Etiket: Ekicileri

  • Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Genel Kurulunu yaptı

    Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Genel Kurulunu yaptı

    Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin 67. Olağan Mali Genel Kurulu yapıldı. Tüm kararların oy birliği ile alındığı genel kurulda konuşan PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, “Çiftçinin önündeki duvarları aşması gerekli merdivene herkes bir basamak ekleyecek ki, çiftçi daha çok üretecek Türkiye tarımda hak ettiği yere gelecek” dedi.

    Getirdiği yeni bakış açısı, yaptığı yatırımlar ve markalaşma hamlesiyle büyük bir başarı hikayesi yazan ve ülkemizdeki tarım kooperatifçiliğine kazandırdığı ivme ile yurt içinde ve yurt dışında model alınan Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin 67. Olağan Mali Genel Kurulu, Konya Şeker Fabrikasında yapıldı.

    Binlerce üretici, çok sayıda belediye başkanı ve sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katıldığı genel kurul, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Gündem ve divanın teşekkülü ile devam eden programda gündem maddelerinin tümü oy birliği ile kabul edildi. Katılımcıların alkışları eşliğinde kürsüye çıkan ve konuşmasına bir gün önce yıl dönümünü kutladığımız 30 Ağustos Zafer Bayramını tebrik ederek başlayan 25. ve 26. Dönem AK Parti Karaman Milletvekili, PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, cephede savaşarak zafer kazanan Türk çiftçisinin, istiklalin kazanılmasından hemen sonra savaşta silah olarak kullandığı tırmıkla, çapa ile tarlada tapanda ekonomik istiklal için işine dört elle sarıldığını ve sermayesi, sanayisi olamayan genç Cumhuriyetimizin ekonomisini tarladan ürettikleriyle inşa ettiğini, ülke ekonomisine ilk can suyunu Türk çiftçisinin verdiğini hatırlattı. Konuk, “Türk çiftçisi 97 yıl önce düşman çizmesine çiğnetmediği toprakları, şimdi de yabancı menşeli ürünlere ezdirmemekte kararlıdır. Üreticiler olarak biz, sofralardaki yerimizin tamamını, raflardaki, pazar tezgâhlarındaki, fabrika üretim bantlarındaki bu ülkenin üreticilerine tahsisli her yerin tamamını geri istiyoruz. Rafların, pazar tezgahlarının, mutfakların, üretim bantlarının yabancı menşeli ürünleriyle, yani ithal tarım ürünleriyle dolması ile vatan topraklarının askeri işgale uğraması arasında fark yoktur. Şükür rafların, pazar tezgahlarının, mutfakların tamamını kaybetmedik, işgal yok ama kabul etmeliyiz ki sızmalar var. Biz Türk çiftçisi olarak hepsini püskürtüp bizim olanın tamamını geri almakta kararlıyız.” dedi.

    “Çiftçi, tarım sektöründe yeni zaferler istiyor”

    Çiftçinin tarım sektöründe yeni zaferler istediğini, ülke topraklarının ve çiftçisinin bu tarımsal zafer için yeterli potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Başkan Konuk, “Bunun için bizim yapabileceklerimiz var. Yapıyoruz da. Ancak biz ne kadar çok çalışırsak çalışalım, ne kadar gayret gösterirsek gösterelim bizim aşamayacağımız tümsekler, üreticinin önüne çekilmiş setler var. Bizim bu setleri aşmamız için merdiven gerekli, o merdiveni de bize devlet inşa edecek, üniversiteler, Bakanlıklar, ilk can suyunu bizim verdiğimiz finans kuruluşları el birliği edecek o merdivenin birer basamağını yapacaklar. Ülkede her üreticinin kendi tohumunu geliştirmesinin imkânı yok, onu yapacak olan üniversite. Çiftçi sulanabilecek tarlasını sulayamıyor ve arazisinde 1’e 20 alacağına 1’e 10 alıyorsa yıllarca, buradaki çiftçi o kanalı tek başına tarlasına çekecek değil, DSİ o barajı yapacak, o kanalı açacak üreticinin 1’e 10 yerine 1’e 20 almasını sağlayacak. Bankalar, tüketmek için kredi çekenle, üretmek için finansmana ihtiyaç duyanı birbirinden ayıracak ki, bu topraklar daha çok üretecek. Mazotun, gübrenin, yemin ve ilacın üzerindeki vergi yükü kalkacak ki, Türk çiftçisi benzerleriyle sırtında yükler olmadan yarışabilecek. Türk çiftçisinin ürettiği ürünleri fiyat üzerinden eleştirenler şunu bilsin sırtınızda yük varken güreş tutulmuyor. Alın sırtımızdan yükleri, biz de rahat güreşelim. Can suyunu bizim verdiğimiz finans kuruluşlarına sesleniyorum, üniversitelere, bürokrasiye sesleniyorum, üretenle tüketene aynı muamele yapılmayacak ki bu salondaki ve bu salonun dışındaki milyonlarca üretici bu ülkenin sofralarındaki, raflarındaki, pazar tezgâhlarındaki, fabrika bantlarındaki yabancı menşeli ürünlerin işgal girişimini önleyebilsin” şeklinde konuştu.

    “Bu sektörün önünü açacakların da en az çiftçi kadar çalışması gerekiyor”

    Hollanda, Japonya ve Türkiye’nin arazi büyüklüğü, coğrafi yapısı ve iklim özelliklerini karşılaştıran Başkan Recep Konuk, “Mevcut durumu bilmeyen bir uzaylı değerlendirme yapsa deniz seviyesinin altında, topraklarından aralıksız su boşaltmak zorunda olan, sürekli yağış alan, yazların kısa kışların uzun olduğu Hollanda ve Türkiye’nin dörtte biri tarım arazisine sahip, yüksek nemle boğuşan, arazisi engebeli, tarımsal üretime elverişli gün sayısı 80-90 gün olan Japonya’nın açlıkla boğuştuğunu, iklimi dengeli, bahar, yaz ve güzleri uzun, 230-240 gün güneşlenme süresi olan, rakımı ve geniş arazileri ile tarımsal üretime elverişli Türkiye’nin ise kendine yetip dünyayı da beslediğini düşünürdü” diye sürdürdüğü konuşmasında, “Maalesef bizim uzaylı yanıldı. Açlıkla boğuşuyor sandığı Hollanda ABD’den sonra dünyanın ikinci büyük gıda ürünleri ihracatçısı. Gıda ve tarım ürünleri ihracatı 107 Milyar Doları buldu. Yani bizim ülkemizin toplam ihracatının 3’te ikisini sadece tarım ve gıda sektöründen gerçekleştiriyorlar. Ne kadarcık alanda? Konya’dan küçük, deniz seviyesinin altında bir coğrafyada. Bizim uzaylı Japonya’da da yanıldı. Tarım arazisi bizim ülkemizin 4’te biri kadar olan yüksek nem nedeniyle vejetasyon süresi, yani bitkinin tarlada gelişim süresi bizim ülkemizin yarısından az hatta bazı bölgelerinde üçte biri kadar olan Japonya’nın ürettiği tarımsal ürünlerin toplam parasal karşılığı 60 Milyar Dolar’ın üstünde. En büyük tarım ekonomileri arasında bizim üstümüzde. Bizim uzaylının bu sefer, insanoğlu doğanın çıkardığı zorlukları yenmiş, doğayla boğuşmadan üreten bu Türkler kim bilir ne kadar çok üretiyordur diye düşünmesi kadar doğal bir şey yoktur herhalde. Bizim uzaylı, herhalde bolluk içinde yaşıyorlar diye iklimine, toprağına güneşine imrendiği Türkiye’nin buğday, pamuk, besi, ayçiçeği, yağlı tohum, çiçek, böcek onlarca kalem ürün ithal ettiğini, dünyayı doyuruyordur diye tahmin ettiği toprakların ithalatı ile ihracatının kafa kafaya olduğunu görüp hayal kırıklığı yaşayınca ne düşünürdü? Herhalde tembelliklerinden üretmiyorlar derdi. Öyle mi peki? Bilmez ki, bu memleketin çiftçisi sabah ezanıyla ahıra girer, gün ağarmadan tarlaya koşar. Ayazda da güneşin altında da işinin başındadır. Tırnaklarıyla toprağı eşeler, ürünü tek tek okşar. Sonuç, biz uğraşarak, çabalayarak kaybediyoruz, başkaları keyif çatarak kazanıyor” dedi.

