Etiket: Edilsin”

  • Öğünç: “Hatay’daki leçelik alan jeopark ilan edilsin”

    Türkiye Tabiatı Koruma Derneği Hatay Şube Başkanı Abdullah Öğünç, Hatay’da Suriye sınırında bulunan ’leçelik’ alanın ’jeopark’ ilan edilmesini istedi.

    Öğünç, yaptığı açıklamada, Hatay’ın Aktepe-Hassa-Akbez karayolu ile Suriye sınır hattı arasında günümüzden 1 milyon 200 bin yıl ila 600 bin yıl öncesi arasında oluşmuş volkanik alanda, volkan konileri, lav tünelleri, bazalt sütunları, cüruf konileri, sıçratma konileri, hornitoslar, basınç sırtı oluşumları, volkanik çukur ve çöküntüler, lav kanalları, lav kemerleri, taş köprüler, taş oluklar lav mağaraları gibi volkanik yapıların bulunduğunu söyledi. Öğünç, “Bu yapının altında yer alan su rezervleri ile volkanik yapı içinde yaşamını sürdüren canlı türleri mevcuttur. Ayrıca bu bölge içinde İslamiyet öncesi Türk mezarları da belirlenmiştir. Hatta yapılan arazi incelemelerinde tarih öncesi insanlara ait olduğu düşünülen belirtilere rastlanmıştır. Alan bu özellikleri ile bir jeopark için gerekli bütün unsurları fazlasıyla taşımaktadır. Jeopark ilan edilmesi gereken alan taşıdığı bu eşsiz jeolojik oluşumları ile yer bilimciler için paha biçilemez bir eğitim ortamı da sunmakta olup detaylı araştırılmayı beklemektedir” dedi.

    Milyonlarca yılda oluşan ve Türkiye’de bu kapsamda tek olan alanın yok edilmemesi gerektiğini vurgulayan Öğünç, “Günümüz sosyal ve politik sorunlarının çözümü için Organize Sanayi Bölgesine dönüştürülmesi adı altında yok edilmemelidir. Bugünün insanını doyurmanın çözümü, gelecek nesillerin haklarının ve bu dünya mirası alanın yok edilmesiyle olmamalıdır. Daha akılcı, sürdürülebilir sosyoekonomik çözümler elbette henüz tükenmemiştir” ifadelerini kullandı.

    Abdullah Öğünç, Hatay Lav Tüpü mağaralarını ise şu şekilde sıraladı:

    “Hassa Yarım Aktepe Konisi (Mal deliği) Mağarası, Hassa Sugediği Köyü / Eğrigöl- 1 Mağarası, Hassa Sugediği Köyü / Eğrigöl- 2 Mağarası, Hassa Sugediği Köyü / Eğrigöl- 3 Mağarası.”

  • İstihdam seferberliğine tarım işçileri de dahil edilsin çağrısı

    Karaman Ziraat Odası Başkanı Recep Muğlu, istihdam seferberliğine tarım işçilerinin de dahil edilmesinin işsizliği azaltacağını söyledi.

    İnsanların sosyal güvencesi olmadığı için tarım sektöründe çalışmayı istemediğini ifade eden Muğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın istihdama yönelik başlatmış olduğu seferberlik çağrısına tarım sektörünün de dahil edilmesi bizleri oldukça mutlu edecek. Bugün bakıldığında 6 ay boyunca Türkiye genelinde yaklaşık 6 milyon insan tarım sektöründe çalışıyor. Karaman, Konya, Aksaray ve Niğde gibi KOP bölgesini kapsayan illerimizde binlerce kişi çalışıyor. Sadece Karaman’da 5-6 bin civarında tarım işçisine ihtiyaç duyuluyor. Biz bu tarım işçilerini genellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu ile bize yakın illerden temin ediyoruz. Kendi bölgemizdeki halkımız maalesef sosyal güvencesi olmadığı için tarım sektöründe çalışmak istemiyor. Tarım sektöründe çalışan işçilerin hiçbir sosyal güvencesi yok. Eğer istihdam seferberliği tarım işçileri de kapsar ise biz diğer illerden gelen işçilerin dışında kendi mevcut işsizlerimizi de arazide değerlendirmiş oluruz. Bu da tüm illerde ciddi anlamda işsizliği azaltır” diye konuştu.

