Etiket: Eğirdir

  • Eğirdir MAREM’de Entegre Mücadele tekniklerinin teşvik edilmesine yönelik çalışmalar başladı

    Eğirdir MAREM’de Entegre Mücadele tekniklerinin teşvik edilmesine yönelik çalışmalar başladı

    Türkiye’nin ve Eğirdir’in en önemli Araştırma Enstitülerinden biri olan Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (MAREM) önemli projelere imza atmaya tüm hızıyla devam ediyor.

    Tam ve yarı bodur bahçecilik sistemlerinin kültürlerinin çiftçilere benimsetilmesinde, budama, gübreleme, sulama tekniklerinin yerleştirilmesinde, fidancılıkta kış aşılamaları ve depoculuğun kullanılmasında ve pek çok tekniğin kullanımı ve yaygınlaştırılmasında öncü rol oynayan MAREM, bu sefer elma üretiminde Entegre Mücadele tekniklerinin teşvik edilmesine yönelik çalışmalara başladı.

    Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Şerif Özongun; “Tarım ve Orman Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından ortak yürütülen “Orta Asya Ülkeleri ve Türkiye’de Pestisitlerin Yaşam Döngüsü Yönetimi ve KOK (Kalıcı Organik Kirleticiler) Sınıfında Yer Alan Pestisitlerin İmhası” isimli Küresel Çevre Fonu tarafından finanse edilen proje kapsamında Eğirdir Meyvecilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde elma üretiminde Entegre Mücadele tekniklerinin teşvik edilmesine yönelik çalışmalara başladı” dedi.

    Dr. Özongun; “Projede elma iç kurduna yönelik entegre mücadele kapsamında kimyasal kullanımının azaltılmasına yönelik biyoteknik bir mücadele uygulaması olan çiftleşmeyi engelleyici feromon yayıcılar kullanılıyor. Entegre mücadele ile daha az kimyasal kullanılarak insan sağlığına ve çevreye saygılı üretim yapmak mümkündür” diye konuştu.

  • Eğirdir gölünde Kerevit bereketi

    Eğirdir gölünde Kerevit bereketi

    Eğirdir Gölü’nde 1 temmuz itibarıyla kerevit av yasağının sona ermesinin ardından Eğirdir gölüne sepet bırakan su ürünleri avcıları kerevit bolluğunun bereketini yaşıyor.

    Geçtiğimiz yıllara oranla bu av sezonunda Eğirdir gölü’nde kerevit avında adeta bir patlama yaşandığını söyleyen su ürünleri avcıları, av sepetlerinin neredeyse hepsinin tamamen kerevitle dolu çıktığını, ancak uygulanan kota nedeniyle kerevit satışında sıkıntı çektiklerini ifade ettiler.

    Eğirdir Merkez Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Ayhan Küçükköse, Eğirdir gölü çevresinde 11 adet aktif balıkçılık kooperatifinin bulunduğunu, Eğirdir’de; Köprü ve Soğula, Gelendost’ta Sarıkamış, Senirkent’te Gençali ve Yalvaç’ta Gaziri avlağı olmak üzere toplam 5 avlak sahasında toplam 403 adet balıkçı kayığı ve toplamda 463 adet ruhsatlı avcının bulunduğunu söyledi.

    Köprü avlak sahasında 160 ton, Soğula avlak sahasında 150 ton, Sarıkamış avlak sahasında 170 ton, Gençali avlak sahasında 25 ton ve Gaziri avlak sahasında 25 ton olmak üzere, Eğirdir gölü toplam kerevit kotasının 530 ton olduğunu belirten Ayhan Küçükköse, bu kotanın çok çok düşük olduğunu, kota düşüklüğü nedeniyle ihracatçı firmaların kota üzerinde alım yapmadığını, bunun da hem kerevit fiyatlarının düşmesine, hem kayıt dışı satışlara hem de kaçak avcılığın artmasına neden olduğunu söyledi.

  • Doç. Dr. Şener: “Eğirdir Gölü’nün bugünkü durumunu muhafaza etmesi pek mümkün görünmemektedir”

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Su Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Şehnaz Şener, Eğirdir Gölü’nde su seviyesinin 24 Ekim Çarşamba tarihi itibariyle 916.186 metre şeklinde ölçüldüğünü ifade etti. Geçmişten günümüze ölçülen su kotlarının 950,50 metre ila 918,96 metre arasında değiştiğini belirten Doç. Dr. Şener, “Su kaybının olduğu aşikar. Eğirdir Gölü Özel Hükümleri kapsamında yapılması gereken çalışmalar bir an önce gerçekleştirilmelidir” dedi.

