Etiket: Efsanesi

  • Göztepe efsanesi Nevzat Güzelırmak vefat etti

    Göztepe efsanesi Nevzat Güzelırmak vefat etti

    Göztepe’nin efsane isimlerinden ve A Milli Takım’da uzun yıllar forma giyen Nevzat Güzelırmak hayatını kaybetti.

    Göztepe’nin efsane isimlerinden olan, 1959-1976 yılları arasında İzmir ekibinin formasını giyen ve ardından futbolu bırakan Nevzat Güzelırmak 78 yaşında hayatını kaybetti. Göztepe Kulübü, Güzelırmak için sosyal medya hesabından “Türk futbolunun ve kulübümüzün değerli ismi, efsane futbolcumuz Nevzat Güzelırmak’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz” ifadelerini kullanırken, Türkiye Futbol Federasyonu da taziye mesajı yayımladı. A Milli Takım formasını uzun yıllar terleten Güzelaydın için yayımlanan mesajda şu ifadeler kullanıldı:

    “A Milli Takımımızın eski futbolcusu, uzun yıllar formasını giydiği Göztepe başta olmak üzere bir çok takımda teknik direktörlük yapan Nevzat Güzelırmak’ın vefat ettiğini derin bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyoruz.

    Türk futboluna değerli katkılarda bulunan merhum Nevzat Güzelırmak’a Allah’tan rahmet; ailesi, yakınları, Göztepe Kulübü ve spor camiasına başsağlığı dileriz.”

    Futbol hayatı boyunca Göztepe forması giyen Nevzat Güzelırmak, Göztepe’nin Fuar Şehirleri Kupası’nda yarı final oynayan kadrosunda da yer alırken, 18 kez de A Milli Takım forması giymişti. Futbol oynadığı dönemlerde oyun stili sebebiyle ’İngiliz’ lakabını alan Nevzat Güzelırmak, teknik direktörlük kariyerinde ise Göztepe, Antalyaspor, Boluspor, Denizlispor, Afyonspor, Konyaspor, Bursaspor, Altay, Karşıyaka, Sarıyer, Aydınspor, Adana Demirspor ve Kuşadasıspor’da görev aldı.

  • “Lokman Hekim ve Şahmaran Efsanesi” yine sahnede

    Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, yeni sezonda da gençlik oyunu Lokman Hekim ve Şahmaran Efsanesi’ni ücretsiz sahneye taşıdı. Turgut Bağır’ın yazıp, yönettiği oyunu Adanalı tiyatroseverler keyifle izledi.

    Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda iki yıldır sahnelenen Lokman Hekim ve Şahraman Efsanesi adlı oyunu yeni sezonda da Adanalılarla buluşturdu. Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro ve Oyunculuk Anasanat Dalı Öğretim Görevlisi Turgut Bağır’ın yazıp, yönettiği oyun için Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nu dolduran tiyatroseverler yine heyecan dolu, keyifli bir akşam yaşadı.

    Renkli kostümleri ve sahne dekoruyla büyülü bir yolculuğu çıkaran Lokman Hekim ve Şahmaran Efsanesi’nde deneyimli oyuncular Engin Yüksel, Merve Giritlioğlu Yeşil, Tufan Naharcı, Semih Yeşil, Kemal Burak Alper, Feridun Yıldırım, İlter Şen, Orhan Kuşçu, Kurtuluş Bilgilioğul, Gizem Gülüş Koçoğlu, Haydar Şahin, Ahmethan Çelebi, Tekin Çetin ve rol aldı.

    Ortaokul ve lise öğrencileri yaş gurubuna yönelik bir gençlik oyunu olarak hazırlanan eserde asırlar boyu Çukurova’da dilden dile anlatılan efsane yansıtıldı. Oyunda, halkını düşünmeyen, bencil ve doyumsuz bir kral; salgın hastalığın elinde kırılan çaresiz, bitkin bir halk; bu hastalığa çare aramak üzere yollara düşüp, dağ bayır gezerek şifa olacak bitkiler arayan bir hekim (Lokman) ve insanoğlunun zulmünden kaçıp yeraltındaki sığınağında yaşadığı halde, insanlığa yararlı olmaya çalışan yılanlar şahı Şahmaran’ın birbiriyle kesişen hüzünlü ve trajik öyküsü, şiirsel bir dille anlatılıyor.

    Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sanatçıları, Lokman Hekim ve Şahmaran Efsanesi adlı oyunu 17 ve 21 Kasım’da saat 19.00’da ücretsiz sahnelemeyi sürdürecek. Temsiller Aralık ayında da devam edecek.

  • Yalova’nın efsanesi roman oldu

    Yalova’nın Termal ilçesinde “üç azize” efsanesi, Hatice Üzgül’ün kaleme aldığı “Sihri Su” adlı romana konu oldu.

