Etiket: Düşüyor

  • Egemen Bağış: “İslam dünyası bu tuzağa düşüyor. Müslümanın Müslümana yaptığını büyük üzüntüyle takip ediyoruz”

    Darülaceze’de bu yıl 13’üncüsü gerçekleştirilen iftara ev sahipliği yapan Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış, İslam coğrafyalarında yaşananlarla ilgili, “Şu Ramazan gününde Müslümanın Müslümana yaptığını hep beraber çok büyük üzüntüyle takip ediyoruz” dedi.

    Avrupa Birliği Eski Bakanı Egemen Bağış ile eşi Beyhan Bağış tarafından geleneksel olarak düzenlenen Darülaceze iftarının 13’üncüsü gerçekleştirildi. Şişli’deki Darülaceze Binası’nda düzenlenen iftara Bağış çiftinin yanı sıra Darülaceze Başkanı Hasan Cebeci, Oya Başar, Feryal Gülman, Şafak Sezer, Demet Şener, İclal Aydın, İstanbul Aydın Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mustafa Aydın ile iş, sanat ve siyaset dünyasından çok sayıda isim ile dini temsilciler katıldı. Etkinlik, Antakya Medeniyetler Korosu’nun sahne almasıyla başladı. Ardından ezanın okunmasıyla Darülaceze sakinleri ve davetliler hep birlikte oruçlarını açtı. Bağış çifti iftarda, Darülaceze sakinleriyle yakından ilgilendi.

    Sultan II. Abdülhamid Han tarafından kurulan kimsesiz, engelli ve bakıma muhtaç insanlar gibi birçok insanın ömürlerini huzur içinde geçirmelerini sağlamak amacıyla hizmet veren Darülaceze’de gerçekleşen iftarla, vatandaşlar farklı insanlarla bir araya gelme imkanı da yakalamış oldu.

    “Amip gibi bölünerek çoğalıyoruz”

    Darülaceze’de yaşayan kişilerin çevrelerinde farklı insanlar görmeye ve onlarla sohbet etmeye ihtiyaçları olduğunu dile getiren Egemen Bağış, “4 yıldır Türkiye’nin bu geleneklerini, huzurunu bozmak için aşağılık akıl olarak nitelendirdiğim dış güçler ellerinden geleni artlarına koymuyorlar. Sadece Türkiye’nin değil, İslam coğrafyasının tamamına huzursuzluk vermek için ellerinden geleni seferber ediyorlar. Şu Ramazan gününde Müslümanın Müslümana yaptığını hep beraber çok büyük üzüntüyle takip ediyoruz. Maalesef İslam dünyası bu tuzağa düşüyor. Amip gibi bölünerek çoğalıyoruz. Ama artık bir olmamızın bu coğrafyada farklılıkların zenginlik olduğunu görerek hep birlikte güçlü olmamızın vakti geldi. O yüzden bu zenginliğimizin, birliğimizin, beraberliğimizin kıymetini bilmemiz lazım. Ülkemizi bölüp bizi yok etmek isteyenlere adeta başaramayacaksınız diye haykırıyor bu tablo” diye konuştu.

    “Çok güzel bir organizasyon burası çok önemli bir yer”

    Darülaceze’de düzenlenen iftara katılmaktan dolayı çok mutlu olduğunu ifade eden Oya Başar, “Çok güzel bir organizasyon burası çok önemli bir yer. Burada birlikte olmak onlarla bu mutluluğu paylaşmak, yaşlılarımız bizleri görünce mutlu oluyor, bizler onları mutlu oluyoruz. Birlikte hele ki iftar sofrasını paylaşmak çok daha hoş. Birisini mutlu etmek onu gülümsetmek ne kadar önemli bir şey değil mi?” ifadelerini kullandı.

    “Burada çalışanlar da elinden gelen gayreti gösteriyorlar”

    Bu tür etkinliklerin kendileri için moral kaynağı olduğunu ve farklı insanları görmekten dolayı çok sevinçli olduğunu söyleyen Darülaceze sakini Hasan Tuna, “Bugünkü iftar çok güzel oldu. Allah razı olsun. Her şeyi çok beğeniyoruz, burada çalışanlar da elinden gelen gayreti gösteriyorlar, bizim için değişiklik oldu” dedi.