    Ülkemiz tarımında meselenin çiftçinin çalışıp, çalışmamasında olmadığının altını çizen Başkan Recep Konuk, “Mesele tarlanın ötesinde. Ahırın dışında. Yani, bu sektörün önünü açacakların da en az çiftçi kadar çalışması, çiftçinin döktüğü alın teri kadar akıl teri dökmesi gerekiyor ki, gözle görülür avantajlarımızı gerçekten avantaj haline dönüştürelim. Mesela tarladaki çiftçinin alın teri kadar akıl teri dökenler olunca bakın ne oluyor? Hani o 107 milyar Dolarlık ihracat yapan, Konya kadar coğrafyası olup da dünyanın ikinci büyük gıda ihracatçısı olan çiftçinin memleketinde, birileri onun çok üretmesi için verimli tohum geliştirdiği, birileri o tohumun yetişeceği sera ya da arazi için yatırımı kolaylaştıran ucuz finansman sağladığı, bir başkaları çok üretilen ürüne ihracat pazarları bulduğu, birileri o ürünü işleyip, mamul gıda ürünü haline getirecek tesisleri planladığı, teşvik ettiği, birileri de markalı olarak ticaretine destek olduğu için o çiftçi ve meslektaşları ürettiğinden para kazanıyor ki her sene başka ülkede tatil yapabiliyor” ifadelerini kullandı.

    “Başkalarının da taşın altına elini koyması lazım”

    Tarımsal üretimde mevcut şartlar ve altyapımızla çiftçinin en iyi tohumu kullansa, ürününe en iyi bakımı yapsa bile birim alanda verim artışının yarım ton, bir ton seviyelerini ancak bulabileceğini, oysa bazı ülkelerde, bazı ürün guruplarında birim alanda oluşan verim farkının 10-15 katları bulduğunu söyleyen Genel Başkan Konuk, bunun tarımsal üretimde farkı bir boyut olduğunu hatırlatarak “Bu tarımsal üretimde başka bir boyut, eğer biz de bunları başarabilirsek ne domates ne patlıcan ne soğan ne de patates fiyatları konuşulur. Başka bir seviyeye çıkmak için başkalarının da taşın altına elini koyması lazım. Mesele çok basit, GAP gibi, KOP gibi projelerden gelecek suyu Konya çiftçisi, Mardin çiftçisi, Türkiye gibi bir ülkede 30 sene 40 sene beklememeli. 3. Köprüye başlayıp zamanından önce bitiren, 3. Havaalanı gibi dünyanın imrenerek baktığı havaalanına kaynak bulan, dört yanı Şehir Hastaneleri ile donatan, Asya ile Avrupa’yı denizin altından birbirine bağlayan Türkiye gibi güçlü, kudretli iş bitirme kabiliyeti yüksek bir ülkenin bu yatırımları yani tarlaların susuzluğunu giderecek yatırımları başlaması ile tamamlaması bir olmalı. Finansman, Tarımsal AR-GE artık konuşulmamalı bile” dedi.

    “Şeker fiyatları düştü, hammaddesi şeker olanların fiyatları yükseldi”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a NBŞ kotalarını yüzde 10’dan yüzde 2,5’a düşürmesi, Kooperatifler Kanununda yapılan değişiklikle kooperatif mağazalarının ortak dışı satış yapmasına imkan tanıyan düzenleme nedeniyle teşekkür eden Başkan Konuk, Cumhurbaşkanına bir de maruzatlarının olduğunu belirterek, şeker fiyatları ve şekerli mamullerdeki fiyat değişimlerini anlatarak şunları söyledi; “Geçtiğimiz sene Türkiye’de fiyatı düşen tek ürün neydi biliyor musunuz? Şeker. Neden? Türkiye’deki şeker fabrikaları pancarı aldı, tam işlemeye başladı. Ürün piyasaya çıkacak, hop depolardaki stoklar piyasaya çıktı. Hem de yüzde 20 ıskonto ile. Ürettiğimiz şekerin gramına alıcı çıkmadı. Önceki yıllarda kapıda sıraya girenler birden yok oldu. Çiftçinin pancar parası ödenecek, avansı ödenecek, işçinin maaşı ödenecek ben satmak zorundayım. Benim gibi bütün şeker fabrikaları satmak zorunda. Haziran 2019’a kadar şeker 2018 fiyatlarının altında satıldı. Fabrikalarda şeker bitti, şeker fiyatlarına yüzde 16 zam geldi. Peki, şekerin ana girdi olduğu, en yüksek maliyet kalemi ya da maliyet kalemlerinden biri olduğu ürünlerde ne oldu? Şu olmuş; değişik markaların kola fiyatları yüzde 9,5 ile yüzde 18 arasında artmış. Bildiğiniz şeker, su, aroma ve karbondioksit ile üretilen gazoz fiyatlarında artış oranı yüzde 33,9’a kadar ulaşmış. Soğuk çayda fiyatını yüzde 33 arttıran da var yüzde 41 attıran da. Dondurma neyle yapılıyor? Süt ve şeker. Bir de neyli ise onun aroması. Az miktarda kakao, vanilya, çilek, fıstık vesaire. Ana girdi ne? Süt ve şeker. Çeşitlere göre artış yüzde 23,5 ile yüzde 45 arasında olmuş. Ağırlıklı olarak yüzde 35 arasında yığılmış fiyat artışı. Kuruvasan fiyatları yüzde 31, reçel fiyatları yüzde 27,7 artmış. Enerji içeceklerinde fiyat artışı yüzde 99,1. Şeker fiyatları artmamasına rağmen, şekerin ana girdi olarak kullanıldığı ürünlerde ben fiyatı düşen ürün göremedim. Ben buradan soruyorum, buradaki çiftçinin de sormak hakkı, enflasyonu düşürmek sadece çiftçinin ve çiftçi kuruluşlarının mesuliyetinde mi? Patates pahalı parmaklar çiftçiyi gösteriyor. Soğan pahalı kaşlar çiftçiye çatılıyor. Hayat pahalı, şekere yükleniliyor. Enflasyonla topyekûn mücadele diyoruz. Bu topyekûn sadece çiftçiden, çiftçi kuruluşlarından mı ibaret? Gübre sanayicisi, petrol sanayicisi, bankalar, çitçinin ürününden üretilen ürünü işleyen sanayici bu topyekûna dâhil değil mi? Biraz önce rakamları verdim, onlar dâhil olmamış. Bunu bir mazeret olarak söylemiyorum. Allah’a şükür biz sizi yine namerde muhtaç etmedik. Ürününüzü yere düşürmedik. Avanssız, desteksiz bırakmadık. Bunu bilin diye söylüyorum. Bizim sadece fabrikaların daha verimli çalışması ile uğraşmadığımızı, onlarca mesele ile uğraştığımızı, surda delik açılmasın diye onlarca yerden yapılan onlarca hücuma karşı verdiğimiz mücadelenin asıl işimizden daha çok zaman aldığını bilin diye söylüyorum” şeklinde konuştu.

