Etiket: Düzenledi

  • BB Erzurumspor 9 yeni futbolcuya toplu imza töreni düzenledi

    BB Erzurumspor 9 yeni futbolcuya toplu imza töreni düzenledi

    Süper Lig’in yeni ekiplerinden BB Erzurumspor, yeni yaptığı 9 transferine toplu imza töreni düzenledi.

    BB Erzurumspor kulüp tesislerinde gerçekleşen törende, Onursal Başkanı Mehmet Sekmen, Başkan Hüseyin Üneş ve yeni transferler yer aldı.

    Yeni gelen oyuncularla bu sezonda başarılara devam edileceğini belirten Mehmet Sekmen, “Bugün burada kulübe katılan yeni oyuncularımızı tanıtmak için toplandık. Geçtiğimiz senelerde çok büyük işlere imza attık. Yeni yaptığımız transferlerle bu sene başarılarımız devam edecek. Erzurumspor yeni yapılan tesisleriyle Türkiye’de çoğu kulübün sahip olmadığı imkanlara sahip durumda. Taraftarlarımızı daha çok sevindirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

    Takımı yeni transferlerle güçlendirdiklerini söyleyen BB Erzurumspor Başkanı Hüseyin Üneş, “Kulübe geçen sene katkıda bulunan bazı oyuncularımızla yola devam ederken, takımımızı yaptığımız yeni transferlerle de güçlendirdik. Yeni sezona deplasmanda oynadığımız Ankaragücü maçında kazandığımız galibiyetle başladık. Özellikle geçen sezonki şampiyonluğumuzda çok büyük katkısı olan Onursal Başkanımız Mehmet Sekmen’e teşekkür ediyorum. Başarılarımızın devamı gelecek” diye konuştu.

  • Sağlık Endüstrileri Platformu basın toplantısı düzenledi

    Sağlık Endüstrileri Platformu basın toplantısı düzenledi

    Sağlık Endüstrileri Platformu, kamu hastanelerinden 16, üniversite hastanelerinden ise 36 aydan bu yana tahsilat yapamadıklarını ve tıbbi cihaz sektöründeki firmaların, bu nedenle zor durumda olduklarını belirtti.

    Sağlık alanında yaşanan bu zor dönemde insan sağlığına zarar vermemek adına azami dikkat ve özen göstermelerine rağmen artık sürdürülebilir hizmet sunmalarının mümkün olmadığını belirten Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS) Başkanı Metin Demir, “Sağlık hizmetinin sürdürülebilmesi için ilaç, tıbbi cihaz ve sağlık hizmeti sunucuları, sağlık çalışanları ayrılmaz bir unsur. Bunun da dördüncü ayağı finansal sürdürülebilirlik. Ancak son zamanlarda sürekli gündeme geliyor. 2003 yılında bu sektörün 14 milyon dolar olan ihracatı, bugün 650-700 milyon dolarlarda. Ürün çeşitliliğimiz çok fazla, hedef pazarlara baktığımızda birçok ülkeye ihracat yapıyoruz. Katma değeri bu kadar yüksek ve dünyada sağlığın öneminin daha da anlaşıldığı bu dönemde biz hala kendimizi anlatmaya çalışıyoruz. Bu bize gerçekten acı veriyor. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde kamuya mal tedariği yapan ya da taahhüt işi yapan hiçbir sektöre reva görülmeyen bir konu 2017 yılında bizim sektörümüze teklif edildi. Biz o gün bütün STK Başkanları olarak bugüne kadar feragat ya da indirim istenmezken tıbbi cihaz sektöründen istendi. STK başkanları olarak o gün dönemin maliye müsteşarı ile görüştük ve aşağı indiğimizde ’asla ve kata yüzde 1 bile indirim kabul edilemez’ dedik. Görüşmelere 1 yıl ara verildi. 1 yılın sonunda sektörden çok ciddi bir basınç olunca çünkü sürdürülebilir değil. İki ana müşterinizin biri düşünün ki 16 ay birisi de 36 ayda size para ödüyor. Sermayeniz ve kredibiliteniz ne kadar güçlü olursa olsun matematik hesabı yapan herkes bunun sürdürülebilir olmadığını bilir. Biz bu hizmeti samimiyetle sürdürmek istiyoruz” diye konuştu.