  • (Özel Haber) Cemre düşüyor, havalar ısınıyor

    Bahar ve yaz aylarının gelişinin müjdecisi cemreler bu aydan itibaren havaya, suya ve toprağa geliyor. İlk cemre 20 Şubat Pazartesi günü havaya düşecek.

    Kasım Günlerinden, Hızır Günlerine yani kış mevsiminden yaz mevsimine geçişin sembolü olan cemrelerle ilgili olarak, Halk Bilimi Araştırmacısı Prof.Dr. Öcal Oğuz, cemrelerin ortaya çıkışı ve kültürel anlamı hakkında İhlas Haber Ajansı muhabirine bilgi verdi.

    Cemre nedir?

    Prof.Dr. Öcal Oğuz cemre kelimesinin anlamına ilişkin şu bilgileri verdi: “Cemre, hakkında çok fazla rivayet olan bir kelime. Öncelikle ateş, ateş parçası, kor şeklinde arapçadan kaynaklanan bir anlamı var. Ama onun yanında Anadolu’da ’imre’, ’imere’ ’zemheri’ veya ’cemre’ şeklinde adlandırmalar var. Bunlardan cemre adı en yaygın olarak kullanılandır.”

    Cemrelerin düşmesiyle gelen müjde

    Cemrenin bir takvim bilgisi olduğunu ifade eden Oğuz, “Üç tane cemreden söz ediyoruz, bu takvim bilgisi bize cemrelerin düşmesiyle bir müjdeyi beraberinde getiriyor. Her cemrenin düşüşü bizi yaza ve bahara doğru güçlendiriyor, heveslendirip, heyecanlandırıyor. Özellikle bu sene kış mevsimi çok sert geçtiği için cemrelerin düşüşüyle ilgili haberler, bilgiler bizi çok meraklandırıyor. Bu son derece gözleme dayalı bir takvim bilgisinin bir parçası, dünyada iki çeşit takvim bulunuyor, birisi çizgisel takvim diğeri döngüsel takvim. Bu döngüsel takvimde deneyimlenen, gözlenen ve yaşanan bilgiden hareket ediliyor. Döngüsel takvimde yıl ’Kasım Günleri’ ve ’Hızır Günleri’ diye ikiye ayrılır. 6 Mayıs’tan itibaren Hızır günleri başlar aynı zamanda hıdırellez kutlanır, bunlar insanlığın ortak coğrafyada, ortak kültürlerle ortaya çıkardığı gözlemleridir” şeklinde konuştu.

    2017’nin ilk cemresi

    “Önümüzdeki 20 Şubat’ta ilk cemre havaya düşecek sonra 27 Şubat’ta ikinci cemre suya düşecek ve 6 Mart’ta üçüncü cemre toprağa düşecek. Cemreler 7 gün arayla düşer ve Kasım Günlerine göre her yıl aynı tarihte düşer sadece şubat ayının kaç çektiğine göre bir iki gün farklılık gösterebilir. Son olarak herkese cemrenin havaya düşmesinde güzel bir gün, suya düşmesinde güzel bir gelecek ve nihayet toprağa düşmesiyle de bereketli bir ömür diliyorum” ifadelerini kullandı.

  • Kışın köyün nüfusu 17’ye düşüyor

    Edirne’nin Lalapaşa ilçesine bağlı Saksağan Köyü nüfusu kışın 17’ye düşüyor. En son 11 yıl önce çocuğun doğduğu köyde vatandaşlar, çok zor günler geçirdiklerini belirterek köye gelen misafirleri yoldan çevirip kahvede okey oynaması için ikna etmeye çalıştıklarını söylüyor.

    Okey oynamak için 4’üncü kişiyi zor bulduklarını belirten 66 yaşında Ekrem Vardar, “4’üncü kişiyi bulamadığımız için okey oynayamıyoruz. 3 kişiyle oynamak da zevk vermiyor. Okey takımımız gıcır gıcır ama 4’üncü kişi yok. Bir misafir köye geldiği zaman okeye oturtuyoruz. Eğlenelim diyoruz” dedi.

