Etiket: Ediyorlar

  • Oltu’yu Bursa’da başarıyla temsil ediyorlar

    Oltu’yu Bursa’da başarıyla temsil ediyorlar

    Oltu’nun Çayüstü Köyü Bursa Köy Derneği, Oltu’yu Bursa’da başarı ile temsil ediyor.

    Oltu Çayüstü Köyü Derneği 1997 yılında kurulduğundan bu güne kadar Bursa’daki Oltululara hizmet ediyor. Geçtiğimiz günlerde Bursa Erzurumlular günlerinde Oltu Çayüstü Derneği birçok etkinliğe imza atarken dışarıdan gelen misafirlere de ev sahipliği yaptı.

    Çayüstü Köyü Derneği Başkanı Hasan Çalışkan, “Oltu’muzun örf ve Anenelerini Bursada yaşatmak için elimizden geldiğince çabalıyoruz. Gelecek nesillerimize gelenek göreneklerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Derneğimizin bütün üyeleri gönüllü kültür elçisi olarak geçmişimizi gelecek nesillerimize aktarmak için hizmet vermektedirler. Kendi imkanlarımızla Bursa’da ki hemşerilerimize destek olmaya çalışıyoruz Oltu’yu Bursa ilimizde layıkıyla temsil etmeye çalışıyoruz” dedi.

  • Zirai bilimlerde dünya ile rekabet ediyorlar

    Zirai bilimlerde dünya ile rekabet ediyorlar

    National Taiwan University Ranking listesinde Zirai Bilimler alanında 267. olan Atatürk Üniversitesi, hayata geçirdiği projeler ışığında; bölgenin tarım ve hayvancılık sektöründeki potansiyeli ile küresel üretim ve ticaretteki payını artırması için teknolojik gelişmeleri yakından takip etmeye ve bilimsel çalışmalar üretmeye devam ediyor.

    Önümüzdeki eğitim dönemi itibarıyla 63. kuruluş yılını kutlayacak olan Atatürk Üniversitesi başta; Ziraat, Veteriner ve Su Ürünleri Fakülteleri olmak üzere Bitkisel Üretim, Gıda ve Hayvancılık ile Biyoçeşitlilik Uygulama ve Araştırma Merkezleri öncülüğünde mevcut akademik-idari-araştırma gücünü, doğacak ihtiyaçlar neticesinde kuracağı yeni birimler ile daha da güçlendirerek ve sektör aktörlerini-paydaşlarını da dâhil ederek, Üniversite-Sanayi iş birliği çerçevesinde faaliyetlerini arttırmayı planlıyor. Bu sayede, örgütlü hayvansal üretimle sağlıklı gıda üretilmesinde anahtar rol oynayan, rekabet gücü yüksek, üreticisinin refah düzeyini artırabilen, ulusal ekonomiye katkı sağlayan, sürdürülebilir bir hayvancılık sektörünün oluşmasına önemli ölçüde destek veriyor.

    Tarım ve Hayvancılıkta Yeni Modeller Üzerinde Çalışılıyor

    Bu kapsamda ilgili birimlere ziyaretlerini sıklaştıran Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, hafta sonlarını bu merkezlerin gelişimine ayırıyor. Eksiklikleri yerinde görmek ve takibini yapmak üzere; Bitkisel Üretim, Gıda ve Hayvancılık Merkezlerini, Yarı Olimpik Yüzme Havuzunuzu, Süt ve Ekmek Fabrikası ile Manej Alanını (At Çiftliği) ziyaret eden Rektör Çomaklı, birim yöneticileri ve personeli ile bir araya gelerek talep ve önerileri dinliyor. Bu incelemeler neticesinde ortaya çıkan eksikliklerin giderilmesi adına atılan adımları hızlandırdıklarını ifade eden Rektör Çomaklı, konuyla ilgili birtakım değerlendirmelerde bulundu.

