Etiket: Ekonomisinin

  • Bakan Elvan: “Bu darbe girişimine rağmen Türkiye ekonomisinin son derece sağlam temeller üzerine oturtulduğu görülmüştür”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, “Hangi açıdan bakarsanız bakın gerçekten bu darbe girişimine rağmen Türkiye ekonomisinin son derece sağlam temeller üzerine oturtulduğu görülmüştür” dedi.

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, TGRT Haber ve İhlas Haber Ajansı (İHA) Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’a gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başbakan Binali Yıldırım’ın Kılıçdaroğlu’nu arayarak mitinge davetini yinelemesine ilişkin Bakan Elvan, “Pazar günkü demokrasi mitingimizin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Tüm dünyaya bir mesaj vermesi açısından oldukça önemli aslında 15 Temmuz akşamından itibaren milletimiz başta Cumhurbaşkanımız Başkomutanımız olmak üzere Başbakanımız, hükümetimiz, milletimiz ile birlikte çok önemli mesajlar verdiklerini düşünüyorum. Ama özelikle Pazar günkü Demokrasi Mitingi’nin son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Bu çerçevede de özellikle CHP, MHP liderlerinin katılmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Dün biz Mersin’deydik. Hem Silifke’de hem de Erdemli’de vatandaşlarımızla buluştuk. Örneğin Silifke’de Büyükşehir Belediye Başkanı, Milliyetçi Harekat Partisi Milletvekili, CHP’den Milletvekilleri konuşmalar yaptılar. Daha sonra ben vatandaşlarımıza bir konuşma yaptım bu havanın birlik ve bütünlük havası özellikle 15 Temmuz’dan sonra çok güçlü bir şekilde ortaya çıktı. Türkiye’nin Türk milletinin 79 milyon insanın demokrasiye ne kadar bağlı olduğunu, demokrasinin asla vazgeçilemez bir rejim olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Tabiî ki bunu görmeyenler duymak istemeyenler var Türkiye’deki bu halkın gücünü o Kurtuluş Savaşı’ndaki ruhu yaşatan ruhu görmek istemeyenler var. Biz tüm dünyaya şunu gösterdik. Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti devleti demokrasiden asla vazgeçmez. Milli iradeden daha üstün bir şey düşünemeyiz. Miletlimiz ülkemize sahip çıkmıştır. Ülkemizi uçurumun eşiğinden döndürmüştür. Biz milletimize ne kadar teşekkür etsek azdır diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    “Yenikapı’ya tüm vatandaşımızın, milletimizi davet ediyoruz” diyen Elvan şunları kaydetti:

    “Miting alalarında parti ayrımı gözetmeksin Türkiye sevdalısı olan ay yıldızlı bayrak sevdalısı olan vatan millet sevdalısı olan herkesin sokaklarda olduğunu görüyoruz. Burada vatandaşımızın söylediği şey şu ‘Söz konusu vatansa gerisi teferruattır’ bunu söylediğini görüyoruz. CHP’li vatandaşlarımızın CHP’ye destek veren vatandaşlarımızın Yenikapı’ya geleceğini düşündüğümüzde CHP Genel Başkanının da Yenikapı’ya gelmesinin anlamlı olacağını düşünüyoruz.”

    “Bunların ne kadar hain bir örgüt olduğunu tüm milletimiz gördü”

    CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal’ın ’kaset komplosu’ yorumuyla ilgili Elvan, “Şöyle ifade edeyim bu FETÖ’cü satılmış güruh başlangıçta hatırlarsanız şöyle bir 15-20 yıl geriye döndüğünüzde, hatta son 5- 6 yıl öncesine kadar sevgiden, barıştan, kardeşlikten bahsediyordu. Onların bahsettiği sevgi düşmanlıkmış onların bahsettiği kardeşlik ülkeyi işgalmiş onların bahsettiği saygı ülkede demokrasiyi kaldırmakmış bunların ne kadar hain bir örgüt olduğunu tüm milletimiz gördü. Dolayısıyla bunlardan her şey beklenir. Hele ki bu o adi birilerinin belki talimatlarıyla da hareket edebilen terörist başı sağa sola yalvarma eyleminde bulunan O köpek zihniyetli şahıs çok affedersiniz ki ama bu ne söyleseniz layık. Bunun son günlerdeki davranışlarını da görüyorsunuz bunları milletimiz hiçbir zaman itibar etmemeli Türkiye’miz çok daha güzel günler görecek. O adamların yapmayacağı pislik yoktur. Milletin üzerine silahla saldıran, milletin silahıyla, milletin tankıyla, milletin helikopteriyle saldıran bu hainlerin her şeyi yapabileceklerini düşünmek lazım dolayısıyla bu hainin her şeyi yapabileceğini düşünmek lazım. Bu konuda da tavizsiz bir biçimde askeriyenin de, polisin de kamu kurum ve kuruluşlarında temizlenmesi kökünün kazınması son derece önemli. Deniz Bey’in yaklaşımının ne olduğunu tam olarak bilmiyorum ama bunların yapamayacağı hiçbir şey yok dolayısıyla bunlara karşı son derece temkinli olmalıyız” açıklamasında bulundu.

    “115 civarında kişi açığa alındı. Bunlar arasında 1 müsteşar yardımcısı 2 genel müdür 10 daire başkanı uzman ve uzman yardımcısı var”

    Bakan Elvan, kamu kurum ve kuruluşlarındaki temizlemelerin ardından Kalkınma Bakanlığı’ndaki terörist yapılanmaya ilişkin yapılan çalışmalara ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

    “115 civarında kişi açığa alındı. Bunlar arasında 1 müsteşar yardımcısı, 2 genel müdür, 10 daire başkanı uzman ve uzman yardımcısı var. Bunları aldık. Üstünde çalıştığımız isimler var devam ediyoruz. Dediğim gibi her kurumda olduğu gibi bizim bakanlığımızda da bu tür bir yapılanma maalesef olmuş ama bunları temizleyeceğiz. Son derce titiz bir çalışma yürütüyoruz. Gece sabalara kadar çalışıyoruz açıkçası vatandaşlarla olan ilişkileri konuşmaları, tutum ve davranışları hepsini dikkate alıyoruz. Temizlik harekâtı devam edecek. Bunları temizlediğimiz takdirde bizim önümüz daha da açılacak daha dinamik bir yapı olacak. Çünkü biz gerçekten liyakat sahibi işini bilen bu tür terör örgütüyle bağlantısı olmayan insanlarla işimizi yürüteceğimize inanıyorum.”