    “Kooperatiflerin iki yönlü görevi vardır; üretirken maliyetleri düşürmek, ürünü satarken üreticinin daha çok kazanmasını sağlamak”

    Recep Konuk, çiftçiyi üretirken tarlada yalnız bırakmayacaklarını vurgulayarak, iki yükümlülükleri olduğunu belirtti. Konuk sözlerini şöyle sürdürdü; “Birincisi üretim maliyetlerini düşürmek, ikincisi ortaklarımızın ürününü pazara doğru şekilde konumlandırmak ve mamul ürün haline getirip tüketimden üreticiler adına pay almak. Yani işin özeti şu bizim kooperatifimizin iki tane hedefi var biri üretirken ortaklarının cebinden daha az para çıkmasını, ikincisi ürünü pazarlarken ortaklarının cebine daha çok para girmesini sağlamak. Bu çerçevede mesela; daha pancarı almadan pancar bedelinden tahsil edilmek üzere avans ve kooperatif finans sisteminden 510 Milyon TL finansman desteği sağlamışız size. Bunun net finansman maliyeti ödeme ve tahsil vadeleri de düşünüldüğünde yaklaşık 75 Milyon TL. Bu şu demek üretmek için finansman kullansaydınız bu para sizin cebinizden çıkacak ve bu para bankalara veya tefeciye gelir olacaktı. Bu para yani 75 Milyon TL sizin cebinizden çıkmayan paradır. Mesela, 2018 Mart – 2019 Şubat arasında pancar tevzi gübre fiyatı ile piyasa fiyatları üzerinden yapılan kıyaslamada Üre, Kompoze, Sülfat gibi üç kalem gübrede sizin cebinizde kalan para 21 Milyon 89 Bin TL’dir. Aldığınız her damla sulama borusunda piyasaya göre avantajınız yüzde 12 civarında iken mandallı yağmurlama borularında bu oran çeşitlerine göre yüzde 18 ile yüzde 28 arasında değişiyor. Yani kooperatifimiz piyasada olmasa sulama borusu için ödeyeceğiniz 100 liranın damlamada 12 Lirası, yağmurlamada 90 mandallıda 18 Lirası, 75 mandallıda 28 Lirası sizin cebinizde kalıyor. Bu zirai ilaç, tohum, ekipman gibi bir çok kalemde aynıdır. Gelelim ikinci ayağa yani satarken kazandıran, cebinize daha çok para girmesini sağlayan ayağa. Ayçiçeğinde, mısırda, buğdayda, arpada alımını yaptığımız her kalem üründe alım politikasıyla piyasa fiyatlarını nasıl regüle ettiğimizi burada tekrar anlatmayacağım. Bunu zaten en iyi siz biliyorsunuz. Sadece şunu söyleyeceğim; Konya Şeker’in 2004 yılından bu yana yaptığı yatırımları yapmadığını düşünün Konya çiftçisi 250-300 bin ton az ayçiçeği üretecekti. Yani Konya çiftçisinin cebine giren kabaca 700 Milyon ilave ayçiçeği parası buraya gelmeyecek ithalat bedeli olarak Ukrayna, Rusya, Bulgaristan’a gidecekti. Mesela Et ve Süt Entegre Tesisi olmasa Konya çiftçisi yaklaşık 400 Bin ton civarında sütü bugün istese de üretemeyecek, 485,2 Milyon TL bölge çiftçisinin cebine girmeyecekti. Mesela 60 bin ton patates bu bölgede eksik üretilecek, 60 Milyon TL ilave zirai geliriniz olmayacaktı. Fabrika yatırımlarımız olmasa bugün pancar kotanız yarı yarıya az olacak, Konya Şeker pancar parası olarak size ancak 450-500 Milyon TL ödeyebilecekti. Bugün bu miktardan fazlasını siz daha ürününüzü teslim etmeden avans ve finans desteği olarak alabiliyorsunuz. Yaptığımız 26 kalem ürün alımı için toplam ödemesini yaptığımız ürün bedeli geçtiğimiz yıl 2 Milyar 209 Milyon 765 Bin 595 TL’yi aştı.”

  • Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi genel kurulu yapıldı

    Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin 66. Olağan Mali Genel Kurulu yapıldı.

    Konya Pancar Ekicileri Kooperatifinin 66’ncı Olağan Mali Genel Kurulu, Konya Şeker Fabrikasında gerçekleştirildi. Binlerce üretici, çok sayıda belediye başkanı ve sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katıldığı genel kurul, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Gündem ve divanın teşekkülü ile devam eden programda gündem maddelerinin tümü oy birliği ile kabul edildi.

    Genel Kurulda konuşan 25. ve 26. Dönem AK Parti Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, Konya Şeker’in tarım sektöründe ve şeker sanayinde asırlık ezberleri değiştirdiğini belirterek, “Biz ezberleri değiştirdiğimiz için ikinci fabrikayı yapabildik. İkinci fabrikayı yaptık, üretici daha çok pancar üretebildi. Biz ezberleri değiştirdiğimiz için ürettiğimiz şekeri çikolata, bisküvide değerlendirmeye, yani katma değerli ürünler üretmeye başlayabildik. Biz ezberleri değiştirdiğimiz için, etliye sütlüye, yağlıya tuzluya el attık. Ürettiklerimizi pazara çıkarmak için birilerinin ayağına basa basa kendi markamıza, çiftçinin markasına yer açtık. Bunları niye yaptık? Çiftçinin ayakta kalabilmesi için, kendi ürettiği ürünleri işleyecek tesislere de sahip olması gerektiği için yaptık. 10 sene önce çiftçi sütü üretiyordu ancak satacak yer olmadığı için kanallara dökmek zorunda kalıyordu. Sizin besinizi birileri geliyor 3-5 peşinat verip gerisi birkaç ay sonra deyip toplayıp gidiyordu. O gerisi gelmiyor, siz aldığınız 3-5 ile kalıyordunuz. Bugün sağlam alıcı olduğu için sizin üretiminiz arttı. Daha da artacak. Ayçiçeğinde Hamyağ Fabrikası kurulduğu için üretim bugün 50 bin tonlardan 300 bin tonlara ulaştı. Elbirliği ile ezberleri değiştirdik ve Türkiye’ye bir model sunduk. Bugün Türkiye’nin, tarım sektörümüzün önünde yol gösteren bir örnek model var” dedi.

    Bu modeli daha da ileri taşıyacaklarını söyleyen Başkan Konuk, hem kurumların hem de ülkelerin ekonomide yaşanan dalgalanmalardan daha da güçlenerek çıkabilmesi için duyguyla değil akılla hareket etmeleri gerektiğini belirtirken bir diğer şartın da birliği ve bütünlüğü muhafaza etmek olduğunu vurgulayarak, “Ülkemiz ekonomisini, milletimizin işini, aşını, hepimizin ekmeğini hedef alan finansal saldırılar nedeniyle biraz endişeli ama çokça da hınçlıyız, öfkeliyiz. Ülkemiz ve ekonomimiz bu badirelerle ilk defa karşılaşmıyor, son defa da karşılaşmayacak. Dün bu badireleri nasıl atlattıysak, bugün önümüze çıkan, yarın önümüze çıkacak tümsekleri de aynı şekilde aşacağız. Peki, bunu nasıl yapacağız? Birincisi akılla. İkincisi birbirimize kenetlenerek. Üçüncüsü ve en önemlisi de neme lazım demeyerek. Bir devlet için de bir millet için de bir şirket için de tehlikenin en büyüğü herkesin neme lazım diyerek kenara çekilmesidir. İçinden geçtiğimiz günler kimsenin neme lazım demeyeceği, diyemeyeceği günlerdir. Hepimizin çok çalışacağı, esen rüzgârlardan etkilenip paniğe kapılmadan işine dört elle sarılacağı günlerdir” şeklinde konuştu.

    “Gıda güvenliği, milli güvenlikle eş anlamlıdır”

    Bir ülkenin siyasi ve ekonomik bağımsızlığını muhafaza açısından gıda güvenliğinin önemini vurgulayan Başkan Recep Konuk, gıdanın, dolayısıyla da tarımın önemli ve stratejik bir sektör olduğunu, ordulara savaş kazandırıp hanedanları yıkabildiğini, bazı devletleri abat ettiğini, bazı ülkeleri çökerttiğini ifade ederek, “Gıdada kendi kendine yeterlilik bir ülke için hayati önemdedir. Hele hele ekonomik dalgalanmaların olduğu dönemlerde gıda güvenliği milli güvenlikle eş anlamlıdır. Bizim gibi tarihe damga vurmuş ve bize karşı rövanş bekleyenlerin pusuda fırsat kolladığı milletler için gıda güvenliği çok daha önemlidir. O nedenle biz üstümüze düşeni zaten yapıyoruz, sektörü yönetenlerden de bizim bu mücadelemize daha çok destek bekliyor, bunu da kendimiz için değil, ülkemizin istiklali ve istikbali için istiyoruz. Biz üretici olarak şunu biliyoruz, sizde varsa, o ürün dünyanın her tarafında ucuzdur, sizde yoksa her zaman pahalıdır” dedi.

