Etiket: Edilmelidir”

  • ESOB Başkanı Konak: “Stokçuluk yapanlar hem cezalandırılmalı hem de teşhir edilmelidir”

    Afyonkarahisar Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ESOB) Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkadir Konak, “Bu durumu fırsat bilerek stokçuluk yaparak haksız yere para kazanmanın peşinde olanlar, bize göre vatan hainliği içindedir. ESOB olarak bu ahlaksız tutum içinde olanların gerekli cezaya çarptırılmasını ve dahası teşhir edilmesini talep ediyoruz” dedi.

    ESOB yönetim, denetim, disiplin ve danışma kurulu üyelerinin katıldığı toplantıda, esnafın sorunları konuşuldu. Toplantıya katılan meslek odası başkanları ilçelerdeki sorunları ve çözüm yollarını anlattı. Toplantıya katılan bütün başkanlar, dış müdahalelere karşı topyekun bir seferberlik başlattıklarını ifade ederek birlik ve beraberlik içinde bugünlerin de geçeceği görüşünü aktardı. ESOB Başkanı Abdülkadir Konak, “Afyon esnafımız, devletimizin yanında olduğunu defalarca kez göstermiştir. Son günlerde yaşanan döviz kuru oyunlarından ülkemiz daha da güçlenerek çıkacaktır. Bu konuda esnafımız üstüne düşen görevi yapmaktadır” dedi.

    “Stokçuluk vatan hainliğidir”

    Son günlerde dış güçlerce gerçekleştirilen kur dalgalanmasının, fiyatlarda artışa neden olduğunu söyleyen Başkan Konak, “Bu durumu fırsat bilerek stokçuluk yaparak haksız yere para kazanmanın peşinde olanlar, bize göre vatan hainliği içindedir. Böylesine ahlaksız tutum içine girenlerin yetkili birimlere şikayet edilmesini bekliyoruz. ESOB olarak bu ahlaksız tutum içinde olanların gerekli cezaya çarptırılmasını ve dahası teşhir edilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

  • TÜRKONFED Başkanı Turan: “Katılımcı ve kapsayıcı yeni bir Türkiye inşa edilmelidir”

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve 27. Dönem Parlamentosu ile ilgili açıklamalarda bulunan TÜRKONFED Başkanı Orhan Turan, “Türkiye’ye ihtiyacı olan dengeyi kazandıracak adımlar hızla atılmalı. Demokrasi, Ekonomi, Bürokrasi ve Eğitim’de 4.0 zamanı. Tüm siyasi partilerin uzlaşma temelinde katılımcı bir ruhla, kapsayıcı yeni bir siyaset ve yeni bir Türkiye inşa edilmelidir” dedi.

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yeni bir dönemin başladığına işaret eden ve 27’nci Dönem Parlamentosu’na çok önemli görevler düştüğünü söyleyen Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, “TÜRKONFED olarak, 24 Haziran seçimlerinin ardından kurulan 27. Dönem Parlamentosu’na ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yeni kabineye başarılar diliyoruz. İş dünyası olarak önümüzdeki süreçte uzlaşma kültürüyle politikada yaşanacak normalleşmenin, demokratik ve ekonomik reformlarla desteklenmesi gerekiyor” dedi.

    Turan, liyakat esasıyla bürokraside yaratılacak verimliğin yatırım süreçlerini hızlandıracağını, eğitim reformu ile de nitelikli insan kaynağına yatırım yapılacağını aktardı.

    “En önemli sermayemiz insan kaynağı” diyen Turan, şunları ifade etti:

    “Türkiye’ye ihtiyacı olan dengeyi kazandıracak adımlar hızla atılmalı. Demokrasi, Ekonomi, Bürokrasi ve Eğitim’de 4.0 zamanı. Tüm siyasi partiler uzlaşma temelinde katılımcı bir ruhla, kapsayıcı yeni bir siyaset ve yeni bir Türkiye inşa etmelidir. Yüksek katma değer, yüksek teknoloji ve yüksek verimlik odaklı bir üretim ve ihracat; Merkez Bankası’nın kurumsal bağımsızlığı, sene başından bu yana TL’de yaşanan değer kaybının iyi analiz edilmesi, faiz-büyüme-enflasyon ilişkisinin doğru kurgulanması, güven temelli yatırım ortamının geliştirilmesi için adımlar atılması ve reformlardan vazgeçilmemesi; yani büyüme değil kalkınma odaklı bir ekonomik model ve gelişmiş bir demokrasi anlayışı Türkiye’ye ihtiyacı olan dengeyi yeniden kazandıracaktır.”

  • Dr. Mehmet Şeker: “Akdeniz anemisi çiftler evlenebilir, doğan çocuk iyi takip edilmelidir”

    Konya Hospital İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. Mehmet Şeker, Türkiye’de yaklaşık 4 bin 500-5 bin arasında talesemi hastası olduğunu belirterek, Akdeniz anemisinin kalıtsal olarak çocuğa geçtiğine fakat tedavi ile önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekti.

