Etiket: Düşüren

  • Tünelde dehşete düşüren kaza

    İzmir’in Bayraklı ilçesinde, 1 otomobil, 1 kamyonet ve 1 motosikletin karıştığı zincirleme trafik kazasında 4 kişi yaralandı. Bayraklı Tünelleri içerisinde yaşanan feci kaza, başka bir aracın kamerasına saniye saniye yansıdı.

    Kaza, dün akşam 21.15 sıralarında İzmir Çevreyolu Bayraklı Tünelleri içerisinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Bornova’dan Karşıyaka istikametine seyir halinde olan Recep Karatay’ın idaresindeki 35 YG 35 plakalı motosiklet, sağ şeritten sol şeride geçiş yaparken aynı istikamette ilerleyen Sinan Akduman’ın kullandığı 35 JG 592 plakalı otomobile arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle direksiyon hakimiyetini kaybeden Sinan Akduman, bu esnada aynı istikamette ilerleyen Fayik Akçun’un kontrolündeki 35 AY 503 plakalı kamyonete yan tarafından çarptı. Motosiklet sürücüsü Recep Karatay ve arkasındaki Ezgi Elikara yola savrulurken, Fayik Akçun’un kullandığı kamyonet yan yattı.

    Kazayı gören diğer sürücüler durumu 112 sağlık ve polis ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine intikal eden polis ekipleri çevrede güvenlik önemleri alırken, kazada yaralanan 35 AY 503 plakalı otomobilde bulunan Şükrü Burkankulu, Abdülsamet Akçun ile 35 YG 35 plakalı motosiklette bulunan Ezgi Elikara ve sürücü Recep Karatay sağlık ekiplerince çevrede bulunan hastanelere kaldırıldı. Hastanelerde tedavi altına alınan yaralıların durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Öte yandan feci kaza başka bir aracın kamerasına saniye saniye kayıt edildi.

    Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Afyonkarahisar’da hayrete düşüren trafik ışığı direği

    Afyonkarahisar’da çok sayıda kentin yol ayrımının geçtiği kavşakta bulunan trafik sinyalizasyon direğinin yerine tam monte edilmeden adeta emanet durması güvenlik açısından büyük risk oluşturuyor.

    İzmir, Uşak, Denizli, Kütahya ve Antalya’nın yol ayrımının olduğu kavşaktaki trafik sinyalizasyon direği görenlere hayrete düşürüyor. Direğin tam monte edilmeden emanet bir şekilde durmasına vatandaşlar tepki gösterdiler. Direğin bağlı olduğu beton bloğun zemine sabitlenmeden dışarıda durduğu ve elektrik kablolarında ulaşılabilecek şekilde gömülü değil dışarıda olduğu gözlendi. Her gün binlerce aracın geçtiği kavşakta yer alan direğin uzun süredir o şekilde olduğu öğrenildi.

    Afyonkarahisar Belediyesi sorumluluğunda

    Konu ile ilgili bilgisine başvurulan Karayolları Afyonkarahisar 31. Şube Şefi Yalçın Özgür, direğin bölgede gerçekleştirilen köprülü kavşak çalışmaları nedeniyle yerinden sökülmüş olabileceğini kaydederek, direğin geçici bir zaman için o halde olduğunu ifade etti. Bölgedeki bütün trafik ışıklarının değişeceğini de belirten Özgür ayrıca trafik sinyalizasyon sisteminin Afyonkarahisar Belediyesi sorumluluğunda olduğunu da dile getirdi.

    Bütün trafik sinyalizasyon sitemleri yenilecek

    Afyonkarahisar Belediyesi yetkilileri ise, bölgede yer alan bütün trafik sinyalizasyon sitemlerinin yakın zamanda yenileceğini belirttiler.

  • 8 asırlık camide hayrete düşüren özellik

    Samsun’un Çarşamba ilçesinde bulunan 8 asırlık tarihi ahşap caminin tek bir çivi bile kullanılmadan yapılması görenleri hayrete düşürüyor. 1206 yılında yapıldığı belirlenen Göğceli Camii (Çivisiz Camii), 8 asrı aşkın süredir dimdik ayakta durarak yıllara meydan okuyor.

    Günümüzde dayanıklı olduğu iddia edilen yapıların kısa ömürlü olmasına karşın, 811 yıl önce çivi kullanılmadan, ahşaptan yapılan Göğceli Camii varlığını sürdürüyor. Müslümanların yüzyıllardır ibadet ettiği cami, ahşaptan yapılmasına rağmen yüzlerce devletten daha eski bir yapı olma özelliği taşıyor. Anadolu Selçuklu Devleti döneminde inşa edilen cami, birçok medeniyete ve savaşlara tanıklık etti. Selçuklu ve Osmanlı’yı geride bırakan cami, Cumhuriyet’in 100’üncü yılına merdiven dayadı.

