Etiket: ‘El

  • Başbakan Yardımcısı Kaynak: “El Bab’daki mücadele Türkiye’nin güvenliğinin mücadelesi”

    Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, “El Bab’da verilen mücadelenin aslında Türkiye’nin geleceğinin, sınırlarının güvenliğinin ve Türkiye’nin insanlarının güvenliğinin mücadelesi olduğunu ben de buradan bir kez daha ilan ediyorum” dedi.

    Beşiktaş Belediyesi, Türkiye tarihinde ilk kez geçtiğimiz yıl kamusal alanda kutlanarak tarihe geçen Hanuka Bayramı bu yıl da Türk Musevi cematinin katkılarıyla yeniden kutlandı. Esma Sultan Yalısı Bahçesi’nde gerçekleşen kutlama programına Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Aram Ateşyan, Katolik Cemaati Latin Temsilcisi Tierrablanca Gonzalez, İsrail Başkonsolosu Shai Cohen, Fas Başkonsolosu Mhamed Ifrıquıne, Türk Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzade ve çok sayıda davetli katıldı.

    Beşiktaş Belediyesi tarafından Esma Sultan Yalısı bahçesinde, farklı din ve kültürlerden vatandaşların katılımıyla düzenlenen törende Türk ve Yahudi toplumları arasında 500 yılı aşkın bir süredir devam eden ortak yaşam kültürünün bir nişanesi olarak binlerce yılın geleneği mumlar yakıldı.

    “Türkiye topraklarında asla Yahudi kardeşlerimiz ile bir problemimiz olmadı”

    Musevileri asla azınlık olarak görmediklerini dile getiren Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, “Bu kardeşlerimiz bizim kadar bu coğrafyanın sahipleridirler. Lozan antlaşmasından hukuki bir tabir olarak azınlık diye ifade ediliyor. Türkiye topraklarında asla Yahudi kardeşlerimiz ile bir problemimiz olmadı. Ama devletler arasında zaman zaman krizler olabilir. İşte Mavi Marmara gemisi hadisesini yaşadık. Bu olaydan sonra Türkiye’de yaşayan Yahudi kardeşlerimizin gerçekten arabulucu olarak büyük gayretlerine şehadet ettik. Dünyanın en çok ihtiyacı olan manzara burada Ortaköy’ümüzde” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’nin insanlarının güvenliğinin mücadelesi”

    Fırat kalkanı Harekatı’nda El Bab’ın alınmasının önemini vurgulayan Veysi Kaynak, “El Bab’da verilen mücadelenin aslında Türkiye’nin geleceğinin, sınırlarının güvenliğinin ve Türkiye’nin insanlarının güvenliğinin mücadelesi olduğunu ben de buradan bir kez daha ilan ediyorum. Yakın zamanda inşallah El Bab’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin desteğiyle Özgür Suriye Ordusu orayı da terörist unsurlardan temizleyecektir” diye konuştu.

    “Bu topraklar saygının ve sevginin toprakları olmak zorunda”

    Hanuka Bayramı’nı geçen yıl ilk kez kamusal alanda kutlanmasının Türkiye’ye katkısı olduğunu ifade eden Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar, “Bu topraklar saygının ve sevginin toprakları olmak zorunda. 500 yıldır bu topraklara ortak değer katan ortak yaşam kültürümüzün bir nişanesi olarak Hanuka Bayramı’nın ilk gecesinde binlerce yıllık bayramın mumlarından bir tanesini yakacağız” dedi.

    “İçimize kapattığımız ışığımızı ülkemiz ile paylaşabildik”

    Hanuka Bayramı’nın kutlamaktan dolayı mutluluğunu dile getiren Türk Musevi Cemaati Başkanı İshak İbrahimzade, “Geçmişin gerçekleri ile hafızalarımızda oluşturduğumuz korkularımızın karanlığını aşarak içimize kapattığımız ışığımızı tekrer sokağımızla şehrimiz ile ülkemiz ile paylaşabildik” ifadelerini kullandı.

