Etiket: Ekonomisi

  • Başbakan Yardımcısı Canikli: “Türkiye ekonomisi pedalı sürekli çevirmeli”

    Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, “Büyümeden vazgeçemeyiz. Büyüme bizim kırmızı çizgimizdir. Türkiye ekonomisi pedalı sürekli çevirmek durumunda” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin 17’nci Genel Kurul Toplantısı’na katıldı. Toplantıya Başbakan Yardımcısı Canikli’nin yanı sıra Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Başkanı İlhami Koç, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Vahdettin Ertaş, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ ve BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben de katılım gösterdi.

    Açılış konuşmasını gerçekleştiren Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli “Büyümeden vazgeçemeyiz. Büyüme bizim kırmızı çizgimizdir. Türkiye ekonomisi pedalı sürekli çevirmek durumunda” dedi.

    Türkiye’nin tasarruf oranları itibariyle gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında istenşlen seviyede olmadığını belirten Canikli, “Bunu artırmak içinde son dönemlerde peşpeşe çalışmalar hayata geçiriliyor. Bunlardan birtanesi gönüllü BES ve en son otomatik BES. Hakikaten Türkiye’de tasarruf açığının bir ölçüde giderilmesine önemli ölçüde katkı saplayacağına inandığımız iki tane reform bunlar da hayata geçirildi şuanda yürürlükte. Birincisiyle ilgili ciddi bir kaynak oluştu. Eğer gönüllü BES’te ortaya çıkan 70 milyar liralık bu tasarruf oluşmamış olsaydı bugün piyasalarda maliyetler çok daha yüksek rakamlara çıkmış olacaktı. Aşırı rekabet daha ileri boyutta olacaktı” diye konuştu.

    Canikli otomatik BES’te 100 milyar liranın üzerinde bir kaynak oluşmasının beklendiğini belirterek “Şuanda fon birikmeye başladı otomatik BES’te yaklaşık 9-10 yıllık dönem içerisinde 100 milyarın üzerinde bir kaynağın oluşmasını bekliyoruz. Büyümeden vazgeçemeyiz. Büyüme bizim kırmızı çizgimizdir. Türkiye ekonomisi pedalı sürekli çevirmek durumunda. Pedalı çevirme durduğu anda tökezler. Belli bir oranının üzerinde büyüme rakamlarını mutlaka yakalamamız gerekiyor. Çünkü halen halletmemiz gereken istihdam problemi var. Büyütmemiz gereken bir milli gelir var. Refah seviyesinin yükseltmek gibi bir hedefimiz var. Bütün bunlara ulaşabilmemiz için kesintisiz olarak büyümeliyiz” diye konuştu.

    “Türkiye ekonomisinin dinamikleri yeterli büyümeyi sağlayacak güce sahip”

    Türkiye ekonomisinin dinamiklerinin yeterli büyümeyi sağlayacak güce sahip olduğunu dile getiren Canikli, ”Bunu çok zor şartlarda ekonomide oynaklığın olduğu dönemlerde ortaya koydu. Türkiye ekonomisi bunların en ilginç örneklerinden bir tanesini de yakın geçmişte son 10 aylık dönemde ortaya koyabildi. Bunun en önemli yansıması 2016 üçüncü çeyreğinde 1.3’lük daralmadan hemen sonra 3.5 gibi dördüncü çeyrekte güçlü bir büyüme oranı yakalanmasıdır” şeklinde konuştu.

    Canikli sermaye piyasalarında araç çeşitliliği noktasında önümüzdeki günlerde banka senedinin hayata geçirileceğini belirterek şun bilgileri verdi: “Banka senedi ilk etapta fx olarak döviz cinsinden bankalar bunu menkulleştirecekler. TL kısmın daha sonra bakacağız. İlk planda bankalar aktiflerindeki döviz cinsinden kredileri her türlü formatta döviz cinsinden içeride ve dışarıda menkulleştirip oradan finansman sağlayabilecek. Bununla ilgili de talep var”.

  • Polman: “Türkiye’nin geçmiş dönemlere göre sağlam ve güçlü bir ekonomisi var”

    Unilever Dünya Başkanı Paul Polman, “Türkiye’nin bugün çok daha sağlam ve güçlü bir ekonomisi var. Bu dönem yaşanan ekonomik zorlukların da başarıyla atlatılacağına inancımız tam” dedi.

