Etiket: Edilemez

  • Başkan Türel: “Antalya rekabet edilemez bir şehir”

    Türkiye-Rusya Medya Forumu’nda konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, alt yapı çalışmalarının tamamlanmasının ardından vizyonel projelere ağırlık verdiklerini belirterek, “Antalya rekabet edilemez şansları olan bir şehir. Fiyat ve kalite uyum dengesi açısından rekabet edilemez bir şehiriz” dedi.

    Antalya Belek’te devam eden Türkiye Rusya Medya Forumu’nun açılış programının ardından öğleden sonraki programda, “Yeni Dönemde Türkiye Turizminin Rusya’ya Bakışı” paneli gerçekleştirildi.

    Panelde konuşan Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü İrfan Önal, 2000’li yıllarda 755 bin civarında olan Rus turist sayısının 2015 yılında 4.5 milyona ulaştığını aktardı.

    Türkiye için Rusya’nın en özel pazarlardan biri olduğunu vurgulayan Önal, “Bakanlık olarak üzerinde özel çalıştığımız ve güçlü bir ilişkilerimiz var. Kasımda bir duraklama yaşadık. Gelecekten önce bir tespit yapmak istedik. Rus turistin sayısal alanda artışından beklentimiz nedir. Önümüzdeki yıllarda bu sayıyı nasıl artırabiliriz ve ülke geneline nasıl yayabiliriz üzerine çalışmalar yaptık. 2015 yılının Ağustos ayına kadar Rusya’da 13 şehrinde bir araştırma yaptık. Amacımız şuydu, Antalya ile birlikte ülke genelinde Rus misafirlerimizi nasıl buluşturabiliriz, eksikliklerimiz nedir, neyi doğru yapıyoruz. Bununla ilgili kapsamlı bir araştırma yaptık. Bunların sonucunu çok iyi analiz yaptık” dedi.

    Araştırmadan çarpıcı sonuçlar çıktığını bildiren Önal, “Bakanlık ve özel sektör olarak, Türkiye deniz, kum, güneş olarak nitelendirdiğimiz alanda Rusya’da birinci durumda. Fenomen olarak Antalya ve Türkiye geliyor. Bunun ötesinde de Rus halkı yurt dışı seyahatlerini fazlalaştırdı. Bu artan hacimden bizim nasıl ve hangi destinasyonlarımızın pay alacağı noktasında çalışma yaptık. 4 kategoride kültür ve şehir turizmi, alışveriş, sağlık turizmi ön plana çıkıyor. Bu alanlarda Türkiye’nin birinci olmadığını görüyoruz. Eksikliklerimiz var. Ya ürünlerimizi iyi oluşturamıyoruz ya da pazarlamada eksikliklerimiz var. Türkiye’yi istenilen seviyeye taşıyamamışız kum, deniz ve güneş tatilinin dışında. Türkiye’nin yeni ürünlerini Rus misafirlerle buluşturmalıyız” diye konuştu.

    “Önemli, dev organizasyonlara imza attık”

    Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Rusya’da yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle 2015 yılında da bir önceki yıla oranla Antalya’ya gelen Rus turist sayısında yüzde 26’lık düşüş yaşandığını aktardı.

    Çok hızlı büyüyen ve gelişen Antalya’nın birçok uluslararası organizasyona da ev sahipliği yaptığına vurgu yapan Başkan Türel, NATO Zirvesi, G20 Liderler Zirvesi ve son olarak EXPO 2016 Antalya’yı başarıyla düzenlediklerini kaydetti.

    “Antalya rekabet edilemez bir şehir”

    Antalya’nın alt yapısını tamamlamasının ardından artık vizyon projelere ağırlık vermeye başladığını ifade eden Menderes Türel, “Bu vizyon projelerle Antalya kültürün, sanatın ve sporun en önemli merkezlerinden birisi olacak. Hollywood sinema stüdyolarına benzer bir proje hayata geçireceğiz. Bu projeden sonra birçok uluslararası prodüktörün Antalya’da filmler çekeceğinden eminiz. Antalya rekabet edilemez şansları olan bir şehir. Fiyat ve kalite uyum dengesi açısından rekabet edilemez bir şehiriz” dedi.

