Etiket: Edin

  • Hükümlüden gazetecilere “çekin bizi etiket edin Adana’ya” çıkışı

    Adana’da haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan 6 kişi yakalandı. Adliyeye sevk edilen hükümlülerden biri gazetecilere “Çekin bizi, etiket edin Adana’ya” diye bağırdı.

    Edinilen bilgiye göre, Adana Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü İnfaz Büro Amirliği ekipleri, kesinleşmiş hapis cezasıyla aranan 6 hükümlünün yerlerini tespit etti. Polis, şafak vakti eş zamanlı olarak 6 ayrı adrese operasyon düzenledi. Operasyonda 7 yıl 5 ay hapis cezası bulunan Sefa S., 4 yıl 7 ay hapis cezası ile aranan Mustafa O., 4 yıl 2 ay hapis cezası bulunan Levent İsa K., yaralama suçundan kesinleşmiş 4 yıl 2 ay hapisle aranan Emre İ., basit yaralama suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapse mahkum olan Cemali Ç. ve yaralama suçundan hakkında yakalama kararı bulunan Necdet T. yakalandı. Emniyete getirilen zanlılar burada işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilmek üzere adli tıp birimine götürüldü. Zanlılardan biri kendilerini görüntüleyen basın mensuplarına “Çekin, çekin etiket edin bizi Adana’ya” diye tepki gösterdi. Hükümlüler daha sonra adliyeye götürüldü.

  • Aracınıza binmeden önce mutlaka kontrol edin

    Bursa’da soğuktan üşüyen yavru kedi, araba motoruna sığınarak kilometrelerce dolaştı.

    Ersel Çoban’a ait otomobilin motor kısmına giren kedi yavrusu, yaklaşık 20 kilometre yolculuk yaptı. Atatürk Caddesi’ndeki bir işyerinde gece vardiyasında çalışan Çoban, Özlüce’deki evine girmek için yola çıktı. Evine yakın bir benzin istasyonunda lastiğine hava basmak için aracından inen Çoban, yavru kedinin tüylerinin aradan çıkmış olduğunu gördü. Çoban, hemen kaputu açıp kediyi olduğu yerden çıkardı. Korkarak kaçan kedi, bir süre sonra gözden kayboldu.

    Ersel Çoban, “Artık havalar soğudu. İyi ki erken fark ettim, kayışın oraya inmemiş. Bundan sonra daha dikkatli olacağım” dedi.

  • Dr. Kemik: “Bayramda haşlama ve ızgara yöntemlerini tercih edin”

    Mersin Halk Sağlığı Müdürü Dr. Aytekin Kemik, Kurban Bayramı’nda kırmızı et ve tatlı tüketiminin arttığına işaret çekerek, şişmanlık, yüksek tansiyon, kalp-damar, mide ve diyabet hastalığı olan kişilerin, bayramda beslenmelerine dikkat etmeleri uyarısında bulundu.

    Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kemik, yazılı bir açıklama yaparak, Kurban Bayramı’nda beslenme konusunda öneri ve uyarılarda bulundu. Kurban Bayramı’nda tatlı, şeker ve kurban eti tüketiminin ön plana çıktığını belirten Kemik, bayramın daha sağlıklı ve keyifli geçmesi için bayram günlerinde de doğru beslenmeye dikkat edilmesini istedi. Kurban Bayramında aile ve akraba yemeklerinin sık olması dolayısıyla yemek miktarının, özellikle kırmızı et ve tatlı tüketiminin arttığını dile getiren Kemik, “Şişmanlık, yüksek tansiyon, kalp-damar, mide ve diyabet (şeker hastalığı) hastalığı olan kişilerin beslenmelerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Et, sindirimi zor olan bir besindir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik, hem pişirmede hem de sindirimde zorluğa yol açar. Bu nedenle özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemeli, buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra haşlama veya ızgarada pişirme yöntemiyle pişirerek tüketmelidir. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için kalp-damar hastalığı, diyabet ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı’nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli, kısıtlı miktarlarda tüketmeli ve aşırıya kaçmamalıdır” dedi.

    “Bayramda haşlama ve ızgara yöntemlerini tercih edin”

