Etiket: Edilenler

  • Estetik dolgu hakkında merak edilenler

    Estetik dolgu hakkında detaylı bilgi veren Dermatolog Uzm. Dr. Engin Kocabaş, “Estetik dolgu amacıyla son yıllarda genellikle hyaluronik asit ürünleri kullanılmaktadır. Bu ürünler doğal olarak ciltte mevcut olan ve zamanla azalan maddelerdir. Kullanılan hyaluronik asit ürünleri uygulamaya hazır olarak bulunup, doğal maddeler olması sebebiyle uygulama öncesi test yapmaya gerek yoktur” dedi.

    Estetik dolgunun, cilt altında zaman içerisinde azalan dokuların yerine konması işlemi olduğunu belirten Özel Derim Dermotoloji Dal Merkezi’nden Uzm. Dr. Engin Kocabaş, bu dokuların içerisinde en önemli maddelerin destek dokusu olarak görev yapan hyaluronik asit ve kollajen olduğunu vurguladı. Kocabaş, “Kollajen cilde destek görevi görürken hyaluronik asit yüksek su tutma özelliği ile cildin nemli kalmasını sağlar. Zamanla birlikte bu destek maddelerinin azalmasına bağlı olarak ciltte kırışıklıklar, çökmeler, sarkmalar meydana gelir. Bu sebeple kırışıklıklar genellikle burun kenarlarında üst ve alt dudak bölgesinde, ağız köşelerinde ortaya çıkar. Estetik dolgu amacıyla son yıllarda genellikle hyaluronik asit ürünleri kullanılmaktadır. Bu ürünler doğal olarak ciltte mevcut olan ve zamanla azalan maddelerdir. Kullanılan hyaluronik asit ürünleri uygulamaya hazır olarak bulunup, doğal maddeler olması sebebi ile uygulama öncesi test yapmaya gerek yoktur” diye konuştu.

    Estetik dolgunun uygulanacağı kişiler ve bölgeler

    Estetik dolgu uygulamasının genellikle yüz bölgesinde zamanla birlikte azalan destek maddelerine bağlı olarak oluşan kırışıklık ve çökmelerin giderilmesinde kullanıldığını ifade eden Kocabaş, şu bilgileri verdi:

    “Özellikle burun kenarlarındaki kırışıklıklarda, ağız köşesi sarkmalarında, elmacık kemiği dolgunlaştırılmasında sıklıkla estetik dolgu uygulamaları ilk tercihtir. Alın ve göz kenarı bölgesi kırışıklıkları ve mimiklere bağlı kırışıklıklarda ilk tercih botoks uygulamasıdır. Eğer botoks uygulaması sonrası kırışıklılarda istenilen tedavi sağlanamazsa estetik dolgu uygulaması da tedaviye eklenir. Estetik dolgu yüz bölgesi dışında vücut bölgelerinde de kullanılabilir.”

    Vücutta estetik dolgu uygulaması

    Estetik dolgunun bazı vücut bölgelerinin düzeltilmesi amacıyla da kullanılabildiğini dile getiren Kocabaş, “Özellikle göğüslerin ve kalçaların dolgunlaştırılması amacıyla estetik dolgu uygulaması tercih edilir. Kaza veya başka sebeplerle vücutta oluşmuş doku kayıplarında, daha önce liposuction yapılan hastaların bazı bölgelerinde oluşmuş çökmelerin tedavisinde dolgu maddeleri tercih edilir” dedi.

    Deneyimli hekim ve klinik vurgusu

    Estetik dolgu uygulamasının ancak bu konuda deneyimli hekim tarafından, klinik ortamında yapılabileceğini sözlerine ekleyen Kocabaş, şu uyarıda bulundu:

    “Estetik dolgu uygulamalarının evlerde, ofis ortamında ve hekim olmayan deneyimsiz kişilerce yapılması istenmeyen sonuçlar oluşturabilir.”