    “Antalya’da risk oranı düşük”

    Antalya’nın dünyanın en huzurlu ve tüm ihtiyaçlara cevap verebilen şehirlerinden birisi olduğunu işaret eden başkan Türel, “Uluslararası birçok organizasyonu sorunsuz yapan Antalya güvenlik açısından da kendisi kanıtladı. Güvenlik tehdidi dünyanın birçok noktasında olabiliyor. Üzücü olaylara Fransa’da veya Belçika’da bile karşılaşabiliyoruz. Dünyanın hiçbir yeri için ’burada üzücü bir hadise olmayacak’ garantisini kimse veremez. Risk payı değerlendirmesi yapıldığında, Antalya’da risk oranının düşük olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerine yer verdi.

    ETS Group Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ersoy, Antalya bölgesinin destinasyon olarak Rus turistlerin ağırlandığı bir destinasyon olduğunu belirtti.

    “Rus turist de kıymetimizi anladı”

    Antalya’ya 2015 yılında gelen turistin yüzde 22’sini Rus’ların oluşturduğuna değinen Ersoy, “Bu süreç bir bakıma iyi oldu. İki taraf da birbirinin kıymetini anlamış oldu. Biz Rus turistin kıymetini anlarken Rus turistlerde gittikleri başka ülkelerdeki hizmeti Antalya ile karşılaştırma fırsatı yakaladı” diye konuştu.

    “Türk misafir bazen şikayet ediyor”

    Türk ile Rusya turizmi arasındaki en önemli artının sevgi olduğunu vurgulayan Ersoy, “Sevdiğimiz bir insanı ağırlamak ticari olarak ağırlamaktan farklı oluyor. Misafir olduğunuz bir ülkede sevildiğinizi bildiğiniz zaman sizin de yaklaşımınız farklı oluyor. Hatta bazı Türk misafirlerimiz ’Rus misafirlere daha farklı davranıyorsunuz’ diye şikayet ediyor” dedi.

  • Erdoğan: “11 Eylül’ün Müslümanlara Fatura Edilmesi Kabul Edilemez”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Diyanet Merkezi’nin açılışında yaptığı konuşmasında, “Terörist insanlığa karşı işlediği suçlar sebebiyle bu sıfatı hak eden kişidir. 11 Eylül’de bir avuç teröristin ABD’ye yaşattığı acı ve dehşetin faturasının tüm Müslümanlara fatura edilmesi asla kabul edilemez” dedi.

    Nükleer Güvenlik Zirvesi’ne katılmak üzere ABD’nin başkenti Washington’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, burada çeşitli temaslarda da bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, buradaki temasları kapsamında ABD’nin ilk çift minareli camisi olma özelliği taşıyan Amerika Diyanet Merkezi’nin de resmi açılışını yaptı.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan burada gerçekleştirdiği konuşmasında, Türk-Amerikan kültür ve medeniyet merkezinin ABD’de yaşayan vatandaşlara, Müslümanlara hayırlı olmasını temenni ederek, “Bu araziyle veya arsayla tanışmam oğlumun buradaki eğiti-öğretim yıllarında bir ABD seyahatimde bir Ramazan iftarına davet etmişti. Ben de o konteynerin içinde oradaki 25-30 kişi ile birlikte iftar yapmak suretiyle burayla tanışmıştım. Şimdi o konteyner böyle bir medeniyet merkezine dönüştü. Ey Rabbim sana ne kadar ham etsek azdır diye niyaz ediyorum. Bundan yaklaşık 3 yıl önce buranın temelini atmıştık. Temelini attığımız gün gerçekten o tabloları izlediğimde bugünü düşlemiştim. Artık tablolardan gerçeğine gelmiş olduk” dedi.

    “BU YATIRIM HİÇ CİVAR BÖLGELERDEKİ AMERİKALI MÜSLÜMANLARA DA HİZMET VERECEKTİR”

