Etiket: Ekonomisi

  • Tekirdağ ekonomisi yuvarlak masa toplantısında ele alındı

    Trakya Kalkınma Ajansı, Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ve bir ekonomi gazetesi tarafından düzenlenen ve Tekirdağ ekonomisi ve sorunlarının ele alındığı yuvarlak masa toplantısında tarım ve tarıma dayalı sanayi ön plana çıktı.

    Tekirdağ TSO Yönetim Kurulu Toplantı Salonu’nda yapılan organizasyona Tekirdağ’da bulunan bazı büyük firmaların sahipleri, Dünya Gazetesi Köşe Yazarı Rüştü Bozkurt, Tekirdağ TSO Başkanı Cengiz Günay ve Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin katıldı.

    Toplantının başında Tekirdağ’ın ülke ekonomisi içindeki yeri üzerinde duruldu. Daha sonra Rüştü Bozkurt, katılımcılara tartışma konularının belirlenmesi için söz verdi. Konuşmaların sonunda tartışma başlıkları olarak şu konular belirlendi, tarım, Tekirdağ’ın batısının doğusuna göç vermesi, nitelikli ve niteliksiz iş gücü ihtiyacı, İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ihtiyacı, kentin sosyo-ekonomik yapısının beyaz yakalı denilen nitelikli ve entellektüel yapısı yüksek insanı tutamayışı, yerel ürünler.

    Toplantıda ilk olarak tarım konusu ele alındı

    Tarım konusunda söz alan Rüştü Bozkurt son iki yıldır tarımın toprağın üstünden altına kaydığını, verimin arttırılması için teknolojiden yararlanıldığını, bitki gelişimini takip etmek için bitki köklerinin de sensörler kullanılarak izlendiğini söyledi. Tohum ıslahı, süt ve et ırkı hayvanların verimliliğinin arttırılmasına, ülke koşullarına uygun verimli ırkların seçilmesine vurgu yapan Bozkurt destekleme politikalarının da gözden geçirilmesinin önemine değindi.

    Diğer katılımcıların da tarım arazilerinin çok parçalı hale gelmesinin hem verime hem de maliyetlere etki ettiğini belirtmeleri üzerine Rüştü Bozkurt, İspanya modeline geçilmesi gerekliliği üzerinde durdu. İspanya’da arazilerin mülkiyet bazında değil hizmet bazında birleşmesinin sistem tarafından teşvik edildiğini vurgulayan Bozkurt, birleşmiş arazi miktarı arttıkça devletin desteklerinin de arttığını, arazi işleme maliyetlerinin ise düştüğünü belirtti. Toplantıya katılanların Trakya’dan verdiği örnek ise çok çarpıcı oldu. Keşan’ın Mecidiye bölgesinde 17 bin dekar ekim alanı bulunmasına rağmen çevredeki çiftçilerin 300 traktöre sahip oldukları, bunun da traktör başına 56 dekar civarı alanın işlenmesine denk geldiği belirtildi. Tarım ile ilgili söz alan Tekirdağ TSO Başkanı Cengiz Günay da yeni yetişen neslin kentli karakterinin hayvan bakma ve çiftçilik konularına soğuk olduğunu, bu işi ikinci sınıf iş olarak gördüklerini ve daha çok kamuya yöneldiklerini söyledi. Tarım ile bağlantılı olarak ele alınan Tekirdağ’ın batısının doğusuna göç vermesi konusunda ise tarımda yapılacak reformlar ve yeniliklerle bu soruna çözüm bulunabileceği fikri öne çıktı.

    Günün en çok tartışılan konularından biri de OSB ve üniversite-sanayi işbirliği oldu. Tekirdağ’da 13 OSB olmasına rağmen yatırımcıların yer bulma konusundaki sıkıntıları gündeme geldi. Bu konuda politika yapanların alacakları kararların ve yapacakları düzenlemelerinin önemli olduğunu vurgulayan Rüştü Bozkurt, OSB’lerde mülkiyet bazlı arsa tahsisinden üretim bazlı arsa tahsisine geçmenin daha doğru olacağını söyledi. Bozkurt, böylelikle arsa manipülasyonunun önüne geçileceği gibi, OSB’lerin üretim yapanların yeri olacağını belirtti.