    Kurban Bayramı’nda, etin tüketim miktarının yanı sıra pişirme yöntemlerine de dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Kemik, etlerin pişirilmesinde haşlama ve ızgara yöntemlerinin tercih edilmesini, kızartmalardan kaçınılmasını önerdi. Çok yüksek ısıda, uzun süre pişirme ve kızartma yönteminin çeşitli kanserojen maddelerin oluşumuna neden olabileceği için tercih edilmemesi gerektiğini ifade eden Dr. Kemik, şöyle devam etti: “Etlerin tek başına değil de sebzelerle birlikte pişirilmesi veya tüketilmesi, besin çeşitliliğinin sağlanması açısından sağlıklı bir yöntemdir. Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli ve ilave yağ eklenmemelidir. Özellikle kuyruk yağı veya tereyağının et yemeklerinde kullanılmasından kaçınılmalıdır. Etler ızgarada pişirilirken, etle ateş arasındaki uzaklık eti yakmayacak ve kömürleşme sağlamayacak şekilde ayarlanmalıdır. Yüksek ateş, yüzeydeki proteinleri birdenbire katılaştırır ve ısı etin iç kısmına ulaşamaz. Çok yüksek ısı, etin dış yüzeyinin yanmasına ve su kaybının fazla olmasına yol açarak besin ögesi kaybını artırır. Bu nedenle etlerin orta veya kısık ateşte yavaş pişmesi sağlanmalıdır.”

    Hayvanlarda görülen ve zoonoz olarak adlandırılan bazı hastalıkların insanlara bulaşabildiğine de dikkat çeken Kemik, ancak, bu hastalıkların birtakım basit kuralları uygulamakla önlenebileceğini belirtti. Kemik, “Özellikle Kurban Bayramlarında çok sayıda hayvanın kesilmesi, kesim öncesi ve kesim sonrası gereken kontrol ve hijyen kurallarına dikkat edilmemesi, kesilen hayvanlara ait etlerin tüketiminde (saklama, hazırlama, pişirme gibi) gerekli hassasiyetin gösterilmemesi birçok zoonoz hastalığın yayılmasına zemin hazırladığı gibi çok sayıda insanımızın da bu hastalıklara yakalanmasına neden olabilmektedir. Etler kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemeli, bazı zoonoz hastalıkların çiğ veya az pişmiş etlerin yenmesiyle bulaştığı akıldan çıkarılmamalıdır. Hayvanların kesilmesi, yüzülmesi, karkasın parçalanması, etin nakli, muhafazası, pişirilmesi ve tüketime sunulması aşamalarında kişisel hijyen kuralları ihmal edilmemelidir” ifadelerini kullandı.

    “Etleri, birer yemeklik küçük parçalar halinde saklayın”

    Kurban etlerinin saklanması konusunda da önerilerde bulunan Dr. Kemik, kurban etlerinin, büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kağıda sarılarak buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanması gerektiğini vurguladı. Bu şekilde hazırlanan etlerin, buzlukta -2 derecede birkaç hafta, -18 derece derin dondurucuda ise daha uzun süreyle saklanabildiği bilgisini veren Kemik, “Etler kolaylıkla bozulabilen potansiyel riskli besinlerdir. Etlerin dondurulduktan sonra tekrar çözünmesi bazı mikroorganizmalar için üreme ortamı oluşturur ve bu da sağlığımızı tehdit eder. Çözünen et hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır. Etlerin, oda ısısında açıkta bırakılacak şekilde değil, yine buzdolabının alt bölmesinde çözünmesi sağlanmalıdır. Derin dondurucuda saklanan etin buzdolabının sebzelik kısmının üstüne konularak çözünmesi beklenebilir. Etin çabuk çözünmesi amacıyla uygulanan kalorifer, soba üzerinde çözünme, oda sıcaklığında bekletme gibi yöntemler, insan sağlığı açısından tehlikeli sonuçları da beraberinde getirmektedir” dedi.

  • BUMEP ile teknolojiyi mahallenizde takip edin

    Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa Mobil Eğitim Projesi (BUMEP), şehrin her köşesinde kadınlara bilgisayar kullanmayı öğretiyor.

    BUMEP’in 5 Eylül’de başlayan ve 21 Ekim’e dek sürecek olan eğitimleri halen Osmangazi ilçesinde Çırpan, Elmasbahçeler, Soğanlı, Osmangazi, Kükürtlü, Hamitler ve Ovaakça mahalleleri, Nilüfer’in Fethiye, Yıldırım’ın Arabayatağı ve Gemlik’in Balıkpazarı mahallelerinde devam ediyor.

    Ferah ve kullanışlı otobüslerde, uzman eğitmenler aracılığıyla, mahallelerde kadınlara ücretsiz bilgisayar ve internet eğitimleri veriliyor. Hafta boyunca her mahallede 8 farklı grupta 80 kişiye eğitim verilen projede, ilk eğitimlerin başladığı 2011 yılından bugüne dek yaklaşık 26 bin vatandaşa ulaştı.

    BUMEP, bundan sonraki dönemlerde ise Mudanya’nın Trilye Mahallesi, Gemlik’in Kumsaz ve Cumhuriyet mahalleleri, Osmangazi’nin Zafer, Şehreküstü ve Yenibağlar mahalleleri ile Kent Meydanı, Nilüfer’in Gündoğdu, Yolçatı ve Ahmet Yesevi mahalleleri ile Hasanağa TOKİ’de de vatandaşlara bilgisayar eğitimi vermeyi hedefliyor.