  • Cinayeti “el svabı” çözecek

    Trabzon’un Ortahisar İlçesi Çimenli Mevkiinde önceki gün bir otelde bir şahsın hesap yüzünden çıkan kavgada silahla vurularak öldürülmesi olayına karışan şahıslardan alınacak ‘el svabı’ örnekleri cinayeti kimin işlediğini ortaya çıkartacak.

    Edinilen bilgiye göre, eğlenmek için gittiği mekanda çıkan tartışma sonrası silah ile vurulan 38 yaşındaki Serkan Ören olay yerinde hayatını kaybetmesinin ardından Jandarma ekipleri olayla alakalı geniş çaplı soruşturma başlattı. Olay sonrası gözaltına alınan 4 şahıs Ortahisar İlçe Jandarma Komutanlığı’na getirilerek ifadeleri alındı.

    Serkan Ören’in 04.00’da mekanda tartıştıktan sonra olay yerinde ayrıldığı ve bir süre sonra tekrar olay yerine döndüğü ve çıkan 2. kavgada işletme çalışanlarından birinin tabancayı ateşlediği öğrenildi. Karın bölgesinden vücuduna mermi isabet eden Serkan Ören’in araç ile olay yerinden ayrılırken sürdüğü aracın direksiyon başında hayatını kaybettiği öğrenildi.

    Trabzon İl Jandarma Olay Yeri inceleme Komutanlığına bağlı ekipler; otelde bulunan güvenlik kamera görüntülerine el koyarak incelemeye aldı. Gözaltına alından 4 kişiden ‘El Svabı’ örnekleri alınarak Ankara Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı’na gönderildi. Ankara’dan gelecek olan sonuç ile tetiği çeken şüphelinin belirleneceği kaydedildi.

  • (Özel Haber) Türkiye’nin ’El Sistema’sı

    Venezuela’daki El Sistema modelinden örnek alan İzmirli bir grup gönüllü, sanat eğitimine ulaşamayan çocukları müzikle buluşturdu. 10 çocukla başlatılan eğitimler bugün 44 çocuğa ulaştı ve bu çocuklarla Barış Çocuk Senfoni Orkestrası kuruldu. Aralarında Suriyeli çocukların da bulunduğu çocukların en büyük sorunu ise çalışabilecekleri düzenli bir mekanın olmaması.

    Venezuela’da çocuklardaki suça karışma oranını düşürmek amacıyla 1975’te başlatılan El Sistema modeli sınırları aştı, sanat eğitimi alamayan Türkiye’deki çocuklara ulaştı. İzmir’de faaliyet gösteren 100. Yıl Güzelbahçe Rotary Kulübü’nden 30 gönüllü, önce İzmir’de sanat eğitimine ulaşamayan çocukları belirledi, sonra onlar için kendi ceplerinden enstürman aldı. Her gönüllünün giderek artan katkılarıyla 10 çocukla başlatılan eğitimler, bugün 44 çocuğa ulaştı. Kurulan Barış Çocuk Senfoni Orkestrası’nda şimdiden beş konser veren çocuklar arasında Suriyeli ve Doğu Anadolu’dan göç eden çocuklar da bulunuyor. Sloganları “Barış için müzik” olan çocuklar, geçen yıldan bu yana İzmir Devlet Senfoni Orkestrası eski baş kemancısı Kartal Akıncı tarafından eğitim alıyor. Çocukların eğitimi, geçici olarak Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın (TEGV) binasında ve Konak Belediyesi Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde haftada üç gün veriliyor. Bir sanat okulu açmak isteyen ancak şimdilik düzenli bir mekan arayışında olan kulüp, Türkiye’nin El Sisteması’nı sanat eğitimine ulaşamayan diğer çocuklara yaymak için destek arıyor.

