Etiket: Ediliyor

  • Rusya’nın narı Korkuteli’den ihraç ediliyor

    Son yıllarda ekim alanları artan nar, Antalya’nın farklı bölgelerinde yetiştirilip Avrupa ve Rusya’ya gönderiyor.

    Antalya’nın farklı bölgelerinden toplanan nar, Korkuteli ilçesindeki soğuk hava depolarına getiriliyor. Antalya’da da özellikle Döşemaltı, Çığlık, Aksu, Serik, Manavgat, Finike ve Kumluca ilçelerinde yetişen nar, hasat sonrası soğuk hava tesisine bekledikten sonra ihracat için gerekli işlemlerin ardından Avrupa ve Rusya’ya gönderiyor.

    Soğuk hava deposu sahibi Ogün Taş, “Türki meyve sektöründe ve dış ticaretinde de önemli yeri olan nar, çeşitli iklim ve toprak koşullarında yetişebilen, bakımı kolay olduğu için iç ve dış pazarlarda iyi fiyat bulabiliyor. Şu an soğuk hava depolarından haftalık olarak 3 tır ile yaklaşık 60 ton narı başta Rusya, Ukrayna, Romanya’ya gönderiyoruz. Narın yüzde 75’i Avrupa’ya ihraç edilirken, yüzde 25’i Rusya piyasasında değerlendiriyoruz. Hedefimiz nar üretim alanlarını daha da genişleterek ihracat ve üretim rakamlarını artırmak” dedi.

  • Manisa’da üretilen aküler 80’den fazla ülkeye ihraç ediliyor

    Manisa Organize Sanayi Bölgesinde (OSB) Japon ortaklığı ile akü üretimi yapan Türk firmasi İnci Akü, 6 kıtada 80’in üzerinde ülkeye ihracat yapıyor. Firmanın 50 milyonuncu otomotiv aküsü, Manisa OSB’deki fabrikasında gerçekleşen törenle üretim bandından indirildi.

    İnci Holding ve GS Yuasa iştiraki İnci GS Yuasa, akü üretiminde 50 milyon adede ulaştı. Firmanın 50 milyonuncu otomotiv aküsü, Manisa OSB’deki fabrikasında gerçekleşen törenle üretim bandından indirildi. Törende konuşan İnci GS Yuasa İcra Kurulu Direktörü Cihan Elbirlik, dünyanın enerji uzmanı olarak, bugünün ve geleceğin enerji depolama teknolojilerinin geliştirilmesinde aktif rol oynadıklarını vurguladı. Elbirlik, 34 yılda 50 milyon akü üreterek, 50 milyon aracın kalbine girdiklerini, 50. yılında hedeflerinin 150 milyon aküye ulaşmak olduğunu söyledi.

    “Her sabah İnci aküyle 15 milyon araç marşa basıyor”

    Ürettiklerinin üçte ikisini ihraç ettiklerini ifade eden Elbirlik, şöyle konuştu:

    “Burada çalışanımız, müşterimiz, tedarikçimiz, hepimiz bir aile olarak bunu çıkardık. Bu aileyi temsilen bu kelimeleri konuşmak gerçekten çok gurur verici. Avrupa’da her ülkeye rahatlıkla tedarik edebiliyoruz diyebilirim. Avrupa’nın yanı sıra dünya üzerinde 6 kıtada 80 ülkeye ihracat yapıyoruz. İhracat yapmadığımız kanal yok. Her sabah inci aküyle Dünya’da 15 milyonun üzerinde araç marşa basıyor. Bu bizim en büyük mutluluğumuz.”

