Etiket: Ediyoruz”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Münbiç’i komuta kadrosuyla istişare ediyoruz. Ama Münbiç’e ihtiyaç var mı derseniz, evet var”

    Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afrin operasyonundan sonra sıranın Münbiç’e geldiğini belirterek, “Münbiç’i komuta kadrosuyla istişare ediyoruz. Ama Münbiç’e ihtiyaç var mı derseniz, evet var” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Durugöl Spor Salonunda düzenlenen Ordu 6. Olağan İl Kongresi’ne katılarak partililere hitap etti. Partilileri selamlayan Erdoğan, Ordu’ya hava muhalefeti sebebiyle 3 saat gecikmeli geldiklerini belirterek, “Kusura bakmayın, elimizde olmayan sebeplerle gecikmeli olarak huzurunuza geldim. Zira hep söylüyoruz ya ’Kaderin üstünde bir kader vardır.’ İstediğiniz kadar planınızı yapın ama sizin planınız çalışmıyor, hakim plan çalışıyor. Şimdi de öyle oldu” diyerek sözlerine başladı.

    Olumsuz hava koşulları nedeniyle uçağın Ordu’ya inememesinin ardından Samsun’a gitme kararı aldıklarını söyleyen Erdoğan, “Bir taraftan karadan gelmeyi düşündük fakat karadan da 150 kilometre yol var. Bunlar da tabii bayağı uzatacak. En sonunda tekrar döndük ve helikopterle geldik. Hakkınızı helal edin ama aslolan sizlerle buluşmaktı, elhamdülillah buluştuk” diye konuştu.

    Salondaki partilileri selamlayan Erdoğan, “Buradan, bu muhteşem salondan ama muhteşem salon derken katılımı söylüyorum, salonun kendisi muhteşem değil. O da bizim maalesef gecikmemiz. Ordu’ya layık olduğu salonu, yakışanı yapmamız lazım” ifadesini kullandı.

    Ordu’nun ilçelerindeki ve mahallelerindeki vatandaşlara selamlarını ileterek, yaklaşık 1 yıllık bir hasretin ardından bu kez AK Parti 6. Olağan Kongresi için Ordulularla bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu dile getiren Erdoğan, konuşmasında özetle şunları söyledi:

    “Ordu’ya en son 16 Nisan halk oylamasından üç gün önce gelmiş, o gün Cumhuriyet Meydanı’nı hınca hınç dolduran kardeşlerimden bir söz almıştım. Sizlerden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine ’evet’ diyerek, ülkemizin önünde yeni bir yol açmanızı istemiştim. Sizlerden milletvekili borsalarının kurulduğu, manşetlerin siyasete yön verdiği o utanç günlerini tamamen rafa kaldıracak yeni sisteme sahip çıkmanızı talep etmiştik. Türkiye’de vesayet heveslerini kursaklarda bırakacak, istikrarsızlığı, kaosu, belirsizliği topyekun bitirecek o kritik oylamada, Ordulu kardeşlerimizin desteğine müracaat etmiştik. Hep olduğu gibi 16 Nisan’da Ordu bizi yalnız bırakmadı. Ordu bir kez daha kadirşinaslığını gösterdi. Ordu yüzde 62 gibi Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir oy oranıyla 16 Nisan’da bir kez daha demokrasinin, milli iradenin şehri olduğunu ispat etti. Ordulu kardeşlerim sadece bununla da kalmadı, 4 ilçelerinde yüzde 80’in üzerinde oy oranlarıyla Türkiye genelinde ilk 100’e girdi. Desteklerinden, ahde vefalarından, dayanışmalarından dolayı Ordulu kardeşlerime teşekkürlerimi iletiyorum. Özellikle Türkiye’de ilk 100’e giren Çaybaşı, Korgan, Çatalpınar ve Kumru ilçelerimize en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Rabbim her birinizden razı olsun. Rabbim muhabbetimizi, yol arkadaşlığımızı daim eylesin.”

    “2019 seçimleri çok önemli”

    2019 yılında yapılacak seçimlerin büyük önem taşıdığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzde 2019 seçimleri var. Türkiye 2019’da siyasi tarihinin en önemli, en kritik iki seçimine sahne olacak. Önce Mart ayında mahalli idareler, yerel seçim yapacağız ardından Kasım ayında milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimini yapacağız. 16 Nisan’daki tempomuzu artırarak 2019’daki bu seçim maratonunda da bayrağı açık ara göğüslemenizi özellikle sizlerden istiyorum. Buna hazır mıyız? Tüm dünya sizi izliyor, sizi takip ediyor, ’Bakalım bunlar martta ne yapacak, kasımda ne yapacak.’ Evelallah Mart’ta da Kasım’da da dünyayı şaşırtacak neticeleri sandıklardan alacağız” diye konuştu.