    “Üreteceğiz, üretileni pazara çıkaracağız”

    Önümüzdeki yıllarda emtianın ve gıdanın daha da pahalı olduğu bir dönemin yaşanacağını aktaran PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, konuşmasını şöyle sürdürdü: “2008 küresel finans krizinden sonra ABD ve Batı ülkeleri durgunluğu aşmak için matbaaları çalıştırdı bol miktarda para bastı. Parayı kullanmanın maliyeti neredeyse sıfıra yaklaştı. Şimdi parayı basanlar parayı toplamaya başladı, üstüne üstlük bir de ticaret savaşları başladı. O bolluk döneminde özellikle finansçılar sürekli gazetelerde şunu yazdılar çizdiler, televizyonlarda söylediler, pahalı ürettiğimiz ürünleri üretmeyelim, ithal edelim. Nitekim birçok ürün, bu topraklarda üretebileceğimiz birçok ürün ithal ürüne yenik düştü. Mesela, 2017 yılında bu ülke 1 Milyar 300 Milyon Doların üstünde yaş sebze meyve ithalatı yapmış. Yine 2017’de 1 Milyar 212 Milyon Dolarlık canlı hayvan ithal etmişiz. Bitkisel yağda ise durum daha vahim, yağlı tohum, ham ve rafine yağ için 3 Milyar Doların üzerinde ithalat gerçekleştirmişiz. Kime kazandırmışız? Ukrayna çiftçisine, Rus çiftçisine vs. Beyşehir’deki, Seydişehir’deki, Şarkikaraağaç’taki, Bozkır’daki, Hadim’deki, Akşehir’deki, Ereğli’deki elma dalında çürürken, Antalya’daki salatalık toplama maliyeti satış fiyatından düşük olduğu için sürülürken, Şili’den ABD’den elma getirmek gibi bir lüksü kusura bakmayın hiçbir ekonomi uzun süre taşıyamaz. Bu israfı, zahmetsiz para kazanmak isteyen ithalatçı isteyebilir, ancak millet olarak, ülke olarak biz bu yükü taşıyamayız. Ya ne yapacağız? Burada üreteceğiz, üretileni pazara çıkaracağız. Ne diyor Sayın Cumhurbaşkanımız; üretim, üretim, üretim. Yani bu ülkenin çiftçisinin, bizim en iyi bildiğimiz işi işaret ediyor. Biz daha çok üretmeye hazırız, daha çoğunu üretebiliriz değil, üretiriz. Ancak bizim isteğimiz şu; bizim ürünümüzü hiç kimse fiyat üzerinden karşılaştırmasın. Tarımsal üretimde fiyat rekabeti ayrı bir konudur. Tarımsal üretimde esas olan dekara alınan verimdir.”

    “Ham yağ fabrikasını kurarak kısır döngünün nasıl kırılabileceğini ispat ettik”

    Recep Konuk konuşmasında şu ifadelere de yer verdi: “Türkiye yağlı tohum ve bitkisel yağ ithalatçısı. 3 Milyar Doların üzerinde ithalatı var her sene. Verimde sorunu var mı? Yok. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 2016 yılı Ayçiçeği Raporunda yer alan rakamlara göre ayçiçeğinde dünyada hektara alınan ürün miktarı 2016’da ortalama 1.680 kilogram olarak gerçekleşmiş. Aynı yıl, Türkiye’de hektardan ortalama 2.640 kilogram ayçiçeği alınmış. 2016’da Türkiye dünyadaki hektara verimin bir ton üstünde ürün almış. Buna rağmen, yani hektarda dünya ortalamasının 1,5 katından fazla ürün almamıza rağmen ürünün fiyatlamasında yaşadığımız sorunlar sebebiyle her yıl ürettiğimizden fazla ayçiçeği tohumu ithal etmişiz, Bizim bu verim ortalaması ile bırakın kendi kendimize yetmeyi bu ürün gurubunda konumumuzun ihracatçı olması gerekir. Problem ne? Problemin birincisi fiyatlama. İkincisi üretimi özendirecek üst yapıdaki eksiklerimiz ile tarlayla sanayi sürecindeki organizasyon eksikliğimiz. Biz bu tabloyu gördük ve Hamyağ Fabrikasını kurarak bu kısır döngünün nasıl kırılabileceğini uygulamalı olarak ispat ettik. Şimdi tek sorunumuz, ürünün küresel ölçekte fiyatlanması aşamasında yaşanan sıkıntıdır. İnşallah tarım politikalarımızda fiyat üzerinden kıyas yerine birim alandan alınan ürün miktarı üzerinden kıyaslama metodunu benimseyeceğiz ve ülkemiz fiyatlama nedeniyle savrulduğu ithalata bağımlılıktan yağlı tohumlarda kurtulacak.”

    “Bu dünyada üretimdeki gücün kadar güçlüsün”

    Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 2016 Pamuk Raporuna göre, Türkiye’nin 2017 yılında ihtiyacı olan pamuk lifinin yüzde 47’sini ithalatla karşıladığını hatırlatan Başkan Recep Konuk, “2016’da kullandığımız pamuğun yüzde 51’i ithal pamuktur. 2015’te bu oran yüzde 44’tür. Yani tekstil sektörümüzün kullandığı pamuğun hemen hemen yarısını ithalatla karşılayan bir ülkeyiz. Neye rağmen? Dünyada pamuğu hektara en verimli üretebilen ülkelerden biri hatta en üst sıralarda olmamıza rağmen. Bunu ben söylemiyorum Bakanlığın Raporu söylüyor. Türk çiftçisi, 2017 yılında hektardan 1.555 ton pamuk lifi almış. Dünya’nın en büyük lif pamuk ihracatçısı ülkesi ABD. Hektara aldıkları verim ne kadar biliyor musunuz? 2017’de 923 ton. Ama en büyük ihracatçı onlar. Bizim üzerinde oturup düşünmemiz gereken husus şudur, biz hektara daha fazla ürün alırken neden fiyatta rekabet edemiyoruz? Ya da hektara düşük verim alırken fiyatta rekabet edebilecek destekleme politikalarını geliştirmeyi başaranlar katlandıkları maliyetin kat be kat fazlasını bizden ve dünyadan nasıl alıyorlar, ne olarak alıyorlar? Ben size söyleyeyim, oluşturdukları bu bağımlılık ile bazı ülkeleri, o ülkelerdeki sektörleri ve toplumları etkileyebiliyorlar, yönlendirebiliyorlar. Sözün özü şudur; bu dünyada üretimdeki gücün kadar güçlüsün. Midende başka ellerden çıkan ekmek varsa o el senin boğazındadır. İstediği zaman sıkar, istediği zaman bırakır. İstediği zaman verir abat eder, istediği zaman vurur berbat eder. Biz ne verilerek ne vurularak yönetilmeyecek, yönlendirilemeyecek, hizaya çekilemeyecek bir Türkiye için mutlaka üretim, mutlak surette üretim diyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Havza dışından su getirmek ekonomik”

