Etiket: Düzeyde

  • KMTSO, TOBB’da üst düzeyde temsil edilecek

    Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Zabun, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurulu’nda Ticaret ve Sanayi Odaları Konseyi üyeliğine, KMTSO Meclis Başkanı M. Hanefi Öksüz de Yüksek İstişare Kurulu üyeliğine seçildi.

    Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Zabun, Meclis Başkanı M. Hanefi Öksüz ile KMTSO’nun TOBB delegeleri, 14-15 Mayıs 2018 tarihlerinde yapılan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 74. Genel Kurulu’na katıldı.

    TOBB camiasına ve ülke ekonomisine hizmette bulunan delegelere Hizmet Şeref Belgeleri ve plaketleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım ile Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin de katılımlarıyla TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde düzenlenen törende verildi.

    Programın ilk gününde, Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’nın TOBB Genel Kurulu Delegesi Serdar Zabun, M. Hanefi Öksüz, Şahin Balcıoğlu, Fürkan Bayazıt, Lütfi Sabancı, Mehmet Akif Gölcü, Alişan Arıkan ve Haluk Şerbetçi’nin yer aldığı KMTSO Heyeti, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, TOBB Genel Kurul Başkanı, TOBB Yönetim Kurulu, konseyler, oda, borsa başkanları ve delegeler ile birlikte Anıtkabir’i ziyaret ederek Ata’nın huzurunda saygı duruşunda bulundular.

    İkinci gün ise KMTSO heyeti Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği 74. Genel Kurulu’na katıldı. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nde geniş bir katılımla gerçekleştirilen 74. Genel Kurul’da yapılan seçimde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanlığına yeniden M. Rifat Hisarcıklıoğlu seçildi.

    Hisarcıklıoğlu, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’ndeki 74. Genel Kurul’da yapılan seçimde, geçerli oyların tamamını alarak 4 yıl süreyle TOBB Başkanı oldu. TOBB Başkanlığına ilk kez 16 Haziran 2001’de seçilen Hisarcıklıoğlu, beşinci kez bu görevi yürütecek.

    Seçimlerde, KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Zabun, Ticaret ve Sanayi Odaları Konseyi üyeliğine, Meclis Başkanı M. Hanefi Öksüz ise Yüksek İstişare Kurulu üyeliğine seçildi.

  • İstanbul’da yılbaşı tedbirleri üst düzeyde

    İstanbul Emniyet Müdürlüğünün yeni yıl kutlamaları kapsamında aldığı tedbirler Güvenlik Şube Müdürü Zafer Baybaba tarafından duyuruldu. Gezi Parkı girişinde açıklama yapan Baybaba, kangal ve akbaş cinsi köpeklerin de görev başında olacağını ifade etti.

    İstanbul Emniyet Müdürlüğü her yıl olduğu gibi il genelinde yeni yıl kutlamaları kapsamında geniş güvenlik önlemi aldı. Taksim Meydanı’nda ve il genelinde alınan tedbirleri Güven Timleri Şube Müdürü Zafer Baybaba, Gezi Parkı girişinde gerçekleştirilen basın açıklamasıyla duyurdu. Yılbaşı gecesi görevli personeller açıklama esnasında hazır bulundu. 6 ay boyunca özel olarak eğitilmiş 10 kangal ve 10 akbaş cinsi köpek de basına tanıtıldı. Ayrıca güven timlerinin de simitçi, ayakkabı boyacısı ve başka kılığa girerek görev yapacağı öğrenildi.

    “37 bin polisle 24 saat esasına göre görevimizin başında olacağız”

    Bu yıl, daha önceki yıllara oranla üç aşamalı tedbir planı yaptıklarını ifade eden Güven Timleri Şube Müdürü Zafer Baybaba, “Bunlardan birincisi 20-24 Aralık tarihleri arasında deniz hava ve karayoluyla ilimize çevre illerden intikal eden araç ve şahıslar üzerinde yapmış olduğumuz uygulamalar. 25 ile 30 aralık tarihleri arasında halkımızın alışveriş amaçlı alışveriş merkezlerinde ve parklardaki yapmış olduğumuz uygulamalar. Diğeri ise 31 Aralık gecesi yani yılbaşı gecesi olarak 37 bin polisle 24 saat esasına göre görevimizin başında olacağız. Ayrıca Özel Harekat Şube Müdürlüğümüze bağlı bin personelle 39 ilçemizde 100 ayrı noktada birkaç dakika içerisinde olay yerine intikal edecek şekilde personelimiz görevinin başında olacak. Yine Deniz Limanı ve Hava Limanı Şube Müdürlüğüne bağlı araçlarla da görevlerinin başında olacaklar” dedi.

