Etiket: Edin

  • Veysi Kaynak: “Bizimle Hareket Edin, Daeş Meselesini 3 Günde Halledelim”

    Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, medeniyetin temsilcisi denilen Avrupa ülkelerinin Suriyelilere meydanda şınav çektirdiklerini ifade ederek, “Sizin 65 yıllık müttefikiniz dediğiniz, stratejik ortağımız dediğiniz hatta model ortaklık önerdiğiniz Türkiye ile hareket edin 3 günde biz, Suriye’de DAEŞ meselesini, terör meselesini halletmezsek hiçbir şey bilmiyoruz” dedi.

    Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Kahramanmaraş İl Teşkilatı tarafından 12 Şubat Stadyumu’nda organize edilen ve 2 bin 500 kişinin katıldığı iftar programında konuşan Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, Avrupa’ya sert tepki gösterdi.

    Yapılan dualar ve semazen gösterilerinin ardından program, AK Parti İl Başkanı Ahmet Özdemir’in açılış konuşmasıyla başladı.

    Daha sonra alkışlar eşliğinde kürsüye gelen Kaynak, “Biz burada huzur içinde iftarımızı yaparken hemen 80 kilometre güneyimizde Suriye’de bir zalim tarafından katliama tabi tutulan masum Suriye halkı 600 bini en vahşi bombalarla katledilmiş ve insanların önemli bir kısmı yer değiştirmek zorunda kalmış. Ve binlerce insan yer değiştirmek zorunda kaldı. Şükürler olsun biz bunların yüzde 60’ına ev sahipliği yapıyoruz. Aramızda 2 milyon 150 Suriyeli misafirimiz var. Bizim milletimizin insanlığı gereği, Müslümanlığı gereği evini paylaştılar, aşını paylaştılar, işini paylaşarak destek oluyor. Fakat bir bakın kendisine medeniyetin temsilcisi denilen ülkelerde o insanlar hangi muamelelere maruz bırakılıyorlar. Daha dün gibi hatıranızdadır. Suriyeli bacılarımıza, kardeşlerimize bir meydanda şınav çektirip bozuk para atıyorlardı. Medeniyetin temsilcisiyim diyen Avrupa ülkeleri tel örgüler çekiyorlar. Ve daha vahimi Akdeniz’i, Ege’yi, onları adeta sudan, denizden mezarlığı haline getiriyorlar. Bir lastik şişme bota ellerindeki uzun şişlerle müdahale edip onu delip, o bebeklerin, kimsesizlerin, biçarelerin denize düşmelerini sağlıyorlardı. Şimdi bütün bunlar yapılırken Türkiye, 2011 yılından beri, liderimiz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifleriyle açık kapı politikası uyguluyor. Bu bizim hem insanlığımızın gereği hem de uluslararası anlaşmaların gereği. Bunca güneyimizdeki teröre rağmen Suriye’deki devlet otoritesinin ortadan kalkmış olmasına rağmen bizim açık kapı politikamız aynen devam edecektir” dedi.

    “BİZİMLE HAREKET EDİN, DAEŞ’İ 3 GÜNDE HALLEDELİM”