    Yerli otomobile her zaman destek vermeye hazır olduklarını kaydeden Elbirlik, “Yerli otomobil ne tarzda bir taleple oluşturulsa inci akü her zaman teknoloji desteğiyle, akü ihtiyacıyla, batarya talebiyle yerli aracın gelişiminde arkasında olacak. Elektrikli araç akülerinde ortağımız Yuasa Dünyadaki en önemli oyunculardan biri. En son teknolojileri geliştiren sadece otomobil değil, uzayda da kullanılan batarya teknolojilerinde çok önemli liderlik rolü var. Bu sayede Türkiye’de İnci GS Yuasa olarak bu teknolojileri getirmemiz, hatta Türk mühendisleriyle bunları bölgemizdeki projelere uyarlamamız bizim için çok heyecan vericidir. Bizde sektörün bu yönde gelişmesini bekliyoruz. Türkiye’ye katkımız en çok konuştuğumuz ihracat meselesi. İnci GS Yuasa ürünlerini 3’te 2’sini ihraç ediyor. Burada ciddi bir kazanç, ciddi bir gelir ülke ekonomisi için söz konusudur. Bu da bizim haklı gururumuz” diye konuştu.

    “Türkiye için değer üretiyoruz”

    Ortaklığa imza attıkları 2015 yılından beri her zaman mükemmel bir işbirliği içerisinde olduklarını vurgulayan GS Yuasa Başkan Yardımcısı Akio Furukawa, “İnci Holding ile gerçekleştirdiğimiz ortaklık süresince yeni ürünler geliştirmek, üretim verimliliğimiz ve kalitemizi geliştirmek için çok çalıştık. Tüm başarılarımızda olduğu gibi bugün de 50 milyonuncu akünün üretim bandından inmesinde İnci GS Yuasa’nın başarısına katkıda bulunan İnci Holding ve İnci GS Yuasa çalışanlarına desteği için sizlerin huzurunda teşekkürlerimi sunmak isterim” ifadelerini kullandı.

  • Yozgat Şehir Hastanesi’nde obezite psikolojik destekle tedavi ediliyor

    Dünyanın sorunu olan obeziteye karşı çeşitli yöntemler uygulanırken, Yozgat Şehir Hastanesi’nde de diyet listelerinin yanı sıra grup terapisi ile hastalara psikolojik destek sağlanarak tedavi gerçekleştiriliyor.

    Yozgat Şehir Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nihan Coşkun, yapılan araştırmalara göre, 21’inci yüzyılın en önemli sağlık sorunu olan obezitenin halk sağlığını tehdit ettiğini, dünyada gelişmiş ülkelerde yaşayan her 4 çocuk ve ergenden birinin, gelişmekte olan ülkelerde ise her 7 çocuk ve ergenden birinin fazla kilolu ya da obez olduğunu vurguladı.

    Uyguladıkları grup terapisi programı ile obezite sorunu yaşayan hastalara psikolojik destek sağladıklarını belirten Dr. Coşkun,”Çünkü, tedavide sadece diyet listeleri ile başarı elde etmek mümkün olmayabiliyor. Hastalarımız bu programı tamamladığında, seçilen herhangi bir diyete rahatça uyum sağlayabilecek düzeye gelmektedirler” dedi.

    Kilo verme eğitimi

    Hastanede verdikleri kilo verme eğitimi programının 6 ile 8 haftalık süreyi kapsadığını, grupların ise 8 ile 10 kişi arasında değiştiğini belirten Dr. Coşkun, katılım öncesinde tüm hastaların endokrinoloji muayenelerinin yapıldığını ifade ederek,”Program dahilinde uzman diyetisyenlerle görüşme sağlanmanın ve kişinin kilosuna ve metobolizmasına uygun diyet listesinin hazırlanmasının ardından psikolojik destek de sağlanmaktadır. Programa katılanlar eğitim sonunda seçilen herhangi bir diyete uyum sağlayabilmekte ve aşırı yeme isteği ile nasıl başa çıkacağınızı öğrenmektedir. Hastalarımız, bu program sayesinde özel günler, doğum günleri, bayramlar, altın günleri, aile ziyaretleri gibi toplantılarda da diyeti bozmamaktadır.” şeklinde konuştu.

