Etiket: Egeli

  • Egeli ihracatçılardan “döviz kuru” çağrısı

    Egeli ihracatçılardan “döviz kuru” çağrısı

    Kasım ayında 8,58 seviyesinde olan dolar kuru, 3 aylık süreçte yüzde 18’lik erimeyle 7,03 seviyesine geriledi. Egeli ihracatçılar, ihracatı destekleyen bir döviz kuru istediklerini dile getirdi.

    Dünya mal ticaretinde yüzde 8-9 artış öngörüleri olduğundan bahseden Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, ihracatı arttırmak ve hedeflere ulaşmak için uygun bir iklim olduğunu söyledi. Eskinazi, “Türk ihracatçılarında da ihracatını arttıracak azim ve kararlılık mevcut. İhracat hedeflerine ulaşmak için Ar-Ge, tasarım, dijitalleşme, inovasyon, lojistik, sanal fuarlar ve ticaret heyetleri yoğunlaştığımız konular. Daha az karbon izi bırakarak yeşil ekonomiye uyumlu sürdürülebilir üretimle ihracat hedeflerine ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.

    “Türk ihracatçısı olarak öngörülebilir bantta dalgalanan bir döviz kuru beklentimiz var”

    Jak Eskinazi, “Bu hedeflerimize ulaşmada önemli parametrelerden birisi de döviz kurları. Türk ihracatçısı olarak öngörülebilir bantta dalgalanan bir döviz kuru beklentimiz var. Herkesi empati yapmaya davet ediyoruz. Kasım ayında dolar kuru 8,58 iken sipariş almış, yüklemesini yapmış ihracatçının ödemesinin bugünlerde 7,03’ten geldiğini düşünün. Enflasyonun zirve yaptığı günümüzde ihracatçımız hammadde ihtiyacını nasıl karşılayacak, asgari ücretin yüzde 22 arttığı süreçte çalışanlarının ücretlerini nasıl ödeyecek. Hemen hemen her ay zamlanan elektrik, doğal gaz ve diğer giderlerini nasıl ödeyecek” şeklinde konuştu.

    Eskinazi, “1 doların 7.35 TL’nin, 1 avronun 9 TL’nin altına düşmesi Türk ihracatçısına zarar ettirir. Bugünlerdeki döviz kurları devam ettiği takdirde 2021 yılındaki 184 milyar dolar ihracat hedefimizin gerçekleşmesi imkânsız hale gelir, sayıları 100 bine ulaşan ihracatçılarımızdan bir bölümünün ticari faaliyetinin sona ermesine yol açabilir. Bunu hiçbirimiz arzu etmeyiz. İhracatçılarımızın rekabetçi olacağı bir döviz kurunu sağlayacak tek kurum da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası. Kalıcı fiyat istikrarını sağlamak Merkez Bankası’nın en önemli, asli görevidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın da döviz rezervleri ortada. Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini toparlayabileceği uygun bir ortam var. Merkez Bankası, açacağı ihalelerle dolar kurunu 7,35’in üzerine taşıyabilir. Bu durum, Türk ihracatçısına da nefes aldıracaktır. Merkez Bankası yönetiminin bu süreçte Türk ihracatçılarıyla bir araya gelmesini ve ihracatçıların sesine kulak vermesini bekliyoruz” diye konuştu.

    “Kararsız kur ihracatçımızın doğru fiyat vermesine engel oluyor”

    2020 yılında döviz kurlarının ihracatı olumsuz etkilemez, hatta destekler bir pozisyonda olduğunun altını çizen Eskinazi, “Bizim beklentimiz istikrarlı bir döviz kuru” diyerek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Döviz kurlarının aşırı dalgalandığı süreçte ‘kararsız kur’ ihracatçımızın doğru fiyat vermesine engel oluyor. Türkiye’nin ihracatında markalı ürünlerin payı az olduğu için ihraç ürünlerinin fiyat hareketlerinden çok daha sert etkileniyor.”