    Estetik dolgunun uygulanması

    Uygulama öncesi hastanın ayrıntılı muayenesinin yapılması gerektiğini kaydeden Kocabaş, şu ifadelere yer verdi:

    “Dolgu yapılacak alan, miktar, kullanılacak ilacın özellikleri ayrıntılı olarak belirlenir. Uygulama bölgesi önce dezenfekte edilir. Ardından ağrıyı azaltmak için anestezi sağlayan kremler kullanılabilir veya aynı amaçla soğuk kompres de yapılmaktadır. Estetik amaçla kullanılacak dolgu maddesi uygulama alanına ince iğneler ile verilir. Uygulama çok ağrılı değildir. Estetik dolgu uygulama süresi 10-30 dakikadır. Uygulama sonrası kişi sosyal hayatına dönebilir. Estetik dolgu uygulaması 2 hafta aralıklarla 2 kez yapılır.”

    Estetik dolgunun kalıcılığı

    Estetik dolgu uygulamasının kalıcılığının profesyonel uygulamaya ve kullanılan dolgu maddesine bağlı olarak değiştiğine dikkat çeken Kocabaş, “Genellikle estetik dolgu uygulamalarından sonra kalıcılığı 6-12 ay arasında değişmektedir. İlk kez yapılıyorsa 2 veya 3 hafta sonra tamamlayıcı bir seans daha gerekebilir. Bu durum kişiye ve uygulanan bölgeye göre değişiklik gösterebilir. Sonuçta, belirli süreler zarfında dolguyu tekrarlamak gerekmektedir. Fakat görülmektedir ki, dolgu maddelerinin su tutma ve cildin nemlenmesinin artırması sebebi ile cilt kalitesi artmaktadır. Dolgu maddesinin kalıcılık süresinin sonunda cilt uygulama öncesi durumuna geri döner. Unutmamak lazım ki kalıcı dolgu maddelerinin etkisi kadar, oluşabilecek sorunlar da kalıcı olurlar” diye konuştu.

    Estetik dolgunun uygulanamayacağı kişiler

    Estetik dolgu uygulamasının, kullanılan etken maddeye alerji sorunu olan kişilere uygulanamayacağını söyleyen Kocabaş, “Sistemik hastalığı olanlar ve devamlı ilaç kullananların uygulama öncesi bu bilgilerini hekimlerine iletmeleri gerekir. Devamlı olarak Aspirin ve benzer ilaç alanların uygulama öncesinde hekimlerine danışarak ilaçlarını kesmeleri gerekebilir. Deride iyileşme bozukluğu, aşırı iz ve yara izinde kalınlaşma (keloid ve hipertrofikskara yatkınlık) öyküsü varsa, bu hastalarda enjeksiyon bölgelerinde rahatsız edici nedbe (yara izi) dokusu oluşma ihtimali vardır. Enjeksiyon alanında enfeksiyon ve inflamasyon varlığında uygulamanın ertelenmesi önerilir” şeklinde konuştu.

    Estetik dolgu sonrası öneriler

    Estetik dolgu uygulaması sonrası kişilerin önerilerle sosyal hayatına dönebileceğini ifade eden Kocabaş, “İşlem sonrasında hastaya hemen 15-20 dakika hafif buz uygulaması yapılır ve hasta dinlendirilir. Başı yukarıda uyuması önerilir. Enjeksiyondan sonraki 6 saat hiç makyaj yapmaması istenir. Bir güne kadar da egzersiz yapmaması önerilir. Hasta kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsa ve uygulamadan önce kesilmişse, 3 günden sonra başlanır. Öte yandan eğer bir zorunluluk yoksa kan sulandırıcı ilaçlar, ağrı kesiciler ve aspirinden ilk hafta uzak durması önerilir. 3 gün boyunca dolgu yapılan alanlarla oynanmaması istenir. Ancak bazı dolgu maddelerinde istisnalar olabilir, lütfen doktorunuzun tavsiyelerine uyunuz. Dudak dolgusu yapıldıysa ilk iki gün yumuşak diyet önerilir” bilgilerini verdi.

