Etiket: Duyurusu

  • AK Parti’den suç duyurusu

    AK Parti’den suç duyurusu

    AK Parti Bilecik İl Başkanlığı, Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Etme” suçundan Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

    AK Parti Bilecik İl Başkanlığından konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti devleti, doğrudan milletin yürüttüğü ve onun temsilcisi olan Büyük Millet Meclisinin yönettiği bir istiklal mücadelesi sonunda kurulmuştur. Temelinde milli iradenin üstünlüğü olan Cumhuriyetimiz, çok partili siyasi sistemle birlikte, bu vasfını siyasi alanda da tam manasıyla hayata geçirmeye başlamıştır. Elbette, en başından beri her dönemde milli iradenin üstünlüğünü hazmedemeyenler olmuştur. Milli irade düşmanlığı, kimi zaman darbeci, kimi zaman vesayetçi, kimi zaman marjinal akımların temsilcisi olarak karşımıza çıkmıştır. Hepsi de faşizmin en ilkel, en karanlık, en nobran söylemleri ve eylemleriyle millete, milletin değerlerine, tarihine, kültürüne saldıran köhne zihniyetin mensuplarıyla mücadele etmek, kendine bu ülkenin demokrat, yerli ve milli bireyi olarak gören herkesin en başta gelen sorumluluğudur. Yakın tarihte 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a kadar uzanan nice acı hatıraları hala hafızasında canlı olan milletimiz, faşist zihniyete karşı gösterdiği ilkeli ve güçlü duruş sayesinde, ülkemizin en büyük kalkınma ve demokrasi atılımının partimiz vasıtasıyla gerçekleştirilebilmesini sağlamıştır. AK Parti olarak en büyük gururumuz ve mutluluğumuz, bu büyük atılımda milletimizin temsilcisi olarak mücadele safının en önünde yer alıyor olmaktır. Türkiye’nin kalkınma ve demokrasi yolculuğunda kat ettiği mesafedeki başarısı; akıl, vicdan ve izan sahibi herkes tarafından takdirle teslim edilmektedir. Bu sayede ekonomiden hak ve özgürlüklere kadar her alanda dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle mukayese edilebilecek bir yere geldiğimizi en iyi milletimiz biliyor. 2023 hedeflerinde somutlaşan büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası gayretlerimizi, inşallah, zaferle neticelendireceğiz. Tabii bu süreçte, eski Türkiye’de kaldığını ümit ettiğimiz faşist zihniyetin, bulduğu her fırsatta adeta hortlamasının yol açtığı tedirginliği de hep birlikte yaşıyoruz. Kimi zaman milli iradenin tecelligahı olan Meclis’in mehabetini bozan, kimi zaman medya mecralarını kirleten, kimi zaman eskiden mensubu oldukları kurumların saygınlığına zarar veren bu zihniyet sahipleriyle hukuk önünde hesaplaşmakta kararlıyız. Bu örneklerden biri, CHP’nin resmi yayın organı olan bir televizyon kanalında ’başörtülü bir hakimin tarafsız olamayacağını ve adil yargılama yapamayacağını’ söyleyen, eski milletvekili ve bakan Fikri Sağlar’ın ortaya koyduğu tavırdır. Türkiye’nin artık geride bırakmış olması gereken, büyük acıların çekildiği ve bedellerin ödendiği bir meseleyi yeniden gündeme getiren bu kişi, CHP’nin demokrat yaldızı altındaki faşist yüzünü bir kez daha sergilemiştir. Gazeteci kimliğiyle yaptığı bir sosyal medya paylaşımında ise Can Ataklı, Cumhurbaşkanımızın seçimle gitmeyeceğini, ordunun darbe kabiliyetinin kalmadığını, artık tek ümidin ülkenin halkta öfkeye yol açacak büyük bir felakete uğraması olduğunu söyleyebilecek kadar derin bir sefalete düşmüştür. Darbe ve felaket çığırtkanlığı yapan bu zihniyet, ülkemiz için bizatihi bu tehditlerin kendisi kadar tehlikelidir” denildi.

