Etiket: Ekonomisi

  • İslam Ekonomisi Ve Finansı Kursu Başladı

    İslam Ekonomisi ve Finansı Kursu Kış Dönemi dersleri, 20 farklı üniversitenin İktisat ve İlahiyat bölümlerinden 50 öğrencinin katılımıyla başladı. 1 hafta sürecek olan kursun ilk dersinin konusu ise ‘Çağdaş İktisadi Sistemler ve İslam Ekonomisi’ oldu.

    İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) Uluslararası İslam Ekonomi ve Finansı Uygulama ve Araştırma Merkezi (İZUİSEFAM), tarafından 25-29 Ocak tarihleri arasında düzenlenen İslam Ekonomisi ve Finansı Kursu, günümüz dünyasının temel sorunlarına çözüm önerileri geliştirme hedefiyle başladı. 20 farklı üniversitenin İktisat ve İlahiyat bölümlerinden 50 öğrencinin katılımıyla gerçekleşen kursun ilk dersi, İZÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut tarafından ‘Çağdaş İktisadi Sistemler ve İslam Ekonomisi’ konusunda verildi. Alanda söz sahibi olan akademisyenlerin, öğrencilerle bir araya geldiği kursta, İslam Ekonomisin Kurumsal Yapısı, İslam Akit Teorisi, Osmanlı İktisat Tarihi, Uluslararası İslami Finansal Kurumlar, İslam İktisat Düşüncesi, İslam İktisat Düşüncesi, İslam Ekonomisinde Sosyal Adalet ve Mikro Finans, İslam Hukukunda Bankacılık ve Çağdaş İslami Finansal Ürünler gibi dersler yer alıyor.

    “İSLAM EKONOMİSİNE ÖZEL ÖNEM VERİYORUZ”

    İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi olarak İslam ekonomisi ve finans konusuna özel bir önem verdiklerini belirten Prof. Dr. Mehmet Bulut, “Ülkemizde İslam ekonomisi ve finans konusunda master ve doktora programlarını açan öncü üniversiteyiz. Şu anda bu konuyla ilgili hem Türkçe hem Arapça lisansüstü programlarımız var. Şimdi de İngilizce programa başlıyoruz. İstanbul’un küresel finans merkezlerine rakip olacağıyla ilgili hükümetimizin yönelimlerine katkı sağlamayı hedefliyoruz. İslami finansın öneminin giderek arttığı bir dönemde ülkemizde bu konuyu daha öne çıkarmak istiyoruz” diye konuştu.

    “KÜRESEL SİSTEMDE YANLIŞ GİDEN BİR ŞEYLER VAR”

    Dünyada her geçen yıl üretimin artmasına rağmen açlıktan ölenlerin sayısının da artmasına dikkat çeken Prof. Dr. Bulut, “Küresel sistemde ortaya çıkan açlık, çevre sorunları, dengesizlikler ve felaketler günden güne artıyor. Bölüşüm ilişkilerine baktığımızda 2000’li yıllarda 78 iş adamının dünya üretiminin yarısına kadar serveti varken 2002 yılında bu sayı 62’ye indi. Yani dünyada üretim artıyor ama servet giderek daha az kişinin elinde toplanmaya başlıyor. Dünyada üretim artıyor ama her yıl açlıktan ölenlerin sayısı da artıyor. Dolayısıyla küresel iktisadi sistemde de yanlış giden bir şeyler var” dedi.

    “FARKINDALIK OLUŞTURMAYI HEDEFLİYORUZ”

    İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Güran Yumuşak, “Üçüncüsünü organize ettiğimiz İslam Ekonomisi ve Finans kursuna farklı üniversitelerinden çoğunluğu İktisat ve İlahiyat olmak üzere lisans seviyesinde öğrenciler katılıyor. Bu kursla beraber, Türkiye’de bu alanda lisans eğitimi verilmediği için en erken seviyede farkındalık oluşturarak bu konuya ilgi duyan öğrencilerin kendilerini geliştirmelerini amaçlıyoruz” dedi.