    Turistlerin ilgisini çeken cami, çivi kullanılmadan yapılmasının yanı sıra yapım sırasında yapının çeşitli yerlerine konan şifreleri ile de dikkat çekiyor. Çivisiz Cami’nin kim tarafından yapıldığı tam bilinmiyor. Çivisiz Cami’nin, gezici irşat ekibi ya da Selçuklular tarafından yapıldığı tahmin ediliyor.

    Göğceli Camii’nin hemen önünde garipler mezarlığı bulunuyor. Buradaki mezar taşlarında yapılan incelemede en eski kabrin 300 yıllık olduğu tespit edildi. Caminin hemen yan tarafında tarihi bir su kuyusu bulunuyor.

    “Kurt boğazı’ tekniğiyle yığma olarak yapıldı”

    Üç yıldır Çivisiz Cami’de imamlık yapan Ahmet Özköse, “Bu caminin burada olması 8 asır önce Müslümanların burada olduğunun en büyük delilidir. Camimiz Selçuklu eseridir. Caminin yapılışında çivi kullanılmamıştır. Köşelerden tahtaların birbirine geçirilerek ’kurt boğazı’ denilen teknikle yığma olarak yapılmıştır. Camimiz mezarlığın ortasında sessiz huzurlu bir yerdedir. Çok fazla ziyaretçisi var. Geçtiğimiz yıllarda restorasyondan geçmişti. Fakat önümüzdeki zamanda yeni bir restorasyona gireceği söyleniyor” dedi.

  • Telefonunu kayalıklara düşüren muhtar belediyeden iş makinesi istedi

    Ordu’da bir kadın muhtar, sahilde gezerken telefonunu kayalıkların arasına düşürünce Ordu Büyükşehir Belediye Başkanından telefonunun çıkarılmasını istedi. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, “Telefonu arama çalışması telefondan daha pahalı olur” diyerek muhtara yeni bir telefon hediye etti.

    Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, geçtiğimiz günlerde Altınordu ilçesinin mahalle muhtarları ile toplantıda bir araya geldi. Mahallelerin sorunlarının ele alındığı toplantının son bölümünde Subaşı Mahallesi Muhtarı Merve Nur Çetinkaya, Başkan Yılmaz’dan ilginç bir istekte bulundu. Muhtar Çetinkaya, sahilde dolaştığı bir gün telefonunu dolgu kayalıklarının arasına düşürdüğünü, çok uğraştığı halde bulamadığını belirterek, iş makineleri ile kayaların kaldırılarak telefonunun bulunmasını istedi. Bu isteği Başkan Yılmaz başta olmak üzere diğer mahalle muhtarları tebessümle karşıladı.

    Toplantıdan birkaç gün sonra Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, makamına davet ettiği Muhtar Çetinkaya’ya son model bir telefon hediye etti. Başkan Yılmaz, kayıp telefonun bulunması için söz konusu alana iş makineleri ve ekip gönderilmesinin telefondan daha pahalıya mal olacağını belirterek, yeni bir telefon hediye etmeyi daha uygun gördüklerini söyledi. Muhtar Çetinkaya, bu jest karşısında Başkan Yılmaz’a teşekkür etti.

  • Erdoğan’a suikast timindeki Çiğli’nin ’üs imamı’ndan dehşete düşüren FETÖ itirafları

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konakladığı otele saldırı düzenleyen Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığının ’üs imamı’ olarak bilinen ’Paşa’ lakaplı darbeci Astsubay Başçavuş Zekeriya Kuzu’nun ifadesi ortaya çıktı. Darbeci Kuzu ifadesinde, FETÖ bağlantısı, suikast planının ayrıntıları ve sonrasında olay yerinden nasıl kaçtıklarına dair bilgiler aktardı.

    15 Temmuz FETÖ’nün darbe gecesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaldığı Marmaris’teki otele suikast için gidenler arasında yer alan Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığının ’üs imamı’ olarak bilinen darbeci Astsubay Başçavuş Zekeriya Kuzu, ifadesinde çarpıcı bilgiler verdi. 6 sayfalık ifadede darbeci Astsubay, “Arif ile yaptığımız sohbetlerde artık Fetullah Gülen’in ismi geçtiği gibi kitaplarını da okuyorduk. 2012 yılı temmuz ya da ağustos ayına kadar bu şekilde buluşmalarımız devam etti. O dönemlerde bana tayininin çıktığını söyledi. Israrlarıma rağmen nereye çıktığını söylemedi. Arif, bundan sonra görüşeceği kişi olarak ’Tahir’ isimli, yine öğretmen olduğunu söyleyen bir kişiyle tanıştırdı. Tanıştığım bu 3 kişinin de ortak özelliği telefon kullanmamalarıydı” dedi.