    Unilever DÜnya Başkanı Paul Polman, basın mensuplarıyla biraraya geldiği toplantıda önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye ekonomisi ve yapılan yatırımlarla ilgili açıklamalarda bulunan Polman, Türkiye ekonomisinin geçmiş dönemlere göre çok daha sağlam ve güçlü olduğunu belirtti. Polman, bu dönem yaşanan ekonomik zorlukların da başarıyla atlatılacağına inandıklarını söyledi.

    Unilever açısından değerlendirildiğinde Türkiye pazarının, dünya geneli ortalamasının çok üzerinde çift haneli rakamlarda büyüdüğünü dile getiren Polman, “Avrupa’da bu büyüme daha da sınırlıyken, Türkiye özellikle büyüme anlamında başı çeken ülkelerin başında geliyor. Son 8-9 yılda Türkiye’deki işimizi ikiye katladık. Bunun sürmemesi için bir neden göremiyoruz.Büyümeyi sürdürebilmemiz ve hem iç pazarda, hem de dış pazarlarda artan talebi karşılayabilmemiz için, kapasitemizi sürekli artırmamız ve tedarik zincirimizi mükemmelleştirmemiz gerekiyor. Bunun için de sürekli yatırım yapıyoruz. Konya’da 95 milyon euro yatırımla ilk olarak 2013 yılında dondurma fabrikamızı faaliyete geçirmiştik. Konya yerel yönetiminden büyük destek gördük ve kişisel ve ev bakımı ürünleri üreten fabrikamızı da tedarikçilerimizle birlikte toplam 350 milyon euroya ulaşan bir yatırımla Konya’ya taşımaya karar verdik. Bu ölçekte bir yatırım kararı almanın, bizim büyüklüğümüzdeki global bir firma için bile çok kolay olmadığını tahmin edersiniz. Böylesine büyük bir yatırımın kararını öyle iki dakikada alamazsınız. Bu yatırım hakkında Unilever Türkiye yöneticileriyle ilk konuşmamızı 4-5 yıl önce yaptığımızı hatırlıyorum. Biz, tüm stratejilerimizi uzun vadeli yaparız ve hiçbir planımıza kısa vadeli olarak bakmayız” dedi.

    “Türkiye’ye bakış açımız kısa vadeli olamaz”

    Polman, Unilever olarak dünyanın 190 ülkesinde faaliyet gösterdiklerini, dünyada herhangi bir dönemde herhangi bir ülke ya da bölgede işlerin iyi gitmeyebileceğini söyleyerek “Aynı dönemde bir başkasında ise iyi olabiliyor. Biz yatırımlar ve satış/pazarlama anlamında global bir portföy yönetiyoruz. Türkiye’de ticari faaliyetlerimiz 100 yıldan bu yana sürüyor. Dolayısıyla Türkiye’ye bakış açımız da kısa vadeli olamaz.Sadece son 10 yıl içinde Türkiye’ye yatırımımız, 450 milyon eurosu fabrika yatırımı, 150 milyon kadar da marka ve pazarlama yatırımı olmak üzere toplam 600 milyon euroya ulaştı. Yeni Konya Tedarik Köyü yatırımımızla birlikte bin 300 – bin 500 kişilik yeni yarattık. Bu istihdamı, ek hizmet alımları ve çevresinde yaratılan ekonomi olarak değerlendirdiğinizde en az 20 ile çarpabilirsiniz. Bu da Konya için yaratılan 30 bin kişilik bir istihdam ekosistemi anlamına gelir” diye konuştu.

