Etiket: Eksiği

  • Kırsaldaki çocukların kitap eksiği gideriliyor

    Kırsaldaki çocukların kitap eksiği gideriliyor

    Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi eğitim ve öğretime yönelik desteklerini sürdürüyor. Kent merkezinin yanı sıra kırsal mahallelerde bulunan okullara okuma kitabı desteğinde bulunarak dezavantajlı öğrencilerin eğitimlerine katkı sunuyor.

    Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Kütüphaneler Şube Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren 8 kütüphanede öğrencilere nezih bir ortamda araştırma ve çalışma olanağını sunarken ilçelerdeki ve kırsal mahallelerdeki okulların kitap eksiğini de gideriyor.

    Kitaplara ulaşmakta güçlük çeken, öğrencilerin ayaklarına kadar gezici kütüphaneyle hizmet götüren Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin bu seferki adresi Ceylanpınar merkez ve Muratlı kırsal Mahallesi oldu.

    Şanlıurfa merkeze en uzak mesafede bulunan ilçede Muratlı Çok Programlı Anadolu Lisesi, Muratlı İmam Hatip Ortaokulu, Muratlı İlkokulu, Yunus Emre İlkokulu, Alpaslan İlkokulu, İMKB Ortaokul, Cengiz Topel İlkokulu, TOKİ ilkokul, Mevlana Ortaokulunda eğitim gören öğrencilere okuma kitabı desteği verildi.

    Ceylanpınar ilçesinde yapılan çalışmalardan ötürü Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül’e teşekkür eden AK Parti ilçe Başkanı Halid Şimşek, “En değerli yatırım eğitime yapılan yatırımdır. Pandemi döneminde yapılan bu program daha da anlamlı oluyor. Ceylanpınar’ın kalkınması ve gelişmesi eğitimle olur. Bu destekten dolayı Başkanımıza teşekkür ederiz” dedi.

    Kitaplarını alan öğrencilerin sevinçleri gözlerinden okunurken öğrenciler, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül’e teşekkürlerini ilettiler.

  • Bakan Pakdemirli: “Türkiye’nin toplam protein üretimi açısından bir eksiği yok”

    Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Türkiye’nin toplam protein üretimi açısından bir eksiği yok. Yani et yerine biraz tavuk yesek, et yerine biraz balık yesek, et yerine biraz hindi yesek bu iş çözülecek. Biz biraz daha agresif bir stratejiyle Türkiye’yi dünyanın balık üssü haline getirebiliriz” dedi.

    Dünya Balık Haftası vesilesiyle Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde Su Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezi (ASAUM) bünyesinde düzenlenen etkinlik, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımıyla gerçekleşti. Etkinlikte konuşan Bakan Pakdemirli, balığın ve deniz ürünlerinin en kalitelisinin Ankara’ya geldiğini belirtti. Türkiye’de geçmişten bu yana senelik 60 ila 100 bin ton civarında et ithalatı yapıldığını kaydeden Pakdemirli, “Bu dönemde çok ihtiyacımız yok gibi görünse de hayvan sayımızda miktar eksiğimiz var. Türkiye’nin toplam protein üretimi açısından bir eksiği yok. Yani et yerine biraz tavuk yesek, et yerine biraz balık yesek, et yerine biraz hindi yesek bu iş çözülecek. Ama tabi ki vatandaşın tercihi bu yönde. 2002’de bu ülkenin bir vatandaşı ortalama 6 kilo et yiyormuş, şu anda ortalama 15 kilo et yiyor. Ama işin bir de sağlık tarafı da var, ben diyetle de ilgilenmek durumundayım, o yüzden diyorum ki eti biraz daha az yiyelim. Diğer taraflara doğru gidelim. Çok değerli bir ağabeyimin bana bir söylediği bir laf var ’kırkına kadar kuzu yiyeceksin, kırkından sonra kuzunun yediğini yiyeceksin’ diyor yani kırkından sona sağlıklı gıdalara yönelmek zorundayız” mesajını verdi.