    Psikolojik açlık ve fiziksel açlık arasındaki fark

    Dr. Nihal Coşkun, birçok insanın duygusal açlık sonucu aşırı yeme eğiliminde olduğunu belirterek,”Fizyolojik olarak meydana gelen açlık bedenin bir tepkisidir. Duygusal açlık ise olumsuz duygu durumlarıyla tetiklenen ve kişi tarafından oluşturulan açlıktır. Fiziksel açlık, yemek yedikten birkaç saat sonra yavaş yavaş ortaya çıkar ve yemek yendiğinde doygunluk hissine ulaşılır. Duygusal açlık ise, açlık ve tokluk kavramlarından oldukça uzaktır. Kişi yemekten yeni kalkmış olsa bile olumsuz duygularıyla başa çıkabilmek için farkında olmadan yeme eylemini sürdürür. Uyguladığımız grup terapisi programında katılımcılar, psikolojik açlık ile fiziksel açlık arasındaki ayrım ile can sıkıntısı, mutsuzluk ve öfke gibi duygularla yemek yemeden baş etmeyi öğrenebilmektedirler. Böylece yememeleri gereken bir şey ile karşılaştıklarında huzursuzluk, kısıtlanmışlık hissi gibi olumsuz duygulara kapılmadan verilen ikramı red edebilmektedirler” ifadelerini kullandı.

    Obezite hastalarına tavsiyeler

    Dr. Coşkun, obeziteden kurtulmak için diyet listesinin tek başına yeterli olmadığı düşüncesinden yola çıkarak gerçekleştirdikleri psikolojik destekli tedavi yönteminden başarılı sonuçlar alındığını aktararak, bu sorunu yaşayanlara şu tavsiyelerde bulundu:

    “Eğer siz de daha sağlıklı olmak, tansiyon, şeker, kolesterol gibi hastalıklarınızdan uzaklaşmak, daha güzel görünmek, daha özgüvenli olmak ve yeme konusunda daha kontrollü hissetmek istiyorsanız, bunun için yardım alabilirsiniz. Daha önce diyet yapmış ve başarısız olmuş olabilirsiniz. Bunun nedeni iradesiz ya da başarısız olmanız değil, daha önce bunun nasıl yapılacağını kimsenin size göstermemiş olmasıdır”

    Diyeti baltalayan düşünceler

    Dr. Nihal Coşkun, diyet yapan birçok insanın, ’Bunu hak ediyorum’, ’Yemezsem annem üzülür’, ’Bir kereden bir şey olmaz’ gibi diyeti baltalayıcı düşüncelerle nasıl başa çıkabileceklerini bu programda katılımcılara anlattıklarını söyledi.

    Coşkun, obezitenin sadece fiziksel rahatsızlık veren bir sorun olmadığını aynı zamanda çeşitli kronik rahatsızlıkları da tetiklediğini, hastalığın tedavisinin bu açıdan büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.

  • Arıların yüzde 30’unun öleceği tahmin ediliyor

    Ordu Arıcılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Akın Çifçi, arı ölümlerinin arttığına dikkat çekerek, yüzde 30 civarında arının öleceğinin tahmin edildiğini belirtti.

    Yaz mevsiminde yaylalara ve farklı bölgelere giden arıcılar, havaların soğuması ile geri döndü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye genelinde en fazla bal üreten iller arasında olan Ordu’da bu sezon arıcılar hayal kırıklığı yaşadı. 2016 yılında 16 bin 280 ton, 2017 yılında da 16 bin 799 ton bal üretimi gerçekleştirilen Ordu’da bu yıl verim düştü. Sektörün kanayan yarası olan “varroa” hastalığı arıların ölümüne ve bal üretiminde düşüşe yol açarken, arıcılar bu hastalıklarla mücadeleyi sürdürüyor. Arıcılar, kış mevsiminin de yaklaşmasıyla birlikte peteklerinde ‘kışlık bakım’ yapıyor.