    FAALİYETLER 3 ALANDA TOPLANIYOR

    Faaliyetlerinin 3 ayakta toplandığını belirten İbrahim Güran Yumuşak, “3 ayakta toplanan faaliyetlerimizin ilk ayağında lisansüstü programları hızlı şekilde yürütüyoruz. İkinci ayağımız, sektöre yönelik. Bununla ilgili de Mart ayında başlayacak bir sertifika programımız faaliyete geçecek. Sektörde çalışan ve bu alana ilgi duyan profesyonellerin eğitimini gerçekleştireceğiz. Üçüncü ayakta olan bu kursumuz ise daha sosyal amaçlı. Farklı üniversitelerden öğrencileri, bir araya getirerek kaynaştırmayı hedefliyoruz. Ayrıca öğrencilerimizin bu konuyla ilgili bilimsel temellere dayanan bilgilerle donanarak kendilerini geliştirmelerini istiyoruz. Kursumuzda Kayseri, Sakarya, Zonguldak ve Erzincan gibi şehirlerdeki üniversitelerden hocalarımız eğitim verecek” şeklinde konuştu.

  • Türkonfed, Tekirdağ Ekonomisi İçin Yol Haritası Hazırladı

    Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), bir iş dünyası örgütü ve düşünce kuruluşu misyonu ile “Bölgesel Kalkınmada Yerel Dinamikler” rapor serisine Trakya Kalkınma Ajansı işbirliğiyle hazırlanan Tekirdağ raporu ile devam etti. “Bölgesel Kalkınma Dinamikleri: Tekirdağ İçin Plansız Sanayileşme Tuzağından Çıkış Stratejileri ve 2023 Senaryoları” raporu tanıtım toplantısı, Çorlu Hilton Hotel’de düzenlendi.

    Tekirdağ Valisi Enver Salihoğlu, Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Tarkan Kadooğlu, Çorlu Ticaret ve Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Enis Sülün, Trakya Sanayici ve İş Adamları Federasyonu (TRAKYASİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Aynur Süleymanoğlu, Çorlu İş İnsanları ve Sanayicileri Derneği (ÇİSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Celal Öğücü ve Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin’in katılımıyla düzenlenen toplantıda, raporun tanıtımı TÜRKONFED Genel Sekreteri Arda Batu ve TÜRKONFED Ekonomi Uzmanı Yasemin Özbal tarafından gerçekleştirildi.

    Rapor, yatırımcılara, girişimcilere, kamu görevlilerine, iş dünyasına ve akademisyenlere bir başvuru kaynağı sunmak, il ve bölgenin gelecek dönem politikalarının yol haritasını ortaya koymak amacıyla hazırlandığı bildirildi. TÜRKONFED, “Bölgesel Kalkınmada Yerel Dinamikler” rapor serisi 2012 yılında yayımlanan “Çorum Modeli ve 2023 Senaryoları” ile başladı. 2014 yılında “Tunceli Modeli ve 2023 Senaryoları”, 2014 yılında da Trakya Kalkınma Ajansı desteğiyle Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli raporları tamamlandı. 20 Ocak 2016 tarihinde tanıtılan “Bölgesel Kalkınma Dinamikleri: Tekirdağ İçin Plansız Sanayileşme Tuzağından Çıkış Stratejileri ve 2023 Senaryoları raporu ile TÜRKONFED, sivil toplum örgütü ve düşünce kuruluşu misyonuna yeni bir halka daha ekledi.

    “TEKİRDAĞ ÖNEMLİ BİR SANAYİ KENTİDİR”

    Tekirdağ’ın Türkiye’nin en fazla nüfus artış hızına sahip ikinci ili olduğunu ifade eden Tekirdağ Valisi Enver Salihoğlu, kentte bulunan 13 Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ile aynı zamanda en çok OSB’ye sahip ikinci ili olduğunu da söyledi. Türkiye’nin 500 sanayi kuruluşundan 56’sının Tekirdağ’da faaliyet gösterdiğini aktaran Vali Salihoğlu, “Tekirdağ çok önemli bir sanayi kentidir. Ancak bu tarım sektörünün göz ardı edildiği anlamına gelmesin. Aynı zamanda Türkiye’nin en verimli tarım arazilerine sahip bir kenttir. Sanayileşme kadar tarım sektörü de kentimizin çok yönlü ekonomisine bir örnektir” ifadelerine yer verdi.

