Etiket: Edin

  • Zeybekci: “Otomotivde bizi izlemeye devam edin”

    Ekonomi bakanı Nihat Zeybekci, otomotivde yeni yatırımlar ve ihracatla ilgili çok yakında güzel şeyler ortaya çıkacağını söyledi. Zeybekci, “Bazı markalarda dünyada en önemli üretim merkezlerinden biri haline gelmekte çok güzel şeyler olacak. Bizi izlemeye devam edin” dedi.

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, 2017 yılının ilk yarısının değerlendirildiği toplantıda önemli başlıklar verdi. Zeybekci, otomotivde yakın dönemde çok güzel gelişmelerinin yaşanacağını belirterek ”Otomotivde de bizi izlemeye devam edin. Otomotiv ihracatı ve yatırımlarıyla ilgili söylüyorum. İnşallah çok yakında güzel şeyler ortaya çıkacak. Bazı markalarda dünyada en önemli üretim merkezlerinden biri haline gelmekte çok güzel şeyler olacak” dedi. Altın ticareti ile ilgili açıklamalarda da bulunan Zeybekci, “Gönlümüzden geçen aslanı size söylüyorum; dünya altın ticaretinde merkez olmak istiyoruz. Hem külçe altında hem de işlenmiş altında” diye konuştu.

    “2016 yılında İran’a ilk defa dış ticaret fazlası verdik”

    2016 yılında İran’a ilk defa dış ticaret fazlası verildiğini belirten Zeybekci, “2015 ve 2016 yıllarında ortalama olarak ihracatımızda yüzde 30-40 aralığında bir artış ivmesi yakaladık. 2016 yılında İran’a ilk defa dış ticaret fazlası verdik. Şimdi İran’la tekrar 120 ürünlük yeni Tercihli Ticaret Anlaşması’nı ekleyeceğimiz ürün listesini müzakere ediyoruz. Yakında sonlandıracağız” şeklinde konuştu.

    “21 ayrı noktada ticaret merkezi açacağız”

    Türk ticaret merkezlerinin önemi,ne değinen Zeybekci, “Bu, özellikle Türkiye’deki bütün ihracatçılarımızın aynı binada yer alabileceği ve yüzde 70 bütün masraflarını karşıladığımız, her merkez için de yıllık yaklaşık olarak 3 milyon dolarlık bütçe ayırdığımız bir proje. 21 ayrı noktada bunları açacağız. Gerekiyorsa da yolumuza devam edeceğiz” dedi.

    “İkinci çeyrekte oldukça iyi bir büyüme gelecek”

    2017’nin ükünci çeyreğinde birinci çeyreğe göre daha ii bir büyümenin beklendiğinin altını çizen Zeybekci, “İkinci çeyrekte oldukça iyi bir büyüme gelecek. Birinci çeyrekten daha iyi bir büyüme olabilme ihtimali yüksek. Yılsonu itibariyle ihracatımızın büyümeye net katkısının 4 çeyrek boyunca devam edeceğini tahmin ediyoruz. Türkiye G20 üyesi ülkeler içinde üçüncülüğü Endonezya ile paylaşarak bir büyüme performansı gösterdi” diye konuştu.

    Avrupa Parlementosu’nun söylemleri hakkında da konuşan Zeybekci, gümrük birliğinin güncellenmesinde bunların bir şart olmadığını söyledi. Zeybekci, “Avrupa Parlementosu’nun tabi ki söyledikleri önemlidir. Ama AB ile gümrük birliğinin güncellemesinde bir şart değildir. Mutlaka etkisi olacaktır ama şart değildir. Bununla ilgili en son geçen hafta oradaydık. 2018 yılında böyle önemli bir sonucu Türkiye için öngörüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Dünya altın ticaretinde merkez olmak istiyoruz”

    Körfez ülkeleri ile görüşmelerde herhangi bir sorun olmadığını belirten Zeybekci, altın ticaretinde ise dünya merkezi olmak istendiğini sözlerine ekledi. Zeybekci, “Altını seven bir ülkeyiz, bizim kültür coğrafyamızın önemli bir tasarruf aracı altın. Bir de körfez işbirliği üyesi ülkeler şu anda problemlerle gündemde olan, Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Katar altın ticaretine ilk defa yüzde 5 vergi koydular. Bunu henüz dillendirmek için erken. Gönlümüzden geçen aslanı size söylüyorum; dünya altın ticaretinde merkez olmak istiyoruz. Hem külçe altında hem de işlenmiş altında. BAE ile, Suudi Arabistan’la, Bahreyn’le, Mısır’la herhangi bir problem yok. Burada alınmış olan önlem veya söylem de yok. Onlarla da bir problem yaşamıyoruz. Gerek Cumhurbaşkanımızın gerekse bizim Suudi ilgililerle görüşmelerimizde hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz” açıklamalarında bulundu.