    Üretim için suyun olmazsa olmaz olduğunu vurgulayan Başkan Recep Konuk, 2007 yılında Göksu’nun suyunun Konya Ovasını sulaması için Genel Kurul’da çağrı yaptığını hatırlatarak, “Üreticinin en büyük problemi sudur. Su, su, su. 2007 yılında bu salonda hep beraber haykırdık. Hükümetimiz harekete geçti. Mavi Tünel’de barajların çoğu tamamlandı. Ancak o su Konya Ovasına yetmez. Hızlı trene müteşekkiriz Allah razı olsun. Bu ülkede Konya’da Mevlana Meydanı veya Mevlana Kültür Merkezi denildiği zaman yapılmaz olmaz bir şeydi. Duble yollar hayal bile edilemiyordu. Bunların hepsi yapıldı. Ama üreticinin olmazsa olmazı sudur. Onun için su diyoruz. Eğer su olmazsa ekmek olmaz. Ekmek olmazsa huzur olmaz. Ankara’da, siyasette özellikle suyla ilgili çok büyük mücadelemiz oldu. Karasu, Konya’nın susuzluğunun temel çözümüdür, dedik. Dediler ki Karasu maliyetli biz başka yerlere bakalım. Olur, başka yerlerde varsa ona da bakalım. Diğer alternatiflere baktık. Bunla ilgili çok önemli çalışmalar yapıldı. Burada gerçekten Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beye müteşekkirim. Sayın Cumhurbaşkanımızın direktifleriyle başka alternatiflere bakıldı. Manavgat Suyu değerlendirilen alternatiflerden biri oldu. Manavgat Çayının Akçay çıkışı var. Akçay çıkışıyla Ermenek Suyunun Konya Ovasına cazibeyle gelip gelmeyeceğini tespit etmek için Etüt İhalesi yaptık. Orada müthiş bir çalışma oldu. Ermenek Çayı ile Akçay’ın Konya’ya gelebileceği kesinleşti. 607 milyon metreküp su. Göksu’dan yaklaşık 414 milyon metreküp su alacağız. Bunun da hemen hemen 200 milyon metreküpünü Konya Büyükşehir Belediyesi kullanacak. Yani Mavi Tünelden alacağımız suyun hepsi 200 milyon metreküp, burası 607 milyon metreküp. Mavi Tünelden çiftçinin kullanacağı suyun neredeyse 3 katı. Altınekin Ziraat Odası Başkanımız Bekir Bey Bakanlığa yazı yazmış. Bakanlık ona cevap vermiş. Cevapta yapılan çalışmalar neticesinde Ermenek Çayı ve Akçay’dan su getirilmesinin ekonomik olduğu görülmüştür deniliyor. Devlet ilk defa demiş ki başka havzalardan su getirmek ekonomik. Bu mümkün demiş, bu olabilir demiş. Bizim bugüne kadar verdiğimiz en büyük mücadele su getiririz ama ekonomik değil müdafaası ile idi. Bunu aşmış olduk. Konya Ovasına su gelirse kuzeye de güneye de yeter. İnşallah birlikte getireceğiz. Suyu kuzeyde de güldür güldür akıtacağız” dedi.

    “Sizde şeker olmazsa, o şeker dünyanın her tarafında pahalı olur”

    Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine de değinen Başkan Recep Konuk, “Herkese derdimizi anlattık. Önerilerimizi ilgililerle paylaştık. İtirazlarımızı yüksek sesle de söyledik. Yapmayın dedik yapıldı. En başta şunu söyleyeyim, su akar yatağını bulur. Bu özelleştirmede eninde sonunda gerçek mecrasını bulacak ve Türkiye şeker sektöründe üreticinin de içinde olduğu bir modele geçecek. Benim bundan zerre şüphem yok. Çünkü biz doğru modeli burada yaptıklarımızla ispatladık. Buradan, bu salondan Tarım Bakanımızın dikkatini çekmek istiyorum. Sektörde özelleştirilen fabrikaların ham şeker getirip rafine şeker üretmek için çalışma yaptıkları, nabız yokladıkları söylentisi ayyuka çıktı. Bu akıllar akıl değil. Hiç kimse kamış şekerini getirip rafine etme kolaycılığına heveslenmesin. Bir kez daha hatırlatıyorum, siz pancardan vazgeçerseniz ve sizde şeker olmazsa, o şeker dünyanın her tarafında pahalı olur. 1600’lü yılların sonunda İngiltere’yi Hindistan’da üretilen ipek ve pamuklu kumaşlar istila etmiş. Bunun üzerine İngiliz parlamentosu Eylül 1701’de Patiska Yasası diye bir yasa çıkarmış. Niye? Üreticisini yani hem yünlü kumaş üreticisini hem de hayvancılığı korumak için. İngiltere dışından getirilen pamuklu ve ipekli kumaşlardan yapılmış giysilerin giyilmesini tüm İngiltere’de yasaklamış. Hatta insanların yünlü kefenden başka kumaşla gömülmesini bile yasaklamışlar. O patiska yasası bugün hala dünyada en çok para ödenen kumaşın İngiliz Kumaşı olmasını sağlayan tedbirdir. Şimdi rehaveti üstümüzden atmamız gereken zamanlardayız. Kendimiz üreteceğiz, dışarıya midemizden bağlı olmayacağız ve karnımız tok başımız dik duracağız. Bu ülkenin karnını tok edecekler de burada, bu salonda. Daha çok üretmek için beklediğimiz sadece ve sadece üretirken gerisine düşmediklerimizin fiyatlarken gerisine düşmememizi sağlayacak tedbirlerin süratle alınması. Yani enerji, gübre, ilaç, tohum, mazot, yem gibi girdileri yarıştıklarımızla eşit şartlarda kullanmak. Konya Şeker olarak bizim yapmaya çalıştığımız budur” dedi.

    “Yabancıların çiftçinin cebine taktığı hortumu kesip attık”

    Sebepleri düzeltmeden sonuçların etkisini telafi etmeye çalışmanın delik kovaya su doldurmaya benzediğini dile getiren Başkan Recep Konuk, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Üstten siz koyarsınız alttan boşalır. Onun için önce deliği tamir etmek gerekir. Konya Pancar Ekicileri Kooperatifinin yaptığı da budur. Biz bir taraftan deliği tıkıyor, bir taraftan da kovayı büyütüyoruz. Yani bir taraftan üreticinin çok ödemesini önlüyor, diğer yandan da çok üretmesi ve kazanması için çalışıyoruz. Mesela, çiftçinin pancar parası olarak kovaya koyduğunun önemli bir kısmı sulama borusu için delikten akıp gidiyor, birileri de o deliği sürekli genişletiyor. Ne yapmış Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Panplast’ı kurmuş. O fabrika kurulduğu için damla sulama borularında da yağmurlamada da fahiş fiyat artışları yaşanmadı. Mesela 2007 yılına göre plastik boru için kullanılan hammadde fiyatı % 229,2 artmış. 2007’ye göre Panplast’ta üretilen sulama borularındaki fiyat artışı %82’de kalmış, diğerlerinde %105 olmuş. Yani hammadde artmasına rağmen Konya Şeker sulama borularındaki fiyat artışını önlemiş, baskılamış. Keza, yemin tüm çeşitlerinde diğer markalara göre çuval başına üreticiye 5,5 Liraya kadar avantajlı fiyatla 90 gün vadeli daha kaliteli yem alma imkânı sağlamış. Yani delik tıkamış. Tevzi gübrede, 46 üreyi piyasaya göre üreticisine geçen yılki piyasa fiyatının da altında 100 Lira daha ucuza kullandırmış. 8.20 Kompoze gübrede piyasa ile Konya Pancar Kooperatifi arasındaki fark ton başına 305 TL’dir. Sülfatta bu fark ton başına 110 TL. Sülfat, Kompoze ve 46 üre gübrede Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi toplamda 7 Milyon 880 Bin 200 Liranın ortaklarının cebinde kalmasını sağlamış. Yani bir deliği daha tıkamış. Sulama borusunda, yemde, gübrede yaptığımızı, tohumda da, zirai ilaçta da yaptık. Hem piyasanın yükselmesini frenledik hem de kooperatif mağazalarımızdan piyasa fiyatlarının altında satış yaptık. Elimizin erdiği her yere müdahale ettik, delikleri tıkadık, tıkamaya çalıştık. Bu kooperatifin görevini sadece tarla ile de sınırlamadık. Mesela, avans desteğiyle sizin üretmek için finansmana harcadığınız veya harcayacağınız bedeli düşürdük. 2017-2018 yılında Konya Şeker, yaklaşık 339 Milyon Lira nakdi avans ödemesi yaptı. Hepiniz biliyorsunuz paranın bir maliyeti var. Bu miktarda bir parayı üretici Ziraat Bankasından kredi olarak kullansaydı bu paraya toplamda ödeyeceği faiz yaklaşık 30,9 Milyon Lira civarında olacaktı. Yani pancar parasını alıp bankaya borcu kapatmaya gittiğinizde fazladan 30,9 Milyon Lirayı Konyalı üretici ödeyecekti. Yani banka sizin kovanıza tası daldırıp payını alacaktı. Biz avans ile kapağı kapattık başkalarının kovaya tasla hücum etmesini önledik.”

  • Yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alınan Pancar Ekicileri Kooperatifi çalışanı serbest

    Burdur’un Yeşilova ilçesinde pancar ekicileri kooperatifi üyelerinin üzerinden sahte evrak düzenlemek ve ödenen borçlarını silmemek suretiyle haksız kazanç elde ettiği iddiasıyla gözaltına alınan mağaza çalışanı serbest bırakıldı.

    İddiaya göre, bir süre önce Sınırlı Sorumlu (S.S.) Burdur- Isparta Pancar Ekicileri Kooperatifi’ne bağlı Yeşilova’daki mağazada bazı üyeler adına sahte senet düzenlendiği ve bazı üyelerin de ödedikleri borçlarının kayıtlardan silinmediği ihbarları üzerine Yeşilova Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Yapılan ihbarları değerlendiren Başsavcılık, olayla ilgili soruşturma başlatarak Ş.G.’yi gözaltına aldı. Gözaltına alınan Ş.G.’nin gerekli işlemler sonrasında sevk edildiği adli makamlarca adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı öğrenildi.

    Burdur Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Nadir Yağcı tarafından yapılan yazılı açıklamada “S.S. Burdur pancar ekicileri kooperatifi üyelerinden bir kısmının, adlarına sahte senet düzenlendiği ve ödedikleri borçlarının silinmediği iddiaları üzerine, 21 Mayıs 2018 günü Yeşilova C.Başsavcılığınca olayla ilgili soruşturma başlatılarak kooperatifin Yeşilova Mağazası çalışanı Ş.G. gözaltına alınmış, bilahare hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Olayla ilgili soruşturma çok yönlü olarak sürdürülmektedir” denildi.

  • Pancar Ekicileri Kooperatifi Olağan Genel Kurulu tamamlandı

    Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi’nin 64. Olağan Genel Kurulu’nda kullanılan 17 bin 752 oyun 13 bin 904’ünü alan mevcut başkan Hüseyin Akay, yeniden başkan seçildi. Akay, “Aldığımız kötü mirası iyiye çevirmeye çalıştık” dedi.

    Kadir Has Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen olağan genel kurula, 18 bin 443 çiftçi katıldı. Coşkulu anların yaşandığı kurulda, 17 bin 752 çiftçi oy kullanırken, bu oylardan 111 tanesi geçersiz sayıldı, 58 oy pusulasından ise boş oy çıktı. Yapılan sayım sonrasında, kullanılan oylardan 13 bin 904’ünü alan mevcut Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay, yeniden başkan olarak seçildi. Diğer başkan adayı Ahmet Hamdi Gökçe ise, kullanılan 17 bin 752 oydan 3 bin 679’unu alabildi.

    Kurulun sona ermesinin ardından çiftçilere seslenen Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay, göreve geldikleri günden beri pancar çiftçisinin sorunlarının giderilmesi için gece gündüz çalıştıklarını belirtti. Akay, “Yapılan genel kurulun hepimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. 4 yıldır gece gündüz demeden aziz çiftçimize hizmet etme gayreti içerisinde olduk. Elimizden geldiği kadar ekmeklerine katık olduk ve onların derdini dert edindik. Büyük Kayseri Şeker ailesi olarak hep birlikte ortaya koymuş olduğumuz mücadele başarılı bir sonuç ortaya çıkardı. Kayseri Şeker gerek sektöründe gerek Kayseri’mizde gerekse Türkiye’de bir yıldız oldu. Kayseri Şeker, her noktada rekorlara imza atar ve her noktada birinciliği hedefler oldu. Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi çiftçisi gibi diğer Kayseri Şeker hissedarlarının da bu işte rolü var. Kayseri Şeker yapmış olduğu bu çalışmalar sonucunda hissedarlarının da hakkını gözetmeye başladı” dedi.

    “Almış olduğumuz kötü mirası iyiye çevirmeye çalıştık”

    Yaptıkları çalışmalar neticesinde kar payı dağıtmaya başladıklarını söyleyen Akay, göreve geldiklerinde kötü bir miras aldıklarını ve bu mirası iyiye çevirmek için mücadele ettiklerini kaydetti. Başkan Akay, “Özellikle son 2 yıldır kar payı dağıtmaya başlayan bir noktaya geldik. Bunlar şimdiye kadar yaşanan hususlar değildir. Allah’a şükür bu başarı hep birlikte elde edildi. Her zaman içimizde bir takım mücadeleler yapmak durumunda kaldık. Almış olduğumuz kötü mirası iyiye çevirmeye çalıştık ve bunun sonucunda başarılı bir durum ortaya çıktı. Bundan sonra yolumuz dikensiz ve rahat edeceğiz sanmayalım. Bundan sonra özellikle pancar çiftçisini ve şeker sektörünü bekleyen ağır sorunlar var ve bu sorunlarla baş etmemiz gerekiyor. Bunlarla hep birlikte mücadele edeceğiz. Bunun için yapılan bu kurulu anlamlı ve değerli görmüştük. Bu genel kurulda çiftçimizin güçlü desteğine ihtiyaç olduğunu söylemiştik. Genel kurulu bir rakiple yarış olarak değil, bu çiftçinin birlik ve bütünlüğünün göstergesi olarak görülmesini istemiştik. Uzaktan gelen bütün çiftçilerimiz bir coşku içerisinde geldiler ve bu kurulu bize yaşattılar. Kayseri Şeker çiftçisinin gücünü bütün Türkiye görmüş oldu” diye konuştu.

    Bu süreçten sonra şeker pancarı çiftçisinin önündeki tehlikeleri bertaraf etmek için çalışacaklarının altını çizen Akay, “Biz aldığımız bu güçle bundan sonra sektörde ve şeker pancarı çiftçisinin sorunu olarak görülebilecek hususlarda elimiz daha güçlü olarak mücadelemizi vereceğiz. Şeker pancarı çiftçisinin önündeki tehlikeleri bertaraf etmeye çalışacağız. Biz hep birlikte bir genel kurul yapalım diye güçlü bir destek istedik ama sonuçta bu genel kuruldaki coşkuyu yaşamamıza sebep olan bir muhalif grubun olmasıydı. Bununda hakkını teslim etmek gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “Eleştiri yapılmasını isteriz”

    ‘Biz eleştiri yapılmasını isteriz’ diyen Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay, yapılan eleştirilerin giderilmesi içinde çalışma yapacaklarını belirtti. Genel kurulda şov yapılmak istenildiğini belirten Akay, bu tür tahrik edici davranışların çiftçiye yakışmadığını kaydederek, şunları söyledi:

    “Eksiklerimiz varsa ortaya konulsun ve bu eksikliklerin giderilmesi konusunda biz bu eleştirilerden yararlanalım. Aslında istediğimiz budur. Farklı oy kullanan vatandaşlarımıza da şükranlarımı ifade ediyorum. Onların bize muhalif olmasını anlıyorum. Onların muhalif oy kullanmalarındaki gerekçeleri de bundan sonra net bir şekilde araştırılıp, isteklerine ve beklentilerine cevap verme konusunda gereken çalışmayı yapmamız gerektiğini de düşünüyorum. Bu konuda da adım atmaya söz veriyorum. Farklı oy kullanan çiftçimizi yönetmeye çalışanlar bu kurulda takdir edeceğimiz tavır ortaya koyamadılar. Çiftçilerimizin birliğini ve bütünlüğünü kimsenin zedelemesine hakkı yok. İnsanların hedefi olabilir, bir takım istekleri olabilir ama bu çiftçinin beklentilerinin üzerinde olamaz. Onun için burada bir takım şov amaçlı davranışları hiçbir şekilde tasvip etmiyorum. Bu kadar insanın geldiği bir kurulda böyle tahrik edici yaklaşımlar bu çiftçiye yakışmıyor. Bu çiftçinin seviyesini ifade etmiyor. Yüzde 80’e yakın bir oy oranıyla bize tekrardan yetki verdiniz. Bu bizim için bir gurur vesilesidir. Bizim üzerimizdeki sorumluluk daha da arttı. Bunu şimdi daha ağır bir şekilde hissediyoruz. Bunun taşımak için hem sizin desteğinize hem duanıza hem de Allah’ın yardımına ihtiyacımız olduğunu ifade etmek istiyorum. Sizin desteğinizi her zaman arkamızda görmek istiyoruz.”

