Etiket: düşürecek

  • Yeni Hal Yasası enflasyonu düşürecek

    OMÜD Başkanı Mehmet Nuri Görenoğlu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlıkları yürütülen yeni Hal Yasası’nı desteklediklerini açıkladı. Yeni düzenlemenin enflasyonun kontrol altına alınması açısından çok yararlı olacağına inandıklarını dile getiren Görenoğlu, “Sebze ve meyvenin oluklu mukavvadan üretilen ambalajlarda taşınması ve depolanması fire oranının azaltılmasında önemli bir etken olacak” diye konuştu.

    Oluklu Mukavva Sanayicileri Derneği (OMÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nuri Görenoğlu, meyve ve sebze hallerine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa taslağını desteklediklerini belirterek, “Yeni Hal Yasasının yürürlüğe girmesiyle sebze ve meyvenin hijyenik karton ambalajlarda taşınması ve depolanması fire oranını yüzde 30-35 oranında düşüreceği için gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskısını da azaltacaktır” dedi.

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi tarafından açıklanan ve halen hazırlıkları devam eden yeni Hal Yasası’na göre, bundan sonra hallerde sebze ve meyve yanında tavuk, et ve balık gibi gıda ürünleri de satılacak. Bu ürünlerin ambalajlarına ilişkin de yeni standartlar getirecek olan Hal Yasası ile gıda fiyatlarının düşürülmesi hedefleniyor. Bu yasa ile gıda fiyatlarının düşürülmesi hedeflenirken, ürünlerin ambalajlarına ilişkin de yeni standartlar getirilecek.

    Bakan Tüfenkçi her sebze için fireyi en aza indirecek kap standartlarının belirleneceğini ve ürünün şekline göre kartondan yuvalar yapılacağını belirtirken, yeni Hal Yasası Taslağı’nı değerlendiren OMÜD Başkanı Mehmet Nuri Görenoğlu ise, yeni düzenlemeyi gıda fiyatlarının düşürülmesine yönelik önemli bir adım olarak nitelendirdi.

    “Fire oranı yüzde 30-35 azalıyor”

    Sebze ve meyvenin lojistik aşamasında yapılan hatalar nedeniyle çok fire verildiğini ve bunun da enflasyonist bir etki oluşturduğunu anlatan Görenoğlu, “Özellikle sebze ve meyve hallerinde ambalajlama hataları nedeniyle maalesef binlerce ton ürün henüz tüketiciye ulaşamadan ziyan oluyor. Yeni Hal Yasası Taslağı’nda bu konuda standartların getirilecek olması hem Türkiye ekonomisi hem tüketiciler açısından çok sevindirici. Ürünlerin soğuk hava zinciri ile taşınmasının yanı sıra doğru ambalaj ile paketlenmesi de büyük önem taşıyor. Bu konuda sebze ve meyvelerin oluklu mukavva ambalajda saklanmasını ve taşınmasını önemsiyoruz. Çünkü diğer ambalaj türlerine göre oluklu mukavvada taşınan ürünler daha uzun süre taze kalıyor ve daha hijyen koşullarda koruma sağlıyor. Bu da gıdadaki fire oranının yüzde 30-35 oranında azaltacağı için ister istemez ürün fiyatlarını da aşağı çekecektir” diye konuştu.

    OMÜD Başkanı Görenoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Yapılan bilimsel hesaplamalara göre, Türkiye’de market kanalında satılan yaklaşık 2.6 milyon tonluk domatesin diğer ambalaj malzemeleri yerine oluklu mukavva kasada taşınması ile sadece ağırlık kaybını azaltmasından dolayı oluşacak yıllık kazanç yaklaşık 40 milyon TL olacak. İtalya’daki Bologna Üniversitesi Tarım ve Gıda Bilimleri Bölümü Araştırmasına göre yaş meyve ve sebzelerin oluklu mukavva ambalajda 3 gün daha taze kaldıkları tespit edildi. Ayrıca Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırmasına göre oluklu mukavva ambalajda taşınan sebze ve meyvelerin diğer alternatif ambalaj malzemelerine göre daha az ağırlık ve sertlik kaybına uğradığı daha uzun süre taze kaldığı kanıtlandı”.