  • Ünlü Profesörden “Ekinokslar Bayram İlan Edilsin” Önerisi

    Bülent Ecevit Üniversitesi’nde “Bölgesel İklim Değişikliği; Bizi Neler Bekliyor” konulu konferansta konuşan Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, “Atmosfere attığımız karbondioksidin yarısını şu anda şu veya bu şekilde okyanuslar tutuyor. Okyanuslar ne zaman bunu tutamamaya başlayacak. O zaman başımız büyük belaya girecek” diye konuştu.

    İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Ekoloji ve Evrim Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, BEÜ’de iklim değişikliğini ve gelecekteki etkilerini anlattı. Prof. Dr. Arif Amirov Konferans Salonu’nda gerçekleşen konferansta Prof. Dr. Dalfes, geçtiğimiz yılın en sıcak yıl olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti.

    “20 MART VE 22 EYLÜL’Ü KUTLAYALIM”

    İklim değişikliğine dikkat çeken Dalfes, “Bana göre aslında en önemli iki bayram var. Maalesef o günleri bayram olarak kutlamıyoruz. Ekinokslar yani gecenin gündüz ile eşit olduğu zamanlar bunlar çok değerli zamanlar. Onun için 20 Mart ve 22 Eylül’ün resmi bayram olarak ilan edilmesini öneriyorum. O günleri biz kutlayalım” dedi.

    “İKLİM HEP DEĞİŞMİŞ”

    Yeryüzündeki varoluşundan itibaren iklimin değiştiğini ifade eden Dalfes, “Yeryüzündeki hayatın tarihinde bütün bu zaman ölçeklerinde iklim hep değişmiş. Bir kere her şey değişmiş. Atmosferin birleşimi değişmiş. İklim de değişmiş. Bunlar çok önemli. Bütün ölçekler değişmiş. Tarımın uygulanmasından, bir takım orman alanlarının tarıma açılması, bazı yerlerde çeltik üretimi yapılması gibi bir takım etkenler iklimi aslında o zamanlardan itibaren, yani insanın iklim üzerindeki etkisi son 100-200 yılla sınırlı değil” diye konuştu.

    “ATMOSFERDEKİ KARBONDİOKSİT GAZINDA CİDDİ ARTIŞ VAR”

    Atmosferdeki karbondioksidin ciddi bir şekilde arttığını belirten Nüzhet Dalfes, şöyle devam etti:

    “Atmosfer kimyasında özellikle azot oksitlerdeki bir takım değişmelerin iklimi etkileyebileceği konusu uzun zamandan beri konuşuluyor. Geçmişteki değişikliklerin ve yer sisteminin bileşenlerinin nasıl değiştiği bizim için çok önemli. Fakat yakın zamanlara baktığımızda bizim bir şekilde gözümüze batan bir şey var. O da atmosferdeki karbondioksit gazının giderek arttığı. Bu artış ciddi bir artış. 1981’li yıllarda iklim ile uğraşmaya başladım. Benim bilimsel hayatım boyunca atmosferde ciddi bir değişiklik olmaya başladı. Olmaya devam ediyor ve edecek gibi görünüyor. Son zamanlarda çok da farklı bir şey yapmıyoruz.”

    “KARBONDİOKSİDİN YARISINI OKYANUSLAR TUTUYOR”

    Atmosferdeki değişimlerin okyanuslara yansıması olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Nüzhet Dalfes, okyanusların karbondioksidin yarısını tuttuğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Atmosferdeki bu değişimlerin okyanuslara bir yansıması var. Yerkürenin yaklaşık yüzde 70’ini kapsayan okyanuslar ve okyanuslardaki kısmi karbondioksit basıncı giderek artıyor. Bu bir gerçek. Tabii siz okyanusta kalkerli bir canlı olmadığınız için söylemesi kolay. Ama onların süreçlerini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Aslında okyanus suyun alkaliği yani pH’sı 7’den yüksek. O pH giderek düşmeye başlıyor. Bu düşmeden dolayı memnun olmayan bir sürü canlı var. Bu canlılar çok önemli canlılar. Çünkü okyanuslarda fotosentez yapan tek hücreli canlılar makineyi çeviren, dişlinin çarkı gibi sistemin önemli etkenleridir. Bir şeyler yapıyoruz. Atmosfere attığımız karbondioksidin yarısını şu anda şu veya bu şekilde okyanuslar tutuyor. Okyanuslardaki o alkalin kimyası tutuyor. Okyanuslar ne zaman bunu tutamamaya başlayacak. O zaman başımız büyük belaya girecek. Onun da altını çizmekte fayda var.”