    Çorlu’nun geçmişten bugüne plansız bir gelişme gösterdiğini hatırlatarak konuşmasına başlayan Çorlu Belediye Başkanı Ünal Baysan, plansız sanayileşmeden en çok yerel yönetimlerin etkilendiğini vurguladı. Baysan, “Plansız sanayileşme kentin göç sorununu artırdı. Kente gelenlere yaşam alanlarından altyapıya kadar birçok ihtiyacın kısa sürede karşılanması ihtiyacını doğurdu. Plansız sanayi kuruluşları, bugün OSB’ler çatısı altında bulunuyor. Çevreyi ve insan sağlığını tehdit eden bazı sanayi kuruluşlarının varlığı sorun yaratmaktadır. Sanayileşme, kalkınmayı ve moderniteyi beraberinde getirmektedir. Ancak bu sanayileşmenin de çevre ve insan sağlığına dikkat etmesi ve planlı bir gelişim göstermesi önemlidir” dedi.

    “TEKİRDAĞ, SANAYİ İÇİN ÖNEMLİ ÇEKİM MERKEZİDİR”

    TÜRKONFED’in bölgesel kalkınmadan KOBİ’lere, mesleki eğitimden iş dünyasında kadın konusuna, istihdam ve gelir dağılımından demokratikleşme alanlarına kadar çok önemli konularda raporlar hazırladığını belirten TÜRKONFED Başkanı Tarkan Kadooğlu, Tekirdağ raporu ile kente ait potansiyelleri, fırsatları, riskleri ve diğer iller ile ilişkisini incelediklerini söyledi. Kadooğlu konuşmasına şöyle devam etti:

    “Tekirdağ’ın ekonomik gelişimi, sanayinin İstanbul dışına çıkması ve ulaştırma olanakları zengin olan doğu ve batıdaki yerleşim birimlerine yönelmesi ile gerçekleşmiştir. Türkiye ekonomisinin dörtte birini oluşturan İstanbul, bu özelliği nedeniyle sanayi için en önemli bir çekim merkezidir. Sanayinin İstanbul’dan taşınmasının gündeme gelmesiyle, İstanbul’a yakın ve ulaştırma imkanları elverişli bölgeler, bu özellikleri nedeniyle sanayileşme ivmesi yakalamıştır. Bu çerçevede Kocaeli ve Bursa’nın yanı sıra İstanbul’a sadece 136 kilometre mesafede olan Tekirdağ’da, İstanbul’dan taşan sanayiye ev sahipliği yaparak gelişmeye başlamıştır. Tekirdağ’da gelişen sanayi, ilin dış ticaret performansını da yükseltmiştir. Türkiye’deki diğer illerle kıyaslandığında Tekirdağ geniş bir ürün sepetini, çok sayıda pazara ihraç edebilmektedir. Hızlı sanayileşme Tekirdağ için parlak bir performans yaratsa da, bu sanayileşme kendi içinde sorunları da barındırıyor. Çünkü hızlı sanayileşme süreci, başından iyi planlanıp yönetilememiş ve bu nedenle, çevre, tarım ve sosyal yapıda sorunlar yaşanmıştır. Sorunların bugün ulaşmış olduğu nokta, sanayileşme sürecinin devamı açısından da risk yaratmaktadır. Bu sorunların başında sanayileşmenin tekstil, giyim, kimya, metal gibi az sayıda sektörde ve genelde düşük teknolojili alanlarda yoğunlaşmış olmasıdır. Tekstil ve giyim, tüm istihdamın yüzde 50’sini oluşturmaktadır. Düşük teknolojiye dayalı bu sanayileşme yapısı şimdi yaratmış olduğu çevre tahribatı nedeniyle tıkanma riski ile karşı karşıyadır.”