  • Pırlak: “Yerli patates tohumları çiftçinin maliyetini aşağı düşürecek”

    Niğde Patates Araştırma Enstitüsü tarafından üretilen ve patentleri alınan milli patates tohumları, yüksek kaliteli verim ve patateste kanser hastalığına karşı dayanıklılık özelliğiyle çiftçinin maliyetini aşağı düşürecek.

    Enstitüde yürütülen tohum ıslah çalışmaları kapsamında 2015 yılı Ankara Tohumluluk Tescil ve Sertifikasyon Müdürlüğünde tescil edilen ’Fatih’ ve ’Onaran’ çeşidinin ardından 2016 yılında ’Nahita’, ’Nam’ ve ’Ünlenen’ çeşidinden sonra ‘Levent Bey’, ‘Murat Bey’ ve ‘Çağla’ adlı yerli patates çeşitleri ile yerli tohumluk patateslerin sayısı artırıldı.

    Yerli çeşitlerin kullanılmasıyla birlikte üreticilerimizin patatesteki maliyetlerini oldukça aşağı düşeceğini söyleyen Niğde Patates Araştırma Enstitüsü Müdürü Uğur Pırlak, “Çiftçilerimiz ve üreticilerimiz tarafından baktığımızda tohumluğun maliyetteki en büyük unsurdur. Yerli çeşitlerin kullanılmasıyla birlikte üreticilerimizin patatesteki maliyetlerini oldukça aşağı çekecektir.

    Kendi yerli çeşitlerimizin devreye girmesiyle birlikte üreticilerimize daha ucuz, daha kaliteli ve daha yüksek verimli tohumlar ulaştıracağız. Üreticilerimizin maliyeti de yerli patates tohumu ile aşağı çekeceğiz” dedi.

    8 yerli patates tohumu tescillendi

    2005 yılından bu güne kadar yürütülen çalışmalar sonucunda 8 yerli patates tohumu çeşidinin Türk tarımına kazandırdıklarını söyleyen Müdür Uğur Pırlak, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “2015 yılında ilk defa iki çeşit olan ‘Onaran’ ve ‘Fatih’ isimleriyle, 2016 yılında yine üç çeşidimiz ‘Ünlenen’, ‘Nahita’ ve ‘Nam’ isimleriyle ve 2017 yılında ise üç çeşidimiz olan ‘Levent Bey’, ‘Murat Bey’ ve ‘Çağla’ isimlerini verdiğimiz yerli patateslerimiz oldu. Çeşitlerimiz ülke koşullarına uygun, yüksek verimli, kaliteli, yemeklik ve sanayi çeşitlerimizdir. Ülkemizde başta Hollanda olmak üzere Almanya, Fransa, İngiltere ve İskoçya gibi ülkelerden ıslah edilmiş patates çeşitleri kullanılmaktadır. Bizim karşımıza çıkan en büyük problem ise üretim programlarına girmiş yerli tescilli patates çeşitlerimizin olmaması en büyük problemlerimizdi. Biz bu problemi çözmek amacıyla ve patates tohumunda yurt dışına bağımlılığı önlemek için patates çeşitliliğini geliştirmeye çalışıyoruz. Bu çeşitliliklerle bölgemizin büyük sorunu olan patates hastalıklarına karşı dayanıklı çeşit çalışmaları yapıyoruz. Ülkemize çok büyük katkısı olacaktır. Çünkü yurt dışına ödenen milyonlarca dolar para, geliştirdiğimiz yerli çeşitlerimizin devreye girmesi ile birlikte ülkemizin ekonomisinde kalacaktır.”