    “Münbiç’i komuta kadrosuyla istişare yapıyoruz”

    Bu sırada salondaki partililerin “Reis bizi Münbiç’e götür” sloganına Erdoğan, “Bunları komuta kadrosuyla görüşerek, istişare ederek yapıyoruz. Ayaküstü yaparsak olmaz. Değerlendirmelerimizi yapıyoruz, diyorum ki ’Münbiç’e ihtiyaç var mı, yok mu?’ Eğer ’var’ derlerse önce ben, sonra sizleri yanıma alıp beraber gideceğiz. Çünkü beraber yürüdük biz bu yollarda. Beraber ıslandık yağan yağmurda. Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda bana her şey Ordu’yu hatırlatıyor. Böyle yürüyeceğiz” karşılığını verdi.

    Erdoğan, şunları söyledi: “Biz dostlarımıza güven, hasımlarımıza çekidüzen verecek bir neticeye bu seçimlerde ulaşmak mecburiyetindeyiz. Çünkü her iki seçimde elde edeceğimiz başarıyla o hani eski Türkiye defteri vardı ya o defteri kapatacak artık tamamen geleceğe odaklanacağız. Böylece 2023 hedeflerimize ulaşma yolunda önümüzdeki bu iki imtihanı başarıyla vermek durumundayız. Ardından bir başka şey geliyor, Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri yapmak için bütün gücümüzü seferber edeceğiz. Biz ilk 10’a girmeye hazırız. İnancımız var, imanımız var. Ordu’yu bu süreçte de çok önemli görevler bekliyor. Ülkemiz ve geleceğimiz adına sizlerin tekrar inisiyatif alması gerekiyor. Sizlerden büyük ve güçlü Türkiye’nin kuruluşuna omuz vermenizi istiyorum.”

  • Kalkınma Bakanı Elvan: “Güvenlik tesis edilince Suriyelilerin ülkelerine dönmesini arzu ediyoruz”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Türkiye’nin terör örgütlerine karşı dünyada eşi benzeri görülmeyen bir mücadele sergilediğini belirterek, güvenlik tesis edilince Suriyelilerin ülkelerine geri dönmesini arzu ettiklerini söyledi.

    Zeytin Dalı Harekatı’nda teröristlerce şehit edilen Piyade Uzman Çavuş Şükrü Ünlü’nün, Karaman’ın Ermenek ilçesine bağlı Kazancı beldesi Çatalbadem köyündeki cenaze törenine katılan Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan şehit ailesini telefonla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştürdü. Burada basın mensuplarına açıklamada bulunan Bakan Elvan, Türkiye’nin terörle mücadelesine değindi.

    Bakan Elvan, “Terörün hangi türü olursa olsun, nereden gelirse gelsin bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri olarak hep karşı durduk ve terör örgütlerine karşı büyük bir mücadele sergiledik. Dünyada eşi benzeri görülmeyen bir mücadele sergiledik. Hem PKK-PYD terör örgütüne hem DEAŞ terör örgütüne ki, 3 binin üzerinde DEAŞ mensubu etkisiz hale getirildi. Bugün 10 binin üzerinde DEAŞ mensubu tutuklu durumda. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti kadar DEAŞ terör örgütüne ve diğer terör örgütlerine karşı mücadele eden başka da bir ülke yok. Ama maalesef bazı ülkeler Suriye’de, Irak’ta kendi çıkarları doğrultusunda bir takım terör örgütlerini kullanarak terörle mücadele ettiklerini ifade ediyorlar. Tüm dünya bunu görüyor. Eğer terörle mücadele edilecekse tüm terör örgütleriyle mücadele sürmeli. Terör örgütünün adı sanı ne olursa olsun ama maalesef bir terör örgütüne karşı başka bir terör örgütüne görev verip bir anlamda vekalet savaşı yürütmek ve o bölgede kendi çıkarlarını muhafaza etmek anlayışı doğru bir yaklaşım değil. Biz şuna inanıyoruz, eninde sonunda terör örgütlerine destek verenler hata yaptıklarını anlayacaktır. Terör örgütlerine destek vererek ne Suriye’de ne de Irak’ta barışı ve huzuru temin edemezsiniz ancak ülke olarak mücadele ederseniz başarılı olabilirsiniz ki, Türkiye bunu yapıyor. Bakın sınırımızda bir terör koridoru oluşturmak istiyorlar. Biz kim ne derse desin kim ne söylerse söylesin kararlılıkla mücadelemize devam edeceğiz. Kesinlikle ve kesinlikle bir terör koridoru oluşmasına izin vermeyeceğiz. A ülkesi şunu söylemiş B ülkesi şunu söylemiş bizim için hiç önemli değil. Bizim için önemli olan vatanımızın milletimizin bütünlüğü, güvenliği ve ülkemizin bekası. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.

