra Başkan Albayrak, hazırlamış olduğu dörtlüğü Ertuğrul Kambur’a okuyarak hediye etti. Dörtlüğü çok beğendiğini belirten Kambur, bu dörtlükten beste yapacağını belirtti.

    Misafirperverliğinden dolayı Ertuğrul Kambur ve ailesine teşekkür eden Albayrak, Kambur ailesinin sembolü olan atmaca ile fotoğraf çektirdi.

    “Çorapla yürüyorum yollarda, kim çalışkan kim tembel sandıkta kararını elbet verecek millet”

    Başkan Albayrak’ın yazdığı dörtlük şöyle:

    “Altyapısı bitiyor şehrin sokaklarında, çorapla yürüyorum Tekirdağ yollarında. Kim çalışkan kim tembel sandıkta kararını elbet verecek millet. Geçici olmayacak benim yaptığım hizmet, tıkanmaz kulaklarım ne pamuktan ne yünden. Hiçbir güç engellemez halka hizmet etmekten.”

    Ziyaretinde Başkan Albayrak, Ertuğrul Kambur’a bir paket çikolata hediye etti.

  • Fotoğraf sanatçısı Dursun Çiçek, öz çekim furyasını eleştirdi;

    Fotoğraf sanatçısı Kayserili Dursun Çiçek, son yıllarda kullanımı giderek artan öz çekimin (Selfie) fotoğraf sanatını olumsuz yönde etkilediğini ifade ederek, ‘Öz çekim, fotoğraf sanatını adeta öldürdü.’ dedi.

    Başbakanlık Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı ile Kayseri Medeniyetin Burçları Derneği tarafından düzenlenen ‘Kayseri Uluslararası Öğrenci Akademisi’nin Güz Dönemi seminerleri başladı. Kayseri ve Civarı Elektrik A.Ş. Toplantı salonunda gerçekleştirilen seminere fotoğraf sanatçısı, yazar ve ilahiyatçı Dursun Çiçek, ‘Dijital Kayseri’ konusunda sunum yaptı. Çiçek, yazının medeniyetin, kültürün sonraki nesillere aktarılmasında önemli bir yeri olduğunu hatırlatarak, ‘Geçmişin birçok yönünü yazı ile tanıyoruz. Örneğin Evliya Çelebi, Seyahatname eseriyle kültürümüzü günümüze aktarmıştır. Daha nice seyahatname türünde yazılan kitaplar vardır. Ancak, fotoğraf makinasının icat edilmesiyle kültür aktarımında yazının yerini görsellik aldı. Fotoğraf, daha çok benimsendi. Çünkü fotoğraf, yazı ile anlatılması mümkün olmayan ayrıntıları, kolay ve aynı zamanda akıllarda kalacak şekilde anlatmaktadır. Şimdi Evliya Çelebi’nin elinde bir de fotoğraf makinası olsaydı, acaba ortaya nasıl bir eser çıkardı? ‘Daha farklı bir eser ortaya çıkardı’ diye düşünüyorum.’ diye konuştu.

    Fotoğrafın görsel düşünme anlamına geldiğini hatırlatan Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü; ‘Günümüzde görsel düşünme, istismar edilir hale geldi. Ortalık adeta fotoğraf çöplüğüme döndü. Özellikle öz çekim ile birlikte bu daha da arttı. İnsanlar sosyal medya aracılığıyla hemen hemen her anını paylaşır oldu. Bu da fotoğraf sanatını öldürüyor. Ancak, ortalık çöplüğe dönüştü diye güzel fotoğraf çekmekten vazgeçecek değiliz. Yine fotoğraf sanatını en güzel şekilde ortaya koymaya devam edeceğiz.’

    Fotoğraf sanatçısı Dursun Çiçek, sunumunu Kayseri’nin tarihi gelişimini fotoğraflarla anlatarak, bitirdi.

    Medeniyetin Burçları Derneği Başkanı Ali Dursun da seminerlerin 12. gerçekleştirdiklerini söyledi.

    Seminere Gürcistan, Afganistan, Arnavutluk, Çad, Kenya, Suriye, Pakistan, Ukrayna gibi değişik ülkelerden gelerek Kayseri’de üniversitede okuyan öğrenciler katıldı.

  • FETÖ’yü eleştirdi başına gelmeyen kalmadı

    Dicle Üniversitesi’nde (DÜ), tutuklanan Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensubu rektörlük yönetimi tarafından örgüt elebaşı Fethullah Gülen aleyhinde konuşma yaptığı gerekçesiyle 8 yıldır doçentlik kadrosu verilmeyen öğretim görevlisi Doç. Dr. Ahmet İnan, örgütün kendisine ve öğretim görevlilerine kurduğu kumpasları anlattı. İnan, 3 kez odasının basıldığını ve darp edildiğini belirterek, örgütün kendisinin ihraç etmek için 5 kez kumpas kurduğunu vurguladı.

    Bir televizyon kanalında Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fethullah Gülen’i eleştiren ve üniversite yönetimini Yüksek Öğretim Kurumu’na (YÖK) şikayet eden DÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ahmet İnan’ın başına gelmeyen kalmadı. Hakkında defalarca soruşturma başlatılan, 3 defa odası basılan ve üniversite yöneticileri ile güvenlikçileri tarafından tartaklanan İnan, Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale Saraç, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sabri Eyigün ve Genel Sekreteri Mustafa Tuna’nın tutuklandığı üniversitenin FETÖ’cü yönetiminin kendilerinden olmayan öğretim görevlilerine yaptıkları kumpaslarını anlattı.