    Akdeniz anemisi taşıyıcısı olan çiftlerin evlenmesi durumunda doğan çocuklarının bu hastalığı taşıma riskinin yüzde 25 olduğunu belirten Konya Hospital İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. Mehmet Şeker, bu hastalığı taşıyan çiftlerin çocuklarının sağlık durumlarının doğumdan itibaren takip edilmesi gerektiğini belirtti. Akdeniz anemisinin kalıtsal olarak çocuğa geçtiğini fakat tedavi ile önlenebilir bir hastalık olduğunu ifade eden Dr. Şeker, “Akdeniz anemisinin diğer adı ’beta talasemi’dir. Akdeniz anemisi, anne ve babadan kalıtsal olarak çocuklara geçen ve tedavisi ile önlenebilen bir hastalıktır. Türkiye’de yaklaşık 4 bin 500-5 bin arasında talasemi hastası vardır. Beta talasemilerin taşıyıcıları vardır. Türkiye’de 1 milyon 300 bin civarında beta talasemi taşıyıcısı vardır. Bu hastalık kalıtsal olarak geçen bir hastalıktır. Erkek ve kadın taşıyıcı olur ve taşıyıcılar evlendiği zaman çocuklarda talasemi olma oranı yüzde 25’tir. Yüzde 50 taşıyıcı olma oranı, yüzde 25’te sağlam olma olasılığı bulunmaktadır. Evlenen çiftlerden birisi taşıyıcı, diğeri hastalık taşımıyorsa çocuğun taşıyıcı olma olasılığı yüzde 50, sağlam olma durumu da yüzde 50’dir. Taşıyıcılık bir hastalık değildir. Normal hayatınız davam eder, başka hastalığın gelişmesine yol açmaz. Hiç kimsenin endişe etmesine gerek yoktur” dedi.

    “Talesemi hastaları evlenebilir ama doğumdan sonra çocuk iyi takip edilmelidir”

    Dr. Şeker, Akdeniz anemisi olan anne ve babaların doğan çocuklarının doğumdan itibaren takip edilmesi gerektiğini kaydederek, “Akdeniz anemisi hastaları evlenebilir ama çocuğun doğumdan sonra iyi takip edilmesi, taşıyıcı olup olmamasına bakılması, hastalık olup olmadığının kesinlikle saptanması gerekir. Çocuk küçük yaşlardan itibaren hasta ise kan takibi, hemogram takibi yapılıp kan düşüklüğü olduğu zaman kan transfüzyonu yapılması lazım. Hemoglobin düzeyinin de 9,5 üzerinde tutulması gerekmektedir. Eğer hemoglobin düzeyi yüksek düzeyde, 9,5’un aşağısında olursa karaciğerde, dalakta büyümeler başlar. Bu da çocuğu etkiler. Genelde hemoglobin 9,5’un altına düştüğü zaman kan nakli vermemiz lazım. Ama kan nakli verilirken bir de hastaya demirde yüklemiş oluyoruz. Bunun da takibi yapılması gerekmektedir. Eğer demir yüklemesi fazlalığı olursa karaciğerde, dalakta, troidde, kalpte depolanır ve sıkıntı çıkartır. O nedenle kan nakli yaptığımız hastaların demir seviyelerini de yakın takip etmemiz gerekiyor. Eğer yükselirse demiri vücuttan atan tedavisi vardır, onları kullanmak lazım. Beslenmede demir oranı yüksek olan yiyeceklerden kaçınılması lazım. Bu nedenle de bir diyetisyenle görüşüp beslenmesi gerekir. Kan nakli tedavisi dışında kemik iliği nakli yapılabilir. Kemik iliği nakli yapıldığı zaman talesemi hastaları son derece bundan fayda görmektedir ve hastalar normal yaşamlarına ikame etmektedirler. Türkiye’de oranı yüzde 2,1 talesemi hastası vardır. Ama bölgeden bölgeye değişmektedir. En yüksek olduğu oran yüzde 13 ile Antalya ve civarıdır. Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara’da talesemi oranı yüksektir” ifadelerini kullandı.

  • Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Akay, “Şeker pancarı stratejik bir ürün olarak kabul edilmelidir”

    Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay şeker pancarının Türkiye için stratejik bir ürün olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

    Başkan Akay, “63. Kampanya döneminde Kayseri Şeker tarafından uygulamaya başlanan randevulu söküm ve tesellüm çalışmalarında büyük başarı elde edildiğini ve uygulamanın rahatlığını, tüm çiftçilerimiz, nakliyecilerimiz, fabrika personelimiz ve işletmemiz, hep birlikte yaşıyoruz” dedi.