    Konuşmasının devamında İran’ın dış politikasını da eleştiren Kaynak, “Bir düşünün 1979’daki İran İslam Devrimi’nden sonra Amerika’yı bütün kötülüklerin anası, büyük şeytan olarak nitelendiren İran ve İran’a 40 yıla yakın ambargo uygulayan Amerika, Suriye’de PYD ile beraber Müslüman Arap nüfusa saldırıyor. Sığındıkları bahane DAEŞ’le mücadele. DAEŞ kim? 85 ayrı ülkeden toplanmış bir çete. 30-35 bin mevcudu var. Geldikleri ülkelerin çoğu Müslüman devleti değil. Ve bunlar Irak’ın, Suriye’nin topraklarının 3’te 1’ine ve petrol yataklarının 4’te 1’ine sahip olmuşlar. Amerika büyükelçisine söyledim. Eğer Suriye’de barışı, huzuru temin etmek istiyorsanız, Türkiye ile bizimle birlikte hareket etmelisiniz. Sizin 65 yıllık müttefikiniz dediğiniz, stratejik ortağımız dediğiniz hatta model ortaklık önerdiğiniz Türkiye ile hareket edin 3 günde biz eğer Suriye’de DAEŞ meselesini, terör meselesini halletmezsek hiçbir şey bilmiyoruz dedim. Ama siz bir yandan bizimle müttefik olacaksınız bir yandan PKK’nın Suriye kolu PYD’yi Suriye’de sizin operasyon ortağınız kullanacaksınız. Bu ittifaka, dostluğa, işbirliğine yakışmaz. Bir yandan Türkiye’de geçen Temmuz’dan beri şehirlerimiz, bölgelerimiz, ilçelerimiz çukurlarla, hendeklerle kapatılacak, bunların içine bombalar yerleştirecek ve bizim askerimiz, polisimiz, mertçe değil namertçe, kalleşçe şehit edilecek ve Türkiye son bir yılda tarihinin en fedakar ve en başarılı teröre karşı operasyonunu yürütecek, şimdi Türkiye’de birkaç masum, muhacir, mülteci kabul etmek için Avrupa bize terörle mücadele yasasında esneme telkin edecek. Bunun asla mümkün olmadığını dostlarımızın, dost saydıklarımızın bilmesi lazım. Türkiye son teröristi def edinceye kadar bu mücadelesini kim ne derse desin yürütecektir. Allah’ın izniyle terörle mücadeleyi hep birlikte başaracağız” diye konuştu.

  • Diyetisyen Sayın: “Hastayken İçilen Çorbaların Yanına, Yoğurt Servis Edin”

    Hastalık sürecinde doğru beslenmeyle ilgili tavsiyelerde bulunan Uzman Diyetisyen Işın Sayın, “Hastayken içilen çorbaların yanına, yoğurt servis ederek protein değerini arttırın” dedi.

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın, mevsim geçişlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini, grip ve nezle gibi hastalıklardan nasıl korunması gerekiğini anlattı. Mevsim geçişlerinde hastalıkların artmasını değerlendiren Işın Sayın, “Her ne olduysa oldu, bağışıklık sistemimiz ’arıza alarmı’ vermeye başladı. Zayıf düşen bağışıklık sisteminin yarattığı sorunların en başında gelen özellikle baharda görülen alerjiler… Örneğin: Bazılarımız her ilkbaharda geçmek bilmeyen burun akıntısı ve tıkanıklıklardan şikayetçi. Kimileri döküntüler yaşıyor. Egzamalar artıyor” diye konuştu.

    Işın Sayın, burnun tıkalı olduğu zamanda daha az yemek yendiğini belirterek, “Akıntıları ve tıkanıklıkları da koku almamızı engelliyor. Tüm bu gibi durumlarda besinlerden lezzet alamıyoruz. Eğer aksine neden olan bir ilaç almıyorsanız iştah da azalabiliyor. Oysa vücudumuzun günlük ihtiyacı olan besinleri tüketebilmemiz gerekir. Direnç için elbette beslenme önemlidir. İştahsızken yeme, içme çileli de gelse; ’Doğru dozda iştah, bu açıdan baktığımızda, sağlığımızdan sorumludur’ diyebiliriz” ifadelerini kullandı.

    Hastalık sürecinde alınan yağlı ve şekerli gıdaların faydası olmadığını ifade eden Sayın, şunları söyledi:

    “Göreneklerimiz dahilinde, hasta olana ’bi’ tas çorba’ yapmaya giden biri mutlaka bulunur. Tavuk suyuna çorbanın yumuşak içecek olması dışında ekstra bir iyileştirici kimyası olmadığı ortada, ancak bazen, insaf dedirtecek ısrarlar ve besin yüklemeleri ile karşılaşabiliyoruz. Tek seferde 0,5 kg portakalı sıkıp, bunu günde 3-5 kez tekrarlayanlar mı arasınız; vıcık vıcık yağlı tavuk suyuna şehriye çorba yapıp ekstradan yağ koyanlar mı. Sınırsız çeşitlilikte ve neye yaradığına emin olmadıkları bitki çaylarını karıştıran;’Enerji olsun, direnç versin’ adı altında helva, çikolata, tatlı gibi, enerjisi yüksek gıdalar tüketenler de cabası. Oysa hasta olduktan sonra bu denli şeker, yağ yüklemenin ekstra bir yararlılığı yoktur. Hatta bu çok yağlı gıdalar mide bulantısını arttırabilir.”

    “C VİTAMİNİ VÜCUTTA DEPOLANMAZ, FAZLASI İDRARLA ATILIR”

    “C vitamini tedavi süresini kısaltmaz, günlük yemeniz gereken kadar meyve almanızda fayda var” diyen Uzman Diyetisyen Işın Sayın, “Çünkü; C vitamini vücutta depolanmaz, fazlası idrarla atılır. Tedavi edici olmasından ziyade koruyucu önleyici niteliği vardır. Her gün düzenli olarak tüketmek gerekir. Bir bireyin günlük C vitamini ihtiyacı 60 mg dır. Bunun için yaklaşık 2-3 porsiyon meyve yeter. Suyunu sıkıp içtiğinizde yalnızca 1 bardakta 4-5 porsiyon meyvenin şekerini yüklenmiş olursunuz. Üstelik C vitamininin fazlası zaten idrarla atılacaktır. Doktorunuz daha fazla C vitaminini mutlaka önerdiyse, fazla şeker almadan bunu başarmanız için, yine doktorunuza danışarak, eczaneden alınan vitamin destekleri daha güvenli olacaktır. Bu özellikle fazla kilo, insülin direnci ve reaktif hipoglisemisi olanlar için önemlidir. 1 efervesan tabletteki vitamin, kilolarca meyvedeki C vitamini dozuna eşittir. Ancak daha fazla şekerin tedavi edici değil, hastalık sonrası iştah açıcı özelliği olabilir” diye konuştu.

    “ÇORBANIN YANINA YOĞURT SERVİS EDİN”

    Hastalık sürecinde içilen çorbaların nasıl olması gerektiğini anlatan Sayın, “Kullanmanızı önerebileceğim çorbalar: Unsuz pişen sarı, kırmızı mercimek, az miktarda erişteden veya eriştesiz yeşil mercimek çorbaları, sebze çorbası, pirinçsiz ve bulgurla yapılmış ezogelin çorba, kabuklu pirinçten yayla, düğün çorbaları, sebzeli mercimek, yoğurtlu mantar çorba ve aşurelik buğdayla yapılan nohutlu, yoğurtlu çorbalar kaliteli, besin değeri yüksek çorbalardır. Vitamin, mineral, az miktarda kaliteli karbonhidrat içeren çorbaları hep tavsiye ediyoruz. ’Boş kalori, boş karbonhidrat’ diyebileceğimiz pirinç, şehriye beyaz unu hiçbir şekilde içermeyen çorbalar kalitelidir ve idealdir. Birer büyük kase hafif yoğun kıvamda çorba içmek içine biraz zeytinyağı koymak yeterli olacaktır. Hastayken içilen çorbaların yanına, yoğurt servis ederek protein değerini arttırın. Çorbayla 1 dilim esmer ekmek yemek zorunluluk değildir. 1-2 kase az yağlı kaliteli içerikte çorba yeterli olabilir” şeklinde konuştu.

    “MEVSİM HASTALIKLARI SIRASINDA SU TÜKETİMİ ÖNEMLİDİR”

    Su tüketiminin önemine değinen Diyetisyen Sayın, “Mevsim hastalıkları sırasında bol su tüketimi önemlidir. Su, dolaşımı düzenler, toksik maddelerin atılması, vücudun arındırılmasından sorumludur. Bu yüzden bol bol su içmek lazım. Alerjik öksürük ve boğaz tahrişlerinde de su kişiyi rahatlatacaktır. İçilen su iyileşme sürecini hızlandırır. İlaçların bazı olumsuz etkilerini azaltır” dedi.