    “Başvurularım aleyhime kullanıldı”

    FETÖ’nün, üniversitede kurduğu vesayet, resmi belgeler üzerindeki sahtecilikleri, akademisyenleri zor duruma sokmaları ve kadrolaşmaları ile ilgili sürekli çeşitli kurum ve kuruluşlara bilgi ve belgeler gönderdiğini anlatan Doç. Dr. İnan, bu yüzden sürekli üniversite yönetiminin hedefinde olduğunu vurguladı. Doçentlik unvanını 2008’de aldığına dikkat çeken İnan, “Ama her defasında örgüt beni kadroya almak istemedi. İster istemez bu konuda da YÖK’e şikayet başvuruları yaptım. Rektör Ayşegül Jale Saraç’ın kadrolaşma sebebiyle istemediği kişilere kadro vermediği yönünde şikayette bulundum. Ancak o dönem YÖK’te de vesayet olması nedeniyle başvurularım benim aleyhime döndürüldü. Yaptığım şikayetler yüzünden üniversite yönetimi benim hakkımda soruşturma başlattı” dedi.

    “Üniversite imkanlarını kullanarak, Gülen ile görüşüyordu”

    Soruşturmalarda yer alan kişilerin FETÖ’nün imamları olduğunu aktaran Doç. Dr. İnan, “Mesela soruşturmacılardan biri Prof. Dr. Mesut Erdal’dı. Erdal, DÜ’deki FETÖ imamlarından biriydi. Hatta üniversite imkanlarını kullanarak, ABD’ye gidip, Fethullah Gülen ile görüşüyordu. Kendisinden aldığı talimatları gelip burada uyguluyordu. Bana ilk önce kademe ilerlemeyi durdurma cezası verdiler. Bu cezanın bana tebliğ edilmesini bekledim ama uzun süre gelmedi” diye konuştu.

    “FETÖ odamı işgal etti”

    Bu süre zarfında 3 defa odasının basıldığına dikkat çeken İnan, “Bütün malzemelerim ve odam FETÖ tarafından işgal edildi. Bunlar, DÜ İlahiyat Fakültesi’nin karanlık mahzenlerinde bekletiliyor. 2009’un temmuz ya da ağustos ayında bana kademe ilerleme cezasını tebliğ etmeleri gerekiyordu. Ancak tebliğ etmediler. Ben de işkillendim. Daha sonra Diyarbakır’daki yerel bir televizyon kanalında katıldığım programda Fethullah Gülen ve cemaati ile ilgili aleyhte konuşma yaptım. Bu konuşmadan sonra FETÖ beni affetmedi. Yönetim hemen o gece toplandı ve aylardır beklediğim tebliği ertesi gün gönderdiler. Ardından 2’nci bir soruşturma açtılar. Bunun gerekçesi ise televizyonda yaptığım konuşmaydı. Kısa süre içerisinde FETÖ’nün tetikçilerine verdikleri soruşturma tamamlandı ve bir kez daha kademe ilerleme cezası verdiler bana. Bununla birlikte beni görevden çekilmiş gibi gösterip, görevden aldılar. Daha sonra ise bu hukuki olmadığı için geri çektiler. Benim verdiğim hukuk mücadelesi de bunda etkili oldu. Çünkü belge üzerinde sahtekarlık yaptıkları yargıya başvurmam üzerine ortaya çıktı.”

    “Göreve başlamadan görevden alınacaktım”

    Göreve başladıktan 2-3 ay kadar sonra üniversite yönetim kurulunun yeniden toplandığını ve 2 Şubat 2011’de kendisi hakkında bir kez daha görevden çekilmiş sayma cezası verdiğini vurgulayan Doç. Dr. İnan, şunları söyledi:

    “Yeniden yargıya başvurdum. Ancak karar 2014’te çıktı ve Danıştay cezamı iptal etti. Ben tekrar göreve başladım. 2015’te bu kez YÖK vasıtasıyla ihraç ettiler benim. Buna karşı da dava açtım ve kazanıp, görevime geri döndüm. Ancak FETÖ yine rahat durmadı. Sahte soruşturmalarla 4’üncü kez görevden aldılar beni. 16 Haziran’da Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi’nde yürütme durdurma kararı verildi. Bu karar göre 27 Temmuz’a kadar görevime devam etmem gerekiyordu. Ama Rektör Saraç yine bir kumpas hazırlamıştı. YÖK beni tekrar savunmaya çağırmıştı. Rektöre, benimle ilgili yürütmeyi durdurma kararı yazısı geldi fakat rektör bunu işleme koymadı çünkü 5. kumpas vardı. Beni tekrar YÖK’ten ihraç ettireceklerdi. Ben görev başı yapmadan bir daha görevden alınacaktım. Ve beni göreve başlatmayacaklardı. Ancak 15 Temmuz’da darbe girişimi oldu.”

    “Beni uyuşturucu sanığı yaptılar”

    8 yıldır unvanı almasına rağmen doçent kadrosu alamadığını vurgulayan İnan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “3 yıldır profesörlük sürem dolmasına rağmen bu unvanımı da vermediler. Yıllarca maaşsız kaldım. Zaman zaman fiziki saldırılara uğradım. Prof. Dr. Mehmet Akın ve Doç. Dr. İhsan Akay’ın fiziki saldırısına uğradığıma kameralar da şahit. Savcılığa başvurdum, delilleri yok ettiler. FETÖ’nün savcıları uyuşturucuya bile ilişkilendirdi beni. Ömrümde esrar görmemişim. Böyle bir insan nasıl uyuşturucu sanığı yapılır.”