    Hamilelere önerilmiyor

    Kanama, ağrı ve yumru şeklinde şişme, gözlerde ağrı, görme bulanıklığı, baş ağrısı, enjeksiyon bölgelerinde kızarma, yanma, uçuk oluşumu gibi durumlar oluştuğunda hemen uygulamayı yapan doktora bilgilendirmede bulunulması gerektiğini kaydeden Dermatolog Uzm. Dr. Engin Kocabaş, “Hamilelik, emzirme ve 18 yaş altındaki gruplar için dolgu maddelerinin pek çoğu ile henüz yeterli çalışma bulunmadığı için önerilmemektedir” dedi.

  • Kılıçdaroğlu: “O gece linç edilenler var, takipçisiyim”

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, darbe akşamında dışarıya çıkan er ve erbaşlarla ilgili, “Darbe gecesi er ve erbaşlara astsubaylar çıkın dışarı demişler. Şimdi sen komutanları bırakmışsın er ve erbaşları hapse atmışsın. Olmaz, bombalayanı bul getir kardeşim. Meclis’i bombalayanı hapse at. Er ve erbaştan ne istiyorsun. Takipçisiyim. O gece linç edilenler var, takipçisiyim. O erlerin hakkını savunacağım, o erlere sahip çıkacağım. Onların ailelerine sahip çıkacağım. Ben bütün mağdurlara sahip çıkacağım” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bursa’nın Mudanya ilçesinde Mudanya Mütarekesi’nin 94. yıl dönümü etkinliklerine katıldı. Kılıçdaroğlu’nu Mudanya girişindeki Tepedevrent mevkiinde partililer karşıladı. Araçtan inen Kılıçdaroğlu, partililerle selamlaştıktan sonra konvoy halinde Mudanya Cumhuriyet Meydanı’na geldi. Partililerle birlikte Mütareke Meydanı’na kadar halkı selamlayarak yürüyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Mudanya Mütareke evini gezdi. Kılıçdaroğlu, ardından toplanan kalabalığa hitap etti.

    “Lozan’ın önemini hala kavrayamıyorlar”

    Mudanya’nın sıradan bir ilçe olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Tarihi kökleri var. Lozan sözleşmesinin hangi koşullarda imzalandığını gördük. Burada imzalanan anlaşma Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımıdır. Artık Ankara’yı bütün dünyaya tanımaktır. İnönü geldi, burada oturdu. Lozan’ın önemini hala kavrayamıyorlar. Bilmeyenler var. Lozan’ı öğrenmek isterseniz Atatürk’ün Nutuk kitabının 50 sayfasını okusunlar, o günün şartlarını öğrenirler” diye konuştu.

    “Herkes kendi tarihini bilecek”

    Tarihi bilmenin önemine değinen Kılıçdaroğlu, “Aynı hataları tekrar etmemek için çok önemlidir. Tarihi çok iyi bilirseniz, geleceği çok iyi inşa edersiniz. Tarihi bilgisinden yoksun olanların devletin üst makamlarına oturmaları ayıptır. Herkes kendi tarihini bilecek. Olayı saptırmamak gerekiyor. Doğruları konuşmamız gerekiyor. Bütün bunlar yapılırken 4 kez Yüce Divan’a dosyayı gönderdik. Yolsuzluk iddiaları vardı. Biz yolsuzluklara tahammül edemeyiz dediler. Her kuruşun hesabını vereceğiz bu millete dediler” açıklamasında bulundu.

    “Yaptığına bakmıyor, tarih bilmeden tarihi eleştiriyor”

    “Tarihimizi bileceğiz ki geleceğimizi sağlıklı inşa edelim” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    “İnönü’ye biri sormuş, ‘Sen bizi ekmeksiz bıraktın, ekmeği karneye bıraktın’ demiş. İnönü ise, ‘Evet ekmeği karneye bağladım, ama hiçbir çocuğu yetim bırakmadım’ demiş. Onlar savaşın ne olduğunu biliyorlardı. Buyurun bakın Suriye’ye. Süleyman Şah Türbesi’ni bile kaçırdılar. O topraklar bize aitti. Yaptığına bakmıyor, tarih bilmeden tarihi eleştiriyor. Benim ağrıma giden o. Hani bir adam tarihi bilmez, ama bilenden öğrenir. Çağırır tarihçileri, bilgi sahibi olur. Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptır. Öğreneceksin, soracaksın, konuşacaksın.”