    Dönemin Maryland belediye başkanına ve şimdiki belediye başkanına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte bu medeniyetler arası çatışma değil, medeniyetler arası ittifaktır. Bunun adımı atılmış oldu. O gün konuşurken bu merkeze verdiğimiz önemden bahsetmiştim. Bugün karşımda düşündüğüm ve gerçekten onun ötesinde bir muhteşem külliyeyi, eseri görüyorum. Emeği geçen gerek Diyanet İşleri Başkanı ve teşkilatımız gerek buradaki eserin mimari projelerini hazırlayan, camimizin ve diğer bütün eserler içinde hat, tezhip buna yönelik çalışmaları yürüten ustalarımıza, tüm işçilerimize huzurunuzda şahsen milletim adına teşekkür ediyorum. Özellikle Osmanlı mimarisine göre yapılan 750 kişi kapasiteli bu cami bizlere adeta Türkiye’deymişiz hissini uyandırıyor. Türk-Amerikan Kültür ve Medeniyet Merkezi caminin yanı sıra konferans salonu, kütüphanesi misafirhanesi, spor salonu, sosyal tesisleri ve yemekhanesi bir de tabi hamamıyla külliye. Bu özellikleriyle merkezimiz ibadethane yanında sosyal ihtiyaçları karşılayacak şekilde tasarlanmış ve hayata geçirilmiştir. Maryland eyaletinde yapılan bu yatırım hiç şüphesiz civar bölgelerdeki Amerikalı Müslümanlara da hizmet verecektir” ifadelerini kullandı.

    “11 EYLÜL’DE BİR AVUÇ TERÖRİSTİN ABD’YE YAŞATTIĞI ACI VE DEHŞETİN MÜSLÜMANLARA FATURA EDİLMESİ ASLA KABUL EDİLEMEZ”

    Külliyenin Amerika’da yaşayan tüm Müslümanlar için hayırlı olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merkezimizin mimari güzelliği elbette takdire şayandır. Ama bunun asıl önemli olan yanı Amerika’daki Müslüman kardeşlerime vereceği hizmettir, vereceği manevi huzurdur. Bu binalara hayat verecek, adeta ruh verecek olan sizlerin çalışmaları olacaktır. İslam’ın insanlığı kucaklayan değerlerini, Peygamberimizin sevgi ve merhamet mesajını buradan ABD’ye ve dünyaya duyurma konusunda merkezimize önemli görevler düştüğünü düşünüyorum. Dünyada ve ABD’de ne yazık ki Müslümanlara karşı hoşgörüsüzlüğün ve önyargının yükselişte olduğu dönemden geçiyoruz. İşte bunun için bu merkez büyük önem taşıyor. Bugün aramızda bulunan Müslüman derneklerinin ve ABD’ye yaşan Müslümanların 11 Eylül saldırılarının ardından ülkeye hakim olan olumsuz havayı dağıtmak için çalıştığın çok iyi biliyorum. Her zaman ifade ediyorum. Terörizmin dini, milliyeti, ırkı, kökeni kesinlikle yoktur. Terörist insanlığa karşı işlediği suçlar sebebiyle bu sıfatı hak eden kişidir. 11 Eylül’de bir avuç teröristin ABD’ye yaşattığı acı ve dehşetin faturasının tüm Müslümanlara fatura edilmesi asla kabul edilemez. Bu üzücü olayın ardından Müslüman toplumlara ve bireylere karşı olan önyargılar ABD ile birlikte Batının tamamında giderek tırmandırmayı sürdürdü. Şuanda Brüksel’de terör var. Paris’te terör var. Ama bunu unutmayın Türkiye’de terör bunlarla mukayese edilemeyecek derecede var. Lahor’da bunlarla mukayese edilemeyecek derecede var. Bunları görelim” açıklamasını yaptı.

    “BAŞKANLIK YARIŞINDA BAZI ADAYLARIN BU GÖRÜŞLERİ SAVUNUYOR OLMALARINI HAYRETLE VE ŞAŞKINLIKLA İZLİYORUM”

    Türkiye’nin 35 yıldır terör ile mücadele ettiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı, şunları kaydetti:

    “Teröre verdiğimiz kurban sayısı 40 bini buldu. Fakat biz bunlara rağmen şu anda Batıda Türkiye’den kaçıp dolaşan teröristleri istediğimiz zaman bu teröristleri bize iade etmiyorlar. İşte geçenlerde Brüksel olayının faili kendilerine haber verdiğimiz bir teröristti. Belçika yönetimine bunu bildirdik. Belçika yönetimi bunun dosyasında herhangi bir şey yok dedi ve bomba patladı. Kim samimi? Biz dürüstüz, biz dayanışmaya paylaşamaya hazırız. Değerli kardeşlerim bütün bu üzücü olayların ardından hala Müslümanları terörist olarak suçlayanlar ortada dolaşıyor. Çok ilginç ABD’de devam eden Başkanlık yarışında bazı adayların bu görüşleri savunuyor olmalarını hayretle ve şaşkınlıkla izliyorum. Oysa Müslümanlar bu ülkenin asli unsurları arasında yer alıyor. Toplumun diğer kesimleri gibi Müslümanlar ABD’nin gelişmesinde, çok daha güçlenmesinde onlar da katkı veriyorlar. Sayın Başkan Obama’nın yakın zamanda yaptığı bir konuşmada değindiği gibi ABD’de yaşayan Müslümanlar, Amerikanlık veya Müslümanlık arasında bir seçime zorlanamaz. Biz önyargıları kırmaya çalışırken ne yazık ki Müslüman kimliği ile hareket eden gözü dönmüş bazı gruplar söylemleri ve tavırlarıyla İslam karşıtı kesimlere hizmet ediyorlar. Bunların başında DAEŞ, El Kaide, Boko Haram, Eş Şebab gibi örgütler yer alıyor. ülkemizde ise PKK, DHKP-C, Suriye’nin kuzeyinde PYG, YPG gibi örgütleri var. Ama bir ne yazık ki dindar görünmek suretiyle bir adım daha var ki bu beni en çok üzen olaydır. Brookings Enstitüsünde vereceğim konferans öncesinde bu terör örgütleri ile legal görüntüde illegal bir örgüt görüntüsü veren paralele devlet yapısının temsilcilerini gördüm.”

    “ACABA BİZİM ÜLKEMİZDEKİ MEDYANIN GÖZÜNDE DE BU GÖZYAŞINI GÖREBİLECEK MİYİZ?

    Sadece Türkiye’deki terör örgütleri değil Ermeni ASALA örgütünün de orada bulunduğunu bildiren Erdoğan, “İşte aldığım bir haber Ermenistan-Azerbaycan sınırında çatışmalar ciddi manada sürüyor ve bu çatışmalarda her iki taraf da ciddi zayiat veriyor. Az önce bir Azeri televizyonu önümü kesti. Onun gözlerinde gözyaşı gördüm. Acaba bizim ülkemizdeki medyanın gözünde de bu gözyaşını görebilecek miyiz? Benim Mehmet’im, polisim, köy koruyucum oralarda Güneydoğu, Doğu huzuru sağlayabilmek uğruna canlarını vermeyi bir kenara koyuyor koşuyor ama bazıları öyle başlıklar atıyorlar ki, ‘Biz hangi ülkenin evladıyız bunlar hangi ülkenin evladı?’ diye bu soruyu sormaktan geri duramıyorsunuz. Aynı şeyi Irak’ta Suriye’de farklı olarak yaşadık. Öldüren Allahu Ekber diyor, ölen Allahu Ekber diyor. Müslümanlar olarak dinimizi lekelen kişilerle ve gruplarla bıkmadan usanmadan mücadele etmeli, doğruları anlatarak onları ıslah etmeliyiz. İşte bu merkezi bu hassasiyetlerin temel taşı olarak görüyoruz. Farklı inançlara mensup Amerikalılarla ortak düşmanımız olan nefret ve ön yargıya karşı birlikte mücadele etmeliyiz. İslam’ın almaktan çok vermeyi tavsiye eden, komşusu açken tok yatmayı yasaklayan öldürmeyi değil yaşatmayı emreden gerçek yüzünü ABD ile tüm uluslararası camiaya göstermeliyiz” dedi.

    Erdoğan konuşmasını şu şekilde tamamladı:

    “Açılışını yaptığımız kültür ve medeniyet merkezimizin tüm bu çalışmalara öncülük edeceğine inanıyorum. Külliyede hizmet verecek olan Yunus Emre Enstitüsü de Türk dilinin ve kültürünün zenginliklerini bu bölgede yaşayan Amerikalılara tanıtılmasında önemli bir rol oynayacaktır. Hükümetler arası ilişkiler kadar önemli hale gelen bireyler arası işbirliğinin artması için birbirimizin dilini, kültürünü ve adetlerini doğru bir şekilde öğrenmeliyiz. İnanıyorum ki bu çevrede yaşayanlar burada Türk mutfağını da görecekler. Türk-Amerikan kültür ve Amerikan merkezi bu fikir üzerine inşa edilmiştir. Buradan tüm kardeşlerime bir şeyi hatırlatmak istiyorum. Asla ümitsiz olmayın. Müslüman rahmetle büyür, rahmetle gelişir fakat rahmet ümidimin budur sebebidir derken şair, Rabbimiz buyuruyor ki rahmetim gazabımı çok ama çok aşacaktır. Buna müjdeye inanarak Rabbimin rahmetinden ümidimi kesmedim kesmiyorum diyor.”

