Etiket: ’’Düzensiz

  • Düzensiz spor yapmanın risklerine dikkat

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi ve Bilecik Belediyesi işbirliğiyle “Spor Yaralanmaları” konusunda bir sağlık söyleşisi düzenlendi.

    Bilecik Belediyesi Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen söyleşide Acıbadem Eskişehir Hastanesi Başhekimi, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Taner Güneş katılımcıları “Spor Yaralanmaları” konusunda bilgilendirdi. “Düzenli yapılan sporun vücut için birçok faydası vardır. Ancak düzenli yapılsa dahi bazı riskler taşır. Birçok kişi adale gerginliği gibi spora-bağlı küçük yaralanmalar geçirir. Ancak az sayıda da olsa bazı sporcular kıkırdak ayrılması veya kemik kırığı gibi ciddi yaralanmalar yaşayabilir” diye sözlerine başlayan Prof. Dr. Taner Güneş, “Spor ve egzersizler insan sağlığı ve vücut iyiliği için oldukça faydalıdır. Spor kas gücünüzü, enerji seviyenizi ve genel vücut direncinizi artıracaktır. Düzenli spor yapan insanlarda kalp hastalığı, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, beyin sorunları ve bazı kanserlerin meydana gelme olasılığı azalmaktadır. Araştırmalar düzenli yapılan sporun, kişinin özgüvenini desteklediğini, duygusal durumunu düzelttiğini, uykuyu ve enerjiyi düzenlediğini ve stres, depresyon, bunama ve Alzheimer hastalığı riskini azalttığını göstermiştir” diyerek spor ve egzersizin yararlarından da bahsetti.

    Düzenli spor yapan birçok kişi sadece küçük yaralanmalara maruz kaldığını bu kişilerde yapılacak anlamlı önlemlerin yaralanma risklerini azaltacağını Prof. Dr. Taner Güneş şöyle açıkladı;

    “Örneğin egzersiz öncesinde ısınma için yeterince zaman ayrılması, kişinin kendi kapasite sınırları içinde egzersiz veya spor yapması ve egzersiz seviyesinin yavaşça artırılması küçük yaralanmaların engellenmesinde oldukça etkili olacaktır. Öte yandan kapasitenin üzerinde egzersiz yapılması tam aksine kalp açısından riskli olabilir. Kalp sağlığı için iyi olacağı beklenen spor eğer kişinin kapasitesi üzerinde yapılırsa tam tersine risk haline gelir. Genel olarak, bu risklerin oluşmaması için egzersiz seviyesinin düzenli ve yavaş bir şekilde artırılması gereklidir. Birçok spor yaralanması aşağıdaki sebepler ile meydana gelir.”

    “Spora bağlı yaralanmalar yukarıdaki sebepler ile hem profesyonel hem de hobi olarak spor yapanlarda meydana gelebilir. Bu nedenle hangi düzeyde yapılırsa yapılsın her sporcunun yaralanmadan nasıl korunacağını iyi bilmesi ve bunları uygulaması spora bağlı yaralanmalardan korunmanın en gerçekçi ve etkili yoludur” diyen Prof. Dr. Taner Güneş, spor yaralanmalarının nedenlerini de ‘Sporun çok fazla ve çok hızlı yapılması’, ‘Kişinin kendi kapasitesini olduğundan fazla düşünmesi’, ‘Egzersize hazırlanılmaması veya kötü teknik ile yapılması’, ‘Vücudun aşırı zorlanması’, ‘Spora özgü kötü ekipman kullanılması’ ve ‘Kazalar’ olarak sıraladı.

    Söyleşide son olarak spor yaralanmalarından korunmanın yollarından bahseden Prof. Dr. Güneş, “Eğer egzersiz veya spor esnasında vücudunuzda herhangi bir ağrı hissederseniz hemen durmalısınız. Eğer devam ederseniz mevcut hasarın artmasına ve spora geri dönüş süresinin uzamasına neden olabilirsiniz. Bazı küçük yaralanmalar ile kendiniz başa çıkabilirsiniz. Ancak ağrınız tekrarlıyorsa veya spora dönüşünüze izin vermiyorsa veya ağrınız günlük yaşamınızı etkiliyorsa mutlaka tıbbi yardım almalısınız. Bazen spor esnasında kemik kırığı veya benzeri ciddi yaralanmalara maruz kaldığınızda acil tıbbi yardıma bir an önce ulaşmalısınız” diyerek dinleyicileri uyardı.

