Etiket: Ekmeğini

  • “Belçikalı Kaptan” Nurten Fidan, ekmeğini direksiyon sallayarak kazanıyor

    Belçika’da doğan 41 yaşındaki Nurten Fidan, 12 yıllık mesleğini memleketi Zonguldak’ta sürdürüyor. “Belçikalı Kaptan” lakaplı iki çocuk annesi otobüs şoförü; yolcuların büyük ilgisini çekiyor.

    İki çocuk annesi 41 yaşındaki Nurten Fidan, Belçika’da dünyaya geldi. Uzun yıllar boyunca yurt dışında yaşayan Fidan, araba kullanmayı çok sevdiği için şoförlük mesleğini tercih etti. Yurt dışında aldığı eğitimlerin ardından şehirler arası otobüslerde şoförlük yapmaya başladı.

    Belçika’da sürdürdüğü mesleğini yıllar sonra döndüğü Türkiye’de de sürdürmek isteyen Nurten Fidan; memleketi Zonguldak’ta ilk kadın şoför oldu.

    Doğum gününde işe başladı

    19 yaşındaki kızı Betül ve 15 yaşındaki oğlu Yusuf’un da destekleriyle Zonguldak halkına hizmet etmek istediğini ifade eden Nurten Fidan, doğum günü olan 7 Eylül 2016 günü özel halk otobüsü firmasında şoför olarak görev yapmaya başladı.

    Yolcuların şaşkınlık ve ilgisiyle karşılayan Nurten Fidan, yolcularla da sık sık selfie çektiriyor.

    “Kendi insanıma hizmet vermek istiyorum”

    Zonguldak Özel Halk Otobüsleri Firması’nın ilk kadın şoförü olan Nurten Fidan, şöyle devam etti:

    “Belçika doğumluyum. 41 yaşındayım, iki çocuk annesiyim. Arabayı sürmeyi çok seviyorum. İnsanlarla iletişim halinde olmayı çok seviyorum. Bu mesleği sürdürmek istedim. Başardım da. 12 senem bitti. Şu anda Zonguldak Belediyesi Özel Halk Otobüsü Firması’nda görev başladım. Amacım bu yolda ilerlemek. Ben yoluma devam edeceğim. Geri dönenlerden değilim. Yoluma da devam edeceğim. Allah bana izin verdiği sürece yoluma devam edeceğim. Belçika-Hollanda arası 18 metre otobüslerde çalıştım. Mersin Belediyesi’nde çalıştım. Askeriyede çalıştım. Şu anda Zonguldak Belediyesi Özel Halk Otobüsü Firması’nda çalışıyorum. Halktan aldığım tepkiler çok güzel. Çoğunlukla kadınlar çok destekliyor. Beni tebrik ediyorlar. Güzel duygular yaşıyorum. Amacım kendi memleketimde ilk olma özelliğini taşımamdı. Bunu da başaracağım. Kendi insanıma hizmet vermek istiyorum. Lakabımız ’Belçikalı Kaptan.’” Bu mesleği devam ettireceğim.”

    Fidan, yaptığı mesleğiyle diğer kadınlara örnek olmak istediğini de sözlerine ekledi.

  • (Özel haber) Ağların sultanı ekmeğini denizden çıkartıyor

    25 yıldır ekmeğini denizden kazanan İzmir’in tek kadın balıkçısı 55 yaşındaki Medine Bor, erkek meslektaşlarına taş çıkartıyor.

    Eşine yardım etmek için balıkçılık yapmaya başlayan 55 yaşındaki Medine Bor, meslekte 25 yılı geride bıraktı. İzmir’deki tek kadın balıkçı olan Bor, Urla ilçesinde ’İzmir’ isimli teknesiyle balık avlıyor. Eşi vefat ettikten sonra evin geçimini tek başına sağlayan balıkçı kadın, denizden kazandığı para ile evin en küçük kızını evlendirmeye hazırlanıyor. İnce işçilikle ördüğü ağları denize salan Bor, balıkçılığa başladığı ilk gün işin ağırlığından ağladığını ancak daha sonra eşinden göre göre mesleği öğrendiğini söyledi. Erkek meslektaşları ile iyi anlaştığını, işini bitirdikten sonra komşularıyla vakit geçirdiğini belirten Bor, “Hem ev işlerini yapıyorum, hem denize çıkıyorum. Erkek meslektaşlarım bana ‘helal olsun sana yenge’ diyorlar. Beni severler. Kahveye de giderim, bana ‘bacım’, ‘yenge’ derler. Erkek meslektaşlarımın hoşuna gidiyor balıkçılık yapmam. Komşularımla da aram çok iyidir. Sabah ağ attıktan sonra komşularla evde kahve faslımız oluyor. Sonra da tulumumu giyip denize gidiyorum, balıkları topluyorum” dedi.

