Etiket: ekonomi

  • İslam dünyasının en büyük ikinci ekonomisi Türkiye

    2013’te 820 milyar dolarlık milli gelire ulaşan Türkiye, 870 milyar dolar GSMH’lik Endonezya’nın ardından İslam dünyasının en büyük 2. Ekonomisi koltuğuna oturdu.

     

    Thomson Reuters ve İslami Pazarlar odaklı araştırma ve danışmanlık firması Dinar Standard ortaklığında hazırlanan, “Büyüyen İslami Pazarlar Yatırım Görünüm Raporu 2015”, dün Bahreyn’de düzenlenen “Küresel İslami Yatırım Yolları 2015” konferansında açıklandı. Rapora göre Türkiye, 2013’te 820 milyar dolarlık milli gelire ulaşan Türkiye, Endonezya’nın ardından (870 milyar dolar/GSMH) İslam dünyasının en büyük 2. ülkesi oldu. Turizm ve Ulaştırma sektörlerinde 51.8 milyar dolarlık ihracat gelirine ve 95 milyar dolarlık iç pazar büyüklüğüne erişen Türkiye, bu sektörlerde İslam dünyasının 1.si oldu.

    Rapora göre İslam Konferansı Teşkilatı’na (İKT) üye 57 Müslüman ülkenin Gayri Safi Milli Hasılalarının (GSMH) toplamı 2013 sonu itibariyle 6.7 trilyon dolara ulaştı. Helal gıda ve yaşam pazarının büyüklüğü 2.1 trilyon dolara çıktı. İslami Finans Sektörünün pazar büyüklüğü 1.5 trilyon doları geçti. İslam ülkelerinin 2015-2019 döneminde yılda yüzde 5.4’lük büyüme ortalamasını yakalaması bekleniyor. Aynı dönemde dünya yıllık ortalama büyüme hızının yüzde 3.6, BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) ülkeleri büyüme hızı ise yüzde 3.9 olarak tahmin ediliyor. Buna göre İslam ülkelerinin gelecek 5 yılda dünya ortalamasından 1.8 puan, BRICS ortalamasından ise 1.5 puan daha fazla büyüyeceği öngörülüyor.

    İslam ülkeleri içinde yatırım çekme potansiyeli en yüksek olan ülkeler Türkiye, Malezya, Endonezya ve Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan, Kazakistan, Fas, Mozambik ve Mısır oldu.

    Yatırım fırsatları açısından İslam ülkelerinde en yüksek getiri potansiyeli taşıyan sektörler; Enerji, Tarım ve Gıda, Elektronik, Turizm ve Ulaştırma, Metal, Kimya ve Bileşenler, Plastik ve Kauçuk, Textil ve Hazır Giyim, Altyapı ve İnşaat, Sağlık Ürünleri ve Hizmetleri oldu.

    TÜRKİYE DOĞRUDAN YATIRIMDA 2. SIRADA

    Türkiye 2013’te 13 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım çekerek İslam ülkeleri arasında 2. sıraya yerleşti. Doğrudan yabancı yatırım çekmekte 2009-2013 döneminde yüzde 11’lik bileşik büyüme oranına erişen Türkiye, yatırımlarda kalıcı bir ivme yakaladı.

    TURİZM VE ULAŞTIRMA SEKTÖR GELİRLERİNDE İSLAM DÜNYASININ LİDERİ TÜRKİYE

    Turizm ve Ulaştırma sektörlerinde 51.8 milyar dolarlık ihracat geliriyle İslam ülkeleri arasında ilk sıraya yerleşen Türkiye, bu sektörlerdeki 95 milyar dolarlık iç harcamasıyla da sektörel büyüklükte birinci oldu.

