Etiket: Ebeveynlere

  • Çocukların gelişimi için ebeveynlere hayvan sevgisi uyarısı

    Çocukların gelişimi için ebeveynlere hayvan sevgisi uyarısı

    Sosyal hayattan uzaklaşarak bilgisayar, tablet ve telefondan gözünü ayırmayan çocuklar için önerilerde bulunan uzmanlar, hayvan sevgisine dikkat çekiyor. Hayvan sevgisinin çocukların gelişimindeki önemini anlatan Psikolog Betül Bulut, “Çocukların gelişimlerini olumlu yönde etkileyecek ve hızlandıracak olguların başında hayvan sevgisi gelmektedir” dedi.

    Teknolojinin gelişmesi ile bilgisayar, telefon ve tabletle gün boyunca zaman geçiren çocuklar sosyalleşemiyor. Çocukların sosyal aktivitelerden uzaklaşması yaşamlarını olumsuz etkiliyor. Günümüzde anne ve babalar, çocuklarının gelişimlerinin olumsuz yönde etkilendiğinden şikayet ediyor. Çocukların gelişimi ile ailelerin yapması gerekenler konusunda önemli bilgiler veren Büyük Atlantis Psikolojik ve Danışmanlık Merkezi’nden Psikolog Betül Bulut, çocukların gelişimlerinin hayvan sevgisi ile sağlanabileceğine dikkat çekti. Çocukların gelişimlerinde hayvanların temel rol oynadığını ifade eden Bulut, çocukların davranış sorunlarının ve alerjik reaksiyonların artışına da doğadan uzaklaşmalarının büyük ölçüde neden olduğunu söyledi. Anne ve babalara uyarılarda bulunan Bulut, çocukların hayvan sevgisine sahip olmalarıyla gelişimlerine büyük ölçüde katkı sağlanacağını dile getirdi.

    “Çocukların gelişimlerini olumlu yönde etkileyecek ve hızlandıracak olguların başında hayvan sevgisi gelmektedir”

    Doğadaki her varlığın çocuklar için önemli olduğunu ifade eden Bulut, “Çocuk gelişiminde temel bir rol oynayan hayvan sevgisi, duygusal erişkinlikte olduğu kadar onların topluma uyum sağlayan sosyal bir varlık olarak yetişmesinde de kritik yer tutuyor. Ancak bu olumlu etkinin ortaya çıkabilmesi, hayvanı atılıp satılabilir bir nesne olarak görmemekle ve ebeveynlerin doğru tavırlarıyla mümkün oluyor. Doğanın parçası olan her unsur çocuğun gelişiminde önemli bir yer tutuyor. Çocukların davranış sorunlarının ve alerjik reaksiyonların artışında da doğadan uzaklaşma olgusu büyük yer tutuyor. Boş arazi, yeşil alan, park gibi çocukların ev-dışı toplumsallaşmalarının mümkün olduğu alanlara ulaşma olanağının günümüzde çocuklar; özellikle özel gereksinimli çocuklar için oldukça düşük olduğu yadsınamaz bir gerçek. Bu durum çocukların bilgisayar, çabuk tüketilen pahalı oyuncaklar, ceza boyutu olmayan sürekli ödül sistemi ve elbette kapalı ya da en azından ev, yuva, okul içinde kısıtlanmalarının yanı sıra kapalı bir dünya algısı geliştirmekte, benzerlerine duyarsız, benmerkezci, bazen acımaz olmalarına neden olur. Çocukların gelişimlerini olumlu yönde etkileyecek ve hızlandıracak olguların başında doğa ile iç içe yaşam ve hayvan sevgisi gelmektedir” dedi.