    “Eğer ön yargılı değillerse açıkçası olumsuz bir netice ben beklemiyorum”

    Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s ten gelecek açıklamayla ilgili soruya Elvan,“Moody’s ile ilgili biliyorsunuz bakanlığımız görüştü. Maliye Bakanlığı’mız ve Hazine Müsteşarlığımızla da ile de görüşmelerde bulundu Moody’s. Tabi oldukça olumlu bir havada geçti bu görüşmeler. Türkiye ekonomisinin gerçekten bu süreçte ne kadar sağlam temeller üzerinde oturtulduğu aktarıldı. Yapısal reformlarımız konusundaki yaklaşımlarımız aktarıldı. Dönüşüm programlarımıza yönelik yaptıklarımız aktarıldı. Dolayısıyla eğer ön yargılı değillerse açıkçası olumsuz bir netice ben beklemiyorum” dedi.

    “S&P’nin yaklaşımıyla darbecilerin yaklaşımı arasında çok bir fark görmüyorum ben”

    S&P ile 2012 sonundan itibaren herhangi bir anlaşmanın bulunmadığını belirten Elvan, şunları kaydetti:

    “Yani biz S&P’nin Türkiye ile ilgili değerlendirmelerini hiç dikkate almadık. Bundan sonrada almayacağız. S&P’nin maalesef diğer kredi değerlendirme kuruluşları ile karşılaştırıldığında ön yargılı bir yapıda hareket ettiğini görüyoruz. Daha darbe girişimi aşamasında ellerinde hiçbir veri yokken bir açıklama yaptılar ve notumuzu düşürdüler. Notumuzu düşürürken şu ifadeyi kullandılar; Türkiye’de bir ayrışmanın söz konusu olduğunu söylediler halbuki tam tersi söz konusu oldu bilakis hain darbe girişimi sonrasında vatandaşlarımız arasında bir bütünleşeme ve kaynaşma söz konusu oldu S&P ne diyor bir ayrışmanın söz konusu olduğunu ifade ediyor. Durum tüm çıplaklığıyla ortada bunu sadece S&P’yi biz eleştirmiyoruz, batılı bazı ekonomistlerde S&P’nin ön yargılı olduğunu söylüyor. Darbenin hedefi de ayrışmaydı. Allah korudu gerçekten milletimizin dik duruşu inanılmaz bir başarıyı beraberinde getirdi. Dolayısıyla S&P’nin yaklaşımıyla darbecilerin yaklaşımı arasında çok bir fark görmüyorum ben. Herhangi bir bilimsel veriye dayalı açıklaması yok. Ama apar topar bir ayrışmadan bahsediyor. Bizden bir veri istemeden.”

    “Darbe girişimi ve sonrasındaki haftayı da içeren bir rakam Türkiye’ye sermaye girişi 1.2 milyar dolar”

    Darbe girişimi sonrasında sermaye çıkışı yaşanıp yaşanmadığına dair açıklamalarda bulunan Elvan, “Sermaye çıkışı bir miktar yaşandı. Oldukça düşük seviyede bir çıkış yaşandı. 15 Temmuz sonrası 522 milyon dolarlık bir sermaye çıkışı oldu. Ama size başka bir veri vereceğim. 1-22 Temmuz arası yani darbe girişimi ve sonrasındaki haftayı da içeren bir rakam Türkiye’ye sermaye girişi 1.2 milyar dolar. Peki Türkiye’den çıkan ne kadar 1-22 Temmuz arası 651 milyon dolarlık bir çıkış var. Neti 533 milyon dolar net girişimiz var. Bu darbe girişimine rağmen düşünün bir ülkede darbe girişimi olacak o ülkede ekonomi allak bullak olur. Hatırlayınız Ahmet Necdet Sezer zamanında rahmetli Ecevit zamanında bir kitap fırlatmayla ekonomi göstergeleri faizler yüzde 3 bin 5 binlere yükseldi. Böyle bir gerçekten vahim bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalıyoruz. Darbe girişimine rağmen işte bugün Newyork Times’da çıkan bir yazıda Türkiye ekonomisinin son derece yatırımcılar açısından cazip olduğunu ve darbe girişmene rağmen başarılı bir süreç geçirdiğini ifade etti. IMF Başkanı yine bu darbe girişimine rağmen inanılmaz bir başarı söz konusu olduğunu ifade etti. Yine buna benzer değişik ekonomistlerin açıklamaları var. Bizim ekonomizmi bu kadar ilerlerken ülkemizi darbecilerle aynı zihniyete sahip olarak Türkiye aleyhine kampanya yaptıklarını görüyoruz. Parayla makale yazdırıyorlar. Parayla insanları konuşturuyorlar. Ama biz rakamlarla konuşuruz” şeklinde konuştu.

    “Ekonomik göstergelerimize baktığımızda darbe girişimine rağmen ekonomik göstergelerin oldukça iyi olduğunu görüyoruz”

    “Ekonomik göstergelerimize baktığımızda darbe girişimine rağmen ekonomik göstergelerin oldukça iyi olduğunu görüyoruz” diyen Elvan, “Mesela Türkiye’nin riskini ortaya koyan uluslar arası piyasalarda finanslarda çok kullanılan bir gösterge var CDS dediğimiz bu nedir? 5 yıl vadeli tahminim yani borçlanmanın ödenememesi durumunda sigortalanma maliyeti. Şimdi bakınız CDS rakamı yükselirse Türkiye’nin riski artıyor demektir. CDS rakamı düşerse Türkiye’nin riski azalıyor demektir. Bir örnek vereceğim Eylül 2015 FED’in faiz artırım sinyali verdiği ay bizim o ay CDS’imiz 329’a çıktı. Ocak 2016’da Sultanahmet saldırısı sonrası bizim CDS’imiz 315’di. Bugün Türkiye’nin CDS’i 271 bugün itibariyle, darbe girişimine rağmen bizim CDS’imiz yani ülke riskimiz Eylül 2015’teki riskten Ocak 2016’daki riskten daha düşük. Gerçekten Türkiye ekonomisinin vatandaşımızın Cumhurbaşkanımıza olan güveni, hükümetimize olan güveni bu milli birlik ve beraberlik ruhu ve ekonomimizin sağlam temeller üzerine oturtulması bunda oldukça önemli diye düşünüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