    “Türkiye’yi dünyanın balık üssü haline getirebiliriz”

    Kanatlı sektörde 400 milyon dolar ihracat varken, balıkta 1 milyar dolar ihracat olduğunu dile getiren Pakdemirli, “2023 hedeflerinin 4-5 sene öncesinden tutan herhalde yegane 2023 hedefidir balıkçılık sektörü. Üç tarafımız denizlerle çevrili bir milyar dolar ihracat var ama ben gelir gelmez dedim ki bu bir milyar dolar ihracat olmaz, bunu 2 milyar dolara çıkarmamız lazım. Bu işin yapılabilirliği var ve biz biraz daha agresif bir stratejiyle Türkiye’yi dünyanın balık üssü haline getirebiliriz. Zaten 600 bin tona çıkması ile ilgili talimat vermiştim. Eğer bu hızla gidersek bana göre 2023’e gelmeden de 600 bin tona çıkabiliriz gibi gözüküyor” şeklinde konuştu.

    Küçük balık avlamaya da değinen Pakdemirli, “Küçük balığı avlamak bana göre hem günah hem de doğru değil. Denizler bizim değil yarınlardaki evlatlarımıza emanet” çağrısında bulundu.

    “Balık cenneti değiliz, politikalar ortaya koymalıyız”

    Ankara Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Erkan İbiş ise dünyada gıda, su ve enerji gibi çok önemli parametreler olduğunu özellikle gıdanın gelecekte geçmişe göre çok daha önemli olacağını kaydetti. Gündemde sağlıklı beslenme, toplumsal refah ve dengeli beslenmenin önemli bir yer tuttuğunu dile getiren İbiş, “Kendi kendine yetebilen yüzde yüz bir tarım ülkesi değiliz. Şu anda hayvancılık ülkesi bakımından da bazı parametrelerde geride kaldık. Üç tarafımız deniz, bu kadar zengin denizlerimiz var, balık cennetiyiz diyoruz ancak balık üretimine baktığımız zaman, balık fiyatları bakımından baktığımız zaman hiç de balık cenneti değiliz. Bu gerçeklere göre politikalarımızı ortaya koymak durumundayız. Elimizden gelen katkıyı vermemiz gerekiyor. Tüm başlıklarda daha öne çıkmamız gerekiyor. Balık, diyabetten alzheimera kadar pek çok insan hastalıklarına kadar bir çok bilinen faydası var. Bu kapsamda üretimi arttırmalıyız. Bunu yaparken de çevreyi, doğayı korumak en önemli parametre olmalı. Çevreyi yüzde yüz koruyacağız diye de bu üretimleri ortadan kaldırmamak gerekiyor. Hedefimiz daha çok üretim, doğayı, çevreyi, tabiatı koruyarak ara formüller üreterek, elbette üreticiyi de koruyarak, teşvik ederek daha çok üretim” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Bakan Pakdemirli, öğrencilere ve basın mensuplarına ekmek arası balık ikram etti. Önlüğünü giyip ocak başına geçen Pakdemirli, tuzlu balık tarifi verdi.

  • Sektördeki eksiği gören marangoz, ölüye yaptığı yatırımla dünyaya açıldı

    Antalyalı girişimci, 150 metrekarelik dükkanında, Türkiye’de tatillerinde hayatlarını kaybeden turistlerin tören veya transfer cenaze tabutlarının yüzde 70’ini tek başına karşılıyor. 15 ayrı modeldeki tabutların fiyatı ise kullanılan malzemeye göre 300 TL ile 3 bin TL arasında değişiyor.

    Antalya’da yaşayan 43 yaşındaki 30 yıllık mobilya ustası Ayhan İnce, 14 yıl önce Türkiye’de yabancılara yönelik tabut üretiminde bir eksiklik olduğunu gördü. Hızla bu alana yönelen İnce, gayrimüslimlerin yanı sıra müslümanlar için de tabut üretmeye başladı. Akdeniz Sanayi Sitesindeki 150 metrekarelik atölyesinde 3 kişiyle çalışan İnce, 15 ayrı modelde tören ve transfer tabut üretiyor. İnce’nin, en büyük pazarını ise Türkiye’nin çeşitli illerine tatile gelerek hayatlarını kaybeden yabancı turistler oluşturuyor. İnce, cenaze sahiplerinin isteğine göre ölen kişinin dini inanışı, renk, motif ve bulunması gereken sembollerin de içinde yer aldığı tören veya transfer tabutunu özel olarak bir günde hazırlıyor. En çok Almanya ve Rusya’ya tabut gönderen İnce, Türkiye pazarının yüzde 70’ini tek başına karşılıyor. Avrupa tabut pazarını incelemeye alan İnce’nin en büyük hedefi ise Türkiye’nin en büyük tabut ihracatçısı olmak.