    Thomson Reuters Küresel İslami Sermaye Pazarları Yöneticisi Dr. Sayd Farook, “Büyüyen İslami Pazarlar Yatırım Raporu: 2015’in amacı, 57 İslam ülkesi arasındaki yatırım fırsatlarına, yeni bir bakış açısıyla bakılmasını sağlamaktır. Hızlı büyüyen tüketici sektörlerini eşleştirmeyi amaçlayan bu yeni yatırım modeli Gıda, Perakende, Turzim, Sağlık başta olmak üzere hükumet harcamalarının yoğunlaştığı Altyapı ve İnşaat sektörlerine odaklandı” dedi.

    BÜYÜYEN İSLAMİ PAZARLAR YATIRIM ENDEKSİ AÇIKLANDI

    Büyüyen İslami Pazarlar Yatırım Endeksinde Türkiye ilk 10 içerisinde yer aldı. Malezya’nın ilk sıraya yerleştiği listede sırasıyla Endonezya, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kazakistan, Mısır, Suudi Arabistan, Fas, Türkiye ve Mozambik yer aldı. İlk 10 ülke yatırım potansiyeli açısından diğer 47 İslam ülkelerine göre daha üstün performans gösteren ülkelerden oluşuyor. Ülkeler; temel büyüme verileri, büyüme ivmeleri, yatırım ivmeleri ve göreceli ülke risklerinin de yer aldığı 9 farklı ölçüte göre analiz edildi.

    Endonezya’nın 249 milyonluk nüfusu ve 870 milyar dolarlık milli hasılayla en güçlü büyüme altyapısına sahip İslam ülkesi olduğu belirlendi. Doğrudan yabancı yatırım çekmede 2009-2013 döneminde yüzde 217 artış sağlayan Malezya ise büyüme ve yatırım ivmesinde liste başı oldu.

    YENİ YATIRIM MODELİ İSLAM EKONOMİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİYİ ARTTIRACAK

    Raporda, DinarStandard tarafından geliştirilen, İslam ekonomileri arasında yatırım fırsatları sunan sektörleri eşleştiren “İslam Ülkeleri Sektörel Kümelenme Modeli” de ilk defa tanıtıldı. Model, İslam ülkeleri arasında sektörler arası büyümeye, operasyonel değer zinciri oluşturulmasına ve ortak işbirliklerine dayanan yeni bir yatırım anlayışını öngörüyor. İslam ekonomileri arasında potansiyel yatırım fırsatları içeren kümelenebilecek sektörler şöyle sıralanıyor; Enerji, Tarım ve Gıda, Elektronik, Turizm ve Ulaştırma, Metal, Kimya ve Bileşenler, Plastik ve Kauçuk, Textil ve Hazır Giyim, Altyapı ve İnşaat, Sağlık Ürünleri ve Hizmetleri.

    İSLAM DÜNYASINDAN ÇIKAN ŞİRKETLER KÜRESELLEŞMEYE BAŞLADI

    DinarStandard CEO’su Rafi-uddin Shikoh, son dönemde İslam ülkelerinden çıkan şirketlerin hızla küreselleştiğine dikkat çekerek, “Büyüyen İslami Pazarlar artık hızla olgunlaşan zengin bir şirketler bileşenine sahip. Yıldız Holding/Ülker, Savola Group (S. Arabistan), Indo Food (Endonezya), Felda (Malezya) gibi küresel çapta rekabet eden gıda şirketleri arasında bulunuyor. PETKİM (Türkiye), SABIC ve Tasnee (Suudi Arabistan) küresel büyüklüğe erişen kimya şirketleri olarak öne çıkıyor. Türk Havayolları, Emirates (Birleşik Arap Emirlikleri), Katar Havayolları, Suudi Arabistan Havayolları global havayolu oyuncuları arasında yer alıyor. BİM, Lulu (BAE), Mydin Bhd (Malezya) Majid Al Futtaim (BAE) gibi perakende devleri ise bölgesel çapta hızla gelişen şirketler.-” dedi.