    “YEREL AKTÖRLERİN GÜÇ BİRLİĞİ ÖNEMLİDİR”

    Tekirdağ’da tüm sanayileşme sürecine rağmen, ekonomik aktiviteler içinde tarım sektörünün hala ağırlığının olduğunu hatırlatan Kadooğlu, “Ancak tarım sektörü de çevresel, fiziksel ve genç nüfusun tercih etmemesi gibi nedenlerle ciddi bir tehdit altındadır. İşte raporumuzda, riskleri ve tehditleri ele alırken, aynı zamanda önerilerle çözümler getirmekte ve Tekirdağ’ın potansiyellerini nasıl kullanması gerektiğine ışık tutmaktadır. Bu potansiyelin harekete geçirilmesi için karar alma mekanizmalarının etkin işletilmesinin önemi büyüktür. Kentin yerel aktörlerinin, yani sivil toplum örgütleri, odalar, üniversite, akademisyenler, iş dünyası temsilcileri, belediye ve valiliğimiz arasında ilişkileri geliştirecek bir ortam yaratılmalıdır. Kentin ekonomik ve sosyal geleceği ancak tüm aktörlerin bir araya gelerek güç birliği yapmasıyla gelişebilir. Kurumlar ve kuruluşlar arasında işbirliği kültürünün geliştirilmesi bu anlamda şarttır” dedi.

    Plansız sanayileşmenin plansız bir kentleşme yarattığına vurgu yapan ÇİSAD Başkanı Celal Öğütçü de, hızlı göçün demografik yapıyı da bozduğunu, çarpık kentleşme ve plansız sanayileşmenin sonuçlarının bugün ekonomik yapıda da sıkıntı yarattığını aktardı. TÜRKONFED ile yaklaşık 2 yıldır sürdürdükleri çalışmaların sonuçlarını, analizini açıklamak için toplandıklarını belirten Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Tekirdağ için ne gibi çalışmalar yürütüldüğünü açıklayacaklarını ifade etti. Bölge kalkınmasına ve bölgenin yönelik yerel dinamiklerin analiz edilmesi ve bölge yatırım ortamının etkin değerlendirilmesi için Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinin ekonomik performansını değerlendirdiklerini belirten Şahin, bölge ekonomisine dönük farklı paydaşlarla çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

    TRAKYASİFED Başkanı Aynur Süleymanoğlu da, bölgedeki gelişmenin Türkiye ekonomisine olumlu yansıyacağını, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme yönünde önemli adımlar atılacağını söyledi.

  • Aşut; “Dünya Sanayisi Ve Ekonomisi Yeni Bir Devrimin Eşiğinde”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, ülke olarak üçüncü sanayi devrimine adapte olmaya çalışırken, gelişmiş ülkelerin ’dördüncü sanayi devrimini gerçekleştirdiğini belirterek, “Biz yine seyrediyoruz. Artık seyreden değil yapan olmalıyız. Alt yapı sorunlarımıza odaklanırken bu yeni devrimi kaçırmamalıyız” dedi.

    Aşut, yaptığı yazılı açıklamada, MTSO olarak 2016 yılında yapacakları çalışmaları anlatırken, ekonomik beklentilere yönelik değerlendirmelerde bulundu. Yaşanan her sıkıntıya rağmen yeni yılın verdiği umutların az da olsa kara bulutları dağıttığını kaydeden Aşut, “Umut var olan en büyük gücümüz. Maddi değerlerini yitirenler bir şeyini yitirmiş olur ama umudunu yitirenler her şeyini yitirir. Bu anlamda yeni bir yılın başlangıcıyla tüm Mersin iş dünyası olarak, Türk milleti olarak geçmişin olumsuzluklarını artık bir kenara bırakıp hedeflerimize tekrar odaklanmalıyız. Bizleri ayrıştıran basit ayrımcılıkları bir kenara koyup, bizleri bir arada yaşatan, bizleri birleştiren değerleri yüceltmeliyiz. Bu anlamda 2016’nın barışın, adaletin, demokrasinin, evrensel insan haklarının, özgürlüklerin, ekonomik refahın konuşulduğu bir yıl olmasını diliyoruz” diye konuştu.