    “Otomotivde bizi izlemeye devam edin”

    Zeybekci, otomotivde de yakın dönemde güzel gelişmelerin olacağına vurgu yaparak “Bazı markalarda dünyada en önemli üretim merkezlerinden biri haline gelmekte çok güzel şeyler olacak. Otomotivde de bizi izlemeye devam edin. Otomotiv ihracatı ve yatırımlarıyla ilgili söylüyorum. İnşallah çok yakında güzel şeyler ortaya çıkacak” dedi.

  • Bakan Müezzinoğlu: “CHP’lileri ikna edin”

    Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanı Müezzinoğlu,” CHP üst yönetimini bir tarafa bırakın. Mahallenizde çok CHP’li arkadaşlar, komşular, tanıdıklar var. Onları ikna edin” dedi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Bursa Karacabey’de Mustafakemalpaşalılar ve Ordulular Derneğini ziyaret etti. CHP’nin milletten çekindiğine değinen Müezzinoğlu, “Sizlerden istirhamım CHP üst yönetimini bir tarafa bırakın. Mahallenizde çok CHP’li arkadaşlar, komşular, tanıdıklar var. Onlar da bu ülkeyi, milleti ve bayrağı seviyorlar. Milli irade, cumhurun güçlü olması adına, daha güçlü ve istikrarlı bir yönetim, büyüyen bir Türkiye için onların aklına da vicdanına da ne gerekiyorsa söyleyeceğiz. İkna ettik ettik, edemedik, Allah selamet versin” dedi.

    Müezzinoğlu, AK Parti’nin 14 yıldır milletle yürüdüğünü belirterek, “Türkiye önemli süreçlerden gelen bir millet. Son 150 yılda bu milleti tarihten silmek isteyenler oldu. Ama bu milletin asil duruşu, sağlam mayası ve geleceğe olan dik duruşu ile hiç ama hiç teslim olmadı” dedi.

    Türkiye’de hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını söyleyen Müezzinoğlu,”Her vatandaş 16 Nisan’da ne oluyor? diye kendine sorsun. Sorduğunda tek bir cevap var, ipin ucu artık milletin eline geçiyor. Daha önceden ipin ucu kimin elinde olduğu belli değil. Bazen koalisyonlarda, bazen anayasa mahkemesinde, bazen silahlı kuvvetlerde, bazen medyada, bazen sermayede. Onlar ne zaman istiyorsa ipin ucunu bir taraftan çekiyorlar. Milletin ümüğünü sıkıyorlar, kendileri rahat ediyor, millet bedel ödüyordu. Şimdi ise cumhur ne diyorsa o olacak” ifadelerini kullandı.

    Bu milletten korkanlar korkmaya devam etsin diyen Müezzinoğlu, “Bu millete güvenlerde güvenmeye devam etsinler. Hiç merak etmesinler. Güvenleri sarsılmayacak, her geçen gün daha da artacaktır.” şeklinde konuştu.

  • Batuhan Yaşar:”Almanya’dan yargıya müdahale edin talebi”

    İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde, “Almanya ile niçin ipler geriliyor”, “Cumhurbakanı Erdoğan’ın konumasından kimler rahatsız oldu”, “Şansölye Merkel, Başbakan Yıldırım’a ne söz verdi”, “Alman Bakan, Bozdağ’ı nasıl oyuna getirmek istedi?” sorularına cevap aradı.

    Batuhan Yaşar’ın yazısının tamamı ise şöyle:

    “Brexit ile İngiltere’nin AB’den ayrılışına çok şaşıranlar vardı. Trump Başkan seçilince benzer tepkiler geldi. Anlaşılan bu yeni siyasi projeden haberi olmayanlar var.

    Bu yeni projenin bir başka hedefi daha var:

    Ekonomik olarak ABD ile rakip olan Almanya daha da yalnızlaştırılacak.

    Merkel, her geçen gün biraz daha zayıflıyor, sıradanlaşıyor.. Avrupa Birliği içindeki ‘lider’ vasfını da yitirmek üzere.

    Eylüldeki seçimler dolayısıyla da Şansölyeliği kaybedeceği yorumları yapılıyor.

    Biz asıl konumuza gelelim.

    İşte bu Almanya, Türkiye ile çok ilgili.

