Etiket: Edebilecek”

  • Dr. Canbulat: “HIV virüsünü yok edebilecek tedavi bulunamadı”

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Atakan Canbulat, HIV virüsünü yok edebilecek tedavinin bulunamadığını belirterek, “Son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler ile birlikte, ölümcül bir hastalık olmaktan çıkıp yaşam boyu ilaç kullanımını gerektiren bir kronik hastalık haline gelmiştir” dedi.

    Samsun Büyük Anadolu Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Atakan Canbulat, AIDS hakkında bilgiler verdi. Çağın salgını olarak nitelendirilen HIV/AİDS hastalığının tanımlandığı 1981 yılından beri yayılmaya devam ettiğini ifade eden Dr. Canbulat, “Bebek-yaşlı demeden herkesi etkileyebilen, AIDS etkeni olan HIV virüsünü yok edebilecek tedavisinin ve aşısının hala bulunamadığı bir hastalık olmasına rağmen, son yıllarda tedavide yaşanan gelişmeler ile birlikte, ölümcül bir hastalık olmaktan çıkıp, yaşam boyu ilaç kullanımını gerektiren bir kronik hastalık haline gelmiştir” diye konuştu.

    “Korunma önlemleri almak, tedaviden daha ekonomik”

    Türkiye’de 2016 yılından itibaren uygulanmaya başlanan günde tek tablet rejiminin hastaların tedaviye uyumunu arttıran önemli bir gelişme olduğunu aktaran Dr. Canbulat, “Korunmasız her türlü cinsel temas, kan ve kan ürünleri ve damar içi uyuşturucu madde kullananların paylaştığı enjektörler, anneden bebeğe gebelikte doğumda ve emzirmek gibi faktörler HİV virüsü bulaşımına neden olmaktadır. Her hastalıkta olduğu gibi korunma önlemleri almak, tedaviden daha ekonomik olduğu gibi aynı zamanda toplum tarafından dışlanma, işini ve çevresini kaybetme korkusu ile gizlenme ihtiyacının olduğu bir yaşam tarzına mahkum olmayı da engelleyecektir. Korunmayı öğreterek cinsel davranış değişikliğini sağlamak, hastalığın yayılmasını önlemede de etkili bir yol olarak kabul edilmektedir. HIV pozitif kişilerin dışlanmaması, bu hastalığa karşı mücadelede önemli bir katkı sağlayacaktır” diye konuştu.

  • Ellerini kullanamayan engelliler, telefonlarını kontrol edebilecek

    Edirne’nin Keşan ilçesinde Google’dan burs alan ilk Türk engelli olarak tanınan Kaliforniya Santa Cruz Üniversitesinde doktora yapan serebral palsili Murat Can Çiçek, geliştirdiği uygulama ile kişilerin ellerini kullanmadan telefonlarını kontrol etmelerini sağlayacak.

    Fiziksel engelin insanların hareketlerini kısıtlamayacağını düşündüğünü belirten Çiçek, “Hayatımı bunu ispatlamaya adadım. Bu konuda teknoloji en büyük destekçim ve uzun süredir engelli kişilerin hayatını kolaylaştıracak bir teknolojiler geliştiriyorum. Bu yaz ise iPhone X için HeadGazeLib isimli açık kaynak kodlu bir kütüphane hazırladım. Silikon Vadisi’ndeki köklü şirketlerinden eBay’deki staj projem kapsamında önemli bir ekiple hazırladığım HeadGazeLib kütüphanesi telefon kontrolüne yeni bir yaklaşım getiriyor. Önemli bir detay olarak açık kaynaklı şekilde tamamen ücretsiz olarak herkese açılan teknoloji, iPhone X’un çentiğinde yer alan TrueDepth kamera sisteminden yararlanıyor. Burada yer alan kamera ve sensörleri kullanan teknoloji, kişilerin telefonlarını sadece kafa hareketleriyle kontrol etmesine imkan tanıyor. Ellerini kullanamayan engelli kişiler ile birlikte herkese hitap eden bu teknoloji hayatınızı birçok açıdan kolaylaştırabilir. Örneğin; yağlı ellerinizle yemek yaparken internetten tarifi kontrol etmeniz için telefonunuza dokunmanız gerekmeyecek. Yine bankacılık işlemlerinizi sadece kafa sallayarak yapabileceksiniz. Tüm uygulamaların gerçekleşmesi için Türk yazılımcılarına büyük görev düşüyor, benim geliştirdiğim kütüphaneyi kendi uygulamalarına entegre edebilir, bu teknoloji ile yeni uygulamalar geliştirebilirler” dedi.

