Etiket: egzersiz

  • Kanserin Yeni Düşmanı Egzersiz

    Çağın hastalığı olarak nitelendirilen kanserin, yeni bir düşmanının olduğunu söyleyen Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Medikal Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Hakan Bozcuk, kemoterapi, radyoterapi ve ilaç tedavilerinin yanı sıra egzersizin, kanser hastalarına yeni bir kapı açtığını söyledi.

    Yapılan son dönem deneylerde egzersizin kanser hastaları üzerinde olumlu etkileri olduğu ortaya çıktığını ve kanser hastalığından korunma ve kanserin ilerlemesini geciktirmede egzersizin faydalı olabileceği bilgisini paylaşan Prof. Dr. Hakan Bozcuk, “Yapılan son dönem deneylerde egzersizin kanser üzerinde olumlu etkileri gözlemlenmiştir” dedi.

    “KANSERLE BOZULMUŞ DENGEYİ GÜÇLENDİRİYOR”

    Egzersizin kanser hastalığı üzerindeki etkisi hakkında da konuşan Prof. Dr. Hakan Bozcuk, “Kanser hastalığında, mevcut olan hassas bir dengenin değişimi ortaya çıkmaktadır. Bu denge, uzun süre iltihabi durum ve vücuttaki tümöre karşı savaşan savunma sisteminin birbiriyle ilişikli olarak değiştiği bir durumdur. Egzersiz, kanserde bozulmuş olan bu dengeyi, tümörü yok etmeyi amaçlayan savunma sistemini güçlendirerek ve aynı zamanda uzun süredir devam etmekte olan düşük düzey iltihabi durumu da hafifleterek hasta lehine çevirmektedir” ifadelerini kullandı.

    “NORMAL HÜCRENİN KANSERLİ HÜCREYE DÖNÜŞMESİNE ENGEL OLUYOR”

    Son dönemlerde yapılan laboratuvar ve hayvan deneylerindeki erken verilerin bazı ilginç sonuçları da gösterdiğinin altını çizen Prof. Dr. Bozcuk, “Bu sonuçlara göre egzersiz normal hücrenin kanserli hücreye dönüşmesinde başlı başına engelleyici olabilmektedir. Kanserli hücre, oluştuktan sonra çoğalarak kanserli kitle ve artan hücrenin oluşumunu azaltabilmektedir. Benzer şekilde kanser oluştuktan sonra ve yaygın evreye geçtikten sonra radyoterapi ve kemoterapi gibi savunma sistemi aracılıklı diğer son dönem tedavilerin kullanımdaki etkinliği de egzersizle artabilmektedir” dedi.

    “DOĞAL ÖLDÜRÜCÜ HÜCRELER KAPASİTE ARTTIRIYOR”

    Egzersiz ve kanser ilişkisine dair önemli ve heyecan verici bulgular hakkında da açıklamalar yapan Prof. Dr. Bozcuk, “Kanserin korunması basamağında egzersiz, vücuttaki uzun süreli iltihabi olayları baskılamaktadır. Bu da kanser gelişimini azaltmaktadır. Aynı şekilde vücutta savunma sisteminin çok önemli bir parçası olan doğal öldürücü hücreler yani NK hücrelerinin görevleri ve iş yapabilme kapasiteleri egzersizle artmaktadır. Kanser tedavisinde egzersizin rolüne geldiğimizde ise, egzersiz tümöre nüfus eden vücudun savunma hücrelerini arttırmaktadır. Bunlara Sitotoksik T hücreleri de denilmektedir” şeklinde konuştu.

    KANSERİN TEKRARLAMASINDA AZALTICI ETKİ

    Egzersizin son dönem savunma sistemini güçlendiren yeni tedavilerle kullanıldığında dendritik hücreler denilen hücrelerin sayısını arttırdığını belirten Prof. Dr. Bozcuk sözlerine şöyle devam etti:

    “Egzersiz, tümörle savaşan savunma sistemini güçlendirmekte ve aynı zamanda vücudun savunma sisteminin tümörü tanımasını ve yok etmesini zorlaştıran uzun süreli iltihabi durum varlığını ise en aza çekmektedir. Tüm bu bulgular, egzersizin kanserden korunmadan ve kanser tedavisinde ve hatta belki de kanserin tekrarlamasında azaltıcı etkisi olabileceğini göstermektedir.”

