Etiket: egzersiz

  • (Özel Haber) Zayıflamak İçin Fazla Egzersiz Yapan Kadınlar Dikkat

    Hitit Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu (BESYO) tarafından 30-45 yaş aralığındaki kadınlar üzerinde yapılan araştırmada, zayıflamak veya formda kalmak için bir saatin üzerinde aşırı şekilde yapılan egzersizlerin ortopedik rahatsızlıklar ve hormonsal bozukluklara neden olduğu tespit edildi.

    Kadınlarda belirli bir yaştan sonra bilinçsizce yapılan yorucu ve ağır egzersizlerin yarardan çok zarar verdiğini dile getiren uzmanlar, kilo verme problemi olan kadınların kilo vermeyi zamana yayarak iyi bir beslenme reçetesi kilolarından kurtulması gerektiğini ifade ettiler.

    Hitit Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Kadın Doğum Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ümit Görkem’in de katkıları ile yaptıkları egzersiz araştırması hakkında bilgi veren BESYO Müdürü Doç. Dr. Faruk Yamaner, 30 ila 45 yaş aralığındaki kadınlar üzerinde yaptıkları araştırmada bir saatin üzerinde yapılan şiddetli ve ağır egzersizlerin kadınların yüzde 90’ında hormon bozukluğuna yol açtığını tespit ettiklerini açıkladı. Doç. Dr. Faruk Yamaner, belli bir yaştan sonra süratli yapılan egzersizin kadınların hormonal dengeleri açısından negatif sonuçlar ortaya çıkardığına dikkat çekti.

    Bu konuda spor bilimcilerine, bakanlığa ve halka büyük görev düştüğünü vurgulayan Doç. Dr. Yamaner, özellikle kadınların bilinçsizce yapılan egzersizlerin sonuçları hakkında bilgilendirilmeleri gerektiğinin altını çizdi.

    “BİLİNÇSİZ YAPILAN SPORDA BİR TAKIM HORMONAL DEĞERLERİN BOZULMASI İLE ORTOPEDİK RAHATSIZLIKLARA NEDEN OLUYOR”

    Doç. Dr. Yamaner, kadınların en büyük isteklerinden birisinin de erken zayıflama olduğunu kaydederek, kadınların “Ne kadar çok erken zayıflarsam, benim için o kadar faydalı olur” düşüncesinde olduğuna işaret etti.

    Erken zayıflamanın, televizyonlarda bazı aerobik ve step salonlarında yapılan bir takım çalışmaların kadınların hormonal değerleri üzerinde çok büyük olumsuzluklar oluşturduğunu anlatan Yamaner, “Bu salonların denetlenmesi gerekiyor. Bu işle uğraşan kişilerin, egzersiz yaptıran insanların mutlaka çok iyi bilgiyle donatılması gerekiyor. Bizim amacımız insanlarımızın mutlu ve sağlıklı yaşamaları. Spor, sağlık, zindelik için yapılan bir uğraşı olduğu kadar bilinçsiz yapıldığında da bir takım hormonal değerleri, bir takım ortopedik rahatsızlıkları meydana getiren bir vaka. Bilinçsizlik nedeniyle spor salonu gibi addedilen yerlerde kadınlarımıza o kadar çok yüklenmeler yapılıyor ki bunun neticesinde kadın zayıflıyor. Sadece işin boyutu zayıflama olmamalı. Sağlıklı zayıflama, sağlıklı beslenme sağlıklı egzersiz yapıldığı zaman bunun üçünü bir araya getirdiğinizde bir faydanın ortaya çıkacağı önemli bir olay. Yapmış olduğumuz çalışmada bunu ortaya koyduk” dedi.

    “KADINLARIMIZI KOBAY OLARAK KULLANMAYIN”

    Kadınların kobay gibi kullanılmaması çağrısında bulunan Yamaner, “Eğer bir kilo verilmesi gerekirse kadınların kilo problemleri varsa bu kilo vermeyi zamana yayarak iyi bir beslenme reçetesi ile birlikte bunu düşürmemiz gerekiyor. Aksi takdirde kadınların ruhsal dengeleri ve hormonal dengeleri bozuluyor. 30 kadın üzerinde yaptığımız çalışmalarda bunu tespit ettik. Buradan Gençlik ve Spor Bakanlığına, il müdürlüklerine, Sağlık Dairesi Başkanlığına çok önemli görevlerin düşüyor. Bugün federasyonlar öyle antrenörlük eğitim kursları açıyor ki hangi eğitimi aldıkları, nasıl bir eğitim aldıkları, nasıl bir eğitim verecekleri ortada yok. Bu salonlarda öyle egzersiz reçeteleri uygulanıyor ki kadının gelecekteki yaşamı kimseyi ilgilendirmiyor. Ortada sadece tüccarlık var. Belli bir zaman içerisinde ne kadar çok para kazanabiliriz ne kadar sağlıksız bir insan neslini ortaya koyabiliriz bunun mücadelesi var” ifadelerini kullandı.