    “Bir keman da benden olsun”

    100. Yıl Güzelbahçe Rotary Kulübü’nün geçici dönem başkanı ve Opera Sanatçısı Selmin Günöz, kulübün geçen yılki teması olan “barış” ile ilgili proje geliştirmeye karar verdi. Venezuela’daki El Sistema modelini bire bir uygulamaya çalıştıklarını belirten Günöz, “Barış için bir şeyler yapmamız gerekiyordu. Ben de geçici dönem başkanı ve bir sanatçı olarak yapabileceğim en iyi şeyin, sanat eğitiminden yararlanamayan çocuklara sanat eğitimi vermek olacağını düşündüm. El Sistema modeli gibi sanatı çocukların ayağına getirmeye karar verdik. Seçtiğimiz bölge de İzmir’in sosyo-ekonomik açıdan bu işe en çok ihtiyaç duyduğu bölge olmalıydı. Burada en çok Eşrefpaşa ve Kadifekale semtinden çocuklar var. Bu bölge bir hazine. Aralarında çok yetenekli çocuklar var. Burada Suriyeli çocuklar var, Doğu Anadolu’dan göç eden çocuklar var, İzmirli olan çocuklar var. Tüm enstürmanlar, kulüp üyelerimizin katkılarıyla alındı. ‘Bir keman da benden olsun’ diyerek 10 kişiyle başlattığımız çalışma, şuanda 44 kişiye ulaştı. El Sistema modeli ile dünyaca ünlü sanatçılar yetişti. Umarım bizde de aynı şekilde olur ama meslek edinmeseler bile bir çocuğun hayatına sanatla dokunmak çocuğa büyük bir yön verecektir” dedi.

    “En büyük sorunumuz fon ve mekan”

    100. Yıl Güzelbahçe Rotary Kulübü 2016-2017 Dönem Başkanı Avukat Sema Denizoğlu ise, en büyük sorunlarının fon ve mekan olduğunu belirterek, “Fon oluşturmak için projeler üretiyoruz, destekçiler arıyoruz. Biz sanatın ücretsiz olması gerektiğine yürekten inanıyoruz. İstiyoruz ki; çocuklarımız okuldan çıkınca burada yemeklerini yesinler, sanat eğitimlerini alsınlar, arada kitap okusunlar. Bir sanat okulu hayal ediyoruz. Bir binamız olsa çocuklarımız sadece 1-2 saat eğitim alıp dönmek zorunda kalmayacaklar. Şuanda TEGV ve Konak Belediyesi’nin yer desteği ile çalışma yapabiliyoruz. Kendimize ait bir mekanın olması için çalışıyoruz” diye konuştu.

    “Üç gün değil beş gün çalışmak isteriz”

    Geçen yıldan bu yana haftanın üç günü bin bir emekle çocukları sanatla buluşturan İzmir Devlet Senfoni Orkestrası eski baş kemancısı Kartal Akıncı da şunları söyledi: “Teklif geldiğinde büyük bir coşku duydum. Emekli olmuştum ve çocuklarımıza bu şekilde hizmet edebilmek çok büyük bir onur. Çocuklarımızın ayağına gidebilmek, sanata ulaşamayanlara yardımcı olabilmek çok saygın bir iş. Başlarken bu kadar ilerleyebileceğimi düşünmüyorduk. Çocukların kulakları çok gelişti. İmkanımız olsa üç gün değil beş gün çalışmak isteriz. Buna rağmen çocuklarımız şimdiden beş konser verdi. Hepsini tek tek izliyorum ve hayata bakış açıları değişti. Yeni enstrümanlar almak, daha çok çocuğa ulaşmak istiyoruz.”