    “Kurunda biraz daha aşağı doğru ineceğini düşünüyoruz”

    Dolar ile ilgili değerlendirmede bulunan Elvan, “Bir başka göstergeden bahsedeceğim döviz kuru, dolar dolara bakalım Eylül 2015’te yine FED’i faiz artırım sinyali verdiği dönemde 3.06. Ocak 2016’da 3,05’e çıktı. Bugünlerde 2,99, 3,00, 3,01 bandında seyrediyor. 15 Temmuz akşamından sonra 15 Temmuz ile bugünü kıyasladığımızda aşağı yukarı yüzde 4’lük bir dalgalanma olduğunu görüyoruz. Bu rakam bile 3,01 rakamı bile Eylül 2015’teki, Ocak 2016 ‘da ki rakamdan daha düşük. Geçen seneden demeyelim ama bunlar anlık gelişmeler. Fed’in faiz artırım sinyali vermesiyle birlikte yükselme oldu daha sonra düşüş eğilimine girdi. Biz orta vadeli programımızda hedef olarak doları 3 TL olarak almıştık. Biz bunu muhafaza ediyoruz. Herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Kurunda biraz daha aşağı doğru ineceğini düşünüyoruz. Beklentimiz o yönde” ifadelerini kullandı.

    “Enflasyonda yüzde 7,5 hedefimizi sürdürüyoruz”

    Faizlerde yüzde 0,6’lık bir artışın söz konusu olduğunu söyleyen Elvan, “10 yıl vadeli tahvillere baktığınızda böyle bir artış söz konusu oldu. Aşağı yukarı yüzde 6-6,5 civarında bir artış söz konusu. Buda oldukça sınırlı kalmıştır. Faiz dışında enflasyonda yüzde 7,5 hedefimizi sürdürüyoruz. Her ne kadar bu ay enflasyon rakamları yüksek geldi. Özellikle tütün ve alkollü içecekler ile işlenmemiş gıdadan kaynaklanan bir yükselme söz konusu. Biz 7,5’lik hedefimizi koruyoruz. Türkiye’nin ilk çeyreğinde 4.8’lik bir büyüme performansı gerçekleştirdik. İkinci yarıda 4 civarında bir büyüme bekliyoruz. Bu büyüme rakamları oldukça önemli. Dünyadaki bu büyüme rakamları oldukça önemli. Dünyadaki bu küresel piyasalardaki daralma, büyüme oranlarının sürekli aşağı çekilmesi ve özellikle uluslar arası kuruluşların Dünya Bankası, IMF, OECD gibi kuruluşların sürekli olarak büyüme rakamlarını aşağı yönlü revize etmesini dikkate aldığımızda gerçekten Türkiye’nin halen güçlü bir büyüme performansına sahip olduğunu görüyoruz. Bu noktada da herhangi bir sıkıntımız söz konusu değil. Türkiye gerçekten uluslararası yatırımcılar için son derece cazip bir ülke. Ama özellikle dışarıda bazı Türkiye aleyhine önyargılı olan darbecilerle aynı zihniyete sahip olan bazı kesimlerin Türkiye aleyhine propaganda yaptıklarını görüyoruz. Bununla ilgili çalışmalarımız da var” açıklamasında bulundu.

    “15 Temmuz darbe girişimi öncesi Türkiye’nin iç ve dış şoklara karşı ne kadar dayanıklı olduğu test edilmiştir”

    “Brüksel, Londra, Paris, Washington’da paralel yapıya ne zaman tam karşılık verilecek?” sorusuna Elvan, “Dün 8 bakan arkadaşımız başbakan yardımcımız başkanlığında bir toplantı gerçekleştirdik bununla ilgili olarak. Kapsamlı olarak bu konuyu ele aldık. Ekonomi Bakanlığımızın 24 ülkeye yönelik kapsamlı bir çalışması var. İş dünyasıyla, işadamlarımızla birlikte bir çalışma programı hazırladılar. Diğer taraftan ekonomiyle ilgili diğer bakanlarımızın, Kalkınma, Maliye Bakanlığımız ve diğer bakanlıklarımız da kendi üzerilerine düşeni yapma konusunda çalışma yapıyorlar. Biz de bir çalışma yapıyoruz. Uluslar arası organizasyonlara, kuruluşlara, bazı bankalara, değişik finans kesimlerine yönelik programlarımız olacak. Türkiye’deki gerçek resmi anlatacağız biz. Olmayan bir şeyi anlatmayacağız. Türkiye’de yaşanan hadise belli. Ama bu darbe girişimine rağmen Türkiye ekonomisinin ne kadar sağlam temeller üzerine oturduğunu anlatacağız. Türkiye ekonomisinin sağlam temeller üzerine oturtulmasının en önemli göstergelerden bir tanesi, sadece kısa vadeli bakmakla değil, birazda orta vadeli bakmamız lazım. 2013 yılından itibaren bakalım, 17-25 Aralık darbe girişimini yaşadık, onun öncesinde Gezi olayları vardı, MİT operasyonu vardı, daha sonra Suriye’den gelen göçmenlerin milyonlarca insanın Türkiye’ye akın etmesi durumuyla karşı karşıya kaldık, Rusya krizini yaşadık uçak hadisesi, terör saldırıları, bu teröristlerin şehirlerimizden ilçelerimizden temizlenmesi operasyonları yine uluslar arası finans piyasasında daralma, dünyada ekonomik bir kriz halen yaşanıyor, bunların hepsini dikkate aldığımızda Türkiye’nin iç ve dış şoklara karşı ne kadar dayanıklı olduğu görülmüştür. Aslında 15 Temmuz darbe girişimi öncesi Türkiye’nin iç ve dış şoklara karşı ne kadar dayanıklı olduğu test edilmiştir” yanıtını verdi.

