Etiket: ekonomi

  • Ekonomiye yön veriyoruz…

    Muhasebecilik mesleği üzerine…

    Günümüz Türkiye’sinde neredeyse bir iş adamının eli ayağı kolu diyebiliriz bu mesleğe…

    Eli ayağı kolu olan bu meslek bazen de aslında iş erbabının vicdanıdır…

    Yapacağı her ödemelerde onu yönlendirip yanlışlığı ve doğruluğu konusunda fikir verirler…

    Öyle ya belki de dünya üzerinde en geniş meslek teşkilatıdır muhasebecilik…

     

    Muhasebe mesleği günümüz Türkiye’sinde en çok önem verilen ve en çok iş alanına sahip olan bir meslektir. Türkiye de şu an en çok aranan nitelikli elemanların başlarında muhasebe elemanları gelmektedir. Böyle ilgi gören bir alanın da, mesleğinin önemi ve ilgisi büyük olmaktadır.

     

    Muhasebe mesleği çok kapsamlı olduğundan kendi içinde de kısımlara ayrılmıştır. Bunların en önemlileri; serbest muhasebecilik, serbest muhasebeci mali müşavirlik, yeminli mali müşavirlik, muhasebe müdürlüğü, muhasebe uzmanlığı, muhasebe elemanı, muhasebe öğretmenliği vb. Bu branşlardan hangisi olursa olsun ilk önce muhasebe eğitimi almak gerektiği unutulmamalıdır.

     

    Muhasebe mesleği çok yönlü çevresi ve kamuya bilgi ve belge üretmesi nedeni ile toplumda herkes tarafından yaygın bilinen üç meslekten biridir. Avukatlık ve doktorluk meslekleri hakkında bilgim olmadığı için yorum yapamam ancak muhasebe mesleği hakkında toplumdaki genel kanı meslekten değer elde edenlerin çıkarları ile doğru orantılı değişmektedir.

     

    Çıkar çatışması ve mali denetimin yetersizliği sebebiyle meslek mensubundan hizmet alanlar, mesleği kerhen yapılan basit bir iş veya yumuşatılmış şekli ile yasal defterleri kendilerinin verdikleri bilgiye dayanarak yapılan iş bütünü olarak görmektedirler. Bunun yanında meslekle direkt çıkar ilişkisi olmayan kesim ise Mali Müşavirlik mesleğini önemli bir iş kesimi olarak görmektedirler.

     

    Tabi ki burada çıkarları detaylı ve net bilgi elde etmek isteyenlerle, kirletilmiş ve karıştırılmış bilgi talep edenler açısından da mesleğe bakış açısı değişmektedir.

     

    Hal böyle iken neyin muhasebesini yapacağımızı çok iyi analiz etmekte fayda var…

    Bu mesleğin dışında kalan biri olarak aslında en büyük sıkıntının akıl ve vicdan muhasebesinin eksikliğinden kaynaklandığını ifade etmek istiyorum…

     

     

    ORHAN AKGÜLOĞLU KİMDİR?

    1969 Erzurum’ da doğdu. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir – Bağımsız Denetçi Atatürk Üniversitesi Bilgisayarlı Muhasebe ve Vergi Uygulamaları Bölümü Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesi, Mehmet Emin Resulzade adına Bakü Devlet Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. 1990 yılından beri Erzurum’ da S.M.M.M. faaliyetinde bulunmaktadır. Erzurum SMMM Odası 1998-1999 ve 2010-2013 yıllarında Oda Yönetim Kurulu üyeliği Oda Sekreterliği görevlerinde bulundu. 2013 yılında yapılan Genel Kurul ve Seçimlerde Oda Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilmiştir. Halen Oda Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmektedir. Aynı zamanda Üst Birlik Delegesidir. 660 sayılı Kanun hükmünde Kararname çerçevesinde yetkilendirilecek Meslek Mensuplarına ilişkin KGK Kamu Gözetimi Kurumu ve Sakarya Üniversitesinin işbirliği ile açılan Lisans üstü seviyede gerçekleştirilen Eğitimlere katılarak Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından 12.09.2013 tarihinde Bağımsız Denetçi Belgesi alarak Bağımsız Denetçi olarak yetkilendirilmiştir. Yalova Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Ana Bilim Dalında Bankacılık ve Finans Bölümünde Yüksek Lisans yapmaktadır.

    Evli ve iki çocuk babasıdır.