    “Liyakatı parti yandaşına teslim edersen birileri gelir böyle darbe yapar”

    Son haftalarda devlette liyakat sistemden söz ettiğini anlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    “Ben hakim, doktor, dişçi, eczacı olamam. O bölümlerden mezun değilim. Ama ben maliyeciyim. O konuyu bilirim. Liyakat eşi ehline teslim etmektir. Parti yandaşına teslim edersen birileri gelir böyle darbe yapar. Darbe yapar ama darbe fırsatçılığına bizim izin vermemiz gerekir. Biz darbeye karşıyız. Biz tam demokrasiyi savunuyoruz. Gazetecileri, yazarı, çizeri, üniversite hocasını hapse atarsınız bunlar doğru olmaz, bunlar Türkiye üzerine karanlık gölge düşürür. Biz demokrasiyi kimseye anlatamayız. Masum insanlar hapislere atılıyor. CHP mağdurun edebiyatını yapıyor diye söyleniyor. 16 günlük bir çocuğu eğer sen anneden ayırıyorsan ve ben onu dile getiriyorum diye mağdur edebiyatı yapıyor diyorsan, evet ben mağdur edebiyatı yapıyorum. Okulunda derse giden öğretmeni sen kapının önüne koyarsan benim vicdanım el vermiyor. Gazeteciyi hapse atarsan, benim vicdanım el vermiyor. Hapisteki gazetecilerin tamamı belki bir cümle CHP lehine yazmış değil. Ben onların hakkını, demokrasiyi savunuyorum. Demokrasiyi, insan haklarını savunacağız. Benim gibi düşünmüyor diye benim onu hapse atmam doğru olmaz. Farklı düşünceler her zaman zenginliktir.”

    “Er ve erbaştan ne istiyorsun”

    Kılıdaroğlu, kadınların askerlik yapmadığını ama erkeklerin tamamının askerlik yaptığını belirterek, “Komutan ne talep verirse er ve erbaşlar ona uyar. Sürün derler sürünür, yürü der yürür. Darbe gecesi er ve erbaşlara astsubaylar çıkın dışarı demişler. Şimdi sen komutanları bırakmışsın er ve erbaşları hapse atmışsın. Olmaz, bombalayanı bul getir kardeşim. Meclis’i bombalayanı hapse at, er ve erbaştan ne istiyorsun. Takipçisiyim. O gece linç edilenler var, takipçisiyim. O erlerin hakkını savunacağım, o erlere sahip çıkacağım. Onların ailelerine sahip çıkacağım. Ben bütün mağdurlara sahip çıkacağım” şeklinde konuştu.

  • Suda Doğum Hakkında Merak Edilenler

    Kadın Hastalıkları Ve Doğum Uzmanı Op.Dr.Aslı Alay, suda doğum hakkında merak edilenleri anlattı.

    İlk olarak Fransa’da 1803 yılında uygulanmaya başlayan suda doğumda amacın annenin doğumunu kolaylaştırmak, hızlandırmak ve ağrıyı azaltmak olduğunu söyleyen Op.Dr.Aslı Alay, “1800 ‘lü yıllardan günümüze kadar geçen sürede suda doğum özellikle Avrupa ülkelerinde yaygınlaşmıştır. Doğum ağrılarını azaltmak dünyada sezaryen doğum oranlarında da düşmeye neden olmuştur. Bizde yüzde 40-50 olan sezaryen doğum oranları ile en çok sezaryen yapılan ülkeler arasında. Her tıbbi girişim faydaları olduğu gibi, birtakım sorunlara da yol açabilir. Suda doğumun ortaya çıkma nedeni doğumu kolaylaştırmak idi. Bunu yapmasında suyun gevşetici özelliği ve kaldırma gücünden yararlanılır. Yani hidroterapi. Vajınal kaslarda gevşemeye neden olan sıcak su ile bebeğin çıkış anı daha kolay olup, vajinal yırtıklar önlenmiş oluyor.Ayrıca suyun göğüslere olan uyarısı ile hem oksitosin salgılanabiliyor hemde süt daha kolay geliyor. Epizyotomi çoğu durumda gerekmiyor” dedi.