    “YAŞAM KİLO VERMEKTEN İBARET DEĞİL”

    Kadınlara şiddetli egzersizden kaçınmaları için çağrıda bulunan Yamaner, “Kadınlar, sadece yaşam kilo vermekten ibaret değil. İyi bir egzersiz reçetesiyle uzun süreli bir egzersizle çok rahat bir şekilde kilo verme sistemi içerisine girebilirsiniz. Ama lütfen şiddeti çok yüksek egzersizlerden kaçının. Bu size fayda sağlamayacaktır. Bu size çok önemli bir sağlık problemini de beraber getirecektir. Bu araştırma neticesinde biz bunu tespit ettik. Hormonal değerler olduğu için kamuoyuyla paylaşmamızın bir anlamı yok. İleriki boyutlarda bunun öngörüsünü görüyoruz. Çok önemli problemlerin çıkacağını tespit ettik. Egzersiz sağlık için yapılan bir uğraştır. Sağlık için yapılmayan hiçbir egzersiz değildir. 30 yaşından sonra hiçbir kadın ve erkeğimiz performans sporcusu olamayacaktır. Sağlıklı egzersiz yapabilmek için sağlıklı yaşamanın temel koşulunu ön plana çıkarmamız lazım. Ama 30 yaşından sonra performans sporcusuysa performansı yapabiliyorsa bunda zaten problem yoktur diyebiliriz. Sağlıklı bir egzersiz yapmanın temel koşulunu egzersiz uzmanlarına danışın. Biz şurada şu egzersizi yapıyoruz burada bu egzersizi yapıyoruz. Hangisinin doğru veya yanlış olduğuna hep beraber karar verelim” şeklinde konuştu.

    “AEROBİK VE STEP EGZERSİZLERİNİN KADINLARIN HORMONSAL DEĞERLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ ARAŞTIRILIYOR”

    Aerobik ve step egzersizlerinin kadınların hormonsal değerleri üzerindeki etkilerini de araştırdıklarını anlatan Doç. Dr. Yamaner, şunları kaydetti:

    “İkinci bir araştırma yapıyoruz. Aerobik ve step egzersizlerinin kadınların hormanal değerleri üzerinde negatiflik var mı, yok mu? Bunları da tespit edeceğiz. Birileri ne sorduğumuzda var veya yok da diyebilir. Var veya yok da olmayabilir. Elinizde bir vaka yoksa, elinizde bilimsel veri yoksa bu sözde kalır. Kadınlarımızın, hatta erkeklerimizin de belli bir yaştan sonra mutlak suretle zamanı uzun şiddeti uzun egzersizlerden kaçınmalarını öngörmemiz lazım. Sadece insan kilo vermekten ibaret bir yaratık değildir. İnsan Allah’ın yarattığı en önemli varlıktır. Bu varlıkta hayatını en iyi şekilde, en güzel şekilde hayatını egzersizle idame etmesini sağlamak iyi bir beslenme ile sağlamak biz spor bilimcilerinin beslenme bilimcilerinin en önemli tavsiyeleri içerisinde yer alması gerekiyor. Bu araştırmanın neticesi inşallah bir takım önlemlerin alınmasına vesile olur. Biz iyi bir denetim mekanizmasını oluşturabilirsek, kadınlarımızı ve erkeklerimizi sağlıklı bir egzersiz reçetesinden geçirerek sağlık bir yaşam, uzun bir sağlıklı yaşamın reçetesini de kendilerine sunmuş oluruz. BESYO olarak bu konuyla ilgili her türlü danışmanlık hizmetini yapmaya açığımız. Yeter ki insanlarımız bizden doğru bilgiyi alsınlar. Gidip kendilerine bilinçsiz bir şekilde yatırılan spor aktivitelerinin fayda getirmeyeceğini tespit ettik. Bu çok önemli bir vaka. Bu çok önemli bir tespit. Bu tespitler üzerinde bütün insanlarımızı duyarlılığa davet ediyorum. İnsanlarımıza yaptırılacak egzersiz reçetelerinin nasıl bir genel cerrah çeşitli konsültasyon yaptıktan sonra karar veriyorsa hangi egzersizin yapılacağına, ne tür egzersizin yapılacağına spor bilimcileri bir araya gelip tartışarak bir karar verip insanımızın ileriki yaşamında mutlu ve sağlıklı bir şekilde yaşaması için yazılmasında çizilmesinde fayda mülahaza ediyoruz.”

  • Kanserden koruyan 5 altın kural

    Kanser oluşumunda genetik nedenler kadar günlük hayatta maruz kalınan çevresel etkenlerin de çok büyük bir rol oynadığını belirten uzmanlar, kanser riskini artıran çevresel faktörleri ve alınabilecek önlemleri sıraladı.