     

    EKONOMİYE YÖN VERİYORUZ

    Sevgili okurlarımız yazımızın girişinden de anlayacağınız üzere ‘PORTRELER’ başlıklı yazı dizimizde bu hafta sizlere Erzurum Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Orhan Akgüloğlu ile yaptığımız söyleşiyi yayınlıyoruz…

    Bir yıl önce yapılan kongrede başkanlık görevine getirilen ve kararlı girişimleri ile bir anda odanın yapısında yaptığı değişiklikler ile taktir toplayan Akgüloğlu’nun söyleşimizde ki istikrar vurgusuna dikkat çekmek istiyorum…

     

    MUHASEBE BİR BİLİM DALIDIR

    Sayın Akgüloğlu, öncelikle muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleği üzerine bilgi verir misiniz?

    Muhasebe, işletmelerin mali nitelikteki işlemleri ve olayları para ile ifade edilmiş şekilde kaydeden, sınıflandıran, özetleyerek rapor eden ve sonuçlarını yorumlayan ve analiz eden bir bilim dalıdır. Muhasebenin fonksiyonlarını yerine getirerek, muhasebenin amacına ve sonuca ulaşmasını sağlayan kişiler muhasebe mesleğini icra ediyor sayılırlar. İşletmelerin büyüklüğüne bağlı olarak muhasebe elemanlarının sayısı çok farklılık göstermektedir. Önemli olan muhasebe mesleğini icra edenlerin muhasebenin görevlerini doğru ve eksiksiz olarak yerine getirebiliyor olmasıdır. Muhasebe mesleğini yapabilmek için de muhasebe ve benzeri konularda eğitim almış olmak gereklidir.

     

    ÇAĞIN İHTİYAÇLARINI TAKİP ETMELİDİR

    Sizce örnek bir muhasebeci nasıl olmalıdır?

    Muhasebe insanların sahip oldukları varlıkları kontrol eder ve onların çıkarları doğrultusunda yönetir. Eskiden sadece defter tutma olarak bilinen muhasebecilik mesleği günümüzde bilgi üretmek ve varlıkları yönetmek işlevlerini de yerine getirmektedir. İyi bir muhasebeci çağın ihtiyaçlarına uygun bilgi ve beceriye sahip olmalıdır. Muhasebe ağırlıklı eğitim veren bir yüksek öğrenim kurumundan mezun olmalıdır. Mezuniyet sonrasında da kendisini sürekli geliştirmeli ve yenilikleri takip etmelidir. Ayrıca muhasebeci yaptığı iş ve işlemlerde meslek ahlâkına uygun davranmalıdır. Muhasebesini tuttuğu işletme ile ilgili tüm kurum kuruluşlara karşı dürüst ve güvenilir olmalıdır.

     

    SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNDE ÇABA SARF ETTİK

    Bir yıllık göreviniz boyunca yaptığınız çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

    Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın ihtiyaç duydukları her alanda ve ortamda oda olarak varlığımızı hissettirmeye çalıştık. Meslek mensuplarımızın sorunlarının çözümünde azami çaba sarf ettik. Mesleğe yeni elemanların kazandırılması noktasında eğitim kursları açtık, bilgilendirme toplantıları düzenledik. Bu tür bilgilendirme eğitimlerine, meslek mensuplarımızı da dahil ettik. Hizmetlerimizin devamı için yine var gücümüzle çalışacağız. Görevimizi yürüttüğümüz süre zarfında desteklerini bizden esirgemeyen tüm meslek mensuplarıma ve üyelerime teşekkürü borç biliyorum.

     

    FARKINDALIK OLUŞTURUYORUZ

    Muhasebeciler ve Mali Müşavirlerin eğitimleri konusunda çalışmalarınız oldu mu?

    Oda da görev değişimi ile birlikte hizmetlerin artırılması ve yenilenmenin gereklilikleri daha iyi anlaşılıyor. Bu anlamda hızlı ve sağlam adımlar attık. Erzurum’un önemli sivil toplum örgütlerinden biri olan Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası bu farkındalık ile hizmetlerini kesintisiz sürdürme azmindeyiz. Finansal tablo ve diğer finansal bilgilerin, finansal raporlama standartlarına uygunluğu ve doğruluğu hususunda, makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla, denetim standartlarında öngörülen gerekli bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarak defter, kayıt ve belgeler üzerinden denetlenmesi ve değerlendirilerek rapora bağlanması Bağımsız Denetim olarak tanımlamaktadır.

    Bu süreçte Erzurum SMMM Odası ise yerini hiç gecikmeden almıştır. Oda yönetimimizin özverili gayretleri ile birinci grup 17 kişi olarak eğitimini tamamlamış, ikinci grup ise 25 kişi ile eğitimini 11 Haziran 2013 itibariyle tamamladık. Meslek mensuplarının çağımızın gerekliliği olan “sürekli eğitim ve ömür boyu eğitim” paradigmaları çerçevesinde bilgilendirilmesi adına Oda önemli gayretler sarf etme kararlılığındadır.

