Etiket: Eğitimde

  • Denizli’nin bazı ilçelerde eğitimde kar tatili

    Denizli’nin bazı ilçelerinde yoğun kar yağışı nedeniyle ilk ve orta dereceli okulları bir gün daha tatil edildiği duyuruldu.

    Denizli Milli Eğitim Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, 30 Aralık Cuma günü yağışı nedeniyle 5 ilçe genelinde tatil edilirken, 4 ilçede de taşımalı eğitime ara verildiği belirtildi.

    Yapılan yazılı açıklamada, “Devam eden kar yağışı nedeniyle ilimiz Serinhisar, Çameli, Babadağ, Güney ve Acıpayam ilçelerinde okullar 30 Aralık Cuma günü bir gün tatil edilmiştir. Ayrıca Pamukkale ilçesi sınırları içerisindeki taşımalı öğrenciler kar yağışı ve aşırı buzlanmaya karşı 30 Aralık Cuma günü bir gün izinli sayılacaktır. Çardak ilçemiz Söğüt ve Gemiş mahallerimizdeki okullarımız yoğun kar yağışı nedeni ile 1 gün tatil edilmiştir. Ayrıca Çardak sınırları içerisindeki taşımalı öğrenciler kar yağışı ve buzlanmaya karşı 30 Aralık Cuma günü bir gün idari izinli sayılacaktır. Bekilli ve Çal’da taşımalı eğitim kapsamındaki öğrenciler için de 30 Aralık Cuma günü 1 günlük tatil ilan edildi. İlçe merkezindeki öğrenciler ise eğitimlerine devam edecek. Engelli ve hamile memurlar da 1 gün idari izinli sayılacak” denildi.

  • ESOGÜ’de 4. Okul Öncesi Eğitimde Güncel Konular Konferansı düzenlendi

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Eğitim Fakültesi Dekanlığı ile Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün birlikte düzenlediği “4. Okul Öncesi Eğitimde Güncel Konular Konferansı”, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Akman ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağlayan Dinçer’in konuşmacı olarak katılımlarıyla ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.

    Okul öncesi öğretmenleri ve öğretmen adaylarının yoğun ilgi gösterdiği etkinliğin açılışında konuşan ESOGÜ Valide Malhatun Uygulama ve Araştırma Anaokulu Koordinatörü ve Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitim Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Neslihan Bay, Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yürüttükleri işbirliğinden duydukları memnuniyeti ifade ederek kendilerine teşekkür etti. Ülkemizin çok zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Neslihan Bay, okul öncesi eğitimcileri olarak bu süreçte taşıdıkları sorumluluğun bilincinde olduklarını belirterek, fikri, vicdanı ve irfanı hür, milli ve manevi değerlerle donanmış, ruhu vatan sevgisiyle dolu bireyler yetiştirmek için her şeyi yapmaya hazır olduklarını ifade etti. İdealleri, amaçları ve yürekleriyle dördüncü kez bu konferansa katıldıkları için tüm okul öncesi öğretmenleri ve öğretmen adaylarına teşekkür eden Yrd. Doç. Dr. Neslihan Bay, katılımları için Prof. Dr. Berrin Akman ve Prof. Dr. Çağlayan Dinçer’e de teşekkür ederek verimli bir konferans geçirilmesini diledi.

    Açılışın ardından konuşmacılardan Prof. Dr. Berrin Akman “Erken Çocukluk Döneminde Fen ve Matematik” konulu, Prof. Dr. Çağlayan Dinçer ise “Etkili Sınıf Yönetimi İçin Önemli İpuçları” konulu sunumlarını gerçekleştirdi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Önümüzdeki dönemi eğitimde reform dönemi ilan ettik”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan eğitimde fiziki sorunların çözüldüğünü ancak zihinlerin aynı düzeyde güçlendirilemediğini belirterek, “Okuldaki eğitim kalitesinden ziyade mantalitesinden memnun değilim. Tabela asmakla, o tabelanın murat ettiği neticeler elde edilemiyor. Bunun için önümüzdeki dönemi eğitim müfredatı, kalitesi, mantalitesi konusunda reform dönemi olarak ilan ettik” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bayrampaşa’da Kaptan Ahmet Erdoğan Uluslararası Erkek Anadolu İmam Hatip Lisesi Eğitim Külliyesi açılış törenine katıldı.