    “Güvenlik tesis edilince Suriyelilerin dönmesini arzu ediyoruz”

    Bakan Elvan, güvenliğin tesis edilmesiyle Suriyelilerin ülkelerine dönmesin arzu ettiklerini dile getirdi. Dünyanın hiçbir ülkesinde 3.5 milyon Suriyelinin misafir edilmediğini kaydeden Bakan Elvan, “Biz Suriyeli misafir kardeşlerimizin orada güvenliğin tesis edilmesiyle ülkelerine dönmesini arzu ediyoruz. Kendileri de bunu arzu ediyor. Onun için mücadele ediyoruz. Terörün kökünü kurutacağız. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz Afrin’de Zeytin Dalı Harekatı’yla desten yazıyor. Afrin’i önümüzdeki günlerde pırıl pırıl tertemiz terörden arındırılmış hale getireceğiz ve Afrinli olan Türkiye’de yaşayan Suriyeli kardeşlerimizin kendi ülkelerinde rahat, huzurlu ve barış içinde yaşamasını temin edeceğiz” diye konuştu.

  • Bakan Özlü: “100 yerli otomobilden 80’ini ihraç ediyoruz”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, üretilen yerli 100 otomobilden 80’ini ihraç küresel pazara daha fazla katkı sunulacağını belirterek, “Yerli ve milli üretimin önemli ancak bunu dünyadan kopmadan küresel pazara entegre şekilde yapacağız” dedi.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Ege Genç İşadamları Derneği’ni ziyaret etti. Bakan Özlü, Türkiye’nin dijital dönüşü ile ilgili platform oluşturduklarını belirterek, yatırımcılara belli alanlarda görevler verdiklerini, raporlar hazırlandığını ve bu raporlara son şeklini vereceklerini belirtti. Dijital dönüşümün Türkiye’nin sıçrama yapması için sıçrama olarak gördüklerini ifade eden Bakan Özlü, “Tek alan sanayici ve teknoloji alanı. Bizim petrollerimiz, doğalgazımız yok. Türkiye akıllı üretimle, teknoloji üreterek sıçrama yapabilecek. Türkiye’nin sıçrama yapabilecek alanlarının başında sanayi ve teknoloji görüyoruz. Bir yıldır çalışıyoruz, bu çalışmalar sonucunda da Türkiye’nin bir sıçrama yapabilmesi, ‘sanayi kapasitesinin yanına bir sanayi daha nasıl ilave edebilirizi’ çalıştık. Yaptığımız çalışmalarda belli alanlara odaklanılması lazım. Bunlar; yüksek katma değer mi, ithal ikamemi, istihdam mı, yatırımcı cazibesi mi istiyorsunuz. Bir takım sorular var. Bunlara ne cevap verirseniz verin, Türkiye’nin en büyük açık verdiği alanların başında kimya, petrokimya ve ilaç sanayi geliyor. Bir sonraki aşamada elektronik, motorlu taşıtlar, gıda ve içecek, makine ve teçhizat. Bilişim ve yazılımı hepsinde olacak. Önümüzdeki dönemlerde Türkiye’nin bu 5 ana alanda özel teşvik uygulayarak yatırımları hızlandırması gerekiyor. Beş ana alana yoğunlaşarak bunu sağlayabileceğimizi ve sanayi 4.0’ı Türkiye için bir fırsat olarak görüyorum” dedi.