    “Bir sağılır ineğimiz olsun”

    Köylerinde hayvan olmadığı için inek sütü bulmadıklarını ifade eden Vardar, “Topraklarımız zayıf. Bir şey kazanamıyoruz. Hayvanlarımız yok. Bize hayvan verilmesini istiyoruz, 3-5 tane. Bir sağılır ineğimiz olsun. Hayvan yok ki süt olsun. Uzak köylerden süt alıyoruz” dedi.

    “Ben hiç hayatımda vali görmedim”

    Hayatında vali görmediğini belirten Vardar, “Ben hiç hayatımda vali görmedim. Nereden göreyim. 10-15 senedir bir gelirse nereden göreyim. 2 senede bir kaymakam geliyor. Valiyi televizyonlarda görüyorum” şeklinde konuştu.

    “11 yıl önce köyümüzde çocuk doğdu”

    Köyün muhtarı Süleyman Çetin, köyde nüfusun az olduğunu belirterek, “Köyümüzde 9 kadın 8 erkek yaşamaktadır. 11 yıl önce köyümüzde çocuk doğdu. Siz düşünün, köyümüzün nüfusu az. Köyde yaşadığımız için kahveye geliyoruz. Okey oynayıp eğlenmeye kalksak 4 kişiyi tamamlayamıyoruz. Onun için durumumuz zor. Yazın nüfusumuz çoğalıyor ama iş zamanı olduğu için çok da vakit geçiremiyoruz. Hayvancılığımız iyice bitti. Köyümüzde bir tane sağılır ineğimiz yok. Süt ihtiyacımız olunca komşu köylerden alıyoruz. Sütümüz yok devletimiz bize uzun vadeli kredi verirse hiç olmazsa yaşamımızı sürdürürüz” ifadelerini kaydetti.

  • Prof. Dr. Alkin: “Kamu bankalarına her zamankinden fazla görev düşüyor”

    İstanbul Medipol Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin, 2017’nin bir kat daha fazla birlikte hareket edilmesi gereken bir dönem olduğunu vurgulayarak, bu dönemde kamu bankalarına her zamankinden daha fazla görev düştüğünü söyledi.

    Çukurova Genç İşadamları Derneği’nin hazırlattığı “İmalat Sanayinde Küresel Eğilimler ve Adana” konulu araştırma raporunun açıklandığı toplantı için Adana’ya gelen Prof. Dr. Kerem Alkin, 2016 yılını değerlendirdi, 2017 yılı beklentilerini de dile getirdi. Daha önce üçüncü çeyrekte büyümede rekor kıran Türkiye’nin 2016’nın üçüncü çeyreğindeki büyümesinin, 15 Temmuz’da yaşanan hain darbe girişiminin de olumsuz etkileri nedeniyle eksi 1,85 çıktığını bildiren Alkin, “2016’nın dördüncü çeyreğinde büyüme pozitif olacak. Ekim ve açıklanan kasım ayı sanayi üretim verileri ve aralık ayı üretim verisinin imalat sanayinde ne çıkabileceğine dair fikrimizden hareketle, en kötü ihtimalle son çeyrekte artı 1,5 büyüme yakalayabileceğimiz görülüyor. Benim şahsi tahminim 2,4 ile 2,7 arasında bir büyüme tahmini olarak şekillenmekte. Böyle bir büyümenin gerçekleşmesi halinde yeni seri birinci, ikinci, üçüncü çeyrek büyüme verileri ile birlikte Türkiye ekonomisinin 2016 bitiminde 2,8 ile 3,2 arasında büyümüş olabileceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Mali disiplin başarısı

    Para ve maliye politikaları arasında daha fazla koordinasyon ve eşgüdümü ihtiyacı olan dönemden geçildiğini vurgulayan Alkin, Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın Türkiye’nin 2016’yı yüzde eksi 1 bütçe açığı ile kapattığını açıkladığını hatırlatarak, “Türkiye’nin mali disiplin başarısı var. Yüzde eksi 1 neredeyse rekor sayılabilecek bir bütçe açığı. Dünyadaki birçok ülke bu rakamın olağanüstü üzerinde. AB’deki pek çok ülke bunun çok üzerinde bir bütçe açığı rakamıyla yılı kapatıyor. Bu mali disiplindeki başarımızı 2017 gibi zorlu bir yılda büyümeye daha fazla katkı sağlamak adına devreye almalıyız” diye konuştu.