    “Bu darbe girişimine rağmen Türkiye ekonomisinin son derece sağlam temeller üzerine oturtulduğu görülmüştür”

    Borsanın normalde böyle bir darbe girişimi sonrasında kapandığını belirten Elvan, şunları kaydetti:

    “Borsa kapanmadı. Böyle bir durum karşısında sermaye hareketlerine kısıtlama getirilir. Biz getirdik mi getirmedik. Sermaye hareketlerinde herhangi bir kısıtlama olmadı. Merkez Bankamız son derece akılcı bir politika izledi, başarılı süreci yönetti. Sınırsız bir likidite imkanı sundu. Bir mevduat çıkışı oldu mu? Olmadı. Ek bir kredi talebi söz konusu olmadı. Mevduat ve kredi faizlerinde bir artış söz konusu oldu mu? Olmadı. Hangi açıdan bakarsanız bakın gerçekten bu darbe girişimine rağmen Türkiye ekonomisinin son derece sağlam temeller üzerine oturtulduğu görülmüştür. Bankacılık sektörümüzün de güçlü bir alt yapıya sahip olduğunu görüyoruz. Sermaye yeterlilik oranımız yüzde 15.5’ti. En son açıklanan yüzde 15.9. Dolayısıyla diğer birçok ülkeye baktığımızda sermaye yeterlilik oranlarının oldukça düşük seviyelerde olduğunu görüyoruz. Hangi açıdan bakarsınız bakın gerçekten Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerine oturtulmuştur. Ama birileri Türkiye ile hesaplaşmak istiyor. Onlara karşı da bizim mücadelemiz sürecek. Gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz. Ülkemizin birliği, beraberliği, dayanışması için hep birlikte Cumhurbaşkanımızın önderliğinde bu mücadeleyi sürdüreceğiz.”

    “Orta vadeli programı revize etmeyi düşünmüyoruz. Mevcut hedeflerimizi koruyoruz”

    Özellikle Amerikan Merkez Bankası’nın faiz artırımına yönelik kararından sonra risk iştihanın dünyada arttığını gördüklerini ifade eden Bakan Elvan, “Özellikle gelişmekte olan ülkelere doğru bir kayış söz konusu. Avrupa’daki bazı AB üyesi gelişmekte olan ülkelerde sermaye çıkışı olduğunu görüyoruz. Bu Türkiye için açısından bir avantaj. Bizim beklentimiz olumlu yönde. Bu risk iştihanın artmasından dolayı Türkiye’ye bir sermaye girişi olacağını düşünüyoruz. ABD’de ikinci çeyrekte büyüme hedefi 2,5’ti, 1,2 gerçekleşti. Bu da önemli bir husus. Cari açıkta hedefimizden herhangi bir sapma söz konusu değil 3.9’luk bir cari açık hedefimiz var. Bu hedefimiz orta vadeli programdaki hedeftir, hedefimizi muhafaza ediyoruz. Bütçe açığımız 1’in biraz üzerinde olacak ki AB ortalamalarının dünya ortalamalarının oldukça altında bütçe açığına sahibiz. İhracata baktığımızda miktar olarak bir artış söz konusu. Fakat emtia fiyatlarının düşüşü nedeniyle Ocak-Haziran döneminde yüzde 2.4’lük bir düşüş söz konusu. Yüzde 11.5’lik altına ait Temmuz ayında ihracatımız söz konusuydu. Ancak onun toparlayacağını düşünüyoruz. Genel hatlarıyla ifade edecek olursam Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerine oturtulmuştur. Önümüzdeki günlerimiz çok daha iyi olacak ekonomik açıdan. Ortavadeli programı revize etmeyi düşünmüyoruz. Mevcut hedeflerimizi koruyoruz. Yatırımlar açısından da herhangi bir akmasa söz konusu değil. Yatırımlarımıza devam ediyoruz. Büyük ölçekli mega projelerimizde cumartesi pazar dahil çalışmalar yoğun bir şekilde devam ediyor. Hiçbir aksama söz konusu değil. Yatırımlarımız da rayında gidiyor. Herhangi bir sıkıntımız söz konusu değil. 2023 hedeflerimiz bizim açımızdan son derece önemli. Biz o hedeflere odaklandık. O hedeflere ulaşabilmek için tüm çabayı gayreti sarf edeceğiz. Bu hedeflere de ulaşacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

    Darbe girişimi sonrası iş dünyası içerisinde bir miktar bir belirsizlik söz konusu olduğuna değinen Elvan, “Ama özellikle bu OHAL uygulamasının hemen devreye girmesi ve bu OHAL’in işdünyasına yönelik değil, sadece Fethullahçı Terör Örgütüne yönelik bir OHAL olduğunu açıklaması işadamlarımızı daha da rahatlatmıştır. Bundan sonraki süreçte işadamlarımızı yoğun bir şekilde yatırım yapmaya davet ediyoruz” dedi.

    “Dünyadaki uygulamalara yakın bir uygulama KHK’larla yürürlüğe girmiş bulunuyor”

    TSK ve istihbarat anlamında yeniden yapılanmayla ilgili Kanun Hükmünde Kararnamelere (KHK) ilişkin Elvan, şöyle konuştu:

    “Biz OHAL’i ilan ederken, ‘bu milletimize ilan edilmiş bir OHAL değildir. Bu Fethullahçı Terör Örgütünün yok edilmesine yönelik ilan edilmiş bir OHAL’dir’ dedik. o çerçevede çalışmalarımızı yürütüyoruz. Çıkarmış olduğumuz KHK’lar bir FETÖ’nün kökünün kazınması için, iki önümüzdeki oluşabilecek darbe risklerinin ortadan kaldırılması için. Silahlı kuvvetlerimizin yeniden yapılandırılması, Milli Savunma Bakanlığımızın daha da güçlendirilmesi bu anlamda önemli diye düşünüyorum. Dünya örneklerine bakın, dünya örneklerinde Milli Savunma Bakanlığı’nın yetkileri nedir. Dolayısıyla dünyadaki uygulamalara yakın bir uygulama KHK’larla yürürlüğe girmiş bulunuyor.”