    “Tüm diğer siyasi partileri de demokrasi karşıtı bu açıklamalara tepki vermeye davet ediyoruz”

    Açıklamanın devamında, “Aynı şekilde, Genelkurmay eski başkanlarından İlker Başbuğ’un, 27 Mayıs darbesinin, şayet rahmetli Menderes erken seçim kararını ilan etseydi olmayabileceği, böyle bir durumda da iktidarın zaten CHP’ye geçeceği yönündeki açıklamaları, zihinlerin gerisindeki darbe sevdasını açık etmiştir. Sadece bu üç örnek dahi, Türkiye’nin 97 yıllık Cumhuriyet tarihinde elde ettiği milli iradenin üstünlüğünü esas alan kazanımları hala hazmeyenlerin, vesayet ve darbe dönemlerinin özlemiyle yanıp tutuştuğunu göstermeye yeterlidir. Demokrasi tarihimiz de siyaset darbelerle her dönem inkitaya uğratılmıştır. Bugün seçilmişlerin en kritik demokratik mücadele süreci devam ederken, bu tür söylemlerin ve yaklaşımların, kesinlikle iyi niyetli olmadığı, arkasında farklı ajandaların ve gayelerin bulunduğu tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açıktır. Unutulmamalıdır ki terörle ve her türlü vesayet odağı ile mücadele demokrasiyi koruma mücadelesidir. Hak ve özgülük mücadelesinde ülkemizin elde ettiği kazanımlara, vesayetten darbeye, terör örgütlerinin saldırılarından uluslararası tuzaklara kadar nice badireleri göğüsleyerek sahip çıkan milletimizin, bu karanlık zihniyete de hak ettiği dersi, demokrasi ve hukuk sınırları içinde vereceğinden şüphe duymuyoruz. Türkiye’nin 81 vilayetindeki AK Parti teşkilatları olarak biz de, yapılan bu saldırıları; demokrasinin kalbi milli iradeye, onun taşıyıcısı siyaset kurumuna ve nihayetinde bizatihi demokrasimize, partimize ve seçilmiş Cumhurbaşkanımıza yönelik bir saldırı olarak görüyor ve hukukun bize verdiği hakları kullanarak, suç duyurusunda bulunmak suretiyle, milletimize ve tarihe karşı görevimizi yerine getirdiğimize inanıyoruz. Tüm diğer siyasi partileri de demokrasi karşıtı bu açıklamalara tepki vermeye davet ediyoruz. Benzer her türlü girişime karşı da aynı kararlılıkla mücadele edeceğimizi de özellikle belirtmek istiyoruz” ifadelerine yer verildi.

  • Kütahya AK Parti’den 3 isme suç duyurusu

    Kütahya AK Parti’den 3 isme suç duyurusu

    AK Parti Kütahya İl Başkanlığı, eski CHP Milletvekili Fikri Sağlar, gazeteci Can Ataklı ve eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulundu.

    AK Parti Kütahya İl Başkanı Sebahattin Ceyhun, AK Parti Kütahya İl Teşkilatını temsilen, Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında Türk Ceza Kanununun “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” başlığını taşıyan 21’ncı maddesine istinaden, Cumhuriyet Başsavcılığımıza suç duyurusunda bulunduklarını dile getirdi.