    Tarım ve hayvancılıkta yeni modeller üzerine çalıştıklarını ve bu anlayışa uygun teknoloji hamleleri yaptıklarını ifade ederek sözlerine başlayan Rektör Çomaklı, üniversitemiz öncülüğünde Erzurum’da yerli hayvan ırklarının geliştirilmesi, genetik ıslah ile nitelikli ırkların kazandırılması, hayvan sağlığının korunması ve et-süt veriminin arttırılması, hayvansal sanayiye dayalı katma değer yaratılması amaçları ile uyumlu olarak; çiftçi eğitimi ve çiftlik yönetimi, hayvan yetiştiriciliği ve hayvancılığa dayalı sanayi alanları üzerine yoğun bir mesai harcandığını söyledi.

    “Tarımsal Eğitimin Niteliği ve Kurumsal Kültürü Büyük Önem Taşıyor”

    Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milli ekonominin temeli ziraattır” sözü ile tarım sektörünün ülke ekonomisindeki önemine ve katkısına vurgu yapan Rektör Çomaklı, günümüzde de istihdam ve ihracat olanağı sağlama, üretim değeri oluşturma, gelir kaynağı ve endüstriye ham madde sağlama ve ulusal beslenmeye destek olma gibi pek çok temel konuda çözüm üretmeye devam edeceklerini belirtti.

    “Bu noktada tarım sektörünün ’bilimsel bilgi temeline dayalı’ olması önem kazanmıştır” tespitinde bulunan Çomaklı: “Bilimsel araştırmalar ortaya koymuştur ki; teknolojinin gelişmesi ile bitkisel üretim çeşitlenirken verimde de kayda değer artışlar gözlenmiştir. Biz bir taraftan tarımsal üretimimizi büyütürken, bir taraftan da tarımsal sanayimizi katma değeri yüksek üretim yapan bir içeriğe kavuşturmalıyız. Bu anlamda, tarımsal eğitimin niteliği ve kurumsal kültürü büyük önem taşımaktadır. Amaç, üretimi kaliteli kılmak ve daha az alanda büyük üretim gücü yakalayabilmektir. Tarım ve hayvancılık üzerine yoğunlaşan fakülte ve birimlerimizin yapmış oldukları çalışmaları bu nedenle oldukça önemsiyorum. Erzurum ve bölgemizin sektördeki potansiyeline tekrar kavuşması için projeler geliştirmeye, tasarlanan bu projeleri de hayata geçirmeye azami gayret gösteriyoruz” şeklinde konuştu.

    Bu nedenle küreselleşen dünyada, gelişimini sürdüren tarım sektörünün dikkatle izlenmesi, desteklenmesi ve taşıdığı önem nedeniyle rekabet edebilirliğinin sağlanması gerektiğine işaret eden Rektör Çomaklı, bu noktada tarım ve hayvancılık sektörünün ’bilimsel bilgi temeline dayalı’ olmasının önem kazandığını, teknolojinin gelişmesi ile sektörel bazda üretimin çeşitlendiğini, verimde de kayda değer artışların gözlendiğini sözlerine ekledi.

    Sektörün Önemli Aktörleri ile İş Birlikleri Kuruluyor

    Yeni nesil üniversite kapsamında planlanan birçok çalışmayı hayata geçirdikleri bilgisini paylaşan Bitkisel Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Adem Aksoy, Alvar Mahallesi KUDAKA Teknik Destek Projesi Eğitim Programı (2019) kapsamında 60 kadın ve 60 erkek olmak üzere 120 çiftçinin uygulamalı olarak mahallerinde eğitildiğini, müdürlük arazilerinde yürütülecek araştırmalarda ise öğretim üyelerine en uygun çalışma iklimini oluşturmak için bütün imkânların seferber edildiğini söyledi.

