Etiket: edilmiyor”

  • Erdoğan: “VAR sistemi varsa niye kontrol edilmiyor?”

    Erdoğan: “VAR sistemi varsa niye kontrol edilmiyor?”

    Hatayspor Teknik Direktörü Ömer Erdoğan maçta geriye düştüklerini ancak çabuk cevap vererek öne geçmelerine rağmen duran toptan gol yediklerini söyledi.

    Süper Lig’in 18. hafta maçında sahasında karşılaştığı Beşiktaş ile 2-2 berabere kalan A. Hatayspor’da Teknik Direktör Ömer Erdoğan, mücadele sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Erdoğan, duran topta sıkıntı yaşayacağımızı bildiklerini ve buna çalışmalarına rağmen kalelerinde gol gördüklerini belirterek, “Beklediğimiz gibi bir oyun oldu. Analizlerimiz de öndeki baskılarda Beşiktaş’ın sıkıntı yaşadığını gördük. Bunda da başarılı olduk. Aboubakar’ın uzaktan golü ile geriye düştük ama çabuk cevap verdik. Sonra bir duran topta gol yedik. Duran topta sıkıntı yaşayacağımızı biliyorduk, engellemek için çalışmasını da yaptık çünkü bugün boy ortalamamız kısaydı. Çalışmamıza rağmen bir anlık hatadan yedik. 3-2’yi bulmak için pozisyonlarda yakaladık” dedi.

    VAR sisteminin neden devreye girmediğini merak ettiğini belirten Erdoğan, “Teknik direktörlüğe başladığım günden beri hakemlerle ilgili açıklamama yapmama kararı aldım. Hakemin görmemesi normal ama VAR sistemi varsa Akintole’nin attığı golde benim gördüğüm kadarı ile top rakipten geliyor, gol olması lazım. Çabuk karar verdi. Daha önceki farklı maçlar da VAR’a gidilen pozisyonlar da yaklaşık 3-4 dakika sürüyor ama bizim pozisyonumuzda devam edildi. Biraz daha topu rakibe verip, kontratakla pozisyon bulmaya çalıştık. Takım savunmasını iyi yaptık, pozisyonlarda bulduk. Kamara’ya yapılan net bir penaltı yapıldı. VAR sistemi varsa, kontrol edilmiyorsa, niye başka maçlarda kontrol ediliyor?” dedi.

    Erdoğan, üç günde bir maç yaptıklarını ve artık bir haftalık aranın olduğunu, hem oyunsal, hem de fiziksel anlamda kendilerini geliştirdiklerini söyledi.

  • Uslu: “Haksız kazanca müsaade edilmiyor”

    Adıyaman Ticaret İl Müdürü Ömer Uslu, yaklaşık 2 aylık sürede bir çok işyerinde etiket ve haksız kazanç ile ilgili denetimlerin yapıldığını kaydetti.

    Ticaret Bakanlığının talimatı ve Valiliğin emri ile Eylül ayı başından itibaren Ticaret İl Müdürlüğü ve zabıta ekiplerinden oluşan ekipler haksız kazanç ve etiket yönetmeliğine aykırılık ile ilgili işyerlerine denetimlerini sürdürüyor.

    Ticaret İl Müdürü Ömer Uslu, il genelinde 35 firma ve 796 üründe denetim yapıldığını belirterek, bu firmalardan 3’üne, 10 ürüne haksız kazançla ilgili tutanak tutulduğunu ifade etti.

    Uslu, etiket yönetmeliğine aykırı davrandıkları gerekçesiyle 79 ürüne cezai işlem yapıldığını, 13 ürünün ise firmasının il dışında olmasından dolayı ilgili müdürlüklere tutanakların gönderildiğini kaydetti.

    Ömer Uslu, haksız kazanç ile ilgili cezai müeyyidelerin Bakanlık yetkisi dahilinde olduğunu, 6 bin TL’den başlayıp, 50 bin TL’ye kadar çıktığını söyledi.

    İki ekip halinde sürdürülen denetimlerin devam edeceğini ve haksız kazanca müsaade edilmediğini aktaran Uslu, Ali 175, e-şikayet üzerinden ihbarları değerlendirdiklerini dile getirdi.

  • “Ayı Terörü ile mücadele edilmiyor”

    Son dönemde Kars ve Erzincan illerinde yaşanan ölümlü ve yaralamalı ayı saldırıları yeniden sorunun çözümü için yapılması gerekenleri gündeme getirdi.

    Saldırıları “Ayı terörü” olarak nitelendiren Karadeniz Teknik Üniversitesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şağdan Başkaya, Türkiye’nin bir çok bölgesinde ayı sayısının çok arttığını ve taşıma kapasitesinin üzerindeki ayıların planlı ve kontrollü olarak yani yasal bir biçimde avlattırılması gerektiğine dikkat çekti.