    Ceyhun, “Türkiye Cumhuriyeti devleti, doğrudan milletin yürüttüğü ve onun temsilcisi olan Büyük Millet Meclisinin yönettiği bir istiklal mücadelesi sonunda kurulmuştur. Temelinde milli iradenin üstünlüğü olan Cumhuriyetimiz, çok partili siyasi sistemle birlikte, bu vasfını siyasi alanda da tam manasıyla hayata geçirmeye başlamıştır. Elbette, en başından beri her dönemde milli iradenin üstünlüğünü hazmedemeyenler olmuştur. Milli irade düşmanlığı, kimi zaman darbeci, kimi zaman vesayetçi, kimi zaman marjinal akımların temsilcisi olarak karşımıza çıkmıştır. Hepsi de faşizmin en ilkel, en karanlık, en nobran söylemleri ve eylemleriyle millete, milletin değerlerine, tarihine, kültürüne saldıran köhne zihniyetin mensuplarıyla mücadele etmek, kendine bu ülkenin demokrat, yerli ve milli bireyi olarak gören herkesin en başta gelen sorumluluğudur” dedi.

    “Demokrasi karşıtı bu açıklamalara tepki vermeye davet ediyoruz”

    Başkan Ceyhun, 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a kadar uzanan nice acı hatıraların hala hafızalarda olduğunu söyledi. Milletimizin faşist zihniyete karşı gösterdiği ilkeli ve güçlü duruş sayesinde, ülkemizin en büyük kalkınma ve demokrasi atılımının AK Parti vasıtasıyla gerçekleştirilebildiğini söyleyen Sebahattin Ceyhun, “AK Parti olarak en büyük gururumuz ve mutluluğumuz, bu büyük atılımda milletimizin temsilcisi olarak mücadele safının en önünde yer alıyor olmaktır. Türkiye’nin kalkınma ve demokrasi yolculuğunda kat ettiği mesafedeki başarısı; akıl, vicdan ve izan sahibi herkes tarafından takdirle teslim edilmektedir. Bu sayede ekonomiden hak ve özgürlüklere kadar her alanda dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle mukayese edilebilecek bir yere geldiğimizi en iyi milletimiz biliyor” şeklinde konuştu.

    Hak ve özgülük mücadelesinde ülkemizin elde ettiği kazanımlara, vesayetten darbeye, terör örgütlerinin saldırılarından uluslararası tuzaklara kadar nice badireleri göğüsleyerek sahip çıkan milletimizin, bu karanlık zihniyete de hak ettiği dersi, demokrasi ve hukuk sınırları içinde vereceğinden şüphe duymadıklarını kaydeden Başkan Ceyhun son olarak, “Türkiye’nin 81 vilayetindeki AK Parti teşkilatları olarak biz de, yapılan bu saldırıları; demokrasinin kalbi milli iradeye, onun taşıyıcısı siyaset kurumuna ve nihayetinde bizatihi demokrasimize, partimize ve seçilmiş Cumhurbaşkanımıza yönelik bir saldırı olarak görüyor ve hukukun bize verdiği hakları kullanarak, suç duyurusunda bulunmak suretiyle, milletimize ve tarihe karşı görevimizi yerine getirdiğimize inanıyoruz. Tüm diğer siyasi partileri de demokrasi karşıtı bu açıklamalara tepki vermeye davet ediyoruz. Benzer her türlü girişime karşı da aynı kararlılıkla mücadele edeceğimizi de özellikle belirtmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

  • AK Parti Erzurum Teşkilatı’ndan Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında suç duyurusu

    AK Parti Erzurum Teşkilatı’ndan Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında suç duyurusu

    AK Parti Erzurum İl Teşkilatı, Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında Türk Ceza Kanunu’nun “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” başlığını taşıyan 216’ncı maddesine istinaden savcılığa suç duyurusunda bulundu.