    Deneme alanında tam otomasyon sulama sistemi kurularak öğretim üyelerinin imkânlarına sunulduğunu aktaran Merkez Müdürü Aksoy, bölge tarımında önemli aktörler ile iş birliklerine gidilmeye başlandığını, bu kapsamda Albayrak Grup ile imzalanan protokolle (2018-2023) bölgeye uygun şeker pancarı çeşit denemesinin ve üretim periyodunu kısaltacak Ar-Ge çalışmalarının yapılmaya başlandığını vurguladı.

    Teorik ile Pratik Eğitim Bir Arada Yürütülüyor

    Gıda ve Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi (GHUAM) ziyaretinde Rektör Prof. Dr. Çomaklı ile bilgi paylaşımında bulunan Merkez Müdürü Prof. Dr. Mustafa Yaprak, mevcut durumda 176 baş sığır varlığına sahip olduklarını, 2 tane sağmal ahır, bir genç hayvan ahırı, bir besi ve bir de buzağı ahırının hizmet verdiğini aktardı. Otomatik sağım sistemiyle çalışmalarını yürüttüklerini, sistemin aynı anda 24 hayvanın sağımını otomatik olarak yapabildiğini söyleyen Prof. Dr. Yaprak, bilimsel araştırmaların yanında, hâlihazırda 46 sağmal inek ile süt üretiminin yapıldığına dikkat çekti.

  • (Özel) 1973 yılında diktiler şimdi 30 bin ton ürün elde ediyorlar

    Balıkesir’in Havran ilçesinde 1973 yılında dikilmeye başlanan ve yaklaşık 45 yıl sonra ülkenin en kaliteli satsuma cinsi mandalinası sezonda 30 bin ton üretiliyor.

    Kış mevsiminin vazgeçilmez meyvesi ve şifa kaynağı mandalina Havran ilçesine 1973 yılında Rize’den getirilerek yetiştirildi. Bölgenin iklimini seven ve Kazdağlarının temiz havasında ürün kalitesini artıran Havran satsuma mandalinası aranan bir ürün haline geldi.

    Sabah saatlerinde mandalina bahçelerine gelen işçiler ağaçlarda üç ayak denilen merdivenler yardımıyla makaslar ile ürünü hasat ederken taşıyıcılar kovalarda biriken mandalinaları seçicilerin tezgahlarına taşıyor. Burada ince kabuk ve takoz olarak ayrılan mandalinalar kasalanarak ilçe haline Bursa, İstanbul ve Trakya bölgelerinde satılmak üzere yolculuğa çıkıyor. İhlas Haber Ajansı serüveni havadan takip etti.

    Mandalina işçilerinin kahyası Yusuf Atacan ise “Sabah erken geliyoruz buraya. İşçiler kovalar ve makaslar ile hasat yapıyorlar. Ortalama bir kişi 300 kilogram mandalina hasadı yapıyor günlük.” dedi.

    Meyve alım satımı yapan Güven Alpsu, “Havran mandalinası ilk 1973 yılında satsuma olarak Rize bölgesinde gelip burada ekilmiş. İklime ayak uydurduğu için Havran’da güzel bir potansiyel yakalamıştır. Yaklaşık Havran bölgemizde 30 bin ton civarında ürün hasadı yapılmaktadır” dedi.

    Havran Sebze ve Meyveciler Odası Başkanı Murat Hançer ise, “2018 mandalina sezonuna hayırlısı ile başladık. Bu sene rekolte olarak güzel bir sezon. Mandalinaların tat oranı yüksek. Kalitede yüksek bir verimlilik var. Güzel bir sezon geçirmek istiyoruz. Fiyatlar konusunda biraz sıkıntılarımız olsa da kalite ve tat oranının yüksek oluşu bu açığı kapatıyor” dedi.

  • Araçlarla kente dağıtılıp, duyguları suistimal ediyorlar

    Batman’da bazı dilenciler, her gün kentin çeşitli noktalarına araçla bırakıldıktan bir süre sonra yine araçla toplanıyor. Kentte dilenmeyi meslek haline getirdiği ve çete olabileceği düşünülen şahısların peşine düşen İhlas Haber Ajansı (İHA), dilenen bazı şahısların araçla alınmalarını anbean görüntüledi. Özellikle trafik ışıklarında her durduklarında karşılarına çıkan dilencilerden bıktıklarını belirten vatandaşlar, yetkilileri göreve çağırdı.