    “DOKTORUNUZLA TEMASA GEÇİN”

    Kanser tedavisi alan hastaların, doktorlarıyla temasa geçerek fiziksel durumlarına ve hastalıklarına uygun bir egzersiz programı konusunda destek almaları gerektiğini sözlerine ekleyen Prof. Dr. Bozcuk, “Fiziksel olarak yeterli olan, egzersiz yaparak motive olan ve tedavisinin başarıya ulaşması ya da kanserin ilerleyişinin geciktirilmesi konusunda yeni bir şey yapmayı isteyen her kanser hastası, uygun egzersiz programları içinde yer almayı düşünmelidir” şeklinde konuştu.

    Egzersizin kanser üzerindeki etkileriyle ilgili çalışmaların henüz erken sonuçlar verdiğini ve sonuçların özellikle hücre kültürü çalışmaları, laboratuvar sonuçları ile hayvan deneylerinden elde edildiğine vurgu yapan Prof. Dr. Bozcuk, “Bu sonuçlar, ileri insan çalışmalarıyla desteklenmesi beklenen doğal bir ön basamak oluşturmaktadır. Bu konuda daha ileri bilgiye ihtiyaç olsa da ortaya çıkan bu sonuçlar heyecan verici” dedi.

  • Bilinçsiz Egzersiz Ölüme Götürüyor

    Yrd. Doç. Dr. Fuat Koçyiğit, egzersiz yaparken ani ölüm yaşanmaması için önlem alınması gerektiğini belirtti.

    İş adamı Mustafa Koç’un kalp krizi geçirerek yaşamını yitirmesinin ardından “Spor yaparken nelere dikkat etmeli?” sorusu tekrar gündeme geldi. İş adamı Koç’un ölümü herkesi yasa boğarken, Yrd. Doç. Dr. Fuat Koçyiğit spor yaparken bazı noktalara dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

    Egzersizlerin yanlış uygulandığına dikkat çeken Koçyiğit, orta yaş ve üstü kişilerde düşük yoğunluklu egzersizleri tercih etmesi gerektiğini savundu. Koçyiğit, ülkemizin en değerli iş adamlarından Mustafa Koç’u egzersiz esnasında geçirdiği kalp krizinden kaybettiğimizi belirterek şunları söyledi:

    “Egzersiz esnasında ölümle karşılaşmamak için alınacak önlemleri iki ana başlıkta ele alabiliriz. İlki, egzersiz öncesiyle ilgili önlemlerdir. Kişinin genetik yatkınlığının incelenmesi, bununla birlikte, kişinin yaşam tarzı, alışkanlıkları ve beslenme özelliklerine bağlı kalp damar sisteminin risk durumunun incelenmesi gerekmektedir. Genellikle, bu inceleme doktor veya uzman kişinin rehberliğinde egzersiz yapanlarda göz önüne alınıyor. İkinci önemli konu egzersiz esnasında oluşacak risklerin kontrol altında tutulmasıdır. Egzersiz esnasında ani ölüm en çok bu sebeplerden kaynaklanmaktadır. Bunlar, egzersizin türü, egzersizin şiddeti, sıklığı, yapıldığı ortam ve egzersize başlamadan hemen önceki fiziksel, fizyolojik faktörler olarak sıralayabiliriz.”