  • Yünkül: “Ek Ödemelerden Tasarruf Edilemez”

    Sağlık-Sen Bursa Şubesi Başkanı Gökhan Yünkül, tasarrufun çalışanlarının hak edişi üzerinden yapılmaması gerektiğini söyledi.

    Şube Başkanı Gökhan Yünkül ve yönetim kurulu üyeleri Sağlık-Sen Yenişehir İlçe Temsilciliği’ni ziyaret etti. Yenişehir İlçe Sağlık Müdürlüğüne tayin olan Dr. Ömer Kalaycı’yı ziyaret eden Yünkül, Kalaycı’ya yeni görevinde başarılar diledi. Yünkül ve beraberindekiler Yenişehir Devlet Hastanesi çalışanlarını da ziyaret ederek, sendikal faaliyetler ve Sağlık-Sen’in 2015 yılında elde ettiği haklarla ilgili bilgilendirmede bulundu.

    Yünkül, Sağlık-Sen’in toplu sözleşme masasında kazandıklarının 2016 yılı itibariyle tek tek hayata geçtiğini vurgulayarak, özellikle hekim dışı personele yönelik olarak ek ödemede tavan ödeme kat sayısının 1,50’den 1,70’e çıkmasının, kadro unvan katsayılarının 0,50 oranında artırılmasının çalışanlara katkısının 150 ile 250 TL arasında getirisi olduğunu belirtti. Yünkül, “Sağlık çalışanları için sadece sağlık iş kolunda elde ettiğimiz avantajlar Sağlık-Sen’in etkisini ve sonuç almaya yönelik hareket kabiliyetini göstermeye yeter. Bizlere sahada çalışanlardan ulaşan en büyük şikayetler ek ödemeyle ilgili konulardır. Ek ödemenin emekliliğe yansımaması başta olmak üzere, ek ödemelerde dağıtımdaki adaletsizliklerle birlikte, son zamanlarda bazı sağlık kurumlarında ek ödeme dağıtım oranlarındaki ciddi kısıtlamalar çalışanları huzursuz etmektedir” dedi.

    “Bilhassa sabit dışı ek ödemeler, çalışanlarının bilfiil emeklerinin karşılığı olan bir gelirdir” diyen Yünkül, “Bu gelirin kanunî kesintiler düştükten sonra en az yüzde ellisinin çalışanlara dağıtılması gerekir. Ancak bazı sağlık kurumlarımızda Sağlık Bakanlığı’nın, ilimizdeki projelerine kaynak aktarma maksadı ile ek ödemede dağıtılabilir rakamların yüzde 20’lere kadar çekilmesi kabul edilecek bir durum değildir. Bizler bu konuda hassasiyetimizi ortaya koyduk ve koymaya da devam edeceğiz. Üstüne basarak ifade ediyorum, döner sermaye gelirleri ile öncelikle çalışanlar tatmin edilmelidir. Bu sağlanırsa gelirlerde aynı oranda artış, hizmetlerde kalite ve memnuniyet sağlanır. Tasarruf çalışanlarının hak edişi üzerinden yapılmamalıdır. Tasarruf için onlarca kalem çıkarılabilir, idarecilerimizin bu alanlara yoğunlaşmasını tavsiye ediyoruz. Sağlık-Sen olarak yapıcı eleştiri hakkımızı her zaman kullandık ve kullanmaya da devam edeceğiz” diye konuştu.

  • Kgc Başkanı Kutlu, ” Basına Şiddet Kabul Edilemez”

    Adıyaman’ın Kahta İlçe Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kemal Kutlu, Yeni Şafak ve Yeni Akit gazetelerine eş zamanlı düzenlenen saldırıları kınadı.