    Batman’da dilenen şahısların sayısının her geçen arttığı gözlenirken, kente adeta dadanan dilencilerden bazılarının, çeşitli noktalara araçlarla bırakılıp, belli bir süre dilendikten sonra, yine araçlarla alınmaları dikkat çekti. Söz konusu durum akıllara şahısların dilenciliği meslek edindiği ve çete oldukları düşüncelerini getirdi. Dilencilerin peşine düşen İHA, şahısların getirildikleri trafik ışıklarında, vatandaşların duygularını suistimal edip dilendikten sonra kendilerini almaya gelen araca binerek bölgeden uzaklaşmalarını anbean görüntüledi. Görüntülerde, şahısların profesyonel tavırları da dikkatlerden kaçmadı. Vatandaşlar, kendilerini bıktıran dilencilere yönelik çalışma yapılması için yetkililere seslendi. İlahiyatçı ve hukukçular da dilenmeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

    “Vatandaşları rahatsız ediyorlar”

    Vatandaş Mahsun Kartal, dilencilerin haksız kazanç elde ettiklerini belirterek, yetkililerin gerekeni yapmasını istedi. Dilencilerin tüm vatandaşları rahatsız ettiğini anlatan Kartal, yardım etmeyi seven bir millet olduklarını ancak bunun kullanılarak haksız kazanç elde edilmesini istemediklerini vurguladı.

    “Kimin ihtiyacının olduğunu bilmiyoruz”

    Songül Algan adlı vatandaş, dilencilerden çok rahatsız olduğunu belirterek, her durduğu trafik ışığında önlerinin kesildiğini, kendilerinden para istendiğini ve vermediklerinde kötü sözlere maruz kaldıklarını dile getirdi. Şahısların dilenmeyi meslek haline getirdiğini ifade eden Algan, kimin ihtiyacının olup olmadığını artık bilmediklerini vurguladı.

    “Artık dilencilere para vermekten bıktım”

    Dilencilerden bezdiğini anlatan Yusuf Bulut, evden çarşıya gidene kadar günde 10 dilenciyle karşılaştığını, artık para vermekten bıktığını aktardı.

    “Gerçek ihtiyaç sahipleri dilenmezler”

    Dilenciliğin İslam dinindeki durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan BTÜ İslami İlimler Anabilim Dalı Başkanı Dr. Davut Okçu ise, bu durumun İslam’da yasaklanan bir fiil olduğuna işaret etti. Kur’an-ı Kerim’de ve Hadis-i Şerifler’in Müslümanlara sosyal hayatla ilgili pek çok fiil önerdiğine dikkat çeken Okçu, “Kurban kesin, oruç tutun, sadaka verin, zekat verin deniyor. Bütün bunlar sosyal hayatı düzenlemeye yönelik ibadetler ve eylemlerdir. Buna rağmen toplumda ihtiyacı olan insanlar çıkabiliyor. Kur’an-ı Kerim bunlara da işaret ediyor. ‘Gerçek ihtiyaç sahipleri istemezler, dilenmezler. Siz Müslümanlar olarak onları bulup onların ihtiyacını gidermek durumundasınız’ diye bir ayet vardır. Peygamber Efendimiz dilenciliğe hiç sıcak bakmamıştır. Kendisine, ‘Ben açım’ diyen delikanlıya bir ip veriyor, ‘Git dağdan odun topla, pazar da sat geçimini öyle temin et’ demiştir” dedi.