     

    MESLEK MENSUPLARININ İSTEKLERİNİ İLETTİK

    Meslek mensuplarının beklentileri hakkında neler söyleyeceksiniz?

    Türkiye’de muhasebe denetimi mesleğinin yasal olarak kurulması çalışmaları 1933 yıllarına dayanmakla birlikte, ilk resmi kurallar 1987 yılında önce bankalar, daha sonra sermaye piyasası için oluşturulmuştur. 1987 yılında getirilen düzenlemeler sonucunda, yetki almış bağımsız denetim şirketi sayısı,  8’i uluslararası olmak üzere toplamda 35’dir.  Ülkemizde muhasebe ve denetim alanındaki karmaşaya son vermek ve uluslararası muhasebe standartlarıyla uyumlu ulusal standartlar oluşturmak amacıyla, 9 Şubat 1994 tarihinde TÜRMOB tarafından Türkiye Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu (TMUDESK) kurulmuştur. 1994 yılında böyle bir kurum ihdas edilmiş olmasına rağmen her nedense meslek mensupları standartlarla tanıştırılmamıştır.  13 Ocak 2011’de kabul edilerek, 01 Temmuz 2012 de yürürlüğe giren yeni Türk Ticaret Kanunu’nun hazırlık çalışmalarına da 1999 yılında başlanmıştır. Tasarı olarak 2005’te yaklaşık 9 aylık bir sürede kamuoyunun bilgisine sunulmuş, daha sonra TBMM’ye sevk edilmiştir.

     

    STANDARTLARI YAKALAMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ

    SMMMO olarak standartlar konusunda çalışmalarınız var mı?

    Standardizasyon artık o kadar kanıksadığımız bir oldu haline geldi ki tüm Dünya’da da mesleğimizin esaslarının hem kısmen değiştirilerek hem de ulusallaştırılması sürecini çok yakından hissederek yaşıyoruz. Sizlerin de çok iyi bildiği üzere meslek camiamız çok uzun bir süredir Uluslararası Muhasebe Standartları / Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ile uyumlu Türkiye Muhasebe Standartları / Türkiye Finansal Raporlama Standartları’nın hem Borsa İstanbul’da (BIST) uygulanmakta olduğu bilinmektedir. Ancak yakın bir gelecekte de sözkonusu standartların KOBİ’lerde uygulanabilir duruma getirilmesi amacıyla atılan adımlar artık yadsınamaz bir noktaya gelmiştir. Son olarak ve en yakın zamanda, kısaca Kamu Gözetim Kurumu olarak isimlendirebileceğimiz (Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu) kamu kurumu, “Bağımsız Denetçi” eğitimleri çerçevesinde; Uluslararası Muhasebe Standartları / Uluslararası Finansal Raporlama Standartları ve Uluslararası Denetim Standartları eğitimlerini zorunlu olarak vermiştir. Bu eğitimlerin zorunlu olarak veriliyor olması bile mesleğimizde yaşanmakta olan entegrasyon ve bununla birlikte beklenen yaşanması beklenen standardizasyonun önemli bir göstergesidir.

     

    ÇARESİZ DEĞİLSİNİZ ÇÜNKÜ ÇARE SİZSİNİZ

    Siyasete olan yakınlığınızdan dolayı günümüz siyasetinde ki güven bunalımı hakkında neler söyleyeceksiniz?

    İşyerinde, ailede, Emniyette, Yargıda güven? Siyasette güven! İşveren işçisine, işçi işverenine, amir memuruna, memur amirine, vatandaş devletine. Genel Başkan ince eleyip sık dokuyarak seçtirdiği milletvekiline. Seçmen; rey verdiği milletvekiline, belediye başkanına, meclis üyelerine, muhtarına..

    Hükümet atadığı bürokrata, müvekkil avukatına, mükellef muhasebecisine, hasta doktoruna..

    Halk; fırıncının ekmeğine, kasabın etine, manavın sebzesine, esnaf ve tüccarın sattığın malın kalitesine, müteahhidin inşaata güvenemiyorsa? Şeyh müridini, hoca cemaatini, öğretmen talebesini aldatırsa? Gazete ve yazar okuyucusuna, tv ve radyo dinleyicisi ve seyircilerine gerçek dışı haber aktarırsa; kim, kime nasıl güvenecek, devlet-millet kaynaşması, toplum huzuru ve barışı nasıl sağlanacak? Dünya, imtihan dünyası? Kötüler olmasaydı iyiler nasıl anlaşılırdı? İhanet edenler olmasaydı sadıklar, dostlar nasıl ayırt edilebilirdi? Ümitsizlik yok.. Yeis yok! Derdi veren Allah Teâlâ dermanını da vermiştir. Elem-keder, sıkıntı olmasaydı hiç sabırdan bahsedilebilir miydi?