    “Merkez Bankası’nın ivedilikle döviz rezervlerini güçlendirmesi gerekiyor”

    Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Mevlüt Kaya da, “İhracatçı bırakın kar etmeyi, sermayesinden harcıyor. Kurdaki istikrarsızlık devam ederse 2000’li yıllardaki gibi yüksek faiz düşük kur kısır döngüsüne girilir” şeklinde konuştu. Kaya, şu ifadelere yer verdi:

    “Finansal istikrarı kaybettiğimiz an arkasından gelen etkileri gidermek uzun zaman alıyor. Bu olursa ihracat hedefimiz tutmaz. Merkez Bankası’nın ivedilikle döviz rezervlerini güçlendirmesi gerekiyor. Madencilik sektörü pandemi döneminde talep nazlıydı, ithalatçıların fiyat kırma taleplerine maden ihracatçılarımız döviz kurları elverdiği ölçüde cevap verdiler. Bugün döviz düşüp, maliyetler artınca pek çok maden ihracatçımız yüzde 15-20 zararına yükleme yapıyor. Bunun sürdürülebilir olması mümkün değil, altın yumurtlayan tavukların hayatını devam ettirebileceği bir döviz kuru bekliyoruz. Kurlardaki düşüşe ek olarak işçilik maliyetleri de artınca madencilik sektöründe firmalarımızın sermayeleri tükenmeye başladı. Bu sebeple de yeni yatırım yapmayı düşünen firmalarımız yatırımlarını askıya aldı.”

    “Yıllık ihracat hacmimiz 1.4 milyar dolar”

    Kuru meyve sektörünün ülke genelinde tamamına yakınının yerli girdilere dayalı olarak üretim yaparak net döviz kazandıran bir sektör olduğundan bahseden Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, şunları söyledi:

    “Yıllık ihracat hacmimiz 1.4 milyar dolar. Ağustos-eylül aylarındaki sezon başlangıcında o günkü mevcut ham madde fiyatlarını ve kur seviyelerini baz alarak ve döviz kurunda en fazla yüzde 3-5 düzeylerinde oynama olacağı varsayımı ile uzun vadeli ihracat bağlantılarını yaptık; ancak son aylarda 8.3’lerden 7.03’lere, yüzde 15’e varan oranda gerileyen dolar kuru sektörümüzün ihracatının sürdürülebilirliği noktasında firmalarımızı önemli ölçüde zorlar hale geldi. Rakip üretici ülkelerin, örneğin kuru üzümde rakibimiz olan Güney Afrika, Şili, Arjantin, Avustralya gibi ülkelerin para birimlerinde TL’de olduğu kadar bir değerlenme yaşanmaması rakip ülke ihracatçıları açısından bir avantaj haline gelirken, biz daha önceden verdiğimiz ihracat fiyatlarını tutturma ve devam ettirme noktasında zorlanır hale geldik. İthalatçı firmalara sezon ortasında fiyat artışı dayatması da mümkün olamamaktadır. Bunun sonucunda TL’de devam eden gerileme firmalarımızda kur kaynaklı zarar riskini ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle döviz kur seviyesinin ekonomik gelişmemizin ve kalkınmamızın temel kaynakları arasında yer alan ve pandemi döneminde önemi daha da ortaya çıkan ihracatın sürdürülebilirliği dikkate alınarak takibi yönünde bir politika izlenmesini bekliyoruz.”

    Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği Başkanı Yalçın Ertan ise demir çelik sektöründe Türkiye’nin ham madde açısından zengin bir ülke olmaması sebebiyle demir cevheri, hurda, kömür gibi girdilerin büyük bir kısmının ithal edildiğine değindi. Ertan, şu ifadelere yer verdi:

    “Hammadde fiyatının artması çok ciddi maliyet sorunu doğuruyor. Örneğin 15 Kasım-15 Ocak tarihleri arasında demir çelik sektöründe kullanılan hammadde fiyatları yüzde 50’den fazla artış gösterdi. Tüketimin yaklaşık 2/3’ünü ithal ettiğimiz hurda fiyatı ise USD 270.-/MT başlayıp USD 480.-/MT seviyelerine kadar artarak neredeyse kasım ayındaki mamul fiyatlarına yaklaştı. Yaşadığımız maliyet artışları toplam maliyetimize doğrudan etki yapıyor. Dolayısıyla böyle dönemlerde sürdürülebilir gelişim ve kârlılık oldukça olumsuz etkileniyor. Bizim sektörümüzde genellikle (ham madde tedariki ve mamul ihraç satışları) 3 aylık süreçte gerçekleşecek kontratlarla yapılır; satışlarımızı da buna göre yaparız. Hem dolar bazında yüksek fiyatla hem de yüksek kurla ithal edip üretime soktuğumuz ve kontratını yaptığımız ham maddeden elde ettiğimiz ürünleri şimdi daha düşük kur ile satmak durumunda kalmaktayız. Kurlardaki ani değişiklik ve faizdeki artış bilhassa İç piyasadaki talebi etkiliyor, ve başta inşaat sektörü olmak üzere birçok sektörde talep ve alımların ertelenmesine sebep olmaktadır.”

    “Öngörülen rakamların ihracat hedeflerini tutturmada faydası olacaktır”

    Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Zandar ise, “Deri sektörü pandemi döneminde en fazla zarar gören sektörlerden biriydi. Yüzde 30’a yakın hatta dünya deri ihracatında yüzde 25’e yakın düşüş var. 640’a yakın deri ihracatı yapan firma vardı 580’e düşmüş sayı. Kayıpları vermeye başladık. Sipariş kaybından ötürü ihracatı bırakmışlar. Kur zaten bizi 2020 yılında ayakta tutan tek faktördü. Enflasyon ve harcamalardaki artışlara baktığınızda zarar etmememizi sağladı. Kur artmamış olsaydı bizde kapatmış olurduk. Şu anki durum motivasyonumuzu kıracak. Zaten azalan ihracat hevesi daha da kaybolacaktır. Öngörülen rakamların ihracat hedeflerini tutturmada faydası olacaktır” dedi.

    “Yeni yılda da sektör olarak ülkemiz istihdamına katkı sağlamak istiyoruz”

    Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, “İhracatçı firmaların bilançolarının yabancı para ağırlığında olması nedeniyle, kurların düşmesi doğru orantılı olarak satış rakamlarımızı azalmakta; ancak sabit gider dediğimiz enerji giderleri ve işçilik giderlerini artırmaktadır. 2020 yılında pandemiye rağmen sadece imalat aşamasındaki istihdamımızı 10 bin artırarak 602 bin kişiye yükselttik. Yeni yılda da sektör olarak ülkemiz istihdamına katkı sağlamak istiyoruz. Artan işçilik ve enerji maliyetlerimize ilave olarak öngörülebilir olmaktan uzak döviz kurları nedeniyle gelirlerimizi hesaplamakta zorlanıyoruz. Pek çok firmamız pandeminin getirdiği zorlukların yanında 2021 yılında ciddi maliyet artışlarına da katlanmak durumda kalıyor. Bu şartlar altında 2020 yılında istihdama yaptığımız katkıyı tekrarlamamızın zor olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Terci, 2020 yılında pandemiye rağmen ihracatta güzel bir ivme kazandıklarını ifade ederek, “Yüzde 14 artışla 505 milyon dolar olarak kapattık. Bu ihracat artışının sürdürülebilir olması ve üyelerimizin ileriye dönük uzun vadeli planlama yapabilmeleri için döviz kurunun istkrarlı seyretmesi, büyük ve beklenmeyen ani değişikliklerin olmaması önemli” dedi.

    Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Cahit Doğan Yağcı, “İhracat girdilerinin yüksek olduğu yüksek kurlarla ithalatı yapılmış hammaddenin nasıl kayıplara yol açacağını tahmin ediyoruz. Merkez Bankası’nın özerkliği çok önemli” şeklinde konuştu.

    Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Davut Er ise şunları söyledi:

    “Özellikle iklim değişikliği nedeniyle rekoltenin de düşmesi sebebiyle zeytinyağı ihracatçımız, ürünü ihraç edemez duruma geldi. 1-31 Ocak arası 1 aylık ihracat rakamlarına baktığımızda zeytinyağı ihracatımızın tutar bazında yüzde 61 azaldığını görmekteyiz.”