    “Adam bulmaktansa kendim yaparım”

    Küçük kızını 1 yaşındayken evin büyük kızına emanet ederek balıkçılığa başladığını söyleyen Bor, o günleri şu sözlerle anlattı:

    “Bu işi 25 senedir yapıyorum. Önceden ev hanımıydım. Sonra eşimle çalışmaya başladım. Adam bulmak zordu. Ben de ‘adam bulmaktansa kendim yaparım’ dedim. Her şeyi eşimden göre göre öğrendim. Küçük kızım 1 yaşındayken ablasına bırakıp balığa çıkardım.”

    “Ağlayarak çalışıyordum”

    Yaptığı mesleğin kadın işi olmadığını vurgulayan Bor, “Yaptığım iş erkek işi. Kadın işi değil ama ben alıştım yaptım. Bu iş ağır bir iş. Herkes yapamaz. Ben de ilk zamanlar çok zorluk çektim. Ağlayarak çalışıyordum. Çok ağırdı, çok zordu. Bırakmayı düşündüm ama gelirimiz bu deniz. Eşim vefat etti, ben devam ettim ama bu sene son. Artık bırakacağım. Bu yıl jübilemi yapıyorum” diye konuştu.

    Balık yemeyi sevmiyor

    Denizlerde 25 yıl geçiren Bor, ekmeğini balıktan kazansa da balık yemeyi sevmiyor. Denize ağ atmaktansa olta ile balık tutmayı daha çok sevdiğini kaydeden Bor, “Balık yemeyi eskiden beri sevmezdim ama denizi seviyorum. Sabah 5’te kalkıp 6’da ağları atarım. 10 gibi eve gider, öğlen 3’te yine denize gelir ağlara bakarım. Kızım hep ‘bırak bu işi’ der. Korkuyor ama bu denizden çıkanla evlendiriyorum kızımı” ifadelerini kullandı.

    “Erkeklerden daha güzel ağ atıyor”

    Bor’un yanında çalışan Cavit Vural da, “Erkeklerden daha güzel ağ atıyor. Biz de yıllardır bu işi yaparız. Ağları daha gelişi güzel atarız ama o özenerek çalışıyor. Ağları açmak için çok uğraşıyor. Bana ağ attırmıyor, beni dümene yolluyor” dedi.

  • (Özel Haber) Suriyeli Gençler Ekmeğini Taştan Çıkarıyor

    Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Siirt’e sığınan bir grup Suriyeli genç, tarım işçisi olarak sabah erken saatlerinden çalıştırıldıkları fıstık bahçelerinde taş taşıyıp budama yapıyor, çırpı toplayıp tarım aracıyla bahçe belleyerek hayata tutunmaya çalışıyorlar.

    Şehir merkezinden 5 kilometre uzaklıktaki Halanze Mahallesi’nde fıstık bahçelerinde tarım işçisi olarak yevmiyeli 40-50 liradan çalıştırılan Suriyelilere kardeş gözüyle baktıklarını belirten fıstık bahçesi sahibi Adnan Bilgi, bahçe işinde çalıştırılan gençlerin gayretli ve çalışkan olduğunu söyledi. Savaştan kaçarak Siirt’e sığınan Suriye uyruklu ailelere kapılarını açtıklarını söyleyen Bilgi, “Bu ailelerin ihtiyaçları var, gayet çalışkan gençlerdir. Biz de kendilerine iş imkanı sağlıyoruz. İhtiyaçları olduğu için yevmiyelerini de peşin veriyoruz. 40-50 lira arasında çalışan gençlere veriyoruz, ayrıca patpat denilen tarım araçlarını kullanmayı öğrettik. Bu kardeşlerimiz savaştan kaçtıkları için onları mağdur etmeden istihdam sağlayarak destek çıkıyoruz” dedi.

    Suriye’nin Deyrizor kentinden Türkiye’ye gelen Ubeydul Abdallah adlı genç ise, tercüman vasıtasıyla yaptığı konuşmasında; çok zor durumda olduklarını, ailelerini bırakarak geldikleri Türkiye’de ne iş olursa yapmaya çalıştıklarını söyledi. Abdallah, “Savaştan kaçarak geldiğimiz Siirt’te çalıştığımız bahçe ve bağlarda hem yemeğimizi yiyoruz, hem de para kazanıyoruz. Allah Türkiye devletine zeval vermesin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan razı olsun” şeklinde konuştu.

    Hallerinden şikayetçi olmadıklarını belirten Ahmed el Ahmed adlı Suriye uyruklu genç ise, ikinci vatan olarak geldikleri Türkiye’de, halkın kendilerine kucak açtığını, 1 haftadır çalıştıkları bahçe işinde budama yaparak, çırpı ve taş toplayarak para kazandıklarını söyledi.