    KALP ATIM SAYISINA DİKKAT

    Egzersizin şiddetinin hayati önem taşıdığına işaret eden Koçyiğit, bu durumu örneklerle şöyle açıkladı:

    “Halı saha ve benzeri aktiviteler de, egzersiz şiddetinin düzensiz ve kontrol dışı olması, zaten başlı başına ani ölüm riskine davetiye çıkarmaktadır. Ancak, kontrol altında, ev ve salon bisikleti, koşu bandı, ağırlık salonu gibi egzersiz şiddetinin kontrol edilebilir, düzenlenebilir olduğu şartlardaki egzersizde, ani ölümler için durum farklılık gösterir. Sağlıklı birisi için bile egzersiz şiddeti, yaşa bağlı olarak az çok değişmekle birlikte, orta yaş bir kişide 90 ile 110 kalp atım sınırı içinde olmalıdır. Bu uzun süre egzersiz yapanlarda bile 120 kalp atım düzeyini aşmamalıdır. İkinci dikkat edilmesi gereken konu; orta ve yüksek ağırlık kullanmak veya manyetik bisiklet gibi, kalp-damar sistemi üzerinde basıncı yükselten, sol karıncık duvarının içe doğru kalınlaşmasına neden olan direnç egzersizlerinden kaçınmaktır. Bunlar ve benzeri, göz önünde bulundurulması oldukça kolay olan konulara dikkat etmemiz, daha çok vatandaşımızın ve değerli insanımızın kaybını önleyecektir.”

  • Ofis Personellerine Egzersiz Eğitimi

    Samsun Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü AR-GE Birimi’nce, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışmakta olan ofis personellerine yönelik egzersiz eğitimi veriliyor.

    “Fiziksel aktivite alışkanlığının kazandırılması ve obezite riskinin azaltılması” adı altında hazırlanan proje kapsamında ilçemizdeki kamu kurum ve kuruluşlarda, büro çalışanlarına yönelik ofis egzersizleri eğitimleri Kapsamında İlçe Kaymakamlığı, Nüfus Müdürlüğü, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü, Milli Eğitim Müdürlüğü, Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğü çalışanlarının katılımları ile gerçekleştirildi.

    Samsun Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü AR-GE Birimi Şube Müdürü Celalettin Kapçak, Spor Uzmanı Aşkın Atan, katılımcılara baştan ayağa, ofis ortamında yapılabilecek bir seri egzersiz hareketini uygulamalı olarak gösterdi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Osman Akman, İlçe Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü İbrahim Fethi Sel, Nüfus Müdürü Şükran Güller, Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürü İlkay Aydın’ın da katıldığı eğitimde materyal olarak “stres topu” ve “plates lastiği” kullanıldı.

    Samsun Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Güven Özyurt, katılımcılara stres topu ve plates lastiği hediye etti.

  • Sporcular Ve Yoğun Egzersiz Yapanlar Nasıl Beslenmeli

    Bilecik İl Halk Sağlığı Müdürlüğü Diyetisyeni Zerrin Delibaş Tez, “Sporcular ve fazla kilolarından kurtulmak için yoğun egzersiz yapanlar, sağlıklarını korumak için beslenmelerine ekstra dikkat göstermek zorundadır” dedi.

    Bilecik İl Halk Sağlığı Müdürlüğü Diyetisyeni Zerrin Delibaş Tez, sporcular ve fazla kilolarından kurtulmak için yoğun egzersiz yapanlarda hatalı beslenmeden dolayı, halsizlik, yağdan değil kas kütlesinden zayıflama, asabiyet, dikkat dağınıklığı gibi problemler yaşandığını belirtti. Tez, ”Yeterli beslenmeyenler bunu takviye gıdalarla desteklemeye çalışırlar, bunun da profesyonel destek almadan yapılması erkek tipi denen yoğun saç dökülmelerine yol açar” dedi.