    “TARIM VE GIDA STRATEJİK BİR HALE GELİYOR”

    Tarım ve gıdanın Mersin’in en önemli sektörü olduğuna vurgu yapan Aşut, “Dünyanın, yüzyılın ortası gelmeden 9 milyar nüfusa ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu da tarım ve gıdanın artık daha da stratejik bir alan, hatta bir güvenlik sorunu olacağını gösteriyor. Ancak, tarımda bir zamanlar kendine yeten bir ülke olan Türkiye, bu gün buğday ithal eden konumdadır. Nüfusu her geçen gün artan Türkiye’nin, tarım alanında yüksek teknolojiyi kullanması hayati bir konudur. Bu anlamda Mersin olarak uzun süredir planladığımız ve üzerinde çalıştığımız Tarım Teknoparkı ve Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgesi projelerimiz kararlılıkla devam edecektir. Çünkü bu konu sadece Mersin’in değil, ülkemizin geleceğidir, güvenliğidir. Bu noktada hem bu işin içinde olacak olan kent dinamiklerinin hem kamu dinamiklerinin hem de ilgili

    bakanlıkların bu konuyu bir kente yapılacak olan basit bir yatırımın ötesinde görmesini ve bunun bürokrasinin kurbanı olmasına izin vermemesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “MERSİN’DEKİ YATIRIMLARIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Mersin’deki projelerin takipçi olacaklarını kaydeden Aşut, bunların başında Çukurova Uluslararası Bölgesel Havalimanı projesi olduğunu ifade ederek, “Özellikle kamu yatırımlarında tüm Mersinliler, siyasi parti ayrımı yapılmadan tüm vekillerimizin ortak hareket etmesini beklemektedir. Çukurova Havalimanı demek sadece Mersin’in değil tüm Çukurova’nın, tüm bölgenin turizmden sanayiye, katma değerli tarım ürünlerinden çiçekçilik gibi yeni sektörlere kadar ihracatın artması demektir. Bu yatırımın yavaşlatılması aslında ülkenin hedeflerinin yavaşlatılmasıdır. Ulaşımla ilgili yol ve otoyol yatırımları, liman-otoban bağlantıları, OSB- otoban bağlantıları, D-400 yolunun genişletilmesi Mersin’in beklediği öncelikleridir. MTSO olarak bu alt yapı yatırımlarının takipçisi olacağız” şeklinde konuştu.

    Hava ve karayolu yatırımlarının dışında Mersin için en hayati ulaşım sektörünün, deniz ile ilgili yatırımlar olduğuna işaret eden Aşut, “Bu noktada küresel deniz ticareti artık konteyner taşımacılığına döndüğü için Mersin Konteyner Limanı yatırımı mutlaka hızlanmalıdır. Bu kentimizin lojistikte bölgesel ve küresel rekabeti için bir zorunluluktur. Ülkemizin lojistik hedefleri için bir zorunluluktur. Mersin özelinde bakıldığında ise Taşucu-Seka limanının özelleşmesi ve daha da önemlisi ticari bir liman olarak devam etmesi kentimizin lojistik gücü için hayatidir” dedi.

    MTSO olarak 2016’da takibine devam edecekleri diğer önemli bir yatırımın ise ’Turizm Bölgeleri Projesi’ olduğunu söyleyen Aşut, şöyle devam etti; “Kentimizin doğu ve batısında tüm bu projelerinin takipçisi olacağız. Özellikle Tarsus- Kazanlı sahil şeridinin turizm konseptinin yeniden belirlenmesi vizyonu adına yeni açılımlar yapacağımızı ifade etmek isterim. Mersin, turistleri bir tatil köyüne istifleyen ve kente katkısı olmayan bir kitle turizmini, fabrikasyon bir turizm hedeflememektedir. Bu konuda vizyonumuz açıktır. Kentimizin tarihi değerlerini, doğal değerlerini, kültürel değerlerini ve yükselen bir turizm alanı olan ve Mersin mutfağını kullanabileceğimiz gastronomi turizmini öne çıkarmak önceliğimizdir. Bunu da yolu alternatif turizmi harekete geçirmektir. Mersin’in çevresel sorunlara rağmen başarı ile yürüttü kurvaziyer turizmi bunların başındadır. Ortak kullanım alanları olan butik oteller kavramı bazı bölgelerde yeni açılımlarımız olacaktır. Elbette projelerimiz ve takipçisi olacağımız yatırımlar bunlarla sınırlı değil ama bunlar Mersin’in her alanda dönüşümünü tetikleyecek olan domino taşlarıdır. Mersin iş dünyası yeni bir yılın umudu ile bu değerleri Mersin’e kazandıracaktır.”