    Hatta şimdilerde coşkulu bir “hayır” kampanyasına başladı.

    Olanları biliyorsunuz zaten.

    Konuşturulmayan Cumhurbaşkanı, siyasetçiler ve bakanlar.. Nerede mi? Özgürlükler ülkesi Almanya’da!

    Bugüne kadar tek bir FETÖ’cüyü bile iade etmeyen Almanya ile ipler geriliyor.

    Cumhurbaşkanını öldürmeye giden daha sonra trajikomik bir şekilde Yunanistan’a kaçan FETÖ’cü teröristlerin iade edilmemesi için Atina’ya baskı yapan Almanya ile fırtınalı günler yaşıyoruz.

    Atina yönetimine ‘iade ederseniz para yardımını, avro akışını keseriz’ tehdidinde bulundukları iddiaları çok ciddi.

    Çipras Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ne demişti, sonra neler oldu hatırlayın..

    PKK ve DHKP-C konusunda da çok farklı bir durum yok.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’da işbaşındaki yönetimin anlayacağı dilden konuşunca yer yerinden oynadı.

    Berlin’deki Türkiye düşmanları, daha doğrusu Türkiye’nin altını oymaya çalışanlar çok rahatsız oldu.

    Ama buradan belirtelim ki Cumhurbaşkanı Erdoğan bu işin peşini bırakmayacaktır.

    Siz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı konuşmasına 2 saat kala Anayasa Mahkemesinden karar çıkartıp engellerseniz, buna karşılık kırmızı bültenle aranan, Avrupa Birliği’nin terör listesinin başında olan Cemil Bayık’ın konuşmasına izin verirseniz, herkes sizin gerçek yüzünüzü görür.. Maskeniz düşer!

    Şansölye Merkel, Başbakan Yıldırım’ı aradı ve tam 1.5 saat süren telefon görüşmesi gerçekleşti. Çok şey konuşuldu..

    Şansölye Merkel’in bundan sonra bu türden engellemeler yapılmayacağına dair verdiği sözün altını çizmek gerekir.

    Bu söz tutulacak mı tutulmayacak mı hep birlikte göreceğiz..

    Alman Dışişleri Bakanı Gabriel de mevkidaşı Çavuşoğlu’nu peş peşe 2 kez aradı. Çavuşoğlu ile görüşme talebinde bulundu. Çarşamba günü yani yarın bu görüşme gerçekleşecek.

    Ankara’nın Berlin’deki “Hayırcılara” verdiği mesaj çok açık:

    “Bak kardeşim, Türkiye’de bir referandum yapılacak, Almanya’daki Türk seçmenler de oy kullanacaklar. Neye oy verecekler veya vermeyecekler bilmeleri lazım.. Olay bu.. Ama bir bakıyorsunuz, ‘Hayır’ı destekleyenlere tüm kapılar açılıyor. ‘Evet’ için düzenlenen bütün etkinlikler için türlü türlü bahaneler çıkartılıyor. Otellere aba altından sopa gösteriliyor.”

    FETÖ’ye gelince “bizim yargı sistemi” ama “Deniz’i bırakın”

    Almanya, Ankara’dan, hakkında terör örgütü PKK ile bağlantıları konusunda ciddi suçlamalar bulunan Deniz Yücel’in serbest bırakılmasını istedi. Ankara’nın cevabı ise çok netti:

    -“Yargıya intikal etmiş bir konu hakkında nasıl böyle bir talepte bulunabilirsiniz.. Siyaset, yargıya intikal etmiş bir konu hakkında nasıl talimat verebilir. Peki siz ‘hukukun üstünlüğü’ diyordunuz, ‘demokrasi’ diyordunuz ne oldu?”

    Aklıma Merkel’in Ankara’da FETÖ’cülerin iadesi ile ilgili bir soruya verdiği cevap geldi:

    -“Mahkemelerin ve bağımsız incelemelerin sonucuna saygı duymalıyız…”

    Ne komik değil mi?

    Bağımsız mahkemelerden, hukuktan insan haklarından bahseden Almanya, Deniz Yücel’in serbest bırakılması için siyasetin devreye girip talimat vermesini istiyor.

    – Almanya’da bu işler böyle mi yürüyor?

    – Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının engellendiği gibi, siyaset yargı üzerinde baskı kurup istediği kararları aldırabiliyor mu?

    Alman Bakan, Bozdağ’ı nasıl oyuna getirmek istedi?..