    Türkiye’ye bir önceki işinde 2000 yılında geldiğinde, büyük bir ekonomik kriz yaşandığını anımsatan Polman, “Krizden çıkmayı başardınız. Bugün çok daha sağlam ve güçlü bir ekonominiz var. Bu dönem yaşanan ekonomik zorlukları da başarıyla atlatacağınıza inancımız tam.Türkiye’de 100 yıldan bu yana ticari varlığını sürdüren, ilk fabrika yatırımını 1952’de yapan, son 10 yıllık yatırımı da 600 milyon euroya ulaşan bir küresel şirket olarak, diğer uluslararası şirketlere Türkiye’nin yatırım ve iş yapmak için harika bir ülke olduğunu anlatıyoruz. Biz, Türkiye’nin iyi gününde de kötü gününde de dostuyuz. Zira, asıl güvenin ve sadakatin, olumsuzlukların ve zorlukların yaşandığı, ekonominin iyi olmadığı zamanlarda geliştiğine ve güçlendiğine inanıyoruz. Biz zor zamanlarında Türk tüketicisinin hep yanında olduk. Şirketimizi ve markalarımızı da bugünkü olduğu noktalara tüketicilerimizin taşıdığının bilincindeyiz ve bunun için minnettarız. Bu ülke insanı için yatırım yapıyoruz, bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    “Biz Türkiye’yi artık ’gelişmekte olan ülke’ kategorisinde tanımlamıyoruz”

    Türkiye’yi artık ’gelişmekte olan ülke’ kategorisinde tanımladıklarının altını çizen Polman, “Türkiye artık bir orta gelir ülkesi. Bu açıdan da birçok fırsatları bünyesinde barındırıyor. Bölgenizdeki jeopolitik sıkıntılara rağmen, gelecek için son derece avantajlı bir konumdasınız. Avrupa ekonomisinde iyileşme yavaş da olsa gerçekleşiyor; bu durum Türkiye’ye yarayacaktır. Afrika pazarlarına erişim konusunda herkesten bir adım öndesiniz. Geçmişten günümüzde hem ülke içindeki hem de uluslararası bütün parametreler değerlendirildiğinde, Türkiye’de olmamak, Türkiye’de yatırım yapmamak diye bir şey söz konusu değil” dedi.

    “Cari açığın kontrol altına alınması Türkiye açısından çok önemli”

    Türk ekonomisinin önümüzdeki dönem için taşıdığı en önemli risklerden birinin döviz bazlı cari açık olduğunu dile getiren Polman, ABD Merkez Bankası’nın olası faiz artırımlarının, TL’nin değer kaybına yönelik bir baskı oluşturabileceğini ve bunun da cari açığın yönetilmesini zorlaştırabileceğini söyledi.

    Polman şunları kaydetti: “Oysa cari açığın kontrol altına alınması Türkiye açısından çok önemli. Cari açığınız olduğu için, cari açığı kapatmak adına ihracat yapabilecek uluslararası yatırımı çekmeniz her zamankinden çok daha büyük bir önem taşıyor. İhracatınızı sürekli geliştirmenin en önemli katma değerlerinden biri de size dünya pazarlarında kendinize yer edinmeniz için rekabetçilik kasınızı güçlendirmesi. Zira herhangi bir üründe siz rekabetçi olamazsanız, başkaları sizin yerinize o ihracatı yapar”.

  • Adalet Bakanı Bozdağ: “Türkiye’nin ekonomisi 15 yılda 3.5 kat büyüdü”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye’nin ekonomisinin son 15 yılda 3.5 kat büyüdüğünü söyleyerek, “15 yıllık başarı hikayesinin arkasında bilmemiz lazım ki siyasi iktidar, güçlü iktidar, etkin ve iyi yönetim ve bunun doğurduğu güven her zaman bizim sermayemiz olmuştur” dedi.

    Yozgat’ta Sorgun Termal Otel’de gerçekleştirilen Yozgatlı İş Adamları Zirvesi’ne katılan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye ekonomisinden bahsetti. Türkiye ekonomisinin 15 yıl içerisinde 3.5 kat büyüdüğüne değinen Bakan Bozdağ, 2019 yılına kadar herhangi bir seçimin olmayacağını da söyledi.

    “Türkiye’nin güçlü bir ekonomisi var”