    Tez, sporcu ve yoğun egzersiz yapanlara tavsiyeler vererek, “Egzersiz sırasında yağ oranınızı azaltmak ve kas oranınızı artırmak istiyorsanız karbonhidratı ihmal etmemelisiniz. Burada egzersiz ertesi ilk iki saat altın saattir! Bu saatlerde kaslarınızı beslemek ve yeniden güçlendirmek için karbonhidrat ve proteinden zengin bir öğün tüketmelisiniz. Özellikle dayanıklılık sporlarında kompleks karbonhidratlardan zengin ve yağdan fakir beslenmek önemlidir. Bu sayede öncelikle dayanıklılık artar bunun bir sonucu olarak da performans gelişir, yorgunluk gecikir ve sakatlık riski azalır. Kompleks karbonhidratlar, nişastalı sebze ve meyveler, tam tahıllı gıdalar ve lifli sebzelerin içerisindeki karbonhidrat türüdür; tam tahıllı ekmek, esmer pirinç, fasulye, mercimek, bezelye gibi. Spor yapanlar hindi, balık ve kırmızı et tüketmeli, kaslarını bu proteinlerle beslemelidir. Yumurta da iyi bir protein kaynağıdır Şarküteri ürünlerinden sadece pastırma o da az miktarda tüketilirse yenebilir” ifadelerine yer verdi.

  • Egzersiz Yapmak Ve Doğru Beslenmek İçin 20 Neden

    Fonksiyon Manuel Terapi ve Fizyoterapi Kliniği’nin kurucusu uzman fizyoterapist Elif Özkaleli Vardar, egzersiz yapmanın ve doğru beslenmenin önemini vurgulayarak, “Egzersizlerin tüm metabolik hastalıkları engelleyen, yüzde 100 etkili mucizevi bir ilaç olduğu ve neredeyse hiçbir yan etkisinin olmadığı kanıtlandı” dedi.

    Fonksiyon Manuel Terapi ve Fizyoterapi Kliniği’nin kurucusu uzman fizyoterapist Vardar, egzersiz yapmanın ve doğru beslenmenin önemine dikkat çekti. Kişisel ihtiyaçları, hayatı ve fiziksel aktiviteleri sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için egzersizin ve yeme alışkanlıklarının son derece önemli olduğunu vurgulayan Vardar, sebeplerini 20 madde ile açıkladı. Aerobik egzersiz yapan kişilerin 4 ay sonunda yüzde 60-70 oranında depresyondan kurtulduğunu vurgulayan Vardar, “Egzersizlerin tüm metabolik hastalıkları engelleyen yüzde 100 etkili mucizevi bir ilaç olduğu ve neredeyse hiçbir yan etkisinin olmadığı kanıtlandı. Yapılan çalışmalarda genç kızların haftada 3 gün yaptıkları 60 dakikalık kardiyo egzersizleri sonunda depresyon ve sinirlenme konularında gözle görülür bir iyileşme kaydedilmiştir. Doğru beslenme ve egzersizlerin alerjik semptomları ortadan kaldırmada ve kortizolü temizleyerek stres hormonunu azaltmada etkili olduğu gözlemlenmiştir. Tayland’da yapılan araştırmalarda günlük 30 dakikalık yürüyüşün hapşırma, kaşınma ve burun akması gibi alerjik semptomlarda yüzde 90 iyileşme sağladığı kaydedilmiştir. Amerikan Kalp Vakfı’na göre egzersiz yapmak kalp kaslarını güçlendirir, kalp krizi riskini ve buna bağlı oluşan diğer problemleri ortadan kaldırır, ayrıca kardiyovasküler sendromu yüzde 30 oranında iyileştirmeye yarar. Bilimsel çalışmalara göre egzersiz sonucunda salgılanan endorfin hormonunun şeker, sigara, uyuşturucu gibi alışkanlıkları engellemede etkili olduğu kanıtlanmıştır. Son dönemde yapılan araştırmalarda gözleri korumanın ve yaşlanmaya bağlı görme bozukluklarını engellemenin en iyi yolunun düzenli kardiyovasküler egzersizler olduğu ispat edilmiştir. Yapılan araştırmalarda kemik yoğunluğunu geliştirmenin yanı sıra kırılma riskini ve ileri yaşlarda görülen osteoporoz rahatsızlığını engellemenin en iyi yolunun koşu veya dans gibi aktiviteler olduğu ortaya çıkmıştır. Harvard Üniversitesi araştırmalarına göre, egzersiz yapan erkeklerde sperm kalitesinin daha iyi olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca 27 bin kadın üzerinde yapılan bir araştırmada, spor yapan kadınlarda doğurganlık oranında iyileşme ve düşük ihtimalinde gözle görülür bir azalma kaydedilmiştir. Araştırmacılar, kadınların haftada 3 kez ve 1 saatliğine egzersiz yapmasını öneriyor. Egzersiz yapmak cinsel yaşantınıza da olumlu etki eder. Erkekler üzerinde yapılan araştırmalarda, egzersiz yapmanın ereksiyon bozukluklarını önlemekte ve orgazm kalitesini artırmakta etkili olduğu kanıtlanmıştır. Kadınlarda ise doğru beslenmek ve sağlıklı besinler tüketmek doğurganlık oranını artırıyor” ifadelerini kullandı.