    “Saat 19.00 itibariyle de Taksim Meydanı’na çıkan tüm yollar trafiğe kapatılacak”

    İstiklal Caddesi’ne çıkan tüm sokakların saat 15.00 itibariyle trafiğe kapatılacağını duyuran Baybaba, “Güven Timleri Şube Müdürlüğümüze bağlı personelimizle İstiklal Caddesi ve çevresinde 600 personelle ilimiz genelinde bin 470 personelimizle görev alacağız. Tedbirler kapsamında İstiklal caddesine çıkan tüm sokaklar saat 15.00 itibariyle trafiğe kapatılacak. Saat 19.00 itibariyle de Taksim Meydanı’na çıkan tüm yollar trafiğe kapatılacak. Ayrıca Beşiktaş ve Kadıköy ilçemizde saat 15.00, Şişli ilçemizde de saat 16.00 itibariyle yollar trafiğe kapatılacak” ifadelerini kaydetti.

    “İlimiz genelinde bin 747 noktada 6 bin 989 noktada izleme yapmış olacağız”

    Yılbaşı gecesi İstanbul’un merkezi noktalarının saniye saniye izleneceğini ifade eden Baybaba, “MOBESE aracımızla ilimiz genelinde bin 747 noktada 6 bin 989 noktada izleme yapmış olacağız. Beyoğlu genelinde ise 34 noktada 136 kamerayla anbean görüntüler yanımızda bulunan MOBESE aracına intikal edecek ve görülen herhangi bir aksaklıkta ekiplerimiz anında buradan yönlendirilerek olaylara anında müdahale edilecek” dedi.

    “Köpeklerimiz ihtiyaç duyulduğunda göreve hazır olacak”

    Kangal ve akbaş cinsi köpeklerin yılbaşında göreve hazır olacağını dile getiren Baybaba, “6 ay önce İl Emniyet Müdürümüz Mustafa Çalışkan’ın talimatlarıyla 10 tane kangal, 10 tane de akbaş cinsi köpeklerimiz toplumsal olaylara ve asayiş olaylarına müdahale etmek amacıyla devriye köpeği olarak yetiştirilmiş bulunmakta. Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğümüzün emrinde gerektiğinde ihtiyaç duyulduğunda göreve hazır olacak” diye konuştu.

    Baybaba, son olarak eğlence mekanlarında alınacak tedbirlere değinerek “7 ilçemizde meydanlarda konser ve benzeri eğlenceler düzenlenmeyecek. Özel işletmelerin bazılarında büyük eğlenceler olabiliyor. Bununla ilgili olarak ilçelerimizin kendi bölgelerinde tespit ettiği yerler var. Oralarda asayiş yönünden gerekli tedbirleri almış olacağız” ifadelerini kullandı.

    Açıklamanın ardından Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) ile şüpheli şahıslara nasıl müdahale edileceği örneklerle gösterildi.

  • Kalkınma Bakanı Elvan: “Gelir dağılımında iyileşme söz konusu ancak bu istenilen düzeyde elbette değil”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, hane halkı gelirlerinin yüzde 20’lik grubunda 2002 yılında yüzde 5.3’ken 2016’da yüzde 6.2’ye yükseldiğini belirterek, “Gelir dağılımında iyileşme söz konusu ancak bu istenilen düzeyde elbette değil” diye konuştu.

    Adana Valiliği’nin öncülüğünde başlatılan Güney Adana Projesi’nin Çukurova Kalkınma Ajansı’ndaki sunum toplantısında konuşan Bakan Elvan, gelir dağılımını iyileştirmede Türkiye’de çok önemli mesafeler kat ettiklerini belirterek, “Gini katsayı ne kadar düşerse bölgeler arası gelişmişlik farkı o kadar azalmış demektir. Son 15-16 yılda yüzde 44’lerden yüzde 40’lara kadar düştük Türkiye olarak. Gelişmişlik farkı bölgeler arasında önemli ölçüde azaldı” diye konuştu.

    Adana, Mersin gibi kentlerde bu sorunların hala devam ettiğinden yakınan Bakan Elvan, eğitim, sosyal hizmetler, sağlık gibi konularda daha fazla çalışılması gerektiğini ve kalkınma ajanslarının üreteceği projelerle bu konuda önemli açığı kapatacağı mesajını verdi.

    Türkiye genelinde hane halkı gelirlerinin yüzde 20’lik nüfus dilimlerine bakıldığında en alt yüzde 20’lik grubun gelirinin 2002 yılında yüzde 5.3 iken 2016’da bu rakamın yüzde 6.2’ye yükseldiğini anlatan Bakan Elvan, “Gelir dağılımında iyileşme söz konusu ancak bu istenilen düzeyde elbette değil” ifadelerini kullandı.