    Üniversite-Sanayi işbirliği

    İhtisas OSB’leri kurarken bu durumun göz önünde tutulması gerektiğini söyleyen Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, sanayi-üniversite işbirliğinin önemini vurguladı. Sanayi-üniversite işbirliğinin sağlanması konusunda yeni mekanizmalara ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Şahin, kurum olarak Yeni İşim Girişim, Ar-ge ve Proje pazarları gibi etkinliklere ve uygulamalara destek vererek bu sıkıntıyı bir nebze olsun gidermeyi amaçladıklarını belirtti.

    Söz alan sanayicilerin yakındığı diğer bir konu ise yetişmiş ara eleman eksiği ve çalışanların eğitimi oldu. Kendilerine üniversite mezunlarından yoğun bir talep olduğunu belirten sanayiciler bazıları asgari ücrete razı oluyorlar ancak bizim istediğimiz nitelikli ara eleman, kaynakçı gibi, bunlara ödedikleri maaşın 3000 TL’den başladığını belirten sanayiciler, nitelikli ara eleman yetişmesi için kamu ve özel kesimin elini birlikte taşın altına koyması gerektiğine vurgu yaptılar.

    Konu ile ilgili söz alan Tekirdağ TSO Başkanı Cengiz Günay bugüne kadar girişimcilik kursları ile 10 bin 300 kişiye eğitim verdiklerini ancak bu eğitimlerden yaralananların ancak %3,5’unun kendi işini kurduğunu belirtti.

    Toplantının sonunda Tekirdağ’ın beyaz yakalı olarak adlandırılan entelektüel alt yapısı yüksek kesimi niçin çekemediği konusu tartışıldı. Kentin sosyo-ekonomik yapısının yeterince geliştirilemediği özeleştirisinin yapıldığı tartışmada, bireysel yaşamın daha rahat olmasının bu olguyu kısa sürede tersine çevireceğinin umulduğu vurgulandı.

    Trakya’da birlikte iş yapma kültürünün eksikliğinin tartışıldığı kısımda söz alan Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, şehirlerin ileri gelenlerinin birlikte hareket ederek oluşturdukları etkinin yani lobiciliğin önemli olduğunu söyledi. Bununla ilgili bir üst yapı oluşturulması gerektiğini vurgulayan Şahin, somut proje ve önerilerle gidildiğinde merkezin bu projelere destek vereceğine inandığını belirtti.

    Organizasyonda son olarak yöresel ürünler konusu ele alındı. Trakya ve Tekirdağ’ın sahip olduğu yöresel ürünlerin marka haline getirilmesi gerektiğine vurgu yapan üreticiler, bu konuda Gaziantep’te atılan adımları dikkatle izlediklerini ve örneklediklerini söylediler.

    Yuvarlak masa toplantısı katılımcıların birlikte çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

  • Tekirdağ ekonomisi yuvarlak masa toplantısında ele alındı

    Trakya Kalkınma Ajansı, Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ve bir ekonomi gazetesi tarafından düzenlenen ve Tekirdağ ekonomisi ve sorunlarının ele alındığı yuvarlak masa toplantısında tarım ve tarıma dayalı sanayi ön plana çıktı.

    Tekirdağ TSO Yönetim Kurulu Toplantı Salonu’nda yapılan organizasyona Tekirdağ’da bulunan bazı büyük firmaların sahipleri, Dünya Gazetesi Köşe Yazarı Rüştü Bozkurt, Tekirdağ TSO Başkanı Cengiz Günay ve Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin katıldı.

    Toplantının başında Tekirdağ’ın ülke ekonomisi içindeki yeri üzerinde duruldu. Daha sonra Rüştü Bozkurt, katılımcılara tartışma konularının belirlenmesi için söz verdi. Konuşmaların sonunda tartışma başlıkları olarak şu konular belirlendi, tarım, Tekirdağ’ın batısının doğusuna göç vermesi, nitelikli ve niteliksiz iş gücü ihtiyacı, İhtisas Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ihtiyacı, kentin sosyo-ekonomik yapısının beyaz yakalı denilen nitelikli ve entellektüel yapısı yüksek insanı tutamayışı, yerel ürünler.