    “Sanayi 4.0 teçhizatlarını üreten ülkelerden olacağız”

    Sanayi 4.0 ile ilgili endişelerin dile getirildiğine dikkat çeken Bakan Özlü, “Sanayi 4.0’da öncü ülkelerden olabilecek konumdayız. İçinizde bir endişe olmasın, ‘bunu da ıskaladık’ diye bir düşünce olmasın. Öncü ülkelerle bunu yürütebilecek durumdayız. Bazı endişeler var. ‘Türkiye daha 3.ü tamamlamadı, 4’ü nasıl tamamlayacak’ diyorlar. İlla 3’ü tamamlayıp 4’e geçmek olarak anlaşılmasın. Birçok alanda 3’üncüyü tamamlamamış olmak belki bizim için fırsattır. Onun için sanayi 4.0’ı yürütebilecek kapasiteye sahip olduğumuza inanmamız gerekiyor. Sanayi 4.0’da bazı ülkeler bunun gerektirdiği makine ve teçhizatı üretecekler, biz bu uygulamalara geçtiğimizde, sanayi 4.0’ın gerekli kıldığı makine ve teçhizatı hazır almak durumda kalacağız. O yüzden bizim en erken sanayi 4.0 uygulamalarının gerektirdiği yazılımları çalışmamız gerekiyor. İleri ülkelerle birlikte sanayi 4.0 teçhizatlarını üreten ülkelerden olacağız” diye konuştu.

    “Kendi sanayimizin teknoloji üretmemesi için bir sebep yok”

    Türkiye’nin tek açığının teknoloji olduğunu ve bu açığın ne zaman kapatılırsa Türkiye’nin cari açığının da otomatik olarak kapanacağını ifade etti. Teknoloji transferine de değinen Bakan Özlü, “Transfer ederken aslında bir şeyi ithal ediyoruz. Aslında biz teknoloji satın alıyoruz. Bunun bir maliyeti var. Türkiye’nin klasik şartlarda teknoloji transfer dönemini geride bıraktığı, kendisinin artık teknoloji üreten bir ülke olması gerekiyor. Sanayimizin teknoloji öğretmesini arzu ediyoruz. Bir sürü teşvik ve destek uyguluyoruz. Yasal anlamda eksiğimiz yok. Ama uygulamada, süreçte karşılaştığımız eksikler var. Bunları giderdiğimiz takdirde kendi sanayimizin teknoloji üretmemesi için bir sebep yok” ifadelerini kullandı.

    “Yerli ve milli üretimi küresel pazara entegreyle yapacağız”

    Üretilen yerli 100 otomobilden 80 ihraç ettiklerini ifade eden Bakan Özlü, küresel pazara daha fazla katkı sunulduğunu dile getirdi. Yerli ve milli üretimin önemli olduğunu ancak bunu dünyadan kopmadan gerçekleştirilmesi gerektiğini dile getiren Bakan Özlü, “Bunu küresel pazara entegre şekilde yapacağız. Küresel pazara entegre olmayı da vurgulamak istedim” dedi.

    “Yerli otomobilde yer seçimi siyasal bir tercih değil”

    Yerli otomobille ilgili yer seçimi sürecine daha bir buçuk yıl olduğunu sözlerine ekleyen Bakan Özlü, “Yerli otomobille ilgili yer seçimi siyasal bir tercih değil. İzmir’in de şansı var. İzmir özellikle önemli, limanları var, bazı merkezlere yakın olması ile önemli” dedi.

    ‘Teknoloji üssü Türkiye, bilim merkezi Türkiye, ileri sanayi ülkesi Türkiye’ üzerine politikalarını yürüttüklerini ifade eden Bakan Faruk Özlü, “Biz İzmir’i de teknolojik üs yapmak istiyoruz. Bunun için özel bir çalışma yürütüyoruz. Uluslararası ölçekte bir hightech merkez kurmak istiyoruz. Bununla ilgili çalışmalar sürüyor” ifadelerini kullandı.

    “Endüstri 4.0 platformlarında yer alabiliriz”