  • Egeli ihracatçılardan “Merkez Bankası kura müdahale etsin” çağrısı

    Egeli ihracatçılardan “Merkez Bankası kura müdahale etsin” çağrısı

    “7,35 kırmızı çizgimiz. Kur 7,35’in altına indiği süreçte 184 milyar dolar ihracat hedefimiz, üretimimiz tehlikeye girer” diyen Egeli ihracatçılar, Merkez Bankasının döviz alım limitlerini artırarak piyasaya müdahale etmesini istiyor.

    Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, “Ülkede bu kadar kur değişiminin yaşanması fiyat istikrarsızlığı olduğu anlamına gelir” dedi. Eskinazi, “Bunu giderebilecek, çözebilecek tek kurum Merkez Bankası’dır” diyerek, “İhracatçılarımız Merkez Bankası yönetimiyle bir araya gelip görüşmeli, süreci değerlendirmeli ve hassasiyetleri aktarmalı. 2021’de dünya mal ticaretinde yüzde 8 artış bekleniyor. Dolayısıyla ihracat artışı için dünyada uygun bir zemin var. Dünya ihracatından daha fazla pay alabilmemiz için döviz kuruyla ihracatçının desteklendiği bir politikaya ihtiyacımız var. Döviz kurlarında istikrar ve sürdürülebilirlik sağlanırsa ihracatımız başarıyla devam eder” dedi.

    “Katma değerli ihracatın devamını sağlayacak döviz kuru bekliyoruz”

    Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep de, EİB üyelerinin 2020 yılında yüzde 4 artışla 5,1 milyar dolarlık tarım ürünleri ihraç ettiğini söyledi. Celep, “Katma değerli bir ihracat yapıyoruz. Döviz kuru bu ihracatın devamını sağlayacak seviyede olmalı. İhracatımızı, başarımızı destekleyen unsurlardan birisi rekabetçi döviz kuruydu. Yıllık hatta uzun yılları kapsayan, döviz kurunun belirli düzeylerde olacağı varsayımına dayalı ticari anlaşmalar yapıyoruz. Döviz kurlarındaki sert iniş ve çıkışlar bizi olumsuz etkiliyor. Zaman içerisinde döviz kurlarının dengelenmesini ümit ediyoruz. Elbette ki kurdaki artışın tek başına ihracat gelirlerini artırmada rolü yok. Ticaret savaşları, korumacılık önlemleri, kur manipülasyonları, dünyada yaşanan tüm gelişmeler Dolar/TL kurundaki dalgalanmayı tetikliyor. İhracatçılar olarak beklentimiz, döviz kurunun ihracatı olumsuz etkileyen unsurlar arasında yer almamasıdır” şeklinde konuştu.

    “İhracatçı yüksek faiz, düşük kur sarmalına girmesin”

    Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Mevlüt Kaya da, “İhracatçı yüksek faizle finansman sıkıntısı çekiyor. Döviz kurlarındaki düşüş nedeniyle toplam gelirlerde azalma yaşanıyor. Kurdaki istikrarsızlık devam ederse 2000’li yıllardaki gibi yüksek faiz düşük kur kısır döngüsüne girilir. Finansal istikrarı kaybettiğimiz an arkasından gelen etkileri gidermek uzun zaman alıyor. Bu olursa ihracat hedefimiz tutmaz. Merkez Bankası’nın ivedilikle döviz rezervlerini güçlendirmesi gerekiyor” diye konuştu.

    Pandeminin Türk madencilik ve doğal taş sektörünün en büyük ihraç pazarı Çin’de ortaya çıktığı için pandemiyi 2020 yılı ocak ayında diğer sektörlerden 3 ay önce yoğun bir şekilde hissettiklerini anlatan EMİB Başkanı Kaya sözlerini şöyle tamamladı:

    “Madencilik sektörü pandemi döneminde talep nazlıydı, ithalatçıların fiyat kırma taleplerine maden ihracatçılarımız döviz kurları elverdiği ölçüde cevap verdiler. Bugün döviz düşüp, maliyetler artınca pek çok maden ihracatçımız yüzde 15-20 zararına yükleme yapıyor. Bunun sürdürülebilir olması mümkün değil, altın yumurtlayan tavukların hayatını devam ettirebileceği bir döviz kuru bekliyoruz.”