    Toplantıda ilk olarak tarım konusu ele alındı

    Tarım konusunda söz alan Rüştü Bozkurt son iki yıldır tarımın toprağın üstünden altına kaydığını, verimin arttırılması için teknolojiden yararlanıldığını, bitki gelişimini takip etmek için bitki köklerinin de sensörler kullanılarak izlendiğini söyledi. Tohum ıslahı, süt ve et ırkı hayvanların verimliliğinin arttırılmasına, ülke koşullarına uygun verimli ırkların seçilmesine vurgu yapan Bozkurt destekleme politikalarının da gözden geçirilmesinin önemine değindi.

    Diğer katılımcıların da tarım arazilerinin çok parçalı hale gelmesinin hem verime hem de maliyetlere etki ettiğini belirtmeleri üzerine Rüştü Bozkurt, İspanya modeline geçilmesi gerekliliği üzerinde durdu. İspanya’da arazilerin mülkiyet bazında değil hizmet bazında birleşmesinin sistem tarafından teşvik edildiğini vurgulayan Bozkurt, birleşmiş arazi miktarı arttıkça devletin desteklerinin de arttığını, arazi işleme maliyetlerinin ise düştüğünü belirtti. Toplantıya katılanların Trakya’dan verdiği örnek ise çok çarpıcı oldu. Keşan’ın Mecidiye bölgesinde 17 bin dekar ekim alanı bulunmasına rağmen çevredeki çiftçilerin 300 traktöre sahip oldukları, bunun da traktör başına 56 dekar civarı alanın işlenmesine denk geldiği belirtildi. Tarım ile ilgili söz alan Tekirdağ TSO Başkanı Cengiz Günay da yeni yetişen neslin kentli karakterinin hayvan bakma ve çiftçilik konularına soğuk olduğunu, bu işi ikinci sınıf iş olarak gördüklerini ve daha çok kamuya yöneldiklerini söyledi. Tarım ile bağlantılı olarak ele alınan Tekirdağ’ın batısının doğusuna göç vermesi konusunda ise tarımda yapılacak reformlar ve yeniliklerle bu soruna çözüm bulunabileceği fikri öne çıktı.

    Günün en çok tartışılan konularından biri de OSB ve üniversite-sanayi işbirliği oldu. Tekirdağ’da 13 OSB olmasına rağmen yatırımcıların yer bulma konusundaki sıkıntıları gündeme geldi. Bu konuda politika yapanların alacakları kararların ve yapacakları düzenlemelerinin önemli olduğunu vurgulayan Rüştü Bozkurt, OSB’lerde mülkiyet bazlı arsa tahsisinden üretim bazlı arsa tahsisine geçmenin daha doğru olacağını söyledi. Bozkurt, böylelikle arsa manipülasyonunun önüne geçileceği gibi, OSB’lerin üretim yapanların yeri olacağını belirtti.

    Üniversite-Sanayi işbirliği

    İhtisas OSB’leri kurarken bu durumun göz önünde tutulması gerektiğini söyleyen Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, sanayi-üniversite işbirliğinin önemini vurguladı. Sanayi-üniversite işbirliğinin sağlanması konusunda yeni mekanizmalara ihtiyaç duyulduğunu söyleyen Şahin, kurum olarak Yeni İşim Girişim, Ar-ge ve Proje pazarları gibi etkinliklere ve uygulamalara destek vererek bu sıkıntıyı bir nebze olsun gidermeyi amaçladıklarını belirtti.

    Söz alan sanayicilerin yakındığı diğer bir konu ise yetişmiş ara eleman eksiği ve çalışanların eğitimi oldu. Kendilerine üniversite mezunlarından yoğun bir talep olduğunu belirten sanayiciler bazıları asgari ücrete razı oluyorlar ancak bizim istediğimiz nitelikli ara eleman, kaynakçı gibi, bunlara ödedikleri maaşın 3000 TL’den başladığını belirten sanayiciler, nitelikli ara eleman yetişmesi için kamu ve özel kesimin elini birlikte taşın altına koyması gerektiğine vurgu yaptılar.

    Konu ile ilgili söz alan Tekirdağ TSO Başkanı Cengiz Günay bugüne kadar girişimcilik kursları ile 10 bin 300 kişiye eğitim verdiklerini ancak bu eğitimlerden yaralananların ancak %3,5’unun kendi işini kurduğunu belirtti.