    SDÜ Su Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Şehnaz Şener, Eğirdir Gölü ile ilgili soruları yanıtladı. Eğirdir Gölü’nün son durumu hakkında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Şehnaz Şener, “Türkiye’nin ikinci büyük Tatlısu gölü olan Eğirdir Gölü’nün kuzeyinde kalan daha küçük kısmına Hoyran, güneyde kalan kısmına ise Eğirdir Gölü denmektedir. İki gölün arasındaki Hoyran Boğazı’nın genişliği 3 kilometredir. Gölün ortalama derinliği 8-9 metre arası olup en derin yeri 13-14 metre arasındadır. Eğirdir Gölü’nün geçmişten günümüze ölçülmüş su kotları 950,50 metre ile 918,96 metre arasında değişmektedir. Eğirdir Gölü’nde maksimum işletme kotu olan 918,96 metrede, gölün yüzey alanı 487,76 kilometrekare, hacmi 4.005,10 hm3’dür. Minimum su seviyesi olan 914,62 metrede göl yüzey alanı 431,08 kilometrekare, göl hacmi ise 2097,96 hm3’tür. Devlet Su İşleri (DSİ) VXIII. Bölge Müdürlüğü verilerine göre 24 Ekim 2018 Çarşamba tarihinde ölçülen göl seviyesi 916.186 metredir” dedi.

    “Türkiye’deki 454 kuş türünden 225’i Eğirdir Gölü ve çevresinde yaşamını sürdürüyor”

    “Eğirdir Gölü’nün Isparta, Batı Akdeniz ve Türkiye’de eko-sistem içerisindeki değeri nedir?” şeklindeki soruyu da yanıtlayan Doç. Dr. Şener şunları söyledi:

    “Eğirdir Gölü Türkiye’nin Batı Akdeniz bölümünde, Isparta sınırları içerisinde, Eğirdir, Senirkent, Yalvaç ve Gelendost ilçe sınırları ile çevrilidir. Eğirdir Gölü, Beyşehir Gölü’nden sonra Türkiye’nin ikinci büyük tatlısu gölüdür. Isparta’nın içme suyunun temin edildiği Eğirdir Gölü, göl-dağ turizmi açısından olduğu kadar balık avcılığı, su sporları ve rekreasyon imkanları da sunmaktadır. Eğirdir Gölü’nün suyu, tatlı su balıklarının yaşamasına elverişli olması, amatör ve profesyonel balık avcılığı imkanı sağlamaktadır. Eğirdir Gölü’ndeki ekonomik su ürünleri tatlısu istakozu, sudak balığı, sazan balığı, Eğrez, gümüşi havuz balığı ve gümüş balığıdır. Eğirdir Gölü biyoçeşitlilik yönünden uluslararası öneme sahip bir ekosistem. Örneğin Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın (WWF) verilerine göre Türkiye’deki 454 kuş türünden 225’i Eğirdir Gölü ve çevresinde yaşamını sürdürüyor.”

    “Eğirdir Gölü’nün bugünkü durumunu gelecekte muhafaza etmesi pek de mümkün görünmemektedir”

    Eğirdir Gölü’ndeki çekilme ve su kaybı ile ilgili kayıpların nedenini de anlatan Doç. Dr. Şener, “Gelecekte Eğirdir Gölü’nün kuruma tehlikesi var mı?” yönünde soruya şöyle yanıt verdi:

    “Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü verilerine göre 24.10.2018 tarihinde ölçülen göl seviyesi 916.186 metre olup göl seviyesinde azalma kaydedilmiştir. Mevcut durumda ’Su kaybının tek sebebi budur’ demek mümkün değil. Yağış miktarının azalması, buharlaşma kayıplarının artması, su kullanımları gibi problemlerin hepsi su kaybına etkendir. Bu problemleri net bir şekilde ortaya koyabilmek ve Eğirdir Gölü’nün gelecekte tamamen veya kısmen kuruması konusunda bilgi paylaşabilmek için kapsamlı bir ’Hidrolojik Modelleme’ yapılmalıdır. Söz konusu çalışmalardan elde edilen çıktılar neticesinde bu soruya cevap verilebilir.”