    Açılışta konuşan Erdoğan uluslararası imam hatip liselerinin amacının hem dini ilimler, hem sosyal bilimler alanlarında insan gücü yetiştirmek olduğunu söyleyen Erdoğan, “Okullarımızda eğitim gören farklı ülkelerden öğrencilerimizi burada sağladıkları kaynaşmayı hayatlarının sonuna kadar sürdüreceklerine inanıyorum. Bu kaynaşmanın ümmet düzeyinde güçlü bir birlikteliğe dönüşeceğine inanıyorum” diye konuştu.

    Okula ismi verilen babası Kaptan Ahmet Erdoğan’ı anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rahmetli babamın hikayesi aslında bu ülkenin geçmişindeki milyonlarca asil yürekli babanın hikayesidir. Rize’de doğan, nafakasını temin için 15 yaşında Zonguldak, 17 yaşında İstanbul’a gelen rahmetli babam, emekli olana kadar denizcilik işletmelerinde çalışmış ve daha sonra kaptanlık seviyesine yükselmiş bir insandı. O dönemde İstanbul’a gelmiş her Anadolulu gibi merhum babamın da evi ve sofrası tüm hemşerilerimize daima açıktı. Babam önceden randevulaşarak eve gelmezdi. Çocukluğumu hatırlarım. Anında çat kapı misafirimizle beraber eve gelir, anacığım da evde ne varsa onunla yer sofrasını anında döşer yemeğimizi yerdik. Önceden haber vereyim yok, anında. Zaten bir Karadenizli olarak da turşularımız, kavurmamız hazırdı. Kuzine hazır, o kuzinelerde her maharetini anacığım sergilerdi. Gelen de umduğunu değil bulduğunu yerdi. Çok disiplinli, bir o kadarda vicdanlı bir insan olan babacığım, şu an burada olup isminin böyle bir okula verildiğini görseydi inanın bana gözlerinden sevincini okur, hatta gözyaşlarının yanaklarından sakallarına süzüldüğünü görürdük” şeklinde konuştu.

    “Kaptan Ahmet Erdoğan’ın ve oğlu Recep Tayyip Erdoğan’ın hikayesi aslında Türkiye’nin hikayesidir”

    Babası Ahmet Erdoğan’ın onuru, inancı, ailesi için çalıştığını söyleyen Erdoğan, “Aynı zamanda dimdik yaşayarak geçirmiş olması benim en büyük şeref belgemdir. Babam hiçbir zaman eğilmemiştir. Bu mirası çocuklarıma bırakabilmek de benim en büyük hayalimdir. Kaptan Ahmet Erdoğan’ın ve oğlu Recep Tayyip Erdoğan’ın hikayesi aslında Türkiye’nin hikayesidir. Bu ülkede kimsenin imtiyazı olmadığının, çalışması mücadele etmesi halinde tüm kapıların herkese açık olduğunun ispatı işte burada. Türkiye’yi tüm imkanları ve mekanları ile kendi ellerinde tutmaya çalışanlar Menderes’in 1950’deki ‘yeter söz milletindir’ diyerek kazandığı zaferden beri sürekli karşısında olanlar hüsrana uğruyorlar. Kimi zaman darbelerle, kimi zaman muhtıralarla, kimi zaman bildirilerde milletin demokrasi akının önüne geçmeye çalışanlara bugüne kadar meydanı bırakmadık. Bu mücadele Kaptan Ahmet Erdoğan’a çocuk yaşta köyünden ayrılıp İstanbul’da ailesi ile birlikte kendisine yeni bir hayat kurma cesareti veren mücadeledir. Bu mücadele Kasımpaşa’da büyüyen, imam hatip lisesinde okuyan, imanından, ailesinden, milletinden başka hiçbir şeyi olmayan Recep Tayyip Erdoğan’a Büyükşehir Belediye Başkanlığı yolları açan mücadeledir” ifadelerini kullandı.