    Malum Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Almanya’daki konuşması iki kez engellendi.. Ama bu olayların öncesinde olanlar çok daha dikkat çekici. Bekir Beyin hiçbir şeyden haberi yok. İptal kararından haberi yok.. Daha Strazburg’dayken telefon geliyor. Efendim diyorlar Alman Adalet Bakanı arıyor..

    Özetle Alman Bakan Bekir Bozdağ’dan görüşme talebinde bulunuyor. Saat 18.00’de görüşmek üzere sözleşiyorlar.

    Bu telefon görüşmesinden 2 saat sonra Bekir Bey’e Alman Belediyesinin aldığı iptal kararı iletiliyor.

    Hâlâ her şey normal.

    Hemen ikinci bir salon tutulup toplantı oraya kaydırılıyor.

    Ama o da ne.. Peşinden ikinci iptal kararı geliyor.

    Bu kez görünürde Emniyet var!

    Bunun üzerine Bekir Bozdağ görüşmeyi iptal ettiriyor..

    Yaşananlara bakar mısınız?..

    Her şey hesaplanmış.

    İptal talimatları çoktan verdirilmiş.

    Suç bastırma senaryosu sahneye konulmuş!

    İşler Almanya’nın istediği gibi gitmiyor diye Ankara mevcut politikasını değiştirmeyecek.

    Hiçbir şekilde geri adım atmayacak.

    Son bir not: İncirlik’teki Alman Tornadolar hâlâ PKK-PYD konusunda topladıkları bilgileri Türkiye ile paylaşmıyor.”

  • Gözünüzü çizdirirken dikkat edin

    Uşak’taki özel bir göz hastanesinin yönetim kurulu başkanlığını yapan Operatör Dr. Erol Uysal gözlükten kurtulmak isteyenlerin başvurduğu ve halk arasında göz çizdirme olarak bilinen yöntem hakkında bilgiler verdi. Uysal açıklamasında operasyona karar vermeden önce hastanın sağlık durumunun ve gözünün operasyona uygun olup olmadığının çok iyi tespit edilmesi gerektiğini söyledi.

    Halk arasında gözün çizilmesi olarak bilinen operasyonun gözün uzağı yakını görememe yada uzağı çift görme bulanık görme şeklindeki hastalıkları yani miyop, hipermetrop ve astigmat olan gözlerde gözlük ihtiyacını ortadan kaldırmak için yapılan bir ameliyat tekniği olduğunun belirten Uysal; ” Genelde bu operasyon vücut gelişimini tamamladıktan sonra yani 20 yaşından sonra yapılır. En uygun dönemde 20 ile 40 yaş arasıdır. Bu yaşlar dışında başka yöntemler uygulanır” dedi.

    “HER HASTAYA BU OPERASYON YAPILAMAZ”

    Bu ameliyatın yapılabilmesi için bazı kriterlerin olduğunu vurgulayan Uysal;” Örneğin kornea kalınlığının 500 nanometrenin (1 nanometre 1 metrenin milyarda biridir) üstünde olması gerekir bunun altında ise bu işlem yapılamaz yada hastada sistemik bir rahatsızlık olmaması gerekir diyabet, hipertansiyon gibi ya da göz kuruluğu olmaması gerekir yada ekstrem bir çok hastalık var bunların olmaması gerekir. Yani her hastaya bu yapılmaz gözün uygun olması gerekir.” şeklinde konuştu.

    “SADECE MİYOP OLANLARDA DAHA İYİ NETİCE ALINIR”

    Operasyonu yaptıran her hastada iyi sonuç almanın mümkün olamayacağına değinen Uysal konuyla ilgili olarak şunları söyledi ; “Sadece miyop olanlarda daha iyi netice alınır, çünkü onların korneaları daha düzgündür, lazer ışınıyla tedaviye daha iyi cevap verirler. Astigmat olanlarda çok daha iyi cevap alınamaz, özellikle yüksek astigmat olanlarda zaten kornea ince olduğu için bu işlemin yapılmaması gerekir, yapılmaz da. Hipermetroplarda yine netice almak çok daha zordur, dolayısıyla her hastada ve kusurda aynı netice alınamayabilir.”

