Etiket: Ekonominin

  • Ekonominin oscarları sahiplerini buluyor

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından düzenlenen 43. Ekonomiye Değer Katanlar Ödül Töreni, 30 Aralık 2016 Cuma günü sahiplerini buluyor.

    Ödül töreni Cuma günü saat 18.30’da Merinos Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

    BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 8 kategoride 73 ödülün sahiplerini bulacağını söyledi. Burkay, ‘Ekonomiye Değer Katanlar’ Ödül Töreninde ‘Gelir Vergisi’, ‘Kurumlar Vergisi’, ‘Dönüşüm, ‘İhracat’, ‘En Başarılı KOBİ’ler’, ‘İnovasyon’ ve ‘Sektör Liderleri’ kategorilerinde dereceye giren firmalara ödüller verileceğini dile getirdi. Burkay, bu yılki törende tahkim ve arabuluculuk faaliyetlerine katkı sunan firmalara yönelik de ‘İş Barışına Katkı Sağlayanlar’ kategorisinin programa eklendiğini ifade etti.

    Başkan Burkay, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın 37 bini aşkın üyesinden aldığı güçle Türkiye ekonomisine yön verdiğini söyledi. Bursa’nın Türkiye’nin yeni vizyonunu en iyi okuyan ve hedeflerine ulaşmasına öncülük eden bir şehir olduğunu ifade eden İbrahim Burkay, şehrin üretim ve ihracattaki başarısının asıl mimarının Bursa iş dünyası temsilcileri olduğunu ifade etti.

  • İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, ekonominin bel kemiği olan aile şirketlerine öneri

    Türkiye’de ekonominin bel kemiğini oluşturan aile şirketlerinin üçüncü kuşağa ulaşma oranının yüzde 13 ile dünya ortalamasının altında kaldığına dikkat çeken İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Ülkemizde 100 yaşını aşan şirket sayısının 20 civarında olması, sürdürülebilirliği sağlayamadığımızı en çarpıcı şekilde gösteriyor” dedi.

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin Ekim ayı olağan toplantısı, ’Sürdürülebilir Bir Ekonomik Büyüme ve Başarı İçin Aile Şirketlerinde Kurumsallaşmanın Ekonomimiz ve Sanayimiz Açısından Önemi’ ana gündemi ile gerçekleştirildi. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya, eski Sağlık ve Turizm Bakanı Bülent Akarcalı ve Family Business Governance (Aile Şirketi Yönetimi) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Haluk Alacaklıoğlu konuk olarak katıldı.

    İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, ana gündeme ilişkin değerlendirmesinde dünya ekonomisine yön veren aile şirketlerinin, ABD’de tüm şirketler içinde yüzde 90, Avrupa’da yüzde 60, Asya’da ise yüzde 95 pay aldığını, Türkiye’deki payının ise yüzde 90’dan fazla olduğunu söyledi.

    Türkiye’deki aile şirketlerinin de yüzde 52’sinin üretim sektöründe faaliyet gösterdiğini vurgulayan Bahçıvan, “Milli gelir içinde çok önemli bir paya sahip olan ve ekonominin bel kemiğini oluşturan aile şirketlerinin başarılı bir şekilde yoluna devam etmesi, ülke ekonomimizin de sağlıklı olması anlamına geliyor. Ancak aile şirketlerinde sürdürülebilirliği sağlamak hiç de kolay değil. Dünyada ömürleri yaklaşık 25 yıl olan aile şirketlerinin, üçüncü kuşağa ulaşma oranı da yüzde 15 civarında. Türkiye’de ise aile şirketlerinin yaklaşık yüzde 40’ı birinci, yüzde 50’si ikinci ve sadece yüzde 13’ü üçüncü kuşakta devam edebilmektedir. Dördüncü kuşağa ulaşanların oranı ise yüzde 2. Ülkemizde yüz yaşını aşmış şirket sayısının 20 civarında olması, sürdürülebilirliği sağlayamadığımızı en çarpıcı şekilde gösteriyor” ifadelerini kullandı.

    Şirketler değişime direnç göstermemeli

    Aile şirketlerinde sürdürülebilir başarı formülünün kurumsallaşma olduğuna dikkat çeken Bahçıvan, “Kurumsallaşma şirket yönetiminin profesyonellere terk edilerek kontrolün elden çıkartılması değildir. Aksine, şirketin faaliyetlerini kişilerin varlığına bağımlı olmadan sürdürebilmesini ve geliştirebilmesini sağlamaktır. Kurumsallaşma yolundaki şirketler yeniliklere açık olmalı ve değişime direnç göstermemelidir. Karar alırken duygusal davranmamalı, rasyonaliteyi elden bırakmamalıdır. Bir süredir Türkiye’de de uygulanmaya başlayan ‘aile anayasası’ aile şirketlerinde karşılaşılan sorunları çözmekte yararlı bir hukuki enstrümandır” dedi.