    “Kendilerini daha az yalnız hissetmektedir”

    Hayvan sevgisinin çocukların yalnızlık duygusunu yaşamalarını önlediğini belirten Bulut, “Hayvanlarla iletişim kuran çocukların sosyal duygusal ve bilişsel gelişiminin yanı sıra dil gelişimleri üzerinde de önemli bir rolü vardır. Ayrıca hayvanlarla iletişim halinde olan bireylerin olumsuz duygularla daha kolay baş ettikleri disiplinli ve dışa dönük olup, kendilerini daha az yalnız hissetmektedir. Hayvanlarla bir arada olan çocukların özgüveni ve özsaygısı da gelişmektedir. Bu ilişki sayesinde, çocuk daha hoşgörülü, daha verici, daha paylaşımcı, daha anlayışlı, farklılığa daha açık bir kişilik geliştirebilir. Böylece genele oranla küçük ya da büyük farklılıkları olan başka çocuklara çok daha hoşgörülü olacaktır” diye konuştu.

    “Özel gereksinimli çocukların gelişimi için de hayvanlarla etkileşim son derece önemli”

    Sadece normal gelişim gösteren çocuklarda değil özel gereksinimli çocukların da hayvanlarla iletişim kurmaları gelişimleri oldukça önemlidir” diyen Bulut, “Otizm spektrum bozukluğuna sahip çevre farkındalığı zayıf olan çocuklarda da çevre farkındalığının artmasında önemli aşamalar kaydetmektedirler. Canlıların temel ihtiyaçlarını karşılayan çocuklar kendi ihtiyaçlarının da farkına vararak öz farkındalıklarını gelişir. Özel gereksinimli çocukların iletişiminin artmasında ve sorumluluk bilincinin gelişmesinde etkilidir. Hayvan sevgisinin, çocuklar arasındaki ayrımcılık ve şiddetin önlenmesinde de büyük etkilerinin olduğu söylenebilir. Okulumuzda bulunan mini hayvanat bahçesi bizlere özel gereksinimli çocukların gelişimi için de hayvanlarla etkileşimin son derece önemli olduğunu göstermiştir. Ayrıca okula uyum problemi yaşayan çocuklar da hayvanlarla etkileşim kurabildikleri doğal ortama sahip okullarda daha kolay uyum sağlayabilmektedirler” şeklinde konuştu.

  • Uzmanından ebeveynlere uyarı: “Çocuklarınızı sebze ve meyve tüketmeye alıştırın”

    Uzmanından ebeveynlere uyarı: “Çocuklarınızı sebze ve meyve tüketmeye alıştırın”

    Prof. Dr. Selda Bülbül, “İçerdikleri yüksek oranda lif, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller ile sağlıklı gelişmeye en güzel destek. Çocukluk döneminde sebze ve meyve yemeye alıştırılması gelecek yaşlarda kazanılacak sağlıklı beslenme alışkanlıklarına temel hazırlar” dedi.

    Çocuklar ve bebeklerin her mevsimde çıkmış taze sebze ve meyveleri tüketmeleri gerektiğini belirten Prof. Dr. Selda Bülbül, “Beslenme kişiseldir ve mevsimlere göre değişiklik gösterir. Çocuklar ve bebekler için sağlıklı beslenmede önerdiğimiz her dönemde mevsiminde çıkmış taze sebze ve meyveleri tüketmeleridir. Bebek beslenmesi için de yazın mevsimine uygun sebze ve meyvelerin tercih edilmesi uygun olur. Bu günlerde tezgahlar iyice çeşitlendi ve renklendi. Tabii ki sofralarımız da şenlendi” dedi.

    “Sağlıklı beslenme alışkanlıklarına temel hazırlar”

    Çocukların beslenmesinde sebze ve meyvenin yeri doldurulamayacak besin grubu olduğunu ifade eden Bülbül, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İçerdikleri yüksek oranda lif, antioksidanlar, vitaminler ve mineraller ile sağlıklı gelişmeye en güzel destek. Çocukluk döneminde sebze ve meyve yemeye alıştırılması gelecek yaşlarda kazanılacak sağlıklı beslenme alışkanlıklarına temel hazırlar. Sebze ve meyvelerin çocuklara yararları nelerdir; büyüme ve gelişmeyi destekler. Bağışıklığı destekler, kronik hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı korur. Diş gelişimi, diş ve dişeti sağlığında etkilidir. Kansızlığı önleme ve kan yapımında yarar sağlar. Sağlıklı cilt ve göz için gereklidir. Uygun bir atıştırmalıktır, doygunluk hissi sağlar. Çocuklarda şişmanlık ve buna bağlı gelişebilecek kalp hastalıkları, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve kanser gibi hastalıkların gelişme riskini azaltır. Bebeklerde tamamlayıcı beslenmeye geçildiği zaman kabızlık problemi gelişebilir. Sebze ve meyveler bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olurlar.”