    Ziyad Ahmet Cuma adlı bir başka Suriyeli ise, “Ben de diğer arkadaşlarım gibi Deyrizor kentinden kaçarak buraya geldim. Aylarca işsiz kaldıktan sonra nihayet bahçe işinde yevmiye 50 liradan iş buldum, fıstık ağaçlarını temizliyor, taş topluyoruz. Tarım işi çok zordur ama borçlarımız olduğundan para kazanmak zorundayız” diye konuştu.

    Sabah erken saatlerinde şehir merkezinden araçlarla bahçelere getirtilen Suriyeli işçiler, öğle arası molada yemeklerini bahçede yedikten sonra gün boyu çalışıyor. Akşam iş bittikten sonra ise yevmiyeleri verilen işçiler yine araçlarla evlerine tek tek bırakılıyor.

  • 28 Yıldır Ekmeğini Ayakkabı Boyayarak Kazanıyor

    Konya’nın Kulu ilçesinde yaşayan 41 yaşındaki Süleyman Acaralp, 28 yıldır geçimini ayakkabı boyacılığı yaparak sağlıyor.

    Ankara Konya yolu Kırkahvesi mevkisinde boya sandığıyla ayakkabı boyayan Süleyman Acaralp, 13 yaşından bu yana boyacılık yaptığını ve bu sayede geçimini sağladığını söyledi. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle okula gidemediğini anlatan Acaralp, bundan dolayı da kendini ayakkabı boyacılığına verdiğini anlattı. Mesleğini severek yaptığını anlatan Acaralp, ”Allah’a şükür elim ayağım tutuyor, hiç kimseye yük olmadan ekmek paramı çıkartıyorum, ailemle beraber yaşıyorum” dedi.

    Ayakkabıları güzel maniler söyleyerek boyadığını ve boya sandığına, “Buyurun boyayım, emeğimle doyayım” yazdığına değinen Acaralp, bu yazının ilgiyle karşılandığını sözlerine ekledi.

  • Komşufırın Yeni Ekmeğini Tanıttı

    Komşufırın, yeni nesil doğal bir tahıl olan Tritordeum’u ve Tritordeum Ekmeği’ni, düzenlenen basın toplantısıyla tanıttı.

    Komşufırın, yeni nesil doğal bir tahıl olan Tritordeum’u ve Tritordeum Ekmeği’ni, düzenlenen basın toplantısıyla tanıttı. Makarnalık buğday (Triticum Durum) ve yabani arpanın (Hordeum Chilense) melezlenmesiyle üretilen Tritordeum, geleneksel ıslah teknikleriyle geliştirildiği kaydedildi. Dünya tarım sektörü ve insan sağlığı açısından inovatif bir tahıl olan Tritordeum, içeriğinde bulunan lutein, sindirilebilir gluten, cystine ve lifli yapısıyla özellikle gluten hassasiyetli kişiler, kardiyovasküler rahatsızlık yaşayanlar, göz sağlığı problemi olan kişilerin tüketimi için çok önemli bir alternatif.

    Tritordeum, Doruk Grubu’nun desteğiyle, doğa ananın adımlarını izleyen İspanyol bilim adamları tarafından geliştirildi. GDO olmayan, insanların tüketimine uygun, doğal bir tahıl olan Tritordeum, aynı zamanda ekmeklik buğdaya oranla yüzde 60 daha az sindirilemeyen gluten içerdiği için gluten hassasiyeti olanlar kişiler için ideal. Yeni Nesil Tahıl Tritordeum unundan yapılan yeni doğal tahıl Tritordeum Ekmeği, 24 Şubat’tan itibaren tüm Komşufırın şubelerinde satışa sunuldu.

    Doruk Group Holding ve Komşufırın Yönetim Kurulu Başkanı Hasip Gençer, Tritordeum basın toplantısında yaptığı konuşmada, Tritordeum’un tarım sektörü ve insan sağlığı açısından inovatif bir çalışma olduğunu belirtti. Gençer, “Doruk Group Holding ve Komşufırın olarak geliştirilmesine doğrudan katkıda bulunduğumuz ve bugüne kadar İspanya, İtalya, Portekiz ve Fransa’da üretilen Tritordeum’u Türkiye’ye kazandırdık. Tritordeum tahılının gelişim sürecine bir Türk firması olarak katkı vermek, Türk tarım sektörünün geleceği için ilham veren bir motivasyon olacaktır. Ayrıca yaptığımız çalışmalar sonrasında Türkiye’nin İtalya, İspanya, Portekiz ve Fransa’dan sonra Tritordeum üreten beşinci ülke olması, bizim için ayrı bir gurur kaynağı oldu. Bu nedenle Tritordeum unundan üretilecek ve Komşufırın mağazalarında satışa sunulacak olan Tritordeum Ekmeği’nin de kısa süre içerisinde sofralarımızın başköşesinde yer alacağına eminiz” ifadelerini kullandı.