    Sanayinin daha hızlı büyümesi için yatırıma ihtiyaç var

    Bahçıvan, dünya ve Türkiye ekonomisine ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede ise IMF’nin son mali izleme raporuna göre dünyada hükümet, hane halkı ve finans dışı özel sektör borçlarının toplamının 152 trilyon dolara, yani dünya hasılasının yüzde 225’ine ulaştığının tahmin edildiğini hatırlattı. Türkiye’de ise kamu borcunun milli gelire oranının bu yıl yüzde 31,7 olarak tahmin edildiğini aktaran Bahçıvan, “Bu oran bizi 181 ülke arasında en iyi borç görünümüne sahip 39’ncu ülke konumuna taşırken, kamu borç stoku en yüksek 30 ülke arasında da en iyi üçüncü ülke pozisyonuna getiriyor” diye konuştu.

    Bununla birlikte Türkiye’de özel sektör borçluluğunun oldukça yüksek olduğuna işaret eden Bahçıvan, “Türkiye, özel sektör borcunun milli gelire oranının en çok arttığı 6. gelişmekte olan ekonomi olarak dikkat çekiyor. Oysa bizim daha hızlı büyümeye ihtiyacımız var. Ekonomimizin sürükleyici gücü olarak sanayimizin daha fazla büyümesi, daha fazla üretmesi, bunun için daha fazla yatırım yapması gerekiyor. 2017-2019 Orta Vadeli Program’da ve geçen hafta TBMM’ye sunulan 2017 taslak bütçesinde yatırım ödeneklerinin 78 milyar TL’ye çıkarılması gibi özel sektör yatırımları için kaldıraç etkisi yaratacak politikalara yer verilmesi memnuniyet verici” dedi.

    İSO Başkanı Bahçıvan, Cumhuriyet Bayramı’nı da kutlayarak “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, bize yurdu ve bağımsızlığımızı armağan edenlere gösterdiğimiz bir vefa ve şükran örneği. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum” ifadelerini kullandı.

  • Tesk Başkanı Palandöken: “Vergi ve prim barışı ekonominin çarklarını döndürür”

    Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Yeni bir Vergi ve Prim barışına ihtiyaç var. Bunun için yapılması gereken peşin ve zamanında ödeyene getirilen yüzde 5’lik prim indiriminin yanı sıra devletin birikmiş alacağının tahsil edilmesi için de birikmiş alacaklara yeni bir yapılandırma artık kaçınılmaz” dedi.

    Ekonomide hızlı yol almak için mevcut paketlerin başarıya ulaşması için yeni bir vergi ve prim barışının ekonominin çarklarını döndüreceğini belirten Palandöken, “Esnaf uzun zamandır ne vergisini ne de sosyal güvenlik primini ödeyebiliyor. Borçlu olunca eli kolu bağlı oluyor. Yeni bir Vergi ve Prim barışına ihtiyaç var. Bunun için yapılması gereken peşin ve zamanında ödeyene getirilen yüzde 5’lik prim indiriminin yanı sıra devletin birikmiş alacağının tahsil edilmesi için de birikmiş alacaklara yeni bir yapılandırma artık kaçınılmaz” ifadelerine yer verdi.

    6111 sayılı yasa ile 26 milyar 400 milyon lira vergi ve prim, son yapılan 6552 sayılı yasa ile ise 9 milyar 700 milyon liralık vergi geliri elde edildiğini söyleyen Palandöken, “Son iki yapılandırma kanunları ile devletin kasasına 36 milyar 100 milyon lira gelir girmiş. Vatandaşta borcunu ödemiş. Borçlu olan hiçbir şey yapamıyor. Esnafın kamu borçları her geçen gün artıyor. Vergi ve prim borçlarından dolayı bitme noktasına geldi. Piyasaların rahatlaması için vergi ve prim barışına ihtiyaç var. Borçlar ödedikten sonra yatırım yapılıyor, istihdam artıyor. Yeni yapılandırma bekleyen 10 binlerce esnaf ve sanatkar borcunu ödeyip devletin sosyal imkanlarından faydalanmak istiyor” diye konuştu.

    2016 yılından itibaren asgari ücretin bin 300 liraya çıkarılması ile sosyal güvenlik prim artış yükünün esnafın sırtına bindiğini ifade eden Palandöken, “Asgari ücret artışıyla yıllık 7 bin TL’nin üzerindeki sosyal güvenlik primini esnafımız ödeyemiyor. Madem esnafın gelirini artıramıyoruz o zaman giderini azaltmak için bazı çalışmalar yapmak zorundayız. Öncelikle birikmiş alacakların tahsili için mutlaka yeni bir yapılandırma kanunu getirilmelidir. Yüksek olan sigorta primlerinin de aşağı çekilmesi için yeni bir çalışma yapılmalıdır. Aksi halde bu borçlar hep birikir ve esnafımız bu rakamların altından kalkamaz. Onun için makul bir seviyeye çekilmelidir. Birde emeklilik gün sayısı işçi kesiminde olduğu gibi 9 bin günden 7.200 güne düşürülmelidir” şeklinde konuştu.