    “Devlet büyüklerimizin yanında olacağız”

    Akay ayrıca, “Türkiye’nin işi zor. Türkiye çeşitli belalara bulaştırılmak isteniyor. Türkiye parçalanmak ve yok edilmek isteniyor. Bunun için alçakça darbe girişimleri yapılıyor. Türk milletinin, Türkiye’yi yöneten devlet büyüklerimizin arkasında durması gerekiyor. Bizde aynı şekilde zorluklarla baş edebilmemiz için, bu kurumları başarıyla yönetebilmemiz için değerli çiftçilerimizin her zaman desteğine ihtiyacımız var. Allah yar ve yardımcımız olsun. Allah ömür verirse 4 sene daha beraber olacağız ve beraber mücadele edeceğiz. 4 sene sonra geldiğimi nokta gerçekten başarılı bir noktadır” ifadelerini kullandı.

    Yüzde 80 oranında verilen oy ile yeniden başkan seçilen Akay, konuşmasının ardından çiftçiler ile hatıra fotoğrafı çekindi.

  • Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay:

    Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, şeker sektöründe bu yıl boşluk yaşandığını söyleyerek, “Şeker kurulunun bir Bakanlığa verilmesini istiyoruz” dedi.

    Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, şeker sektörüyle alakalı değerlendirmelerde bulundu. Başkan Akay, şeker kuruluna atama yapılmamasının sektörü olumsuz etkilediğini kaydederek “Şeker sektörü özellikle bu yıl maalesef bir boşluk yaşıyor. Bu süreç ağustos ayında başladı. 28 Ağustos da şeker kurulunun görevi dolmuştu. O zamandan bu yana şeker kuruluna atama yapılmadı” dedi.

    Şeker kurulunun şeker sektörünü düzenleyen bir kuruluş olduğunun altını çizen Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi yönetim kurulu başkanı Hüseyin Akay, “Şeker kurulu atanmayınca şeker kurumu işlevsiz hale geldi ve sektör üzerindeki yaptırımları ortadan kalktı. Denetim görevi yapılamaz hale geldi. Biz yaşananlara göre bu değerlendirmeyi yapıyoruz. Şeker sektörü de bu manada bir boşluk içerisinde kaldı. Şeker kurulu her yıl şeker fabrikalarına kotalarıyla ilgili yazı gönderirdi. 1 Kasım tarihine kadar bu yazının gönderilmesi gerekirdi ama geçtiğimiz 2016 yılı itibariyle bu yazı gönderilmedi. Şeker fabrikaları da kendilerine bir kota belirlemesi yapılmadığı için kotasız bir üretim yapmak durumunda kaldı. Şeker fabrikaları şuanda Türkiye’de geçen yılki kotalarına göre sözleşme yaptılar. Bizde Kayseri Şeker olarak bir önceki yıla tahsis edilen kotaya göre çiftçimizle sözleşme yaptık. Şeker kurulunun bu tahsisi yapmamış olması bazı çevreleri harekete geçirdi. ‘Acaba kota ortadan kalktı mı?’ gibi bir değerlendirmeye sebebiyet verdi. Bu çerçevede ‘İstenildiği kadar ekilebileceği’ mesajlar oluşturulmaya başlandı. Bunlar doğru yaklaşımlar değildir” dedi.

    Şeker pancarının verimli bölgelerde tercih edilmesi gerektiğini belirten Akay, “Örneğin Trakya bölgesinde şeker tarımı, çiftçinin tercih ettiği bir tarım değil. Buna benzer başka bölgelerde de aynı durumları gördük. Bunları biraz popülist yaklaşımlar olarak görüyorum. Şeker pancarı tarımının en iyi yapıldığı bölgelerde şeker pancarı tarımının yapılması gerek. Türkiye’de şeker sektörünün ayakta kalmasını öncelikle buradan geçiyor. Verimi ve şeker oranı yüksek olan bölgelerde bu tarım yapıldığı takdirde rekabet şansı ortaya çıkacak demektir ama biraz önce zikrettiğimiz bölgelerde şeker oranı düşük olduğu için zaten çiftçinin de tercih ettiği bir durum değil. Bunu zorlamanın ve popülist bir yaklaşım sergilemenin doğru olmadığını düşünüyoruz. O nedenle biz kendi bölgemizdeki çiftçimize bu boşluk nedeniyle bir yanlışlığa da düşmemek açısından bir önceki seneki kota çerçevesinde sözleşme yaptırdık. Biz bunu sürdürüyoruz ama aradan 8 ay geçmesine rağmen atama yapılmadığı için işin nereye gideceğini bilmiyoruz ve tedbirli davranmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    Şeker kuruluna atama yapılmamasını değerlendiren Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Akay, kısa zaman da bir sonuç beklediklerini belirtti. Akay, “İnşallah kısa zamanda da bu işin sonuçlanmasını ümit ediyoruz. Bunu da siyasetçilerimizle paylaşıyoruz. Özellikle 16 Nisan referandumu öncesinde bu konuyu siyasetçilerimizle görüştük. Onlara bu sorunları anlattık. 16 Nisan referandumu da sonuçlandı. Çıkan sonucun vatanımıza ve milletimize de hayırlar getirmesini istiyoruz. Herkes bu referanduma odaklandığı için bu sorunlar çözümsüz kaldı. Şimdi artık bu sorunların üzerine gidilerek hızlı bir şekilde çözülmesini ümit ediyoruz “dedi.

    “Piyasa denetimi Bakanlığa verilmeli”

    Bu atamaların olmamasına art niyetli yaklaşmanın doğru olmadığını ifade eden Başkan Akay, “2001 yılında çeşitli kurullar kurulmuştu. Onlardan birisi de şeker kuruludur. Şeker kurulu şuanda işlevsiz hale geldi ama boşluk olmaması gerek. Bu görev mutlaka bir bakanlığa verilecektir diye düşünüyoruz. İnşallah kısa bir zaman içerisinde bu değerlendirmeler sonuçlanır ve şeker kurulunun piyasayı düzenleyen denetim görevi mutlaka bir bakanlığa verilir. Biz bu şekilde sonuçlanacağını ümit ediyoruz. Bunun biran öncede olmasını bekliyoruz. Nişasta bazlı şeker üretimi yapan kuruluşların bu denetimin ortadan kalkması nedeniyle fazla üretim yaptıkları şeklinde bazı tespitler bize de intikal ediyor. Bunlar piyasada etkili noktaya gelince şeker pancarından şeker üreten kuruluşların satışlarında problemler yaşanmaya başlandı. Bunlar şeker sektörüne zarar verecek gelişmelerdir. Onun için biran önce şeker sektöründe boşluğun ortadan kaldırılması ve şeker kurulunun görevlerini ifa edecek görevlendirme yapılmasının isabetli olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede siyasetçilerimize sorunlarımızı iletmiştik. İnşallah referandumdan sonra ekonomik konularda alınacak tedbirler hususunda buna da bir başlık açılacağını ve bu sorunun çözüleceğini ümit ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “Kotanın birden bire kaldırılması üreticiler için sorun çıkarır”

    Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay Şeker üretiminin Türkiye’de 2001 yılından bu yana kanun çerçevesinde kotayla yapıldığını ifade ederek, “Çiftçi de, sektörde buna alışmış durumdadır. Bunun birden bire ortadan kaldırılması özellikle üreticiler açısından büyük sorunları beraberinde getirecek. Türkiye tüketeceği kadar şeker üreten bir ülkedir. Bunu da kotayla belirliyor. ‘Biz şu kadar şeker üretiriz’ diye şeker kurulu tespit yapıyor ve bunu da şeker üretecek fabrikalara bildiriyordu. Fabrikalarda o çerçevede üretim yapıyordu. Yani Türkiye’nin 2 bin 300 ton şeker ihtiyacı varsa, bu ihtiyacı şu fabrikalar üretebilir diye belirtiliyordu. Fabrikalarda bu kotaya göre çiftçilere üretim yaptırıyordu. Türkiye’ye yurtdışından şeker gelmesi bu şekilde önlenebildiği gibi yüksek vergide uygulandığı için kendi iç piyasamızda bir denge oluştu. Çiftçide buradan para kazanır hale geldi. Özellikle bizim bölgemizde son yıllarda Türkiye’nin en yüksek pancar fiyatını almaya başladı. Kotanın kalkması demek çiftçinin bu rahatlığını ortadan kalkması ve kontrolsüz bir üretim anlamına geliyor. Buda sonucunda farklı rekabetleri beraberinde getirir. Kota kalktığı takdirde Türkiye’yi bekleyen en büyük tehlike nişasta bazlı şekerin piyasada etkili olması demektir. Dünya da şekeri ucuza üreten Ülkeler var. AB’de son yıllarda bu konuda çok gelişme kaydetti. Yani, verimliliği artırdı ve fiyatlarını düşürdü. Fiyatlar ucuz olduğu için Türkiye’nin onlarla rekabet etme şansı şuanda yok. Birden bire kota serbestliğine yakın bir ortam ortaya piyasa sıkıntıya düşebilir. Bu konuyla ilgili bir geçiş süreci yaşanabilir. Yıllara göre bir plan belirlenebilirdi. ‘Şu kadar sene sonra Türkiye kotaları kaldıracak. Buna herkes hazırlıklı olsun’ denilebilirdi. Böyle bir program ortaya konulabilirdi ama bu konulmadı. Avrupa bunu yaptı. 2013 yılında ilan ederek ‘2017 yılında kotaları kaldıracağım’ dedi. Türkiye’de bu ilan edilmediği ve hazırlık yapılmadığı için Türkiye’deki şeker pancarı ve şeker sektörünün bunlarla rekabet etme şansı yok. Bu büyük bir tehlikedir. Bu sebeple kotaların devam ediyor olması öncelikle çiftçinin ve şeker fabrikalarının lehinedir. Fakat bunu devam etsin anlamında söylemiyorum. Bir geçiş süreci ve takvim belirlenerek bu takvim sürecinde bir takım tedbirlerde yanında alınarak bu uygulama Türkiye’de de yapılabilir ama birden bire bu sene böyle boşlukta kalıp da birden bire kotaların serbest bırakılıyor olması gibi bir sonucun ortaya çıkması bu şeker sektörüne ve pancar çiftçisine ciddi zarar verecek bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Onun için bu boşluğun biran önce ortadan kalkması gerektiği kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.

    “Ürettiğimiz şekeri satmakta sıkıntı yaşıyoruz”

    Şeker piyasasında satışta yüzde 10-11 ıskonto kullanıldığını ve bu durumunda piyasada sıkıntıya yol açtığının altını çizen Akay, “Satışta sadece bizde değil bütün şeker fabrikalarında bu sorun yaşanıyor. Şeker fiyatları en son 2015 yılı Temmuz ayında arttı. 21 aydır şekere hiç zam gelmedi ama böyle olmasına rağmen Devletimizin kuruluşu Türk Şeker, şekeri satabilmek için 14 ay vadeli şeker satışı yapmak zorunda kaldı. 12-14 ay vadeli şeker satmak en az yüzde 10-11 ıskontoya tekamül ediyor. 21 aydır zammın gelmediği şekerde yüzde 10-11 ıskonto ile şeker satmak durumunda kalıyorsunuz. Bu ciddi bir problemdir. Bunun çözümlenmesi lazım. Bu şekilde fiyatların geriye gitmesi elbette istenilen bir şey ama önemli olan bunun tüketiciye yansımasıdır. Ülkemizdeki en büyük sorun ıskontoların tüketiciye yansımaması. Bunun tüketiciye yansıyacak şekilde düzenlenmesi gerek. Bu durumda tüketici maalesef yapılan iskontolardan istifade edememektedir. Belirli bir program çerçevesinde yapılması halinde zaman içerisinde fiyatlarında düşmesi beklenebilir” dedi.

    “Kayseri Şeker’in borçları bitti”

    Kayseri Şeker’in 2010 yılından devraldığı borçların bittiğini ve toplamda 790 milyon TL borç ödediklerini kaydeden Akay, şunları söyledi:

    “Önümüzdeki günlerde geçmişteki borçlandırmalardan kalan son taksitte ödenecek. Kayseri Şeker daha önce borçlanmak mecburiyetinde kaldığı zaman ipotek veriyordu. Bütün mal varlığı rehinli ve ipotekliydi. Bunların tamamı ortadan kalktı. Bütün bankalar şuan Kayseri Şeker ile çalışmak istiyorlar. İpoteksiz, kefilsiz ve rehinsiz 1 milyar 375 milyon kredi limiti var. Daha başka bankalarda çalışmak istediğini söylüyorlar. Onlarda ayrıca limit belirleyecekler. İhtiyaç duyulduğu takdirde Kayseri Şeker’in bu kadar kullanabileceği bir kaynağı söz konusu. Sadece imza karşılığı kullanılabilecek krediden bahsediyoruz. Geçtiğimiz yıla göre sattığımız şekerin ancak 3’te 1’ini satabilmişiz. Bu bir gerçektir. Bunu da paylaşmak gerek. Ülkemiz genelindeki fabrikalarda maalesef benzer durumlar yaşanıyor. Bunun geçici olacağı kanaatindeyim. Türkiye’nin ihtiyacı kadar şeker üretildiğine göre eğer yasal olmayan yollardan bir takım uygulamalar yapılmıyorsa bu şekerin kampanya sonuna kadar tüketilmesi gerekecek. O yönüyle bizim bir finansal sıkıntımız yok ama diğer fabrikaların pozisyonunun ne olduğunu bizim değerlendirmemiz uygun olmaz.”

    Göreve geldikleri günden bu güne toplam ödenen borcun 790 milyon liraya ulaştığını ifade eden Akay, “Tabi bu borcun birde faizi var. Bu son taksitle beraber yaklaşık 260 milyon TL civarında bu kurum faiz ödemesi yapmak durumunda oldu. Faize 260 milyon TL ödeniyor olması çiftçinin hakkının ve emeğinin başka taraflara gidiyor olmasıdır. Bu geçmişten gelen ağır borcun hem fabrikaya hem de çiftçiye bir mirasıdır. İnşallah artık bunlar geride kaldı. İnşallah Kayseri Şeker bir daha bu sorunları ve sıkıntıları yaşamaz. Biz yaşamaması için elimizden gelen bütün gayreti gösteriyoruz. Sorunları çözmek için bütün gayreti gösterdik. Çiftçilerimizin bu işe sahip çıkıyor olmalarının çok anlamlı ve değerli olduğunu da düşünüyoruz. Onlar sahip çıktığı için biz bu başarıları birlikte gerçekleştirdik. İnşallah Kayseri Şeker bu istikamette yoluna devam eder ” şeklinde konuştu.