    Meyve çaylarında içilmemesi gerekenleri sıralayan Sayın, “Genelde bu dönemde, herkes meyve çaylarına yöneliyor. Kişiler, başkalarının tavsiye ettiği, bilmediği çayları bile içiyor. Biz tüm meyve çaylarını öneriyoruz. Adaçayı, rezene, elma tarçın, papatya, kuşburnu, nane limon, tarçın karanfil güvenlidir. Ihlamur hafif idrar sökücüdür. Hastalık döneminde vücuttaki suyu çok fazla atmak da doğru sayılmaz. Bu nedenle ıhlamur, maydanoz, lahanayı abartmanın sakıncaları vardır. Mate çayı, ısırgan, kiraz sapı, mısır püskülü çayları da idrar söktürücüdür. Onlardan da uzak durun. Ekinezya çayı, zencefil, limon içilmesi, bağışıklığa yardımcı olabilir” diye konuştu. Grip, nezle soğuk algınlığında beslenme kurallarını anlatan Işın Sayın, şunları söyledi:

    “Kahvaltıda çiğ yumurta yemeyi bırakın. İyi pişen yumurtada avidin adlı proteinden de biotin adlı vitaminden de yararlanma imkanınız vardır. Kahvaltıda iyi pişmiş 1-2 adet yumurta içinde az yağlı çökelek, zencefilli birkaç fincan çok sıcak olmayan bitki çayı ve 1 dilim esmer ekmek yenebilir. Ara öğünlerde çok sıcak olmayan içeceklere devam… 1-2 tanesi sütlü şekersiz bir içecek olabilir. Siyah çay içiyorsanız, mutlaka çok açık olmasına ve mümkünse içine limon parçacıkları atmaya özen gösterin. Siyah demli limonsuz çay, ihtiyacınız olan mineralleri idrara karıştırıp atar. Bağışıklığı güçlendirmek için, hasta olduktan sonra yenilen içilen kulaktan dolma besinleri aşırı miktarda tüketmenin size çoğu zaman yararı olmamaktadır. Hayatın hızlı temposu içerisinde ihmal ettiğiniz mevsim sebzeleri, kuru bakliyatların unuttuğunuz meyvelerin koruyucu önleyici yöndeki yararlılığı tartışılmazdır.

    Bağışıklık sistemini güçlendirmek için tavsiyelerde bulunan Işın Sayın, “Beta Glukanlar son yıllarda çok konuşulan takviyeler epeyce işe yaramaktadır. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek üzere doktoru danışarak kullanılabilir. Ancak insulin direnci, reaktif hipoglisemi ve obezite, diyabet sorunu olanlar için iştah açıcı, karbonhidratlara eğilimi artırıcı olduğunu söylemeliyim” dedi.

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın, bahar alerjisiyle ilgili bilgi vererek, “Polenler ve çilek gibi mevsimsel alerjiler, ilaç kullanılacak düzeyde ise; ilgili ilaç tedavileri, açılan iştaha neden olur. Oysa burun akıntıları ile birlikte koku ve tat duyusunun kaybolmuştur. İlaç nedeniyle açılan iştaha kapılırsanız, kontrolsüz yeme riski vardır. Biz bu hastalarda, ’ilaçla tedaviye devam edin, beslenmeniz ilaca göre düzenleriz ve kilonuzu kontrol edersiniz kilo almazsınız’ diyoruz. Tavsiyemiz, bol lifli tok tutan esmer ekmek, bulgur, leblebi gibi az işlem görmüş rafine olmayan tahıllar; büyük porsiyon az yağlı tuzsuz pişmiş bakliyatlar ve bunlara lezzet katmak için baharatlar kullanılabilir. Acıktıkça, daha yüksek kalorili ve zararlı bir şeyler yemektense; çiğ havuç yemeniz, salatalık yemeniz daha isabetli olacaktır. Yoğurt tokluk için vazgeçilmezdir. Semizotuyla karıştırıp beslenmenizde ekstra tokluk vitamin mineral ve lif yakalarsınız. Düzenli tüketilen probiyotik yoğurtlardan da destek alınabilir. İhtiyaç duyduğunuz abur cubur arzusu ise masum alternatiflerle düzenlenebilirdir” dedi.