    AK Parti Erzurum İl Başkanı Mehmet Emin Öz, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Palandöken Belediye Başkanı Muhammet Sunar, Aziziye Belediye Başkanı Muhammed Cevdet Orhan, Yakutiye Belediye Bakan Vekili İhsan Karabulut, AK Parti İl Yönetim Kurulu üyeleri, Erzurum Büyükşehir, Palandöken, Aziziye ve Yakutiye Belediye Meclis üyeleri, İlçe Belediye Başkanları ve üyeler, savcılığa Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulundu. İl Başkanı Öz burada yaptığı açıklamada, “Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti devleti, doğrudan milletin yürüttüğü ve onun temsilcisi olan Büyük Millet Meclisinin yönettiği bir istiklal mücadelesi sonunda kurulmuştur. Temelinde milli iradenin üstünlüğü olan Cumhuriyetimiz, çok partili siyasi sistemle birlikte, bu vasfını siyasi alanda da tam manasıyla hayata geçirmeye başlamıştır. Elbette, en başından beri her dönemde milli iradenin üstünlüğünü hazmedemeyenler olmuştur. Milli irade düşmanlığı, kimi zaman darbeci, kimi zaman vesayetçi, kimi zaman marjinal akımların temsilcisi olarak karşımıza çıkmıştır. Hepsi de faşizmin en ilkel, en karanlık, en nobran söylemleri ve eylemleriyle millete, milletin değerlerine, tarihine, kültürüne saldıran köhne zihniyetin mensuplarıyla mücadele etmek, kendine bu ülkenin demokrat, yerli ve milli bireyi olarak gören herkesin en başta gelen sorumluluğudur. Yakın tarihte 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a kadar uzanan nice acı hatıraları hala hafızasında canlı olan milletimiz, faşist zihniyete karşı gösterdiği ilkeli ve güçlü duruş sayesinde, ülkemizin en büyük kalkınma ve demokrasi atılımının partimiz vasıtasıyla gerçekleştirilebilmesini sağlamıştır. AK Parti olarak en büyük gururumuz ve mutluluğumuz, bu büyük atılımda milletimizin temsilcisi olarak mücadele safının en önünde yer alıyor olmaktır. Türkiye’nin kalkınma ve demokrasi yolculuğunda kat ettiği mesafedeki başarısı; akıl, vicdan ve izan sahibi herkes tarafından takdirle teslim edilmektedir. Bu sayede ekonomiden hak ve özgürlüklere kadar her alanda dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle mukayese edilebilecek bir yere geldiğimizi en iyi milletimiz biliyor. 2023 hedeflerinde somutlaşan büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası gayretlerimizi, inşallah, zaferle neticelendireceğiz. Tabii bu süreçte, eski Türkiye’de kaldığını ümit ettiğimiz faşist zihniyetin, bulduğu her fırsatta adeta hortlamasının yol açtığı tedirginliği de hep birlikte yaşıyoruz. Kimi zaman milli iradenin tecelligâhı olan Meclis’in mehabetini bozan, kimi zaman medya mecralarını kirleten, kimi zaman eskiden mensubu oldukları kurumların saygınlığına zarar veren bu zihniyet sahipleriyle hukuk önünde hesaplaşmakta kararlıyız. Bu örneklerden biri, CHP’nin resmi yayın organı olan bir televizyon kanalında ’başörtülü bir hakimin tarafsız olamayacağını ve adil yargılama yapamayacağını’ söyleyen eski milletvekili ve bakan Fikri Sağlar’ın ortaya koyduğu tavırdır. Türkiye’nin artık geride bırakmış olması gereken, büyük acıların çekildiği ve bedellerin ödendiği bir meseleyi yeniden gündeme getiren bu kişi, CHP’nin demokrat yaldızı altındaki faşist yüzünü bir kez daha sergilemiştir. Gazeteci kimliğiyle yaptığı bir sosyal medya paylaşımında ise Can Ataklı, Cumhurbaşkanımızın seçimle gitmeyeceğini, ordunun darbe kabiliyetinin kalmadığını, artık tek ümidin ülkenin halkta öfkeye yol açacak büyük bir felakete uğraması olduğunu söyleyebilecek kadar derin bir sefalete düşmüştür. Darbe ve felaket çığırtkanlığı yapan bu zihniyet, ülkemiz için bizatihi bu tehditlerin kendisi kadar tehlikelidir. Aynı şekilde, Genelkurmay eski Başkanlarından İlker Başbuğ’un, 27 Mayıs darbesinin, şayet rahmetli Menderes erken seçim kararını ilan etseydi olmayabileceği, böyle bir durumda da iktidarın zaten CHP’ye geçeceği yönündeki açıklamaları, zihinlerin gerisindeki darbe sevdasını açık etmiştir. Sadece bu üç örnek dahi, Türkiye’nin 97 yıllık Cumhuriyet tarihinde elde ettiği milli iradenin üstünlüğünü esas alan kazanımları hala hazmedemeyenlerin, vesayet ve darbe dönemlerinin özlemiyle yanıp tutuştuğunu göstermeye yeterlidir. Demokrasi tarihimiz de siyaset darbelerle her dönem inkitaya uğratılmıştır. Bugün seçilmişlerin en kritik demokratik mücadele süreci devam ederken, bu tür söylemlerin ve yaklaşımların, kesinlikle iyi niyetli olmadığı, arkasında farklı ajandaların ve gayelerin bulunduğu tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açıktır. Unutulmamalıdır ki terörle ve her türlü vesayet odağı ile mücadele demokrasiyi koruma mücadelesidir. Hak ve özgülük mücadelesinde ülkemizin elde ettiği kazanımlara, vesayetten darbeye, terör örgütlerinin saldırılarından uluslararası tuzaklara kadar nice badireleri göğüsleyerek sahip çıkan milletimizin, bu karanlık zihniyete de hak ettiği dersi, demokrasi ve hukuk sınırları içinde vereceğinden şüphe duymuyoruz. Türkiye’nin 81 vilayetindeki AK Parti teşkilatları olarak biz de, yapılan bu saldırıları; demokrasinin kalbi milli iradeye, onun taşıyıcısı siyaset kurumuna ve nihayetinde bizatihi demokrasimize, partimize ve seçilmiş Cumhurbaşkanımıza yönelik bir saldırı olarak görüyor ve hukukun bize verdiği hakları kullanarak, suç duyurusunda bulunmak suretiyle, milletimize ve tarihe karşı görevimizi yerine getirdiğimize inanıyoruz. Tüm diğer siyasi partileri de demokrasi karşıtı bu açıklamalara tepki vermeye davet ediyoruz. Benzer her türlü girişime karşı da aynı kararlılıkla mücadele edeceğimizi de özellikle belirtmek istiyoruz” diye konuştu.