    Gelişmiş ülkelerin 4. Sanayi devrimi, akıllı büyüme, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme gibi kavramlara kafa yorarken, Türkiye’nin bundan geri kalmaması gerektiğini dile getiren EGİAD Yönetim kurulu Başkanı Aydın Buğra İlter, “Bizler EGİAD olarak tam bir yıl önce gündemimize aldığımız Endüstri 4.0 ile ilgili özel bir çalışma grubu kurduk, üyelerimizi ve kamuoyunu bilgilendirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla üç bilgilendirme toplantısı ve Kasım ayında da ESİAD ile birlikte geniş katılımlı bir günlük “Sanayide Dönüşüm ve Endüstri 4.0 Zirvesi” gerçekleştirdik. Bu alandaki çalışmalarımız bundan sonra da devam edecek. Bu vesileyle, Bakanlığımızın Endüstri 4.0 ile ilgili oluşturacağı platformlarda ve tüm çalışmalarda EGİAD olarak aktif rol ve görev almayı arzu ettiğimizi belirtmek isteriz. Yeni sanayi devrimi olarak tanımlanan dijital dönüşümün tüm sektörleri etkisi altına aldığı son 10 yılda yaşanan değişimler – üretim sistemlerinde de bir paradigma değişikliğine yol açmıştır. Bu noktada bizlerin de dijital teknolojilerin yönlendirdiği – bilgi bazlı, yenilikçi, sürdürülebilir yeni bir sanayileşme stratejisinin uygulamaya konması hususunda hep birlikte çaba sarf etmemiz gerekmektedir” dedi.

  • Bakan Zeybekci: “Büyük mağduriyetler olmaması yönünde Bitcoin’i yakından takip ediyoruz”

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, sanal para Bitcoin ile ilgili, “Büyük mağduriyetler ve büyük dolandırıcılıklarında olmaması yönünde, Bitcoin’i yakından takip ediyoruz” dedi.

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AK Parti Denizli İl Başkanlığı binasında il bir basın toplantısı gerçekleştirdi. 2017 yılının değerlendirildiği ve 2018 yılının beklentilerinin açıklandığı toplantıya Bakan Zeybekci’nin yanı sıra, milletvekilleri Sema Ramazanoğlu, Şahin Tin, İl Başkanı Necip Filiz, belediye başkanları ve ilçe başkanları ile partililer katıldı. 2017 yılındaki ekonomik verilerinin değerlendirildiği toplantıda Bakan Zeybekci, basın mensuplarının sorularını cevapladı. Aydın-Denizli otobanı ihale aşamasında olduğunu belirten Zeybekci, şehir hastanesi ile ilgili ihalesinin ise Mart ayı gibi yapılacağını söyledi.

    Tunus’tan zeytinyağı ithal konusunda açıklamalarda bulunan Bakan Zeybekci, “Tunus bizim için 2005 yılında imzalamış olduğumuz bir serbest piyasa anlaşması var. Tunus ile imzaladığımız, 1 milyar 150 milyon dolar civarında da dış ticaret hacmimiz var. 900 milyon dolarını aşan kısmın biz Tunus’a satıyoruz, Tunus’tan da 200 milyon dolar civarında bir ithalatımız var. Tunus’un bize bu serbest ticaret anlaşmasında kendisinin zarara uğradıkları, kendisinin burada bir ters yönlü, negatif anlamda bir ticaret anlaşmasının, kendisine zarar verdiğini söylediğinde, araştırdık. Diyoruz ki biz, Tunus’tan daha çok ne alabiliriz. Çünkü biz aynı zamanda ara malı ve hammadde ithalatçısı bir ülkeyiz. Tunus’ta dostlarımıza gerek orda fosfat ithalatında büyük bir destek verdik, gerekse de Tunus’taki Türk yatırımların artması ve oradaki yatırımda üretilen ürünlerden, Türkiye’ye ithalatı ile ilgili destek vermeye çalışıyoruz” dedi.

    “Bilmeden masumane yapılan yorumlar cehalettir”

    Türkiye’nin Akdeniz havzasında zeytin üretiminde 5’nci en büyük üretici olduğunu, Tunus’un ise ikinci sırada yer aldığını dile getiren Zeybekci, “Bizim için samimiyetimizin göstergesi olarak, dahilde işleme izin belgesi, yani ihracat kaydı olmak şartıyla, zeytin yağını da ithal etmeyi düşünebileceğimizi söyledik. Ve bu da son derece sınırlı bir miktar. Türkiye’nin toplam zeytinyağı üretim ve tüketiminin zaman zaman, 280 bin tonlar seviyesine geldiği bir ortamda dedik ki, 3 bin tonluk bir rakamı alabiliriz. Böyle bir şey olabilir. Üzüm yemek ve yahut bunun detayını bilmeden, başkalarını vatana ihanet ile ilgili çok potansiyel olarak görenler, bu anlamda eleştirdiklerini de görüyoruz. Eleştirilere karşı saygımız varda, hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı’ndan daha fazla, Türk Ekonomisini düşündüğünü, Türk üreticisini düşündüğünü, Türk zeytin üreticisini düşündüğünü, Türk tarım kesimini, Türk köylüsünü düşündüğünü iddia etmesin. Bu masumane cevap olarak, her kim negatif anlamda söz veyahut bu şekilde, eleştirilere söylüyorum, bu cehaletti, başka bir şey değildir. Biz ne söylüyorsak, tam söylediğimiz cümlenin, oradaki konuşulana göre bakmalarını tavsiye ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “Bitcoin bir zamanlar saadet zincirine benziyor”