    “Kamu hastanelerinde 16, üniversite hastanelerinde 36 aya varan vadelerde ödeme alamıyoruz”

    SEİS Başkan Vekili Levent Mete Özgürbüz, “Bugün 21 dernek, işveren sendikası ve federasyon, 20 milyar TL ticaret hacmi, 650 milyon dolar ihracatı gerçekleştiren 10 bin firma ve 250 bin çalışanımızı temsilen karşınızdayız. Toplantımızın konusu maalesef sektörü uzun zamandır olumsuz etkileyen, ama son zamanda verdiğimiz hizmeti sürdürmemizi imkansız hale taşıyan ödeme ve tahsilat konuları hakkında sizleri bilgilendirmektir. Bildiğiniz üzere tamamen yürürlükteki mevzuata uygun, herkese açık şekilde rekabet koşullarında yapılan ürün ve hizmet ödemelerini kamu hastanelerinde 16 ay, üniversite hastanelerinde 36 aya varan vadelerde tahsil edememekteyiz” ifadelerini kullandı.

    “Sağlık sektörü dünya için vazgeçilmez ve çok önemli bir sektör”

    Sağlık sektörünün Türkiye ve dünyada çok büyüdüğünü ve Covid-19 pandemisi döneminde öneminin bir kez daha anlaşıldığını belirten Özgürbüz, “Bildiğiniz gibi sektörümüz ileri teknoloji içeren, son pandemi döneminde de anlaşıldığı gibi her ürünü stratejik ve vazgeçilmez olan, Türkiye’de 2 buçuk milyar dolar, dünyada ise yarım trilyon dolarlık hızla büyüyen ve dünya için vazgeçilmez çok önemli bir sektör. Ancak burada gelişme, ihracat ve yenilik için harcayacağımız, üreticilerimizin, dağıtıcılarımızın bu kıymetli sermayesi maalesef tahsil edemediğimiz konularda kamuya verdiğimiz bu hizmeti fonlamakta kullanılıyor. Bu elbette ki üzüldüğümüz bir konu. Pek çok üreticimiz dünya da yeni ürünler üreterek yeni Pazar payları kovalayabileceği halde yerelleştirme son derece gündemde olan, bizim son derece inandığımız, arkasında koştuğumuz en büyük hayal olmasına rağmen maalesef üretici, hizmet sağlayıcı ve tedarikçilerimiz yerelleşme yerine neredeyse ülkemizde mal satmaya zorlandıkları için neredeyse yabancılaşmaya zorlanıyor bu süreçte” şeklinde konuştu.

    “Sektörümüz zor bir süreçten geçmektedir”

    Sağlık sektöründe tıbbi cihaz ve tedarik zincirini sağlayan firmaların sıkıntılarını dile getiren Araştırmacı Tıp Teknolojileri Üreticileri Derneği (ARTED) Başkanı Ayhan Öztürk, “Yüz binlerce tıbbi cihaz ve medikal sarfın üretimini, ithalatını, satışını, teknik hizmetini ve vaka desteğini veren sektörümüz kamu hastanelerinden 16 aydır, üniversite hastanelerinden 36 aydır ödeme alamamaktadır. Buna ek olarak Maliye Bakanlığı ile sürdürülen görüşmelerden bir netice alınamadığı gibi sektörümüzden yüzde 60’a varan feragat talep edilmektedir. Bu durum yüz binlerce nitelikli istihdam sağlayan ve Türkiye‘nin her yerinde 7 gün 24 saat hizmet veren sektörümüzün bugününü ve geleceğini belirsizliğe ve çıkmaza sürüklemiştir. Ülke genelinde faaliyet gösteren ve 9 bin 800 kayıtlı üyesi bulunan, 2 milyar doların üzerinde işlem hacmi olan, 650 milyon dolar ihracat rakamına erişen, 100 binin üzerinde çalışanı bulunan ve son derece stratejik bir öneme haiz olan sektörümüz zor bir süreçten geçmektedir” ifadelerini kullandı.