    “Arıların yüzde 30’unun öleceği tahmin ediliyor”

    Ordu Arıcılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Akın Çifçi, arı ölümlerinin geçtiğimiz yıllara göre artış gösterdiğini belirterek, arı ölümlerinin yüzde 30 civarında gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini söyledi. Ölümlerin büyük nedeninin varroa hastalığından kaynaklandığını ifade eden Çifçi, “Arıcılarımız artık yayladan döndüler. Önümüz kış, arıcılarımız artık kış bakımlarına başladılar. Tabii arılardaki en büyük sıkıntımız varroa mücadelesi. Arıcılarımız varroa ile mücadelelerini yapıyorlar ama geçtiğimiz günlerde arı ölümleriyle ilgili bir sıkıntımız var. Hastalıklar bir nebze arttı. Bu sene şu ana kadar arıcılarımızın yaşadığı sıkıntılara baktığımızda arılarımızın yüzde 30 civarında öleceği tahmin ediliyor. Arı hastalıkları ile ilgili Samsun Veterinerlik Fakültesinden uzmanlar çağırdık. Gelen uzmanlarımız, her arıcıdan numune aldılar ve bazı ilçelerde arıcılarımız ile toplantılar yaptılar. Ölümlerin önüne geçmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Arı ölümlerinin büyük bir nedeninin de varroa hastalığından kaynaklandığı biliniyor” dedi.

    Arı ölümlerinin önüne geçmek için çalışmaların sürdüğünü ifade aktan Çifçi, “Ordu’da 3 bin tane aktif olarak arıcılarımız var ve bunların tamamı profesyonel arıcılar. Ama son aylarda yaşanan arı ölümleri, arıcılarımızın bile önüne geçemeyeceği bir sıkıntı. Biz, bakanlık düzeyinde bu ölümlerin önüne geçmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Arılardaki genç nesil, ölümleri azaltacaktır”

    Arı peteklerinin kış mevsimine hazırlanması ve bu sayede ölümlerin önüne geçilmesi gerektiğini ifade eden Çifçi, sözlerine şöyle devam etti:

    “Şu anda da kış bakımları yoğun bir şekilde devam ediyor. Bu hastalıklardan bir sıkıntı yaşamazsak çok fazla zarar göreceğimizi düşünmüyoruz ama şuanda bu hastalıklardan dolayı sıkıntı yaşayacağa benziyoruz. Arıların varroa ile mücadelesinin iyi yapılması gerekiyor. Arıyı sıkışık tutmakta yarar var. Arılar mevcut olarak bu sene çok düştü. Kış bakımları kapsamında arıları strafor ile tam manada kış mevsimine hazırlamak gerekiyor. Bölgemiz nemli bir bölge olduğu için arıcılarımız sıcak bölgelere gidip arılara yavru attırırsa, genç nesil olan arılarda ölümler daha da düşecektir.”

  • Kazukoğlu Mahallesine yeni içme suyu hattı inşa ediliyor

    Düzce Belediyesi Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü ekipleri Kazukoğlu Mahallesi’nde içme suyu hattı döşeme çalışmalarına başladı.

    Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü ekipleri tarafından, Kazukoğlu Mahallesi yaşayanlarına yeni bir içme suyu sistemi kazandırmak için ekipler kolları sıvadı. Kazukoğlu Mahallesinde devam eden çalışmalar kapsamında 200 metre içme suyu şebeke hattı inşa ediliyor. Sahada kazı çalışmalarını sürdüren Düzce Belediyesi Su ve Kanalizasyon Müdürlüğü ekipleri konuyla ilgili yaptıkları açıklamada; ‘’200 metre şebeke hattını döşeme işlemini tamamlarken, çalışmaların sona ermesinin ardından Kazukoğlu Mahallesi sakinlerini sorunsuz bir içme suyu sistemine kavuşturacağız, bundan sonra ki süreçte de çalışmalarımız aralıksız devam edecek’’ ifadelerini kullandı.