    Bu yıl üretime başlanacak

    Yaygın üretime önümüzdeki yıldan itibaren başlanacağını söyleyen Müdür Uğur Pırlak, bu yıl Sivas, Konya ve Kayseri’de üretim yapılacağını ifade etti.

  • Yerli enerji kaynakları faturaları düşürecek

    Türkiye’nin enerji üretiminde dış kaynaklardan beslendiğini belirten ABK Çeşme RES Proje Koordinatörü Erman Kaya, yenilenebilir enerjiyle birlikte istihdamın artacağını; elde edilecek katma değerin de ülkemizde kalmasıyla bu gelişmenin ekonomiye adeta cansuyu olacağını kaydetti. Kaya, Yerli enerjinin daha fazla kullanılır hale gelmesinin mevcut elektrik faturalarını da düşüreceğine dikkat çekti.

    Enerji tüketiminin arttığı kış aylarında, ucuz, çevreci ve sürekli bir kaynak olan yenilenebilir enerji daha da önem kazanıyor. Türkiye’nin enerji üretiminde dış kaynaklardan beslendiğini belirten ABK Çeşme RES Proje Koordinatörü Erman Kaya, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artmasının son tüketicinin enerji maliyetlerini de düşüreceğini söyledi.

    Ülkemizin uluslararası pazardaki rekabet gücünü artırabilmesi için yerli enerji kaynakları yatırımlarının önünün açılması gerektiğini dile getiren Kaya, yenilenebilir enerjiyle birlikte istihdamın artacağını; elde edilecek katma değerin de ülkemizde kalmasıyla bu gelişmenin ekonomiye adeta cansuyu olacağını kaydetti.

    İzmir’in özellikle rüzgar rejimi açısından sürekli ve önemli bir potansiyel taşıdığını dile getiren Erman Kaya, “Son on yılda Rüzgar Enerjisi Santrallerinde (RES) pekçok yatırımın devreye alındığı İzmir, 2017 yılı ile birlikte kurulu güçte 1000 Megavat sınırını aşarak, Türkiye’nin lideri oldu. Kentte aralık ayında 127 MW gücünde RES yatırımının devreye alınmasıyla toplam kurulu güç 1076 MW olurken; İzmir’i, 971 MW ile Balıkesir, 597 MW ile Manisa izliyor. Türkiye’deki RES kurulu gücü ise 2016 yılında bir önceki yıla göre 1240 MW artarak 5738 MW seviyesine yükselirken; toplam kurulu güç içinde RES’in payı yüzde 7.31 oldu” bilgisini verdi.

    “Elektrik faturaları düşecek”

    Yerli enerjinin daha fazla kullanılır hale gelmesinin mevcut elektrik faturalarını da düşüreceğine dikkat çeken Kaya, “Yenilenebilir enerji doğal kaynaklardan besleniyor. Herhangi bir şekilde atık bırakmıyor. Sektör için çok önemli bir gelişme olan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın çıkardığı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) Yönetmeliği ile artık yenilebilir enerji kaynak alanları oluşturulacak. Bu sayede hem güneş, hem de rüzgar enerji santrallerine dayalı elektrik üretiminin gerçekleştirilmesi hız kazanarak, yerli enerji üretimiyle dışa bağımlılık azalacak. Elektrik faturaları da günden güne düşecek. Bundan sonraki etaplarda da yenilenebilir enerjinin önü açılacak ve yerli üretim ile bu gelişme halka da yansıyacak” ifadesini kullandı.