    Doğum eyleminin gerçekleştiği havuz ısısının vücut ısısını yani 37 dereceyi geçmemesi ve 37 derece altında da olmaması gerektiğini anlatan Op.Dr.Aslı Alay, “Havuzun ısısı devamlı takip edilmelidir. Anne havuz içinde hareket edebilir. İstediği pozisyonda kalabilir. Doğum öncesi süreçte ve doğum anında havuz suyu kan, idrar, amnios sıvı ve bazen dışkı ile kirlenebilir. Havuz suyu doğum eylemi sırasında aralıklarla yenilenmelidir. Bazı genital enfeksiyonlar ve kan yolu ile bulaşan viral hastalıkları olan annelerin suda doğumu uygun değildir. Bu enfeksiyonlar arasında genital herpes, genital uçuk, hepatit B, hepatit C ve HIV sayılabilir. Ayrıca bebekte gelişme geriliği, makat geliş, ikiz gebelik, bebeğin kakasının yapmış olduğu durumlar, bebeğin kalp atışlarında düşme olduğu yani bebeğin strese girdiği durumlarda suda doğum önerilmez” diye konuştu.

    Suda doğumun güvenirliğinin her anne adayı için önemli olduğunu belirten Op.Dr.Aslı Alay, “Bu konuda yapılan araştırmalarda suda doğan bebekler ile karada doğan bebekler arasında suda doğumun şartlarına uyulduğu sürece yoğun bakım ünitesine girme arasında bir fark saptanmamıştır. Suda doğumun kullanılması ile ağrı kesici ihtiyacı azalmakta ve doğum eylemi kısalmaktadır.suyun kaldırma kuvveti ile anne adayı doğum eylemi sırasında daha az enerji kullanır. Ayrıca su içindeki pozisyon ile özellikle vücudumuzdaki büyük damarlar üzerindeki baskı ortadan kalkar ve bebeğe giden kan akımı artar. annenin salgıladığı ağrı kesici hormonların da bu artışta etkisi büyüktür.doğum anında ise kaslar oldukça gevşek ve doğum masasına göre daha rahat bir pozisyonda olan anne daha konforlu bir doğum geçirir. Anne kendi doğumunu kendi yönetir. Ortamda gürültü yoktur sadece suyun dinlendirici etkisi hakimdir. Kolunda sancı veren serum,belinde epidural katater, nede hasta yatağı bulunmamaktadır. Bebek dünyaya suyun içinde gelmektedir. Anne karnından dış dünyaya ilk çıktığı zamanki ortamı yabancılaşmamış olur. Her iki mekanda da suyun içindedir çünkü. Bu sıradaki oksijen ihtiyacını ise annesiyle bağı kopmadığı için kordondan almaktadır. Bebek ilk nefesini kordonun kesilmesi ile alır. kordon kesilmeden sudan çıkarılan ve anne göğsüne koyulan yeni doğan artık dış dünyaya hazırdır. Kordonu kesilir ve akciğerlerine ilk nefesi alarak oksijen sağlar. keyfi yerindedir. Ortam tanıdıktır ve artık annesinin göğsündedir” şeklinde konuştu.

  • Yeryüzünde Yerinden Edilenler BEÜ’de Anlatıldı

    Yeryüzü Doktorları Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Havva Sula Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde “Yeryüzünde Yerinden Edilenler” başlıklı bir konferans verdi.