    Sanal para Bitcoin’i değerlendiren Zeybekci, vatandaşların bu konuya karşı uyanık olmaları konusunda uyardı. Zeybekci, “Dünyada kripto paralar, para niyetiyle kullanılan değerler. Bir zamanlar Türkiye’de saadet zincirleri vardı. Herkes bir birlerini dolandırarak sonunda, en son birileri kurtulamıyordu. Zaman zaman ortaya çıkan, bizim şahit olduğumuz, saadet zincirlerinin benzeridir. Bu global bir saadet zinciri olma ihtimali yüksektir. İnsanların mağdur olması, küçük tasarruf sahiplerinin mağdur olması potansiyeli son derece yüksektir. Vatandaşlarımız uzak dursunlar. Vatandaşlarımız bu konuda maceraya fazla hevesli olmasınlar. Böyle bir para zaten bir ülkeye ait para değil, ekonomiye ait para değil, bir varlığa dair para değil. Bu sadece bir bilgisayar ortamında, yazılım ortamında koordine edilmiş, şifreler ile üretilmiş olan sanal bir para birimi olduğu iddia edilen bir varlık. Üzerindeki her türlü değer sanaldır. Bir anlamı olmadığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “Büyük mağduriyetler olmasın diye yakından takip ediyoruz”

    Bitcoin ile ilgili yasal bir düzenlemenin şuan için olmadığını belirten Zeybekci, “Bununla ilgili bir yasal düzenleme de olmayacak. Yakından takip ediyoruz, büyük mağduriyetler ve büyük dolandırıcılıklarında olmaması yönünde, takip ediyoruz. Demek ki dünyada rezerv para arayışı var. Her talep kendi arzını oluşturur. Ekonominin ana kurallarından biridir. Bir talep varsa, bir rezerv para talebi varsa, mevcut paraların dışında, ekonomi, ülkeler, kayıtlı ortamda legal ortamda üretilmesi gerekiyor. Türkiye olarak da biz bu konuda başarılı ülkeler arasındayız. Demek ki böyle bir arayış var. Bu arayışında normal ortamda doğal ortamda karşılanmasının talebidir” ifadelerine yer verdi.

  • MHP’li Meclis Üyesi Yusuf Garip: “Kamu çalışanlarının yaşadığı sorunları yakından takip ediyoruz”

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanvekili Yusuf Garip, Türkiye Kamu Sen Denizli İl Temsilcisi ve Türk Sağlık Sen (TSS) Şube Başkanı Rayif Kurşunoğlu’nu ziyaret etti.

    Sendika binasında gerçekleşen ziyarette MHP’li Garip, TSS Şube Başkanlığına yeniden seçilen Rayif Kurşunoğlu’na başarılar diledi.Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurşunoğlu, Türkiye Kamu-Sen’in çalışan, üreten, yol gösteren ve hak ettiğini mutlaka alan bir konfederasyon olduğunu söyledi.

    Türkiye Kamu Sen’in Milli ve manevi değerlere bağlı bir konfederasyon olduğunu belirten Kurşunoğlu, Avrupa Birliği standartları, ILO sözleşmeleri ve İnsan Hakları beyannamelerinde tanımlanan niteliklerine uygun misyonla kurulduklarını kaydetti.

    Kamu çalışanlarının yaşadığı sorunları yakından takip ettiklerini söyleyen MHP Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanvekili Yusuf Garip, “Kamuya alımlarda liyakat ve objektif kriterlerin tesis edilmemesi en büyük sorunlardan biri. Ayrıca yükselmede liyakat yerine kayırmacılığın hakim olması, memur ve diğer kamu çalışanlarının tanım, statü, unvan ve sınıflandırma karmaşası, ücret adaletsizliği ve ücretlerin yetersizliği, kamu çalışanlarına uygulanan mobing ve yıldırmaya dayalı haksız ve adaletsizlikler çalışanların karşılaştığı en büyük sorunlardan bir kaçıdır” dedi.