    Çaresiz değilsiniz, çünkü çare sizsiniz!

     

    HİÇBİR İNSAN KUSURSUZ DEĞİLDİR

    İktidar ve muhalefet arasında sıkça yaşanan ve siyasi üsluplar hakkında neler söyleyeceksiniz?

    İnsanoğlu eleştiriden pek hoşlanmaz. Her ne kadar “insan kusursuz değildir, insan hatadan hali olamaz” demiş olsa da hatasını söyleyene teşekkür eden pek enderdir.

    Hatalı hareket edenlere, yanlış yapanlara; hatalı hareketleri münasip bir lisanla (hakaret edilmeden) ikaz edilmezse hatalar nasıl düzeltilmiş olacak?

    Küçükler hata yaparsa, büyükler azarlar? Ast hata yaparsa üst cezalandırır veya haddini bildirir!

    Hep talebe hata yapar hoca yapmaz, cemaat hata yapar imam yapmaz, evlat hatalıdır baba kusursuz, daima üyeler yanlış düşünür ve yanlış yaparlar, başkanlar, liderler iyi düşünürler ve mükemmel yaparlar; öyle mi? Bir hocaefendi sünnete muhalif bir konuşma yapar, bir tavır sergiler; sevenleri ve gönül bağlıları “Hocaefendinin bir bildiği vardır. Söz ve hareketlerinde mutlaka bir hikmet vardır. Bizler ondan daha iyi mi bileceğiz?” derler, çoğu kesim sorgulama ihtiyacı hissetmez?

    Bir sivil toplum kuruluş başkanı kuruluşunu ve üyelerini zor durumda bırakacak, kurumunun ve üyelerinin menfaatlerini zedeleyecek bir konuş yapar, kendi tabanından bir eleştiri gelmez?

    Keza bir siyasi parti liderinin de kendi içinde pek eleştirildiği görülmez.

     

    ETİK DEĞERLER GÖZ ARDI EDİLEMEZ

    Son olarak neler söyleyeceksiniz?

    Oda yönetimi olarak amacımız; Erzurum’a yakışan bir anlayış, örf-adet ve gelenek ile hep birlikte ve beraberce daha kaliteli, daha günün koşullarına uygun, değişen Dünya’yı ve koşullarını üyelerine gösterebilen ve böylece günü takip eden, rekabetçi ve çağdaş bir yaklaşımla mali müşavirlik ve bağımsız denetim faaliyetlerini sürdürmek olacaktır.

     

  • Yeni dönemin yeni ekonomisi

    Türkiye ekonomisinde ve siyasetinde 12 yıldır ilgiyle izlenen bir dönüşüm gerçekleşmektedir. Bu dönüşümde 12 yılı geride bırakan AK Parti, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimiyle başka bir dönemin kapısını araladı. Bu dönemde, tüm alanlarda gerçekleşecek değişimler tartışılırken, 2002-2014 döneminde başarı çizelgesinde en iyi performansı gösteren ekonominin yeni bir yapılanma süreci olan ‘Yeni Ekonomi’ döneminden de beklentiler artmaktadır.

    Peki ‘Yeni Ekonomi’nin kilit noktaları neler olmalıdır?

    ZİHNİYET DEĞİŞİMİ

    İlk olarak ‘Yeni Ekonomi’de kurumların görev ve sorumluluk anlamında zihniyet değişimine uğraması gerekmektedir. Bu doğrultuda yalnızca tek bir hedef doğrultusunda hareket eden kurumların, uygulamaları sonucu ortaya çıkabilecek olumsuz tablonun maliyetinin yalnızca siyasi iktidara yüklendiği dönem geride bırakılmalıdır. Bu sayede kurumların halka hesap verilebilirliği sağlanarak sorumluluk paylaşılacaktır. Böylece siyaset ve kurumlar arasında yaşanabilecek muhtemel ikilikler ve çatışmalar engellenmiş olacaktır.

    ÜRETİMİN YENİ DİNAMİKLERİ

    Ekonomi anlayışında belirli kesimler için kabul edilmek zorunda olan, çoğunluk için de gerekli olan bu zihniyet dönüşümünden sonra atılacak ilk adım ise ülkenin üretim dinamiklerini değiştirmektir. Bilindiği üzere, Türkiye’nin üretim yapısında katma değeri yüksek ürünlerin oranı çok azdır. Bu nedenle üretim miktarı ne kadar artarsa artsın, istenilen verimliliğe ulaşılamamaktadır. Bu sorunun çözümü ise Yeni Türkiye’de eğitim sisteminin yeniliği teşvik etmesi, üniversitelerin reforme edilmesi ve Ar-Ge çalışmalarını öncelikli hale getirecek şekilde oluşturulmasıdır.

