Etiket: ekonomiyle

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türkiye’yi ekonomiyle de alt edemeyecekler”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türkiye’yi ekonomiyle de alt edemeyecekler”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’yi vesayetle esir alamadılar. Türkiye’yi terörle dize getiremediler, darbe ile yıkamadılar, tehditle, kuşatmayla, ambargo ile prangaya çekemediler. Türkiye’yi ekonomiyle de alt edemeyecekler” dedi.

    Samsun 19 Mayıs Stadyumu’nda düzenlenen AK Parti Samsun 7. Olağan İl Kongresi’ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 7. Olağan Kongresi’nin kritik bir dönüm noktası teşkil edeceğini belirterek, “Samsun’dan bu önemli kavşakta çok daha fazla destek bekliyorum” diye konuştu.

    AK Parti’yi şahsi hesapları ve hedeflerinin aracı olarak kullanmak isteyenlerin karşılarında milleti bulacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz kaderi Türkiye’nin kaderiyle, Türk milletinin kaderiyle bütünleşmiş bir partiyiz. Türkiye varsa biz varız, Türkiye güçlüyse biz güçlüyüz. İşte bunun için her fırsatta AK Parti milletin partisidir diyoruz. Her kim bu gerçeği unutur, AK Parti’yi şahsi hesaplarının, hedeflerinin aracı haline dönüştürmeye çalışırsa karşısında milletimizle birlikte bizi de bulur. Türkiye tarihinde kuruluşunun üzerinden 19 yıl geçmesine rağmen sürekli kendini yenileyerek geliştirerek, enerjisini tazeleyerek iktidarını devam ettiren başka parti yoktur. Hangi seviyede olursa olsun, partimize hizmet etmiş ve davamıza bağlılığını koruyan kimseyi dışarıda bırakmadan, yeni isimler ve heyecanlarla AK Parti’yi güçlendirmeyi sürdürüyoruz” diye konuştu.

    Partiye üye kazandırmanın önemini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Samsun, seçimden önce seçim kazanmaya var mı? Hanımlar, seçimden önce seçim kazanmaya var mıyız? Gençler seçimden önce seçim kazanmaya var mıyız?” diye sordu. Erdoğan, gelen cevap üzerine “Maşallah” dedi.

    “Türkiye’yi ekonomiyle de alt edemeyecekler”

    Dünyada ve bölgede siyasi, ekonomik, sosyal her alanda çok ciddi kırılmaların yaşandığı, yeni bir küresel düzenin inşa edildiği dönemden geçildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, medeniyetinin ve tarihinin kendisine verdiği sorumluluklara uygun şekilde bu kritik süreçte hakkın, hakkaniyetin, mazlumu, mağdurun yanında yer alıyor. Karşımızda son asrın muktedirleri var. Güçlerini zulme, kan dökmeye, hile ve baskı ile toplumlara sömürmeye borçlu bu zalimlere artık oyunun değiştiğini kabul ettirmek kolay olmuyor. Salgın döneminde, içinde yaşadıkları güven ve refah düzeninin aslında ilk ciddi krizde parçalanabilen bir sırça köşk olduğunu görmelerine rağmen hala eski alışkanlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. Ne kadar direnirse dirensinler, bu değişim selinin önüne set kurabilmeleri mümkün değildir. Milletimiz müsterih olsun, biz birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi sıkı tuttuğumuz sürece Allah’ın izni ile aşamayacağımız engel yoktur” ifadelerini kullandı.

    “Geçmişte uzunca bir süre ülkemizi istedikleri gibi yönlendirmek, istedikleri gibi biçimlendirmek için kullandıkları tüm araçları birer birer ellerinden aldık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi dönemlerinde de aynı oyunların oynandığını ve hüsrana uğradıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Türkiye’yi vesayetle esir alamadılar. Türkiye’yi terörle dize getiremediler, darbe ile yıkamadılar, tehditle, kuşatmayla, ambargo ile prangaya çekemediler. Türkiye’yi ekonomiyle de alt edemeyecekler. Salgın döneminde dünya kavrulurken, biz sadece kendi ayaklarımız üzerinde durmakla kalmadık, yardım isteyen her yere el uzattık. Şuana kadar 155 ülkeye yardım elimizi uzattık. Yok demedik, hepsinin yardımına koştuk. Maske, tulum, ilaç gönderdik. Ne varsa elimizde paylaştık. Çünkü biz bu dünyada alan el değil, veren el olmak için var olduğumuzu ispatladık. Bölgemizde terör örgütleri ve zalim rejimler kardeşlerimizin canlarına ve şereflerine saldırırken pek çoklarının yaptığı gibi sırtımızı dönmedik, bilfiil sahada kendilerine kalkan olduk. Suriye’de, Libya’da, Azerbaycan’da kardeşlerimizin yanında biz varız. Akdeniz’den Karadeniz’e, Suriye’den Libya’ya, Kıbrıs’tan Karabağ’a her yerde aynı onurla tabloyu ortaya koyduk. İnşallah bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz. Her büyük mücadelede, her büyük sıçrayışta olduğu gibi elbette bedeller ödüyoruz. Terörle mücadelede, darbe girişimlerinde, sınır ötesi harekatlarda şehitler verdik ama şunu unutmayın, her şehit bizim için arazilerin vatan olması demektir. Eğer bir vatana sahipseniz bu böyle oluyor. Ekonomimize yönelik saldırıların maliyetleri oldu ama bu maliyetler durup dururken olmadı. Hedeflerimize ulaşmak için hızla yol alırken kimi alanlarda bizi yavaşlattılar ama ülkemizi bu kutlu yoldan geri döndüremediler. Milletimizin birliğini, beraberliğini bozamadılar. Bunun için kurdukları tuzakların hepsini başlarına geçirdik. Türkiye’ye nasıl 18 yılda demokraside ve kalkınmada çağ atlattıysak, önümüzdeki dönemde de ülkemize hizmetlerimizi artırarak sürdüreceğiz. Oruç Reis ile Fatih ile Koca Yusuf ile Kanuni ile Yavuz ile sürdüreceğiz. İnşallah sismik araştırmalarımızla, sondaj çalışmalarımızla gelecek çok daha farklı olacak.”