    “Sektörümüz artık faaliyetlerini sürdüremez hale gelmiştir”

    2018 yılında ciddi bir krizin eşiğindeyken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla ödemelerin yapılmasının sağlandığını belirten Öztürk, “Nisan 2018’de kamu alacaklarının çok uzun vadelerde ödenmesi nedeniyle ciddi bir krizin eşiğindeyken Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla 2018 yılı öncesi için yasal düzenleme yapılarak alacaklardan belli bir oranda bir defaya mahsus feragat yapılması koşulu ile ödemelerin yapılması sağlanmıştır. Yine bu süreçte artık ödemelerin sözleşmelerde yazılı vadelerde yapılacağı tüm firmalara deklere edilmiştir. Buna rağmen belirtilen vadelerde ödeme yapılmadığı için bugün gelinen noktada kamu hastanelerinden 16 ay, üniversite hastanelerinden de 36 aya varan vadelerde toplam 19 milyar liralık alacağını tahsil edemeyen sektörümüz artık faaliyetlerini sürdüremez hale gelmiştir” diye konuştu.

    “Sektörümüzün üzerinde büyük bir baskı oluşmuştur”

    Döviz kurunun sektör üzerinde büyük bir baskı oluşturduğunu ifade eden Öztürk, “Ödemelerimizi alamıyor olmamıza rağmen hastalara ve topluma karşı sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam ettik. Yine aynı süreçte, döviz kurunda, enflasyonda ve diğer tüm girdi maliyetlerindeki ciddi artışlar nedeni ile sektörümüzün üzerinde büyük bir baskı oluşmuştur. Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkililerince, 2018 yılı için yüzde 30, 2019 yılı için yüzde 50, 2020 yılı için yüzde 60 olmak üzere sektörümüzün yok olmasına neden olacak bu feragat talebini kabul etmemiz beklenmektedir. Bu koşularda, 2018-2020 yıllarına ait alacaklarımız için yeni bir iskonto uygulanması planlamasının adil ve hakkaniyet ölçüsünde olmadığını düşünüyoruz. Sektördeki firmalarımızın mali durumları, alacaklarını tahsil ederken olası hiçbir iskontoyu kaldıracak durumda değildir. Bu uygulama, ülkemizde mevcut istihdama zarar verir, yeni yatırımların yapılmasını imkansız kılacağı gibi sağlık hizmetinin sunumunda da aksamalara yol açacaktır” şeklinde konuştu.

    Basın toplantısına, SEİS, ARTED, TÜMDEF, SADER, FÜDER, ORDER, MASİAD, EGEDER, GASİD, DOMED olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve temsilcisi katıldı.

  • Arnavutköy Belediye Başkanı Baltacı bilgilendirme toplantısı düzenledi

    Arnavutköy Belediye Başkanı Baltacı bilgilendirme toplantısı düzenledi

    Arnavutköy Belediye Başkanı Ahmet Haşim Baltacı, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile yaptığı görüşmenin ardından Yeniköy Mahallesi sakinlerine bilgilendirme toplantısı yaptı.

    Geçtiğimiz günlerde Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’u ziyaret eden ve Yeniköy Mahallesi ile ilgili konuları konuşan Ahmet Haşim Baltacı bugün ise Yeniköy Mahallesine giderek detayları mahalle halkına anlattı. Toplantıda mahallelinin sorularını cevaplayan başkan Baltacı, mahalle halkının aklında büyük soru işaretleri oluşturan konular hakkında da bilgilendirmelerde bulundu.

  • DÜ tarafından online olarak yükseköğretimde kalite çalıştayı düzenledi

    DÜ tarafından online olarak yükseköğretimde kalite çalıştayı düzenledi

    Dicle Üniversitesi Kalite Geliştirme Koordinatörlüğü tarafından online olarak yükseköğretimde kalite çalıştayı-2020 düzenlendi.