    Sektörel Kümelenme Modeli’nde öne çıkan 3 sektörün profili ve sunduğu fırsatlar ise şöyle sıralandı;

    İSLAM ÜLKELERİ 2013’TE 1.3 TRİLYON DOLARLIK ENERJİ İHRACATI YAPTI

    57 Müslüman ülke, sektörel büyüklükleri toplamına göre listelendiğinde; ihracat, ithalat ve iç tüketim hacminde ilk sırayı enerji sektörü alıyor. İKT ülkeleri, 2013 itibariyle 1.3 trilyon dolar değerinde enerji ihracatı yaptı. Bu tutar küresel enerji ihracatının yüzde 43’üne denk geliyor. Enerji kümelenmesinin ihracat hızı 2009-2013 döneminde yüzde 109 büyüdü. Enerjide en fazla yatırım fırsatı sunan alanlar: Yenilenebilir Enerji (Mühendislik, Tedarik , İnşaat, Operasyon, Bakım ve Onarım); Rüzgar ve Güneş çiftlikleri, Biyoenerji İnovasyon Çözümleri, Enerji Yedekleme Çözümleri.

    GIDA SEKTÖRÜ 974 MİLYAR DOLARLIK PAZAR FIRSATI SUNUYOR

    İslam ülkelerinde ikinci en büyük sektörel kümelenme Tarım ve Gıda alanında görüldü. İKT ekonomileri, tarım ve gıda sektöründe 2013’te 118 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu, küresel ihracatın yüzde 8’ine denk geliyor. Sektörün 2009-2013 dönemsel bileşik büyüme hızı ise yüzde 42 seviyesine çıktı. İKT ülkelerinde gıda sektöründe iç talebin toplam değeri 974 milyar dolara ulaştı. Bu tutar küresel gıda tüketiminin yüzde 16’sına denk geliyor. Gıdada cazip yatırım fırsatlarının bulunduğu alanlar: Perakende (Süpermarket/Hipermarket); İşlenmiş Yağ İmalatı; Helal Et ve Sakatat; Gıda Atıkları ve Hayvan Yemleri; Tüketime Hazır Tahıllar, Süt ve Süt Ürünleri, Şeker ve Şekerleme&Tatlı; Kakao ve Kakao Ürünleri.

    HELAL OTEL YATIRIMLARINDA ARTIŞ OLACAK

    İKT ülkelerinde üçüncü en büyük sektör ise Turizm ve Ulaştırma (Elektronik sektörüyle bağlantılı olarak). İKT ülkeleri bu sektörde 2013’te 192 milyar dolar tutarında ihracat yaptı. Söz konusu tutar, küresel ihracatın yüzde 6’sına denk geliyor. Turizm ve Ulaştırma sektörlerinde yatırım fırsatı bulunan alanlar: Otomotiv Yedek Parça İmalatı; Havayolu Hizmetleri ve Ekosistemi; Helal Oteller ve Dinlenme Alanları; Otel Geliştirme.

  • 28 ŞUBAT SONRASINDA DA DEFALARCA DARBE GİRİŞİMİ YAPILDI

    28 ŞUBAT UNUTULMAZ UNUTTURULAMAZ

    KARAGÖL; 28 ŞUBATIN MENFİ KALINTILARI HALEN DURUYOR

    28 ŞUBAT SONRASINDA DA DEFALARCA DARBE GİRİŞİMİ YAPILDI

    Aday adayı tanıtı ve sonrasında temayül yoklamasının yorgunluğunu bile üzerine atmadan gezi ve incelemelerini sürdüren AK Parti’nin en iddialı aday adaylarından İktisatçı Yazar Prof.  Dr. Erdal Tanas Karagöl, kendinden emin gözüküyor. Özellikle güney ilçelerinde etkinliği her fırsatta dile getirilen Prof. Dr. Karagöl, 28 Şubat Post Modern darbesinin yıldönümünde önemli mesajlar verdi. Her hafta Yeni Şafak Gazetesi’nde gündeme ilişkin bilgi ve birikimlerini paylaşan Prof. Dr. Karagöl, bu hafta ki “Darbeden çözüme iki farklı 28 Şubat” başlıklı yazısında özellikle bu darbenin açmış olduğu derin yaraları kaleme aldı.