    Prof. Dr. Güneş Taner, spor yaralanmalarının ve en azından meydana gelme olasılığının etkili bir şekilde nasıl azaltılabileceğini de, ‘Spor öncesi yeterli zaman ayırarak uygun ısınma egzersizlerini her zaman sıkılmadan ve atlamadan yapmak. Spora bir an önce başlamak için acele etmemek’, ‘Vücudu aşırı zorlamamak. Sporcu kendi kapasitesini bilmeli ve bu kapasite dahilinde zorlanmalıdır’, ‘Örneğin futbolcuların kaval kemiklerini korumak için koruyucu kullanması gibi spora uygun yaralanma engelleyici ekipmanlar kullanmalıdır’, ‘İyi bir antrenörden doğru tekniklerin öğrenilmesi ve bu tekniklerin mükemmelleştirilmesi için idman yapılması gereklidir’, ‘Eğer yeni bir spora başlanacak ise sağlık kontrolünden geçilerek ilgili spora uygunluğun değerlendirilmesi oldukça önemlidir’ diye sıraladı.

  • İçişleri Bakanlığı: “Son bir haftada 131 düzensiz göçmen ve 2 göçmen kaçakçısı yakalandı”

    İçişleri Bakanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından son bir haftada düzensiz göçle mücadele kapsamında 5 olayda 131 düzensiz göçmen ve 2 göçmen kaçakçısının yakalandığını açıkladı.

    İçişleri Bakanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından Ege Denizi’nde 7 gün 24 saat aralıksız olarak yürütülen düzensiz göçle mücadele faaliyetleri kapsamında 16-23 Aralık 2016 tarihleri arasında 5 olayda 131 düzensiz göçmen ve 2 göçmen kaçakçısının Türkiye karasularında yakalandığını bildirdi. Gerçekleşen 5 göç girişiminin birinde Sahil Güvenlik Komutanlığından yardım talep edildiği, Sahil Güvenlik yüzer ve uçar unsurları tarafından icra edilen arama kurtarma faaliyeti neticesinde 8 düzensiz göçmenin denizden sağ olarak kurtarıldığı, 5 düzensiz göçmenin cesedinin denizden alındığı ifade edildi. Düzensiz göç faaliyetlerinin Dikili ve Ayvalık bölgelerinde yoğunlaştığı belirtildiği açıklamada, “Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından düzensiz göçün engellenmesi maksadıyla 16-23 Aralık 2016 tarihleri arasında icra edilen faaliyetlerde 38 Sahil Güvenlik botu, 14 SAGET, 3 DEGAK Timi ve 21 kontrol bottan oluşan yüzer unsurlar tarafından bin 151 saat seyir yapılmış, 20 helikopter ve 2 uçak sortisi ile toplam 37 saat 45 dakika uçuş gerçekleştirilmiş, 6 adet Mobil Radar Timi (MORAD Timi) tarafından 72 saat görev icra edilmiştir” denildi.

  • Deniz Kuvvetleri’nden Düzensiz Göçle Mücadeleye Tam Destek

    Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından düzensiz göçle mücadelede Sahil Güvenlik Komutanlığı’na destek faaliyetleri kapsamında göreve başlanan 11 Mart’tan itibaren 21 Mart’ta kadar geçen 10 günlük süre içerisinde toplam bin 794 göçmen tespit edildi. Tespit edilenlerden toplam bin 48 göçmen Sahil Güvenlik Komutanlığına teslim edildi.

    Genelkurmay Başkanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın düzensiz göçle mücadelesine ilişkin bilgi verdi. Buna göre, göçmen faaliyetlerinde son dönemde yaşanan artış, kolluk kuvvetlerinin karada ve denizde icra ettiği yoğun faaliyetlere rağmen kapasitelerini aşmaya başladı.