  • Darbedildiğini iddia eden CHP’li meclis üyesinden suç duyurusu

    Darbedildiğini iddia eden CHP’li meclis üyesinden suç duyurusu

    CHP İzmir Selçuk Belediye Meclis Üyesi Serkan Topalan, partiden ihraç edildiği belirtilen 4 kişi tarafından darbedildiği iddiası ile suç duyurusunda bulundu.

    Edinilen bilgiye göre, dün akşam partilerinden ihraç edilen Sedat Y. ve yanındaki 3 kişi tarafından saldırıya uğradığını iddia eden CHP İzmir Selçuk Belediye Meclis Üyesi Serkan Topalan, Selçuk Emniyet Müdürlüğüne giderek, söz konusu kişilerden şikayetçi olduğunu belirtti. Bunun üzerine çalışma başlatan polis ekipleri, 4 kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan şüpheliler, ifadelerinin ardından serbest bırakıldı.

    CHP İzmir İl Başkanı Yücel’den tepki

    CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel, sosyal medya hesabından olaya ilişki tepki gösterdi. Yücel paylaşımında, “Selçuk Belediye Meclis Üyemiz Serkan Topalan’a yapılan saldırıyı ve saldırganları esefle kınıyorum. Topalan’a saldırıda bulunduğu tespit edilen 4 kişinin hak ettikleri cezayı alması için sürecin takipçisi olacağız. Topalan’a, Selçuk CHP İlçe Örgütümüze ve Selçuk Belediyemize geçmiş olsun. CHP İl Başkanlığı olarak şiddetin ve şiddet eylemi gösterenlerin her zaman karşısında olmaya devam edeceğiz” dedi.