    Toplantının sonunda Tekirdağ’ın beyaz yakalı olarak adlandırılan entelektüel alt yapısı yüksek kesimi niçin çekemediği konusu tartışıldı. Kentin sosyo-ekonomik yapısının yeterince geliştirilemediği özeleştirisinin yapıldığı tartışmada, bireysel yaşamın daha rahat olmasının bu olguyu kısa sürede tersine çevireceğinin umulduğu vurgulandı.

    Trakya’da birlikte iş yapma kültürünün eksikliğinin tartışıldığı kısımda söz alan Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, şehirlerin ileri gelenlerinin birlikte hareket ederek oluşturdukları etkinin yani lobiciliğin önemli olduğunu söyledi. Bununla ilgili bir üst yapı oluşturulması gerektiğini vurgulayan Şahin, somut proje ve önerilerle gidildiğinde merkezin bu projelere destek vereceğine inandığını belirtti.

    Organizasyonda son olarak yöresel ürünler konusu ele alındı. Trakya ve Tekirdağ’ın sahip olduğu yöresel ürünlerin marka haline getirilmesi gerektiğine vurgu yapan üreticiler, bu konuda Gaziantep’te atılan adımları dikkatle izlediklerini ve örneklediklerini söylediler.

    Yuvarlak masa toplantısı katılımcıların birlikte çektirdiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

  • Van’da ‘1. Kent Ekonomisi ve Yerel Yönetimler’ zirvesi

    Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, DAKA aracılığıyla Van’a önemli yatırımlar yapıldığını ve bunun en somut örneğinin ise Tekstilkent olduğunu belirterek, “Çoğunluğu bayan olmak üzere bin 200 kişiye iş sağlandı ve bunların hepsi genç nüfustan oluşuyor” dedi.

    Uluslararası Altın Kentler Derneği tarafından Van Valiliği himayelerinde Elite World Van Hotel’de dün başlayan 1. Van Kent Ekonomisi ve Yerel Yönetimler Zirvesi, bugün de değişik oturumlarla devam etti. Zirvede bir konuşma yapan DAKA Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı olarak birçok alanda faaliyet gösterdiklerini belirterek, özellikle Van özelinde yoğunlaştıkları 4 alanın öne çıktığını söyledi. Güray, “Turizm, tarım ve hayvancılık, madencilik ve yenilenebilir enerji alanında yüksek yatırım potansiyeline sahibiz. Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı olarak yıllık planlarımızı hazırlıyoruz. Uzun vadeli bölge planlarımızı hazırlıyoruz. Kalkınma ajanslarının kuruluş mantığı, yerelde uygulanacak politikaların yerelden hazırlanmasıdır. Kendi bölgemizde yatırım ve üretim altyapısının iyileştirilmesine dönük bazı faaliyetlerimiz oldu. Van’ın Urartu medeniyetindeki adı Tuşba, güneşin başkenti demektir. Yıllık 3 bin 68 saatlik güneşlenme süresi ve bin 635 kW (kilowatt) saat ışınım değere sahiptir. Bu da güneş enerjisinden elektrik üretimine dönük santraller açısından oldukça kârlı yatırım anlamına geliyor” dedi.

    “Türkiye’de en çok pay alan ikinci il Van oldu”

    Van’ın güneş enerjisi potansiyeli hakkında bir farkındalık oluşturmak amacıyla ilk olarak 2009 yılında Akdamar Adası’nda kilisenin aydınlatmasını sağlayacak küçük bir güneş enerjisi paneli kurduklarını hatırlatan Güray, “Bununla ilgili sempozyumlar düzenledik. 2012 yılında yenilebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının özendirmesine yönelik mali destek programı ile destekledik. Bunu müteakip 2013 yılında 6094 sayılı Kanun’la Türkiye geneli toplam 600 MW’lık lisans ihalesi yapıldı. Bunun 77 MW’lık oranı ise Van’a ayrıldı. Türkiye’de en çok pay alan ikinci il Van oldu” diye konuştu.