    “MTSO’YA MODERN BİZ HİZMET BİNASI KAZANDIRACAĞIZ”

    MTSO olarak üyelerine daha kaliteli ve hızlı hizmet vermek için modern bir hizmet binası projesi çalışmasının devam ettiği bilgisini veren Aşut, “Arsamızı aldık ve projelerimizin hazırladık. Şu an yatırım planlamalarının hazırlığı içindeyiz. Amacımız Mersin Ticaret ve Sanayi Odasına, Mersin iş dünyasına yakışan bir hizmet binasını hayata geçirmek olacaktır. MTSO olarak üyelerimize hizmet vermenin dışında ikinci önemli görevimiz, kentimizin sanayi ve

    ticaret yatırımlarını belirlemek ve hayata geçirilmesini sağlamaktır. Bu noktada kentimiz ekonomisinin, ihracatının ve istihdamının en önemli merkezleri olan Organize Sanayi Bölgelerimizin sayısını çoğaltmak yasal görevimizdir. Bu yasal görevi MTSO olarak Mersin- Tarsus Organize Sanayi Bölgesi’nin kuruluşunda kullanmıştık. Bundan sonra da Valiliğimizle ve yerel yönetimlerimizle birlikte kentin yeni OSB’lerini oluşturmak için inisiyatif almaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “GELECEĞİN KAPISI, ENDÜSTRİ 4.0”

    Ülke olarak kendi içimizdeki sorunlara odaklanırken, küresel ekonomik ve bilimsel gelişmeleri ve bu gelişmelerin ekonomi üzerindeki dönüştürücü etkisini es geçmemek gerektiğini vurgulayan Aşut, şu ifadeleri kullandı; “Aksi takdirde rekabeti yakalayamayız. Bilgi ve bilim o kadar hızlı gelişiyor ki, bunu iyi kullanan ülkeler ekonomik dönüşümleri için kullanıyorlar. Bizler ise çoğu zaman takip eden ve üretmekten çok kullanan durumuna kalıyoruz, sadece pazar oluyoruz. Ancak, bunları yapan olmalıyız. Bilgi bize bu gücü sağlıyor. Bu anlamda sanayide bir küresel bilgi dönüşümü yaşanıyor. Geleneksel sanayi olan imalat sanayi bilgisayarlaşan ve gittikçe internetin entegrasyonu ile yeni bir yöne gidiyor. Birinci sanayi devrimi su ve buhar gücüne dayanıyordu. İkinci sanayi devrimi ise elektriğin icadı ve kullanılması ile geldi. Üçüncü sanayi devrimi belki de Türkiye’de en çok MTSO’nun gündeme getirdiği bir konuydu. Otomasyonun dijital ile entegrasyonu bu devrimin özüydü. Hala bunu yaşıyoruz, buna geçmeye çalışıyoruz. Biz bu üçüncü sanayi devrimine adapte olmaya çalışırken, gelişmiş ülkeler ’dördüncü sanayi devrimi’ni gerçekleştiriyor. Ve biz yine seyrediyoruz. Artık seyreden değil yapan olmalıyız. Dördüncü sanayi devrimi, yani bilinen adıyla ’Endüstri 4.0, her alanda bilgisayarlaşma ve yüksek teknolojinin, bilgi-iletişim teknolojilerinin, internetin imalat sanayine entegre olmasıdır. Dünya sanayisi ve ekonomisi yeni bir devrimin eşiğinde. Alt yapı sorunlarımıza odaklanırken bu yeni devrimi kaçırmamalıyız. ABD’de uygulanan bu koalisyon ve yeni oluşum bize bir rol-model olabilir. Bir araya gelmeli ve Mersin olarak sadece alt yapı değil, bu vizyonu konuşmalıyız.”

  • Trakya Ekonomisi Yönünü Afrika’ya Çeviriyor

    Trakya Kalkınma Ajansı (TRAKYAKA), 24-29 Ocak 2016 tarihleri arasında Ticaret ve Sanayi Odaları ve Borsaları ile birlikte Trakya Bölgesi’nden birçok farklı sektörlerde yatırımları bulunan iş adamlarını Sudan’ın başkenti Hartum’a götürüyor.