    EGZERSİZ UYKU BOZUKLUKLARININ DÜZELMESİNE YARDIMCI OLUR

    İyi uykunun sağlıklı yaşamın en önemli önkoşullarından birisi olduğunu belirten Vardar, diğer maddeleri şöyle sıraladı:

    “Araştırmalara göre düzenli olarak egzersiz yapan kişiler uyku bozukluklarını daha az yaşıyor ve daha iyi bir uyku kalitesine kavuşuyor. Araştırmalar aynı yaştaki insanlar arasında egzersiz yapanların yapmayanlara göre daha genç hücrelere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Yakın bir döneme kadar bu yönde bir etki kanıtlanamamışken, son dönemde yapılan bir araştırmaya göre ortalama egzersiz yapan kişilerin egzersiz yapmayanlara göre yüzde 10 daha uzun kromozoma sahip olduğu tespit edilmiştir. Günümüzün dünyasında yağlar bir numaralı düşman olarak görülmektedir. Karın bölgesindeki yağlanmaların en önemli sebebi egzersiz yapmamaktır. Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen bir araştırmada, yoğun egzersizle karın bölgesindeki yağlardan daha hızlı biçimde kurtulmanın mümkün olduğu kanıtlanmıştır. Kasların gelişmesi aynı zamanda beyin hücrelerini olumlu yönde etkilemektedir. Egzersizlerin etkilerinin araştırıldığı bir çalışmada egzersiz yapmanın hafızanın gelişimi, hızlı öğrenme gibi etkilerinin olduğu gözlemlenmiştir. Yakın tarihli bir araştırmada, ortalama bir egzersiz programıyla kronik ağrısı olan kişilerde kısa ve uzun vadeli iyileşmeler kaydedilmiştir. Yapılan araştırmalarda haftada 3 kez yapılan egzersizler ve 5 gün boyunca tüketilen sebze ve meyveler sayesinde bağışıklık sisteminin güçlendiği görülmüştür. Sağlıklı beslenmenin iyi DNA’yı aktive edip, kötü DNA’yı devreden çıkardığı, yeni yapılan çalışmalarla ortaya konulmuştur. Beslenmeye dikkat ederek, insanlar kalp rahatsızlıklarından korunurken, çocuklarının kalıtsal problemlere maruz kalmasını engellemiş oluyor. İrritabl barsak sendromu (IBS) kesintili ağrı, kasılma ve ishal gibi belirtilerle ortaya çıkmaktadır. Yeni yapılan araştırmalar, düzenli ve probiyotik beslenmenin IBS’e yakalanma riskini önemli ölçüde azalttığı görülmüştür. Probiyotik beslenmede sadece yoğurt değil, kaffir limi bitkisi, Kore kimçisi ve kambu çayı tüketmek gerektiğini unutmamak gerekiyor. Pediyatrik bir çalışma sonucunda omega-3 yağ asidi ve DHA içeren besinler tüketen hamilelerde çocukların yaşıtlarına göre ilerlemiş bir IQ düzeyine kavuştuğu kanıtlanmıştır. Diğer bir araştırmaya göre, DHA ve balık tüketmenin çocukların zihinsel gelişimini olumlu yönde etkilediği görülmüştür.”