    2015 yılında fizibilite raporu hazırladıklarını da hatırlatan Güray, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Güneş enerjisi yatırımları için güneş enerjisi ihtisas endüstri bölgesi kurulması amacıyla 2015 yılında Van Valiliği ile birlikte Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına müracaat ettik. Geçen hafta yapmış olduğumuz takipte, dosyamızın Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğüne gittiğini öğrendik. Konya’daki uygulamadan sonra gündeme alınması için en sıcak bakılan ilk 5 il arasında Van var.”

    OSB için 2 MW’lık güneş enerjisi santrali projesi

    Van’ın özel sektör yatımlarına oldukça müsait bir alan olduğunu söyleyen Güray, “Yatırım altyapısının iyileştirilmesine yönelik faaliyetlerimiz yereldeki paydaşlarla devam ediyor. Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile birlikte Van Organize Sanayi Bölgesi adına 2 MW’lık bir güneş enerjisi santrali kurulumu için IPA kapsamında bir proje hazırladık. Bu kapsamda aylık getirisi 150-200 bin lira arasında olan bu proje, Van Organize Sanayi Bölgesindeki tüm problemleri giderecek ölçekte bir projedir. Proje, Avrupa Birliğine sunuldu, ön değerlendirmeyi geçti, şu an değerlendirme aşamasındadır” diye konuştu.

    “Van İŞGEM örnek bir tesis”

    Van Organize Sanayi Bölgesinin tanıtım filmini de çektirdiklerini kaydeden Güray, şöyle devam etti:

    “Yol yapımı için Kalkınma Bakanlığı nezdinde yatırım programına alınması için kaynak arayışındayız. Van İş Geliştirme Merkezi örnek bir tesis. Avrupa Birliğinden 9,3 milyon Euro kaynakla Avrupa standartlarında bir tesis kuruldu ve Van’a kazandırıldı. Mutfak aşamasında da gerekli teknik desteği sağladık. Gerek proje hazırlama aşamasında, gerek ihale teknik şartnamelerinin hazırlamasında, gerekse değerlendirme sürecinde 9 ay boyunca uzman arkadaşlarımız görev yaptılar.”

    “Lojistik merkezi için fizibilite raporu hazırlıyoruz”

    İlgili alanlarda en çok önem verdikleri konunun yereldeki kurumlarla koordinasyon ve işbirliği olduğunu ifade eden Güray, “Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı olarak biz bir alana giriyorsak, mutlaka o alandaki paydaşlarımızı yanımıza veya arkamıza alarak müdahale etmeye çalışıyoruz. Sürekli Van’ın stratejik konumundan bahsediyoruz. Bir lojistik merkez olma potansiyeline sahip bir lokasyondaki ilimiz için şu anda bir fizibilite raporu hazırlatıyoruz. Bu kapsamda, Türkiye’de lojistik alanının önde gelenleri ile çalışıyoruz. En kısa sürede lojistik merkez fizibilite raporu elimizde olduktan sonra kaynak arayışına gireceğiz” dedi.

    “Bin 200 kişiye iş sağlandı”

    Güray; üretim ve yatırım altyapısının geliştirilmesine yönelik ilgili paydaşlar, odalar, STK’lar ve derneklere yönelik teknik destek faaliyetleri kapsamında ilgili eğitimleri finanse ettiklerini belirterek, “Cazibe Merkezi Destekleme Programı kapsamında 11 il seçildi. Cazibe Merkezleri Programı kapsamında en son açıklanan 23 il ile karıştırmayalım. Bahsetmiş olduğum proje daha önceki projedir. Van bu cazibe merkezleri içindedir. Bu kapsamda Bakanlığımız tarafından Van’a önemli yatırımlar yapıldı. Bunun en somut örneği ise Tekstilkent’tir. Tekstilkent projemiz 2013 yılında başladı. Kurubaş mevkiinde yapılıyor, şu an tamamlanmak üzeredir. Orada şu anda 32 tane farklı büyüklükte bina inşa ettik. Firmaların ihtiyacına göre tesis ettik. Şu anda 14 tane firmaya tahsis edildi. Kısa sürede üretime geçtikten sonra çoğunluğu bayan olmak üzere bin 200 kişiye iş sağlandı ve bunların hepsi genç nüfustan oluşuyor. Kurulum aşamasındaki işletmelerin faaliyete geçmesi ile birlikte bu rakamın 2 bin 500 ile 3 bin civarlarına ulaşmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    Zirve, daha sonra değişik oturumlarla son buldu.