    “Yüzde 90’ı yurt dışına”

    Türkiye’ye tatile gelip hayatını kaybeden bir turistin istediği her türlü tören ve transfer tabutunu yapabildiğini aktaran İnce, “Antalya’nın yanı sıra diğer illerinde ihtiyacını karşılayabiliyorum. Türkiye’ye tatile gelen misafirlerimiz, burada bir şekilde hayatlarını kaybediyor. Bu kişilerin cenazelerinin ülkelerine geri gönderimlerinde standart tabut ölçüleri var. Bu kapsamda üretim yapıyorum ve tabutlarımın yüzde 90’ı yurt dışına dolu gidiyor” dedi.

    “Tören ve transfer tabutu”

    İsteğe göre iki çeşit tabut üretimi yaptıklarını kaydeden İnce, “Tören tabutları cenazelerin tabutla gömülmelerinde kullanılır. Transfer tabutları ise şehirler veya uluslararası hava ve kara yolu taşımacılığında, içi koku ve sıvı çıkarmayan özel tabutlardır. Ürettiğimiz bin 200 tabutun, 800 adedi yabancı misafirlerimiz için kullanılıyor” diye konuştu.

    “İsteğe göre tabut”

    Cenaze sahiplerinin tabutu, motif, renk, dini inanışlarına uygun sembollerle donatılarak yapılmasını da istediğini dile getiren İnce, “Bazen modelini çizip gönderiyorlar, o çizime göre de tabut yapıyoruz” dedi.

    “Rusya ve Almanya başı çekiyor”

    Avrupa’daki tabut piyasasının analizini yaptığını ve kısa bir süre sonra atölyesini daha da büyüterek ihracata başlamayı planladığını kaydeden İnce, “Tabutlarım çok beğeniliyor. Gelen hiç kimse pazarlık etmeye ihtiyaç duymuyor. Türkiye’ye gele tüm turistlerin ülkesine tabut gönderiyoruz. Japonya, Çin, İngiltere, Hollanda, ABD gibi ülkelerin yanında en çok Rusya ve Almanya’ya tabut gönderiyorum” ifadelerini kaydetti.

    İnce, Türkiye’ye gelen turist sayısına göre işlerinin azalıp, arttığını belirterek, 15 ayrı modelde imal ettiği tabutların fiyatlarının kullanılan malzeme ve işçiliğe göre 300 ile 3 bin TL arasında tabut satışının olduğunu kaydetti.

  • Türk Futbolunun Eksiği: Scout Ekipleri

    Türk futbolunun önemli sorunlarından olan altyapı ve transfer konularını değerlendiren Haliç Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Kıvanç Egeaka, “Kulüplerimiz sporun içinden gelen başkanlara emanet edilirse kurumsal yapıda ve transferlerde yanlışlık yapılmaz” dedi.

    Türkiye’de futbol kulüplerine baktığımızda yeterli oyuncu yetişmediğini ve transfer yanlışları sorununun olduğunu görüyoruz. Bu noktada karşımıza keşfetmek ve yetenek avcılığı anlamlarında kullanılan ’scouting’ kavramı çıkıyor. Altyapılardan yeterli sayıda oyuncu çıkmadığı gibi iyi oyuncuları keşfetmekte de sıkıntı yaşanıyor. Bu noktada önemli bir kavram olarak görülen ’scouting’i ve Türk futbolunun geleceğini Haliç Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu’ndan Öğr. Gör. Kıvanç Egeaka ve Öğr. Gör. İlhami Tek’e sorduk.