    Erdoğan, konuşmasının sonunda 18 yılda Samsun’a yapılan yatırımlardan bahsederek, “Samsun’a son 18 yılda toplam eski rakam ile 30 katrilyon, bugünkü rakam ile 30 milyar lirayı aşan yatırım yaptık” dedi.

    Erdoğan, yapımı tamamlanan ve devam eden projeler hakkında da bilgi verdi.

  • TÜMSİAD Genel Başkanı Doğan: “Ülkelerin birbirleriyle olan savaşları topla tüfekle değil ekonomiyle ticaretle oluyor”

    İzmir Katip Çelebi Üniversitesinde (İKÇÜ) ‘Ticaret Savaşları ve Ülke Ekonomisine Etkileri’ konulu panelde konuşan Tüm Sanayici ve İş adamları Derneği (TÜMSİAD) Genel Başkanı Yaşar Doğan, “Ülkelerin birbirleriyle olan savaşları topla tüfekle değil ekonomiyle ticaretle oluyor” dedi.

    İKÇÜ Ekonomi Topluluğu tarafından ‘Ticaret Savaşları ve Ülke Ekonomisine Etkileri’ konulu panel düzenlendi. Panelin moderatörlüğünü İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ertuğrul Deliktaş üstlenirken, konuşmacılar ise TÜMSİAD Genel Başkanı Yaşar Doğan, TÜMSİAD Genel Sekreteri Osman Kurtkan Kapıcıoğlu, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, İKÇÜ İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Emine Beyza Satoğlu’dan oluştu.

    Ticaret savaşlarının populize olmaya başladığını kaydeden TÜMSİAD Genel Başkanı Doğan, “Ülkelerin birbirleriyle olan savaşları topla tüfekle değil ekonomiyle ticaretle oluyor. Bu da ülkelerin içinde olan büyük firmalarla, sermayelerle olmaya başladı. Burada ülkelerin bir takım stratejik rolleri var. Aynı zamanda buna entegre olan toplumsal kitlelerin algılarıyla oluşan bir takım problemler var” diye konuştu.

    Doğan ayrıca iş dünyasının sakin ve gergin olmayan ortamları tercih ettiğini, daha riski az olacak şekilde hareket etmeye çalıştığını belirtirken, sermaye ve yatırımın güvenli limanlarda hareket ettiğini belitti.

    “Yerli ve milli yatırımlar güçlenmeli”

    İş dünyası hakkında da değerlendirmede bulunan Doğan, “100 liraya sattığımızı 80 liraya üretiyoruz diye düşünüyoruz ama eğer yarı ham madde gibi bunu dışarıdan alıyorsak, sıkıntı yaşıyoruz. Üniversite proje geliştiriyor, para yok. Dolayısıyla parayı da oluşturabilecek unsurları deşifre etmeliyiz. 2017’de 157 milyar, 2018’de 17 milyar ihracat var ama hedeflerin çok altındayız. Tasarruf etmiyoruz, tasarruf etmeliyiz. Yerli ve milli yatırımlar güçlenmeli. Teknoloji üretmeli, teknolojiyi ticarete dönüştürüp ihracat yapmalıyız, markalar oluşturmalıyız” ifadelerine yer verdi.