  • Van’da ‘1. Kent Ekonomisi ve Yerel Yönetimler’ zirvesi

    VAN (İHA) – Van Valisi Murat Zorluoğlu, 2017 yılında İran’dan Van’a 400 bin turistin geldiğini belirterek, terör hadiselerinin son bulması ve Kapıköy Sınır Kapısı’ndaki gümrük binalarının hizmete girmesiyle gelen turist sayısında büyük artış olacağını söyledi.

    Uluslararası Altın Kentler Derneği tarafından Van Valiliği himayelerinde Elite World Van Hotel’de iki gün sürecek olan ‘1. Kent Ekonomisi ve Yerel Yönetimler’ zirvesine Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Murat Zorluoğlu, AK Parti Van milletvekilleri Beşir Atalay ve Burhan Kayatürk, Başbakan Başdanışmanı Adnan İnanç, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal, ilçe kaymakamları ve belediye başkanları, köşe yazarları, iş adamları, sanayiciler, akademisyenler, STK temsilcileri, kanaat önderleri ve vatandaşlar katıldı.

    Zirvede; deprem sonrası şehircilik alanında Van’da yapılan çalışmalarla Van ekonomisinin gelişmesi ile ilgili neler yapılacağı konuları ele alındı. Uluslararası Altın Kentler Derneği Başkanı Cenap Tuncer’in açılış konuşmasının ardından kürsüye çıkan AK Parti Van Milletvekili Beşir Atalay, 23 Ekim ve 9 Kasım depremlerinde hayatını kaybedenleri andı. Tabii afetlerde olanca tedbirlerin insanoğlu tarafından alınması gerektiğine vurgu yapan Atalay, “Hükümetimiz, devletimiz bütün kademeler çok önemli çalışmalar yapıyor. Marmara ve Van depreminden sonra ülkemizde deprem duyarlılığı arttı. Kurumlarımız daha iyi organize oldular. Devletin bu konuda hassasiyeti ve yerel yönetimlerin bu konudaki çalışmaları arttı. Bize düşende bu görevleri iyi yapmaktır” dedi.

    “İki önemli konuyu yeniden organize ettik”

    Van depremleri sonrasında yapılan çalışmaları anımsatan Atalay, iki önemli konuyu yeniden organize ettiklerine dikkat çekerek, “Birincisi bütün Bakanlar Kurulu depremde görev alıyor. Biz buna sıfır nokta diyoruz. Bir afet olduğunda, düğmeye basıldığında sıfır nokta. Hangi bakanlık, hangi kurum, hangi işi yapacak o bellidir. Herkes görevini biliyor. Onları çağırıp toplantı yapmaya gerek yok. Şu anda mevzuatımız böyle. İkincisi ise malzeme. İhtiyaç olan malzemelerin stokunu yeniden planladık” ifadelerini kullandı.

    AK Parti’nin işini ciddi yaptığını dile getiren Atalay, “AK Partililerin özelliği, söz verdiyse yerine getirir, yapamayacağını da vaat etmez” diye konuştu.

    Van Valisi Murat Zorluoğlu ise yerel kalkınma zirvesinin şehrin ekonomisine büyük zarar veren ve 644 vatandaşın hayatını kaybetmesine, birçoğunun da yaralanmasına sebep olan 2011 depreminin yıldönümünde düzenlenmesinin anlamlı olduğunu belirterek, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi. 2017 yılında İran’dan Van’a 400 bin turistin geldiğini belirterek, terör hadiselerinin son bulması ve Kapıköy Sınır Kapısındaki gümrük binalarının hizmete girmesiyle İran’dan gelen turist sayısında büyük artış olacağını söyledi. Vali Zorluoğlu, “Yerelleşme eğilimi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin yanı sıra yerel sivil kuruluşların etkinliğinin artırılması, yerel medyanın desteklenmesi, yerel girişimcilerin önünün açılması, halkın yönetime daha etkin katılımının sağlanmasını da içermektedir. Yerelleşme süreci aynı zamanda kalkınma anlayışının ulusal kalkınmadan bölgesel ve yerel kalkınmaya doğru evrilmesine de zemin hazırlamıştır ki toplantımızın ana konusu da budur. Yerel kalkınma anlayışı, yerel dinamiklerin harekete geçirilerek, bölgelerin ya da şehirlerin ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal alanda sürdürülebilir kalkınma ilkelerine uygun olarak gelişimini sağlamayı hedeflemektedir. Burada tabii yerel yönetimlerin, ülkemiz bakımından da valilikler ve belediyelerin çok hayati sorumlulukları, rolleri olduğuna inanıyorum. Bu kapsamda, yerel aktörler arasında işbirliği ortamının sağlanması, yerel girişimcilerin kapasitelerinin geliştirilmesi, işgücünün geliştirilerek kalitesinin artırılması, girişimlerin yerel yönetimler tarafından sahiplenilmesi ve girişimcilerin cesaretlendirilmesi, kent planlarının yerel kalkınma anlayışına göre yeniden ele alınması, şehrin ekonomik durum analizinin yapılarak faaliyetlerin bu bilgiler ışığında yürütülmesi, yatırımcılar için gerekli altyapı eksikliklerinin giderilmesi, yerel yönetimlerin yerel kalkınmada en önemli sorumlulukları olarak öne çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “İranlı sayısı 400 bine yaklaşmıştır”