    “Taze sarımsak bu aylarda bebeğe verilmeye başlanabilir”

    Bülbül, “Bebeklerde sebze ve meyveleri 6. aydan itibaren diyetine ekliyoruz. Çocukların ise günlük diyetinde en az 5-9 porsiyon yer alması gerekiyor. Bir küçük tabak salata 1 porsiyon, 4 kayısı, bir kase kiraz, bir küçük tabak sebze püresi veya sebze yemeği bir porsiyon kabul edilir. Bu dönem sebzelerinin neredeyse hemen tamamı 6 aylıktan büyük bebekler ve çocuklarca tüketilebilir. Sebze püreleri için kabak, bezelye, semizotu, dolmalık biber, taze fasulye ve patates kullanılabilir. Taze sarımsak bu aylarda bebeğe verilmeye başlanabilir. Meyvelerden ise şeftali ve kayısı rahatlıkla kullanılacak besinlerdir. 8. aydan itibaren ise börülce, soğan, dereotu, fesleğen, maydanoz gibi çok yararlı bitkiler beslenmeye eklenebilir. 12. aydan sonra da barbunya, patlıcan, domates öğünlere eklenebilir. Meyve olarak da 8-9. aydan itibaren kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik meyve pürelerinde kullanılabilir” ifadelerini kullandı.

  • Büyükşehir’den ebeveynlere özel konferans

    Büyükşehir’den ebeveynlere özel konferans

    Büyükşehir Belediyesi, Erzurum’daki kültürel etkinliklerine bir yenisini daha ekledi.

    Çocuk edebiyatı alanında yazdığı kitaplarla adını duyuran ve “Oyuncu Anne” lakabıyla tanınan Yazar Şermin Yaşar, Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’nca organize edilen “Çocukluğumdan Çocuğuma” isimli konferansta ebeveynlerle buluştu. Çocuk yetiştirme, aile ve aile içi iletişim gibi konularda anne ve babalara önemli mesajlar veren Şermin Yaşar’ın Necip Fazıl Kısakürek Kültür Merkezi’ndeki konferansı büyük ilgi gördü. Programın açılış konuşmasını yapan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hasan Şahin, çocukluk, gençlik ve yaşlılık gibi evrelerden oluşan insan yaşamında çocukluk döneminin çok büyük bir önem taşıdığının altını çizdi.

    Genel Sekreter Yardımcısı Şahin, çocukluk döneminin, gençlik ve yaşlılık dönemlerinden çok daha geniş bir boyuta sahip olduğunu kaydederek, “Çünkü gençlik ve yaşlılık dönemi koşullarının oluşması, aslında çocukluk dönemine bağlıdır. İletişim yönü güçlü, hayal dünyası geniş, pozitif düşünebilen ve ailesinin desteğini sürekli arkasında hisseden bir çocuk, verimli bir gençlik dönemi geçireceği gibi, keza yaşlılık dönemi de pozitif yaşanmış bir hayatı ifade edecektir. Tam tersini düşünecek olursak; karşımıza ruhsal açıdan sorunlu, silik ve özgüvenden yoksun bireyler çıkar ki, bu da toplumsal bir psikoloji sorunu anlamına gelir. Bu nedenle çocuk yetiştirmek, anne ve babalar için sadece bir ödev değil, aynı zamanda bir sanatı da ifade etmektedir” diye konuştu.