    “Türkiye’mizde atacağımız çok adım var”

    İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener de dünyada “Ticaret savaşları” denilince genellikle ABD’den sonra baş rolü Çin aldığını, iki ülkenin karşılıklı gümrük duvarlarını yükselttiği bu filmde, dönem dönem AB’yi de sahnede görebildiklerini kaydetti. Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu savaşlar sönümlendiğinde başrol oyuncularını izleyen bir Türkiye değil, kendini konumlandırmış, hazırlıklarını yapmış ve rekabet üstünlüklerini yeniden biçimlendirmiş bir Türkiye için çaba göstermeliyiz. Başrol potansiyeli olduğu halde figüranlıkla yetinen ülkeleri gözünüzün önüne getirdiğinizde, bunu açıkça görebilirsiniz. Savaşlarda, krizlerde değil; tarihi ve stratejik konumu gereği kalkınmada ana aktör olabilecek, tarihi boyunca hiçbir zaman yan rolleri kabul etmemiş Türkiye’mizde de atacağımız çok adım var. Ticaret savaşlarının ortasında, ateş çemberiyle çevrili bir ülke olarak, bir yandan geleneksel pazarımız AB ile irtibatı koparmadan, öte yandan ABD ile hassas dengeleri gözeterek Çin gibi çok büyük avantajlar barındıran alternatif pazarlarla büyümeliyiz.”

    “Cumhuriyetimizin 100. yılına bir başarı hikayesi taşımalıyız”

    Türkiye’nin 2018 yılı içerisinde birçok ekonomik saldırıya maruz kaldığını hatırlatan Özgener, ancak tansiyonun düştüğünü, ekonomi, üretim ve ihracat için yeniden motive olduğunu belirtti. Enflasyonla Mücadele Programı’nı destekleyen vergi indirimleriyle birlikte piyasalarda ciddi bir rahatlama da yaşandığını vurgulayan Özgener, “Cumhuriyetimizin 100. yılına bir başarı hikayesi taşımalıyız. Bu da yerli ve milli paramızı kullanmaktan, yerli ve milli ürünlere yönelmekten ve ara malı bağımlılığından kurtulacak reçeteler bulmaktan geçiyor. Ortadoğu coğrafyasında küresel bir güç olabilmek, Ulu Önder Atatürk’ün de işaret ettiği gibi ekonomik bağımsızlık şiarından geçiyor. Yerli ürünler tercih edildiği zaman ülkemizde kalan parayla organize sanayilerinin oluşmasına, sanayinin gelişmesine katkı sağlanabilir. Bu sayede üniversiteyi tamamlamış gençlerimiz daha kolay iş bulur. Bu nedenle, toplumumuzda yerli ve milli ürün kullanımı konusunda farkındalık ve bilinç oluşturulması amacıyla toplantıların sayısını artırmalıyız” dedi.

    “Yaşayarak öğreniyoruz”

    Panelde konuşan İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse de “Ekonomi deyince üretim, tüketim, rekabet anlardık. Artık bunun içine ekonomik savaş da girdi. En kötüsü bunu yaşayarak öğreniyoruz, içinde bulunuyoruz. Ekonomik araçlar etkili silah olarak kullanılıyor. Bu dünyanın ciddi bir sorunu” ifadelerini kullandı.

  • Sözütek: “Kayıt dışı ekonomiyle mücadele artırılmalı”

    Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (Adana ESOB) Başkanı Nihat Sözütek, yapılan denetimlere rağmen Adana’da kayıt dışı ekonominin önüne geçilemediğini söyledi.

    Sözütek yaptığı açıklamada, Adana’da kayıt dışı ekonomi diye adlandırılan devlete ve birliğe kayıt yaptırmadan faaliyet gösteren yüzlerce esnaf bulunduğunu belirterek, “Biz onlarla mücadele etmeye çalışıyoruz. Valilik bize yardım ediyor. Ancak bunun bir türlü önüne geçemiyoruz. Denetimlerin mutlaka artırılması gerekiyor” dedi.

    “Hem esnaf hem devlet kazanır”

    Kayıt dışının sadece bir alanda olmadığını belirten Sözütek, “Korsan taksi, korsan servis, korsan döviz büroları bile var. Şu an Adana’da kayıt dışı olmayan esnaf türü yok. Ataların bir sözü var ’üzüm üzüme baka baka kararır’ diye. Bizim esnaf da korsan iş yerlerine bakarak kayıt dışına yöneliyor. Kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınsa hem devlet, hem esnaf hem de Adana kazanacak” diye konuştu.

    En az vergi veren esnafın devlete yılda 2 bin lira ödediğini ancak kayıt dışı çalışanın 5 kuruş bile vergi vermediğini ifade eden Sözütek, kayıt dışının önüne denetimler artırılarak geçilebileceğini söyledi.

    “Suriyeliler de kayıt dışını artırdı”

    Nihat Sözütek, Adana ve çevre illere Suriye’deki savaştan kaçarak gelen sığınmacıların da kayıt dışı iş yeri açtığını ve haksız rekabete neden olduğunu vurgulayarak, “Mersin’de Suriyeliler ekmek fabrikası açmış. Bütün bu bölgeye ekmek dağıtıyor. Bizim Adana’da bir sürü Suriyeli iş yeri var. Bunlar burada para kazanıyor ama vergi vermiyor. Öbür tarafta Türk esnaf vergi vererek bununla rekabet etmeye çalışıyor. En azından bu Suriyeliler iş yeri açıyorsa bir Türk esnafın üzerine açsın vergi versin” dedi.