  • Doç. Dr. Özyaral: “Her meslekte star olunur, yeter ki aklınızdan ve kalbinizden geçeni tercih edin”

    Öğrencilerin merakla beklediği 2016 ÖSYM tercih kılavuzu yayınlandı. YGS ve LYS’nin tamamlanmasının ardından üniversiteye yerleşmek isteyen binlerce aday için tercih dönemi başladı.

    Tercih döneminde özellikle aileleri uyaran İstanbul Rumeli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Doç. Dr. Oğuz Özyaral “Tercih döneminde iki noktadan hareket etmek gerektiğini düşünüyorum bunların bir tanesi aile diğeri de evlatlarımız” dedi. Doç. Dr. Özyaral, “Gençler artık hayatlarının kararını veriyor. Meslek seçmek bir kariyer, hayata bir dirsek ve yeni bir yaşam şekli çünkü buraya kadar ne yaptık ilk ve orta öğretim, lise dedik ama artık gelecek adına konuşuyoruz. Hem ekonomik değer kazanacaksın hem katma değerinle beraber sistemde yerini alacaksın. Dünya küçüldü küreselleşen dünyada gençler hangi mesleği seçeceğini çok iyi bilmeli” dedi.

    “Tercihi aile değil çocukları yapsın”

    Bazı değerler bazı meslekleri yok ederken bazı değerlerinde o mesleklerin içinde yeni ana meslekler çıkardığını söyleyen Doç. Dr. Özyaral, “Bugün Yeni Medya’yı konuşuyoruz, öğrenciler sosyal medya üzerinden çok hızlı iletişim sağlıyor. Tercih döneminde aileler tercih yapmaya kalkıyor hayır aile değil evlatları karar verecek. Her meslekte star olunur. Herkes kendi mesleğinde yürümeli. Starlığını orada yapmalı. Teknik adam olmak MYO’lar için çok önemli çünkü Türkiye’nin en büyük ihtiyacı bu. Herkes mühendis, doktor, eczacı, kimyager olmamalı. Bu yanlış bir bakış açısı” diye konuştu.

    “Bugün Türkiye’nin en çok ihtiyacı olan şey eğitim”

    “Teknik işler beceriye dayalıdır. İki yıllık bir eğitim bu donanımı size kazandırıyor” diyen Doç. Dr. Özyaral sözlerine şöyle devam etti;

    Eğer ben tekrar okumak istiyorum derse öğrenci dikey geçiş yapabilir. Onun üstüne yüksek lisans, doktora yapabilirler, önlerinde bir sınır yok. Önemli olan kalbinizin ve aklınızın ne söylediğidir. Başkalarının ne söylediği çok önemli değil ne yapmak istediğiniz çok önemli. Görüyoruz hekim arkadaşlarımız var sanatçı oldular. Yani meslek başka bir şey duygular bambaşka bir şey. Dolayısıyla çok yönlü olmaya çalışalım kısır kalmayalım. Üniversiteye geldikten sonra da öğrencilerimiz okumaya devam etsin. Herkes üç dört büyük şehirde iş bulmak istiyor küreselleşen dünyada böyle bir şey yok. Amaç döndüğümde memleketime nasıl hizmet edebilirim olmalı. Bugün Türkiye’nin en çok ihtiyacı olan konu eğitim. Hangi üniversiteden eğitim almak istiyorlarsa gençler lütfen gidip kapısını çalıp laboratuvarlarını, atölyelerini görsünler. Orada hangi öğretim üyeleri var ve kaç yazı yazmış araştırsınlar. Bunlar olmadan eğitim olmaz. Okulun temelini içindeki akademisyenler oluşturur. Kapalı kapılar ardında üniversite olmaz, üniversite kapılarını sonuna kadar açmak zorundadır.”

    “Biz üniversitede bilgili, donanımlı ve becerikli gençler yetiştireceğiz”

    Vakıf başkanının sözünden örnek veren Doç. Dr. Özyaral, “Vakıf Başkanımız rahmetli Mehmet Balcı’nın bir sözü var ‘Ülkemize aydın gençler yetiştirmeliyiz ki onlar bizim ülkemizi çok güzel yönetsinler’ dedi, bu çok önemli bir sözdür. Dolayısıyla biz çok iyi gençler yetiştirmeliyiz, donanımlı, bilgili, becerikli, başını dik tutan kendi kararlarını verebilen çocuklarımız olmalı ki biz kendimizi onlara emanet edelim. Bizim felsefemiz bu, burada en iyi eğitimi verelim istiyoruz. Lisans bölümümüzü yazan çocuklarımız yüzde 100 burslu okuyacak. Biz Anadolu’dan aldığımız bütün kültürümüzü hamur ettik, geldik İstanbul’un son kapısına Silivri’ye şöyle bir Avrupa’ya bir bakalım diyoruz, bundan sonra Avrupa bizden korksun” dedi.