    En küçükleri 6 yaşında

    Kendilerine tahsis edilen kemanlarla hem okulda hem de evde çalışan çocuklar da aldıkları eğitimden son derece memnun. 11 yaşındaki Havin Sayan, “Arkadaşımla panodaki yazıyı gördük. Keman çalmaya çok istekliydim. Panoyu görünce karar verdim. Başarabileceğimi düşündüm. Ailem onay verince kaydımı yaptırdım. İleride çok güzel keman çalıp çocuklara keman öğretmek istiyorum” derken, 10 yaşındaki Fatma Artan ise “Keman çalmayı çok seviyorum. Kartal Hoca bize çok güzel anlattığı için dersleri çabuk kavrıyoruz. Hayalim keman hocası ve doktor olmak” diye konuştu. 10 yaşındaki Özge Turgut da “Eğitime arkadaşlarımdan bir ay sonra başladım ama onlara yetişmeyi başardım. Hem evde hem de burada çalışıyoruz. Kartal Hocamız sayesinde başarıya ulaştık. Okulda arkadaşlarıma anlatıyorum ve herkes buraya gelmek istiyor” ifadelerini kullandı. Grubun en küçük üyesi 6 yaşındaki Nisa Bayındır da, keman çalmayı yeni öğrenmeye başladığını, keman çalmayı çok sevdiğini söyledi.

  • El, ayak, göz kapağındaki şişlikler böbrek yetmezliği habercisi olabilir

    Memorial Şişli Hastanesi Böbrek Nakli Merkezi Başkanı Doç. Dr. Burak Koçak, kronik böbrek yetmezliğinin sinsi bir hastalık olduğunu belirterek, “Sabah kalktığınızda el ve ayaklardaki şişme, göz kapaklarındaki ödem gibi belirtiler kişide kronik böbrek hastalığın ortaya çıktığını gösterir. Çocuklarda yetişkinlere göre daha az görülen böbrek yetmezlikleri daha çok doğumsal nedenlerden kaynaklanmaktadır” dedi.

    Kronik böbrek yetmezliğinde erken tanının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Koçak, diyabet, yüksek tansiyon ve aşırı kilonun, böbrek yetmezliğinin önemli nedenleri arasında yer aldığını belirtti. Böbrek yetmezliğinin en doğru tedavisinin böbrek nakli olduğunu ifade eden Doç. Dr. Koçak, ülkemizde yılda ortalama 3 bin civarında böbrek nakli yapılarak hastaların sağlığına kavuşabildiğini söyledi.

    “Kronik böbrek yetmezliği hiçbir belirti vermeden gelişebilir”

    Doç. Dr. Burak Koçak, kronik böbrek hastalığı hakkında şu bilgileri verdi: ’’Böbreklerin vücut için hayati olan süzme fonksiyonunu tam olarak veya hiç yerine getirememesi böbrek yetmezliği olarak tanımlanabilir. Vücudumuz çalışırken sürekli zehirli atıklar ortaya çıkmaktadır. Böbreklerimiz de bu atıkların vücuttan atılmasını sağlamaktadır. Kronik böbrek rahatsızlığı ortaya çıktığında vücut bu atıkları dışarı atamayıp biriktirmektedir. Bir erişkinde böbreklerin süzme fonksiyonu 80 ile 125 arasındadır. Hastalık başladığında bir belirti vermez. Vücuttaki süzme oranı 30’lara kadar düştüğü zaman sabah kalktığımızda el ve ayaklarda şişme, göz kapaklarında ödem gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. Bu belirtilerle birlikte kronik hastalık ortaya çıkmıştır ve böbrekler işlevini yüzde 80 yitirmiş demektir. Kronik böbrek rahatsızlığı ilerlediğinde kansızlığa bağlı olarak halsizlik, vücuttaki ödemler de artmaktadır. Süzme fonksiyon değeri yüzde 10’un altına düştüğü zaman hastanın yaşamını sürdürmesinin iki yolu vardır. Bunlardan birisi geçici bir tedavi olan diyaliz diğeri ise kalıcı bir tedavi olan böbrek naklidir.”