    İstihbaratla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir zafiyet olduğunu ifade ettiğini hatırlatan Elvan, “Bence buda üzerinde çalışılması gereken bir alan. Belki bu alanda da düzenleme yapılması söz konusu olabilecek. Ama bir zafiyetin olduğu da açık olarak ortaya çıktı. Nasıl ekonomi sağlam temeller üzerine oturtulmuş diyorsak, devletimizi de sağlam temeller üzerine oturtmak istiyoruz. Artık insanımız darbe nedir bilsin istemiyoruz. Artık insanımız demokrasi dışında, özgürlükler dışında, temel hak ve hürriyetler dışında bu tür meseleleri konuşmasını istemiyoruz. Türkiye üçüncü dünya ülkesi değil. Türkiye gibi bir ülkede bu sapıklar bu gözü dönmüş hainler bakın başımıza neler açtı. Terörist başı şimdi sağa sola yalvarmaya başladı. Mısır’a Amerika’dakilere şuna buna herkese çalışmış ama bir tek Türkiye’ye çalışmamış. Bu insan hainlerin haini, alçak. Buna da gereken yapılacaktır. Bu milletle kimse hesaplaşmaya kalkmasın, bu devletle kimse hesaplaşma kalkmasın. Bunun hesabını soracağız. Öyle veya böyle bunun hesabını Pensilvanya’daki terörist başına da soracağız ve buradaki uzantılarına da soracağız” açıklamasında bulundu.

    “Biran evvel ABD’nin Türkiye’ye bu terörist başını teslim etmesini bekliyoruz”

    Darbenin planlarından bir tanesinin Türkiye’yi Iraklaştırma ve Suriyelileştirme olduğu belirtilerek, ama bakıldığı zaman bunların öncesinde Mısırlılaştırmanın ön plana çıkmış gibi göründüğü yorumlarının ve FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’in Mısır televizyonuna konuşmasının sorulması üzerine Bakan Elvan, şöyle konuştu:

    “Bu terörist başının bu alçağın bir anlamda sıkıştığını görüyoruz. Her türlü çalışmış dış mihraklara hizmet etmiş şimdi onlara köpeklik yapıyor yalvarıyor ‘ne olur bana sahip çıkın’ şeklinde bir anlayışa sahip ve bu yönde açıklamalar yapıyor. Ama şunu ifade edeyim bunun hesabını eninde sonunda biz soracağız. Her türlü delili ortada. Her şey ortada, itirafçıları ortada. Terör örgütünün üyelerinin terörist başından talimat aldığı ortada. Daha ne delili isteniyor. Biran evvel ABD’nin Türkiye’ye bu terörist başını teslim etmesini bekliyoruz. Mısır’da bir darbe girişimi söz konusu oldu. Dolayısıyla darbeci darbeciyle ancak bir arada olabilir. Bir darbecinin bir başka darbeciyi desteklemesinin ben açıkçası çok fazla zor izahının olduğunu düşünmüyorum. Bunların zihniyetleri aynı. Çünkü bunlar demokrasi istemeyen, demokrasi taraftarı olmayan, milli iradeden yana olmayan, vatan, millet, bayrak bunların hepsi onlar için teferruat. Onlar bu sapık anlayışla birilerine hizmet ediyorlar. Bu darbe girişimi bizim için şimdi bir fırsata dönüşmüş oldu. Çünkü bunların kökünün tamamıyla kazınabilmesi açısından önemli bir fırsat diye düşünüyorum. İnşallah bu OHAL çerçevesinde bu temizlik harekatı da yapılacak.”

    “O gece milletin Kurtuluş Savaşı’ndaki o ruhu 15 Temmuz akşamı bizler yaşadık ve halen yaşıyoruz”

    15 Temmuz darbe girişimi gecesini anlatan Lütfi Elvan, bir sonraki gün ayın 16’sında Başbakan Yıldırım’ın başkanlığında Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısının gerçekleştirileceğini ve 20 civarındaki yöneticiyle beraber Genelkurmay’ın karşısındaki Kalkınma Bakanlığı’nda EKK Toplantısı’nın hazırlıklarını yaptıklarını ifade ederek, “Saat 9 buçuk gibi koruma arkadaşlar toplantı salonuna geldiler dediler ki, ‘Genelkurmay’dan silah sesleri geliyor.’ Ben hemen odaya geçtim. Benim odamda Genelkurmay’ın bahçesine bakıyor. Sorun bakalım nedir ne değildir dedim. Demişler ki ‘tatbikat var.’ dedim böyle bir tatbikat olur mu? Daha sonra uçaklar alçaktan uçmaya başladılar. Aşağı yukarı 1-1,5 saat orada kaldık. Önce bir Skorsky helikopter indi. Bir kargaşa bir bağrışma olduğu ortadaydı. Bu arada arkadaşlarla görüştüm. Çankaya Köşkü’ne gidelim dediler. Ana cadde üzerinden gitmek mümkün değildi. Saldırısı başlamıştı. Arka sokaklardan Çankaya’ya gittik. Orada her birimiz 5-6 bakanımız her birisi bir şeyle uğraşıyor. Ben CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ı aradım. CHP’nin bir açıklama yapıp yapmadığıyla ilgili. ‘Hemen yapacağız’ dedi. Meclis’te mutlaka toplanmamız gerektiğini konuştuk. Ertesi gün ayın 16’sında Meclisimi mutlaka açık tutmamız gerektiğini konuştuk. Bir süre Çankaya Köşkü’ndeydim. O ara Mersin’de sıkıntı başladı. Tutuklanan Tuğamiral valiliği ele geçirme operasyona girişmiş. Uzun süre Mersin valimizle sürekli irtibat halinde valilerimize de biraz moral verdik. Dolayısıyla kesinlikle bunun etkisiz hale getirilmesi gerektiğini orada gerçekten darbe girişiminden yana olmayan Jandarma Komutanı, Sahil güvenlikteki albay darbe girişiminden yana olmayanlarla birlikte hareket etmesi gerektiği. Onları toparladı. Emniyet müdürümüz toparladı. Bunun etrafını sardılar. O süreci yaşadık. Havaalanları uçakların nereden kalktığı çok fazla bilinmiyordu. Havaalanı olan illerimizdeki valilerimizi ve bakanımız aradı. Konya valisiyle görüştük. Malatya için Gümrük ve Ticaret Bakanımız ile görüştük. Merzifon havaalanı için Çağatay Beyi aradım. Balıkesir için valiye ulaşamadım. Milletvekilimizi aradım. Yoğun bir şekilde her birimiz bir şeyler yapmaya çalıştık. Allah milletimizden razı olsun. O gece milletin Kurtuluş Savaşındaki o ruhu 15 Temmuz akşamı bizler yaşadık ve halen yaşıyoruz. Bizim milletimiz köklü bir millet. Bizim bir takım kabile devletleriyle, kabilelerle kıyaslamaya, test etmeye kalkmasınlar. Bu millet öyle güçlü bir millettir ki bağımsızlığı, özgürlüğü, demokrasi için yapamayacağı hiçbir şey yoktur. İnşallah sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde hükümetimizle başbakanımızın önderliğinde bakanlarımızla milletimizle birlikte hep beraber bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Türkiye’nin önü bundan sonra daha parlak olacak. Daha hızlı büyüyeceğiz, daha hızlı gelişeceğiz. Vatandaşımız emin olsun. Bu konuda herhangi bir kaygı içerisinde olmasın” açıklamasında bulundu.