    Gençlere tavsiyelerde de bulunan Erdoğan, şunları söyledi:

    “Bayrağı sizlere devredeceğimiz güne kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. Sizlerin gözüne baktığımda her birinizde inanıyorum ki bu aksiyon var. Unutmayınız bu kapı hep açık olacak. Ama eşik her geçen gün yükselecek. Bunun için kendinizi her alanda çok iyi yetiştirmeniz lazım. Gençler, dini ilimler mi tahsil ediyorsunuz en iyisi olmalısınız. Fen ve matematik ile mi meşgulsünüz en iyisi olmaya çalışmalısınız. Kültüre sanata mı yöneldiniz, zirveyi hedeflemelisiniz. Eğer idealiniz yoksa mücadele gücünüz de olmaz. İnsan öyle bir varlıktır ki azmettiği zaman başaramayacağı iş yoktur. Çünkü insan rabbinin bizzat kendi sıfatlarıyla ziynetlendirdiği varlıktır. Bu imkanı hayır yolunda değerlendirmek de, şer yolunda zayi etmekte kendi elimizde”.

    “Önümüzdeki dönemi eğitim mantalitesinde reform dönemi ilan ettik”

    Eğitimde yapılan çalışmaları anlatan Erdoğan, “Fiziki sorunları çözdük, zihinleri aynı düzeyde güçlendiremedik. Okuldaki eğitim kalitesinden ziyade mantalitesinden memnun değilim. Tabela asmakla, o tabelanın murat ettiği neticeler elde edilemiyor. Bunun için daha fazla çalışacağız. Eğitimin tüm tarafları olarak kafa ve gönül birliğinde gayret göstermeliyiz. Eğitimcilik birçok meslek grubundan farklı olarak birikim ve adanmışlık ister. Kendimizi bu işe adayacağız. Eğer işinize sevgi ile bağlı değilseniz, öğretmenlik mesleği ücreti mukabilinde yapılacak bir görev değildir. Milli eğitim bakanımız bu çalışmaları büyük bir azimle sürdürüyorlar. Bizim çocuklarımız dünyadaki hiçbir ülkenin vatandaşlarından daha az zeki değildir. Hatalar birinci derecede bizden ve velilerden kaynaklanıyor. El ele vereceğiz. Çocuklara sahip çıkacağız. Şayet fen bilimlerinde, eğitimde dünyanın en ileri ülkeleri arasında yer almıyorsak sorun sistemde demektir. En başında da eğitim sisteminden demektir. Bunun için önümüzdeki dönemi eğitim müfredatı, kalitesi, mantalitesi konusunda reform dönemi olarak ilan ettik. Eğitim öğretim meselesini çözmeden diğer meseleleri çözemeyeceğimiz konusunda hemfikir olduğumuza göre buradan işe başlamalıyız. Bina ve personel meselesini geride bırakıp içeriğe yoğunlaşma zamanı gelmiştir. Darbe girişimlerinin, terör örgütlerinin pervasız saldırılarının üstesinden gelen Türkiye’nin bu meseleyi de çözeceğine inanıyorum”

  • Bakü Üniversitesi ile eğitimde işbirliği

    Uludağ Üniversitesi, Azerbaycan’ın Bakü Devlet İktisat Üniversitesi ile işbirliği protokolü imzaladı.

    İşbirliği protokolü Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, Azerbaycan Bakü Devlet İktisat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adalet Moradov tarafından imzaladı. Yusuf Ulcay, iki ülke arasındaki kardeşlik münasebetlerinin, gerek Azerbaycan, gerek Türkiye açısından “iki devlet tek millet” anlayışıyla daha da güçlendiğine işaret etti. Öğretim üyesi ve öğrenci hareketliliğini ve bilgi alışverişini içeren işbirliğinin iki ülkeye de kazandıracağı çok şeyler olacağına inandığını ifade eden Ulcay, “Bugün imzaladığımız protokolün iki toplumu biraz daha yakınlaştıracak bir anlaşma olmasını diliyorum” dedi.