    Doç. Dr. Şener, “Tarım ve Orman Bakanlığının 2016 yılında tamamladığı ’İklim Değişikliğinin Su Kaynaklarına Etkisi’ Projesi kapsamında, Eğirdir Gölü’nün de içerisinde bulunduğu Antalya Havzasında iklim değişikliği projeksiyonları yapılmıştır. Antalya Havzası’nda HadGEM2-ES, MPI-ESM-MR ve CNRM-CM5.1 modelleri RCP4.5 ve RCP8.5 senaryoların göre hazırlanan ortalama sıcaklık ve toplam yağış verileri modellenmiştir. Buna göre havzada sıcaklıkların 2100 yılına kadar en kötü senaryoya göre 5.6 derece artacağı, ortalama yıllık toplam yağışların ise 197.7 mm azalacağı öngörülmektedir. Bununla birlikte Eğirdir Gölü havzasında su kullanımları nüfus artışına bağlı olarak günümüzden çok daha fazla olacaktır. Dolayısıyla Eğirdir Gölü’nün bugünkü durumunu gelecekte de koruması çok muhtemel görünmemektedir. Yapılacak kapsamlı ’Hidrolojik Modelleme’ çalışmaları ile birlikte sektörel su tahsislerinin planlanması ve uygulamadaki eksiklerin giderilmesi gerekmektedir. Ayrıca halkın bilinçlendirilmesi sürdürülebilir su yönetimi için en önemli aşamalardan birisidir” dedi.

    Eğirdir Gölü’ndeki kirletici unsurlar ve kirliliğin engellenmesi için alınması gereken tedbirleri anlatan Şener, “Eğirdir Gölü genel olarak birinci su kalite sınıfında olmasına rağmen, yer yer antropojenik girdilerin etkin olabileceği derelerin göle boşalım noktalarında azot ve fosfor yükleri bakımından daha düşük sınıfları temsil etmektedir. Ayrıca, çeşitli ulusal ve uluslararası içme suyu standartlarında belirtilen sınır değerlere göre Eğirdir göl suları genel olarak içilebilirlik standartlarına uygun özelliklere sahiptir. Ancak yer yer BOİ, amonyum, bulanıklık, alüminyum, demir ve nikel parametreleri açısından içme suyu olarak kullanıma uygun olmadığı belirlenmiştir” şeklinde konuştu.

    “Gerekli önlemler alınmadığı takdirde göl suyunun zamanla içilemez duruma geleceğini söylemek mümkündür”

    Şener, “Göl su kalitesini olumsuz olarak etkileyen en önemli kirletici kaynaklar, evsel atık sular, katı atık depolama alanları, endüstriyel faaliyetler gibi noktasal kirleticiler ve tarımsal aktivitelerdir. Havza genelinde bitkinin ihtiyacından çok fazla tarım ilacı kullanılmakta, kullanılan sulama yöntemleri ile kirletici unsurların yeraltı suyu ve yüzey sularına taşınımı sağlanmakta, ilaç ambalajlarının gelişigüzel atılması ve yüzey sularında yıkanması ile direkt kirlilik etkisi oluşmakta ve doğa dostu olarak bilinen pestisitlerin kullanımı ise en az seviyede bulunmaktadır. Eğirdir Gölü beslenme havzası içerisinde yeraltı suyu ve yüzey suyu akımlarının göle doğru olması havzadaki kirleticilerin göle etkisini arttırmaktadır” ifadelerini kaydetti.

    “Eğirdir Gölü Özel Hükümleri kapsamında yapılması gereken çalışmalar biran önce gerçekleştirilmelidir”

    Şener ayrıca, “Göldeki kirliliğin engellenmesi için öncelikle ‘Eğirdir Gölü Özel Hükümleri’ kapsamında yapılması gereken çalışmalar biran önce gerçekleştirilmelidir. 2016 yılına kadar işletmeye alınması gereken ’Atık Su Arıtma Tesisleri’ hala işletmeye alınmamıştır. Mevcut durumda katı atıkların bertarafıyla ve tarımsal kirliliğin yönetimi ile ilgili eksiklikler bulunmaktadır” dedi.