  • Bursa Ekonomisinin BTSO’da Temsil Kabiliyeti Arttı

    Bursa iş dünyasının çatı kuruluşu Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) 51 meslek komitesinin sayısı 62’ye çıkarılıyor.

    Meclis toplantısında konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO’nun çalışmalarıyla sadece Bursa için değil, Türkiye ekonomisi için de önemli projeleri hayata geçiren bir uzmanlık merkezi olduğunu ifade etti. Ekonomide güven ortamının Bursa iş dünyasına da yansıdığına işaret eden Burkay, BTSO’nun faal üye sayısının 25 bini aştığını söyledi. Bu durumun‘Mesleklerin gruplandırılması hakkındaki yönetmeliğe’ göre komitelerin en az 200 faal üyeden oluşmasını mecbur kıldığını belirten Burkay, meslek gruplarından gelen talepler doğrultusunda şubat ayında Oda Mevzuat Komisyonu’nun başlattığı çalışmaları, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile yaptıkları değerlendirmeler sonucunda karara bağladıklarını kaydetti.

    YENİ UZMANLIK ALANLARI OLUŞUYOR

    BTSO Başkanı İbrahim Burkay, “Yeni komite yapısı sayesinde sektörlerimize BTSO çatısı altında çok daha güçlü temsil edilebilme ve sektörlerinin gelişimi için proje ve çalışmalarını yapabilme imkanını da sağlamış oluyoruz. Oluşturduğumuz yeni uzmanlık alanları ile birlikte 51 olan meslek komitemiz, 62’ye yükseldi” dedi.

    Konuşmaların ardından meslek komitelerinin 51’den 62’ye çıkarılması konusunda açık oylama yapıldı. Oy çokluğuyla teklif meclisten geçti.

  • Bursa Ekonomisinin Profilini Çıkaracak Araştırma Başladı

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından geleneksel hale gelen ‘Bursa İlk 250 Büyük Firma Araştırması’na başvurular başladı. 19 yıldır aralıksız olarak düzenlenen araştırma, Bursa ekonomisi için önemli bir veri kaynağı oluşturuyor.

    Türkiye ekonomisine yön veren şehirlerden Bursa’da 2015 yılının en büyük 250 firması belirleniyor. BTSO’nun kent ekonomisine ilişkin en önemli saha araştırmalarından ’Bursa İlk 250 Büyük Firma Araştırması’nda geri sayım başladı. Firmaların 2015 yılı verileri doğrultusunda toplam net iç ve dış satış büyüklüklerine göre gerçekleştirilen araştırma, 1997 yılından bu yana düzenli olarak gerçekleştiriliyor.

    BAŞVURULAR 6 MAYIS’TA SONA ERİYOR

    Firmalar, www.ilk250.org.tr internet sitesinden kendilerine verilen kurum numarası ve şifresiyle doldurdukları anket formuyla araştırmaya katılabiliyor. Firmaların ankette doldurdukları verilerin kontrol edilebilmesi için 2015 yılına ait Kurumlar Vergisi beyannamesi ve tahakkuk fişi veya yeminli mali müşavir onaylı kapanış bilançosu ve ayrıntılı gelir tablosunun ilk250@btso.org.tr adresine gönderilmesi gerekiyor. Araştırma kapsamında gönderilen belgeler ve veriler yalnızca araştırma ve analiz amaçlı kullanılmakta olup, firmaların açıklanmasını istemediği bilgiler kamuoyu ile paylaşılmayacak. ‘Bursa İlk 250 Büyük Firma Araştırması’na katılmak isteyen firmalar, başvurularını ise 6 Mayıs 2016 Cuma günü mesai bitimine kadar ulaştırabilecek.

    “EKONOMİYE IŞIK TUTUN”

    BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, saha araştırması ile Türkiye ekonomisinin lokomotif kentleri arasında bulunan Bursa’da firmaların ciro, ihracat, istihdam, katma değer, kârlılık, öz sermaye ve net aktiflerini ortaya koyarken, kent ve ülke ekonomisi için de önemli bulgular sunduğunu söyledi. 19 yıldır geleneksel hale gelen araştırmanın Bursa ekonomisine ışık tuttuğunu ifade eden Burkay, şöyle devam etti:

    “Türkiye’nin en önemli ekonomik araştırmalarından birisi olan ‘Bursa İlk 250 Büyük Firma Araştırma’ çalışması Bursa’da zaman içinde ekonomik yapının nasıl değiştiğini ortaya koymanın yanı sıra, ihracattan istihdama kadar ayrıntılı bilgileri gözler önüne seriyor. Kent ekonomisine ilişkin en dinamik kesimden gelen ayrıntılı sayısal veriler, kentin ekonomik geleceği konusunda konuşmak için çok önemli bir temel oluşturmaktadır. BTSO olarak hem kent hem de ülke ekonomisine ışık tutan bu araştırmamız, büyüme hedeflerimize liderlik eden firmalarımızı ve sektörlerimizin güncel profilini ortaya koyacak.”