    Konuşmasında sanatçı ve sanat eseri örneklerini veren Hasan Şahin, “Nasıl ki iyi sanatçıların kıymetli eserleri oluyorsa, çocuklarını tüm yönleriyle eksiksiz yetiştirebilen ebeveynlerin de, topluma kazandırdığı eserler, o ölçüde değerli olur. Çocuklar her ne kadar küçücük dünyalara sahip olsalar da, esasen hayal dünyalarına biz yetişkinlerin dünyalarını bile rahatlıkla sığdırabilirler. Onların dünyalarında hiç bir engel yoktur ve sınırlar sonsuzdur. İşte bu durum, nitelikli çocuklar yetiştirebilmenin gerçekte en temel koşuludur. Bu yüzden çocuklarımızla uğraşmak yerine onlarla uzlaşmayı, onların hayal dünyalarına sırt dönmek yerine, çocuklarımızın düşleriyle yüzleşmeyi tercih etmeliyiz. Çünkü aslında biz çocuklarımızın ta kendisiyiz” ifadelerini kullandı.

    Şahin’in konuşmasının ardından hem çocuk edebiyatına yönelik eserlerinden ve hem de çocukla iletişim ve aile gibi kavramlardan bahseden Şermin Yaşar, konferansa dinleyici olarak katılan anne ve babaların sorularını yanıtlamayı da ihmal etmedi. Kitaplarını çocuklar için imzalayan Şermin Yaşar, konferansın sonunda ailelerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirdi.

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’tan ebeveynlere çağrı

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, buluğ çağı döneminin önemine değinerek, “Bu yaşlarda biz eğer dinimizi güzel öğrenirsek, ileri ki yaşlarımız da haramlardan, yanlışlardan, yanlış hareketlerden, yanlış davranışlardan kendimizi korumuş, kurtarmış oluruz” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, iki günlük Edirne programının son bölümünde, Yıldırım Mahallesi’nde romanların ağırlıklı olarak yaşadığı bölgede bulunan Kur’an Kursu ve Gençlik Merkezi’ni ziyaret etti. Erbaş, ailelere, gençlere ve çocuklara seslenerek, buluğ çağı döneminde ve öncesinde neler yapılması gerektiği hakkında tavsiyelerde bulundu.

    “Buluğ çağına kadar çocuklarımıza ibadetlerin nasıl yapılması gerektiğini öğreteceğiz”

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, burada yaptığı konuşmasında, gençlerin ve ailelerinin buluğ çağı öncesinde ve sonrasında neler yapması gerektiğini vurgulayarak, “Rabbimiz buyuruyor ki, biz insanı en güzel bir suretle dünyaya getirdik. Yeni doğan bir bebeğe baktığınız zaman, o güzelliği o bebekte görüyoruz değil mi? O bebeğin güzelliğini büyüdüğü zaman yanlış hareketler, yanlış davranışlar, haramlar, İslam’dan uzak yaşayış, onun o güzelliğini bozuyor. Bozmaması için o bebeğin o yaradılıştaki güzelliğini devam ettirebilmesi için artık buluğ çağına erdikten sonra ibadetlerimizi yapacağız. Buluğ çağına kadar da ibadetlerin nasıl yapılması gerektiğini öğreneceğiz. İnancımızın ne olduğunu öğreneceğiz. Bunun da belli bir yaşı vardır, işte o yaşta burada gençlerimiz var, çocuklarımız var. Bu yaşlar. Bu yaşlarda biz eğer dinimizi güzel öğrenirsek, ileri ki yaşlarımız da haramlardan, yanlışlardan, yanlış hareketlerden, yanlış davranışlardan kendimizi korumuş, kurtarmış oluruz. Ve güzel bir insan olarak etrafımızı da faydalı ışık saçan etrafımızı aydınlatan bir şahsiyet bir kişilik olarak bu dünyadaki ömrümüzü devam ettirir ve ömrümüz bittikten sonra da rabbimizin huzuruna anlımız ak, yüzümüz pak bir şekilde çıkmış oluruz” dedi.

    Konuşmasının ardından 15 Temmuz Gençlik Merkezi’ni gezen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Erbaş’a, Mega Genç Spor Kulübü tarafından isminin yazılı olduğu futbol takımı forması hediye edildi.