    Fitch Türkiye notu

    Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele ederken döviz kurlarını istikrara kavuşturacak proaktif adımlar da attığını ifade eden Alkin, “Türkiye mali disiplinde önemli bir alan kazanmış gibi gözüküyor. Bunu değerlendirmeli. TCMB ilk para kurulu toplantısının ardından 27 Ocak’ta uluslararası değerlendirme kuruluşu Fitch’in Türkiye’yi değerlendirmesini gözlemleyeceğiz. Yüzde 70 oranında Fitch’in not indireceğine dair fikir ekonomi çevrelerinde oturmuş durumda. Türkiye açısından çok kabul edilebilir bir tarafı yok bu not indiriminin. Çünkü bankacılık sektörünün genel bilanço performansına baktığınızda, sermaye yeterliliğiyle ilgili genel tabloya baktığınızda birçok Avrupa bankacılık sisteminden çok daha iyi bir durumdayız. Mali disiplinde anormal iyi bir durumdayız. Türkiye hangi gerekçeyle not indirimini hak ediyor, doğrusunu söylemek gerekirse soru işareti” dedi.

    Döviz kurları

    Döviz kurlarındaki hareketliliğe de değinen Alkin, kurlardaki artışın kafa karıştırıcı olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

    “Geçmişte böyle bir kur hareketi ekonomideki diğer göstergelerden farklı hareket etmezdi. Yani, Türk tahvillerinin geri ödeme riski artardı, Türk tahvillerinin geri ödeme riski arttığından dolayı bu riskin göstergesi olan CDS’ler tavan yapardı, borsa endeksi çökerdi, Türk tahvillerinin ikinci el faiz oranlarında da rekor sıçramalar olurdu. Şimdi ise döviz kurlarındaki anormal sıçramaya göre Türk tahvillerinin geri ödeme riski birkaç yıl önceki risklerin altında. Yani Türk tahvillerinin geri ödemesi ile ilgili risk artması yok. Tahvil faiz oranlarına bakıyorsun, bu kur hareketini teyit edecek rakam yok. Borsa İstanbul 100 endeksi yeri geliyor 82 bin puana kadar yükseliyor. Orada da bir durum yok. O zaman bir noktadan sonra şunu diyorsunuz. Döviz kurları üzerinden Türkiye ekonomisinde ağır kriz yaşandığına dair birileri iddia ediyorsa bu iddianın piyasadaki diğer göstergeler tarafından da teyit ortaya koyması gerekir. Piyasalardaki 3 gösterge böyle bir kriz dalgasına işaret etmezken sadece döviz kurlarında anormallik söz konusu ise bu anormalliği sadece piyasa verilerine, sadece piyasadaki algıya bağlamak çok doğru olmasa gerek.”

    Kamu bankalarına daha fazla görev

    2017’nin bakanlardan bürokratlara, iş dünyasından tarım sektörüne, ekonomi köşe yazarlarından bankacılara, herkesin bir kat daha fazla birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Alkin şöyle devam etti:

    “Birbirimizi kollamamız gereken bir dönem. Kamu bankalarına da her zamankinden daha fazla görev düşen bir dönem. Bu yılı çok daha fazla kenetlenerek, dışarıdaki gelişmelere bağlı olarak, bilhassa bulunduğumuz Ortadoğu coğrafyasındaki tansiyonun bir miktar azalacağını umut ederek, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir rota oluşması yönünde çalışmalara belki devam ederek sürdürmek zorundayız. Türkiye ekonomik ve siyasi açıdan ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalırsa bu dünyanın ekonomik ve politik dengeleri açısından da çok büyük riskleri ve tehlikeleri de beraberinde getirir. Bu yüzden bence 50-60 yıldan beri çok ciddi müttefikimiz olan batılı ülkelerin bu noktayı dikkate alarak Türkiye konusunda belki her zamankinden çok daha fazla çaba içinde olmaları gerekir diye düşünüyorum. Zor ve iyi yönetilmesi gereken bir yıl. Uluslararası raporlara bakarsak 2017’nin özellikle ikinci yarısında ekonomik tablonun daha iyi olacağı görülüyor.”