    “Döviz kurlarının gerilemesi ürünlerimizin ucuza ihraç edilmesine neden oluyor”

    Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Cahit Doğan Yağcı ise 2021 yılına 7,43 TL seviyesinde giren dolar kurunun 5 Şubat 2021 tarihinde 7,05’e kadar gerilediğinden bahsetti. Yağcı, “Amerikan Doları, Türk Lirası karşısında yüzde 5 eridi. Bu koşullarda bize düşen siyasi gerginlikleri ortadan kaldıracak adımlar atmak. Hukuk ve adaleti tartışma konusu yapmadan, ekonomide istikrarı sağlamak odak noktamız olmalı. Pandemi nedeniyle bütün sektörler zaten sarsıldı. 2021 yılında bu devam etmemeli. Pandemiye rağmen EİB üyelerinin 2020 ihracatı 13 milyar doları aştı. Döviz kurlarının gerilemesi ürünlerimizin ucuza ihraç edilmesine neden oluyor. İhracat sektörü, Türkiye ekonomisinin pozitif büyüme beklentisini diri tutan önemli bir çıpadır.”

  • Egeli deri ve deri mamulleri ihracatçıları yeni pazarlara yelken açacak

    Egeli deri ve deri mamulleri ihracatçıları yeni pazarlara yelken açacak

    Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (EDDMİB), 2018 yılında Türkiye’ye 1.6 milyar dolardan fazla döviz kazandıran Deri ve Deri Mamulleri sektöründe daha fazla ihracat için çalışmalarını sürdürüyor. Geçtiğimiz yıl yeni yönetim kurulu ile birlikte göreve başlayan sektör temsilcilerinin de katkısı ile gelecek yıl yeni pazarlar hedefleniyor.

    Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (EDDMİB)’nin 2018 yılı olağan mali genel kurulunda konuşan Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Zandar, yeni yönetim olarak göreve geldiklerinden sonraki 1 yıllık dönemde ihracatı artırmak amacı ile birçok faaliyet gerçekleştirdiklerini ve bunun meyvelerini almaya başladıklarını belirtti.

    Zandar, “Alt sektörlere yönelik arama konferanslarından, sektörlerimizde verimlilik çalışmalarına kadar birçok faaliyette bulunduk. Yurt dışında ise ağustos ve şubat aylarında Moskova EuroShoes fuarlarına katıldık. Ocak ayında ise ExpoRivaSchuh Fuarı’nda yer aldık. 2019 yılında planladığımız deri konfeksiyon ve saraciye sektörlerine yönelik Ticaret heyetimizin ön çalışmasını başlattık ve Hollanda’ya bir ön heyet gönderdik. Güney Kore’ye gerçekleştirdiğimiz ziyaretin notlarını üyelerimiz ile paylaştık. İhracatımızı artırmak ve yeni pazarlar bulmak için çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor” şeklinde sözlerini sürdürdü.

    Sektörlerin taleplerine ve sorunlarına hızlı çözüm

    Geçtiğimiz yıl göreve geldikten sonra EDDMİB organizasyonu içerisinde sektörlere özel konulara eğilen, sorunları çözüme kavuşturmak için çalışan sektör temsilcilikleri oluşturulduğunu ifade eden Zandar, belirlenen temsilcilerin Ayakkabı, Deri Grubu, Konfeksiyon ve Saraciye olmak üzere dört ayrı sektörde faaliyet gösterdiğini belirtti. Zandar, böylece sektörlerin taleplerine ve sorunlarına daha hızlı çözüm bulduklarını dile getirdi.

    Deri konfeksiyon grubuna yönelik İzmir’de yerleşik olan firmalarımıza yerinde ziyaretlerde bulunulduğunu, taleplerin ve bilgileri güncellendiğini aktaran Zandar, önümüzdeki aylarda ayakkabı, saraciye ve tabakhanelere yönelik olarak faaliyetler düzenlenerek, tüm üyelere yerinde ziyaretler gerçekleştirileceğinin müjdesini verdi.