    Ayrıca, ‘Yeni Ekonomi’nin gerçekleşebilmesi için eğitimin teknoloji odaklı olması ve uzun vadede bunun üretime yansıması büyük önem taşımaktadır. Kolayı seçerek, alışılagelmiş düzeni sürdürmek Türkiye’nin içinde bulunduğu konumu kısa süre korumasına yardımcı olabilir, ancak 2023 hedeflerine ulaşmak için yapısal değişim sürecini başlatmak zorunlu bir hal almıştır.

    Türkiye, 12 yılda ekonomik ve siyasi istikrarını kurmuş, halk desteği istikrarlı bir şekilde artmış ve bu durum ülkeyi bu dönemde daha da avantajlı konuma getirmiştir. Çünkü Türkiye bu kez çoğunluğun desteklediği iktidarın yanı sıra, ilk kez halkın doğrudan seçtiği Cumhurbaşkanı’yla yoluna devam edecektir. Dolayısıyla Başbakanlığı döneminde Türkiye’yi yeni bir vizyonla tanıştıran Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı dönemi ‘Yeni Ekonomi’ için de itici bir güç olacaktır.

    ÜLKE ALGISI

    Diğer yandan, 2002-2014 döneminde Türkiye’nin ekonomisinin güçlenmesi, uluslararası arenada da ülkeye olan bakış açısını değiştirmiştir. 1990’lı yılların Türkiye’si, kırılgan bir ekonomik yapıya sahipken, bugün iç ve dış şoklara dayanaklı bir görünüm sergilemektedir. Kredi derecelendirme kuruluşlarının siyasi notlandırmalarının bile Türkiye ekonomisini etkilemeyerek ülke risk piriminin düşüşe devam etmesi bu durumun en güzel örneğidir. Yeni dönemde Türkiye ekonomisinin yönlendirilen değil yön veren özelliğini koruması, Türkiye’ye karşı eski tutumun değişmesine ve Türkiye için yeni bir algı oluşmasına öncülük edecektir.

    SINIR TANIMAYAN YENİ ORTAKLIKLAR

    ‘Yeni Ekonomi’nin diğer önemli dinamiğini ise uluslararası ilişkilerle şekillenecek işbirlikleri ve ortaklıklar oluşturmaktadır. 2002-2014 döneminde dünyanın farklı bölgelerinde, gelişmiş veya gelişmekte olan ülke ayrımı yapmadan etkin ve başarılı bir dış politika izlendi. 2008 küresel ekonomik krizinde de birçok ülke derin bir ekonomik krize sürüklenirken, Türkiye yeni işbirlikleri sayesinde krizi başarıyla yönetmiştir. Bu dönemde Kuzey Afrika, Afrika ve Ortadoğu ülkeleriyle olan yakın temas Türkiye’ye ekonomik açıdan önemli açılımlar sağlamıştır. Sürece öncülük edenlerin ise Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun olması, Türkiye’nin yeni döneminde aynı politikanın hızlı ve güçlenerek devam edeceği konusunda umut vermektedir.

    Ekonomik olarak ciddi anlamda fayda sağlayan yeni işbirliklerinin birincil gündem maddesi ise Türkiye’nin kronik problemi olan enerji konusudur. Bu nedenle ülkenin büyümesinde etkin rol oynayan enerji alanında yapılacak işbirlikleri Türkiye’nin siyasal ve ekonomik gücünü artıracaktır. Dolayısıyla, enerji alanında sınır tanımadan kurulacak ortaklıklar, ‘Yeni Ekonomi’ye giden sürecin yapıtaşlarından birisi olacaktır.

    12 yıllık bir dönüşüm hikayesini geride bıraktığımız ve yeni bir dönemin eşiğinde bulunduğumuz bu süreçte ‘Yeni Ekonomi’nin oluşumuna tanıklık edeceğiz. Bu vesileyle bugünden itibaren daha detaylı yazılarla beraber olacağız.

  • Yeniden fiş toplamaya hazır olun

    Yeniden fiş toplamaya hazır olun

    Bakanlar Kurulu’na yıllık 26 bin lira ve üzerinde gelir elde eden herkese beyanname verme zorunluluğu getirme yetkisi verildi. Sınır bu düzeye çekilirse milyonlarca çalışan yeniden fiş ve fatura toplamaya başlayacak.