    Termal, Roma döneminden beri her zaman cazibe merkezi. Termal, su kaynaklarının yanı sıra efsanelerinin zenginliği ile de öne çıkıyor. Bu efsanelerden biri olan “üç azize” ise roman oldu. Efsaneye göre, Termal’de yaşadığı dile getirilen Menedora, Metredora ve Nymphodora adlı üç azize, Termal hamamları civarındaki tepelerden birine çekilerek burada ibadetle meşgul oldular. Buraya gelen hastaları sıcak sularla tedavi uygulayarak sağlıklarına kavuşturdular. Ancak bu durumdan rahatsız olan Bizans valisi Fronto, üç azizeyi 4. yüzyılın ilk yarısında idam ettirdi. O günden sonra da üç azize, üç kız kardeşler olarak adlandırılmaya başlandı.

    Bu efsane, Hatice Üzgül’ün kaleme aldığı “Sihri Su” adlı romanda hayat buldu. Termal Belediyesi tarafından finanse edilen kitap “Giz Kitap” tarafından yayımlandı. Hatice Üzgül, “Bir yöreyi vatan yapan, tarihi, dokusu ve yapısı olduğu kadar inançları ve manevi yönüdür de. Bölgelerin efsaneleri, o bölge hakkında en az tarihi kadar bilgi verir. Doğa beden, tarih kök, yerleşke kıyafet, dini inanç ruh ise efsaneler de oranın hayal gücü ve rüyalarıdır. Sihri Su romanı Termal’in tarihi sularının efsanesidir. Bölgede yaşamış olan Üç Azizeler üzerinden Hristiyanlık tarihini, Derviş Bineva üzerinden bölgenin İslamlaşmasını anlatırken bunu bir tarihi roman olarak yapmaz bir masal dinletir gibi sizi uzaklara götürür. Kaplıca sularının ab-ı hayatla bağlantısı, maneviyatın gücü ile bezenmiş bir efsaneyi sunarken hem Yalova’yı, hem Termal’i, hem de kaplıca sularını Tüm Türkiye’ye tanıtmayı hedeflemektedir” dedi.

    Termal Belediye Başkanı İsmail Atik ise, “Termal’in sahip olduğu tarihi zenginliklerin bir parçası olan efsanelerimizin ortaya çıkartılması ve daha geniş kitlelere ulaştırılması önemsediğimiz bir durumdur. Üç azize efsanesinin yer aldığı bu değerli eseri destekledik. Bu kitap sayesinde 3 azize efsanemizi ülkemizin her yerine yaymak istiyoruz” diye konuştu.

  • Barut: “Çukobirlik efsanesi yok edilmesin”

    CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Mersin yolu üzerindeki 550 dönümlük arazi, fabrika, gayrimenkul ve makine satışıyla gündeme gelen Çukobirlik’in yok edilmemesini istedi.

    Barut, yaptığı açıklamada, Çukurova Pamuk, Yerfıstığı ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nin (Çukobirlik) içinde biyodizel tesisi ve yağ fabrikasının da bulunduğu yaklaşık 550 dönümlük arazisi, fabrikası, gayrimenkulleri, makine, demirbaş ve teçhizatlarının satışa çıkarılmasına tepki gösterdi.

    Çukobirlik’in Çukurova Bölgesi’nde pamuk üreticilerinin ürünlerini değerlendirmek ve üreticiye destek sağlamak amacı ile kurulduğunu anımsatan Barut, şöyle devam etti:

    “Çukobirlik, 15 Ekim 1940 tarihinde 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Yasası’na göre Adana, Ceyhan ve Tarsus Tarım Satış Kooperatifleri’nin bir araya gelerek 275 ortakla oluşturdukları bir Kooperatifler Birliği’dir. Kuruluşundan sonra büyümesini sürdüren Çukobirlik, 30 Nisan 1985 tarihinde yürürlüğe giren 3186 sayılı yasaya göre yeniden yapılandı ve merkezi Mersin’de bulunan Yerfıstığı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ile birleştirildi. Çukobirlik Mardin ve Diyarbakır’dan Mersin’e, Adıyaman ve Kahramanmaraş’tan Hatay ve Osmaniye’ye çok sayıda il ve onlarca ilçede tesisleri ve 34 Kooperatifi ile yaklaşık 40 bin üretici ortağına hizmet veriyor. Binlerce kişiyi istihdam eden, 6 sawgın, 5 rollergin prese işletmesi, yağ, boya, dokuma, iplik fabrikaları ve biyodizel tesisleri bulunan Çukobirlik, ekimden satıma kadar her aşamada üretici ortaklarına hizmet vermeyi amaçlıyordu. Çukobirlik ortaklarının pamuğunu, soyasını, ayçiçeğini, kanolasını satın alarak onları serbest piyasa koşullarında haksız rekabetten koruyup aynı zamanda zirai ilaç, küspe, zirai gübre ve tohumluk gibi destek sağlıyordu. Ortadoğu ve Balkanların en büyük entegre tesislerine sahip Çukobirlik yıllar içerisinde yok edilmeye, ortadan kaldırılmaya çalışıldı.”