    Üniversitelerde kalite süreçleri ve uygulama deneyimleri temasıyla 8-9 Temmuz tarihlerinde 13 üniversitenin iş birliği ve paydaşlığıyla Dicle Üniversitesi Kalite Geliştirme Koordinatörlüğü tarafından online olarak yükseköğretimde kalite çalıştayı-2020 düzenlendi. Çalıştaya Yükseköğretim Kalite Kurulu (YÖKAK) Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas ve YÖKAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sibel Aksu Yıldırımın yanı sıra Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talip Gül, DÜ Kalite Geliştirme Koordinatörlüğü üyesi Doç. Dr. Neşe Üzen, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Turgut, Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Aydın Durmuş, Bingöl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Çapak, Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erdal Necip Yardım, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kutbeddin Demirdağ, Hakkari Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Pakiş, Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sabri Çelik, Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özcoşar, Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Erman, Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Erkan, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. İsmail Hakkı Ekin katıldı.

    YÖKAK Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Elmas, çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada teknolojide hızlı bir dönüşümün yaşandığına dikkat çekerek sürece hakim olmak için bu alanda yetkinlik kazanmanın ve bilişim destekli yönetimin önemli olduğunu söyledi. Prof. Dr. Elmas, “Online destekli öğrenmeler, kurslar, sertifikalar, ortaklıklar daha önce de konuştuğumuz konulardı ancak yaşadığımız pandemi süreci bunların önemini daha net bir şekilde ortaya çıkardı. Korona virüs sürecinde ülkemizdeki üniversitelerin eğitim ve sınav uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Her bir üniversite bu süreçte aslında birer laboratuvar. Her üniversite kendi koşullarını dikkate alarak ve bu koşullara uygun hedefler belirleyerek bu süreci yönetebilir. Bu noktada üniversitelerin, belirledikleri yöntemlerin sonuçlarını takip edip değerlendirmesi ve gerektiğinde hedefleri değiştirmesi kalite kurulu açısından önemlidir” dedi.

    Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talip Gül ise üniversitelerin kalite deneyimleri ile kalite uygulamalarındaki birikimlerini paylaşmak, yükseköğretimde kalite deneyimlerini pekiştirmek amacıyla bu çalıştayı düzenlediklerini ifade etti. Prof. Dr. Gül, “Duyarlı yaklaşımlarından dolayı paydaş üniversitelerin rektörlerine teşekkür ediyorum. Kalite süreçlerinde YÖKAK’ın yapıcı yaklaşımı ve liderliğiyle her zaman üniversiteler için yol açıcı ve motive edici olmuştur. Paydaş üniversitelerin de kalite yönetim sistemi alanında yürüttükleri çalışmaları paylaşmak noktasında bu çalıştay önemli” şeklinde konuştu.

  • Atatürk Üniversitesi Öğrencileri  “Eğitimi Al Afetten Korkma” projesiyle Pasinler’de panel düzenledi

    Atatürk Üniversitesi Öğrencileri “Eğitimi Al Afetten Korkma” projesiyle Pasinler’de panel düzenledi

    Atatürk Üniversitesi Pasinler Meslek Yüksekokulu (MYO) Öğrencileri tarafından düzenlenen “Eğitimi Al Afetten Korkma” konulu panelde, afet ve acil durumlara hazırlıklı olmanın önemi tartışıldı.

    Erzurum Afet ve Acil Durum (AFAD) Eğitim Birimi Amiri Bülent Kan’ın konuşmacı olarak katıldığı “Eğitimi Al Afetten Korkma” panelinde, afet ve acil durumlar hakkında öğrencilere bilgi verildi. Sosyal sorumluluk kapsamında düzenlenen etkinliğe; Proje Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi İsmail Yıldız ve projeyi yürütücüleri Muhammet İkbal Ünal, Furkan Ertek ve Osman Kadir Ceylan ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

    Panelin Açılış Konuşmasında Proje Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi İsmail Yıldız Son 80 Yılda Ülkemizde Meydana Gelen Büyük Depremlerin Meydana Geldiğini Can ve Mal Kayıplarını Dile Getirdi ve Yapıları İnşa Ederken Son Değişen Deprem Yönetmenliğine Uymanın Önemini Dile Getirdi. Ayrıca Katılımcılara “Afetle mücadelede ilk bilgi ve kavramlar, yapısal riskler, toplanma ve buluşma yerleri, yaşanan mekanlarda risklerin azaltılması, acil durum çantası hazırlanması, afet sırasında doğru davranış şekilleri, afet bilinci kültürü, çevredeki riskler” hakkında Ön Bilgi Verdi. Dr. Öğr. Üyesi İsmail Yıldız Katılımcılara AFAD Gönüllüsü olma çağrısında da bulundu.