    Scouting kavramının geniş bir konu olduğunu belirten Haliç Üniversitesi BESYO Öğr. Gör. Kıvanç Egeaka, “Scouting, keşfetmek, gözlemlemek, incelemek, araştırmak, bulmak olarak tanımlanabilir. Scout ekipleri sadece oyuncuları izlemez. Bunun yanında antrenörlere yardımcı olma, takımların maçlarını ve takım oyuncularını izleyip onların analizini çıkarma gibi görevleri de vardır” dedi.

    Scouting kavramının Türkiye’de yeni yeni gelişmeye başladığını vurgulayan Egeaka, “Scout ekiplerinin görevleri, kulübün mali yapısına ve antrenörlerin düşüncelerine göre sporcuları bulmaktır. Ülkemizde olmazsa olmazlardan bir tanesi de menajerlik sistemi. Bu sistem de işin içine girdiği zaman kulüpler, başkanlar ve antrenörler çok kolay yanılabiliyor. Menajerler scout ekiplerine oyuncu tavsiye edebiliyorlar. Bu yüzden iş, başlangıç noktasından itibaren yanlış ilerliyor. Doğru olan ise scout ekibinin oyuncu bulup kulüplere ve antrenörlere tavsiye etmesi” ifadelerini kullandı.

    “TRANSFERLER KULÜP BAŞKANLARININ NEZDİNDE GERÇEKLEŞİYOR”

    Transferlerin başkanların isteği doğrultusunda gerçekleşmesinin Türk futbolunu olumsuz yönde etkilediğinin altını çizen Egeaka, “Transferlerin kulüp başkanlarının isteği ile gerçekleştirilmesi Türk futbolunu olumsuz etkiliyor. Genel olarak kulüplerde başkanlık yapan kişiler sporun içinden değil de ticaretten geldiği için bu tip hatalar yapılabiliyor. Kulüplerimiz sporun içinden gelen başkanlara emanet edilirse ne kurumsal yapıda ne de transferlerde yanlışlık yapılır” diyerek konunun önemine dikkat çekti.

    ÖRNEK: ALMANYA MODELİ

    “Türk sporunun ilerlemesi için uzun vadeli spor politikalarının olması lazım. Daha sonra altyapı konusunda geliştirmeler yapılmalı” diyen Egeaka, “Dünya futboluna baktığımızda karşımıza bir Almanya modeli çıkıyor. 2000 Dünya Kupası’nda dibe vuran ama 2014 Dünya Kupası’nda şampiyon olan bir takım var. Yapılan araştırmalar doğrultusunda Almanya’nın gençleri geliştirmeye yönelik birçok çalışma yaptığını, kulüp bütçelerinin yüzde 10’unu altyapılara harcadığını görüyoruz. Bu da başarılarını sırrı olarak gösterilebilir. Bununla ilgili rakamları da söylemek gerekirse 12 yıllık toplam maliyet 140 milyon Euro’ya denk gelmiş. Bu yatırımlar karşılığında da 5 bin 601 sporcuya 36 Bundesliga takımında lisans çıkartmışlar. Bizim kulüplerimize baktığımızda ise Galatasaray ve Fenerbahçe 1,2 milyon, Beşiktaş da 500 bin Euro harcamış. Bir başka örnek ise Ajax. Kulüp gelirlerinin yüzde 10’unu altyapısına yatırmış ve her sene 3 oyuncuyu A takıma çıkarma zorunluluğu getirmiş” değerlendirmesini yaptı.

    Türk futbolundaki sorunların herkes tarafından bilindiğini söyleyen Egeaka, “Gittiğimiz panellerde, seminerlerde sürekli sorunun ne olduğu konuşuluyor. Asıl konuşmamız gereken, bunların çözümlerini nasıl hayata geçireceğimiz olmalı. Bunlar devlet gözetiminde spor politikalarıyla zorunluluk haline getirilebilirse, bence kısa zamanda uzun bir yol kat edeceğiz” dedi.