  • Otururken Dikkat Edin

    Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ali Sarıbıyık, düşme, doğum, uzun süre sert yerde oturma gibi travmalar sonucu oluşan kuyruk sokumu ağrısı ile ilgili bilgi verdi.

    Yunus Emre Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ali Sarıbıyık, vücudumuzdaki omurga kemiklerinin en alt kısmı olan kuyruk sokumundaki ağrılara dikkat çekti. Halk arasında bu bölgeye poçik, büzdüm, tıp dilinde ise koksiks denildiğini dile getiren Dr. Sarıbıyık, otururken yük taşımada yardımcı olmak, yapışan kas ve bağlar yardımı ile alt karın organlarına destek olmanın kuyruk sokumunun ana görevi olduğunu belirtti. Koksiks üzerine düşme, doğum, uzun süre sert yerde oturma gibi travmalar ile o bölgede enfeksiyon, tümör ve yakın organların hastalıkları sonucu hastalık oluştuğunu ifade eden Dr. Ali Sarıbıyık, “Eğer travmalar sonucu oluşan ağrı kronik hale geçtiyse buna koksigodini denir. Eğer ağrı 8 hafta boyunca devam etmişse bu hastalık oluşmuştur. Travma sonucu oluşan ve devam eden ödem ve kireçlenme sonucu ağrı oluşur. En önemli şikayetler oturmada ağrı, büyük tuvalet yaparken ağrı, cinsel ilişkide ağrıdır. Kadınlarda 4 kat daha fazla görülür. Zayıf olanlar daha yatkındır. Hastaların bir kısmı söylemeye utanır, bir kısmı da gerçekten başka şikayetlerle başvurur. Oturması bozulduğundan genellikle bel, kalça ve uyluk ağrısı ile başvururlar. İleri sorgulama ile gerçek şikayet bulunur” dedi.

    Hastalığın psikolojik etkilerine değinen Dr. Sarıbıyık, “Bazı doktorlar bu hastalığın önemli bir kısmının psikolojik olduğunu söylerler. Ancak bu hastalık özellikle genç hastalarda önemli psikolojik soruna neden olur” diye konuştu.

    Hastalığını tanısı ve tedavisi hakkında da bilgi veren Dr. Sarıbıyık, “Muayeneden sonra mutlaka röntgen, MR ve/veya bilgisayarlı tomografi yapılmalıdır. Çünkü yakın organların hastalığı ile karıştığından pelvis içi organlarının hastalıklarından ayırt etmek şarttır. İlk tedavi hastalığın kronik hale gelmemesi için bu bölgenin yükten korunması ve ilaçlardır. Bu amaçla oturma simidi kullanmak ve anelzejik ilaç kullanmak temel tedavidir. Eğer bu önlemlerle geçmemişse bundan sonraki tedavi çok tartışmalı ve karmaşıktır. Daha çok tercih edilen bu bölgedeki enflamasyonu azaltıcı tedavi (sferid, analjezik vs.) eğer geçmiyorsa cerrahi tedavidir. Hastaların yalaşık yüzde 25 kadarı cerrahi tedaviye ihtiyaç duyar. Cerrahi tedavisi de oldukça başarılıdır” dedi.

  • “Güvenli Ticaret İçin Karekodlu Çekleri Tercih Edin”

    Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesi Fatma Gülen Yamak, koruyucu özelliklerinden dolayı karekodlu çeklerin sağladığı birçok avantaj bulunduğunu, kullanımının artırılması ve tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

    Karekodlu çek konusunda oda meclisine yaptığı sunumda Yamak, karekodlu çek kullanılması avantajlarını anlattı sistemin nasıl çalıştığı hakkında bilgi verdi. Yamak, Karekodlu Çek Sistemi’nin çeki elinde bulunduran kişinin çek yaprakları üzerinde yer alan kare kodu akıllı cihazlarda bulunan Findeks aplikasyonu ile okutarak keşidecinin özet çek raporunu alabildiği bir sorgulama altyapısı olduğunu söyledi.