    Trakya Kalkınma Ajansı tarafından düzenlenecek 5 günlük ziyaret boyunca ilk olarak 2016 yılında 33. kez yapılacak Uluslararası Hartum Fuarına katılım sağlanacak. Hartum’da bulunan Türkiye Başkonsolosluğu ve Ataşelikleri ile toplantılardan sonra Federal Hükümet Yatırım ve Ekonomi Bakanları ile Tekirdağ ve Hartum bazında iş geliştirme toplantıları düzenlenecek. Sonrasında Hartum Valiliği, Ticaret Odası ve Hartum’a 35 km uzaklıkta bulunan Organize Sanayi Bölgesi ziyaret edilecek. Gezi sırasında heyetler arası iş görüşmesi de düzenlenecek. Gezinin son günü ise Hartum ve çevresini tanımaya dönük bir kültür turu düzenlenecek.

    TÜRKİYE, SUDAN’DA 780 BİN HEKTAR TARIM ARAZİSİ KİRALADI

    Sudan’da TIGEM tarafından 780 bin hektar tarım arazisi Türk yatırımcılara tahsis edildi ve TİKA tarafından da Sudan’ın çeşitli şehirlerinde muhtelif yatırımlar yapıldı. Sudan 37 milyon nüfusu ve toprak büyüklüğü bakımından Afrika’nın en büyük ülkelerinden biri olup, gerek TİGEM gerek diğer devlet kurumları Sudan ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin artmasında aktif olarak çalışıyorlar. Sudan, ekonomik açıdan petrol üreticisi bir ülke olmasının dışında 120 milyon canlı büyük ve küçükbaş hayvana sahip. Dünya genelinde Arap Zamkı ve Susam gibi ürünlerin yüzde 70-80 civarında üretildiği bir ülke olmasının yanında siyasi açıdan da Afrika’da bulunan ülkeler arasında 2012 yılından itibaren herhangi bir sorunun yaşanmadığı bir ülke konumunda. Sudan, zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olmasına rağmen bunları kullanacak bilgi, altyapı ve teknolojiye sahip olmaması nedeniyle Çin ve Avrupa Birliği ülkeleri tarafından hedef ülke olarak seçildi ve ülkenin gelecek 10 yıl içinde şimdiki durumundan çok farklı bir performans göstermesi bekleniyor.

    Türkiye-Sudan Ticaret hacmi Türkiye’nin lehine 2014 yılı itibari ile 320 milyon dolar, 2015 yılında ise 402 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sudan’ın başlıca ihracat ürünleri arasında altın, petrol, Arap Zamkı, canlı hayvan ve susam olup önemli ithalat ürünleri ise işlenmiş deri ürünleri, her türlü makine teçhizat, tarım ürünleri ve aletleri yer alıyor.

  • Dünya, Türkiye Ve Mersin Ekonomisi Masaya Yatırıldı

    Mersin Girişimci İş Adamları Derneği (GİAD) ve Türkiye Finans Derneği işbirliğinde düzenlenen ’Ekonomik Gelişmeler Işığında 2016 ve Sonrası’ konulu panelde dünya, Türkiye ve Mersin ekonomisi masaya yatırıldı.

    Akdeniz İhracatçılar Birlikleri (AKİB) konferans salonunda düzenlenen panele, Mersin Vali Yardımcısı Nihat Karabiber, Mersin Baro Başkanı Alpay Antmen, Mersin-Tarsus Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Tekli, Türkiye Finans Derneği Başkanı Mutlu Başaran Öztürk, Mersin GİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet İzol ile iş adamları ve öğretim üyeleri katıldı.

    Panelin açılış konuşmasını yapan Mersin GİAD Başkanı İzol, Mersin’in lokomotiflerinden olan turizm, tarım, lojistik, sanayi ve ticaretin de değerlendirileceği panelde dünya ekonomisinde yaşananlar, FED’in açıkladığı faiz artırımı ve sonrasında alacağı kararlar ile Türkiye’de yaşanan krizi konunun uzmanlarıyla birlikte ele alacaklarını söyledi.