    Konferansa BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer’in eşi Nebahat Özer, BEÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. K. Varım Numanoğlu, Prof. Dr. Hamza Çeştepe, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, akademik ve idari personel, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

    Dünyanın pek çok yerinde vatanlarını geride bırakarak başka yerlerde yaşamaya zorlanan insanların bulunduğunu söyleyen Dr. Sula: “Mülteci denilince aklımıza ilk olarak Suriyeli insanlar geliyor. Fakat maalesef dünyanın dört bir yanında evlerinden ayrılmak zorunda bırakılan, zor hayat koşullarıyla mücadele eden milyonlarca mülteci yaşıyor ve bu mültecilerin pek çoğu özellikle de çocuklar bu hayat mücadelesini kaybediyor. Türkiye Dünya üzerinde mültecilere kucak açan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Bizler Yeryüzü Doktorları ekibi olarak mülteci kamplarına giderek sağlık hizmeti desteği, psiko-sosyal destek ya da maddi manevi her türlü desteği imkânlarımız dâhilinde sağlamaya çalışıyoruz. Gittiğimiz yerlerde sağlık merkezleri kuruyoruz. Amacımız bu merkezlerin sürekliliğini sağlamaktır” dedi. Dr. Havva Sula’nın sunum yaptığı sırada gittiği kamplarda çektiği mülteci fotoğrafları konferansa katılanlara duygusal anlar yaşattı.

    Konferans sonunda BEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. K. Varım Numanoğlu Dr. Havva Sula’ya verdiği konferans anısına plaket takdim etti.

    Program sonrasında Rektör Prof. Dr. Mahmut Özer, Üniversite Konuk Evi’nde Dr. Havva Sula’yı ağırlamaktan memnun olduğunu belirterek çeşitli hediyeler takdim etti.

  • Bebekte Görülen Gaz Sancısı Konusunda Merak Edilenler

    Medical Park Gaziantep Hastanesi’nde göreve başlayan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erkan Altuncu, bebeklerde sık görülen gaz sancısı (kolik) sorunuyla ilgili merak edilenleri anlattı.

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erkan Altuncu, her on bebekten birinin gaz sancısından (kolik) muzdarip olduğunu belirterek anne ve babalara gaz sancısı konusunda merak edilenleri anlattı. Ebeveynlerden çaresizce ağlayan ve acı çeken bebeğin neyi olduğunu ve ona nasıl yardım edilebileceğini bulmaya çalışılmasını isteyen Altuncu, “İnanın kolik olan bir bebek, dünyanın en sakin insanı bile olsanız sizi çaresizlik içinde bırakıp çıldırtabilir. Bir anda evin içinde kendinizi şaşkına dönmüş bir halde dört dönerken bulabilirsiniz. Aman paniklemeyin, sakin olun. Emin olun ki ciddi bir hastalığı yok ve merak etmeyin, bu rahatsızlık onda kalıcı bir hasar bırakmayacak. Her ne kadar size, bebeğinizin bu sıkıntılı durumu çok uzun sürecekmiş gibi gelse de bu, geçici bir durumdur. Çocuğunuzun aniden ve dakikalarca ağlaması sizin içinizi acıtıyor biliyoruz ama kolik geçici bir rahatsızlıktır” ifadelerini kullandı.

    Bebeğin ağlama problemleriyle ilgili bilgi aktaran ve tavsiyelerde bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Altuncu, “Sağlıklı bir bebekte ilk üç ay boyunca süren, belirli aralıklarla oluşan ve sebebi belli olmayan ağlamalardır. Yaşamın ilk veya ikinci haftasında başlayan ve altıncı haftada şiddetlenen kolik, genellikle akşam saatlerine doğru birdenbire tiz bir çığlık şeklinde başlar. Yüzde kızarma, dizlerini karnına çekme şeklinde kendini gösterir ve birkaç dakika içinde geçer. Bu ağlamalar ortalama günde 2,5 saat kadar sürer. Bebekler, iletişim kurmak, ağrı, yalnızlık ve sıkıntı, yorgunluk, ağlama ihtiyacı, huysuzluk, gaz nedeniyle ağlar. Kolik ağlamalarının tam olarak nedeni bilinmese de kolik olan bebeklerin ağlama sebebi de genel ağlama sebepleriyle aynıdır” diye konuştu.