    Hükümet olarak Türkiye’nin her alanda gelişimine önem verdiklerini söyleyen Bakan Bozdağ, “Türkiye son 15 yıl içerisinde her alanda ciddi sıçramalar yaptı. Ekonomisi yaklaşık 3.5 kat büyüdüğü gibi her alanda da benzer büyümeleri, benzer gelişmeleri, benzer değişmeleri yaşadı. 15 yıllık başarı hikayesinin arkasında bilmemiz lazım ki siyasi iktidar, güçlü iktidar, etkin ve iyi yönetim ve bunun doğurduğu güven her zaman bizim sermayemiz olmuştur. Eğer bir ülkede istikrarsızlık olur, iyi yönetim olmaz ve orada güven olmazsa bu zayıf iktidarlar olursa kimse elini cebine sokmaz. Bugün Türkiye bu büyük sermayesiyle 15 yılda büyük değişimler yaşadı. Büyük gelişimler ortaya koydu ve ülkemiz her alanda değişti, gelişti. Ama Türkiye’nin gelişmesini istemeyen çevrelerde Türkiye’nin attığı her adımın karşısına dikildikleriyle beraber görüyoruz. İçeride buna destek bulduklarını da hep beraber görüyoruz. O nedenle biz attığımız adımların sadece bizi ilgilendiren adımlar olduğunu düşünmemeliyiz. Küresel rekabet çerçevesinde bu rekabette Türkiye’nin büyümesinden rahatsız olan çevrelerin olduğunu da bilerek adım atmamız lazım. Yaşadığımız hadiselere baktığımızda ekonomimizi sıkıntıya sokmak isteyen pek çok olay oldu. Bütün bu yaşanmışlıklara rağmen bugün Türkiye’nin hamdolsun güçlü bir ekonomisi var” dedi.

    “Ankara’nın sıhhati her şeyin üzerinde”

    Bakan Bozdağ, şunları kaydetti:

    “Bazı kredi kuruluşları talimatla Türkiye’nin notunu düşürürken Türkiye krize girsin diye kendi güvenliklerini dahi riske atacak kararlar aldı. O kararların altına imza atmalarına rağmen bugün Türkiye’nin ekonomisi her türlü iç ve dış şoka karşı dirençli bir ekonomidir. Eğer bizim ekonomimiz daha doğrusu Ankara’mız milletimizin yönetim merkezi sıhhatli olursa her şeyimiz sıhhatli olur. Ankara’da kriz olduğunda kaos olduğunda Yozgat bundan kendini kurtaramadığı gibi İstanbul’da Edirne’de kendisini kurtaramaz. Onun için Ankara’nın sıhhati selameti her şeyin üzerinde. O nedenle hükümet olarak 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe teşebbüsünden sonra çok ciddi tedbirler aldık, uyguladık ve uygulamaya da devam ediyoruz.”

    “2019’a kadar seçim yok”

    Türkiye’de 2019’a kadar seçim olmayacağını söyleyen Bakan Bozdağ, “Artık Türkiye’nin bugünün de ve geleceğinde siyasal istikrarsızlık dönemi kapanmıştır. Zayıf iktidarlar dönemi kapanmıştır. İstikrar, güçlü iktidar, etkin yönetim ve güvenin kalıcı bir hükümet sitemi olarak Türkiye’nin ve Türk milletinin hayatında yer alacağı yeni bir dönem başlamıştır. Esasında ön görülebilirlik artmıştır. Artık sandıktan istikrarsızlık çıkma ihtimali asla yoktur. Zayıf iktidar çıkma ihtimali asla yoktur. İktidarların birtakım hesaplarla kasetle şantajla tehditle parayla pulla devrilme dönemi de tarihe kavuşmuştur. İktidarı kuracak halk, devirecek yine halktır. Her altı ayda seçim dönemi de tarihe kavuşmuştur. 2019’a kadar bir seçim yok. 2019’dan sonrada artık Türkiye’de 5 yılda bir seçim yaşayacaktır. Mahalli ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçiminin de 2019’da yapılacağını hesap ettiğimizde Türkiye’de 2019’dan sonra 5 yılda bir seçim yapılacak. 5 yılda sadece 1 yıl seçimle uğraşacağız. Geri kalan 4 yıl önümüze bakacağız, işimize bakacağız. Ülkemizin refahını artırmak ve daha ileriye götürmek için hep beraber koşacağız. Onun Türkiye’ye kazandıracağı çok büyük nimetler var” açıklamalarında bulundu.

  • Tokat’ta “2017 yılında Türkiye Ekonomisi” konferansı

    Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Berksoy, Türkiye’nin sıcak paraya bağımlı bir ülke olduğunu ifade ederek, “Sıcak para geldiği zaman Türkiye ekonomisi büyümeye başlıyor, gittiği zamanda pat diye geriliyor” dedi.