    “İnsanlığa fayda sağlamanın sonu yok”

    Babasını küçük yaşta kaybettiğini dile getiren Murat Can Çiçek, “Vefatında herkes babam yaptığı iyilikleri hatırlayıp babamı iyi yad etmişti. Bu beni çok etkilemişti. Unutulmamak için iyi işler yapmak gerektiğini anladım. Bunun için hiç bitmeyecek hayaller kurmayı öğrendim. Amerika’ya gitmek, bir şirkete girmek, erişilebilir, tüketilebilir hedefler ancak değer üretmenin, insanlığa fayda sağlamanın sonu yok. Bu da beni dinamik tutuyor. Hiçbir şeyi tek başıma başaramazdım. Bu yola çıkarken ya yanıma doğru insanlar seçecektim ya da yanımdaki insanları dönüştürecektim. Yanımda sadece annem olduğu için onu dönüştürmek durumdaydım. Benim için bu yaşından sonra yabancı dil öğrenen, dünyanın öbür ucuna gelen anneme sonsuz desteği için tekrar teşekkür etmek istiyorum” şeklinde konuştu.

  • Rusya uzaydaki objeleri hedef alıp imha edebilecek lazer ölüm topu yapıyor

    Rusya, lazer silahına dönüştürülecek teleskobun, görevini tamamlayan ve dünya yörüngesinde çöp haline gelmiş, civardaki gemilere tehdit oluşturan suni uyduları imha etmek üzere geliştirileceğini söyledi. Yalnızca uzayda çöp haline gelmiş objelerin imhası için kullanılacağı vurgulansa da uzmanlar lazer topunun Vladimir Putin’in silah envanterine gireceğinden korktuklarını söylüyor.

    Rusların lazer topu yapma çalışmaları konusundaki haberin, ABD Hava Kuvvetleri Komutanı General David Goldfein yıllar içinde süper güç sahibi ülkeler arasında uzay savaşlarının başlayabileceği uyarısında bulunmasından bir hafta sonra geldiğine dikkat çekildi.

    Yere monteli lazerin ABD uydularına müdahale etmek için 1980’li yıllarda Sovyet Stratejik Savunma Programı çerçevesinde geliştirildiği belirtildi.

    Araştırmacılar Rusya’nın NASA Rus versiyonu olan Roscosmos’un yan kolu olarak lazer topu üzerinde çalışmaya başladı.

    Bilimsel ve sanayi kuruluşu Hasas Enstruman Sistemleri (NPK SPP) ekibi, Kazak sınırına 72 km mesafede Altay Lazer Merkezindeki teleskobu bir lazer topuna dönüştürmek istediği Rusya Bilimler Akademisi dergisinde yayınlandı. Haberde cihazın katıhal jeneratörü tarafından güçlendirilmesinin beklendiği ve teleskoba içinde optik tespit sistemi bulunan lazer topunun monte edileceği kaydedildi.

    Lazer topunun, lazer ışını kullanarak uzay çöplerini tedricen buharlaştırmasının beklendiği ifade edildi. Lazer topunun çok yüksek ısı kullanarak objeleri plazmaya çevirmeyi sağlayacağı belirtildi.

    ABD Uzay Gözlem Ağı, dünya yörüngesinde her biri 10 santimden daha büyük 21 bin obje bulunduğunu açıkladı. Roscosmos’un bilim adamları bu uzay çöplerinin görmezden gelinmesi durumunda yakında dünya çevresini sarıp uzaya uydu göndermeyi imkansızlaştıracağını söyledi.

  • Bakan Eroğlu: “Çanakkale Bayramiç’te 2 saatte metrekareye 142,4 kilogram yağış düştü, Bu 500 yılda bir tekerrür edebilecek yağış miktarı”

    Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, geçtiğimiz gün Marmara bölgesinde yaşanan sel baskını hakkında yaptığı açıklamada, “Çanakkale Bayramiç’te 2 saatte metrekareye 142,4 kilogram yağış düştü. Bu 500 yılda bir tekerrür edebilecek yağış miktarı, Silivri’de 1 yılda yağacak yağış 654 milimetre. Onun neredeyse 7’de 1’i bir saatte düştü. 1 yılda yağacak yağışın, 500 yılda bir olarak tekerrürünü hesap ettik. Üsküdar’da 82 yıl, Tekirdağ’da 70 yıl, Beykoz’da 350 yıl, Sarıyer’de 130 yılda bir tekerrür edecek yağışlar oldu. Maalesef bu da sıkıntıya sebep oldu” dedi.

    Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Devlet Su İşleri (DSİ) 14. Bölge Müdürlüğü’nde “Taşkınlar, Meteorolojik Durum ve Toz Taşınımı” ile ilgili bir basın toplantısına katıldı. Toplantı da basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Eroğlu, İstanbul’da geçtiğimiz gün yaşanan sel felaketi hakkında konuştu. Bodrum’da meydana gelen deprem hakkında da konuşan Eroğlu, tsunami olmadığını söyledi. Bakan Eroğlu, İstanbul’da yaşanan sel felaketinde Silivri’de 500 yılda bir tekerrür edecek miktarda yağış olduğunu söyledi.

    Bakan Eroğlu, “Bildiğiniz gibi son zamanlarda Marmara bölgesinde çok kuvvetli yağışlar meydana geldi. Bu da taşkınlara sebep oldu. Aslında sel baskınları, taşkınlar da bir afettir. Bir meteorolojik sebeple oluşan afet var. Bir de jeopolitik sebeple oluşan afet var. Meteorolojik sebeple oluşan genelde sel baskınları, çiğ, fırtına kuraklık, iklim değişikliği sis gibi afetler. Jeolojik olanlar da bodrum’da meydana gelen deprem ve yanardağ patlamaları gibi afetler. Şunu da belirteyim, Bodrum’da vuku bulan depremde tsunami olmadı. Son aldığım bilgilere göre 10 santimlik bir deniz suyunun yükselmesi söz konusu” diye konuştu.

    “Taşkınların bir sebebi de dünyadaki iklim değişikliği”

    Yaşanan sel baskınıyla ilgili çalışmaların sürdüğünü söyleyen Bakan Eroğlu, “Taşkınlık tabi bir hadise tedbir alınmazsa görüyorsunuz büyük bir felakete sebep olabiliyor. Bunun bir sebebi de dünyada iklim değişikliği, eskiden yağışlar daha düzenliydi. Bir yağış rejimi vardı ama bu küresel iklim değişikliği nedeniyle anlık yağışlar başladı. Çok kuvvetli yağışlar. Bu yüzden bu yağışlar daha şiddetli ve daha sık görülüyor. Dünyanın pek çok yerinde sadece Türkiye’de değil her yerde büyük taşkınlar ve su baskınları oluyor. Türkiye’de de Maalesef sel baskınları oluyor ama özellikle başta DSİ olmak üzere, orman teşkilatı, çölleşme ve erozyonla mücadele genel müdürlüğü, belediyeler, diğer kamu kuruşları ve AFAD bu konuda gerçekten büyük çalışmalar yapıyor” şeklinde konuştu.

    “Artık teknolojimiz o kadar ilerledi ki, biz gelecek kuvvetli bir yağışı önceden tahmin edebiliyoruz”

    Taşkınla mücadelede birinci esasın erken veri sistemi olduğunu söyleyen Bakan Eroğlu, “Yani siz taşkın olacağını, büyük ve şiddetli bir yağış olacağını haber verirseniz kamu kurum- kuruluşları ve belediyeler de vatandaşlara gerekli tedbiri alıyor. İkaz edilmesi halinde can kayıpları olmuyor veya çok az oluyor. Erken uyarının yapılması gerekir. Artık teknolojimiz o kadar ilerledi ki, biz gelecek kuvvetli bir yağışı önceden, 1 hafta önce 3 günce veya 1 gün önce tahmin edebiliyoruz. Türkiye en modern sistemi kurdu. Dünyanın en modern sistemleri radarları otomatik meteoroloji ölçüm cihazları bizde mevcut şuanda. Hatta biz Kafkaslar ve Balkanlarda iklim tahmin merkezi olarak görev alıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “1 yılda yağacak yağışın, 500 yılda bir olarak tekerrürünü hesap ettik”

    Silivri’ye 500 yılda bir tekerrür edecek miktarda yağış olduğunu söyleyen Bakan Eroğlu, “18 Temmuz saat 12.00 itibari ile 24 saatlik yağış haritasında gösterdik. Çok şiddetli yağış olarak bir durumdu yani. Aynı zamanda bu radar görüntüsünden çok güçlü bir yağışın gelmekte olduğunu fark ettik ve neticede hakikatten beklediğimiz gibi bir yağış meydana geldi. Hakikatten bu yağış çok şiddetli bir yağıştı. Nitekim biz bunların hesabını yaptık. Bakın Çanakkale Bayramiç’te 2 saatte metrekareye 142,4 kilogram yağış düştü. Bu 500 yılda bir tekerrür edebilecek yağış miktarı. Zaten oradaki vatandaşlara sormuşlar, ’Ben 60 yaşındayım görmedim’ diyor. Silivri’de 1 yılda yağacak yağış 654 milimetre. Onun neredeyse 7’de 1’i bir saatte düştü. 1 yılda yağacak yağışın, 500 yılda bir olarak tekerrürünü hesap ettik. Üsküdar’da 82 yıl, Tekirdağ’da 70 yıl, Beykoz’da 350 yıl, Sarıyer’de 130 yılda bir tekerrür edecek yağışlar oldu. Maalesef bu da sıkıntıya sebep oldu. Silivri’de bir saatte 101,4 kilogram.. Yani İstanbul’da Temmuz ayında 32,5 milimetre yağış düşüyor. İstanbul’da bir ayda yağacak yağmurun 3 katı bir saatte Silivri’ye düşüyor. Zaten biz 17 Temmuz pazartesi günü haritayı bütün kurumlara ikaz ettik. Aşırı yağış olarak tahmin ettik. Resmi ikazları da yaptık” dedi.