    EGE DENİZİ’NDE DÜZENSİZ GÖÇLE MÜCADELEYE DESTEK

    Bu nedenle Sahil Güvenlik Komutanlığınca ’2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu’ çerçevesinde yapılan destek talebine istinaden Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Ege Denizi’ndeki ’Düzensiz Göç ile Mücadele’ faaliyetlerine 11 Mart’tan itibaren modern karakol gemileri, deniz karakol uçakları, helikopterler ve keşif gözetleme sistemleri ile yoğun ve kesintisiz destek sağlanmaya başlandı.

    Düzensiz göç olaylarında, Türkiye ana karasından Yunan adalarına intikal amacıyla mülteciler tarafından çoğunlukla süratli lastik botların kullanıldığına işaret edilen açıklamada, Ege Denizi’nin coğrafi özellikleri ve adalara intikal mesafelerinin çok kısa olması nedeniyle göçmenler tarafından kullanılan botların tespit edilmeleri ve engellenmelerinin güçleştiğine dikkat çekildi.

    BELİRGİN BİR DÜŞÜŞ YAŞANDI

    Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurlarının, coğrafi kısıtlamalara rağmen, üstün bir gayret ve özveri ile 7 gün/24 saat süreyle icra ettikleri faaliyetler sonucunda düzensiz göç olaylarında belirgin bir düşüş meydana geldiği gözlendi.

    Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından düzensiz göç ile mücadelede Sahil Güvenlik Komutanlığına destek faaliyetleri kapsamında göreve başlanan 11 Mart’tan itibaren 21 Mart’ta kadar geçen 10 günlük süre içerisinde toplam bin 794 göçmen tespit edildi, tespit edilenlerden toplam bin 48 göçmen Sahil Güvenlik Komutanlığına teslim edildi.

    DENİZ KUVVETLERİ EGE DENİZİ’NDEKİ DRAMA KAYITSIZ KALMADI

    Açıklamada, “Tarihi boyunca denizlerimizdeki hak ve menfaatlerimizin korunması için üzerine düşen her türlü görevi layıkıyla yerine getiren Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, bugün de çevre denizlerimiz ile dünya denizlerinde icra ettiği görevlere ilave olarak Ege Denizinde yaşanan insanlık dramına kayıtsız kalmayarak mavi vatanımızın savunmasına etkinlikle devam etmektedir” denildi.

  • 63 Düzensiz Göçmen Sahil Güvenlik Tarafından Kurtarıldı

    Balıkesir’de 63 göçmen, Yunanistan’ın Midilli adasına geçmek isterken sahil güvenlik ekipleri tarafından botları batmak üzereyken kurtarıldı.

    Bölgede devriye gezen Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurları, açık denizde hareketsiz lastik bir bot tespit etti. Batma tehlikesi olan lastik bota anında müdahale edildi. Sahil güvenlik botu tarafından Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinin Behramkale köyü açıkları ?güneyinde motorlu lastik bot içerisinde bulunan Afganistan uyruklu 63 göçmen kurtarıldı.

  • Diyetisyen Fatma Baysal: ’’Düzensiz Anne Sütü Alan Çocuk Yemek Seçiyor’’

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Fatma Baysal, beslenme alışkanlığının bebeklik çağında başlayan bir davranış şekli olduğunu belirterek, ’’Bebeğin anne sütünü düzensiz alması ve ek besinlerin karışım halinde verilmesi sonraki dönemde çocukların yemek seçmesine neden oluyor’’ dedi.

    Beslenme konusunda ailelerin yaşadığı en büyük problemlerden biri çocuklarının yemek seçmesidir. Aileler, çocuklarına sağlıklı ve dengeli beslenmeyi öğretmek ve yemek seçme alışkanlığından vazgeçirmek için bebeklik çağında harekete geçmelidir. İzmir Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Fatma Baysal, ailelerin bebeklerine olan yaklaşımın çocuğun beslenme alışkanlığı üzerinde etkili olduğunu kaydederek, ’’Anne sütü ve ek besinlere geçilmesiyle birlikte dil üzerindeki tat hücreleri zenginleşmeye başlar. Beslenme sorunlarının oluşmasında bebeklik çağından itibaren annenin bebeğe yaklaşımı ve anne sütünün düzensiz alınması büyük etki gösterir. Ek besinlere geçilmesi ile birlikte besinlerin karışım halinde verilmesi bebeğin, besinlerin tadını ayrı ayrı almasına engel olduğu için yemek seçmesine neden olabilir. Çocuğun her tadı alması sağlanmalıdır” dedi.