     

    SEÇİLMİŞ HÜKÜMETE FARKLI VESAYETLE DARBE YAPILDI”

    28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı sonrasında yapılanların, Türkiye’nin siyasi, sosyal ve ekonomik yapısında derin yaralar açtığına vurgu yapan AK Parti 25. Dönem Erzurum Milletvekili Aday Adayı Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl, “Siyasetin dizayn edildiği, seçilmiş bir hükümetin farklı vesayet araçlarıyla yıkılmaya çalışıldığı bu dönem, gerçek manasıyla bir darbeydi. Ancak geçen 18 yıllık süre gösterdi ki siyaset araç olarak kullanılmış, asıl darbe ekonomik ve sosyal hayata yapılmıştı. 28 Şubat kararlarının uygulanmasıyla birlikte, laikliğin korunması bahane edilerek alt ve orta gelir grup, yani halkın çoğunluğunu temsil eden kesim devletin tüm kademelerinden dışlanmıştı. O günlerde siyasi olarak büyük bir tehlike algısını oluşturmaya çalışanların asıl amacı, ekonomideki rant çarkını sürdürmek ve sosyal yaşamdaki imtiyazlarını devam ettirmekti. Neşter vurularak yok edilmeye çalışılan Anadolu sermayesine ve orta sınıfa denk gelen kesimin eğitim hakkına yapılan darbe, bugün Türkiye ekonomisinin yapısal sorunlarına kaynaklık etmektedir” ifadelerine yer verdi.

     

    28 ŞUBAT TOPLUMSAL TRAVMALARA NEDEN OLDU

    Prof. Dr. Karagöl, 28 Şubat darbesinin özellikle toplumda olumsuz kalıntılar bıraktığına dikkat çeken yazısında, Türkiye ekonomisinin ödediği en ağır maliyete de sebep olduğunun bilinmesi gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Karagöl, yazısında “Yalnızca kamu kaynakları kullanılarak belirli kişi ve grupların çıkarına hizmet eden bankaları kurtarmak adına vatandaşlara yüklenen sorumluluk, kamu kaynaklarının ne derece israf edildiğini kanıtlıyor. 28 Şubat sonrasında oluşturulan korku ve baskı ortamı, birçok yatırımcı ve girişimciyi ülke dışına itmiştir. Eğitim-istihdam ilişkisini bıçak gibi kesen hastalıklı anlayış, bugün teknik personelde yaşanan sorunu, nitelikli eleman ihtiyacını, teknoloji ve Ar-Ge alanındaki eksikliğimizi açıklıyor.  2002’den sonra Türkiye’de yaşanan dönüşüm, 28 Şubat zihniyetinin siyasi, sosyal ve ekonomik alandaki tüm etkilerini silmeye odaklandı. Bugün yüksek orta gelir seviyesine yükselmek, faiz giderlerinin bütçe içindeki payını yüzde 11 gibi bir orana indirmek, kamu kaynaklarını borca değil yatırımlara ayırmak, eğitim, sağlık gibi temel hizmetlerden tüm vatandaşların eşit biçimde faydalanmasını sağlamak, ekonomideki vesayetin geriletilmesi sonucu gerçekleşti” görüşlerini paylaştı.