    Son olarak Eğirdir Gölü’nün hangi kanun, yönetmelik gibi kurallarla korunduğuna değinen Şener, “Eğirdir Gölü Özel Hüküm Belirleme ve Havza Koruma Planı Projesi kapsamında belirlenen ve Eğirdir Gölü Havzasında, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’nin 16- 20’inci maddeleri yerine uygulanacak olan Özel Hükümler, 16. 06. 2012 tarihinde Isparta gazetesinde yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, Özel Hükümlerin uygulaması Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yürütülmektedir” ifadelerine yer verdi.

  • Eğirdir Kaymakamından sevindirici haber: “Şu an için tedirgin olunmasına gerek yok”

    Türkiye’nin 2. büyük tatlı su gölü olan Eğirdir Gölü’nün su seviyesinde son yıllarda görülen düşüş endişelendirirken, Eğirdir Kaymakamı Abdullah Akdaş, gölün takip altında olduğunu ve su seviyesindeki azalma ile ilgili gerekli önlemlerin alındığını söyledi.

    Kaymakam Abdullah Akdaş, Eğirdir Gölü su seviyesinde geçtiğimiz yıla oranla 58 santimetre düşüş gözlendiğini, düşüşün en büyük etkeninin yurt genelinde yaşanan kuraklık olarak belirlendiğini, Eğirdir Gölü’nden Kovada Gölü’ne can suyu salınmasının da su seviyesinin düşmesinde önemli rol oynadığını belirtti.

    Minimum kodun 1.5 metre üzerinde

    Kovada Gölü’nü korumak amacıyla yıl boyu Eğirdir Gölü’nden salınan suyun artık salınmadığını dile getiren Kaymakam Akdaş, Eğirdir Gölü’nün Devlet Su İşlerinin (DSİ) sürekli takibi altında olduğunu, Eğirdir Gölü minimum su kodunun 914 metre olarak belirlendiğini ve halen su seviyesinin minimum kodun yaklaşık 1.5 metre üzerinde olduğunu açıkladı.

    “Şu an için tedirgin olunmasına gerek yok”

    Yaklaşık 2 yıldan bu yana yaşanan kuraklığın ülkedeki tüm gölleri, kaynakları olumsuz etkilediğini de bildiren Kaymakam Akdaş, DSİ tarafından gölün titizlikle takip edildiğini yineleyerek “Önümüzdeki aylarda kuvvetli yağışlar bekleniyor. Halkımızın hassasiyetini memnuniyetle karşılıyoruz, ancak şu an için tedirgin olunmasına gerek yok” dedi.

    “Küresel ısınmanın olumsuz etkisi Eğirdir Gölü’nde de hissedilmektedir”

    Konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Göllerimizin son yıllarda karşılaştığı sorunlar önemli boyuttadır. Küresel ısınmanın su kaynakları üzerindeki olumsuz etkisi Eğirdir Gölü’nde de hissedilmektedir. Gölü besleyen büyük akarsular bulunmayışı, yağış azlığı ve sıcak geçen gün sayısının fazlalığı ile beraber, buharlaşma, gölün membaında ve mansap havzasında tarımsal kullanım, içme ve kullanma suyu ve çevresel sebepler ile su taleplerinin artışı göl seviyesinin beklenenden yaklaşık 60 santim aşağıda su yılını tamamlamasına ve fiili olarak gölün bugünkü seviyesinin 916,18 metreye düşmesine neden olmuştur. Eğirdir Gölü’nden sulama ve içme suyu amaçlı olarak yararlanılmaktadır. Doğrudan gölden su temin eden projeler: Atabey, Hoyran, Senirkent 1. ve 2. Merhale, Gelendost 1. ve 2 merhale, Boğazova, Tokmacık-Çaltı, Barla Sulamaları- yanı sıra KHGM pompaj sulamaları da mevcuttur. Ayrıca, Isparta ili içme ve kullanma suyu teminini de Eğirdir Gölü’nden sağlamaktadır” denildi.