    Devletin teşvik sisteminde en avantajlı bölgede yer aldıklarını dile getiren Zorluoğlu, “300 kilometrelik sınıra sahip olduğumuz komşumuz İran’a ayrı bir parantez açmak isterim. Bu yıl Ekim 15’e kadar ilimizi turizm ve ticaret maksatlı ziyaret eden İranlı sayısı 400 bine yaklaşmıştır. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre neredeyse 2 kat artışı ifade ediyor. Terör hadiselerinin minimize edilmesi ve yapımı devam eden yeni Kapıköy Sınır Kapısı kompleksinin önümüzdeki yılın ilk çeyreğinde tamamlanmasıyla birlikte gerek yurt içi gerekse özellikle İranlı turist sayısında önemli artışlar olacağını değerlendiriyoruz. Bu yıl otellerimiz tam kapasite ve doluluk oranıyla çalıştı. Hatta öyle zamanlar oldu ki; kamu misafirhanelerini, hatta okullarımızın pansiyonlarını da yabancı misafirlerimizin kullanımına açtık” şeklinde konuştu.

    Van ekonomisine katkı sunacak adımları atmaya devam edeceklerini aktaran AK Parti Van Milletvekili Burhan Kayatürk de, Van’ın önemli bir sağlık ve turizm kenti olması için çaba gösterdiklerini söyledi. Uluslararası toplantıların Van’da yapılması için çalıştıklarını aktaran Kayatürk, “10-12 Kasım’da Helsinki Forumu’nu burada yapacağız. Peşinden dönem başkanlığını bizim yaptığımız Asya Parlamenter Assamblesi’nin ilk toplantısını İstanbul’da, ikinci toplantısını da gelecek yıl mayıs veya nisanda Van’da yapacağız. Van muhteşem hüviyetine kavuşuyor” ifadelerine yer verdi.

    “Üniversiteler olmadan yerel kalkınma mümkün değil”

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal da, el ele vererek Van’ı kalkındıracaklarını belirterek, “Üniversite olarak ciddi altyapı sahibiz. Üniversiteler olmadan yerel kalkınma mümkün değil. Yerel kalkınmayı el birliğiyle beraber gerçekleştireceğiz. Lütfen bizim kapımızı aşındırın” diye konuştu.

    “Van, dünyanın en kadim yerleşim alanlarından biridir”

    Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Nejdet Takva ise Van’ın bundan yıllar önce iki yıkıcı deprem yaşadığını ve bu depremlerde 644 insanı kaybettiğini hatırlatarak, her iki depremde 30 bin konutun ve 7 bin iş yerinin yıkıldığını söyledi. Depremin mali kaybının yaklaşık 50 milyar TL civarında olduğunu ifade eden Takva, “Van; Orta Asya, Ortadoğu, Kafkaslara en yakın şehirlerden birisi. 500 kilometrelik bir çember içerisinde 125 milyon insana ve 5 ülkeye erişimi olan önemli bir şehir. Daha İstanbul ve Ankara başkent değilken, önemli bir medeniyete başkent olmuş, dünyanın en kadim yerleşim alanlarından biridir. İstesek de, istemesek de bu böyledir. Ortalama 50 yılda bir yıkıcı depremlerin yaşanmasına rağmen her zaman insanların artarak yerleştiği, muhteşem bir yerleşke ve yaşam alanıdır. Su ülkesi, güneşin başkentidir” dedi.