    KAREKODLU ÇEK NEDİR?

    Yamak ”Karekodlu Çek, çek yapraklarının üzerine 2 boyutlu kare kod basımıdır. Karekodlu Çek Sistemi; KKB’nin sunduğu sorgulama altyapısı ile çalışmaktadır. KKB’nin Findeks platformu üzerinden sunulmaktadır. Türkiye’nin önde gelen dokuz bankasının ortaklığı ile kurulan KKB (Kredi Kayıt Bürosu A.Ş.) tarafından hayata geçirilen Findeks, bireylere ve reel sektöre yönelik olarak tasarlanmış yeni finansal hizmet platformudur”dedi.

    SİSTEM NASIL ÇALIŞIYOR?

    Yamak, Karekodlu Çek Raporları’nın karşılıksız çeklerde 2009 sonrası ve ödenmiş çeklerde 2007 sonrasındaki verilerden oluştuğunu, verilerin günlük olarak güncellendiğini bu önemli bilgilere Findeks Sistemi’ne ücretsiz üyelik yapılmasının ardandın, karekodlu çek kullanarak çek sorgulamaları ücretsiz olduğunu kaydetti. Yamak, “ Sistem üzerinden çek hamili keşidecinin çek geçmiş dönem çek performansını öğrenmek için kare kodu findeks aplikasyonu üzerinden okutur. Karekodlu çekin daha önceki uygulamalardan farkı; keşidecinin onayının ilk başta alınması. Bu şekilde, çekin birçok kez ciranta olması durumunda bile keşidecinin ikinci bir onayı olmaksızın çekin nihai alacaklısı keşidecinin özet çek raporuna ulaşabilecektir” dedi.

    Karekodlu çek okutulduktan sonra çekin dolaşımda olup olmadığı bilgisine arkasından da keşidecinin çek raporuna ulaşıldığını aktaran Yamak, böylece üzerinde karekod bulunan çeklerin geçerliliğini ve çek keşidecisinin çek ödeme geçmişine ilişkin özet bilgileri içeren raporun görüldüğünü dile getirdi.

    ÇEK RAPORLARINI GÖRÜN

    Karekodlu Çek Raporu bilgilerinin çok önemli olduğunu kaydeden TTSO Meclis Üyesi Fatma Gülen Yamak bu raporda yer alan bilgiler ibraz edilen çek tarihi, ibraz edilen son çek tarihi, hem genel hem de 1, 3 ve 12 aylık sürelere ait detay olmak üzere; ibrazında ödenen çeklerin adet ve tutar olarak yüzdesi, arkası yazılan ve halen ödenmemiş çeklerin adet ve tutar olarak yüzdesi ve arkası yazılan ve sonradan ödenen çeklerin adet ve tutar olarak yüzdesinin görülebileceğini hatırlattı.

    AVANTAJLARI ÇOK

    Karekodlu çek kullanılmasının altı önemli avantajı bulunduğunu kaydeden Yamak, öncelikle çekin hamil tarafından sorgulanabilmesi sayesinde, çekin alınıp alınmamasına karar verilebilmesine karar verilebileceğini ifade etti. Yamak, keşidecinin onayının ilk başta alınması ile, hamil ve keşideci birbirini tanımadığı için onay alınamaması gibi bir durumun ortadan kalktığını aktardı. Yamak karekodlu çeklerin diğer avantajlarını ise şöyle sıraladı:

    “Keşidecinin Borç ödeme performansı hakkında fikir sahibi olunması, Keşideci Çek Raporu’na hızlı ve pratik bir şekilde ulaşılabilmesi, Sahtecilik ve tahrifat riskinin önlenmesine imkan sağlaması, kayıp ve çalıntı durumlarında uyarı mekanizması olabilmesi. “

    Yamak Karekodlu Çeklerin Çek Seri Numarası, Çek Sıra Numarası, Banka Kodu, Şube Kodu, Hesap-IBAN Numarası, TCKN/VKN ve Keşide tarihi ve Yeri bilgilerinin bulunduğunu da söyledi. .