    ’Paşa’ şeklinde kim hitap ederdi

    Darbeci Astsubaya, Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığındaki ’Paşa’ lakabı da soruldu. Kuzu bu soruya ise, “Paşa şeklinde bir lakabım yoktu. Bu şekilde bana sadece 2. Ana Jet Üssü Komutanımız Tümgeneral Kubilay Selçuk hitap eder” yanıtını verdi.

    Bir doları örgüt lideri Gülen göndermiş

    Bir dolarlık banknotlarla ilgili soruya yanıt veren Kuzu, “Bu dolarları Arif diye bahsettiğim kişi verdi. Uzun bir süre önce bir sohbetimiz sırasında Arif bana bir dolarlık banknot verdi. Bu parayı Amerika’da bulunan Fetullah Gülen’in gönderdiğini, ’bereket olsun’ diye bu parayı cüzdanımda taşımam gerektiğini söyledi. Ben de gırgır olsun diye ’Hocanın başka işi yok mu, para dağıtıyor’ şeklinde cevap vermiştim. Bunun üzerine ben de aldığım parayı cüzdanımda saklamaya başladım. Bu para halen Çiğli 2. Ana Jet Üssündeki 621099 plakalı askeri araçtaki cüzdanımda bulunur. Aramızda daha sonra bu parayla ilgili bir sohbet geçmedi. Paranın seri numarasıyla ilgili de herhangi bir bilgim bulunmamaktadır” diye konuştu.

    Cumhurbaşkanı’na korkunç suikast detayı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a suikast için giden timin başında olduğu belirtilen Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş ile Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanlığındaki Muharebe Arama Kurtarma (MAK) biriminde Albay rütbesiyle görev yaptığı dönemde tanıştığını aktaran Kuzu, darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz günü Taner Binbaşı’nın kendisini arayarak Gökhan Paşa’nın üsse geldiğini ve Ramazan Elmas Albay’ın odasında olduğunu haber verdiğini söyledi. Kuzu, Ateş’in kendisine bir görev olduğunu, 36 kişilik malzeme ayarlamasını da söylediğini aktardı.

    General’den Binbaşı’ya: “Bu işin erbabı sizsiniz, bundan sonra biz size tabiyiz”

    Darbeci Astsubay, “Sönmezateş, bize bu fotoğrafın bulunduğu yerde üst düzey bir PKK’lı yöneticinin olduğunu ve bunu alacağımızı söyledi. ’Ekibin genç ve toplama ve bu işin nasıl olacağını’ sorduğumda bana bununla ilgili uzun zamandır hazırlanan özelci bir ekibin olduğunu, bizim artçı görev yapacağımızı söyledi. Bu sayede arkadaşların tecrübe kazanacağını belirtti. Sonra göreve ’hayır’ diyen personel olup olmayacağını sordu. Biz de personeli motive edeceğimizi söyledik ve yanından ayrıldık. Saat 19.00 civarı Taner Binbaşı, Gökhan General’in çağırdığını söyledi. Yanına gittiğimizde tedirgin ve morali bozuktu. Görevin iptal olduğunu, herkesin evlerine gidebileceklerini söyledi. Ben de üzerimi değiştirmek için Hasan Üsteğmen’le Kaklıç’a gittim. Kendisiyle çay içerken Taner Binbaşı beni aradı. Derhal gelmemizi istedi. Dönüp Gökhan General’in yanına çıktık. Kendisi misafirlerin geleceğini, göreve bugün çıkabileceğimizi ancak gelecek misafirlerin ilk başta beklenilen sayıda olmadığını, bizim ekip dahil 27 kişilik malzeme hazırlamamız gerektiğini söyledi. Bir Skorsky, 14 civarında özel kuvvet personeli indirdi. Onları arabamıza alarak malzemeliğe götürdük. Liderleri daha önceden tanımadığım Şükrü Binbaşıydı. Gökhan General, Şükrü Binbaşı’ya ’bu işin erbabı sizsiniz, bundan sonra biz size tabiyiz’ dedi. Şükrü Binbaşı, belirlenen makineli tüfekçilere hava fotoğrafı üzerinden görevlerini anlatıyordu. Kursiyerlerin de önünde bir terör örgütü liderini almaya yönelik operasyon yapılacağını söylediğini öğrendim. Bu nedenle helikopter başına giderken kursiyerler yanımıza gelip ’biz de gelelim’ şeklinde coşkulu şekilde talepte bulunuyordu” ifadelerine yer verdi.