  • Sosyal Medya Uzmanı İlbiz’den ebeveynlere önemli tavsiyeler

    Sosyal medya kullanımında yaş sınırı çok küçük yaşlara düştü. Sosyal medyanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerini anlatan ve bu konuda ebeveynlere büyük sorumluluk düştüğünü belirten Sosyal Medya Uzmanı Hakan İlbiz, çocukların sosyal medyanın olumsuz etkilerinden nasıl korunacağını anlattı.

    Gün geçtikçe teknolojik gelişmeler hızlanıyor. Çağımızda 7’den 70’e kadar birçok insan sosyal medya kullanıyor. Bu sebeple her geçen gün sosyal medyayı aktif olarak kullanan çocukların sayısı da bir hayli artıyor. Olumlu neticeleri olduğu gibi olumsuz vakalar da gerçekleşebiliyor. Yaşanan bu durumda da en büyük sorumluluk ebeveynlere düşüyor. Ebeveynlere çocuklarını sosyal medyanın olumsuz etkilerinden nasıl korumaları gerektiğini anlatan Sosyal Medya Uzmanı Hakan İlbiz önemli tavsiyelerde bulundu.

    Sosyal medyanın çocuklar için büyük bir tehdit unsuru olduğuna değinen İlbiz, “Gelişim sürecini daha tamamlamış olan çocuklarımızın, kafasına küçük yaşlarda siyaset, şiddet ve cinsel düşünceler girmektedir” dedi.

    Çocukların sosyal medya kullanımı hakkında bilinçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Hakan İlbiz, “Bu konuda karşımıza 3 adet ana konu çıkmaktadır. Bunlar; ’çocuk istismarcıları’, ’şiddet içeren paylaşımlar’, ’uygunsuz içerikler.’ Sosyal medyada gezerken birçok ilkokul öğrencisinin profillerine rastlıyorum ve şaşırmadan edemiyorum. Çünkü sosyal medya, özellikle de ülkemizde genellikle siyasi tartışmaların, şiddetin ve cinselliğin geçtiği bir ortam. Hal böyle olunca gelişim sürecini daha tamamlamış olan çocuklarımızın kafasına küçük yaşlarda siyaset, şiddet ve cinsel düşünceler girmektedir. Bu durum daha gelişme çağında olan yavrularımızın aklının karışmasına sebebiyet vermektedir” ifadelerini kullandı.

    “Sosyal medya çocukların ahlakını bozuyor”

    Sosyal medyanın çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinden ve çocuklar üzerindeki ahlaki çöküntüden bahseden İlbiz, “Hem küçük yaşlarda ahlakları bozulmakta hem de bu fikir karmaşıklığı geleceklerini olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu durumda ebeveynin üzerine çok büyük bir sorumluluk düşüyor. Eğer bu vatana millete hayırlı bir evlat yetiştirmek istiyorlar ise, çocuklarını sosyal medyaya bulaşmalarını ne kadar engelleyebiliyorlar ise engellesinler. Eğer oğlum veya kızım çoktan bu sosyal medyaya bulaştı diyorsanız, mutlaka ama mutlaka çocuğunuzu sosyal medyada takip edin” diyerek ebeveynleri uyardı.

    Anne ve babaların sadece günlük hayatta değil sanal alemde de çocuklarını takip edip korumaları gerektiğini ifade eden İlbiz, “Çocuklar ise sosyal medyadan ne kadar uzak kalırlarsa o kadar iyi olur. Çünkü maalesef sosyal medya belirli bir süzgecin olmadığı bir içerik yığını ve bu yığının içinde yararlı şeyler olduğu kadar zararlı olan şeyler de var. Kişisel gelişimini tamamlamamış bir çocuk bu zararlı içeriklerden etkilenip, psikolojik olarak etkilenebilir. Böylesi bir durum da hiçbir ebeveynin istemeyeceği bir şeydir. Özellikle çocukların cinsellik ve şiddet içeren paylaşımlardan uzak tutulması gerekiyor. Burada da en büyük görev yine ebeveynlere düşmektedir” diye konuştu.