    Tüm dünyanın Çukurova’yı bereketli toprakları ve beyaz altın olarak anılan pamuğuyla tanıdığını aktaran CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, şöyle konuştu:

    “Pamuk, bereketli topraklara zenginlik getirmiş ve çok önemli bir değer kazandırmıştı. Tarımsal sanayinin çok önemli bir parçası olan pamuk sayesinde, esnafından işçisine, çiftçisinden sanayicisine herkes kazanç sağlamış, kent ve ülke ekonomisi kalkınmış, toplumun refah düzeyi ciddi biçimde yükselmişti. Pamuk yüzünden kurulan Çukobirlik, üreticilerin yüzünü güldüren, kent ve ülke ekonomisine çok önemli katkı koyan, 6 bini aşkın kişiye ekmek kapısı olan önemli bir kuruluştu. Zaman içerisinde Çukobirlik üretim tesislerinin kapanması ile üreticinin ürettiği pamuk gittikçe azaldı. Bir zamanlar 300-400 bin hektara pamuk ekilen bölgede ne yazık ki yüksek üretim maliyeletleri ve yanlış tarım politikaları sonucu pamuk ekimi neredeyse bitme noktasına geldi.”

    Çukobirlik’in 10 Eylül’de yaklaşık 550 dönümlük arazi, fabrika, tesis, makine ve teçhizat satışı için ihaleye çıktığını bildiren Barut, “Satış için her yıl 10 milyon liralık Destekleme Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) borcu gerekçe gösteriliyor. Borçların ödenmesi için kaynak bulunamadığı söyleniyor. Bu satış gerçekleşirse eğer Çukobirlik, Adana, ülkemiz ve üreticilerimiz böylelikle çok önemli bir kayıp daha yaşayacak. Türkiye’nin değişik bölgelerindeki Fiskobirlik, Pankobirlik ve Tariş gibi birlikler yaşatılırken, ülkemiz tarımsal üretim ve sanayisinin simgelerinden Çukobirlik neredeyse yok ediliyor. Bu durumu kabul etmek mümkün değil” diye konuştu.

    Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin hepsinde tarımsal üretim ve çiftçilerin yeterince desteklendiğini vurgulayan Ayhan Barut, şunları kaydetti:

    “Ülkemizde ne yazık ki bu durum geçerli değil. Çiftçiler yetersiz desteklemelere ve yüksek üretim maliyetine, hatta yanlış tarım politikalarına rağmen üretim yapmaya çalışıyor. Mutlaka tarım politikası değiştirilmeli, iyi bir planlama yapılmalı, yüksek girdi maliyetlerine çözüm bulunmalı ve üretici yeterince desteklenmeli. İşte bu noktada Çukobirlik, kooperatifçilik yapmayı sürdürmeli, nitelikli tohum üretme tesislerini açıp üreticilere gübre tesisleriyle destek olmalı. Yağ fabrikasını açmalı, tarımsal sanayi üretimini güçlendirmeli, üreticilere nefes vermeli, ülke ve kent ekonomisine katkı sunmalıdır. Çukobirlik’in yaşadığı ekonomik kriz ve çıkmazlar, arsa, gayrimenkul, tesis, makine ve teçhizat satarak giderilemez. Stratejik önemdeki Çukobirlik’in işlevini yerine getirmesi için devlet eliyle adım atılmalıdır. Bu sorunun çözümü için öncelikle devletin ve hükümetin harekete geçmesi ardından, kent bileşenlerinin de ortak bir akıl etrafında buluşması gerekir. Daha çok üretim ve akılcı yönetim anlayışıyla Çukurobirlik efsanesi yeniden hayat bulabilir. Bu çerçevede üzerimize düşen sorumluluğun bilincindeyiz ve herkesi Çukobilirlik’e sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

  • Türk sinemasının efsanesi Sadri Alışık ölüm yıl dönümünde mezarı başında anıldı

    Türk sinemasında derin iz bırakan Sadri Alışık, ölümünün 23. yıl dönümünde mezarı başında anıldı.

    Komedi ve dram alanlarındaki başarılı oyunculuğu ile göz dolduran ve hafızalara kazınan karakterleri canlandıran Sadri Alışık için Zincirlikuyu’da bulunan mezarı başında anma töreni düzenlendi. Törene başta Sadri Alışık’ın oğlu Kerem Alışık olmak üzere yakınları, sanatçı arkadaşları ve sevenleri katıldı. Törende Kur’an-ı Kerim okunarak, dualar edildi. Senarist, yönetmen ve yazar Sefa Önal, Sadri Alışık ile olan arkadaşlığı ve anılarını anlattı.

    Törenin ardından açıklama yapan Kerem Alışık, babasına olan özlemini dile getirdi. Sadri Alışık’ı “halk” olarak nitelendiren Kerem Alışık, “Çok özlüyorum, çok özlüyoruz. Söyleyeceklerim bu kadar, derin, net ve kısa. Allah her şeyin çaresini, sabrını veriyor ama özlem duygusuna karşı biraz çaresiziz. Sesini, soluğunu, merhametini özlüyoruz. Duamızı, sevdamızı, vefamızı, çabamızı, sevgimizi kalbimizden ayırmadan başımızda taşımaya gayret ediyoruz. Sadri Alışık Türk sineması, Türk sanatı için çok önemli bir değer. Bence Sadri Alışık halktır, sinemadır” dedi.