    Adıyaman’ın Kahta Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Kutlu, Yeni Şafak ve Yeni Akit Gazetelerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların kabul edilemez olduğunu belirterek, “Özgür ve çok sesli basın demokratik toplumun temelidir. Hiçbir şiddet ve susturma girişimi kabul edilemez. Ayrıca düşünce özgürlüğünün üstündeki tüm baskılar kaldırılmalıdır. Basına yapılan saldırıları kabul etmemiz mümkün değil. Çok üzüntülüyüz. Bir basın organının yayın politikası bazen bizlerle aynı düşünce paralelinde olmayabilir. Şiddet göstermek, yakıp yıkmak asla çare olamaz. Gazetecilere ve basın özgürlüğüne vurulan bu darbe, birlik, beraberliğimize ve kardeşliğimize vurulan darbedir. Ülkemizde bu tür saldırın artık son bulmasını diliyoruz” ifadelerini kulandı.

  • Şen: “Kampüsler Örgütlere Teslim Edilemez”

    Samsun Türk Ocağı Başkanı Doç. Dr. Serkan Şen, üniversitelerde yaşanan gerginliklere değinerek, “Görünen odur ki sahada sıkışan örgüt kendisine kamuoyu desteği aramaktadır. Devletimize ‘katil’, güvenlik güçlerimize ‘tetikçi’ diyen anlayışın demokrasi adına palazlanmasına izin verilmemelidir” dedi.

    Samsun Türk Ocağı Başkanı Doç. Dr. Serkan Şen üniversitelerden yaşanan terör olayları ile ilgili basın açıklaması düzenledi. Şen, “Bir süredir üniversitelerimizde tescilli terör örgütlerinin öğrenci topluluğu adı altında eylemlerde bulunduklarına şahit oluyoruz. Dün de Ondokuz Mayıs Üniversitesi böylesi bir protestonun mekanı idi. Bir grup öğrenci kılıklı militan ellerinde ‘katil devlet’ yazan, Sur’da Cizre’de süren operasyonları ‘canilik’ olarak takdim eden afiş ve pankartlarla yürüyüşe geçti. Daha dün Türk milletinin üç evladı şehit olmuşken böylesi bir ölçüsüzlükle kampüslerde boy gösterenleri hoş karşılamamız mümkün değildir. Nitekim milli hassasiyetin yüksek olduğu şu günlerde şehitlerimizin acısını yüreğinde taşıyan gençlerimiz duruma sessiz kalmamış, bölücü örgütün işaretlerini yaparak slogan atan bu gruba karşılık vermişlerdir. Sonuçta ‘katil devlet’ diye bağıranlar devletin polisinin himayesinde oradan uzaklaştırılmışlardır. Görünen odur ki sahada sıkışan örgüt kendisine kamuoyu desteği aramaktadır. Devletin hukukunun kampüslerde geçerli olamayacağı gibi bir algının oluşturulmasının önüne geçilmelidir. O nedenle devletimize ‘katil’, güvenlik güçlerimize ‘tetikçi’ diyen anlayışın demokrasi adına palazlanmasına izin verilmemelidir. İnsanların yaşam hakkını elinden alanlar ve onları destekleyenler hangi demokrasiden bahsedebilirler. Ülke bütünlüğüne kastedenler bu ülkenin demokratik standardını tartışma lüksüne sahip değildirler. Kaldı ki dünyanın hiçbir yerinde eli kanlı örgütlerin yandaşlarına, fikirleriyle zehir saçma hakkı tanınmaz” diye konuştu.

    “GÜVENLİK GÜÇLERİ BU GRUPLARA KARŞI ÖNLEM ALMALI”

    “Türk üniversitelerinde huzuru bozmaya yönelik hazırlıklar yapanlara, milletin vergileriyle tesis edilen eğitim ortamlarını sabote etmeyi amaçlayan kişi ve gruplara geçit verilmemelidir” ifadeseni kullanan Doç. Dr. Serkan Şen, şunları kaydetti: “Özellikle her gün şehit haberleriyle kavrulduğumuz şu günlerde bölücü örgüte ve onun cani yöneticilerine sempati halkası oluşturmaya kalkanlar karşılarında vatansever duygularla tepki veren muhataplar bulacaklardır. Devletimizin güvenlik güçleri üniversitelerde kavgayı ayırmak yerine çatışmaya neden olan gruplara yönelik tedbir almalıdır. Aksi takdirde daha büyük, önlenmesi daha güç kargaşalar bizleri beklemektedir. Durum ‘karşıt görüşlü öğrenciler çatıştı’ klişesiyle açıklanamayacak ölçüde ciddidir.”