     

    TÜRKİYE  EKONOMİSİNDEKİ BAŞARI ENGELLENMEK İSTENDİ

    Normalleşme yolunda atılan adımlar olarak adlandırılan bu uygulamalar ve Türkiye ekonomisinin sırtında kambur olan ayrımcılığa ve imtiyaza son verme çabasına vurgu yapan yazısında  Karagöl, “Bu dönemde, ekonomide dışa bağımlı, öz kaynaklarını kullanamayan, iş potansiyelini harekete geçiremeyen bir ülkeden memnun olanlar, Türkiye ekonomisindeki başarıyı engellemek adına harekete geçtiler. Ancak bu kez karşılarında güçlü toplumsal desteğe sahip olan bir iktidar vardı. 2002-2015 yılları arasında yaşananlar dikkate alındığında, aslında defalarca yeni 28 Şubat’ların oyuna sürüldüğü görülecektir. Gezi olayları, 17-25 Aralık ve MİT TIR’larının durdurulması sonrasında sürekli ekonominin hedef alınması, 28 Şubat darbesinde olduğu gibi ülkeyi ekonomik olarak dizayn etme isteğini ele vermektedir.  Ancak vesayet taraftarlarının kabullenmek istemedikleri bir gerçek var: Türkiye ne siyasi, ne sosyal ne de ekonomik olarak Eski Türkiye değil artık. Cumartesi günü Çözüm Süreci’nde atılan adımla birlikte, Eski Türkiye’nin kronik sorunlarından olan Kürt meselesinde çok önemli bir eşik geçildi” sözlerine yer verdi.

     

    ÇÖZÜM SÜRECİ SOSYO EKONOMİK GELİŞİMLERİ BERABERİNDE GETİRDİ

    Yazısında çözüm sürecinin getirdiği etkilerede yer veren Prof. Dr. Karagöl, yazını şu cümlelerle sonlandırdı “Güneydoğu ve Doğu Bölgelerindeki sosyo-ekonomik farklılığın ortadan kalkması demek. Türkiye’nin hangi bölgesine, hangi şehrine giderseniz gidin aynı kalitede kamu hizmeti almak demek. İş bulmak, eğitim ve sağlık hizmeti almak için başka bir şehre gitmemek demek. Doğdunuz ve yetiştiğiniz toprakları terk etmeyerek, kendi tercihleriniz doğrultusunda kendi memleketinizde kalmak demek. Güvenlik sorununun çözülmesi, zorunlu göçün olmaması, iş bulmanın belirli illerle sınırlanmaması, eşit vatandaşlık hakkının sağlanması demek. Bölgesel zenginliklerin ortaya çıkarılması, her şehrin ve bölgenin karakter özelliğine göre kalkınması demek.  Türkiye’de siyasi, sosyal ve ekonomik olarak ayrımcılığın ortadan kalkması demek. 28 Şubat darbesinin toplumsal hafızaya kazınan tüm kalıntılarının silinmesi için geçen 12 yıllık sürede çok önemli işler yapıldı. 28 Şubat 2015’de Çözüm Süreci’nde atılan adım ise, 28 Şubat’ı Yeni Türkiye için önemli bir tarih yapıyor. Ama bu kez 28 Şubat darbe tarihi olarak değil, Yeni Türkiye’ye giden bir tarih olarak karşımıza çıkıyor. 28 Şubat’ın eski anlamına dönmemesi için, Yeni Türkiye için hepimiz sorumlulukla hareket etmeliyiz”

  • KARAGÖL; TÜRKİYE EKONOMİSİ YÖNLENDİREN DEĞİL YÖN VEREN ÖZELLİĞİNDE

    KARAGÖL, ERZURUM AJANS’TA

    7 Haziran’da yapılacak Milletvekili Genel Seçimleri öncesinde AK Parti’den aday adayı dilekçesini veren Ekonomist yazar Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl’ün gezileri devam ediyor. Gittiği her yerde gördüğü ilgi ile temayüller öncesinde adaylığına kesin gözüyle bakılan Karagöl, Erzurum’un deneyimli gazetecilerinden Orhan Bozkurt’un sunduğu Radyo Ritim’de her sabah yayınlanan “Erzurum Ajans programının konuğu oldu. Türkiye’nin ekonomik alanda son yıllarda gösterdiği başarısına dikkat çeken Karagöl özellikle istikrara vurgu yaptı.