    Şeker böbrek hastalığının en önemli sebeplerinden biri

    Kronik böbrek yetmezliğinde erken tanının önemine de vurgu yapan Doç. Dr. Koçak, ’’Bu durum basit testlerle anlaşılabilir. Herkesin çok kolay şekilde yaptırabileceği idrar testi ile bu mümkündür. İdrarda kan hücrelerinin olması ya da protein atılımının görülmesi böbrek yetmezliğinin erken habercisi olabilir. Aynı zamanda kan testindeki serum kreatinin değerleriyle de anlaşılabilir. Kronik böbrek yetmezliğinin en önemli nedenleri arasında şeker hastalığı (diyabet), yüksek tansiyon, böbrek iltihapları ve aşırı kilodur. Böbrek yetmezliği hastalarının yüzde 30’u şeker hastasıdır. İkinci sırada tansiyon üçüncü sırada da böbrek iltihapları yer almaktadır. Bundan dolayı özellikle kişilerde şeker hastalığı ve tansiyon varsa, 65 yaşın üzerindeyse bu hastaların mutlaka böbrek fonksiyonlarını kontrol ettirmeleri gerekmektedir’’ ifadelerini kullandı.

    Böbrek yetersizliğinin en etkili tedavisi böbrek naklidir

    Kronik böbrek yetmezliği dışında akut böbrek yetmezliğinin de bulunduğunu belirten Doç. Dr. Koçak, ’’Akut böbrek yetmezliği çeken hastalar doğru tedaviyle böbreklerini eski fonksiyonlarına kazanabilir. Geri dönüşümsüz kronik böbrek rahatsızlığı çeken hastaların ise hayatlarını devam ettirebilmeleri için önlerinde iki seçenek vardır. Birinci diyaliz tedavisi diğeri ise böbrek naklidir. Biz hiçbir zaman diyalizi öncelikli tedavi olarak düşünülmemeli, tıbbi durumu uygun olan hastalar böbrek nakli olmalıdır. Böbrek nakli olan hastalar sağlıklı bireyler gibi konforlu bir şekilde yaşamını sürdürebilir. Dünya çapında da böbrek yetmezliğinin birincil tedavisi olarak böbrek nakli tercih edilmektedir. Hastalara hiç diyalize girmeden böbrek nakli olmalarını öneriyoruz. Hasta diyalizde ne kadar fazla vakit geçirirse böbrek nakli tedavisinin etkisi de o kadar azalır’’ şeklinde konuştu.

    ’’Yılda üç bin kişi böbrek nakli ile sağlığına kavuşuyor”

    Ülkemizde ortalama yılda üç bin civarında böbrek nakli yapıldığı bilgisini veren Doç Dr. Koçak, ’’Nakillerin yüzde 75’i canlı vericilerden yapılmaktadır. Geçmişe göre böbrek ameliyatlarında özellikle verici ameliyatlarında kapalı (laparoskopik) cerrahiler tercih edilmektedir. Hastalar bu yöntemler sayesinde ameliyattan bir gün sonra taburcu olmaktadır. 10 gün içerisinde araba kullanmaya başlayıp 3 haftada da işlerine geri dönebilmektedir. Böbrek nakli yapılan kişinin vücudu dışarıdan gelen yabancı böbreği kabul etmemek için direniyor. Fakat bu noktada da ilaçlarla, gelişen teknoloji ve tecrübelerimizle vücudun böbreği kabullenmesini sağlıyoruz’’ dedi.

    “Çocuklardaki böbrek yetmezliğinin çoğu doğumsal sebeplerden kaynaklanıyor”