    “YAN ETKİLER GEÇİCİ GÖRME KAYBINDAN TUTUN DA TAM KÖRLÜĞE VARAN DURUMLARA KADAR GİDEBİLİR”

    Çok nadirde olsa göz uygun olsa bile operasyon sırasında bazı komplikasyonların (yan ektiler) olabileceğini hatırlatan Uysal bunları şu şekilde sıraladı; ” Gözde enfeksiyon kapması, flep sıyrılması ya da yanlış atımlar yapılması gibi bazı olumsuz durumlar meydana gelebilir dolayısıyla bunlar gözde sıkıntıya yol açabilir. Nelere yol açabilir? Geçici görme kaybından tutun da tam körlüğe varan durumlara kadar gidebilir ama uygun bir gözde yapıldığı zaman bunların olma ihtimali çok düşüktür. Bunun dışında ameliyattan sonra da bazı hastalarda özellikle araba kullanırken gece ışıkların haleli görünmesi gibi istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir, her gözde bu aynı etkiyi göstermeyebilir. Bazıları az rahatsız olurken bazıları da bu durumdan çok rahatsız olabilirler. Bunlar çok ciddi de olabilir hafif de olabilir ama yeni teknoloji lazerlerle bu olumsuzluklar neredeyse sıfıra. Bundan 5-10 yıl önce biraz daha kaba bir sistem vardı şimdi daha hassas olarak bu işlem yapılabilmektedir.”

    “OPERASYONA KARAR VERMEDEN ÖNCE GÖZÜN UYGUN OLUP OLMADIĞININ ÇOK İYİ TESPİT EDİLMESİ GEREKİR”

    Operasyona karar vermeden önce gözün uygun olup olmadığının çok iyi tespit edilmesi gerektiğine dikkat çeken Uysal; ” Kişinin beklentileri de göz önünde bulundurularak bu işlem yapılabilir. Kişinin beklentilerine denk düşmeyen bir işlem yapılacaksa ona da girişmemek lazım. Bazı insanların beklentisi farklı olur yapılan iş mükemmel de olsa hastanın beklentisine denk düşmediği için sıkıntı yaşanabilir. Hem hasta için sıkıntı olur hem hekim için sıkıntı olur. Ayrıca bu maliyetli bir şeydir. Devlet buna ödeme yapmaz. Kozmetik grubuna girer dolayısıyla kişi giderleri kendisi karşılamak durumundadır. Buna alınan makine de pahalı bir makine yani 500 bin 800 bin Avro gibi belki 1 milyon Avro gibi bir meblağdır. Bundan dolayı bu operasyonlar da pahalı olacaktır. Uşak gibi küçük yerlerde maliyetini kurtarmadığı için yapılmaz zaten. Hasta popülasyonu geniş olan büyük şehirlerde bu makineler alınıyor ve bu tür operasyonlar yapılıyor.” dedi.

  • Türkiye Turizm Derneği Başkanı Kasım Ekşi: “Yunanistan’ı değil Karadeniz’i tercih edin”

    Türkiye Turizm Derneği Başkanı Kasım Ekşi, Karadeniz’in güzelliklerini keşfetmeye davet etti.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından Yunanistan’a kaçan FETÖ ile bağlantılı 8 kişinin Yunanistan’da krallar gibi ağırladıklarını ve mahkemeye VIP hizmetle kelepçesiz çıkartıldığını ifade eden Ekşi, “Daha birkaç ay önce, Yunanistan’ın yaşadığı ekonomik krizin iflas sınırına gelmesi ve AB ile yaşadığı anlaşmazlık, Yunan halkının yaşadığı olumsuzluklara, Türkiye’nin Ege’nin karşı yakasındaki Yunan toplumuna yardım eli uzatarak vatandaşlarımız tatillerini Yunanistan’da geçirerek önemli katkılar ve jestler yaparak komşumuzun durumuna üzülmüştük” dedi.

    “Yunanistan’ı değil Karadeniz’i tercih edin”

    Yunanistan yerine Karadeniz’in güzelliklerini keşfetmelerini temenni eden Kasım Ekşi, “Turistlerimiz, turizmcilerimiz, sağduyulu vatansever ve dostlarımız Yunanistan’a düşündüğünüz ve yaptığınız seyahatlerinizi gözden geçirmenizi, protesto için iptal edilmesini temenni etmekle beraber bütün vatandaşlarımızı doğa ve sağlık turizminde Avrupa’nın en iyi konumundaki Karadeniz bölgesini düşünmenizi, deforme olmamış uçsuz bucaksız yaylaları şelaleleri, dereleri ve vadileri balta girmemiş ormanlarını keşfetmenizi temenni ediyorum. Fındık lezzetiyle enerjinize enerji katınız, Anzer balıyla, İkizdere kaplıcasıyla sağlığınıza sağlık, Çayın ve yağmurun başkentinde mutluluğunuza mutluluk katacaksınız. Şehirlerin stresinden, işlerin yoğunluğundan tatil yapamayanları, doğa ve sağlık özlemi içinde olanları Karadeniz Bölgesini öneriyorum” ifadelerini kullandı.