    Türkiye Finans Derneği Başkanı Öztürk ise “2008 yılında yaşanan küresel kriz, hep daha fazla isteği ile piyasaları reel sektörden kopardı ve krizin etkilerini daha da derinleştirdi. Sistemin çıkar çatışmalarına ve suistimallere açık olduğunu gösterdi. Bu nedenle dünya finansal mimarisi yeniden düzenlenmeye çalışılıyor” dedi.

    “RUS EKONOMİSİ ÇÖKÜŞTE”

    Daha sonra gerçekleştirilen panelde konuşan Finans Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Furkan Ünal, dünyada büyük dönüşümlerin olduğuna, sınırların çizildiğine ve piyasaların finansal açıdan dengesiz olduğuna vurgu yaptı. 2015’in son 10 yılın en ilginç yılı olduğuna dikkat çeken Ünal, “ABD ekonomisine ilişkin veriler genel olarak olumlu bir görünüm çiziyor. Avrupa ekonomisinde aktivite zayıf seyrediyor. Japonya 2. çeyrekte resesyona girdi ve bu Japonya’nın son iki yılda ikinci resesyonu oldu. Bu sebepten Japon yatırımcılar dünyaya açılmak zorunda. Japonya, yatırım yapabilmek için yeni ülke arayışında. Türkiye bundan faydalanabilir ve yeni ilişkileri ile yeni yatırımlar çekebilir. Petrol, doğalgaz ve metal fiyatlarında yaşanan sert düşüşle Rus ekonomisi çöküşte. Bu düşüşte Ukrayna ve Türkiye krizi büyük rol oynuyor. Bu durum para çıkışlarına neden oluyor ama Rusya’nın bu durumdan zarar görmesi Türkiye’yi de etkiler” diye konuştu.

    İş adamlarına önerilerde de bulunan Ünal, girişimci iş adamlarının 5 yıllık planlarını oluşturmaları gerektiğini söyledi. Yatırımcıların, rekabet avantajı sağlayacak özelliklere sahip girişimcileri özellikle tercih ettiklerine işaret eden Ünal, bu anlamda markalaşma çalışmalarının önemli olduğunu vurguladı. Ünal, “Yapılan tespitlere göre, her 1 milyon iş fikrinden sadece 6 tanesi başarılı bir şirkete dönüşüyor. Ortalama olarak risk sermayedarı, her yıl incelediği bin iş planından 6 tanesine yatırım yapar. Yatırımcılar, yatırım potansiyeli yüksek, hızlı büyüme göstererek büyük ölçeklere ulaşabilecek girişimlere ilgi gösterir. Çözüm üreten ve iş sürdürebilecek kapasitede bir ekibe önem verilmelidir” ifadelerini kullandı.

    “TÜRKİYE İHRACATI KÖTÜYE GİDİYOR”

    Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Genel Sekreter Yardımcısı İsmet Yalçın ise Türkiye’deki ihracatın kötüye gittiğini dile getirdi. Türkiye’nin belirlediği hedefler doğrultusunda ilerlemesi gerektiğinin altını çizen Yalçın, “Girişimcilik, Türkiye’nin en önemli olgusu ve biz TİM olarak bu konuya özel ilgi gösteriyoruz. Türkiye’nin ihracat yolunda bir hedefi var ve bu hedef doğrultusunda ilerliyor. Dünyada yaşanan krizler doğrultusunda 2016 yılında Türkiye ihracatında ciddi bir sıçrama beklemiyorum” şeklinde konuştu.

    Finans Derneği 2. Başkanı Batuğhan Karaer de Türkiye’deki havacılık sektörünün dünyadaki ve Avrupa’daki havacılık sektöründen daha hızlı büyüdüğünü belirterek, bu yıl 138 milyon yolcuya ulaşmak istediklerini kaydetti. Karaer, 530 civarında uçak filolarının var olduğunu, Türkiye’de havacılık sektörünün hızla büyüdüğünü ve Turizm sektörünün de hava yoluyla bağlantılı olarak gelişeceğini ifade etti.

    Panelin ardından, panelistlere ve katkıda bulunanlara plaket takdim edildi.