  • Edirne Ekonomisinin Geleceği Masaya Yatırıldı

    Edirne Belediyesi’nin ev sahipliğinde Trakya Kalkınma Ajansı ve Şahinler Holding’in desteği ile kent ekonomisi masaya yatırıldı.

    Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen ve kentteki yatırım fırsatlarının anlatıldığı toplantı, Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği (YAPDER) tarafından organize edilerek, Edirne Belediyesi’nin ev sahipliğinde ‘Edirne Ekonomi Zirvesi’ olarak gerçekleştirildi.

    “HER ŞEY BİTER EDİRNE BİTMEZ”

    Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, panel öncesi yaptığı konuşmada, Türkiye genelinde UNESCO’ya girmiş 15 eseri olduğunu hatırlatarak, bu eserler arasında Selimiye Camii ve Kırkpınar Yağlı Güreşleri ile beraber Edirne’nin 2 esere sahip olduğunu söyledi. Gürkan, “Tabi ki Edirne sadece bu iki eserden ibaret değil. Bir tarafıyla Doğu Roma’ya uzanan bir kültür, bir tarafıyla Makedonlara giden bir zenginlik diğer tarafıyla Trakların kurucusu olduğu bölgenin en ihtişamlı başkenti. Edirne tarihçisi Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’in bir sözü ile konuşmamı bitirmek istiyorum. Süheyl hoca diyor ki, ‘Her şey biter Edirne bitmez’. Hepinize hoş geldiniz diyorum” diye konuştu.

    Edirne Vali Vekili Beyazıt Tanç da ‘Edirne Ekonomi Zirvesi’ sonrası ortaya çıkacak yol haritasında kamu kurum kuruluşları olarak Edirne’nin geleceğini inşa etmek ve kalkınmasını sağlamak adına her türlü desteği şimdiden taahhüt ettiğini söyledi.

    ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ İMZALANDI

    Edirne Ekonomi Zirvesi öncesi, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yener Yörük ile Şahinler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Şahin bir araya gelerek, Trakya Üniversitesi ve Şahinler Holding arasında Üniversite-Sanayi işbirliği protokolü imza töreni gerçekleştirildi.

    Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak’ın moderatörlüğünde düzenlenen Edirne Ekonomi Zirvesi’nde, konuşmacı olarak Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Şahin Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Şahin, Edirne Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Recep Zıpkınkurt, Edirne Ticaret Borsası Başkanı Özay Öztürk ve EDOSOB Başkanı Emin İnağ yer aldı.

  • Mersin TSO Başkanı Aşut: “Ekonomiye Odaklanmazsak Dünya Ekonomisinin Kırıntılarıyla Yaşamak Zorunda Kalacağız”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, Türkiye’nin artık siyasetten ve sanal sorunlardan sıyrılıp ekonomi kanalına girmek zorunda olduğunu belirterek, “Yoksa ömrümüz döviz fiyatlarını, petrol fiyatlarını izlemekle geçecek ve dünya ekonomisinin kırıntılarıyla yaşamak zorunda kalacağız” dedi.

    MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Aşut, yazılı bir açıklama yaparak, özellikle Şubat 2016’da yaşanan ve iş dünyası açısından olumlu veya olumsuz algılanabilecek bazı önemli gelişmeleri paylaşıp, uyarılarda bulundu. Uzun süredir gündemde olan trafik sigortasında, kusurun paylaşılması ve primlerin azaltılacak olmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Aşut, asgari ücret artışının işverene maliyetini azaltmak için brüt 2 bin 550 TL ve altı maaş alan işçileri kapsayan desteğin başlamasının da ekonomi açısından olumlu olduğunu kaydetti.

    Türkiye ekonomisi için çok önemli olan mevduatın artması konusunda devletin büyük bir çabası olduğunu da vurgulayan Aşut, “Bir ülkede mevduat ne kadar fazla ise bankalar bu mevduatı krediler yolu ile yerli yatırımcılara, iş dünyasına aktarır ve ülke ekonomisinde önemli bir kaynak oluşur. Ülkenin yeterince mevduatı yoksa bankalar veya iş dünyası dış borçlanmaya gider ve iş dünyasının dış borcu artar. Bu borç dövize endeksli olduğundan her ekonomik dalgalanma borcu daha da arttırır. Bundan dolayı kabine mevduata destek yoluyla kaynak yaratma konusunda ısrarcıdır. Bunun yollarından birisi de Bireysel Emeklilik Sisteminin teşvikidir. Bu konuda devlet destekleri revize edilmiştir. Mevduat oluşturma ve bu yolla kaynak yaratma anlamında olumlu gelişmelerdir” ifadelerini kullandı.

    “AB VE ABD PAZARI BİZİM İÇİN VAZGEÇİLMEZDİR”

    Dış dünyadaki olumlu gelişmeleri de değerlendiren Aşut, Londra Yardım Konferansı’nda, Suriyeli sığınmacılar için 10,7 milyar dolar taahhüt toplandığını, bunun belli bir kısmını Türkiye’nin alacağını dile getirerek, bundan sonraki yükün paylaşılması ve bütçe üzerinde yük oluşturmaması anlamında olumlu olduğunu kaydetti. Almanya’nın denizaltı ve motor teknolojileri transferiyle Piri Reis Denizaltı inşaatına Gölcük’te başlanmış olması ve Alman Linde Grup ile Erdemir’in modernleşme yatırımının gerçekleşmesinin Türkiye-Almanya, dolayısıyla Türkiye-AB ilişkilerinin sağlamlığı ve devamı anlamında önemli bir gösterge olduğunu vurgulayan Aşut, şöyle devam etti:

    “AB bizim, ne olursa olsun en güvenli ve istikrarlı pazarımızdır, ekonomi ortağımızdır. Suudi Arabistan hayatında ilk kez dış borç alma durumuna geldi. Çevre ülkeler zaten siyasi anlamda istikrarsız, diğer körfez ülkeleri ve kuzeyde Rusya 35-40 dolara düşen petrol fiyatlarından dolayı bütçe açıkları ile boğuşacaklar ve 2016 petrol gelirlerine mahkum olan pazarlarımız ve dolayısıyla bizim için parlak gözükmüyor. Çin ithalatını yüzde 25 azalttı. Bundan dolayı AB ve yeni yeni yükselen ABD pazarı bizim için vazgeçilmezdir.”