    Genel kurul toplantısının ardından Ayakkabı Sektör Temsilcilisi Erkan Onmuş, Deri Grubu Sektör Temsilcisi Mehmet Sepici, Konfeksiyon Sektör Temsilcilisi Selahattin Güven, Saraciye Sektör Temsilcisi ise Halil Gündoğdu kürsüye gelerek, toplantıya katılan Genel Kurul Delegeleri ve üyeleri dinledi, talepler ve beklentiler ile ilgili notlar aldı.

  • Egeli ihracatçılardan Çin Timi ile pazar atağı

    Çin pazarının Türkiye için en önemli potansiyel pazar olduğunu dile getiren Ticaret Bakanlığı Asya Pasifik Daire Başkanı Hakan Akgün, Türkiye’nin 2,9 milyar ihracat 20,7 milyar dolar ithalat yapıldığını ifade ederken, bünyelerinde Çin pazarına yoğunlaşacak Çin Timi ekibi kurduklarını belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi ise “Yaklaşık 18 milyar dolar dış ticaret açığı veriyoruz. Bu dış ticaret açığını kapatmak için Çin pazarına yoğunlaşmamız gerekiyor” dedi.

    Türkiye’nin ihracatı açısından büyük potansiyel taşıyan Çin pazarının sunduğu fırsatlar ile ilgili Egeli ihracatçılara yönelik ilkinin Şubat ayında düzenlenen ve Ege İhracatçılar Birliği (EİB) Çin Timi tarafından organize edilen “Hedef Pazar: Çin” Seminerler serinin ikincisi gerçekleşti.

    “Dış ticaret açığını Çin pazarıyla kapatabiliriz”

    Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Ege İhracatçılar Birliği (EİB) Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, ülke olarak dış ticaret açığını kapatmak için Çin pazarına yoğunlaşmaları gerektiğinin altını çizdi. Eskinazi, “Çin, Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında 17. Sırada. 2018 yılında 2,9 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. Aynı dönemde Ege İhracatçı Birlikleri üyelerinin Çin’e ihracatı ise; 295 milyon dolar oldu. Çin’den yaptığımız ithalatımız ise; 20,8 milyar dolar seviyesinde. Yaklaşık 18 milyar dolar dış ticaret açığı veriyoruz. Bu dış ticaret açığını kapatmak için Çin pazarına yoğunlaşmamız gerekiyor” dedi.

    “Çin Timi kurduk”

    Çin özelinde bir Çin Timi kurduklarını ifade eden Eskinazi, “Mart ayı içerisinde Birliğimiz bünyesinde bir ‘Çin Timi’ kurduk. 2019 yılı boyuncaolarakbu ekip mesailerinin önemli bir bölümünü Çin pazarına yönelik etkinliklerin planlanması için harcayacaklar. Birliklerimizce 3 yıldır yürütülen “Türk Gıda Ürünlerinin Japonya ve Güney Kore Pazarlarında Tanıtılmasına Yönelik Turquality Projesi”ne 2019 yılında Çin’i eklemek istiyoruz. Bu amaçla, Ticaret Bakanlığı’na başvuruda bulunduk. Dünya’nın en büyük ve alım gücü son yıllarda sürekli artan Çin Pazarı ile ilgili Pazar araştırması yaptırılması bir diğer projemiz. Ege İhracatçı Birlikleri olarak etkinliklerimizin daha sağlıklı şekilde yürütülmesi, daha etkin tanıtımlar yapılması ve daha iyi bağlantılar kurulabilmesi için Çin’de Türk Ticaret Merkezi gibi bir yapının içinde Ticaret Bakanlığı desteği ile ofis açmak düşüncemiz var. İçinde bulunduğumuz 2019 yılında Çin’e yönelik iki ya da üç adet ticaret ve alım heyeti organize etmek istiyoruz. Aynı zamanda Kasım ayında organize edilecek Çin İthalat Fuarına Egebirlik olarak info stant ile katılım sağlayacağız. 29 Nisan-7 Ekim 2019 tarihlerinde gerçekleştirilecek EXPO Pekin 2019 Botanik fuarında ise başta kuru meyve, zeytinyağı ve odun dışı orman ürünleri olmak üzere bölgemiz ürünlerinin etkin bir şekilde tanıtımını yapmayı ve 6 ay sürecek fuarda ayrıca bir “ Ege Haftası” organize etmeyi planlamaktayız”

    değerlendirmesinde bulundu.