    Konferans, soru cevap şeklinde sona erdi.

  • Bostancı: “Kuşcenneti Festivali Bu Yıl İptal Edilsin’’

    AK Parti Bandırma İlçe Başkanı Alp Bostancı, bu yıl 26-29 Mayıs tarihleri arasında 27’nci düzenlenecek olan Uluslararası Kuşcenneti Kültür ve Turizm Festivali’nin iptal edilmesini istedi.

    Bandırma Belediye Meclisi’nin nisan ayı toplatıında söz alan Bostancı, “Ben buradan meclise bir çağrıda bulunuyorum. Festival ve ramazan faaliyetlerine bu yıl ara verelim. Bu yıl festivali yapmayalım. Çünkü peşinden ramazan geliyor orada da aynı şeyler olacak. Gündüz oruç tutulacak, iftar olacak, sonra eğlenceler yapılacak, belki müzik çalacak. Belki o günün bir gün öncesinde bir şehit haberi olacak. Yaptığınıza pişman olacaksınız. Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Türkiye’nin bir tarafı kaynıyor. Ben buradan meclise bir çağrıda bulunuyorum. Festival ve ramazan şenliklerine bu yıl ara verelim” şeklinde konuştu.

  • Kılıç: “Güneydoğu’daki Ajan Ve Provokatörler Sınır Dışı Edilsin”

    Saadet Partisi (SP) Genel Başkan Yardımcısı Şerafettin Kılıç, partisinin Güneydoğu’da yaşanan çatışmalara getirdiği çözüm önerilerini sıraladı. Kılıç, çözüm için bölgedeki tüm unsurların masaya oturmasını önerirken, İslam kardeşliği vurgusunun yapılması gerektiğini belirtti.

    Kılıç, konuşmasında, “Çözüm süreci adı altında Güneydoğu, nasıl bu kadar başı boş bırakılabildi?” diye sordu.

    SP Genel Başkan Yardımcısı Şerafettin Kılıç, SP İzmir İl Başkanlığında basın toplantısı düzenledi. Çözüm sürecinde sadece örgütle masaya oturularak bölge halkının, sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin göz ardı edilmesinin en büyük hata olduğunu söyleyen Kılıç, partisinin çözüm önerilerini sıraladı.

    “YATIRIMLARI KAMU ÜSTLENMELİDİR”

    Sorunun çözümü için bölgedeki tüm unsurlarla masaya oturulması gerektiğini kaydeden Kılıç, “Bu milletin fertleri arasında en güçlü bağ, dindarlık bağıdır. Bu nedenle İslam kardeşliği vurgusu samimi olarak ifade edilmelidir. Askeri, siyasi, iktisadi tüm adımlar beraber atılmalıdır. Silahlı mücadelenin yanı sıra meselenin çözümü için siyasal-sosyal-kültürel-ekonomik adımların atılması önem taşımaktadır. Sıkıyönetim ilan edilen yerler, gençler arasında işsizliğin en yoğun olduğu yerlerdir. Bu ise terörün gelişimine zemin hazırlamaktadır. Hızlı ve planlı kalkınma için, bu bölgede geçici bir süre ile yatırımları kamu üstlenmelidir. 1 Mart tezkeresinin Meclis’te reddedilmesinin ardından Bakanlar Kurulu kararı ile yabancı silahlı kuvvetlerin kullanımına açılan hava ve deniz limanlarımız kullanıma kapatılmalıdır. Güneydoğu’da ajan provokatörler tespit edilerek sınır dışı edilmelidir” dedi.

    “NEFRET TOHUMLARI EKİLMEYE DEVAM EDİYOR”

    Kılıç, konuşmasında, “Çözüm süreci adı altında Güneydoğu nasıl bu kadar başı boş bırakılabildi?” diye sordu. Tonlarca bomba yerleştirilirken, ağır silahlar şehir merkezine sevk edilirken, iş yerleri ve evler mühimmat deposu haline getirilirken yetkililerin nerede olduğunu soran Kılıç, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bunlar nasıl bilinmedi? Terör yoluyla milletimizin arasına kin ve nefret tohumları ekilmeye devam ediyor. Sokaklarda hendek kazılıyor. Öğrenciler okula gidemiyor, okullar boşaltılıyor, şehirlerde yoğun göç yaşanıyor. Sokağa çıkma yasakları, tuzaklı hendekler, bombalı saldırılar bölge insanını canından bezdirmiş durumdadır.”