    “İRAN BİZİM İÇİN HALA ÖNEMLİ BİR PAZAR”

    AB’nin 3 milyar Euro’luk yardımının şubat sonuna kadar gelmemesi ile Rusya’ya sebze ve meyve ihracatındaki düşüş oranlarının oldukça yüksek olmasını ise olumsuz gelişmeler olarak değerlendiren Aşut, “Narenciyede Mersin dinamiklerinin yaptığı girişim bu yıl durumu kurtardı ama 2016’da ne olacak belirsiz. Özellikle bölgemizde diğer önemli bir pazar olarak gördüğümüz İran’ın, nükleer konusunda verdiği taviz ile elde ettiği ambargo yumuşaması ve takibinde ABD ve AB’li yatırımcıların yatırım demeçleri bizi önce korkutmuştu. Acaba çok mücadele verdiğimiz İran pazarı elden gidiyor mu diye? Ancak, son zamanlarda şunu gördük ki, bu ambargoların kalkmasını ABD ve AB tek taraflı algılamış. Yani, kendileri istediklerini satabilecekler, örneğin İran’ın uçak siparişleri gibi. Ancak, pek de İran’a yatırım yapacak gibi görünmüyorlar. İran’a nakit para girişi hala yok. Yani, İran hala bizim için önemli bir pazar, çünkü İran’ın etrafında sanayisi, tarımı, teknolojisi bizim kadar gelişmiş başka bir ülke yok. İş dünyamız İran pazarından umutlu olmalı ve iletişimi koparmamalıdır” dedi.

    “DÜŞEN PETROL FİYATLARI BİZİ DE OLUMSUZ ETKİLİYOR”

    İş dünyasının realist olduğunu, bardağın dolu kısmını görerek, umutla yoluna devam ettiğini kaydeden Aşut, ancak bardağın boş kısmını görmezden gelemeyeceklerini ve riskleri mutlaka düşündüklerini aktardı. Aşut, düşen petrol fiyatlarının cari açık anlamında yararlı olsa da ülke ve Mersin olarak en önemli pazarların genelde petrol geliri ile geçinen ülkeler olmasının, iş dünyasını da olumsuz etkilediğine ve etkilemeye devam edeceğine dikkat çekti.

    Dünyanın günde 90 milyon varil petrole ihtiyacı varken, her gün 92 milyon varil petrolün piyasalara arz edildiğine işaret eden Aşut, şöyle devam etti:

    “Bu yüksek arz 2016’da da devam edecek gibi görünüyor. Çünkü düşen petrol gelirlerinden dolayı kendi bütçelerini dengelemek için bu ülkeler daha çok petrol satmak isteyeceklerdir. Bizim mantığımız bunu gösteriyor. Görünen de budur. Bundan dolayı iş dünyamızın yeni pazarlarda daha aktif olması gerekiyor. AB pazarında, ihmal edilen ABD pazarında daha aktif olmamız gerekiyor.”

    “EKONOMİYE ODAKLANMAZSAK DÜNYA EKONOMİSİNİN KIRINTILARIYLA YAŞAMAK ZORUNDA KALACAĞIZ”

    Türkiye’nin doğalgazı, petrolü olmadığını, tek zenginliğinin girişimci insanı olduğunu daha önce defalarca dile getirdiklerini ifade eden Aşut, bugün doğalgazı, petrolü olan ülkelerin bile batma noktasına gelmesinin, bütçe açığı vermesinin ve dış borç alma durumuna gelmesinin haklılıklarını ortaya koyduğunu vurguladı. Bu ülkelerin petrole güvenerek girişimci oluşturmadıklarını ve her şeyi devletin kontrol ettiğini belirten Aşut, şunları kaydetti:

    “Ne kadar şanslıyız ki, biz bugüne kadar liberal ekonomiye ve girişimcimize güvenerek bu duruma geldik. Bundan dolayı girişimci sayımızı, girişimci kalitemizi arttırmak zorundayız. Kadınlarımızı ekonomiye daha çok entegre etmek zorundayız. Gençleri ekonominin merkezine almak ve onların zekalarından yararlanmak zorundayız. Çünkü bu çağ onların çağı. Bir üniversite öğrencisinin interneti kullanarak, yazılım kullanarak kurduğu bir firma bugün petrol devlerini geride bırakıyor. Yaptıkları bir yazılımla dünyadaki otellerin sadece rezervasyonlarını yapan ve sadece 50 çalışanı olan bir firma, dünya çapında 400 oteli ve 20 bin çalışanı olan bir dev otel zincirinden 50 kat fazla para kazanıyor.”

    Dünyanın sanayide, tarımda ve hizmette yeni bir ekonomik devrim yaşadığına dikkat çeken Aşut, sözlerini şöyle tamamladı: “Gelişmiş ülkeler, internetin ve bilgi-iletişim araçlarının ekonomiye entegrasyonunun nimetlerini topluyor. Artık ülke olarak siyasetten ve sanal sorunlardan sıyrılıp ekonomi kanalına girmek zorundayız. Eğitimde yeni çağın dönüşümünü yapmak zorundayız. Yoksa ömrümüz döviz fiyatlarını, petrol fiyatlarını izlemekle geçecek ve dünya ekonomisinin kırıntılarıyla yaşamak zorunda kalacağız. Ülkemizin güçlü potansiyeli vardır. Türkiye’nin vereceği gerçek ikinci kurtuluş savaşı budur. Eğitimle, girişimcisiyle, teknolojisiyle sağlam bir ekonomi yaratmak ve bu refahı ülkesine homojen bir şekilde yaymak toplumsal huzurumuzun da bir gereğidir.”