    “Romantik hayvanseverlik nereye kadar…”

    Ayı saldırıları ile ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Şağdan Başkaya, “Ayı ile karşılaşma olayı sonrasında geçtiğimiz günlerde Kars’ta iki ölüm, iki yaralanma olayı yaşanırken, dün de Erzincan Tercan’da bir ölüm olayı yaşanmıştır. Ülkemizde sırasıyla Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu, Batı Karadeniz, Orta Karadeniz ve Marmara bölgelerinde ayı saldırıları veya insan-ayı karşılaşmaları ölüm dahil olmak üzere, çok ciddi sorunlara yol açmaktadır. Sadece ayı saldırısı sonrasında yaşanan ölüm ve ciddi yaralanmalar olduğunda gündeme gelen ‘Ayı Terörü’ne acil çözümler üretilmelidir. Her olaydan sonra başımızı kuma gömüp olayın unutulmasını bekleyerek, bu sorunu daha da büyütmüş oluruz. Bilimsel ve gerçekçi olmak zorundayız. Kamuoyunu doğru bilgilendirmek zorundayız. Romantik çevrecilikle veya romantik hayvanseverlikle kırsalda yaşayanların veya kırsala gidenlerin bu derdine derman üretilemez. Ayıların, insanlar ile karşılaşma ihtimalleri ne kadar çok ise, ayıların insanlara saldırma ihtimalleri de o kadar artmaktadır. Yaptığımız bilimsel çalışmalara göre; ayı popülasyonları, saldırı ve karşılaşmaların yaşandığı bölgelerde ciddi düzeyde artmış durumdadır” dedi.

    “Kaçak avda yapılmasa ayı saldırılarında ölüm, yaralanma veya maddi zararlar çok daha fazla olur”

    Başkaya, kırsalda yaşayan vatandaşların yasal olmamasına rağmen kaçak ayı avı yaptığını vurgulayarak “Eğer kaçak ayı avı yapılmıyor olsa, ölüm, yaralanma veya maddi zararlar çok daha fazla olacaktır. Bugün her yerde muazzam derecede bir kaçak ayı avı yapılmaktadır. Bu kaçak av şekli adeta sorunu gizli bir şekilde çözme yöntemi olarak uygulanmaktadır. Ayıları kaçak olarak avlayacak avcıların az bulunduğu veya olmadığı yerlerde ise köylüler ayılardan usanmış durumdadırlar. Ayı, kırsalda yaşayan insanların en çok korktukları yaban hayvanlarının başında gelmektedir. Bunun başlıca nedenleri ise, ülkemizde her yıl ortalama iki kişinin ölümüne neden olması, hafif yaralanmaların haricinde kalıcı engellere neden olan 2-3 kişinin ciddi yaralanmasına neden olması, ruhsal sorunlara yol açması ve değişik şekillerde insanları maddi zararlara uğratmasıdır” diye konuştu.

    “Ayı korkusuna rağmen doğa turizmi çabası boşa gider”

    Yörede doğa turizmi çalışmalarına dikkat çeken Başkaya “Bir yandan doğa turizmini geliştirmeye çalışıyoruz, birçok planlamalar ve maddi yatırımlar yapıyoruz, bir yandan da bırakınız şehirden gelen ziyaretçileri, kırsalda yaşayan insanlarımız bile ayı korkusundan dışarıya çıkamıyor. Kaçkar Dağı’nda, yirmi yıl önce, sonbahara doğru dağların iyice ıssızlaştığı günlerde kamp yapmaya gelen Belçikalı iki genç, minibüste anlatılan korku dolu ayı hikayelerinden etkilenmiş, dağda da Ayı görünce kamp yapmaktan vazgeçmişlerdi. Durum hala bundan pek farklı değil” şeklinde konuştu.

    Ayı terörüne karşı neler yapılmalı ?

    Prof. Dr. Şağdan Başkaya, ayı saldırılarının yaşandığı bölgeye göre, çok özel çözüm yollarının geliştirilebileceğini belirterek öncelikle insan-ayı çatışmasının yoğun olarak yaşandığı bölgelerde yapılması gerekenleri şu şekilde özetledi:

    “Eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarına ağırlık verilmeli; Kırsal alanlarda yaşayan insanlarımızın bile ihtiyacı olan bu eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarının yazın artan ve kırsal alanları, köyleri, yaylaları kullanan yazlıkçı insanlarımıza ve gelen turistlere çok acil bir şekilde verilmeye başlanılması gerekmektedir; Uyulması gereken kurallar belirlenmeli ve insanların bunlara uymasına çalışılmalı; Ayılara karşı fiziksel vd. engeller kullanılmalı; Ayıların yaşam alanlarındaki azalan ve hatta çoğu yerde yok olmuş olan, ayıların en sevdiği doğal bitkilerin ekim ve dikimi yapılmalı; İnsan-ayı çatışmasında alınması gereken bütün tedbirleri alırken, yasal çerçevesi düzenlenmiş olan tazminat uygulamalarına da yer verilmeli, ayı zararına karşı önlem alan ve çatışmayı azaltıcı çalışmalara destek olan insanlar ödüllendirilmeli; Ayı popülasyonlarında, taşıma kapasitesinin üzerindeki ayılar, planlı ve kontrollü yani yasal bir biçimde avlattırılmalıdır. Bunun uygulanabilmesi için ayıların popülasyon durumlarının bilimsel yöntemlerle, sayım (envanter) çalışmaları ile tespit edilmesi gereklidir; Sürekli bir izleme programı yürütülmelidir; Ayıların biyoloji ve ekolojileri ile zarara uğrayan insanların yaşam ve davranış biçimlerine yönelik bilimsel araştırmalara destek olunmalı ve bu konularda araştırma yapılması için çaba sarf edilmelidir; Ayı Sayımları ve ayı yönetim planları yapılmalı; Bu konularda Üniversitelerin Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümleri, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ve konu ile ilgilenen sivil toplum örgütleri işbirliği içerisinde kesintisiz bilimsel çalışmalar yapmalı. Her yöre için özel ayı yönetim planları yapılmalıdır.”