    Başkan Akay, Randevulu söküm ve tesellüm uygulamasına kampanya öncesindeki çiftçi eğitim seminerlerinde çiftçilerimizle yapılan istişareler sonunda hep beraber kakar verildiğini ve şu ana kadarki uygulamada Kayseri Şeker çiftçisinin %85’inin randevuya uyduğunu, randevu harici, yine de fabrikaya pancar geldiğini ve bazı bölgelerdeki küçük çiftçilerin ise traktör römorklarıyla pancar sevkiyatını açık kantarlara teslim etmeyi tercih ettiklerini söyledi.

    Başkan Akay Şeker sektöründeki gelişmelerle ilgili olarak da şunları söyledi;

    “Şeker Kurumu 2016 yılının Ağustos sonundan beri işlevsiz vaziyette yeterince çalışamıyor, düzenleme ve denetleme faaliyetini gerçekleştiremiyor. Bundan dolayı da şeker sektöründe şeker pancarından şeker üreten fabrikaların üretmiş olduğu şekerlerin satışında ciddi sorunlar yaşanıyor. Biz 9800 çiftçimizle sözleşme yapmış bulunmaktayız. Türkiye geneli toplamda aşağı yukarı 200 bin civarında aile şeker pancarından geçimini sağlıyor. Sektörde çalışan 10 binlerce insan var. Bunlara zarar verecek uygulamalardan vazgeçilmesi lazım. Bu nedenle şeker pancarı Türkiye için stratejik bir ürün olarak kabul edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Aynı zamanda bu stratejik ürüne ve üretimine zarar verecek uygulamalardan vazgeçilerek çözüm üretilmesi, tedbir alınması lazımdır.

    Piyasadaki denetimsizliğin sonucunda ise nişasta bazlı şekerin üretiminin kontrolsüz bir şekilde artmasına vesile oluyor. insan sağlığı açısından da tehlikeli bir durum arz eden NBŞ ticari kaygılarla bazı kuruluşlar tarafından tercih edilebiliyor. Buna tüketicilerimizin de bilinçli olarak yaklaşması bu konuda tercihini ortaya koyması gerek”

  • MHP’li vekil Özdağ: “FETÖ operasyonlarında suçlu ile suçsuz ayırt edilmelidir”

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, FETÖ ile mücadele ederken suçlu ve suçsuz ayrımı konusunda hassas davranılması gerektiğini vurguladı.

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, Gaziantep’te düzenlenen Siyaset, Strateji ve Liderlik Okulu İstihbarat ve İstihbarat Örgütleri sertifika programına katıldı. Basın mensuplarına açıklama yapan Özdağ, FETÖ ile yapılan mücadelede suçlu ve suçsuz ayrımına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

    “Geç kalmış bir mücadele”

    Ümit Özdağ, devlet içerisinde FETÖ’cü yapı ile mücadelenin devam ettiğine dikkat çekerek, “Bu mücadele çok geç kalmış bir mücadeledir. İktidar bir terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetlerinde , Dışişleri Bakanlığında, Emniyet Genel Müdürlüğünde, İşçileri Bakanlığında ve üniversitelerde örgütlenmesine müsaade etmiştir. Hatta uzun yıllar boyunca teşvik etmiştir. Hükümet hatasını 15 Temmuz’da Türk milletine de ağır bir bedel ödetecek şekilde gördü. O günden beri yapılan etkili tasfiye hareketleri vardır. Bunlar devam etmelidir ama suçluyla suçsuz muhakkak birbirinden ayırt edilmelidir. Bu konuda daha itinalı davranılmalıdır. Ortaya suçsuz olduğu için çıkan mağdurlar var. Bu mağdurların bir an evvel göreve dönmeleri için çalışılmalıdır” dedi.

    Atatürkçü ve ülkücülere FETÖ tasfiyesi iddiası

    Özdağ, terör örgütünün mağduriyetleri bahane edilerek bir taban oluşturulması çalışmalarının da önüne geçilmesi gerektiğini belirterek, “Gaziantep Üniversitesinde sözde FETÖ ile mücadele adında bazı Atatürkçü, ülkücü, Türk milliyetçisi bilim adamlarına karşı rektör tarafından bir tasfiye operasyonu başlatılmış durumdadır. Gaziantep Üniversitesinde yapılmaya çalışılan bu hukuk dışı, kanun dışı FETÖ kokan bu tasfiye operasyonun karşısında duracağım. Bu konuyu meclise ve YÖK’e taşıyacağım. Türk milliyetçileri, Atatürkçüler, tasfiye edilirken kripto FETÖ’cülerin korunup kollandığı hususunu da Türkiye’nin gündeminden düşürmeyeceğim. Kimin ne olduğunu Türkiye çok iyi biliyor. Bir zaman FETÖ’cü olanların itirafçı olduktan sonra sağda solda yine FETÖ’cüleri koruyarak ülkücülere yönelik nasıl bir tasfiye operasyonuna girdiklerini biliyoruz. Bu açık kalacak bir hesap değil bu hesabı kapatacağız” diye konuştu.