    Bakan Elvan, Güney Adana Projesi’nin de kenti kalkındıracak, sosyal farklılıkları ortadan kaldıracak bir proje olduğuna dikkat çekerek, bakanlık olarak her türlü desteği vereceklerine işaret etti ve yerel yönetimlerden de destek istedi.

    Sunum toplantısına kent protokolünün yanı sıra kamu kurum temsilcileri katıldı.

  • Uluslararası düzeyde en “tatlı” okul başladı

    Türkiye’nin en çok tercih edilen vakıf üniversitelerinden İstanbul Aydın Üniversitesi’nin Uluslararası İlişkiler Direktörlüğü bünyesinde yer alan Uluslararası Kısa Dönem Eğitim Programları Koordinatörlüğünün üç yıl önce geliştirdiği “Delightful School Istanbul”un 2017 yaz dönemi programı başladı.

    Birer gönüllü kültür elçisi konumuna gelecekler

    Bugüne kadar çeşitli ülkelerden 500’den fazla öğrencinin katıldığı programa bu yıl 16 farklı ülkenin 25 farklı üniversitesinden 70 uluslararası öğrenci yer aldı. 12 Ağustos’a kadar sürecek olan programda öğrenciler, dünyanın en seçkin akademisyenlerinden, zeytinyağının insan sağlığı üzerindeki etkilerinden robot geliştirmeye, DNA’nın keşfinden, moda tasarımına kadar çok farklı konularda eğitim alırken, tarihi, kültürel ve sosyal etkinlik ve gezilerle de Türkiye’yi ve İstanbul’u daha yakından tanıyarak, birer gönüllü kültür elçisi olarak ülkelerine dönüyorlar.

    Kış, yaz ve bahar olmak üzere yılda üç kez düzenlenen Delightful School Istanbul programında, çok kültürlü bir ortamda görülen eğitimin neticesinde, öğrencilere farklı kültürleri tanıma ve iletişim kurma deneyim ve becerisi kazandırma amaçlanıyor. Ayrıca, özenle seçilen ve alanında uzman öğretim elemanları tarafından İngilizce olarak verilen derslerde, bilimsel düzeyde bilgiler edinilmesi hedefleniyor. Üstelik bu derslerin, AKTS sayesinde kredi olarak kullanılması da mümkün. Programda son olarak, program içeriğinde bulunan sosyal ve kültürel aktivite ve tanıtımlar sayesinde, öğrencilerin Türkiye’yi ve İstanbul’u daha yakından tanıması, görmesi ve tecrübe etmesi amaçlanıyor.

    “Dünya barışına katkıda bulunuyoruz”

    Konuyla ilgili olarak konuşan İAÜ Uluslararası İlişkiler Direktör Yardımcısı Ayşe Deniz Özkan da gençlerin uluslararası düzeyde ilişkiler kurmasıyla dünya barışının oluştuğuna dikkat çekerek, “Eğitim aynı zamanda keyifli de olmalı. Gençler hem öğrenecek hem gezecek hem de birbirleri ile arkadaşlık kuracaklar. Dünya barışı gökten zembille inmiyor. Gençler birbirleri ile tanışıp beraber vakit geçirdikleri zaman bu barış ve kardeşlik düşüncesi hayata geçecek. Böyle böyle biz de dünya barışına katkıda bulunuyoruz” dedi.

    “Bu imkanı sağladığı için üniversitemize çok teşekkür ederiz”

    İAÜ Uluslararası Kısa Dönem Değişim Programları Koordinatörü Emin Devrim Fidan da bu tarz eğitim programlarının öğrenciler için çok iyi bir tecrübe olduğuna dikkat çekti. Emin Devrim Fidan aynı zamanda, “İki hafta içerisinde öğrenciler Türkiye’ye adım attıklarından itibaren, üniversite ve bizim öğrencilerimiz ile tanışıp hem burada dünyanın dört bir yanından gelen akademisyenlerden kaliteli bir eğitim alıyorlar hem de sosyal ve kültürel etkinliklere katılıyorlar. Bu program sonunda öğrenciler birbirlerine sarılarak ve ağlayarak ayrılıyor. Çünkü onlar burada kurmuş oldukları arkadaşlıkları bir ömür hatırlayacaklar. Bunların hepsi bizim için gerçekten çok önemli tecrübeler. Bu imkânı bize sağladığı için üniversitemize çok teşekkür ederiz” diye konuştu.

  • Tam Endoskopik Bel Fıtığı Cerrahisinde Canlı Ameliyatla İleri Düzeyde Kurs

    ’Tam Endoskopik Bel Fıtığı Cerrahisi’ konusunda alanının en iyi uzmanları, kurs için Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir araya geldiler.