    Tokat’ta kuruculuğunu işadamı Burhan Besler’in yaptığı Dostlar Meclisi, Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Berksoy’u ağırladı. TSO Seyirtepe Sosyal Tesislerinde Dostlar Meclisi üyesi iş adamları ve Türkiye Gazetesi Bölge Temsilcisi Halil Güleroğlu ile bir araya gelen Prof. Berksoy, 2017 yılında Türkiye Ekonomisi konulu konferans verdi. Büyüyebilmek için sizin etrafımızdaki ülkelerinde de büyümesi gerektiğini ifade eden Berksoy, “Bizim etrafımız karışık, aşağımızda savaş var. Esas büyük ortağımız olan AB’de sıkıntı var. Bir başka sıkıntı ABD Merkez Bankası 2008 krizinden bu yana likiditesini para arzını genişleterek büyümeyi bir miktar kışkırtmaya çalıştı. Şöyle bir sorun var para arzının artırılması son bir iki senedir sonuç aldı gibi ABD ekonomisinde büyüme pozitife geçti. Bu sene tahmin ediyoruz yüzde 3 büyüyecek. Bu yüzde 3’lük büyüme ABD ekonomisi için iyi bir büyüme” dedi.

    “Sıcak paraya bağımlı bir ülkeyiz”

    Avrupa ekonomisi halen kıpırdamış olmadığını ifade eden Berksoy, “FED bizim içinde problem herkes içinde problem toplantı yapacağı bir hafta 10 gün öncesinden sıkıntı başlıyor. Bizde de kur yükseldi. Döviz kuru yükseliyor, faiz yükseliyor. Bu aralar kredi derecelendirme kurumları faal yeni kredi notları falan veriyorlar. Bu bizim için büyük bir risk. Çünkü biz sıcak paraya bağımlı bir ülkeyiz geldiği zaman Türkiye ekonomisi büyümeye başlıyor, gittiği zamanda pat diye geriliyor” diye konuştu.

    Kendisine en çok sorulan sorulardan bir tanesi 3. Dünya savaşı olur mu? Olduğunu ifade eden Berksoy açıklamalarını şöyle tamamladı: “Olmaz diyemiyorum ama küçük savaşların olacağı görünüyor. Bir Türk atasözü var ‘Taç Giyen Baş Akıllanır’ diye şimdi Donald Trump taç giydi akıllanır diye bekliyoruz. Ama akıllanmış hali de yok. Herhangi bir şey yaptığı zamanda çok önemli bir risk olacağı belli”.

  • Bakan Ağbal: “Türkiye ekonomisi yüzde 6.8 büyüdü”

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, küresel krizin tüm olumsuzluklarına rağmen Türkiye ekonomisinin yüzde 6.8 büyüdüğünü söyledi.

    Bakan Ağbal, Adana Sanayi Odası’nda (ADASO), “İstihdam ve Üretimin Desteklenmesine Yönelik Yeni Düzenlemeler” konulu toplantıya katıldı. Bakan Ağbal, iş adamlarıyla yaptığı toplantıda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye ekonomisinin, küresel krizin tüm olumsuzluklarına rağmen yüzde 6.8 ortalama büyüme yakaladığını açıkladı. Rakamın gelişmekte olan ülkeler içerisinde ve Avrupa Birliği bölgesinde her şeye rağmen önemli ve yüksek bir oran olduğunu belirten Ağbal, “Büyüme oranları bakımından Türkiye son 7 yıldır ortalamada böyle bir oran elde etmiş durumda ve son derece önemli ama son dönemde karşı karşıya kaldığımız gerek içeriden sıkıntılar, gerekse dışarıdan sıkıntılar bu oranları aşağı çekti. İnşallah referandumdan sonra belirsizliklerin ortadan kalkmasıyla büyüme oranları tekrar yukarı yönlü olacak. Özellikle yatırımda önemli gelişmeler olacaktır. Küresel kriz döneminde istihdamdaki gelişmelere baktığımızda ise her ne kadar işsizlik biraz arttıysa da 2009’la bugünü karşılaştırdığımızda bu dönemde yaklaşık 7 milyon insana ilave istihdam üreten bir ekonomiden bahsediyoruz. AB bölgesine bakıldığında hala 2009 seviyesindeki istihdam noktasına yeni geldi. Genel olarak ekonomide büyüme oranları itibariyle geçmiş 7 yılda iyi bir ortalama elde ettiğimizi söyleyebilirim” şeklinde konuştu.