    İLHAMİ TEK: “SPOR KULÜBÜ YÖNETMEK HOLDİNG YÖNETMEKTEN DAHA ZOR”

    Haliç Üniversitesi BESYO Öğr. Gör. İlhami Tek ise, “Türkiye’de yöneticilerin çoğu iş adamı. Bu kişiler sporun içinden gelmiyor ve kulübü de kendi şirketleri gibi yönetmiyor. Bir spor kulübünü yönetmek 10 holdingi yönetmekten daha zordur. Dolayısıyla yapılan transferlerde etkin rol oynayan yöneticilerimiz, ’Nasıl olsa 2-3 sene sonra gidiyorum.’ diyerek bu işe kalkışıyor. Bu da kulübün üzerine büyük bir yük oluşturuyor. Günümüzden örnek vermek gerekirse, Süper Lig’de oynarken 2 yılda 3. Lig’e düşen takımlarımız var. İşte bunlar yönetimlerin hatalarından ve yapılan yanlış transferlerden kaynaklanıyor. O yüzden bana göre asıl büyük sorun, Türkiye’de nitelikli insan bulunmayışı. Buna nitelikli yöneticiler de dahil” diye konuştu.

  • Kobaş: “Bizim Çocuklarımızın Hiçbir Eksiği Yok”

    Türkiye Karate Federasyonu Başkan Vekili Meydan Kobaş, “Yabancı sporculardan bizim çocuklarımızın hiçbir eksiği yok. Biraz kendimizi yeniler isek her branşta başarıları gösterebilecek bir potansiyele sahibiz” dedi.

    Türkiye Karate Federasyonu Başkan Vekili Meydan Kobaş, Dünya’da Türk Karatesi’nin yeri ve Sakarya Karatesi konusunda basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Başkan Kobaş, Türk sporcularının yabancı sporculardan hiçbir eksiği olmadığını söyledi.

    “TÜM BRANŞLARDA BAŞARILI OLABİLİRİZ”

    Karate sporunda başarılı olduğu gibi tüm branşlarda da başarılı olmak istediklerini belirten Türkiye Karate Federasyonu Başkan Vekili Meydan Kobaş, “2015 Yılında dünya genel klasmanında tüm sıralamalarda 10 yıllık puan toplamında Fransa birinci Türkiye ikinci idi. Fakat 2015 yılındaki başarılarda birlikte dünya birinciliğine geldik. Bu belkide Türkiye’de hatta dünyada Türkiye’nin böyle bir sıralamasında yer alması bir ilktir. Gerçekten de biz tüm branşlarımızın bu şekilde olmasını istiyoruz. Diliyoruz ve bunu yapabilecek bir potansiyelimiz var” diye konuştu.

    “TÜRK SPORCULARI YABANCI SPORCULARDAN EKSİKLİĞİ YOK”

    Türk sporcularının yabancı sporculardan eksiği olmadığını belirten Başkan Meydan Kobaş, “Avrupa Şampiyonalarında Fransa’nın, İspanya’nın, İtalya’nın estiği bir devrelerde biz hakikatten öz güvenimizi kaybetmiş gibiydik ama şu anda çok güzel yerdeyiz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi; ’bizim çocuklarımız yapar, yapıyorlar.’ Yaptık ve bunu kanıtladık. Tüm branşlarda yapabileceklerdir. Yapılabilecektir çünkü yabancı sporculardan bizim çocuklarımızın hiçbir eksiği yok. Biraz kendimizi yenilersek her branşta başarıları gösterebilecek bir potansiyele sahibiz” şeklinde konuştu.

    SAKARYA TÜRK KARATESİNDE ÖNEMLİ BİR YERİ VAR

    Sakarya’nın Türk karatesine çok büyük katkı yaptığını da belirten Kobaş, “Sakarya karatesi daha önceden beri Türk karetesine, milli takımlarına sporcular yetiştiren bir ildir. O zamanlar bir tane kulubümüz vardı. Biz diliyoruz ki; sporcularımız her zaman aynı şevk ile devam edeceklerdir. Bugün bir Sakarya Büyükşehir Belediyesi tüm ülkelerden daha çok öne geçtiğini görebiliyoruz. Gerek Pamukova, gerek Sakarya Büyükşehir Belediyesi, gerek Hendek Türk karatesine büyük bir kazanç sağlamakta. Türk karatesinin bu güzel yerlere gelmesine de büyük çabası bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.