     

    Önceki gün Meclis’e sunulan yeni Gelir Vergisi Tasarısı, maaş ve ücretle geçinen milyonlarca vatandaşın peşin vergi yerine beyanname yöntemiyle vergi ödemesinin önünü açıyor.

     

     


    Tasarıya göre gayrimenkul sermaye iradı, serbest meslek kazancı veya ücret geliri yıllık 188 bin lira ve üzerinde olanlar Maliye’ye beyanname verip vergisini ödeyecek. Ancak Bakanlar Kurulu’na bu sınırı 26 bin liraya kadar indirme yetkisi verilmiş olması, beyanname zorunluluğunun zaman içerisinde geniş bir kitleye yayılacağı şeklinde yorumlandı.

    Başarıya bakılacak

    Değerlendirmelere göre bu uygulamadan olumlu sonuç alınması halinde Bakanlar Kurulu 188 bin lirayı belirli aralıklarla aşağı çekecek ve en son, gelir diliminin ikinci sıradaki tutarı olan 26 bin liraya kadar indirecek. Bu durumda da aylık 2 bin 166 liranın üzerinde maaş ve ücret alan, serbest meslek kazancı ya da kira geliri elde eden herkes beyanname dolduracak.

    Yeni adres Maliye

    Sınırın aşağı çekilip beyanname verme zorunluluğunun düşürülmesiyle milyonlarca vatandaş yeniden fiş ve fatura toplamaya başlayacak. Ancak bunlar çalışılan kurumlara değil, vergi dairelerine teslim edilecek beyannamelere eklenecek. Beyanname ile yıl içerisinde yapılan eğitim, sağlık, bina onarımı, yalıtım gibi harcamalar belgelenip vergiye tabi gelirden düşülecek.

    Genç patrona vergi kolaylığı

    Tasarıyla 29 yaşın altındaki gençlerin iş kurmalarına da vergisel teşvik getiriliyor. 29 yaşından küçük gençler ilk defa işyeri açıp işlettiklerinde 3 yıl boyunca elde edecekleri kârın asgari ücret kadar olan kısmından vergi ödemeyecekler. Mevcut asgari ücrete göre örneğin yılda 11 bin 743 lira ve altında kâr eden genç patronlar gelir vergisi ödemekten kurtulacak.

    Yeni yasa yeni yılda başlayacak

    Gelir ve Kurumlar Vergisi’ni birleştirerek tek bir yasada toplamayı öngören yeni tasarının uygulama tarihi olarak 1 Ocak 2014 belirlendi. Tasarının yeni yıla yetiştirilebilmesi için Meclis’te tüketici tasarısıyla birlikte sıkı bir çalışma maratonu gerekiyor. Tasarı Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan önce alt komisyonda görüşülecek. Meclis tatile girmeden yasa yetişmezse yeni yasama dönemine sıkışık bütçe takvimiyle birlikte ele alınacak.

    KAYNAK: BUGÜN GAZETESİ

  • ETSO’dan Vali Altıparmak’a ziyaret

    ETSO’dan Vali Altıparmak’a ziyaret

    Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik, Meclis Başkanlık Divanı ve Yönetim Kurulu üyeleri, Vali Dr. Ahmet Altıparmak’ı ziyaret ederek, yeni görevinde başarı diledi.

     
    Kendisini makamında ziyaret eden ETSO heyetiyle tek tek tanışan Vali Altıparmak, ilin ekonomisi hakkında Yönetim Kurulu Başkanı Lütfü Yücelik’ten bilgi aldı. Erzurum’da görev yapacak olmanın kendisini mutlu ettiğini ve heyecanlandırdığını ifade eden Vali Altıparmak, Erzurum’a en iyi hizmeti yapmak için ildeki bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla olduğu gibi sivil toplum kuruluşlarıyla da koordineli bir şekilde faydalı çalışmalar yapılacağını söyledi.

     

     
    ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Yücelik ise, Erzurum’un kalkınması ve gelişmesi adına yapılan her türlü çabaya destek verdiklerini belirterek, “Şehrimiz, turizm, sağlık, eğitim, ulaşım ve hizmet sektörlerinde önemli yatırımların yapıldığı, artık adından sıkça söz edilen bir il oldu. Erzurum, önüne gelen fırsatları değerlendirmek için gayret gösteriyor. Hizmet sektöründe sağlanan istihdam kadar, sanayi sektöründe de istihdam sağlayamadığımız sürece ülke üretimine bir katkı sağlayamayız. Kalkınmanın en önemli ayaklarından birini oluşturan üretimin olmadığı yerde de gelişmenin de istenilen seviyede olması asla beklenemez. Kısacası, kalkınmak için çok çalışmalı, üretmeli, ürettiğimizi hem iç pazarda, hem de dış pazarda satmalıyız. Bu konuda da Erzurum’un konumunu ve cazibesini göz ardı etmeden, buradaki yatırımcıya, ticaret erbabına ve girişimcilere fırsatlar verilmelidir” diye konuştu.