    “Gelişmiş ülkeler yeniden atakta”

    Dünya geneline bakıldığında gelişmiş ülkelerin yenilenebilir enerji kaynaklarına büyük yatırımlar yaptıklarının net olarak görüldüğünü aktaran Erman Kaya, şu bilgileri verdi: “Çin, en son açıkladığı yatırım planlamalarında temiz enerjiye 2020 yılına kadar 144 milyar dolar ayıracağını duyurdu. Bu, çok önemli bir rakam. Diğer yandan, Kasım 2016’da yürürlüğe giren Paris Antlaşması’nın iklim değişikliğine doğrudan etki eden, enerji sektöründe değişimi sağlayıcı bir rolü bulunuyor. Avrupa’nın en güçlü sanayisine ve en çok emisyon salınımına sahip ülkesi Almanya, emisyon salınımını azaltmak için ciddi çalışmalarda bulunuyor. Kuzey Avrupa ülkeleri yenilenebilir enerjiden elde ettikleri enerji sayesinde vatandaşlarına geri ödeme yapar duruma geliyor. Kısaca, petrol ve gaza yapılan yatırımlar azalırken; temiz enerjinin en önemli unsurlarından yenilenebilir enerji yatırımları dünya genelinde artıyor. Türkiye olarak bizim de, doğalgaz tedarik aksamaları ve diğer santrallerin yetersiz kalması sonucunda, serbest piyasadaki enerji fiyatlarının orantısız yükselişlerini yaşamamamız için yenilenebilir kaynak yatırımlarına ağırlık vermemiz gerekiyor.”

  • (Özel haber) Adeta kuzu fabrikası olan bu koyunlar kurbanlık fiyatlarını düşürecek

    Bursalı bir müteşebbisin Ukrayna’dan ithal ettiği Romanov cinsi koyunlar, kurbanlık fiyatlarını ucuzlatacak.

    Türkiye’de ağırlıkları 40-50 kiloyu geçmeyen yerli ırkların bir çoğu yılda bir ve iki yavru veriyor. Bursalı müteşebbis Mustafa Aydın’ın özel izinle Ukrayna’dan getirtiği Romanov cinsi koyunlar ise yılda 6-8 kuzu doğuruyor ve ağırlıkları 70-80 kiloya kadar çıkıyor. Doğurganlıkları ile tam bir kuzu fabrikası olan koyunlar, ülkemizdeki iklim şartlarına hiçbir zorluk çekmeden alışabiliyor.

    Çok yavrulayan ve normal koyunlara nazaran daha iri olan bu koyunlar sayesinde Türkiye’de hem kurbanlık, hem de et fiyatlarının ucuzlayacağını ifade eden Mustafa Aydın, “Romanov cinsi koyunlardan 4 ay önce damızlık olarak 100 baş getirdim. Bu koyunlar yılda 2 kez doğum yapıyor. Bir batında 4 yavru doğurdukları oluyor. 12-14 ay zarfında Romanov cinsi koyun 6-7 yavru yapıyor. Eti lezzetli. Türkiye’de bir çok yerli ırk yılda 1-2 doğum yapıyor. Romanov koyunları süratle büyüyor, 70-80 kilo ağırlığa ulaşıyorlar. Ülkemizdeki koyun ırkları 40-50 kilo gelirken, Romanov cinsi koyunlar bunların iki katı cüsseye ulaşıyor. Romanov cinsi koyunların kurbanlık ve et fiyatlarını düşüreceğini ümit ediyorum. Ben bu koyunları 4 ay önce Ukrayna’dan getirttim. Bu koyunlar beni yanıltmadı. Gebe olarak aldığım bu koyunların ikiz, üçüz ve dördüz yavruladığına bizzat şahit oldum. Biz ülke olarak küçük baş hayvancılığın yaygınlaşmasını sağlamalıyız. Yerli ve yabancı ırk gözetmeksizin ülkemizdeki küçük baş seviyesini üst sıralara çıkartmalıyız” dedi.

    Aydın, Kurban Bayramı’na bir aydan daha fazla süre olduğunu, kurbanlık fiyatlarının henüz belli olmadığını kaydederken, Romanov cinsi koyunların fiyatların düşmesine katkı yapacağına inandığını sözlerine ekledi