    “Dilencilik psikolojik bir hastalıktır”

    Sağlıklı insanların dilenme hakkına sahip olmadığını vurgulayan Okçu, “Dilencilik bir yönüyle psikolojik bir hastalıktır. Çünkü dilenen insanların gözü sürekli dışarda olur, çalışmaya yeltenmez ve sürekli bedavadan geçinmeye alışmışlardır. Çocuk yaşlarda dilenciliği öğretmeleri çocuğun geleceğini karartır. İslam dini dilenmeyi hiç hoş karşılamamıştır. Buna rağmen dileniyorsa bunlara sert bir tepki vermekte doğru değildir. Kur’an-ı Kerim’de, ‘Dilencileri azarlamayın’ diye bir ayeti kerime vardır. Biri karşımıza geçip, ‘Allah rızası için bana bir şeyler ver’ derse onu azarlamak gibi bir hakkımız da yoktur. Sözle güzel bir şekilde baştan salma hakkına sahip olabiliriz” diye konuştu.

    “Dilenmek değil, dilendirmek suç”

    Avukat Nesrin Bilge ise, TCK’nın 229’uncu maddesinde, çocukların, fiziksel veya zihinsel engellilerin dilencilikte araç olarak kullanılmasının, suç olarak tanımlandığını anlatarak, şunları kaydetti:

    “Araç olarak kullanan kişilerin, kan kısmı olan kişilerden üçüncü dereceye kadar olan kişilerin daha fazla cezalandırılma durumu söz konusudur. Örgütsel çapta yaptırılması cezası biraz daha arttırılmaktadır. Dilencilik, TCK‘da bu şekilde değerlendirilmiş olmakla beraber, kişinin kendisinin bizzat gidip sokakta dileniyor olması bir suç değildir. Ancak birilerinin kullanarak dilendiriciliğe zorlaması bir suç ifade etmektedir.”

    “Kabahatler Kanununda para cezası var”

    Dilenciliğin Kabahatler Kanunu 33’üncü maddesinde de para cezasına çarptırılma şeklinde değerlendirildiğini vurgulayan Bilge, şu ifadelerde bulundu:

    “Ceza yıldan yıla değişiyor. 2017’de 109 lira olan para cezası, 2018 yılında 124 lira. Dilenen kişinin bizzat gidip başka bir şahıstan para istemesi suç değildir. Ancak Kabahatler Kanunu çerçevesinde değerlendirildiğini de bir para cezasına mahkumiyeti söz konusudur. Niye suç değildir. Çünkü fiilin ve kastın aynı anda bir şeye yönelmesi şeklinde değerlendirilmiştir. Sokakta bir dilencinin herhangi bir kişiden para istiyor olması, karşıdaki kişinin de kabulüne bağlı olduğu için bir suç teşkil etmiyor. Özgür iradeyle para verilme söz konusudur.”

  • En büyük balığı yakalamak için mücadele ediyorlar

    Bolu’da, 10’uncusu düzenlenen ‘ASOF TÜRKİYE 2018 Sportif Sazan Balığı Yakalama Yarışması’nda, 71 sporcu en büyük ve en fazla balığı yakalamak için kıyasıya mücadele ediyor.

    Edinilen bilgiye göre, Amatör ve Sportif Olta Balıkçılığı Federasyonu (ASOF) tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen ‘ASOF TÜRKİYE 2018 Sportif Sazan Balığı Yakalama Yarışması’ Gölköy Sulama Barajı’nda başladı.

    Türkiye’nin 15 farklı ilinden gelen 21 takımın 71 sporcu, gölden yakaladıkları boy ve kilo ölçüleri alındıktan sonra tekrar suya bırakıyor. 14 Ekim Pazar günü sona erecek olan yarışmada en büyük ve en fazla balığı yakaladıktan sonra öldürmeden suya geri bırakan takımlar ödül kazanacak.

    Yarışmanın ilk gününde yakalanan en büyük balık 74,5 cm boyunda ve 8.530 kg ağırlığındaki sazan balığı oldu.

    ASOF Başkanı Serkan İnanç, öncelikli amaçlarının sportif olta balıkçılığını tanıtarak, gelişmesine katkı sağlamak olduğunu söyledi.