    Adalet Moradov da, cumhurbaşkanının kendisine 2.5 yıl önce rektörlük görevini verdiğinde, Bakü Devlet İktisat Üniversitesi’ni dünya çapında bir üniversite yapmasını istediğini vurgulayarak, “Ben de bunun üzerine dünya üniversiteleri görüşmelere başladım. Birçok Türkiye üniversitesiyle protokol imzalamışız ama bundan öte gidememişiz. Ben inanıyorum ki bu protokol, Türkiye üniversiteleri arasında gerçeğe dönüşecek ilk protokolümüz olacak ve diğerlerine örnek teşkil edecek” dedi.

    Protokollerden biri iki üniversite arasında iktisat ve maliye alanlarında ortak yüksek lisans eğitimi yapılmasını içeriyor. Yüksek lisans öğrencileri eğitimlerinin yarısını diğer üniversitede yapabilecek. İmzalanan diğer protokol ise iki üniversite arasında akademik işbirliğini öngörüyor.

  • 2016 Eğitimde Fatih Projesi Eğitim Teknolojileri Zirvesi

    İhlas Eğitim Kurumları İngilizce Öğretmeni Muhammet Fatih Karaca, “Öğrencilerin oyunlaştırma dediğimiz teknikle, dersi biraz daha sıkıcı bir ortamdan çıkarıp aynı oyun oynarmış gibi onları oyunlaştırılmış bir sistemin içine aldım” dedi. Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen uluslararası “Eğitimde Fatih Projesi Eğitim Teknolojileri Zirvesi 2016″ Ankara’da The Green Park Otel’de başladı. Düzenlenen organizasyonda eğitim teknolojilerindeki yenilikler katılımcıların sunumlarıyla masaya yatırılıyor. Zirveye İhlas Eğitim Kurumları da üç öğretmeniyle katkı veriyor. Zirvede İhlas Eğitim Kurumları İngilizce Öğretmeni Muhammet Fatih Karaca ’Oyunlaştırılmış-Ters Yüz Edilmiş-Öğrenci Merkezli İngilizce Dersler’ adlı proje sunumunu yaparken, İhlas Eğitim Kurumları Fizik Öğretmeni Merve Davarcı Tekin de ’Robotlaşan Değil Robot Yapan Öğrenciler’ adlı proje sunumunu yaptı.

    İhlas Eğitim Kurumları İngilizce Öğretmeni Karaca, Türkiye’de yapılan İngilizce derslerin dersten çıkarılıp İngilizce’nin bir dil olarak öğrencilere anlatılması üzerine bir proje geliştirdiğini belirterek, “Öğrencilerin oyunlaştırma dediğimiz teknikle, dersi biraz daha sıkıcı bir ortamdan çıkarıp aynı oyun oynarmış gibi her gün derse geldiklerinde biraz da ortamı değiştirerek aynı zamanda aynı oyunlarda yaptığımız gibi güzel bir şeyler yaptıklarında onlara bunun daha anlamlı bir şeyler ifade etmesi adına onları oyunlaştırılmış bir sistemin içine aldım. Burada öğrencilerimin her birinin kendilerine ait ’avatar’ dediğimiz karakterleri var ve o karakterlerinin ders içerisinde yapmış oldukları hareketler karakterlerin gelişimini etkiliyor. Normalde eğitimlerimizde öğrenciler artı, eksi tarzı değerlendirme alırlarken benim yaptığım sistemle de öğrenci doğru bir şey yaptığında öğrenci tecrübe puanları kazanıyor. Tecrübe puanları kazandıktan sonra seviye atlıyorlar, seviye atladıktan sonra aynı şekilde öğrencilerimiz belli özelliklere sahip oluyorlar yani yeni güçler elde ediyorlar ve elde etmiş oldukları güçleri ders boyunca kullanabiliyorlar. Çocukların ders içerisindeki ilerleyişi de bu süreç içerisinde çocuğun normal oyun oynarken alttan alarak edinmiş olduğu kazanımlara eş değer bir duruma geliyor ve çocuk süreç içerisinde şunu görüyor, diyor ki ’Evet ben buraya geliyorum, atmosfer sınıf atmosferi gibi görünüyor ama tamamen değiştirilmiş bir atmosfer ve benim burada yaptığım her şey daha manidar. Çünkü ben burada bir şey yapıyorum ve bunun bana hızlı bir dönüşü var, yaptığım her şeyin daha manidar olması benim süreç içerisinde buna daha fazla motive olmamı da sağlıyor’ diye bir düşünce içerisine giriyor” diye konuştu.