    “Burdur Gölü Ar-Ge çalışmasından çıkacak sonuçlar bölgedeki tüm göllerde uygulanacak”

    Açıklamanın devamında “Göle gelen fiili akımın uzun yıllar ortalaması yıllık 800 hm3 ‘tür. Planlanan tahsis miktarı 350 hm3, fiili olarak çekilen su miktarı 174 hm3 tür. KHGM projeleri, halk sulamaları ve içme suyu çekiminin de toplamda 20-50 hm3 arasında değiştiği düşünülmektedir. Yani görüldüğü gibi depolama tesislerimizde tutulan su miktarı belli olup, suyu vatandaşlarımızın ihtiyacı için inşa etmekteyiz. Gölün üzerindeki en büyük baskı buharlaşmadır. Yıllık buharlaşmanın da göl aynasının sığ olması nedeni ile ortalama 500 hm3 olduğu hesaplanmıştır. Eğirdir Gölü’nden pompajla, gölü besleyen dereler üzerinde kurulu gölet ve baraj sulamaları ile toplamda bugüne kadar 110 bin dekar tarım arazisi suya kavuşturulmuştur. Bu rakama Kovada sonrası yer alan sulamalar dahil değildir. Kurak dönemlerde yaşanan olumsuzlukların daha az hissedilir ve önü alınabilir olması adına kurumumuz göl çevresinde yer alan tüm sulama tesislerinde kapalı sulama sistemlerine dönüş için gerekli proje ve inşaat çalışmalarını titizlikle sürdürmekte, günümüzün ekonomik koşulları da dikkate alınarak peyderpey yatırım programı da dikkate alınarak hayata geçirmektedir. Burdur Gölü Ar-Ge çalışmasından çıkacak sonuçlar da dikkate alınarak bölgedeki başta Burdur ve Eğirdir Gölleri olmak üzere tüm göl, gölet ve barajlarda gerekli tedbir ve uygulama çalışmaları başlatılacaktır” ifadeleri yer aldı.

  • Eğirdir Gölü’nde su çekildi, iskele ortada kaldı

    Isparta Eğirdir Gölü, önceki yıllarda 520 kilometrekare olan gölün yüzey alanı, su seviyesinin son 10 yılda meydana gelen yaklaşık 10 metrelik alçalmasıyla birlikte 445 kilometrekareye kadar düştü.

    Yalvaç ilçesine kıyısı bulunan Eğirdir Gölü’nün Taşevi Plajı’nda yakın zamanda çekilen görüntüler, göldeki su seviyesinin düşüşünü gözler önüne sererken, meydana gelen durum endişeye yol açtı. Eğirdir Gölü kıyısında çekilen sulardan geriye çamur, balçık ve ortada bulunan iskele kaldı.

    Çekilen görüntüler korkuttu

    Isparta Eğirdir Gölü’nde kuraklık, buharlaşma ve sulama nedenleriyle su seviyesi geçtiğimiz yıla göre son 1 yılda yaklaşık 55 santimetre düştü. Göldeki çekilmenin en bariz görüldüğü yerlerden biri de Yalvaç ilçesindeki Taşevi Plajı oldu. Eğirdir Gölü’ne sınırı bulunan ve Yalvaç’ın Aşağıkaşıkara köyündeki Taşevi Plajı’nda suların çekilmesiyle geride kalan görüntü korkuttu.

    Su seviyesinin düşmesiyle birlikte, kıyıda daha önceleri suyun üstünde olan iskele ortada kalakalırken, çevredeki çamur ve balçıklar da suyun yakın zamanda çekildiğini gözler önüne serdi.

    Gölde, balıkçıların daha önceleri gölün açıklarında kalan kısımda yaptıkları balıkçılık faaliyetleri için kurulan mini tesisler, suların çekilmesiyle birlikte yüzeyde kaldı.

    Umutlar kışın beklenen yağışta

    Suyun çekilmesiyle gölde çekilen görüntüler cep telefonu kameralarınca böyle görüntülenirken, tehlikeli görüntünün önümüzdeki kış ayında bol yağış ile ortadan kalkması bekleniyor.

    ‘Endişelenecek bir durum yok’ denilmişti

    Öte yandan bir süre önce yapılan açıklamalarda Eğirdir Gölü’nde en fazla su kaybının buharlaşmadan kaynaklandığını ifade edilmiş, şu an için ise endişelenecek bir durumun olmadığı, önümüzdeki kış ve bahar aylarında Eğirdir Gölü su seviyesinin tekrar yükselişe geçeceği kaydedilmişti.