    NASIL BAŞVURULUYOR

    Karekodlu Çek Başvurusu için; Findeks üzerinden; Gerçek kişi ve şahıs firmaları adına üyelik başvuruları TCKN üzerinden ‘Bireysel Üyelik’ adımından; Tüzel firma adına yapılacak başvurular ise VKN üzerinden ‘Kurumsal Üyelik’ adımından yapıldığını sözlerine ekledi

  • Acılı Aile İsyan Etti: “Bize Yardım Edin”

    Nehre düşerek sekiz gündür aranan Özer Öncel’in ailesi isyan etti. Arama kurtarma çalışmalarının yetersiz olduğunu iddia eden aile, ‘Birileri bize yardım etsin’ diye dert yandı.

    Yazıbaşı mahallesinde oturan Özer Öncel, 8 gün önce Küçükmenderes nehri kenarında arkadaşlarıyla ot toplarken nehre düştü. Torbalı-Selçuk ilçesi arasında kalan bir bölümde öğle saatlerinde bir araya gelen üç arkadaş, Küçükmenderes nehri kenarında sarmaşık otu toplamaya başladı. Bu sırada nehirden karşıya geçmek isteyen üç arkadaştan Özer Öncel (43), ayağı kayarak nehre düştü. Suyun akıntısına kapılan Öncel, gözden kayboldu. İddiaya göre kayıp babanın kızı Ayşegül ve anne Nihal Öncel, arama kurtarma çalışmalarının yetersiz olduğunu söyleyerek yetkililere seslendi.

    Aileden Ayşegül Öncel, Özer kaybolalı sekiz gün olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sekiz gündür bölgedeyiz. İlk 2 gün arama çalışmaları yapıldı. Fakat daha sonra yeterli çalışma yapılmadı. Ayrıca şuan sadece biz aile olarak buradayız. Hiçbir çalışma yapılmıyor. Bizi bu konu da bilgilendiren kimse yok. Güvenlik ekiplerinden arama kurtarma ekiplerine kadar hiç kimse bilgi vermiyor. Yetkililerle görüşmek istediğimizde birileri tarafından engelleniyoruz. Ayrıca burada zor duruyoruz ve artık arama çalışmalarını kendimiz yapıyoruz. Nehir kenarlarını aramaya başladık. Son günlerde bizi oyalama içerisindeler. Bölgeye AKUT, arama kurtarma, AKS gibi ekipler çalışmalarını düzenli yapmıyor. Tek istediğimiz sağ veya ölü bulunmasını istiyoruz.”

    LÜTFEN BİZE YARDIMCI OLUN

    Eşinin bulunmasını isteyen Nihal Öncel, şöyle konuştu: “Nereye gidilecekse gideyim. Birileri bize yardımcı olsun. Ölü veya diri bir şekilde bulunmasını istiyoruz. Bizim dayanacak gücümüz kalmadı. Her gün sabahın erken saatlerinde gelip burada bekliyoruz. En ufak bir bilgi almak için çabalıyoruz. Lütfen artık bize yardımcı olun. Çalışmaların daha aktif olup daha uzun sürede aranmasını istiyoruz.” Küçükmenderes nehrinde akan suyun bir şekilde durdurulup bu şekilde arama çalışmalarının yapılmasını isteyen Öncül, “Akan suyun belirli bir noktada kesilip nehir boyunca çalışmaların daha rahat yapılacağını düşünüyoruz. Ayrıca nehir üzerinde mazgal bulunuyor bu noktalar tespit edilip incelenmesini istiyoruz” şeklinde konuştu.