  • Faiz lobisi’ nedir

    Faiz lobisi’ nedir

    Faiz lobisi bir kez daha ülke gündeminde… Deniz Hoca, “Faiz lobisi tatlı kazanç peşinde koşar. Bu kazancı sağlamak için yüksek faiz-yüksek döviz kuru arzular. Kendisi kazanırken ülkeyi fakirleştimeyi umursamaz” dedi ve ekledi: Şu an suni bir kriz yaşıyoruz. İyi niyetli yabancı yatırımcı zararı göze alarak çıkmak isteyebilir. Bu da suni krizi reel bir krize dönüştürebilir.

     

    Türkiye, 12 gündür Gezi Parkı’yla yatıp Gezi Parkı’yla kalkıyor. Olaylara yabancı basının ilgisi de yoğun. Hemen hemen her gün Türkiye manşetlerde… Bu gerginliğin bir de ekonomik etkisi var. Piyasada kimse önünü göremiyor. Borsa düşüyor, dolar ve euro değer kazanıyor. Tahvil faizleri ise almış başını gitmiş vaziyette…

     

     

    BAŞBAKAN’A göre ise piyasalardaki bu hareketliliğin arkasında ‘faiz lobisi’ var. 2001 kriziyle beraber Türkiye’nin gündemine oturan faiz lobisi’nin kim olduğunu Deniz Hoca’ya sorduk… Nedir, kimdir, ne ister nasıl çalışır? Şunları anlattı: 

     

     

    – Türkiye’de gerçekten bir faiz lobisi var mı? 
    Başbakan Erdoğan ‘faiz lobisi’ diyerek topluma önemli mesajlar vermek istiyor. Başbakan, faiz kelimesi ile lobi kelimesini de hep bir arada kullanmakta ve bir “faiz lobisinden” bahsetmekte. Ancak kim faiz lobisi sayılır sorusunun cevabı da açık değil, üstelik zor.

     

     

     

    – Peki kim bu lobi dediğimiz kurumlar? 
    Doğal olarak bunlar yabancı finans kuruluşlar: Bankalar, fonlar… Bunların Türkiye ayağı da buradaki banka ve finans kuruluşları.

     

     

     

    – Türkiye’de nasıl hareket ediyorlar? 
    Türkiye’ye yatırıma gelen fon ya da banka, döviziyle önce Türk Lirası alıyor. Bu Türk Lirası’nı hisse senedi ya da iç borçlanma senedine yatırıyor. Çıkarken de Türk Lirası’nı döviz yapıp evine dönüyor. Türkiye’de de bazı yerli aracı kuruluşlar ve bankalarla beraber hareket ediyorlar.

     

     

     

    NASIL KAZANIYORLAR?
    – Faiz ya da dövizin artmasından çıkarları ne? 

    DIŞ ülkelerden Türkiye’ye gelen yabancı yatırımcılar sıklıkla yerel faizi artırmamız için bazen nasihatlar verirler. Çünkü faiz yükselirse Türk Lirası’nın dövize karşı değeri yükselir. Bu da dış yatırımcının işine yarar. Çünkü ülkemize yüksek getiriyi izleyerek gelen dış yatırımcı , ülkemizin parası değer kaybettikçe yüksek getiriden kazandığını, TL’nin dövize karşı değer kaybetmesi nedeniyle kaybetmek durumunda kalır. İşte getirisi kur değişmesine kurban gitmesin diye parazit yapan dış yatırımcıya ‘faiz lobisi’ diyebiliriz.

     

     

    Tek amaç tatlı para kazanmak
    – Faiz bu işin neresinde? 

    Nominal veya reel faiz yükseldiği zaman, yabancı yatırımcı kur  değişimi nedeniyle zarar etmekten kurtulur. Fakat ülkeye finans yatırımına gelen her kuruluşa faiz lobisi diyemeyiz. İster istemez bu kuruluşlar kolay para peşinde. Fakat ülkenin geleceğini düşünmeyen kötü niyetli kuruluşlarına bu benzetmeyi yapabiliriz.

     

     

     

    Güçlü TL’yi kim istemiyor?
    – TL’nin değerinin düşmesini istemeyen kimler? 
    TL’nin değer kaybetmesi elinde döviz birikimi olan kimseye veya kuruma yarar. Dövizin değerinin artması en çok ihracatçılara da yarar, çünkü onlar da döviz kazanmaktadırlar. Ama ülkenin ithalatçılarına ve döviz borcu olan kişi ve kuruluşlara dövizdeki yükseliş hiç ama hiç yaramaz.