    “Teslim olun, yoksa roket atacağız”

    Kuzu, şöyle devam etti:

    “O esnada Gökhan General’in uçuş ekibine bağırdığını duydum. Yüksek sesle, emirleri Genelkurmay adına Hulusi Akar’dan aldığını, derhal kalkmaları gerektiğini söylüyordu. Bu esnada kim olduğunu hatırlamıyorum; ancak bizim ekipten biri bana ’Cumhurbaşkanını almaya gidiyormuşuz’ dedi. Ben de bu durumu içerisinde bulunduğum helikopterin teknisyenine sordum. Kendisi bana baş parmağını kaldırarak ’tamam’ işareti yaptı.”

    Astsubay Kuzu, “Villadan birisini çıkartıp bize doğru getirdiklerini gördüm. Şükrü Binbaşı, orada bulunan villanın içerisindekilere ’teslim olun, yoksa roket atacağız’ diye bağırıyordu; ancak yanımızda roket yoktu. Bu şekilde bağırdıktan bir süre sonra el bombasına ait olduğunu düşündüğüm patlama sesi duydum” şeklinde konuştu.

    Cumhurbaşkanlığı korumalarının bulunduğu odaya girerek bir tüfek ve tabanca aldığını, başka bir şey yapmadığını öne süren Kuzu, sürekli telefonla konuşan Şükrü Binbaşı’nın, ’Buradan derhal kaçmalıyız, helikopter gelmiyor’ sözleri üzerine olay yerinden uzaklaşmaya çalıştıklarını; ancak ateş altında kalınca Taner Binbaşı ile bir otele girdiklerini anlattı.

    Yanlarına gelen gelen özel kuvvet ekipleriyle kumsala indiklerini, oradaki evin içine girdiklerini aktaran Kuzu, burada da ateş altında kaldıklarını, silahını sürünürken kumsalda bıraktığını, önlerine gelen özel güvenlik görevlisinin tarifiyle ormanlık alana doğru ilerlediklerini ifade etti. Kuzu, “Şükrü Binbaşı, bize Gökhan General ve ekibinin muhtemelen öldürüldüğünü, helikoptere yakıt alamadıklarını söyleyerek, bundan sonrası için hayati idame yapacağımızı söyledi. Kaçtığımız dönemde bizi yanına alan, yiyecek ve içecek veren, konaklama imkanı sunan kimse olmadı. Kendi başımıza hayatımızı sürdürdük” dedi.

    Yüzbaşından darbeci askerlere: “Burada hizmet hareketinden olmayan var mı?”

    ’Paşa’ lakaplı darbeci asker Kuzu, “Bir dinlenme sırasında İsmail Yüzbaşı isimli özel kuvvetçi bize dönerek, ’Burada hizmet hareketinden olmayan var mı?’ diye sordu. Kimseden cevap gelmedi. Bu konuşma olduğu sırada biz 18 kişiydik” diye konuştu.

    Marmaris’teki saldırıda polisi şehit eden kişinin Şükrü Binbaşı olduğunu da iddia eden Kuzu, Binbaşı’nın kendisine ve ekibe polisi kendisinin öldürdüğünü, kendisi ateş etmese polisin ona ateş edip öldüreceğini söylediğini de net şekilde duyduğunu anlattı. Astsubay Zekeriya Kuzu, kaçtıkları sırada birkaç kez teslim olmaları yönünde teklifinin olduğunu; ancak yine Şükrü Binbaşı’nın bu teklifi polisin kendilerini gördüğü yerde öldüreceği gerekçesiyle kabul etmediğini savunarak, rahatsızlanan Taner Binbaşıyı hastaneye götürmek istediklerini, bu sırada da yakalandıklarını anlattı.

    “Ben üs astsubayı olduğum için…”

    “Normalde bu yapı ’tedbir kavramı’ ile adlandırılan, kimsenin kimseyi tanımadığı, daha doğrusu hiçbir hizmet erbabının bağlı olduğu ağabeyi dışında kimseyi tanımadığı bir güvenlik tedbiri alır ancak astsubaylar olarak bizim en büyük zaafımız ağzımızın gevşekliğidir” diyen Kuzu, “Tedbir kavramına çok dikkat etmeyiz. Hizmet hareketinin içinde olduğunu düşündüğümüz bir astsubay varsa gider, onunla konuşur ve kendimizi de ifşa ederiz. Ben üs astsubayı olduğum için çok sayıda astsubay gelip kendisinin de bu gruptan olduğunu bana anlatmıştır. Öte yandan, Taner Binbaşı’nın bana ’Hocam’ diye hitap ettiği doğrudur; ancak bu hitap tarzı bu yapıyla ilgili değildir. Havacılıkta mesleğinde temayüz eden kişilere bu şekilde hitapta bulunulabilir. Ayrıca, bizim kursiyerlerimiz bulunduğundan da ’Hocam’ diye hitap edildiği görülmektedir” ifadelerinde bulundu.