    “Biz belli bir debiye göre hesap yapıyoruz, Ondan sonrası artık risktir”

    Hasar tespit çalışmalarının yapıldığını söyleyen Bakan Eroğlu sözlerine şöyle devam etti: “Netice olarak ben geçmiş olsun diyorum İstanbul ve Marmara bölgesi büyük bir felaket atlattı. Maddi kayıplar var ama sevindirici olan ölüm yaşanmadı. Hasar tespit çalışmaları yapılıyor. Ayrıca DSİ bütün makineleriyle birlikte burada. İstanbul’da çok kuvvetli yağışta sıkıntı olmaz mı olur. Bu dünyanın her yerinde var. Çünkü biz belli bir debiye göre hesap yapıyoruz. Ondan sonrası artık risktir. Hesaplar mutlaka belli bir ihtimale göre yapılıyor. Hiç ihtimali olmayacak şeye göre yaptığınız zaman, 50 metrelik dereyi 200 metre yapmanız lazım, böyle Bir şey tabi mümkün değil. Dolayısıyla belli bir risk dikkate alınarak yapılıyor.”

  • Palandöken: “Sigorta Şirketleri Ödediği Tazminatı Mirasçıdan Bile Talep Edebilecek”

    Zorunlu Trafik Sigortası uygulamalarında yapılan değişikliklerde sigorta şirketlerinin korunarak vatandaşın adeta cezalandırıldığını ileri süren Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Sürücü kendi kusurundan dolayı kaza yapıp vefat ederse, mahkemeler tazminata hükmederek sigorta şirketleri karşı tarafa tazminat ödemesini yapsa bile ödedikleri tazminatı mirasçılardan talep etme hakkı getirildi. Eğer sigorta şirketleri bu tazminatları sürücünün mirasçılarından alacaklarsa araçlar niye sigorta yapılıyor? Sigortanın anlamı nedir?” dedi.

    “SİGORTA YAPTIRAN KORUNMAYACAK”

    Sigorta yaptırmanın amacının kaza sonrası oluşacak maddi-manevi hasarların yükünden korunmak olduğunu söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Kaza yapan sürücü hasarı kendi ödeyecekse niye sigorta yaptırsın ki? Hem zorunlu sigorta yaptıracak hem de kazada oluşan hasarı kendi ödeyecek. Böyle bir uygulama kesinlikle işlemez. Bu anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır. Çünkü bir kesim korunurken bir kesim adeta cezalandırılıyor. Bu sistemde sigorta şirketleri öncelikli olarak korumaya alınmış” diye konuştu.

    “HER KAZADA SİGORTA ŞİRKETİ RÜCU EDEBİLİR”

    Sigorta şirketlerinin bugünden itibaren her kazada ağır kural ihlali dememesi için tanımların daha açık yapılmasının gerektiğini vurgulayan Palandöken, “Yapılan düzenlemede sürücünün alkollü, uyuşturucu kullanılması, ehliyetsiz olması gibi ağır kusuru sonucu meydana gelmiş hasarları sigorta şirketi ilk önce ödeyecek, sonra da sürücüden ya da mirasçısından ödediği tazminatı hukuk yoluyla talep edebilecek. Artık kaza anında yaptığınız bir kural ihlali; sinyal vermedin, uyarı tabelasını görmedin, hız sınırını aştın, öndeki araç mesafesini korumadın gibi durumlar sigorta şirketinin hasarı ödememesi veya üstlendiği tazminatı hatalı sürücüden istemesi için bir neden teşkil edebilir. Sonuç olarak, rücu hakkının sigorta şirketinin inisiyatifine bırakılmaması ve ağır kusur tanımının açık bir şekilde tanımlanması taraflar arasında uzlaşmazlıkları azaltacaktır. Aksi halde bugünkünden fazla sorun yaşanır” ifadesini kullandı.