    ULUSLARARASI ARENADA ÜLKEYE BAKIŞ AÇISI DEĞİŞTİ

    2002-2014 döneminde Türkiye’nin ekonomisinin güçlenmesi, uluslararası arenada da ülkeye olan bakış açısını değiştirdiğine vurgu yapan Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl, 1990’lı yılların Türkiye’sinin, kırılgan bir ekonomik yapıya sahipken, bugün iç ve dış şoklara dayanaklı bir görünüm sergilediğini söyledi. Kredi derecelendirme kuruluşlarının siyasi notlandırmalarının bile Türkiye ekonomisini etkilemeyerek ülke risk piriminin düşüşe devam etmesi bu durumun en güzel örneği olduğunu hatırlatan Karagöl, ” Yeni dönemde Türkiye ekonomisinin yönlendirilen değil yön veren özelliğini koruması, Türkiye’ye karşı eski tutumun değişmesine ve Türkiye için yeni bir algı oluşmasına öncülük edecektir. ‘Yeni Ekonomi’nin diğer önemli dinamiğini ise uluslararası ilişkilerle şekillenecek işbirlikleri ve ortaklıklar oluşturmaktadır. 2002-2014 döneminde dünyanın farklı bölgelerinde, gelişmiş veya gelişmekte olan ülke ayrımı yapmadan etkin ve başarılı bir dış politika izlendi. 2008 küresel ekonomik krizinde de birçok ülke derin bir ekonomik krize sürüklenirken, Türkiye yeni işbirlikleri sayesinde krizi başarıyla yönetmiştir. Bu dönemde Kuzey Afrika, Afrika ve Ortadoğu ülkeleriyle olan yakın temas Türkiye’ye ekonomik açıdan önemli açılımlar sağlamıştır. Sürece öncülük edenlerin ise Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun olması, Türkiye’nin yeni döneminde aynı politikanın hızlı ve güçlenerek devam edeceği konusunda umut vermektedir” diye konuştu.

    ENERJİ PROBLEMİ KRONİK HALE GELMİŞTİR

    Ekonomik olarak ciddi anlamda fayda sağlayan yeni işbirliklerinin birincil gündem maddesinin ise Türkiye’nin kronik problemi olan enerji konusu olduğuna dikkat çeken Ak Parti Erzurum Milletvekili Aday Adayı Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl, ülkenin büyümesinde etkin rol oynayan enerji alanında yapılacak işbirlikleri Türkiye’nin siyasal ve ekonomik gücünü artıracağının önemine vurgu yaptı. Karagöl, “Dolayısıyla, enerji alanında sınır tanımadan kurulacak ortaklıklar, ‘Yeni Ekonomi’ye giden sürecin yapıtaşlarından birisi olacaktır. 12 yıllık bir dönüşüm hikayesini geride bıraktığımız ve yeni bir dönemin eşiğinde bulunduğumuz bu süreçte ‘Yeni Ekonomi’nin oluşumuna tanıklık edeceğiz” dedi.

  • KARLA MÜCADELE DAHA EKONOMİK

    ARAÇ PARKINI YENİLEYEN BELEDİYE TASARRUF ETTİ

    Yakutiye Belediyesi, ağır tonajlı araç parkını baştan aşağı yeniledi, yenilenen araç parkıyla karla mücadelesinde yüzde 20’leri bulan tasarruf sağladı. Kış aylarında karla mücadele alanında çalışan araç parkı yaz aylarında ise kentsel dönüşüm, yeni yol yapımı, yol açma gibi alanlarda kullanılıyorlar.

     

    Yakutiye Belediye Başkanı Ali Korkut, belediyenin 20 yıldır kullandığı araç parkını sıfır araçlarla değiştirdi. Yenilenen araç parkı, özellikle mazot tüketiminde yüzde 20’lere varan tasarrufu getirdi. Belediye Başkanı Ali Korkut, “Son yağan kar için ekiplerimiz 1600 sokakta çalışma yapıyorlar. Karlar toplanıyor ve şehir dışına taşınıyor. Yeni araç parkını kullanıyoruz, oldukça ekonomi yaptık diyebiliriz. Geçmiş yıllarda mazot başta olmak üzere parça kırma gibi nedenlerden ciddi rakamlar ödeniyordu. Artık parça kırma sorunu yaşamıyoruz, yani iş aksamıyor. Yine mazot giderlerimiz düştü” dedi.