    Kanserden koruyan 5 altın kural diyet,egzersiz,kanser,kış güneşi

    Acıbadem Adana Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hüseyin Abalı, kanser türlerinin yarısının bazı basit önlemlerle hiç gelişmeyebileceğini belirterek, “Sigara ve diğer tütün ürünlerini tüketenlerde kanser riski 2 ila 10 kat daha fazla. Ülkemizde her yıl 100 bin kişi tütün tüketiminin neden olduğu hastalıklar sebebiyle hayatını kaybediyor. Bu nedenle kansere karşı alınabilecek önlemlerin başında sigara ve alkol kullanımından uzak durmak geliyor” dedi.

    Sadece sigaranın değil alkolün de kanserojen bir madde olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Abalı, özellikle günlük 25 ml.’den fazla alkol alındığında birçok kanser türüne yakalanma riskinin artırabildiğini kaydetti.

    KIŞ GÜNEŞİNE DE DİKKAT EDİN
    Cilt kanserinin bir türü olan melanom görülme sıklığının her geçen gün arttığını belirten Prof. Dr. Abalı, güneşten gelen ve cilt kanserine neden olan UVA ve UVB ışınlarının saat 10.00 ila 16.00 arasında en yüksek seviyede olduğunu söyledi. Prof. Dr. Abalı, karlı bir ortamda kardan yansıyan ışığın miktarı ile ilişkili olarak UV miktarının artabileceğini, soğuk olması nedeniyle de bunun fark edilemeyebileceğini belirterek, “Solaryuma girilmesini de tavsiye etmiyoruz, sonuçta solaryum da kanserojendir. Güneşe çıkarken UV filtresi olan geniş bir güneş gözlüğü, ışık geçirmeyen kıyafetler ve vücudun açık bölgeleri için en az 30 koruma faktörlü koruyucu kremler kullanılmasını tavsiye ediyoruz” dedi.

    DİYET VE EGZERSİZE ÖNEM VERİN
    Prof. Dr. Hüseyin Abalı, kilolu olmanın ve hareketsiz bir yaşam tarzının kanser riskini artırdığına dikkat çekerek, şöyle devam etti:
    “Kilonuzu, boyunuzun metre cinsinden karesine bölerseniz vücut kitle indeksini bulursunuz. Vücut kitle indeksinin 25 birimin altında olmasında yarar var. Vücut kitle indeksini 20-25 arasında tutmak için sağlıklı beslenmeye dikkat etmek ve spor yapmak gerekiyor. Sağlık otoriteleri haftada 150 dakika orta şiddette egzersiz veya 75 dakika şiddetli egzersiz öneriyor. Merdiven çıkmak gibi basit hareketler bile hiç hareket etmemekten daha sağlıklı.”

    KANSERİ SOFRANIZDAN UZAK TUTUN
    Araştırmaların günde 5 öğün sebze-meyve tüketmenin kanser riskini azalttığını gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Hüseyin Abalı, yiyecek-içeceklerimize dikkat ederek de kanserden korunabileceğimizi söylüyor. Prof. Dr. Abalı, şu tavsiyelerde bulundu:
    “Porsiyonlarınızın miktarını küçültün. Tükettiğiniz ekmek miktarını azaltın ve tercihen tam tahıl ile yapılmış olan kepekli ekmekleri tercih edin. Şekerli içecekleri sık ve fazla tüketmeyin. Her yemekte mutlaka salata tüketin ve taze meyveyi sofranızdan eksik etmeyin. Tuz tüketimini azaltın. Tuz hem kanserojen, hem de kalp ve damar hastalıklarında ölüm riskini ciddi anlamda arttıran bir maddedir. Kırmız et yerine balık ve tavuğu tercih edin. Kırmızı et tüketilecekse de az miktarda ve az yağlı tüketin. Salam, sosis gibi işlenmiş kırmızı et tüketmekten mümkün olduğunca kaçının.”

    ENFEKSİYONLARDAN KORUNUN
    Birçok kronik enfeksiyonun kansere neden olduğunun tespit edildiğini anlatan Prof. Dr. Hüseyin Abalı, “Bunlardan Bepatit B, Hepatit C, Helikobakter Pilori, Ebstein Barr Virus Enfeksiyonu, HIV ve HPV ilk akla gelenler. Bunlardan korunmak için hijyene ve aşılanmaya önem verilmeli, korunmasız cinsel ilişkiden kaçınılmalı. Ancak unutulmaması gerekir ki biz her şeyi doğru yapsak bile yine de kanser gelişebilir. Bu nedenle düzenli olarak kanser tarama testleri, yılda bir kez de check-up yaptırılmalı” dedi.