    “24 kişide 19 kişi akıcı konuşmaya başladı”

    Öğrencilere anlık geri dönüşler yaparak onları gerçek dönütlerle beslediğini kaydeden Karaca, “Onların süreç içerisindeki gelişimlerini kontrol altında tutmaya çalışıyorum. Onlara sisteme ek olarak kişiselleştirilmiş bir çalışma programımız var. İngilizce’yi sadece ders olarak değil bir dil olarak yani bir iletişim aracı olarak kullanmaları gerektiği için, dersin dışında da okulun dışına çıktıklarında da sürekli olarak empoze olmaları gerektiğinin farkında olduğumuz için onlarla beraber oturduk psikolojik durumlarını, kendi ilgi alanlarını göz önünde tutarak onlara birer çalışma programı hazırladık ve bu çalışma programlarını okulun dışına çıktıkları zaman da uygulamaya devam ediyorlar” ifadelerini kullandı.

    Sene sonunda öğrencilerin İngilizce’yi öğrenilebilir bir şey olarak gördüklerini söyleyen Karaca, “Onlara gerçekleştirebilecekleri hedefler veriyoruz ve gerçekleştirilebilirliğini gördükten sonra da daha özgüven sahibi oluyorlar ve sene sonuna geldiğimizde de, 8 aylık dönemin sonuna geldiğimizde çocuklar artık en iyi ihtimalle akıcı bir şekilde konuşmaya başlıyorlar. Sistemin ikinci serisindeyim, birinci senemde 24 kişiyi ele aldım 19 kişi de akıcı konuşmaya ulaşabildim. Bu sene biraz daha geliştirdim, her öğrencinin kendi öğrenme hızını göz önünde bulundurarak daha farklı materyal tasarımlarını yaptık. Ben süreç içerisinde baktığım zaman çocuklar sürekli olarak eğlenerek biraz daha keyif alarak derslerime geliyorlar, gidiyorlar ve aynı şekilde İngilizce’nin de kazanılabilir bir dil olduğunu görüyorlar. Bu sadece İngilizce için değil herhangi bir şeyi öğretmek istediğinizde onun için kullanılabilir. Başarılı olduğumu düşünüyorum buraya da geldik diğer öğretmen arkadaşlarla paylaşacağız” değerlendirmelerinde bulundu.

    İhlas Eğitim Kurumları Fizik Öğretmeni Tekin ise şunları kaydetti:

    “Fizik dersine her zaman bir ön yargı vardır, o yüzden ben özellikle fizik dersinin daha kalıcı olması için robotik alanda uygulamalar yapmaya başladım. Son 5-6 yıldır robotik alanda uygulamalar yapıyorum, bu yaptığım uygulamalarla öğrencilere yazılı metinler veriyorum daha sonra metinleri eğitimlerle birleştirip yarışmalara katılmalarını sağlıyorum. Bu alanda yaptığım birçok projeyi de 10’a yakın derecem var Türkiye çapında. Bunlardan özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’ndan aldığım ’En İyi Tasarım ’ ödülü var. Bunların sonucunda öğrencilerde en çok şuna dikkat çektim bir kere fizik dersine olan ön yargı kesinlikle azalıyor. Öğrenciler diyor ki: ’Biz artık kesinlikle günlük hayatta fiziği nasıl kullanacağız daha iyi anlayabiliyoruz ve daha iyi konuyu takip edebiliyoruz’ o yüzden bu anlamda çok mutlu oluyorum. Şu an üniversitelerde yeni bir sistem var, artık sözlü mülakat karşılığında öğrenciler üniversitelere alınıyor ve sorduklarında ’Senin diğerlerinden farkın nedir?’ diye sorduklarında öğrenciler kendilerini ’Ben şu alanda proje yaptım veya şu alanda robotik çalıştım’ diye anlatmaları gerekiyor o yüzden onlar için çok büyük bir tecrübe oluyor ve ileriki hayatlarında da onların çok işine yarayacağını düşünüyorum. İnşallah bütün öğrencilerin tüm dersleri uygulamalı olarak işlemesini istiyorum.”