     

     

     

    Faiz lobisi ne kadar güçlü?
    – Şu an kim daha güçlü? Faiz lobisi mi, MB mı? 
    Merkez Bankası son yıllarda hem nominal hem de reel faizi düşürmekte başarılı oldu. Döviz kurunun TL aleyhine gelişmesini de kontrol altına aldı. Merkez Bankası son dönemde kullandığı ve “koridor sistemi” adı ile geçen politika yaklaşımında faizleri hem nominal hem de reel olarak rekor düzeyde düşürebildi. Diğer taraftan da ülkemize gelen yabancı sermaye  akımı nedeni ile paramız da değer kaybetmek yerine değer kazanmak yönünde sık sık değişim yaşamaktadır. Yani şu an için işler Merkez Bankası’nın istediği şekilde yürüyor.

     

     

     

    TL’deki kayıpların bir sorumlusu da küresel gelişmeler
    – İyi de Merkez Bankası TL’nin değerinin düşmesini istemedi mi? 

    Son haftalarda TL’nin değer kaybetmesi küresel ekonomideki değişimden kaynaklanıyordu. Fakat biz de hem nisan ayında 0.25 puan  ve hem de mayıs ayında 0.50 puan faiz indirimi yaptığımızdan  biz de kendi paramızın değerini Merkez Bankası politikasıyla düşürüyorduk. Çünkü büyüme başlarken dış denge yani cari açık da yükselmeye başlamıştı ve çok yükselmesini istemiyorduk. Faiz indirmek  yerel paranın değerini de düşürür.

     

     

    LOBİ’DEN KURTULMA YOLLARI!
    – Türkiye faiz lobisinden kurtulmak için ne yapmalı?  
    İlk olarak tasarrufları artırmalıyız. Biz ülke olarak tasarruflarımızı artırırsak faiz lobisinin bir anlamı da kalmaz. Kendi yatırımlarımızı kendi tasarruflarımızla finanse eder hale geliriz. Bakın Almanya’ya, tasarruflar yüksek lobi falan da yok…

     

     

    DİĞERLERİNE BENZEMEYİZ
    – Yabancı basında Türkiye, İspanya ya da Portekiz olur mu diye yazılar çıktı? Bunlar ne kadar gerçekçi? 

    Türkiye 2001 sonrasında bankaları ve kamu maliyesini tamir etti. İspanya, Portekiz olmaz. Ama gerilim Güneydoğu sorununun çözümünü ve büyümeyi etkileyecek düzeye götürülmemeli.

    Risk: İyi niyetli yatırımcıyı ürkütmektir!
    – Ekonomi için asıl risk ne? 
    Asıl risk, Türkiye’ye yatırım yapmış iyi niyetli yabancıların endişelenip ülkeden çıkma riskidir. Bunu yapabilmeleri için satmaya çalıştıkları hisse senedi ve bonolara alıcı bulmak zorundalar. Ancak bugünkü ortamda alıcı bulmaları zor. Ama eğer gerilim panik düzeyine gelirse, o zaman zararı sineye çeker, kaçabilirler. Bu da kurları 1994 ve 2001’deki gibi yukarıya zıplattırır. Ama şu anda böyle bir durum yok!

     

     

    1 dolar=2 TL olabilir mi?
    Merkez Bankası geçen hafta cuma günü likiditeyi azalttığını ve durumu izleyip, geretiğinde politikasını kuvetlendirip kuvvetlendirmemesi konusunda karar vereceğini söyledi. Bir dolar 2 TL düzeyine çıkmak Merkez Bankası’nın hemen müdahale etmesini getirir.

     

    Yüksek faizi sadece bu lobi istemez…
    – Yüksek faizi isteyen herkes faiz lobisine mi hizmet eder? 
    Faiz lobisine dahil edilemeyecek birçok insan da bankalarda mevduat şeklinde fon tutmaktadırlar. Faizin enflasyona oldukça paralel olmasına rağmen milyarlarca risk sevmeyen yatırımcı , hisse senedi yerine kamu borç senetlerine veya çoklukla mevduata yatırım yaparlar. Yaşlı ve emeklilerin tasarruflarını tuttuğu en önemli araç mevduattır. Bu tür insanlar faizin düşmesinden şikayet etseler de, onlara faiz lobisi denemez. Çünkü onlar uzun vadeli tasarrufçu ve yatırımcıdır, kısa vadeci  spekülatör değil.

    KAYNAK: AKŞAM GAZETESİ