    “Çin Pazarlama Anonim Şirketi kurmak istiyoruz”

    İhracatı artırmak için Ege Birlik olarak Çin Pazarlama Anonim Şirketi kurmak istediklerini dile getiren Eskinazi, “Ege Bölgesi’nin verimli topraklarında yetişen zeytin, zeytinyağı, yaş meyve sebze, kuru meyve, su ürünleri ve hayvansal mamuller, hububat, bakliyat, baharat ve birçok lezzetin Çinli dostlarımızca çok beğenileceğine inanıyoruz. Bu ürünlerimizin Çin’de daha etkin olarak tanıtımının yapılması için Çin’de yoğun olarak kullanılan wechat, weibo gibi platformlarda sosyal medya hesapları oluşturup bunları güncel bir şekilde kullanmak istiyoruz. Aynı şekilde e-ticaret platformlarında da bölgemiz ürünlerinin yer alması için çalışacağız. Ege birlik olarak 2019 yılı içerisinde bölgemizden Çin’e yapılan ihracatı artırmak için talep edecek Birliklerimiz ve firmalarımızın ortağı olacağı bir “Çin Pazarlama A.Ş.” kurmak istiyoruz. Bu şekilde Çin tarafı ile tek elden iletişime geçilmesi, pazarlama giderlerinin paylaşılarak, etkin kullanılması, toplu navlun kullanımı dolayısıyla maliyet avantajı yakalayacağımızı düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Çin’in tüketim potansiyelini kaçırmamalıyız”

    Ticaret Bakanlığı Asya Pasifik Başkanı Hakan Akgün ise alım gücü sürekli değişen ve gelişen Çin’in tüketim potansiyelinden Türkiye’nin özellikle tarımda yapacağı ihracat ile büyük bir pay alabileceğini söyledi. Türkiye’nin son 10 yılda Çin’e olan ihracatının 3 kat arttığını belirten Akgün, “Çin dünyanın bir numaralı ihracatçısı. Gittikçe büyüyen, alım gücü ve artan nüfusuyla tüketimi günden güne artan bir ülke. Ülkemizin tarım sektörünün Çin ile çok ciddi şekilde ticaret yapabilecek adres olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin Çin ile ithalatta bir daralma söz konusu. Açıkçası Çin aldığı için biz satmış oluyoruz. Çin’in var olan bu potansiyelden ne yazık ki yararlanmamışız. Atılması gereken adımlarımız var. Çin’de iş yapmak için Çin kültürünü öğrenmek, ona göre hareket ve ticaret yapmak gerekiyor. Kültürleri bizim Akdeniz kültüründen çok daha farklı, buna göre adımlar atmalıyız. Temelde hala adım atmadığımız çok ciddi bir potansiyel var, bu eşiği aşarsak bu potansiyelden çok daha fazla yararlanabiliriz. Tarım sektörü içim Çin çok ciddi bir potansiyel. Üst düzey temaslarımızda bütün bu görüşmelerimizi yapıyoruz. Sürekli bu konuları canlı olarak süreci hızlandırmak adına daha yakından takip ediyoruz. Kiraz ve süt ile ilgili süreçler tamamlandı. İlk kiraz sevkiyatı yapıldı. Belirli şartlar var bu şartları biraz daha düzenlemeliyiz. Bunun yasal alt yapısı için süreçleri yakından takip ediyoruz. Asya ülkeleri bu konuda çok hassas. Tarım ve süt tesislerini yerinde inceliyorlar. Bu konuda çok hassaslar. Bu süreçler sağlıklı bir şekilde tamamlandığında ihracatımız artacaktır. Son 10 yılda Çin ile ihracatımızı 3 kat arttırdık. Kısacası bu gittikçe artan bir sarmal” şeklinde konuştu.

  • Egeli bilim insanları atık tuğla tozundan bağlayıcı ürün geliştirdi

    Ege Üniversitesi (EÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özge Andiç Çakır ile araştırma ekibi, özellikle inşaat sektöründe kullanılması amacıyla atık tuğla tozundan geopolimer bağlayıcı esaslı yapı malzemesi geliştirdi. Çimentoya alternatif olarak geliştirilen ve çevreci bir yapıya sahip yapı malzemesiyle ilgili patent alan ekibi tebrik eden EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, iş insanlarına ürünün ticarileşmesi için çağrıda bulundu.