    Uluslararası Altın Kentler Derneği Başkanı Cenap Tuncer tarafından konuşmacılara birer plaketin sunulmasının ardından zirve, protokolün Van Sesi Gazetesi’nin 80. yılı nedeniyle hazırlanan pastayı kesmesi ile devam etti.

    İki gün sürecek zirvede, “Van Ekonomisinde Gelişmeler, Beklentiler ve Yerel Kalkınma”, “Van’ın Ekonomik ve Sosyal Kalkınmasında Yerel Medyanın Önemi”, “Van Ekonomisinin Gelişmesinde İş Dünyası ve Yatırım Fırsatları”, “Van’ın Marka Kent Olmasında Eğitim ve Tanıtım”, “Kapıköy Sınır Kapısının Dış Ticaret ve Turizme Katkısı”, “Yerel Kalkınma ve Belediyecilik”, “Yerel Kalkınmada Devlet Desteği ve Teşvikler”, “Van İçin Sektörel Gelişme Stratejileri” başlıklı paneller gerçekleştirilecek.

  • Bakan Tüfenkçi: “Türkiye ekonomisi oyuna gelmedi”

    Kısa adı TESKOMB olan Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliğinin Eğitim Semineri Manavgat’ta başladı. Seminerin açılışında konuşan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, esnafın toplumun omurgası, ekonominin belkemiği olduğunu, gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gerekse Başbakan Binali Yıldırım’ın esnafın kalkındırılması ve geliştirebilmesi için her türlü desteği verdiklerini söyledi.

    Kooperatiflerin il ve ilçelerinde güçlü bir konuma gelmeleri için kredi limitlerinin yükseltildiğini esnafı büyütüp tüccar, tüccarı sanayici, sanayiciyi de ihracatçı yapmak için çaba harcadıklarını belirten Bakan Tüfenkçi “Bu ülke hepimizin. Ülke büyürse esnaf, tüccar, sanayici kısacası toplumun her kesimi büyür ve kalkınır. Taşıdığımız pasaportun uluslararası arenadaki değeri arttığında, ülkede iş yapan yabancı yatırımcı kazandığında bunda hepimizin kazancı olacaktır.

    Türkiye yaşanan küresel ekonomik krizden başarıyla geçerek son dönemdeki küresel ekonomik belirsizliklerden en az etkilenen ülkelerden bir tanesi konumundadır. Gezi parkı olayları, 17-25 Aralık operasyonları, Kobani olayları ve en son 15 Temmuz hain darbe girişimi gibi Son 3-4 yılda oynanan oyunlar karşısında hükümetimizin almış olduğu tedbirlerle teşviklerle ülkemiz dimdik ayaktadır. Bu felaketleri yaşayan ülkeler en az 6 ay hatta 3-4 yıl ekonomilerini yoluna koyamamaktadır. 15 Temmuz da esnafımız demokrasiye sahip çıkmış hain darbe girişiminde 37 esnaf arkadaşımız şehit olmuştur” dedi.

    Esnafların çağa ve teknolojiye ayak uydurması gerektiğini belirten Tüfenkçi “Yeni ticaret şekilleri ortaya çıkmaya başladı. Bunlardan bir tanesi de e ticaret. Tüm esnaflarımızı e ticaret içerisinde bulunmaya çağırıyorum. Çok cüzi rakamlarla üye olunabilecek. Esnafımız dükkanında sattığı ürünü bu sanal ortamda satabilecek. Esnaflarımızın önünü açmaya devam edeceğiz. Esnaflarımızı da kooperatiflerimizi de güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi.

    Bakan Tüfenkçi, düne kadar bankalardan 150-200 bin lira kredi alabilmek için bunu faizini ödeyebilmek için esnafın banka kapısında yattığını, günümüzde kooperatiflerin esnafına en uygun faizlerle 200 bin liraya kadar kredi verebildiğini, işyerini devir alacak esnafa da 500 bin liraya kadar kredi verebildiğini söyledi.