    BELİRTİLERİ

    Uzm. Dr. Altuncu, hastalığın belirtileri konusunda da bilgi verdi. Altuncu, “Bebek sakinken yüksek sesle ve susturulamaz bir şekilde aniden ağlamaya başlar. Bu ağlamalar haftada ortalama üç gün olur. Daha sonra bu duruma bacaklarını karnına çekme, ellerini yumruk yapma, alnını kırıştırma ve yüzün mor-kırmızı bir renk alması eşlik eder. Kolik ağrısı yaşayan bebekler ciddi gaz sancısı çeker. Çoğunlukla uzun bir günün sonunda başlayan ağlamalar, bağırsak hareketleri düzelip gaz çıkartıncaya kadar sürer. Kolik olan bebeklerin büyüme ve gelişmesi normaldir ve fiziki muayenelerinde bir sorun yoktur. Kolik atakları, günde üç saat ya da daha uzun sürer. Bebeğin bu şikayetleri iki haftalıkken başlayıp üçüncü ve dördüncü ayda sona erer” ifadelerine yer verdi.

    AĞLAYAN BEBEĞİ SUSTURMAK İÇİN 10 ALTIN ÖNERİ

    Altun, ağlayan bebeği susturmak için 10 altın değerinde öneride bulundu. Altun, “Bebeği susturabilmenin yıllarından biri ışık oyunudur. Bebeğin odasında sessiz ve az ışıklı ortam sağlayın. Loş ışık onu rahatlatır. ikincisi ise ritmik hareketlerdir. Bebeğiniz ağladığında, onu dik bir şekilde tutarak kucağınıza alın ve ritmik, yumuşak hareketlerle sırtını ovarak sakinleştirin. Bu aynı zamanda uyumasına da yardımcı olacaktır. Üçüncüsü gürültüdür. Her ne kadar ilginç gelse de saç kurutma makinesi ve elektrik süpürgesi sesi, ağlayan bebeğinizi susturacak. Şaşırmayın deneyin, işe yarıyor. Dördüncü yol ise emziktir. Her derde deva. Bir süreliğine ilgisini çekecek bir şey buldunuz işte. Beşincisi ise gezinti. Parkta ufak bir gezinti, özellikle otomobil yolculukları yapın. İşe iyi tarafından bakın, seyyah bir bebeğiniz var işte. Altıncı yöntem ise masajdır. Ellerinize biraz zeytinyağı ya da bebe yağı dökün ve karın bölgesini saat yönünde, önce ufak sonra gittikçe büyüyen dairesel hareketle nazikçe ovun. Yorulana kadar devam edebilirsiniz. Emin olun şikayet etmeyecektir. Yedinci yöntem ise sıcak banyo yapmak. İkinize de iyi gelecektir. Ilık bir banyo vücudunuzu rahatlatacak, içinizi ısıtacaktır. Bebeğinizle birlikte sıcak banyonun keyfini çıkarın. 8. önerimiz ise bitki çaylarıdır. Emzirme dönemindeki bazı anneler, papatya çayının sakinleştirici özelliğinin bebeklerine yansıdığına inanılır, neden olmasın. 9. tavsiye de bebeğin fazla ağlatılmaması yönündedir. Bebeğinizi besledikten sonra çok ağlamasını önlemeye çalışın. Aşırı ağlaması onun hava yutmasına neden olup gaz yapacaktır. Son yöntem de yardım isteyin. Bebeğinizin şiddetli ağlamaları arttığı zaman yakınlarınızdan yardım isteyin. Güvendiğiniz birinden birkaç saatliğine bile olsa bebeğinizle ilgilenmesini istemekten çekinmeyin. Pek çok gönüllü çıkacaktır. Böylelikle kendinize biraz zaman ayırıp rahatlarsınız.”