    Çevreci yapı malzemeleri üzerine yaptığı bilimsel çalışmalarla adından sıkça söz ettiren EÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özge Andiç Çakır, araştırma ekibiyle yeni bir ürün geliştirerek patentini aldı. Araştırma ekibini ziyaret ederek kutlayan EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, çalışmalar hakkında bilgi aldı. Araştırma ekibinin, tuğla üretimi yapan firmalarla işbirliği içinde gerçekleştirdikleri TÜBİTAK destekli projeleri neticesinde patent aldığını hatırlatan Rektör Budak, “Patentin temel içeriği inşaat sektöründe çimentoya alternatif çevreci bir hammadde üretimidir. Yapı malzemesinin esasen kaynağı tuğla fabrikalarının atıkları, bununla birlikte farklı fabrikaların da atıkları kullanılabiliyor. Hem çevreci bir malzeme hem de atıkların değerlendirilmesi anlamında önemli bir çalışma. Hocalarımızı Ege Üniversitesi olarak tebrik ediyor, her zaman yanlarında olduğumuzu bir kez daha söylemek istiyorum. Malzemenin ticarileşmesi için de yerli iş insanlarımıza çağrıda bulunuyor, üniversitemize davet ediyoruz. Firmalarımız bir an önce üretimini devreye sokarsa ülkemizin ekonomisine de ciddi katkı sunar” dedi.

    Geliştirdikleri ürünün inşaat sektöründe kullanılmak üzere çeşitli yapı malzemeleri için bağlayıcı özellikte ve çimentoya alternatif olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Çakır şöyle konuştu:

    “Geliştirdiğimiz geopolimer bağlayıcı esaslı yapı malzemesini inşaat sektöründe kullanmayı hedefliyoruz. Ürünümüzü çeşitli atıklardan üretebildiğimiz gibi aslında patent konusu olan tuğla tozuyla da meydana getirebiliyoruz. Çimento yerine kullanabiliyoruz ve atıklarla üretildiği için tamamen çevreye duyarlı, karbondioksit emisyonlarını oldukça düşüren bir bağlayıcı. Aldığımız patenti aslında çok farklı ürünlerde de kullanabiliriz, örneğin bazı firmalarla görüşmeler yaptığımızda izolasyon sıvası, yer karosu gibi ürünlerde de oldukça başarılı kullanım alanları olabileceğini gördük. Ürünümüzde kesinlikle çimento kullanılmıyor, bazı kimyasallarla atık malzemeleri aktive ederek bağlayıcı hale getiriyoruz ve çimento yerine kullanıyoruz.”

    Kimyasala ve yüksek ısıya dayanaklı

    Söz konusu ürünün tuğla ve kiremit atıklarının öğüterek elde edildiğini ve bu nedenle atık değerlendirilmesi anlamında da fayda sağlayacağını vurgulayan Doç. Dr. Çakır, “Çevresel etkinin yanı sıra kimyasallara, yüksek sıcaklıklara dayanıklı olması ve yine bu bağlayıcı ürün anlamında izolasyon ürünlerinde de tercih edilmesi gibi avantajları da var. Çok farklı atıklarla üretebiliyoruz. Tuğla bunun patentli kısmıydı. Örneğin demir çelik endüstrisi atıklarından veya uçucu kül diye tabir ettiğimiz termik santrallerin atıklarından da bu tür bağlayıcılar üretmek mümkün. Kendi yörelerine, kendi ihtiyaçlarına ve kendi fizibilite imkanlarına göre farklı atıklardan da bağlayıcı üretmek mümkün. Bu konularda da Ar-Ge ve ürün geliştirmeye açığız” diye konuştu.

    Çimentoya alternatif olarak geliştirilen ve çevreci bir yapıya sahip yapı malzeme Doç. Dr. Özge Andiç Çakır, Prof. Dr. Kambiz Ramyar ve Arş. Gör. Dr. Murat Tuyan tarafından sektöre kazandırıldı.