    ÖĞRETMENLERİ YÖNLENDİRİCİ OLMALI

    Diyetisyen Fatma Baysal, ’’Okul çağından itibaren öğretmen ve arkadaşlık ilişkileri de çocuğun yeme davranışını etkiyebilir. Çocuk çoğu kez aileden çok öğretmenin sözünü dinleyebilir ve onu rol model olarak alabilir. Öğretmen bu durumda beslenme eğitimini de önemsemelidir. Örnek olarak ‘mevsim sebzeleri nelerdir, sağlıklı beslenmenin vücudumuz önemi nedir’ gibi bilgileri de öğrencilere vermelidir. Ayrıca okuldaki kantinler ve yemekhane mutlaka sağlıklı beslenmeye uygun hale getirilmeli, çocukların aralarda atıştırmalar yerine daha sağlıklı tercihler de bulunmasını sağlamalılardır’’ diye konuştu.

    SEVMEDİĞİ YEMEĞİ SÜSLEYİN

    Çocuğunuza sofrayı neşeli hale getirin diyen Diyetisyen Fatma Baysal, ’’Çocuğunuz sebze yemiyorsa sevdiği yemeklere, çorbalara, köftelere rendelenmiş sebze eklenebilir bu şekilde fark etmeden tüketmesi sağlanabilir. Bu sebzeler, sevdiği yemeklere çocuğun seveceği şekilde süsleme olarak kullanabilir. Yemek masasında ona özel renkli çatal kaşık ve tabak kullanımı ilgisini çekebilir. Yemekten önce çocuğa atıştırmalık (cips, çikolata) besin verilmemelidir. Çocuğun sofraya aç oturulması sağlanmalıdır. Ailenin beslenme tarzı da çocuğun alışkanlıklarını etkilemektedir. Bir yaşından sonra çocuk aile ile birlikte sofraya oturmalıdır. Yemekler çeşitlendirilerek çocuğun farklı besinlerin tadını alması sağlanmalıdır’’ diye konuştu.

    YEMEYE ZORLAMAYIN

    Çocukların yiyecekle korkutulmaması gerektiğini ifade eden Baysal, ’’Eğer çocuk bir besini tüketmeyi reddettiyse, başka bir besin tükettirilmemeli ve sonraki öğüne kadar herhangi bir besin verilmemelidir. Ailede herkes çocuğa karşı tutarlı bir davranış içerisinde olmalıdır. Çikolata gibi besinler ödül olarak kullanılmamalı, sevmediği besinler asla ceza olarak basık unsuru haline getirilmemelidir. Çocuğun yemeği kendisinin yemesine izin verilmelidir. İlk seferde sevmediği bir besinin tüm porsiyonunu bitirmesi için ısrar edilmemelidir. Çocuğun sonraki sofra düzenine kadar acıkması beklenilmelidir. Acıkan çocuk yeme isteği duyacak ve tüketimlerini arttıracaktır. Yapılan çalışmalarda beslenme bozukluğu yaşayan çocukların ailelerinde ısrarcı ve sürekli yemek yemesi üzerinde durması gözlenmiştir’’ dedi.

    UZMANA DANIŞIN

    Diyetisyen Baysal, sözlerini şöyle sürdürdü: ’’Çocuklarda yemek seçme fizyolojik olarak tadını beğenmemesi ile birlikte ailenin dikkatini çekme veya kızgınlık belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Sabırla ve şefkatle çocuğa yaklaşmaya devam edilip, altında yatan psikolojik nedenlerle ile ilgili pedagog ve pediatri uzmanlarından yardım alınmalıdır.’’