  • Mali Bakanı Naci Ağbal, Kayıt Dışı Ekonominin Kesinlikle Önlenmesi Gerektiğini Belirterek:

    Mali Bakanı Naci Ağbal, kayıt dışı ekonominin kesinlikle önlenmesi gerektiğini ifade ederek, “Kayıt dışı ekonomiyi bizim hızla aşağı çekmemiz lazım. Bir tarafta vergisini tam zamanında ödeyen kayıtlı mükellefler var, bir tarafta da hiçbir şekilde vergi dairesine uğramayan işletmeler var. Vergi dairesine hiç uğramayanları bir kere vergi dairesine getirmek lazım” dedi.

    Bakan Ağbal, Afyonkarahisar’da Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen “2016 Yılı Çalışma ve Hedeflerinin Değerlendirilmesi” toplantısına katıldı. Toplantının açılışında konuşan Türkiye ekonomisinin kalkınması adına önemli mesajlar veren Bakan Ağbal, önce AK Parti hükümetleri döneminde sağlanan ekonomik disiplinden bahsetti. Maliye Bakanlığı’nın Türkiye adına çok önemli bir görevi icra ettiğini ifade eden Bakan Ağbal, “AK Parti hükümetleri olarak 2002 yılından bu yana eğer bütçe disiplinini sağlamışsak, mali disiplini kararlı bir şekilde sürdürmüş isek bunun sacayaklarından biriside vergi gelirleri tahsilatından elde edilen başarıdır. Her yıl bir hedefimiz var. Bütçe kanunları ile belirlenmiş bütçe gelirleri hedefi, bu aynı zamanda Maliye Bakanlığı olarak bizim için bir ödev. Çünkü meclis her yıl hedeflenen bir gelir tahminini kanuna koyuyor, ondan sonrada onu gerçekleştirmek, onu sağlamak hatta o hedefi daha fazla gerçekleştirmekte bizim sorumluluğumuz” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN KAYIT DIŞI EKONOMİSİ HALEN YÜKSEK ORANLARDA”

    Türkiye’de sıkça gündeme gelen “kayıt dışı ekonomi” konusuna da değinen Bakan Ağbal, her ne olursa olsun kayıt dışı ekonominin önlenmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Ülkemizde kayıt dışı ekonomi halen yükse seviyelerde AK Parti hükümetleri döneminde son 14 yılda kayıt dışı istihdamda yüzde 52’lerden yüzde 32 seviyelerine gelmişsek de bir takım çalışmalar ile kayıt dışı ekonominin seviyesi yüzde 6-7 oranında bu dönemde azalmış olsa da aslında Türkiye’nin kayıt dışı ekonomisi halen yüksek oranlarda. Dolayısı ile bununla bizim mücadele etmemiz gerekiyor ve kayıt dışı ekonomiyi bizim hızla aşağı çekmemiz lazım. Gelir İdaresi Başkanlığımızın bu anlamda bir eylem planı var. 2011’li yıllardan itibaren 3.’nü uygulamaya geldiğimiz bir kayıt dışı eylem planımız var. Bunu da etkili bir şekilde uygulamaya devam etmemiz lazım. Siz Gelir İdaresi Başkanlığı çalışanları olarak vergi dairesi başkanlarımıza söylüyorum, mutlaka ve mutlaka ilk yapmamız gereken şey kayıt dışı kalmış, vergi dışı kalmış bütün işletmeleri yani bizim vergiden artık işletme diye tabir ettiğimiz işletmeleri tespit etmek. Vergi dairesine hiç uğramayanları bir kere vergi dairesine getirmek” diye konuştu.

    “BU MESELEYİ SADECE BİR KAMU GETİRİSİ OLAYI OLARAK ELE ALIRSAK YANLIŞ OLUR”

    Özel sektör ile konuşulduğu zaman kayıt dışı ekonomi konusunun gerçekten üzerinde durulması gereken bir husus olduğunu aktaran Bakan Ağbal şunları söyledi:

    “Bir tarafta vergisini tam zamanında, doğru bir şekilde ödeyen kayıtlı mükellefler var, bir tarafta da hiçbir şekilde vergi dairesine uğramayan, vergi ödemeyen işletmeler var. Bundan da aslında haksız rekabet oluşuyor. Birisi kayıtlı ekonomi içerisinde bütün yükümlülüklerini yerine getiriyor ayakta kalmaya çalışıyor, diğeri ise o bir işletmeler ile aynı olacak şekilde hiçbir şey ödemeden onlarla haksız rekabet yapıyor. Yani bu meseleyi sadece bir kamu getirisi olayı olarak ele alırsak yanlış olur. Devletin görevi piyasada faaliyette bulunan işletmeler arasındaki her türlü haksız rekabeti her bakımdan önlemektir. Bunun yollarından birisi de kayıt dışı ekonomi ile etkin bir şekilde mücadele etmektir. Onun için Gelir İdaresi Başkanlığındaki bütün birimlerin çok aktif bir şekilde sokağa çıkıp, hayatın içerisine girip iktisadi hayatta olanları takip edip bu kayıt dışı kalmış bu merdiven altı işletmeleri bir bir kayda alması lazım. Onun için Gelir İdaresi Başkanlığımızın da özel olarak idarelerinin performanslarını kayıt dışı kalmış işletme sayılarını kayıt altına almalarını da takip etmek lazım. İstanbul’da Gelir İdaresi Başkanlığımız acaba şu 74 ayda kaç tane böyle işletmeyi kayıt altına aldı?”

    Bakan Ağbal’ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.

  • Ekonominin Can Damarı Canlanıyor

    RE/Max Gökçem Broker-Owner’ı Uğur Tosun, ekonomin can damarı olan gayrimenkul sektörünün yeniden canlanmaya başladığını ifade etti.

    Dünyanın en büyük gayrimenkul danışmanlık firması olan RE/MAX Gökçem Broker/Owner’ı Uğur Tosun, gayrimenkul sektörünün ekonominin aynası olduğuna dikkat çekti. Tosun, “Gayrimenkul sektörüne bakarak, ekonominin geneli hakkında bilgi alabiliriz. Eğer gayrimenkul sektörü canlı ise, ekonomi de canlıdır demektir. Gayrimenkul durgun ise, genel ekonomi de durgunluk yaşıyor demektir. Bu yılın ilk üç aylık dönemine baktığımızda, geçen yılın aynı dönemine göre gayrimenkul piyasasının canlandığını söylemek mümkündür” diye konuştu.

    “GAZİANTEP ORTADOĞU’NUN ÇEKİM MERKEZİ “

    Hem ihtiyaç, hem de yatırım aracı olma özelliği taşıyan gayrimenkule olan ilginin hiçbir zaman bitmeyeceğini vurgulayan Uğur Tosun, “Gayrimenkul her dönemde en karlı, en sağlam yatırım aracı olma özelliğini taşımaktadır. Gaziantep’te ise gayrimenkulün çok özel bir yeri vardır. Gaziantep, gayrimenkulde Türkiye’nin en çok kazandıran illeri arasında yer almaktadır. Gaziantep’te gayrimenkul yatırımları yıllık yüzde 25 ile yüzde 100 arasında bir getiriye sahiptir. Tarihin her döneminde canlı bir ticaret merkezi olan Gaziantep’in Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin yanında Ortadoğu ülkeleri için de bir çekim merkezi olması, şehrimizde gayrimenkule olan ilgiyi arttırmaktadır” dedi.

    “YATIRIMCI İÇİN EN GÜVENİLİR LİMAN”

    Gayrimenkul sektöründeki canlılığın önümüzdeki aylarda artarak devam edeceğinin öngörüldüğünü söyleyen RE/MAX Gökçem Broker/Owner’ı Uğur Tosun, “Yatırımcı için gayrimenkul en güvenli limandır. İnsanlık var oldukça gayrimenkul ihtiyacı da olacaktır” dedi. Son bir yıl içerisinde gayrimenkul yatırımcısının tercihlerinin de değiştiğini vurgulayan Tosun, “Bir yıl öncesine kadar en fazla talep arazideydi. Son bir yılda işyeri, konut, ticari alanlar ve imarlı arsalar daha fazla talep görüyor” şeklinde açıklamada bulundu.

    KURUMSALLIK VE GÜVEN ÖN PLANDADIR

    Tosun, gayrimenkul danışmanlığının profesyonellik ve güven istediğini de kaydederek, “Gayrimenkul sektöründe güven ve profesyonellerle çalışmak çok önemlidir. Biz RE/MAX Gökçem olarak yatırımcıyı doğru yönlendiriyoruz. Çünkü biz işimizi bilinçli yapıyoruz. Hizmet içi eğitime büyük önem veriyoruz. Danışmanlarımız sürekli hizmet içi eğitimlere katılıyor. Kurumsallık, güven ve müşteri memnuniyeti bizde ön planda gelir. Ayrıca, uluslararası bir firma olduğumuz için, yatırımcının tüm dünyadaki taleplerine cevap veririz, çözüm üretiriz. Bu özelliklerimizden dolayı dünyanın en büyük gayrimenkul danışmanlık firmasıyız” diye konuştu.