    Enflasyona ilişkin bilgiler de aktaran Bakan Ağbal, 2017’nin ikinci yarısından itibaren çok daha iyi gelişmeler olacağını ve özellikle 2016’nın son çeyreğinde arka arkaya aldıkları kararlardan sonra ekonomide farklı cephelerde olumlu gelişmeleri takip ettiklerini söyledi. Önümüzdeki dönemde büyümedeki ivmenin yukarı olacağını ancak enflasyonun da biraz yukarı gitse bile yıl sonunda aşağı inen bir trend sağlanacağını dile getiren Ağbal, işsizlik oranlarının da aşağı çekileceğini kaydetti.

    Maliye Bakanı Naci Ağbal daha sonra son 1 yılda yaptıkları reformlara ilişkin sunum yaptı.

    Katma Değer Vergisi (KDV) iadelerinde İhtisas Vergi Daireleri kurmaya başladıklarını anlatan Bakan Ağbal, Ankara, İstanbul ve Bursa’nın ardından Adana’da da nisan ayında İhtisas Vergi Dairesi kurulacağını anlattı. Kurumların iade talepleriyle sadece bu birimlerin ilgileneceğini bildiren Ağbal, “İade alt sınırını 20 bin 600 liradan 10 bin liraya düşürdük. İndirimli orana tabi konut teslimlerinde ilgili yılda nakden iade imkanı sağladık. Yüzde 120 teminatla KDV iadelerini 5 günde yapacağız” diye konuştu.

    “Teşvikler yatırımcıyı heyecanlandırmalı”

    Toplantıda konuşan ADASO Başkanı Zeki Kıvanç ise “İşveren üzerindeki vergi ve sigorta yüklerinin Organisation for Economic Co-operation and Development (OECD) ortalaması olan yüzde 30-35 bandına indirilmesi büyük önem arz etmektedir. İşverenler olarak çok katı ve detaylı bir İş Kanunu ve Sosyal Sigortalar Mevzuatı ile karşı karşıyayız. Yüksek oranlı kıdem tazminatı, işsizlik sigortası ve iş güvencesi tazminatı olan ender ülkelerden biriyiz. Üretim ve istihdamı engelleyen bu alanlarda düzenlemeye gidilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Nitekim, bu anlamda, TBMM’si Plan Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen yasa tasarısı ile vergisini düzenli ödeyen mükelleflere yönelik gelir ve kurumlar vergisinde yüzde 5 indirim uygulanacak olması son derece yerinde ve isabetli olacaktır. 2017 yılında tahakkuk edecek vergilerimizde de bu indiriminizden istifade etmek isteriz. Çukurova iş dünyası, mevcut teşvik sistemlerinden istenilen ölçüde istifade edememiştir. Nitekim Çukurova’nın en büyük ili eski dönemlerin cazibe merkezi olan Adana, 2010 yılından beri göç alan değil, her yıl 10 binden fazla nitelikli göç veren bir il halini almıştır. Yatırım Teşvikleri yeni bir yaklaşımla ele alınarak, sektörel ve ilçe bazlı olmalıdır. Teşvikler yatırımcıyı heyecanlandırmalı, eski dönemlerin kaynak kullanım destekleme primi, 5084 sayılı teşvikteki elektrik katkısı gibi üretim başladığı andan itibaren işletmelere maddi kaynak sağlayacak doğrudan destekler olmalıdır” ifadelerini kaydetti.

    Adana Valisi Mahmut Demirtaş da kente yatırım yapmak isteyen yerli ve yabancı girişimcilere yol göstermek için önemli etkinlikler yaptıklarına değinerek, “İstihdama gerekli hassasiyeti gösteriyoruz. Elde edilen katmadeğerin ülkemize ve bu şehrin insanlarına refah ve huzur olarak döneceği aşikardır. Bir takım sıkıntılara rağmen yapılan yatırımlar ve yeni projeler geleceğe dair umutlarımızı diri tutmaktadır” diye konuştu.

    Konuşmalarından ardından Bakan Ağbal’a ADASO Başkanı Zeki Kıvanç tarafından hediye verildi. Toplantı basına kapalı olarak devam ederken, Bakan Ağbal iş adamlarının sorunlarını dinledi.