    Atatürk Üniversitesi Pasinler Meslek Yüksekokulu (MYO) Çok amaçlı salonunda gerçekleşen panelde, Erzurum Afet ve Acil Durum müdürlüğü (AFAD) Eğitim ve halkla ilişkiler Birim Amiri Bülent Kan, “Temel Afet Bilinci ve Farkındalık Eğitimi” kapsamında, ülkemizde sıkça görülen afetlere yönelik olarak afetlerin öncesi, sırası ve sonrasında yapılacak doğru davranışları anlattı. Afetlerde ilk 24 saatin önemine dikkat çeken AFAD eğitim Birimleri Amiri Bülent Kan, afet çantasının evlerde ulaşılabilecek yerde olması ve afet anında çök-kapan ve tutun hareketlerinin uygulanmasını ise doğru bir şekilde yapılması gerektiğini söyledi.

    “Doğal Afet Sonrası Toplama Alanları Belirlenmeli”

    Kan, doğal afet karşısında öncellikle yerleşim bölgelerin titizlikle belirlenmesi gerektiğine dikkat çekerek, deprem afeti karşısında gereken önlemleri ise şöyle anlattı: “Depremin zararlarını en aza indirmek için gerekli önlemler mutlaka alınmalıdır. Yerleşim yerleri çok korunaklı ve alt yapısı bakımından da sağlam yapılmalıdır. Özellikle mevcut binaların gerekli testler sonrası sorun varsa dayanaklığı arttırılmalıdır. Gerek ev içerinde alınması gereken önemli bir diğer hususta, yataklar cam kenarlarından, asılı eşya ve cisimlerden uzaklaştırılmalıdır. Ayrıca Katılımcılara E-Devlet Üzerinden AFAD Gönüllüsü olunmasının Faydalı Olacağı ve Deprem sonrası, su baskını vb. doğal afetlerde olduğu gibi aile bireyleri için toplama alanları belirlenmelidir” dedi.

    “Deprem Anında Yaşam Üçgeni Alanı Yapılmalı!”

    Acil durum çantasının önemini vurgulayan Kan, acil durum çantasının içinde bulunması gereken eşyaların öncelikle temiz su, bozulmayacak yiyecek, radyo, düdük ve fener olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Depremin olduğu sırada evde, işyerlerinde ve okul gibi önceliği önemli olan her yerde yaşam üçgeni alanı oluşturulmalıdır. Ayrıca acil durum çantası içerisindeki önemli eşyaları yerleştirildikten sonra, ilk yardım malzemeleri de unutulmamalıdır. Deprem anında çok kapan tutun veya cenin alınarak veya bir koruyucu (yastık, kitap vb) malzeme ile korunmalıdır. Sarsıntı geçene kadar bu pozisyonda beklenmelidir. Kesinlikle panik yapılmamalıdır. Sabitlenmemiş dolap, raf, pencere vb. eşyalardan uzak durulmalıdır. Masa yan veya ön taraf ve dolgun ve hacimli koltuk, kanepe, içi dolu sandık gibi koruma sağlayabilecek eşya yanına dizler yerde hayat üçgeni oluşturulmalıdır.”

    Panel Sonunda Öğrencilerin doğal afetler karşısında daha bilinçli olması gayesiyle yapılan panelde, gelen öğrencilere kek ikramıyla devam etti. Ayrıca daha iyi soru soran öğrencilere ise “Atatürk Üniversitesi Yazılı Kupa” hediye edilerek Panel sona erdi.