    ABD’de Trump, İngiltere’de Brexit

    ABD’nin 45’inci Başkanı Donald Trump’ın söylemlerinin Türkiye için de umut olduğuna dikkat çeken Alkin, şu yorumu yaptı:

    “Trump’ın seçim döneminde ve seçimden sonra yaptığı basın toplantılarında ve sosyal medya hesaplarından verdiği mesajlarla dünya ekonomisinde, özellikle Ortadoğu’da tansiyonu indirmeye yönelik verdiği mesajların arkasında durabilmesi önemli. Ticaretle ilgili verdiği mesajlar var. Gerçekten Asya Pasifik’te, Atlantik’te, Kuzey Amerika’da daha önce yürürlüğe girmiş olan ticari anlaşmaları iptal edecek mi? Çin mallarına, Meksika mallarına ek vergi yükü getirebilecek mi? Avrupa cephesinde İngiltere bir Brexit olayı yaşıyor. AB projesinden resmen ayrılma kararı almış. Britanya da bundan 10 yıl sonrası için dünya siyasetinde değişebilecek dengelere bağlı olarak AB projesi dışında kalması gereken yeni bir strateji içine girmiş gözüküyor. Türkiye açısından küresel alandaki bütün bu belirsizliklerden ve Atlantik ile Pasifik arasındaki bu ekonomik siyasi kapışmadan fena halde etkilenmekteyiz.”

  • “Yumurtanın ateşi düşüyor”

    Yaklaşık bir ay önce 8 liradan alıcı bulan 15’li büyük boy yumurtanın fiyatı Edirne’de 6 liraya kadar düştü.

    Bir ay önce marketlerde aniden yükselen yumurtanın fiyatı tekrardan düşüşe geçerek vatandaşın yüzünü güldürdü. Yumurta fiyatının artması, tüketiciyi düşündürür hale getirirken fiyatın düşmesiyle tüketici tekrar talebini arttırdı. Gündelik yaşamda kullanım alanı azalan yumurtanın fiyatının düşmesiyle tekrar yükselişe geçti.

    Edirne’de yumurta satışı yapan Nesrin Tekin, yumurta fiyatlarının 1 ay önce artığını belirterek, “15’li büyük boy yumurtayı yaklaşık 1 buçuk ay önce 5 liradan satıyorduk. 1 ay önce bu fiyat 8 liraya kadar yükseldi. Son bir hafta içinde önce 7 liraya, sonra da 6 liraya düştü. Şimdi 6 liradan satıyoruz, daha da düşmesi bekleniyor” dedi.

    “İran’daki kuş gribi fiyatı arttırdı”

    Ani yumurta artışını İran’da yaşanan kuş gribine bağlayan Tekin, “İran’da kuş gribi görülmüş. Bize söylenen bu. Türkiye’den İran’a yumurta ihraç edilmiş. Bir de doların artması yumurta fiyatının artışında etkili olmuş. Bizim halkımız bu artıştan çok etkilendi. Esnafımız etkilendi. Halk yumurtasını yine almaya çalıştı ama az kullandı. Satışlarımız yarı yarıya düştü. Ben kendi evimde sahanda yumurta yaparken eskiden 3-4 tane kırıp yiyordum. Ama fiyatın artmasıyla bu sayı 2 hatta bire kadar düştü. Hamur işleri yapmayı kıstık. Kahvaltıda 2 tane haşlarken kişi başı bu bire düştü. Şimdi normale döndük daha düşerse daha da iyi olacak” şeklinde konuştu.