  • Karabük’te Erol Mütercimler hakkında suç duyurusu

    Karabük’te Erol Mütercimler hakkında suç duyurusu

    Karabük Eğitime Destek Platformu tarafından İmam Hatipliler için sarf ettiği sözler nedeniyle Erol Mütercimler hakkında Karabük Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuldu.

    Karabük Adliyesine gelen Eğitime Destek Platformu üyeleri, Mitercimler hakkında suç duyurusunda bulundu. Karabük Eğitime Destek Platformu Başkanı Nedim Yılmaz, ülkede muhafazakarlara ve insanların değer verdiği kurumlara karşı sistematik bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya olduklarını söyledi.

    Her gün sosyal medyada ve televizyon ekranlarında birçok insanın değerlerine karşı hakaretler, iftiralar, çarpıtmalar, ithamların bir şekilde yer bulduğunu ifade eden Yılmaz, “Bunları yapan kişi veya örgütlü yapıların yaptıkları yanlarına kar kalıyor. Kendi yandaşlarının yaptığı rezillikler görmezden gelinip üstü kapatılmaya çalışılırken, hedef saptırma gündemi değiştirme anlamında kendi gibi zihniyetteki insanlar üzerinden İslam’a, Müslümanlara ve milletimizin manevi değerlerine saldırıyor, nefret kusuyorlar. Her fırsatta bir açık kapı gözlenip konu İmam Hatip okullarına, bu okulların mezunlarına ve onlara sahip çıkan insanlara getiriliyor. Erol Mütercimler adlı şahıs açık bir şekilde İmam Hatip mezunlarına, mensuplarına, buralarda çocuklarını okutan ailelere ve bu okullara gönül veren milyonlarca insana hakaret etme küstahlığı göstermiştir. Moderatör dahil diğer katılımcıların da müdahil olmamaları ayrıca düşündürücü bir konudur. Erol Mütercimler milyonları rencide eden bir nefret suçu işlemiştir. Görülmektedir ki bu ifadeler, öylesine, anlık, dil sürçmesi, meramını yanlış ifade etme şeklinde ortaya çıkan cümleler değildir. Planlı, bilinçli, yerleşik bir zihniyetin ürünü olarak sarf edilmiş ifadelerdir. Bu cümleleri sarf eden şahıs ve bunların teraneleri 28 Şubat yıllarından günümüze kadar Müslümanlara karşı kinini, nefretini fırsat buldukça dile getirmekten çekinmeyen figürlerdir” dedi.

    Milli ve manevi değerlere karşı her kim kem söz söylüyorsa, her kim nefret tohumları saçıyorsa, her kim düşmanlık ediyorsa bunların karşısında susmayacaklarını ve mücadeleyi en üst perdeden yapacaklarını aktaran Yılmaz, “Bu konu tarafımızca elbette hukuka taşınmıştır. Bilinmelidir ki açtığımız davalar bir başlangıçtır. Bundan sonra kim değerlerimize karşı tahkir edici bir söylemin içerisine girerse hesabını sadece mahkemelerde değil, yükselen sesimizle kamuoyu vicdanında da vereceğini iyi bilmelidir. Ülkesinden, toplumundan ve değerlerinden nefret eden bu zihniyet bugün Erol Mütercimler suretiyle karşımıza çıkmıştır. Belli ki yarın başka bir surette karşımıza çıkacaktır. Ancak bunlarla mücadelemiz sonuna kadar devam edecek, bundan böyle yapanın yanına kar kalmayacaktır. Bu ve bunun gibi zihniyetleri hem halkımızın vicdanlarında hem de hukuk önünde mahkum etmek için elimizle, dilimizle, gönlümüzle, tüm benliğimizle, her daim mücadele edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.