     

    Yakutiye Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, kar kaldırma çalışmalarını şehrin muhtelif bölgelerinde sürdürüyorlar. Ekipler, öncelikle şehir merkeziyle başlayan çalışmaları çevreye yayarak devam ettiriyor. Yetkililer, kar kaldırma çalışmalarının bu hafta sonuna kadar tamamlanabileceğini bilirttiler.

  • Ekonomi ikinci çeyrekte yüzde 2.1 büyüdü

    Yılın ikinci çeyreğinde Türkiye Ekonomisi yüzde 2.1 büyüdü. İlk yarı büyüme ise yüzde 3,3 olarak açıklandı.
    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yılın ikinci çeyreğine ilişkin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) sonuçlarını açıkladı. Buna göre Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) değeri sabit fiyatlarla yüzde 2,1 arttı.

    Üretim yöntemiyle gayri safi yurtiçi hasıla tahmini, 2014 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre sabit fiyatlarla yüzde 2,1’lik artışla 30 milyar 803 milyon TL oldu.

    İlk yarı büyümesi ise yüzde 3,3 oldu.
    Üretim yöntemiyle gayri safi yurtiçi hasıla tahmini, 2014 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre cari fiyatlarla yüzde 9,7’lik artışla 423 milyar 921 milyon TL oldu.
    İmalat sanayi, 2014 yılı ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 12,3’lük artışla 69 milyar 305 milyon TL, sabit fiyatlarla yüzde 2,0 ’lık artışla 7 milyar 835 milyon TL oldu.

    Finans ve sigorta faaliyetleri, 2014 yılı ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 8,0’lık azalışla 12 milyar 545 milyon TL, sabit fiyatlarla yüzde 7,1’lik artışla 3 milyar 710 milyon TL oldu.
    GSYH değeri 2013 yılında cari fiyatlarla yüzde 10,5 artışla 1 565 181 Milyon TL, sabit fiyatlarla yüzde 4,1 artışla 122 milyar 476 milyon TL oldu.
    Kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla değeri 2013 yılında cari fiyatlarla 20 bin 580 TL, ABD doları cinsinden 10 bin 807 Dolar olarak hesaplandı.

    Takvim etkisinden arındırılmış sabit fiyatlarla GSYH değeri 2014 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,4’lük artış gösterirken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH değeri bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,5 azaldı.

    Yerleşik hanehalklarının nihai tüketim harcamalarının değeri 2014 yılı ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 6,1’lik artışla 292 milyar 388 milyon TL, sabit fiyatlarla yüzde 0,4’lük artışla 19 milyar 902 milyon TL oldu.
    Devletin nihai tüketim harcaması değeri 2014 yılı ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 7,6’lık artışla 61 milyar 008 milyon TL, sabit fiyatlarla yüzde 2,4’lük artışla 3 milyar 277 milyon TL oldu.
    Gayri safi sabit sermaye oluşumu değeri 2014 yılı ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 10,1’lik artışla 90 milyar 500 milyon TL, sabit fiyatlarla yüzde 3,5’lik azalışla 7 milyar 536 milyon TL oldu.

    Mal ve hizmet ihracatı değeri 2014 yılı ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 20,8’lik artışla 118 milyar 769 milyon TL, sabit fiyatlarla yüzde 5,5’lik artışla 8 milyar 557 milyon TL oldu.
    Mal ve hizmet ithalat değeri 2014 yılı ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 8,5’lik artışla 139 milyar 873 milyon TL, sabit fiyatlarla yüzde 4,6’lık azalışla 8 milyar 950 milyon TL oldu.