    Minimal İnvaziv omurga cerrahisi teknikleri içinde dünyada en ileri teknik olan ve giderek birçok merkezin ’Altın Standart’ olarak kabul ettiği Tam Endoskopik Cerrahi; dokuları koruyarak radikal tedavi avantajlarını birleştiren bir uygulamadır. Dünyada 3 ülkede Almanya, Türkiye ve Tayland’da gerçekleştiren ’Uluslararası Tam Endoskopik Bel, Sırt ve Boyun Omurgası Cerrahisi Eğitimi’ yıl boyunca 4 defa tekrarlanıyor. Az sayıda verilen bu eğitimleri gerçekleştiren ekibin Türkiye’deki öncülerinden olan Op. Dr. Ali Güven Yörükoğlu, ileri düzeyindeki eğitimlerini FeldSurgery ekibi ile birlikte yürütmektedir. Türkiye’de gerçekleşen eğitimlerin koordinasyonu Op. Dr. Yörükoğlu tarafından gerçekleştirilmektedir.

    Kurs hakkında bilgi veren Op. Dr. Ali Güven Yörükoğlu, “Bu sene 6’ncısını düzenliyoruz. Yaklaşık 2010 yılından beri 24 farklı ülkeden bu tekniği öğrenmek için cerrahlar geliyor. Başarıyla kursu tamamlayıp kendi ülkelerine dönüyorlar. Bir çoğuyla bağlantımız devam ediyor. Bu tekniği kendi hastalarına uygulamaya başladılar” dedi.

    “BU YÖNTEMLE HASTA AYNI GÜNDE TABURCU OLABİLİYOR”

    Bu işlemin 2007 yılında Dr. Sebastian Ruetten’nin Almanya’da geliştirdiği bir teknik olduğunu söyleyen Op. Dr. Yörükoğlu, “Toplumda sık görülen bel fıtığı hastalığı mikro cerrahi yöntemle başarılı şekilde ameliyat ediliyordu. Bu mikro cerrahi yöntemin bir takım dezavantajları oluyordu. Bunlar, beldeki kasların kesilmesi, kemik ve dokuya zarar verilmesi gibi dezavantajlar. Buna bağlı olarak hastanın ameliyattan sonra bir takım problemleri oluyordu. Dr. Ruetten’in geliştirdiği tam kapalı ameliyatta, hastanın kas ve kemik dokusuna zarar vermeden ameliyat yapılma tekniğidir. Hastalarımız aynı gün hastaneden taburcu olabiliyorlar. Başarı oranı diğer tekniklerle aynıdır. Avantajları ise, hastanede yatış süresi kısa, iyileşme süreci hızlı ve hastalar tarafından kabul edilmesidir” diye konuştu.

    “EĞİTİMLER 3 ÜLKEDE VERİLİYOR”

    Op. Dr. Yörükoğlu, şöyle devam etti: “Bir kursa gelmekle öğrenilmiyor. Deneyimli cerrahların yanında ameliyatları seyrederek, bu tür kurslara sürekli katılarak deneyimler arttırılmaya çalışılıyor. Türkiye’de Prof. Dr. Ali Canpolat’ın öncülüğünde devam eden bu kurslar, dünyada bu kalite ve düzeyde 3 ülkede yapılıyor. Almanya’da Eylül ve Nisan aylarında Dr. Ruetten’nin kliniğinde yapılıyor. Bu klinikte Amerika ve Avrupa katılımcılarının yönlendirildiği kurs oluyor. Taylan’da Şubat ayında Uzakdoğu katılımcıların başvurduğu kurs oluyor. Bizim içinde Türki Cumhuriyetler, Balkanlar ve özellikle Ortadoğu cerrahlarının bu sistemi öğrenmek için Türkiye’ye geldiği kurslar oluyor.”

    “BEL FITIĞINDA DÜNYADAKİ EN İLERİ TEKNİK”

    Uygulanan bu yöntemin hastaya en az hasar verip, fıtığı çıkarıp iyileştirmek olduğu vurgusunu yapan Op. Dr. Yörükoğlu, “Bel fıtığında dünyadaki en ileri tekniktir. Başarı oranı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış durumda. Birçok Avrupa ülkesinde ve Uzakdoğu’da neredeyse mikro cerrahinin yerini almış durumda. Türkiye’de hem kurslara devam edip, hem de yurt dışında öğrenip bu tekniği uygulayan merkezler olmaya başladı. Hastalar başarılı şekilde tedavi olmaya devam ediyor” dedi.

    Ameliyatın risklerine değinen Op. Dr. Yörükoğlu, “Diğer yöntemlerde risk ne varsa bunda da aynı. Bu yöntemi genel anestezi altında yapıyoruz. Narkoza bağlı ne riskler varsa bu teknikte de aynıları var. Küçük alanda küçük aletlerle çalışıyorsunuz. Hastaya ekstra riskler getirmiyor” ifadelerine yer verdi.