    Çocuk dönemindeki böbrek yetmezliğinin genellikle doğumsal nedenlerden kaynaklandığını vurgulayan Doç. Dr. Koçak, ’’Çocuklarda da böbrek yetmezliği neredeyse milyon nüfusta 10-15 oranında görmektedir. Bu hastalığın çocuklar ile erişkinleri için farkı, çocuklarda daha çok doğumsal sebeplerle ortaya çıkmasıdır. Bu nedenle doğum sonrasında diyalize ve nakle ihtiyaç duyan ciddi bir hasta grubu olabilir. Böbrek yetersizliği hastası olan çocuklarda gelişme gerilikleri görülmekte, yaşıtlarına göre düşük kilo ve kısa boy sorunları oluşmaktadır. Beden gelişimi tam olarak tamamlanamayan çocukların okul başarıları da olumsuz etkilenmektedir. Bütün bu nedenlere bağlı olarak çocuk hastalarda böbrek naklinin önemi daha da artmaktadır. 5 yaşının altındaki çocuklarda böbrek yetmezliğinin sonuçları ise daha büyük çocuklara göre daha da ağır olabilir. Özellikle 5 yaşın altındaki çocukların mümkünse hemen böbrek nakli olmaları çok önemlidir. Geçmişte düşük kilo çocuklarda böbrek nakline engel teşkil ederken, gelişen teknoloji, alternatif ilaçların üretimi ve cerrahi tecrübeler sayesinde 6-7 kilo olan çocuklara da böbrek nakli yapılabilmektedir. Nakilden sonra da bu çocukların boyu ve kilosu hızla artmaktadır’’ dedi.

    ’’Çocuklarda canlıdan böbrek nakli daha sağlıklı’’

    Çocuklarda genelde canlı vericilerden nakil yapıldığını söyleyen Doç. Dr. Koçak, ’’1 yaşın altındaki çocuklarda kadavradan yapılan nakillerin başarı oranları düşük oluyor. En iyi sonuçları canlı verilerden yaptığımız nakillerde görüyoruz. Nakil yapıldıktan sonra ilk yıl çocuklar için çok önemli. Nakil sonrası bir yılını sağlıklı geçiren çocuklar uzun yıllar bir problem olmadan sağlıklı şekilde yaşıyorlar’’ ifadelerini kullandı.

  • TÜGİK Başkanı Güral: “El ele vererek birlikte başaracağız”

    Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Genel Başkanı Erkan Güral Başbakan Binali Yıldırım’ın Diyarbakır’da duyurduğu, ’Doğu ve Güneydoğu Yatırım-Destek Hamlesi’nin sonuç alacak etkili bir içeriğe sahip olduğunu ve el ele verilerek programın başarıya ulaştırılacağını söyledi.

    Türkiye Genç İşadamları Konfederasyonu (TÜGİK) Genel Başkanı Erkan Güral, Başbakan Binali Yıldırım’ın Diyarbakır‘da duyurduğu, ’Doğu ve Güneydoğu Yatırım-Destek Hamlesi’nin, ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere bölgenin farklı sorunlarının çözümünü sağlayacak bir içeriğe sahip olduğunu söyledi. Türkiye’de bölgeler arası ekonomik eşitsizliğin ve işsizliğin önemli bir problem olduğunu, iç göç ve terör gibi önemli sorunları beslediğini belirten Güral, kamu-özel sektör işbirliği ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kalkındırılması amacıyla başlatılan yeni hamlenin etkili önlemler içerdiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Sayın Başbakanımızın Diyarbakır konuşmasını dikkatle dinledik notlarımızı aldık. Program önümüzdeki 4 yılda 80 milyar lirası özel sektör kaynaklı olmak üzere 140 milyar liralık bir yatırım ve 800 bin ek istihdam öngörüyor, terörden en çok zarar gören illere öncelik veren uygulamalar içeriyor. Sorunların çözümünde kamu-özel sektör işbirliğini çok önemsiyoruz. Kaynağı sağlanmış, planlaması yapılmış yatırım ve destek daha fazla iş ve gelir demektir. Bu da, terörün bitirilmesine ve iç göçün durdurulmasına katkı sunacaktır.

    Son 10 yılda kamu yatırımları, teşvik, destek ve siyasi istikrar ile özel sektöründe yatırım iştahının arttığını ve çok başarılı ekonomik programların hayata geçtiğini gördük. Başbakanımızın açıkladığı bu program da hızlı bir ekonomik gelişmenin tüm unsurlarını taşıyor. Sadece bölge ekonomisin canlanmasına değil, Türkiye ekonomisinin canlanmasına da katkı sağlayacak bir proje. Etnik köken ayrımı yapmadan milletçe sahip çıkarak programı birlikte başarıya ulaştıracağımıza inanıyorum”.